Söyleşi: Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu

24 Nisan 2017

Deniz Kuvvetleri Komutanımız Oramiral Bülent Bostanoğlu’nun, MSI Dergisi’nin 130’uncu sayısında yayımlanan söyleşisinin tam metnine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

 

Ana Vatanda Güvende Olmak için, Denizde Güçlü Olmak; Dünyada Söz Sahibi Olmak için, Tüm Denizlerde Var Olmak

Türk Deniz Kuvvetleri, bir yandan gelişen bölgesel ve küresel tehditlere cevap verecek şekilde gelişirken bir yandan da Türk savunma sanayisinin özgün ürünler vermeye başlaması ile kendi konseptlerini daha iyi uygulamaya geçirme fırsatı buluyor. Deniz Kuvvetleri Komutanlığının gündemindeki konuları ve projeleri, Deniz Kuvvetleri Komutanımız Oramiral Bülent Bostanoğlu ile konuştuk.

 

MSI Dergisi: Türk Deniz Kuvvetleri Stratejisi, Ekim 2015 ayında, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı internet sitesinde yayınlandı. Bu belge için hazırladığınız önsözde, şunları söylüyorsunuz: “Türk Deniz Kuvvetlerinin kuvvet yapısının ve faaliyetlerinin millî çıkarlarımız ve hedeflerimizle doğrudan etkileşim içinde olması nedeniyle, bu kuvvetin nasıl kullanılacağı ve geliştirileceği soruları, Deniz Kuvvetleri mensuplarını olduğu kadar savunma, güvenlik, dış politika ve ekonomi alanlarında karar verici ve uygulayıcı konumda bulunan birey ve kurumları da yakından ilgilendirmektedir. Türk Deniz Kuvvetleri Stratejisi, bu sorulara cevap verecek şekilde, hem Deniz Kuvvetleri personelinin doktrin birliğini sağlamak, hem de Türkiye’nin uluslararası arenadaki yönünü tayin eden ve savunma planlama faaliyetlerini yürüten karar vericilerden ilgili akademik çevrelere kadar muhtelif kesimleri Kuvvetimizin gelecek perspektifi hakkında bilgilendirmek üzere hazırlanmıştır.” Deniz stratejisi ve ilgili konularda, Türkiye’de, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının dışındaki uzmanlığı nasıl değerlendiriyorsunuz? Strateji belgesi için bu kesimden ne gibi geri dönüşler aldınız?

Ora. BOSTANOĞLU: Bir milletin denize ve denizciliğe ait imkân ve kabiliyetlerinin millet yararına değerlendirilmesi, korunması ve geliştirilmesi amacıyla harcanan düşünsel, duygusal, bilimsel, fiziksel, ekonomik, askeri ve politik çabaların toplam verimliliği anlamına gelen Denizcilik Gücünün etkin yönetilmesi için bir stratejiye ihtiyaç bulunduğu anlaşılmıştır.

Ülkemizin denizcilik sektöründeki kurumlarının gayretlerini ortak bir hedefe yönlendirebilmesi, ancak amaç ve doktrin birliğini sağlayacak bir strateji ile mümkündür. Bu stratejinin en önemli unsurlarından biri olan Deniz Kuvvetlerimiz, geçmiş dönemden günümüze bu ihtiyacı, ilgili tüm platformlarda gündeme getirmiştir. Türk Deniz Kuvvetleri Stratejisi’nin hazırlanması ve kamuoyu ile paylaşılmasının en önemli nedenlerinden biri, bu ihtiyacı bir nebze olsun karşılamaktır.

Deniz Kuvvetleri Stratejisi oluşturulurken görevdeki personelimiz ile denizcilik sektöründe çalışmaya devam eden veya fikirleriyle milli menfaatlerin gelecek nesillerce sahiplenmesini sağlayan emektar personelimiz başta olmak üzere, ilgili kurum ve kuruluşlardaki deniz stratejisi alanında akademik bilgi birikimi ve tecrübe sahibi kişilerden önemli ölçüde istifade ettik. Bu açıdan Deniz Kuvvetleri dışından da tarafımızca yararlanılan uzman personel bulunmakla beraber, diğer denizci milletlerde olduğu kadar çok sayıda ve alanda olduğunu söylemek maalesef bu aşamada mümkün değildir.

“Deniz Yüzyılı” ifadesiyle tarif edilen günümüzde, ülkemizin çeşitli kurum ve kuruluşlarında yetişmiş insan kaynağımız olmasına rağmen, büyük resme bakmamızı sağlayacak ve ilgili kişileri aynı amaç etrafında toplayacak bakış açısı konusunda hâlihazırda eksiklik yaşıyoruz.

Nitekim Türkçe olarak yayımladığımız ve yakında İngilizce versiyonunu da kamuoyuna sunacağımız Deniz Kuvvetleri Stratejisi’ne yönelik medyadaki yansımalar ve doğrudan bize iletilen görüşlerden uzun zamandır hissedilen bir ihtiyacın karşılandığı görülmüştür. Bu doküman, gelecekte, denizcilik gücünün tüm paydaşlarının kendi bakış açıları ve uzmanlık alanları çerçevesinde yapıcı katkılarının da sağlanabileceği bir başlangıç olması açısından önemlidir.

 

MSI Dergisi: Strateji belgesinde, “Türk Deniz Kuvvetlerinin Hedefleri” arasında “Türkiye’nin dış politika ve savunma sanayisi hedeflerinin desteklenmesi” ifadesi yer alıyor. Bu hedef kapsamında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı neler yapıyor ve gelecekte neler yapacak?

Ora. BOSTANOĞLU: Dünyadaki silahlı güçlerde deniz kuvvetlerini diğer kuvvetlerden ayıran en önemli özellik, sadece kriz ve savaş dönemlerinde değil, barış dönemlerinde de uzak mesafeler dâhil dünyanın her yerinde varlık gösterme imkânına sahip olmasıdır. Deniz kuvvetleri, bu özelliği ile karar vericilere ülkesinin gücünü ve niyetlerini dünya kamuoyuna sunması açısından stratejik bir enstrüman sağlamaktadır.

Yakın dönemde çevremizde artan istikrarsızlık ve askeri hareketlilik Deniz Kuvvetlerinin etkinliğinin artmasında belirleyici olmuştur.

Öte yandan Türkiye, sadece bölgesi ile sınırlı kalmadan, küresel barış ve istikrarı her zaman önemseyen ve destekleyen bir ülke olarak, uzak mesafelerdeki askeri gereksinimler ile dost ve müttefik ülke ilişkilerinde pozitif katkı sağlayabileceği durumlarda deniz kuvvetleri unsurlarından yararlanmaktadır.

Tüm faaliyetlerini uluslararası hukukun meşru saydığı hâllerde, ittifak veya dostluk ilişkileri çerçevesinde icra eden Türk Deniz Kuvvetleri, NATO İttifakı ve Birleşmiş Milletler çatısı altında kendine düşen sorumlulukları yerine getirmektedir.

Gelişen ekonomimizin doğal bir sonucu olarak artan dış ticaretin büyük ölçüde deniz yoluyla yapılması, deniz ulaştırma yollarının korunmasını gerekli kılmaktadır. Nitekim Somali ve Aden açıklarından geçen Türk gemileri ve Türkiye bağlantılı gemiler ile Türk dış ticaretinin yaklaşık dörtte birinin taşındığı göz önüne alındığında, bu denizlerde deniz haydutluğu ile mücadeleye Deniz Kuvvetleri olarak sağladığımız destek dikkate değerdir.

Gerektiğinde insani yardım, barışı koruma ve barışı sağlama faaliyetlerine iştirak edilmesi, Deniz Kuvvetlerimizin başlıca görevlerindendir. Bu şekilde daha uzak yerlerden ülkemize gelebilecek tehditler karşılanabilmekte, koalisyon güçlerinde görev yaparak krizlerin yönetilmesine katkı sağlanmakta ve dolayısıyla savunma görevine ilave olarak dış politikaya da yardımcı olunmaktadır.

Kuvvetimizin uzak bölgelerde geliştirdiği münasebetler ve kurduğu dostluklar, dış politikamızın önemli hedeflerinden biri olan ekonomik ilişkilerin geliştirilmesine de katkı sağlamakta, bölge ülkelerine ve buralarda yatırım yapan ya da yapacak Türk insanına güven vermektedir.

