8’inci DSS Özel Sayısı: Leonardo’nun Denizlerdeki Evrimi – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

8’inci DSS Özel Sayısı: Leonardo’nun Denizlerdeki Evrimi

21 Kasım 2017

MSI Dergisi’nin, medya sponsorluğunu üstlendiği 8’inci Deniz Sistemleri Semineri için hazırlamış olduğu, içerisinde haber, analiz, makale ve söyleşilerin yer aldığı 151’inci özel sayısında yayımlanan “Leonardo’nun Denizlerdeki Evrimi” başlıklı tanıtıcı makale, MSI Dergisi’nin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

 

Denizcilik alanındaki faaliyetlerini 50 yılı aşkın süredir aktif bir şekilde sürdürmekte olan Leonardo’nun sunduğu teknolojiler, bu süre zarfında, dünya çapındaki 40’tan fazla tersane ve entegratör firma tarafından, 100’ün üzerinde askeri gemide kullanılmak üzere tercih edildi. Son yıllarda, İtalyan Deniz Kuvvetlerinin filosunu yenileme süreciyle de uyumlu olarak, Leonardo, tüm askeri denizcilik ürünlerinde, çok hızlı bir değişim gerçekleştirdi.

 

Bu değişim, İtalyan-Fransız iş birliği programları Horizon ve FREMM’in yanı sıra Katar Deniz Kuvvetlerinin modernizasyon programı gibi, şirketin ileri teknoloji ürün ve sistemler geliştirdiği ve sağladığı pek çok önemli sözleşmeyi de beraberinde getirdi. Tüm bu projeler, Leonardo’nun, kendisini, savaş sistemlerinin entegrasyonu yapan ve günümüz deniz kuvvetlerinin ihtiyaçlarına yönelik ileri teçhizat sağlayan başlıca uluslararası oyunculardan birisi olarak konumlandırmasına imkân tanıdı.

Özellikle İtalyan Deniz Kuvvetlerinin ihtiyaç duyduğu, yüksek düzeyde inovasyonu içeren, hem askeri hem de sivil amaçlara yönelik çift kullanımlı yeni gemiler için, yüksek modülerlik ve esneklik özelliklerine sahip yeni sistemler geliştirilmesi ihtiyacı, Leonardo’nun yoğun çalışmalar yapmasını gerektirdi. Firma, esas olarak, sistemlerin ortak kullanılabilirliğine; diğer bir deyişle İtalyan Deniz Kuvvetlerinin tedarik edeceği yeni savaş sistemlerinin, savaş yönetim sistemlerinin ve radar ve sensörlerin farklı donanma unsurlarına kolaylıkla entegre edilebilmesine odaklanıyor.

İtalyan Deniz Kuvvetlerinin hâlihazırdaki filoyu yenileme faaliyetleri; çok maksatlı açık deniz devriye gemileri, bir lojistik destek gemisi ve bir havuzlu çıkarma gemisini içeriyor.

FREMM (BERGAMINI) sınıf fırkateyn

 

Leonardo, bir taraftan da yeni nesil bir savaş yönetim sistemi (SYS) geliştirdi. Gemi yönetiminin “beyni” olarak görülen bu sistemle ilgili söylenmesi gereken pek çok şey var. Açık mimariye sahip sistem, modüler ve yeniden konfigüre edilebilir özellikte. Diğer bir deyişle farklı tür gemilerde, aynı sistem kullanılabiliyor ve gelecekte, ihtiyaç duyulması hâlinde, ilave donanımlar da sisteme entegre edilebiliyor. Sistemde, İtalyan Deniz Kuvvetlerine özel olarak geliştirilen inovatif kabiliyetler de bulunuyor. Uçak kokpitinden esinlenilen bu sistem, Leonardo’nun, Fincantieri tersanesi ile gerçekleştirdiği iş birliği ile geliştirildi. Gemiyi sevk ve idare etmekte kullanılan bu yeni sistem, arttırılmış gerçeklik teknolojisinin de yardımıyla hem geminin işletilmesine hem de muharebe kabiliyetinin entegre bir şekilde yönetilebilmesi olanak sağlıyor.