Bu kapsamda yakın dönemde, çevre denizlerimize ilave olarak, kuzeyde Baltık Denizi, güneyde Güney Afrika açıkları, batıda Kuzey Amerika kıyıları ve doğuda Japonya’yı içine alan geniş deniz alanlarında unsurlarımızla varlık göstererek liman ziyaretleri yolu ile ülkemizin tanıtımına katkı sağladık.

Tüm bu faaliyetlerde, milli gemilerimizi, sistem ve teknolojimizi dünyanın farklı coğrafyalarında sergileyerek yerli savunma sanayisi ürünlerinin bizatihi kullanıcısı olma sıfatıyla da teşvik edilmesinde rol almaktayız.

Türk Deniz Kuvvetlerinin görevlerini uygun ve yeterli platformlar ile yerine getirmesi maksadıyla, yerli sanayimizin yüksek oranda katkısının olduğu Çok Maksatlı Amfibi Hücum Gemisi (LHD) TCG ANADOLU (L-408) gibi projelere öncelik vermekteyiz. Bu platform ile Libya örneğinde gördüğümüz tahliye harekâtı, doğal afetlerde destek faaliyetleri, uzak mesafelerde dost ve müttefik ülkelere katkı sağlama gibi barış dönemi görevlerinin de icra edilmesi hedeflenmektedir.

Savunma sanayisi hedeflerinin desteklenmesi kapsamında; ilgili kurumlarımızın belirledikleri hedef ülkelerle askeri iş birliğinin geliştirilmesi, silah ve sistemlerimizin karşılıklı çalışabilirliğinin arttırılması maksadıyla ortak çalışmalar yapılması ve gerektiğinde konsept belirleme aşamasından itibaren ihtiyaçların müştereken belirlenmesi alternatifleri de yer almaktadır.

 

MSI Dergisi: Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, son yıllarda envanterine kattığı platform ve sistemlerle bölgesindeki gücünü daha da arttırdı. Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerle önemli iş birlikleri yapmakta olan Deniz Kuvvetleri Komutanlığının, dünya ve bölge barışına katkıları hakkında neler söylemek istersiniz? Bu kapsamda, önümüzdeki yıllarda planlanmakta olan faaliyetler nelerdir?

Ora. BOSTANOĞLU: Türk Deniz Kuvvetleri, NATO deniz harekâtına1, BM harekâtına2, mevcut bölgesel inisiyatif ve harekâta3 iştirak ederek bölgesel iş birliği ve ikili ilişkiler kapsamında küresel istikrar ve barışa katkıda bulunmakta; Karadeniz’de güven ve güvenlik arttırıcı önlemlere destek sağlamakta ve alan dışı harekâtlar4 icra etmektedir.

Özellikle NATO Daimi Deniz Görev Gruplarına kesintisiz olarak unsur görevlendiren tek ülke olduğumuzu söyleyebilirim. Bu itibarla çevre denizlerimizde artan güvenlik riski ve tehditlere karşı NATO ile eşgüdümünü arttıran Deniz Kuvvetlerimiz özellikle Karadeniz’de Montrö Rejimi sınırlamalarını da gözeten NATO güvence tedbirleri çerçevesinde askeri faaliyetlerini sürdürmeyi planlamaktadır.

Türkiye, ittifak sorumluluklarını yerine getirmekle birlikte, ilgili tüm tarafların yararına olan Karadeniz’de barış ve istikrarın, kıyıdaş ülkeler arasındaki güven ve koordinasyonun teşvik edilmesi ile temin edilebileceğine inanmaktadır.

Aden Körfezi ve Somali Havzası’nda deniz haydutluğu ile mücadele harekâtlarına iştirak eden Türk Deniz Kuvvetleri unsurları, ayrıca söz konusu harekâtlar kapsamında oluşturulan görev gruplarına5 6 kez de komuta etmiştir.

Afrika ülkelerinin kültürlerini tanımak ve ihtiyaçlarını görmek adına iyi bir fırsat olan BARBAROS Türk Deniz Görev Grubu-2014 aktivasyonu süresince, Denizde Kapasite Oluşturma girişimleri ile Afrika’nın deniz güvenliğine katkı sağlanmıştır. Söz konusu desteğimizin devamlılığının sağlanması adına Aksaz’da konuşlu Çok Uluslu Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi (ÇUDGMM) mobil eğitim timleri vasıtasıyla Afrika ülkeleri başta olmak üzere uzak mesafedeki ülkelere eğitim ve kurs verilmekte6, deniz güvenliği açısından kapasite inşa faaliyetlerine katkı sağlanmaktadır.

Önümüzdeki dönemde de Türkiye Cumhuriyeti’nin menfaatlerini gözetecek şekilde NATO ve uluslararası taahhütlerimiz kapsamında, her türlü faaliyete iştirak etmeye devam edeceğiz.

 

ARMERKOM, Yapılabilirliği Gösteriyor

MSI Dergisi: Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, ARMERKOM ile şu anda diğer kuvvetlerde bulunmayan bir Ar-Ge birimine sahip. GENESİS ve Milli Gemi konsepti, ARMERKOM ve diğer birimlerin en bilinen ürünleri arasında yer alıyor. Böyle bir Ar-Ge birimine sahip olmanın Deniz Kuvvetleri Komutanlığına sağladığı katkılar açık. Biz daha farklı bir konuyu sormak istiyoruz: ARMERKOM’un varlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının kurumsal kültürüne ne gibi etkilerde bulunuyor? Örneğin, firmalarla olan ilişkilerde; firmaların Ar-Ge faaliyetlerinin daha iyi anlaşılmasına ve firmalardan talep edilen konuların daha olgun olmasına katkısı bulunuyor mu? “ARMERKOM, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının daha bilinçli bir müşteri olmasını sağlıyor” denilebilir mi?

Ora. BOSTANOĞLU: Kısa adı ile ARMERKOM olan Araştırma Merkezi Komutanlığı, Deniz Kuvvetleri Komutanlığına özgü birimlerden bir tanesidir. 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında, Deniz Kuvvetleri yüzer platformlarına ait sistemlerin idamesinde yaşanan sorunların milli imkânlar ile çözümü amacı ile ilk çekirdeği 1975 yılında atılmıştır. ARMERKOM, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı platformları için kritik önemi haiz keşif gözetleme, komuta kontrol, akustik ve elektronik harp konularında yıllar içerisinde oluşan önemli bilgi birikimi ve tecrübe ile birçok başarıya imza atmıştır.

Milli savunma sanayisini oluşturan firmalarımızın kabiliyetleri içerisinde ve kendisini kanıtlamış olan alanlar yerine, firmalarımızın çeşitli nedenlerle girmedikleri alanlar veya savunma sanayisinin çözüm sağlamasının etkin, pratik, hızlı ve maliyet-etkin olmadığı durumlarda, Deniz Kuvvetlerimizin harekât ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için ARMERKOM sorumluluk alarak katkıda bulunmaktadır.

ARMERKOM’un geliştirdiği tüm projelerde öncelikli hedefimiz, prototip oluşturulması ve temel performans gereklilikleri için fiili uygulama ile projenin yapılabilirliğinin gösterilmesidir. Bu sayede firmalarımız tarafından harekât ihtiyaçlarımızın somut olarak anlaşılabilmesi, bizim için ise sistem performans gerekliliklerinin net olarak belirlenmesi ve yapılabilecek olanın talep edilmesi imkânı sağlanmaktadır. Endüstrileşmeyi de içeren seri üretim aşamasının tamamının savunma sanayisi firmalarınca yürütülmesi arzu edilmektedir. Bu hedeflerin yakalanabilmesi için ARMERKOM birçok projede ilk aşamadan itibaren milli firmalarımızla etkileşim ve işbirliği içerisinde hareket etmekte, projelerin tüm tasarım ve performans sorumluluğuna katkıda bulunmaktadır. Böylece firmalarımıza ekonomik ve performans risk baskısı hissetmeden ilk aşamadan itibaren projenin içerisinde olmanın yanı sıra, seri üretim aşamasını da rahat ve etkin bir şekilde icra edebilme imkânı sağlanmaktadır.

ARMERKOM; yüzen, dalan, uçan ve sahilde konuşlu tüm deniz savaş sistemlerinin birer portföy olarak tanımlanmasında, bu portföyler altında uzun soluklu yetenek geliştirme programlarının kurgulanması ve gerçekleştirilmesi süreçlerinde fiilen yer almakta ve her geçen gün bu konudaki imkân ve yeteneklerini geliştirerek Deniz Kuvvetleri Komutanlığının hem bilinçli müşteri hem de yetkin kullanıcı olmasında önemli rol oynamaktadır.