Leonardo, AESA teknolojisine dayalı yeni sistemler gerçekleştirme konusunda da öncü firmalar arasında yer alıyor. Firmanın geliştirdiği çok işlevli AESA radar sistemleri, hâlihazırda olgunlaşmış ürünlere dönüşmüş durumda. Şu an, denizde ve karada kullanılan, pek çok AESA sistemi mevcut.

Çok güçlü işlemcilerin ortaya çıkmasına ilaveten fiber optik, fotonik ve katı hâl mikrodalga bileşenleri gibi pek çok alandaki teknolojilerde meydana gelen köklü ilerlemeler, AESA teknolojisini kullanan, tek bir yöne bakan sabitlenmiş sensörlerin geliştirilmesine ve gemilerde kullanılan başlıca radarların modernize edilmesine olanak sağlıyor. Yeni nesil Leonardo radarları, taktik balistik füze (TBM) gibi tehditlere karşı, daha etkili performans sağlıyor.

Kendilerinden önceki basit radarlardan farklı olarak çok işlevli radarlar; Nokta Savunması, Hava ve Deniz Gözetleme, Kıyı Suları Muharebesi ve Top Ateşi Desteği sağlama konularında da önemli roller üstleniyor. Şirket, KRONOS ailesi gibi, pazarda önemli bir ağırlığa sahip ürünleri geliştirmiş olmaktan ve gönderme/alma alanındaki teknolojilerde meydana gelen hızlı değişimleri takip etme kabiliyetinden hareketle, bu teknolojide yüksek olgunluk seviyesine ve rekabet açısından güçlü bir konuma ulaşmış durumda. Bu kabiliyet, daha güçlü modüller sayesinde (GaN-Galyum Nitrit ve GaAs-Galyum Arsenit teknolojileri), radarların tespit menzilini iyileştirirken; maliyetleri, rekabetçi bir seviyede tutmayı da başarıyor ve farklı sınıftaki gemilerin (devriye botlarından yüksek tonajlı gemilere) farklı görevlere ilişkin gereksinimlerini karşılayabiliyor. Bu radar sistem mimarisi aynı zamanda, ek özelliklerin, kabul edilebilir maliyetlerde kazandırılmasını da sağlıyor. Bu sayede Leonardo, kullanıcı gereksinimlerine kolaylıkla cevap verebiliyor (örneğin ATBM / anti taktik balistik füze, atış kontrol). Leonardo’nun donanma ürünleri portföyünü genişletmesi, AESA çift bant radarının ortaya çıkışını da beraberinde getirdi. Bu radar, C ve X bantlarında çalışan dört adet çift bantlı ve farklı yönlere bakacak şekilde sabitlenmiş dizine sahip çok işlevli yeni bir AESA radarından oluşan, çok sensörlü bir sistem. Bu yeni radar, yeni AESA ve X bant radarları da kapsamakla birlikte, onların daha gelişmiş bir versiyonu ve gemideki diğer sensörlerle olan entegrasyondan da daha iyi faydalanıyor. Çift Bant Radar, her bir sensöre özel belirli bir görev atayarak, her bir görev için uygun işletim modunun uygulanmasına imkân tanıyor. Böylelikle radarların standart kullanımında ortaya çıkabilecek çakışma ve üstdüşüm (superposition) ihtimali ortadan kalkmış oluyor. Bu da Çift Bant Radar’ın, iki sensörün ayrı ayrı kullanılmasına kıyasla daha yüksek performans göstermesini sağlıyor. Uygulamada çift bant, esas olarak, eş zamanlı erken ihbar amaçlı gözetlemeyi ve alçak irtifa füze savunmasını, elektronik karıştırmanın pasif gözetiminin ve düşman sensörlerini aldatma süresinin kısalmasını ve aynı zamanda radarlar ve elektronik harp cihazları arasındaki parazitlerin en aza indirilmesini garanti altına alıyor.

AESA ile gelen bu değişim, uzun menzilli L bant radar sistemlerine de uygulanmış durumda ve bunun sonucunda, sayısal dizinli bir radar olan; KRONOS Power Shield (Güç Kalkanı) ortaya çıktı. KRONOS Power Shield; inovatif bloklardan oluşan; hava hedefleri ile TBM’lere karşı uzun menzilli gözetleme sağlamak için tasarlanmış; sinyal yayan her bir unsura yönelik ayrı alıcının bulunduğu; tamamen sayısal hüzme kontrolü yapan; sayısal fazlı ve kazanç kontrolüne sahip bir sayısal dizinli radardır. Sistem, çok işlevli sensöre sahip tipik bir uzun menzilli 3B hava gözetleme radarından beklenen gereklilikleri sağlayan, ilk Leonardo ürünüdür. Diğer benzer sistemlere kıyasla daha geniş bir güç açıklığına sahip olan radar, aynı zamanda daha esnek bir yapıya sahip ve daha geniş bölgeleri kapsayabiliyor.

TBM söz konusu olduğunda, radarın görevi, diğer AESA sensörlerinin hızlı bir şekilde harekete geçmesini sağlamak amacıyla tehditleri erkenden tespit etmek ve TBM’nin konumunu doğru tahmin etmektir. Radar, tarama modunda ya da sabit bir bölgeye bakar modda çalışabilir. Sabit bölgeye bakar modda, 1.300 kilometre menzil sınıfındaki balistik füzeleri tek başına tespit ve takip edebilecek şekilde, çok gelişmiş kabiliyetlere sahip olan radar, donanmaların büyük savaş gemilerine entegre edilebilir.

KRONOS GRAND NAVAL

 

KRONOS NAVAL

 

Geçmişteki RAN30X gözetleme radarı sisteminden yola çıkılarak geliştirilen yeni X bant SPS 732 deniz radarı, hafif ve orta büyüklükteki gemilerin yanı sıra fırkateyn gibi daha büyük gemilerde de kullanılmak üzere tasarlanmıştır. Bu X bant radar, düşük tespit ihtimalli 2B sistemler olup hava ve yüzey gözetlemesine yönelik deniz radarlarıdır. Çok yüksek çözünürlük modları, irtifa kazanma, Tararken Menzil Profili Görüntüleme ve Ufuk Ötesi Gözetleme modu gibi eşsiz özellikleri, en zorlu beklentilere sahip donanmaların dahi 2B yüksek performanslı deniz radarlarından olan beklentilerine ilişkin standartları belirliyor.

Atış kontrol radar sistemleri de Leonardo’nun, en çok sayıda teslim edilmiş ürünleri olan NA25X ve NA30S’den başlayarak bir değişime uğramış durumda.

Pazardaki müşterilerin olası yeni taleplerini karşılayabilmek için Leonardo, sensör performansını da iyileştirdi. Bu değişimin sonucunda ortaya, çift bant radar (X ve Ka bant) ve gelişmiş çoklu izleme performansına yönelik en gelişmiş elektro-optik sensör grubunu kullanarak yeni bir yaklaşım barındıran NA30S MK2 çıktı. Yeni X bant sensör, tamamen katı hâl teknolojisi kullanılarak oluşturuldu. Ka bandında bir kanalın kullanılmaya başlanması; dereceli bozulma (graceful degredation), yüksek kullanılabilirlik ve bakım kolaylığı sunuyor. Dar hüzme genişliğine sahip olan Ka bandı, ideal durumda, düşük irtifadaki hedeflerin özelliklerini ölçmek için tasarlanmıştır. X bandı, sistemin daha uzun menzillerde ve her tür hava koşulunda hedef izlemesi yapabilmesine olanak sağlamaktadır. Bu sensörler arasındaki sinerjik entegrasyon, hedef izleme açısından en iyi performansı garanti eder ve böylelikle X bant radar, uzun menzilde tespit yaparken, alternatif nişan hattı dâhil, doğrudan ve yakın izleme, optronik sensörlerle bağlantılı, Ka bant radar tarafından sağlanır.

Sensörlerle modern füze ve silah sistemlerini birbirine bağlayan gelişmiş yeni atış kontrol sistemi (FCS), Leonardo’nun, Strales/DART ve Vulcano güdümlü mühimmatlarının ihtiyaç duyduğu güdüm bilgisini de sağlar.

Çok Amaçlı Açık Deniz Karakol Gemisi (PPA)

 

Bu yeni atış kontrol sisteminin yüksek performansı, kullanıcısına, seçilen 5 hedefi izlemeye imkân tanıyan çoklu hedef takip kabiliyetini de sağlar. Sistem aynı zamanda, genellikle alçak irtifalarda uçuş yapan hedeflerden kaynaklanan izleme sorunlarının da üstesinden geliyor. Deniz yüzeyine çok yakın uçan gelişmiş güdümlü mermiler veya kıyı sularında karşılaşılabilecek asimetrik suüstü tehditleri, bu sorunlardan bazılarıdır. Bu yeni atış kontrol sistemi, anten grubunda yer alan tüm teçhizatın daha kompakt olması sayesinde, hacim kısıtı gerekliliklerini de karşılayarak, radara yakalanmayan savaş gemileri de dâhil olmak üzere, çok çeşitli platformlara entegre edilebiliyor.