Teknik çalışmaları TÜBİTAK, savunma sanayisi firmaları ve üniversitelerimizle birlikte gerçekleştirmeye özel önem veriyoruz. Böylece deniz savaş sistemleri alanında Ar-Ge ile yetenek geliştirmek ve ülkemiz genelinde ilgili tüm kurum ve kuruluşlarda ortak bir teknoloji kültürü ve lisanı oluşturmak mümkün olmaktadır.

 

MSI Dergisi:       Milli Gemi konseptinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığının hem tasarım hem de inşada ana rolü oynadığını görüyoruz. Bu durum, örneğin, hava ya da kara platformları ile karşılaştırıldığında, önemli bir farklılık olarak öne çıkıyor. Sizce Deniz Kuvvetleri Komutanlığının işin bu kadar içinde olmasının avantajları neler? Bu durumun yarattığı herhangi bir dezavantaj var mı? Varsa, bunlara da değinebilir misiniz?

Ora. BOSTANOĞLU: MİLGEM konsepti ile inşa edilen ADA sınıfı korvet projesinde ilk kez bir savaş gemisinin, yerli olarak geliştirilen savaş yönetim sistemi (GENESİS) entegrasyonu da dâhil olmak üzere tüm tasarım, entegrasyon ve analiz aşamaları tamamen milli olarak gerçekleştirilmiştir.

Modern harp gemisi tasarım, inşa ve idame kabiliyeti bulunan tersaneler, tüm dünyada kritik teknolojiye sahip kuruluşlar olarak kabul edilmektedir. Deniz Kuvvetlerinin bugün sahip olduğu ve milli menfaatlerimiz çerçevesinde dünya denizlerinde görevlendirdiği 150’nin üzerinde ve toplam 200.000 tonluk muhtelif tipte suüstü ve sualtı platformu, içerdikleri teknoloji ve görev fonksiyonları itibarıyla, milletçe sahip olduğumuz diğer silah sistemlerine kıyasla en karmaşık olanlardır.

Ülkemizin, çağın gereklerine uygun olarak harp gemisi tasarım kabiliyetine kavuşması, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bağlısı askeri tersanelerimizde elde edilen kazanım ve birikimlerin bir araya getirilmesi sonucunda mümkün olabilmiştir. Askeri tersanelerimiz, çok sayıda ve çeşitli tipteki yüzer ve dalar unsurun ömür döngüsü içinde tüm komponentleriyle bütünlüğünü tesis ve temin etmekten sorumludur. Askeri tersanelerimiz, bakım-onarım sorumluluğundaki platformların tasarımına ve performansına etki eden her konuda, uzmanlaşmış bir insan gücüne dayalı dizayn otoritesi görevini icra etmektedir.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığının milli üretim projelerini realize etmesinin önemli avantajları vardır. Askeri tersanelerimizin sahip olduğu imkân ve kabiliyetler ile Deniz Kuvvetleri bünyesindeki Dizayn Proje Ofisi ve Araştırma Merkezi faaliyetleri, gemi tasarım, inşa, onarım, tadilat ve modernizasyon faaliyetleri kapsamında bir bütün olarak yönetilmekte, bu alanda sahip olunan tüm altyapı ve insan kaynağı ortak bir havuzda değerlendirilmektedir. Söz konusu kurumlardan hizmet alan Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bağlısı unsurların işletimi ve idamesi aşamasında, doğrudan bir geri besleme imkânı da elde edilmekte, böylece kurumsal olarak iyileştirilmesi gereken konular için yerinde çözüm bulunabilmektedir.

Türk Deniz Kuvvetleri gemi inşa, modernizasyon ve bakım-onarım alanlarındaki uzman insan gücü sayesinde, diğer ülke bahriyeleri ile karşılaştırıldığında, maliyet etkin şekilde gemilerini idame ve modernize eden ve teknolojik gelişmelere en kısa sürede uyum sağlayan bir yapıya sahiptir.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığının bu denli işin içinde olmasında; gemi tip ve sistemlerinde gerek miktar gerekse karmaşıklık arttıkça uzman ve mühendis personel ihtiyacının daha artması, bir dezavantaj olarak gösterilebilir. Bu durum, personel temin ve yetiştirme planlarında daha dikkatli olmayı gerektirmektedir.

 

MSI Dergisi: Yine bir müşteri bakış açısı ile yaklaştığınızda, sizce Türk firmaları, deniz platformları ve bunların alt sistemlerini başka ülkelerde pazarlarken neleri daha iyi yapmalılar; sistemlerinin hangi özelliklerini iyileştirmeliler, kendilerini nasıl anlatmalılar?

Ora. BOSTANOĞLU: Türk savunma sanayisi; öncelikle savunma sistemlerini sağlayıcı rolü ile en yeni teknolojiyi ve yüksek standartları haiz platformları üreteceği güvencesini ihtiyaç makamlarında yaratmalıdır. Diğer taraftan, ilk tedarikin yanında, silah ve sistemlerin işletme aşamasında; bakım altyapısı, yedek parça temini ve demodelik durumunda çözüm üretilmesi de önemli faktörlerdir.

Hem üretim hem de desteklemede, yukarıda belirtilen hususları sağlayan firmalar tabii ki kendi silahlı kuvvetlerinin de ilk tedarikçisi olur. Bu kapsamda önceliğin Türk Deniz Kuvvetlerinin ihtiyaçlarına cevap vermek olması gerektiğini değerlendirmekle birlikte, milli olarak üretilen platform ve sistemlerin sadece bizim tarafımızdan değil, dünyanın diğer ülkeleri tarafından da kullanılması ve ülkemizin bu sektörde söz sahibi ülkeler arasında yerini alması daimi hedefimiz olmalıdır.

Savunma sanayisi ileri teknoloji ve kaliteli insan gücü ile yüksek yatırım gerektiren özel bir konuma sahiptir. Sermaye açısından güçlü olunması, gerektiğinde devlet desteği sağlanması ya da bazı alanlarda uzman devlet kurumlarının, liderliği ele alarak bir mükemmeliyet merkezi gibi görev yaparak yönlendirici olması önem arz etmektedir.

Bu kapsamda, keşif gözetleme, elektronik harp, savaş yönetim sistemi ve akustik araştırmalar konusunda ARMERKOM; büyük harp gemisi tasarım ve prototip inşası konusunda ise İstanbul Tersanesi Komutanlığı kendini ispatlamış ve Türk Deniz Kuvvetlerinin birer markası hâline gelmiştir.

Savunma sanayisi firmalarımızın tedarik makamları koordinesinde açılan savunma ihalelerini takibin yanı sıra, Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca çalışılan projelere tedarik makamı koordinesinde uygun şekilde destek vermeleri, üretilen prototip sistemlerin endüstrileşmesi konusuna yönelmeleri, savunma sanayisindeki gelişimin daha hızlı yaşanması açısından faydalı olacaktır.

Savunma sanayisi firmalarının uluslararası iş birliği ortaklıkları kurarak belirli alanlarda marka hâline gelmeleri de önem arz etmektedir. Ayrıca, oluşturdukları bu markaları fuar, seminer gibi önemli faaliyetlere iştirak ederek tanıtmaları da faydalı olacaktır.

 

Deniz Kuvvetleri Sanayinin Yanında

MSI Dergisi: Barbaros Türk Deniz Görev Grubu 2014’te (TDGG-2014), Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) ve savunma sanayisi firmalarının da katılımı ile Afrika çevresinde uzun bir seyir gerçekleştirdi. Bu etkinliğe, SSM ve savunma sanayisi firmalarının katılımının, Deniz Kuvvetleri Komutanlığına katma değerleri neler oldu? Daha geniş bir perspektiften bakacak olursak Türk savunma sanayisi ürünlerinin ihracatının artmasının Deniz Kuvvetleri Komutanlığına sağlayacağı katma değer konusundaki değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?

Ora. BOSTANOĞLU: Türk Deniz Kuvvetleri, anavatan savunmasına yönelik öncelikli görevlerinin yanı sıra, büyük önder Atatürk’ün “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” ilkesi çerçevesinde:

  • Bayrağımızı, barış, dostluk ve iş birliği mesajlarımızı, insani yardımlarımızı dünyanın dört bir tarafına taşımak suretiyle dış politika hedeflerimizi desteklemekte,
  • Savunma sanayimizin eriştiği gücün tanıtımına aracılık etmekte,
  • Etki ve ilgi alanımıza giren tüm denizlerdeki ekonomik çıkarlarımızın korunmasına katkı sağlamaktadır.

Bu bağlamda, kendine düşen sorumluluğun bilinciyle 17 Mart-27 Haziran 2014 tarihleri arasında BARBAROS Türk Deniz Görev Grubu (TDGG) Afrika seyrini icra etmiştir. Dört gemiden oluşan TDGG ile; Afrika kıtasında 19’una ilk defa olmak üzere, Somali dâhil 24 ülkeye liman ziyareti yapılmıştır.

Liman ziyaretleri esnasında, Türk Deniz Kuvvetleri tarafından inşa edilen TCG HEYBELİADA (F-511) korveti ve yine Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından geliştirilen ve SSM tarafından sanayileştirilen GENESİS savaş yönetim sistemi, kullanımları ile beraber tanıtılmış ve bu çerçevede Türk savunma sanayisinin hâlihazırda bulunduğu noktayı kanıtlayan önemli bir gösterge olarak tüm dünyanın dikkatini çekmiştir.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve SSM personeli desteğiyle kendi Bahriyemizin kullandığı ürünlerin tanıtılmasının, yerli firmaların yeni iş birliği imkânları geliştirmeleri açısından son derece faydalı olacağını değerlendiriyorum.

Bu tür tanıtımlarla, yerli savunma sanayisi ürünlerinin ihracatının artması, Deniz Kuvvetleri Komutanlığına dolaylı ancak büyük faydalar sağlayacaktır. Şöyle ki, özellikle NATO dışındaki ülkelerin, Türk Savunma firmalarının ürünlerini kullanması, birlikte çalışabilirlik açısından çok önemli bir husustur.

Diğer taraftan, sistemlerin diğer bahriyelerde yaygın kullanımı, bahse konu sistemlerin Ar-Ge boyutunda geliştirilmesi için daha fazla imkân ve fırsat sunacaktır. Bu da diğer ülkelerle iş birliğine dayalı teknoloji geliştirilmesi anlamına gelmektedir. Keza yüksek teknolojiye dayalı ve sürekli modernizasyon gerektiren, ayrıca yüksek maliyetlere sahip savunma ürünlerinin yapımı ve yenileştirilmesi için en akılcı yöntem, stratejik iş birliklerinin kurulmasıdır.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bu doğrultuda, SSM ile iş birliği içerisinde yerli savunma sanayisinin önünü açacak yeni deniz projelerini hayata geçirmektedir. Bu bağlamda; artan deniz platformu ihracatımız, yeni inşa edilecek platformların sahip olacağı milli ve modern savaş sistemlerine duyulan ihtiyacı bir kez daha ortaya koymaktadır. Bu yeni platformlar sayesinde SSM’nin liderlik ettiği Türk askeri denizcilik sanayisinin ihracat yelpazesi daha da genişleyecek, Türk Deniz Kuvvetlerinin SSM ile iş birliği içerisinde gerçekleştirdiği projelerde ulaşılan noktalar haklı gururumuz olacaktır.

 

MSI Dergisi: Deniz Kuvvetleri Komutanlığı 2015 yılı boyunca, Ertuğrul Fırkateyninin Japonya Seyrinin 125’inci yıldönümü anısına, Ertuğrul Fırkateyninin rotasını izleyerek Japonya’ya kadar gitmek de dâhil, birçok etkinlik yaptı. Bu etkinliklerde, hem Türk savunma sanayisine tanıtım faaliyeti desteği verdiniz hem de ülkeler arası ikili ilişkilerin gelişimine katkı yaptınız. Gelecekte her iki alanda da benzeri etkinlikler planlıyor musunuz?

Ora. BOSTANOĞLU: Ertuğrul Fırkateyninin Japonya Seyrinin ve Sonsuzluğa Uğurlanışının 125’inci Yıldönümü Faaliyetleri kapsamında TCG GEDİZ, 1 Nisan – 31 Temmuz 2015 tarihleri arasında Uzakdoğu seyri icra etmiş ve 3 Haziran 2015 tarihinde Japonya’nın Kushimoto kasabasında düzenlenen anma törenine iştirak etmiştir.

Türk-Japon ilişkilerinde bir dönüm noktasını oluşturan bu elim kazada şehit olan Ertuğrul Fırkateyni personelini anmak üzere her yıl icra edilen törenlere her beş yılda en az bir fırkateyn ile katılım sağlanması planlanmaktadır.

Bu faaliyetten istifade ile ikili askeri ilişkiler kapsamında bölge ülkeleri ile liman ziyaretleri ve geçiş eğitimleri (PASSEX) icra edilmiştir. Ayrıca, SSM ve ilgili büyükelçilik ve ataşelikler vasıtasıyla savunma sanayisi ürünlerimizin tanıtımına katkı sağlanmıştır.

2015 yılında icra edilen diğer bir önemli faaliyet de TCG BÜYÜKADA’nın Körfez ülkeleri seyridir. TCG BÜYÜKADA, 26 Ocak – 19 Nisan 2015 tarihleri arasında Kızıldeniz, Aden Körfezi, Arap Denizi ve Basra Körfezi’ne sahildar ülkelere istinaden uluslararası tatbikatlara iştirak etmiş, ikili askeri ilişkiler kapsamında liman ziyaretleri ve geçiş eğitimleri icra etmiş, ayrıca deniz haydutluğu ile mücadele faaliyetine destek sağlamıştır. Bu süreçte, SSM ve ilgili büyükelçilik ve ataşelikler aracılığıyla savunma sanayi ürünlerimizin tanıtımına katkı sağlanmıştır. Söz konusu ülke limanlarında icra edilen faaliyetlerden elde edilen tecrübeler ve olumlu yansımalar, savunma sanayimizin tanıtımı için önümüzdeki dönemde Kızıldeniz, Aden Körfezi, Arap Denizi ve Basra Körfezi’ne yönelik seyir planlamalarında dikkate alınacaktır.

 

Donanma, Yeni Gemilerle Gelişecek

MSI Dergisi: Önümüzdeki dönemde, Türk savunma sanayisi açısından en önemli yeni proje, TF-2000 fırkateyni olacak gibi gözüküyor. Bu proje kapsamında tasarlanıp inşa edilmesi öngörülen gemiyi, teknik özellikleri ile nasıl tarif edersiniz? Bu gemi sınıfı ile ilgili Türk savunma sanayisinden beklentileriniz neler?

Ora. BOSTANOĞLU: TF-2000 fırkateyninin ağırlıklı olarak hava savunma harbine yönelik olarak inşası öngörülmektedir. Bölge hava savunmasına önemli katkı sağlayacak olan ve hâlihazırda tasarım çalışmaları devam eden geminin deplasmanının 6500-7000 ton, tam boyunun 145-150 m, genişliğinin 18,5-19 m, su çekiminin ise yaklaşık 5,5 m olması beklenmektedir. Ancak bu özellikler geminin dizayn ve inşa safhasında ortaya çıkacak ihtiyaçlara göre kesinlik kazanacaktır.

TF-2000’in şimdiye kadar Türkiye’de inşa edilen harp gemileri arasında en büyük tonajlı harp gemisi olması beklenmektedir. Bu gemide de tasarım aşamasından itibaren yerli firmaların Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ile çalışması ve SSM ile iş birliği içerisinde her türlü önlemin alınması planlanmaktadır. Ayrıca, MİLGEM konsepti kapsamında ADA sınıfı korvetlerden elde edilen tecrübeler ışığında yerli savunma sanayi katılımının daha da arttırılması hedeflenmektedir. Özellikle silah elektronik sistemlerinde yerli sanayinin katkı payı daha da arttırılacak olup geminin kritik vuruş gücünü oluşturacak uzun menzilli sensör ve güdümlü mermilerin yerli savunma sanayi tarafından geliştirilip üretilmesi için SSM ile koordineli olarak çalışmalara devam edilecektir.

TF-2000 fırkateyninde kullanılacak önemli savaş sistemlerinin geliştirilmesi kapsamında yerli savunma sanayisi şirketleri ile çalışmalara devam edilmektedir. Prototip geminin planlandığı zamanda teslim edilecek şekilde geliştirilmesi ve zaman alan önemli alt sistem projelerinin takvimleri TF-2000 prototip gemi takvimine bağlanmış durumdadır. Bu kapsamda, belirtmiş olduğum kritik silah ve sensör teknolojilerinin TF-2000 inşa süreci ile aynı zamanda tamamlanması önemli bir planlama ve programlama hususu olduğu açıktır.