Leonardo’nun, yenilikçi çalışmaları kapsamında geliştirdiği bir diğer ürün de yeni konformal dizinli Dost Düşman Tanıma (IFF) Sistemi’dir. Sistem, ilk olarak İtalyan Deniz Kuvvetlerinin, yeni çok amaçlı açık deniz karakol gemilerine (PPA) ve havuzlu çıkarma gemisine monte edilecek. Silindir şeklinde bir anten üzerine kurulu sistem, bir ışıma açıklığı oluşturuyor. Sistem mimarisi, hüzmenin, bir antenin dönüşüne benzetilebilecek şekilde, ufuk açısı boyunca hareket etmesine olanak sağlar. Sistemde bulunan sorgulayıcı, Leonardo’nun, SIR-M5C adlı ürününün daha kompakt bir versiyonudur. Silindir şeklindeki anten de geminin, hem alıcı-vericisi hem de Link 16’sı için kullanılabilir.

Hâlen gemiler üzerinde bulunan DSS-IRST, tamamen geniş kapsama alanına sahip inovatif ve otomatik bir arama-izleme sistemidir. Sistem, 360 derece kapsama alanında faaliyet göstermesine olanak sağlayacak şekilde, platform üzerine kurulu dağınık hâldeki sensör ve bileşenlerden oluşuyor.

DSS-IRST, Leonardo’nun, en güncel yüksek performanslı, MWIR kızılötesi odak düzlemi dizini sensör teknolojisine sahip. Bu teknoloji, izlerin otomatik tespitine, mesafenin aktif ya da pasif olarak üçgenleme yoluyla hesaplanmasına ve açığa çıkan izlerin, görsel olarak da takip edilebilmesine olanak sağlıyor. Çeşitli harekât senaryolarını dikkate alan sistem, açık deniz ve kıyı sularının yanı sıra gemi limanda beklerken veya demirlemiş hâldeyken de destek sağlayacak şekilde tasarlandı.

Leonardo, yazılım tabanlı telsiz (SDR) teknolojisinin kullanıldığı deniz haberleşme sistemleri konusunda da çok köklü bir geçmişe sahip. Çok bantlı, çok amaçlı, çok işlevli yeni nesil bir alıcı-verici olan SWave Common Core Radio (CCR), Leonardo SDR SWave taktik telsiz ailesinin üyeleri arasında yer alıyor. Bu sistem; su üstü gemilerinde, deniz haberleşmesi alanında ve sabit tesisler ve altyapılarda kullanılabiliyor. US JTNC (ABD Ortak Taktik Ağ Merkezi; eski adıyla US JTRS, ABD Ortak Taktik Telsiz Sistemi) Yazılım İletişimi Mimarisi (SCA) ve AB ESSOR Konsorsiyumunun uzantılarıyla uyumlu olan birim, denizde ve sahada kullanılan telsizlerle ve C4ISR sistemleriyle birlikte çalışabilirlik sağlayarak, geniş bantlı IP verilerini veya ses hizmetlerini destekliyor. 1,5-2.000 MHz aralığında çalışan, düşük güçte bir telsiz olan CCR, standart EIA 19 inç raflara yerleştirilmeye uygun şekilde, boyu 19 inç genişliği ise 9,5 inç olan, hafif alaşımlı metal bir yapı içerisinde muhafaza ediliyor. Deniz ve ilgili altyapılarda ihtiyaç duyulan; HF, VHF ve UHF frekans bantlarındaki haberleşme çözüm ve gerekliliklerinin tümüne cevap verebilecek ortak bir bileşen olarak öne çıkan telsiz, web arayüzü ya da SNMP aracılığıyla operatörlerin fiziki olarak telsize müdahale etmesine gerek kalmadan, uzaktan da kontrol edilebiliyor.

379 toplam görüntüleme, 2 bugünkü görüntüleme