TF-2000 platformunda özellikle savaş sistemleri açısından sensör, sistem ve silahların milli imkânların en üst düzeyde kullanılması ile edinilmesi hedeflenmektedir. Bu maksatla, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından sistematik bir Ar-Ge yol haritası takip edilmektedir. SSM’nin sorumluluğunda yürütülen diğer Ar-Ge projeleri de aynı şekilde belli bir program dâhilinde takip edilmektedir.

Belirtmiş olduğum hususlar ışığında, yerli endüstrinin bu iddialı platformunda dünya standartlarını hedef alması ve standartların altında kalabilecek sistemleri, yüksek bir tempo ve sistematik yaklaşımla geliştirmesi, özellikle TF-2000 başta olmak üzere platformların inşa periyodundan önce sistem geliştirmelerini tamamlayarak, Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığına gerçek koşullarda denemeler yapma fırsatının tanıması önem arz etmektedir.

Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün, “Topraklarının ucu deniz olan bir ulusun sınırını, halkının kudret ve yeteneğinin hududu çizer.” saptamasında işaret ettiği idealin gerçekleştirilmesinde TF-2000 fırkateyni önemli bir dönüm noktası olacaktır.

 

MSI Dergisi:       Milli Gemi konsepti kapsamında inşa edilen ADA sınıfı korvetleri, “İ” sınıfı fırkateynlerin izlemesi öngörülüyor. Bu süreçte, platformun tasarımında da değişiklikler söz konusu. Bu ihtiyaç nasıl ortaya çıktı; teknik nedenlere de vurgu yaparak detaylı bilgi verir misiniz?

Ora. BOSTANOĞLU: MİLGEM Projesi kapsamında tasarımı ve inşası yapılan ADA sınıfı korvetlerin devamı niteliğinde olan “İ” Sınıfı Fırkateyn projesi hem envanterde mevcut fırkateynlerin yaş ortalamalarının yüksek olması hem de Deniz Kuvvetleri Komutanlığına tevdi edilen NATO, uluslararası ve milli görevlerin artmış olması nedeniyle başlatılmıştır. Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığının envanterine 2000 yılında dâhil edilen TCG KEMALREİS (F-247) en yeni fırkateynimizdir. Aradan geçen 16 yıllık süre zarfında yeni fırkateyn platformlarının temin edilmesi bir zaruri ihtiyaç olarak karşımıza çıkmaktadır.

Bu kapsamda, MİLGEM konsepti ile inşa edilen ADA Sınıfı Korvetlerin yetenekleri “İ” Sınıfı Fırkateyn Projesi ile geliştirilerek yakıt kapasitesi ve seyir siası yaklaşık %50 oranında arttırılacak, gemilere satıhtan havaya kısa menzilli güdümlü mermi atma yeteneği, elektronik taarruz yeteneği, kızılötesi arama ve takip yeteneği, ağ destekli savaş yönetim sistemi ile çoklu link sistemi kabiliyetleri kazandırılacaktır. Ayrıca muhabere sistemlerinin tip ve sayıları da arttırılacaktır. Bu tasarım gereklilikleri neticesinde ADA sınıfı korvete göre “İ” sınıfı fırkateynin boyu yaklaşık
11 metre uzatılmış ve deplasmanı 3000 tona çıkartılmıştır.

 

MSI Dergisi:       Bir yandan Yeni Tip Denizaltı Projesi devam ederken diğer yandan da özgün bir denizaltı platformu üzerindeki çalışmalar devam ediyor. Bu çalışmalarla ilgili bilgi verir misiniz?

Ora. BOSTANOĞLU: Yeni Tip Denizaltı Projesi kapsamında, havadan bağımsız tahrik sistemli denizaltıların Deniz Kuvvetleri Gölcük Tersanesi Komutanlığında inşasının tamamlanması sonrasında Deniz Kuvvetleri Komutanlığının 2030’lu yıllardaki denizaltı ihtiyacının azami milli katkı ile tasarım ve inşası hedefimizdir. Bu hedef doğrultusunda, “Milli Denizaltı”nın:

  • Tasarım altyapısı ile imkân ve kabiliyetlerinin belirlenmesi,
  • Tasarımının üzerine inşa edileceği konfigürasyonun, ana sistem ve bileşenlerin ve kullanıcı tercihlerinin ortaya konulması,
  • Uzun vadeli Ar-Ge faaliyetlerinin belirlenmesi

çalışmalarına yönelik yol haritası hazırlanmaktadır.

Söz konusu yol haritası, alanlarında uzmanlaşmış sanayi kuruluşları, araştırma merkezleri ve üniversiteler koordinesinde icra edilecek faaliyetler için bir kılavuz niteliğinde olacaktır.

 

MSI Dergisi: Milli torpido (AKYA) projeniz ile ilgili zaman zaman çeşitli haberlere rastlıyoruz. Projenin son durumu hakkında, en yetkili ağızdan bilgi alabilir miyiz?

Ora. BOSTANOĞLU: Milli Torpido Geliştirilmesi (AKYA) projesi Türk Deniz Kuvvetlerine ve ülkemize silah sistemleri alanında sınıf atlatacak bir projedir. AKYA projesi tüm bileşenleri milli olanaklar ile oluşturulan bir silah ve ilgili alt sistemlerinin tamamı ile bunların doğrulanması için gereken altyapıları içeren bir projedir. Projenin çıktılarından daha şimdiden birden çok alanda istifade edilmektedir.

 

MSI Dergisi: Türk Tipi Hücumbot projesi ile nasıl bir platformun envantere alınması öngörülüyor? Proje ismi, bu platformun Türkiye’ye özel olacağı çağrışımı yapıyor; bu özel olma durumu, konsept bazında da farklılıklar içeriyor mu? “Türk Tipi Hücumbot, piyasadaki hücumbotlardan, kullanım konsepti ve kabiliyetleri ile farklı olacak” diyebilir miyiz? Bu konuda bilgi verir misiniz?

Ora. BOSTANOĞLU: Türk Tipi Hücumbot projesi; yüksek sürat ile sürpriz etkisi, yüksek ateş gücü ile etkin suüstü harbi yapabilme özelliklerine sahip, manevra gücü yüksek milli platformların hizmete alınmasını hedeflemektedir. Bu konseptte, Türk Tipi Hücumbotların mevcut hücumbotlarımıza göre daha düşük tonajlı, daha süratli ve daha yüksek deniz durumlarında harekât icra edebilir olması da hedeflenmektedir.

Yabancı ülkelerin kendi coğrafi şart ve ihtiyaçlarına göre tasarladığı hücumbotları tedarik etmek yerine, Türkiye’nin deniz coğrafyasına uygun, kendi ihtiyaçlarımıza göre tasarlanmış, bir platform için SSM tarafından çıkılacak ihalede, harekât ihtiyaçlarımızı sağlayacak yerli sanayimiz her zaman önceliğimiz olacaktır. Bu bağlamda yerli sanayimizin hazırlıklarını şimdiden tamamlamalarını, Türk Deniz Kuvvetlerinin harekât ihtiyacını karşılayacak teknolojilere şimdiden sahip olacak şekilde faaliyetlerine yön vermelerini tavsiye ederim.

 

MSI Dergisi: Mayın avlama filosunun yenilenmesi ile ilgili yol haritanızdan bahseder misiniz? Türkiye, mayın avlama gemilerinde, Almanya ile birlikte amanyetik çelik gövdeli gemileri tercih eden birkaç ülkeden biri konumunda. Mayın avlama filosunun yenilenmesi gündeme geldiğinde, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı kompozit gövdeli tekneleri tekrar değerlendirecek mi?

Ora. BOSTANOĞLU: Mayın silahı, günümüzde etki ve önemini koruyan, terörist faaliyetlerde veya deniz harekât alanlarında karşılaşabileceği asimetrik tehdit unsurlarından biridir. Çevre denizlerimizde ve NATO’nun sorumluluk sahalarında mayın harbine yönelik görevleri yerine getirebilmek maksadıyla yeni mayın avlama gemileri tedarikine ihtiyaç duyulmaktadır.   Bu kapsamda; önümüzdeki dönemde temin edilecek mayın avlama gemileri:

  • Modern mayın avlama sistem ve cihazlarına sahip,
  • Denize dayanıklı,
  • Tekne mukavemeti bakımından NATO standartlarına uygun,
  • Mayınların imhasını daha etkin bir şekilde yapabilecek, özellikle ön kuvvet harekâtında, harekâtın süresini azaltacak ve personel emniyetini arttıracak insansız/modüler Mayın Karşı Tedbirleri (MKT) sualtı sistemlerine sahip,
  • Ayrıca oşinografik ve hidrografik araştırma yeteneğine sahip,
  • Arama kurtarma faaliyetlerine destek sağlayabilecek,

özelliklere sahip olacaklardır.

Deniz Kuvvetlerimizde hâlen iki tip mayın avlama gemisi görev yapmaktadır. Bunlardan birincisi 1970’li yıllar teknolojisi ile üretilmiş Engin Sınıfı Mayın Avlama Gemileri GRP (Glass Reinforced Plastic / Cam Takviyeli Plastik) kaplamalı kompozit gövde yapısında gemilerdir. İkinci ve daha modern teknolojide üretilmiş olan Aydın Sınıfı Mayın Avlama Gemilerimizin tekne yapısı ise amanyetik (non-manyetik) çeliktir.

Mayın Avlama Gemileri gizli ve çok etkili bir silah olan deniz mayınlarının temizlenmesi görevlerinde kullanıldıklarından tekne yapılarının seçiminde göz önünde bulundurulan en önemli unsurlar; mayın infilakına karşı şoka dayanıklılık ve manyetik mayınların istenmeyen şekilde aktif hâle gelmesini önlemek amacıyla düşük manyetik sahaya sahip olma özellikleridir.

Yeni tedarik edilecek gemilerimizde hâlihazırda modern gemilerde kullanılan ve 2000’li yılların teknolojisi olan non-manyetik çelik teknolojisi ile kompozit tekne yapılarının tecrübelerimiz ve teknolojik gelişmeler ışığında avantaj ve dezavantajları değerlendirilerek tekne yapısına karar verilecektir.

Ayrıca gelişen teknoloji de dikkate alınarak insansız mayın avlama vasıtalarının tedariki de göz önüne alınacaktır.

 

MSI Dergisi: Türk Deniz Havacılığı, son yıllarda MELTEM proje serisi ile önemli bir gelişim kaydetti. İleriye yönelik olarak Türk Deniz Havacılığına katmayı planladığınız başka uçak tipleri veya uçuş birlikleri var mı?

Ora. BOSTANOĞLU: Meltem-3 projesi kapsamında ATR-72 Deniz Karakol Uçaklarının modifikasyon çalışmaları kapsamında sertifikasyon ve kalifikasyon faaliyetleri devam etmektedir. Süreçlerin tamamlanmasını müteakip, uçakların en kısa sürede Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığınca teslim alınması planlanmaktadır.

Meltem projeleri haricinde, Çok Maksatlı Amfibi Hücum Gemisi (LHD) projesinin hava araçları ihtiyacı dâhilinde genel maksat helikopteri için tedarik faaliyetlerine SSM tarafından devam edilmektedir. 2021 yılında Türk Deniz Kuvvetleri envanterine girmesi beklenen TCG ANADOLU (L-408) ile Türk Deniz Havacılığı bünyesine yeni tip uçak ve helikopterler dâhil edilecektir. LHD TCG ANADOLU’da ağır ve orta yük nakliye helikopteri, taarruz helikopteri ve kısa kalkış-dikey iniş kabiliyetli taarruz uçağı konuşlandırmayı planlamaktayız.

Ayrıca, Türk Deniz Kuvvetlerinin denizaltı savunma harbi ve suüstü harbi görevleri maksadıyla yeni nesil helikopter ihtiyacı bulunmaktadır.

Türk Deniz Kuvvetleri Meltem projeleri ile kazandığı yeteneği gelecekte Uzun Menzilli Deniz Karakol Uçakları ile devam ettirmeyi planlamaktadır. Bu kapsamda:

  • Ana üssünden 1000-1200 nm mesafelerde yaklaşık 4 saat, ana üssüne yakın bölgelerde ise yaklaşık 10 saat görev icra edebilecek -yaklaşık 12-15 saat havada kalabilen-,
  • Taşıyacağı yüksek nitelikli faydalı yükler sayesinde suüstü harbi, denizaltı savunma harbi ve kendini koruma kapsamında hava savunma harbi gerekliliklerini etkinlikle yerine getirebilecek ve
  • Her türlü hava koşulunda harekât yapabilecek karakol uçaklarının tedarik edilmesi de hedeflenmektedir.

 

MSI Dergisi: Mayıs ayındaki DENİZKURDU-2015 tatbikatına, deneme amacıyla taktik sınıfta 2 adet İHA katıldı. Deniz havacılığında İHA kullanımı konusunda Deniz Kuvvetleri Komutanlığının nasıl bir yol haritası var; detaylı bilgi verebilir misiniz?

Ora. BOSTANOĞLU: Deniz hak ve menfaatlerimizin korunması ve denizden gelebilecek tehditlere karşı savunulması maksadıyla; barış döneminden itibaren öncelikle Arama Kurtarma Sahası olmak üzere çevre denizlerimizde güvenilir bir tanımlanmış deniz resmi oluşturulması önem arz etmektedir.

Bu kapsamda; söz konusu harekât alanlarının kesintisiz gözetlenmesine, hedeflerin tespit ve teşhisine, elde edilen bilgilerin ilgili komutanlık ve unsurlara gerçek zamanlı olarak aktarılmasına yardımcı olmak amacıyla, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından çeşitli İHA projeleri yürütülmektedir. Bunlar; Operatif İHA, Karaya Konuşlu Taktik İHA, Gemiye Konuşlu İHA, Mini/Mikro İHA sistemleridir. Bu sistemlere ayrı ayrı değinecek olursam:

  • Operatif İHA: “Deniz Konfigürasyonlu” İHA tedarik faaliyetleri devam etmektedir. Deniz Kuvvetlerinin keşif gözetleme ihtiyacının daha etkin karşılanması maksadıyla; EO/IR, OTS, SAR/ISAR, Deniz Arama Modu/ED Sistemi ile donatılacaktır.
  • Karaya Konuşlu Taktik İHA: Deniz Kuvvetlerinin keşif gözetleme ihtiyacı kapsamında; öncelikle hizmet alımı yöntemi ile en az 1 yıllık tecrübe kazanılması, müteakiben edinilecek tecrübelere istinaden Taktik İHA’ların envantere kazandırılması maksadıyla çalışmalara devam edilmektedir. İHA konusunda yeterli taktik ve teknik tecrübenin kazanılması hitamında, başta Gemiye Konuşlu İHA Projesi olmak üzere diğer İHA projelerine de yön ve hız verilecektir. Karaya Konuşlu Taktik İHA’lar öncelikle Ege Denizi’nde; Ege Denizi’nde etkin bir keşif gözetleme sağlanması ile beraber, Doğu Akdeniz ve Karadeniz’de de keşif gözetleme maksatlı kullanılacaktır.
  • Gemiye Konuşlu İHA (GİHA): Deniz Kuvvetlerinin yüzer ve dalar unsurlarının uçar unsurlarıyla birlikte icra ettikleri harekât süresince, organik helikopterlerin gemilere keşif ve karakol faaliyetlerinde büyük kolaylık sağladığı görülmüştür. Geminin görev icra ettiği bölgede sürekli ve kesintisiz Tanımlanmış Taktik Deniz Resmi (TDR) tesis ve idame zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda, Deniz Kuvvetlerinin keşif gözetleme maksatlı faydalı yük olarak EO/IR/OTS’ye sahip GİHA’ların tedarik edilmesi öngörülmektedir. GİHA’da ilk yeteneğin kazanılmasını müteakip; faydalı yük kombinasyonları ve harekât isterleri geliştirilerek arttırılacaktır.
  • Mini/Mikro İHA: Gemiye konuşlu İHA’lara ilave olarak; özellikle SAT/SAS ve amfibi birliklere de Mini/Mikro/Küçük İHA imkânı kazandırılması planlanmaktadır. Bu kapsamda; Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanlığı ve SAS Grup Komutanlığı unsurları tarafından kullanılmak üzere Döner Kanatlı (Çok Rotorlu) Mikro İnsansız Hava Aracı Sistemi tedarik edilmesi maksadıyla bir proje başlatılmıştır. Bahse konu sistemlerin 2016 yılı içerisinde envantere girmesi öngörülmektedir.

 

Deniz Haydutluğu ile Mücadelede Uluslararası İş Birliği

MSI Dergisi: Deniz haydutluğu ile mücadele kapsamında Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ne gibi tecrübeler kazandı? Bu tecrübeler ışığında, bu asimetrik tehdide karşı gelecekte ne gibi tedbirler almayı planlıyorsunuz?

Ora. BOSTANOĞLU: Küreselleşmenin karşılıklı bağımlılığı her geçen gün artırdığı günümüzde; denize kıyısı olan her ülke artık bizim komşumuzdur ve bu geniş anlamlı komşuluk ilişkisi çerçevesinde denize mücavir tüm ülkelerdeki istikrar ya da istikrarsızlık durumu ülkemizin ekonomik ve güvenlik çıkarlarını da doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyebilmektedir.

Bu bakış açısıyla Türk Deniz Kuvvetleri, 2008 yılında Somali’de meydana gelen istikrarsızlık sonucu yaşanan deniz haydutluğu saldırıları nedeniyle Birleşmiş Milletler Genel Kurulu kararları çerçevesinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından verilen yetki ile 2009 yılından beri Arap Denizi ve Aden Körfezi’nde Deniz Haydutluğu ile mücadeleye katkı sağlamaktadır. Bu kapsamda; Türk Deniz Kuvvetleri Çok Uluslu Görev Kuvvetleri (NATO Birleşik Görev Kuvvetleri / CTF) bünyesinde bir fırkateyn veya korvetle faaliyetlere iştirak etmiş ve icra ettiği birçok operasyonda 200’e yakın deniz haydudu etkisiz hâle getirilmiştir.

Deniz haydutluğu ile mücadele harekâtı kapsamında dost ve müttefik ülke bahriyeleri ile etkileşim sağlanmış, iş birliği geliştirilmiş, deniz ticaretimizin gerçekleştiği deniz ulaştırma yollarının ve kritik geçitlerin güvenliği sağlanmış, milli ve uluslararası insani yardım faaliyetlerine koruma görevi yapılmış ve nihayetinde bölgesel ve küresel barış ve istikrara katkı sağlanmıştır.

Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı bölgede yürüttüğü harekât süresince komuta kontrol, lojistik ve eğitim gibi konularda etkinlik analizi yaparak ilgili süreçlerini Deniz Kuvvetleri Stratejisi’nde belirtilen “Ana Vatanda Güvende Olmak için, Denizde Güçlü Olmak; Dünyada Söz Sahibi Olmak için, Tüm Denizlerde Var Olmak” ilkesi ışığında sürekli olarak iyileştirmiştir.

Deniz haydutluğu ile mücadeleye yönelik bölgedeki tüm aktörlerin etkileşim imkânı bulduğu ve tecrübe paylaşımının sağlandığı platformlar7 oluşmuştur. Bu platformlarda etkin rol alarak deniz haydutluğu ile mücadelede geliştirilen yeni yöntemler hakkında farkındalık ve bu mekanizmalara katılan ülke/organizasyonlar ile etkileşim sağlanmıştır. Buradan elde edilen tecrübelerle başta ÇUDGMM’nin faaliyetlerinin yürütülmesine katkı sağlanmış ve resmi kurumlarımız arasında deniz güvenliğine yönelik iyi seviyede bir sinerji elde edilmiştir.

Aden Körfezi’ndeki ülkelere yönelik olarak ÇUDGMM Mobil Eğitim Timi tarafından, Türk Deniz Görev Gurubu faaliyetleri kapsamında Kenya’da, IMO sponsorluğunda, Cibuti Bölgesel Eğitim Merkezi (Djibouti Regional Trainning Center / DRTC) ev sahipliğinde, Cibuti’de Deniz Güvenlik Eğitimleri verilmiştir. ÇUDGMM bünyesinde icra edilen kurs faaliyetlerine Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn, Katar, Umman ve Somali’den katılım sağlanmıştır.

Deniz haydutluğu ile mücadele sorununa sadece askeri tedbirler ile çözüm bulunması mümkün değildir. Bu nedenle müteakip dönemde uluslararası organizasyonlar ile eşgüdüm içerisinde bulunulması ve Somali’nin kapasite artırımına katkı sağlanmasına devam edilmesi önem arz etmektedir. Bu kapsamda, Somali’nin deniz güvenliği alanında kapasite artırım ihtiyacı belirlenerek Somali Silahlı Kuvvetlerinin yeniden yapılandırılması ve eğitilmesine yönelik destek sağlanmaktadır.

Türk Deniz Kuvvetleri Stratejisi’nde belirtildiği üzere Türkiye’nin dış politika vizyonu; istikrar, iş birliği ve kıta ölçekli açılım odaklıdır. Bu hedefler; seyyaliyet (mobilite) özelliğinden istifadeyle çevre denizlerimizden okyanuslara kadar Türkiye’nin ilgi ve faaliyet alanının uzandığı tüm coğrafyalara erişebilme yeteneği olan Deniz Kuvvetlerimizi vazgeçilmez bir dış politika enstrümanı olarak ön plana çıkarmaktadır.

Bu çerçevede Deniz Kuvvetleri Komutanlığının dünya denizlerinde milli kontrolde veya uluslararası girişimlerde icra edeceği deniz güvenlik harekâtında8 konvansiyonel tehditlerden ziyade asimetrik ve siber tehditler ön plana çıkmaktadır. Bu tehditlere karşı her zaman hazır olmak maksadıyla kriz alanlarına yönelik yüksek seviyede farkındalık geliştirilerek etkin bir hazırlık düzeyi idame edilmekte, personel eğitimine öncelik verilmekte ve etkin sevk, idare maksadıyla öncelikli olarak milli imkânlar ile geliştirilmiş sistemler kullanılmaktadır.

 

MSI Dergisi: Sahil Güvenlik Komutanlığı, hizmet yönünden İçişleri Bakanlığına bağlı silahlı bir kuvvet olarak 2692 sayılı yasa ile kendisine tevdi edilen görevleri yerine getiriyor. Bu görevlerden biri de emredildiğinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı emrinde ülke savunmasına katkıda bulunmak. Bu kapsamda, Sahil Güvenlik Komutanlığının platform, silah, sistem vb. ihtiyaçlarının belirlenmesinde Deniz Kuvvetleri Komutanlığı nasıl bir rol oynuyor?

Ora. BOSTANOĞLU: Sahil Güvenlik Komutanlığı modernizasyon projelerini kendisi planlayıp icra etmektedir. Bununla birlikte, başta sahil gözetleme sistemleri ve bilgi paylaşım ihtiyaçları olmak üzere birçok projede ortak alanlar bulunmakta ve bu alanlarda etkin teknik iş birliği yapılmaktadır. Deniz Bilgi Sistemi projesinde ağ destekli yeteneklerden azami istifade edebilmek üzere şimdiden bilgi değişim ihtiyaçları tanımlanmakta ve projeye destek sağlanmaktadır.

 

MSI Dergisi: Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, dost ve müttefik ülke askeri personelinin eğitimine yönelik ne gibi faaliyetler gerçekleştiriyor? Gelecekte bu faaliyetlerin genişletilmesi gündemde mi?

Ora. BOSTANOĞLU: Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı dost ve müttefik ülke personelinin eğitimine özel bir önem vermekte, gerek yurt içinde gerek yurt dışında gelen taleplere istinaden eğitimler planlanarak icra edilmektedir. Bu kapsamda Türk Deniz Kuvvetleri olarak 1967-2016 yılları arasında 33 farklı ülkeden subay, astsubay ve uzman erbaş olmak üzere toplam 3871 misafir askeri personele çeşitli kurs ve eğitimler başarı ile verilmiştir. Eğitim kalitemizin tanınmasına bağlı olarak eğitim talep eden ülke sayısında son yıllarda büyük artışlar meydana gelmiştir.

Hâlihazırda;

  • Deniz Harp Okulu Komutanlığında 2015-2016 Eğitim ve Öğretim yılında Harp-1’de 35, Harp-2’de 21, Harp-3’de 12 ve Harp-4’de 11 olmak üzere toplam 79 Misafir Askeri Öğrenci (MAÖ),
  • Deniz Lisesi Komutanlığında 9’uncu sınıfında 3, 10’uncu sınıfında 5, 11’inci sınıfında 2 ve 12’nci sınıfında 6 olmak üzere toplam 16 MAÖ,
  • Deniz Astsubay Meslek Yüksek Okulu Komutanlığında birinci sınıfında 18 ve ikinci sınıfında 9 olmak üzere toplam 27 MAÖ öğrenim görmektedir.

Dost ve müttefik ülkelerin personeline 2015 yılında 52 farklı kursta 62 Subay, 71 Astsubay, 1 Uzman erbaş ve 3 Sivil İşçi olmak üzere toplam 137 personele eğitim verilmiştir. 2016 yılında ise 10 farklı ülkeye 80 kursa 423 personele eğitim verilmesi planlanmaktadır.

Gelecekte dost ve müttefik ülke personeline verilen eğitim ve kursiyer sayısının arttırılmasına yönelik çalışmalarımız devam etmektedir. Daha önce sadece İngilizce olarak verilen kurs sayısı 8 iken hâlihazırda bu sayı 30’a yükselmiştir. Gelecekte daha fazla sayıda kursun İngilizce olarak verilmesi ve bu sayede daha fazla ülkeye eğitim verilmesi hedeflenmektedir.

 

MSI Dergisi: ÇUDGMM 2012 yılında deniz güvenliği konusunda NATO, ortaklık ülkeleri ve deniz güvenliği paydaşlarını her seviyede ve konuda alan uzmanları ile desteklemek misyonu ile kuruldu. Günümüze kadar çeşitli çalıştaylar, kurslar, tatbikatlar icra etti, doktrin geliştirdi, akademik yayınlar çıkardı, milli ve uluslararası kurumlarla ilişkiler geliştirdi ve teknoloji tabanlı projeler gerçekleştirdi. Bugün geldiği noktaya bakıldığında, üçüncü yılını tamamlayan bu çok uluslu merkezin; öncelikle Türkiye, ardından da NATO ve deniz güvenliği paydaşlarına sağladığı katkıları ve geleceğe yönelik planlarını değerlendirir misiniz?

Ora. BOSTANOĞLU: ÇUDGMM Komutanlığının kuruluşundan bugüne icra etmiş olduğu kurslara 36 farklı ülkeden 411, çalıştaylara 45 farklı ülkeden 378, mobil eğitimlere 24 ülkeden 302, gemi eğitimlerine 15 farklı ülkeden 184 katılımcı iştirak etmiştir.

ÇUDGMM Komutanlığının hedefi; deniz güvenliği alanındaki tüm paydaşları, işbirliği sağlayarak bir araya getirmek ve bu alanda ulusal ve uluslararası faaliyetler icra eden lider bir kurum olmaktır.

ÇUDGMM Komutanlığı; NATO’nun deniz alanında faaliyet gösteren komutanlıkları, mükemmeliyet merkezleri ve eğitim merkezlerinin de katılımıyla deniz güvenliği alanında doktrin hazırlama, tatbikat, kurs, konferans, çalıştay vb. faaliyetler icra etmekte, deniz güvenliği alanına ilişkin etkin bir rol üstlenmeyi hedeflemektedir.

21-28 Ekim 2015 tarihleri arasında ulusal ve uluslararası deniz güvenliği paydaşlarının bir araya getirilmesi ile ÇOK ULUSLU DENİZ GÜVENLİĞİ-2015 tatbikatı icra edilmiştir. Kapsamı ve katılımcıları itibarıyla NATO çapında yüksek görünürlüklü olarak ilk defa planlanan TRIDENT JUNCTURE-2015 tatbikatı ile stratejik iletişim vasıtasıyla irtibatlı olarak icra edilerek bahse konu tatbikat bünyesinde de görev alınmıştır.

Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı olarak, ÇUDGMM’nin deniz güvenliği alanında etkin bir kurum olmasına yönelik çalışmalar sürdürülmektedir.

 

MSI Dergisi: Eklemek istediğimiz başka bir konu veya konular var mı?

Ora. BOSTANOĞLU: Bahriyelinin, öğrenciliğinden emekliliğine kadar geçen süreçte; alacağı eğitim, öğretim ve edineceği tecrübeyle bireysel ve mesleki gelişimini bir bütün hâlinde devam ettirerek, safha safha, hangi rütbede hangi liderlik vasıflarına sahip olması gerektiğinin rotasını çizen Türk Deniz Kuvvetlerinin Liderlik Stratejisi oluşturulmaktadır.

Hâlihazırda 24’ü ABD’de, Naval Postgraduate School’da, 19’u ise yurt dışı sivil üniversitelerde olmak üzere toplam 43 personel yurt dışı yükseköğrenimine devam etmektedir.

Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı savaş sistemleri alanında proje yönetiminden program yönetimine geçiş yönünde kritik adımları atmaya yönelik altyapı hazırlıklarını tamamlamıştır.

“Modernizasyon ve Yeni Gemi İnşa” projelerinin ihtiyaç duyacağı savaş sistemleri yetenekleri çok önceden planlanmakta ve geliştirilecek yeteneklerin gerçek sistemlerde kullanımı öncesinde fiilen gerçek sahada denenmesi esas alınmaktadır. Başka bir deyişle, yetenek geliştirme projeleri platformlardan önce tasarlanmakta ve gerçekleştirilmektedir. Bu sayede teknolojik hazırlık düzeyleri test edilmekte ve bu testlerde platformlarda kullanıma hazır olan sistemler belirlenmektedir.

Geliştirilen yetenekler bir program sözleşmesi çerçevesinde gerek modernize edilecek platformlara, gerek yeni inşa edilen platformlara uygulanacak, programın aşamalı hedefleri gerçekleştikçe platform uygulamalarına devam edilecek ve bu sayede hem modernizasyon, hem yeni yetenekler platformlara kavuşurken bakım idame ve konfigürasyon bütünlüğü gözetilmiş olacaktır. Bu sayede yetişmiş insan gücümüzün de bir proje ile sınırlı olmayan, derinliğine uzmanlık geliştirmesi sağlanabilecek ve uzun soluklu istihdamları mümkün olabilecektir.

Sistemlerin dört ana alan -suüstü, sualtı, deniz hava ve sahil sistemleri- altında, yetenek geliştirme programları ile sistematik olarak yönetilmesi hedefimizdir.

 

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Bülent Bostanoğlu’na, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

 

Dip Notlar

1.Etkin Çaba Harekâtı, NATO Daimi Deniz Görev Grupları Faaliyetleri, Okyanus Kalkanı Harekâtı (Operation Ocean Shield – OOS) ve Birleşik Görev Kuvveti (CTF) 151, icra edilen harekât örnekleridir.

2. Örneğin UNIFIL Deniz Harekâtı, Türk Deniz Kuvvetlerinin katkı sağlamaya devam ettiği bir harekâttır.

3. BLACKSEAFOR, Karadeniz Uyumu Harekâtı ve Akdeniz Kalkanı Harekâtı hâlen devam edenlere örnek olarak verilebilir.

4. BARBAROS Türk Deniz Görev Grubu-2014, milli korvet TCG BÜYÜKADA’nın gerçekleştirdiği Körfez Ülkerleri Seyri (Kızıldeniz, Aden Körfezi, Arap Denizi ve Basra Körfezine sahildar ülkelere istinaden uluslararası tatbikatlara iştirak, ikili askeri ilişkiler kapsamında liman ziyaretleri ve geçiş eğitimleri icra etmek ve deniz haydutluğu ile mücadeleye destek sağlamak faaliyetleri icra edilmiştir), Ertuğrul Fırkateyni’nin Japonya Seyrinin 125’inci Yıldönümü münasebetiyle TCG GEDİZ Uzakdoğu Seyri örnek olarak verilebilecek alan dışı harekâtlardır.

5. Birleşik Görev Kuvveti (CTF) 151 ve Okyanus Kalkanı Harekâtı (Operation Ocean Shield – OOS).

6. Çok Uluslu Deniz Güvenliği Mükemmeliyet Merkezi tarafından verilen eğitimler; Deniz Güvenliği ve Deniz Haydutluğu ile Mücadele Konferansı, CTF-151 Karargâh Subayları için Deniz Güvenlik Harekâtı ve Deniz Haydutluğu ile Mücadele Kursu, NATO/Çok Uluslu Deniz Ulaştırması İçin İş Birliği ve Rehberlik (DUİR) Kursu, Denizde Terörle Mücadele Kursu, Deniz Güvenlik Harekâtlarında Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Önlenmesi Kursu, Uluslararası Gemi ve Liman Tesisleri Güvenlik (ISPS) Kodu Kursu, Denizde Durumsal Farkındalık Kursu, Deniz Güvenliği (MARSEC) Tatbikatı, NATO Deniz Ulaştırması İçin İş Birliği ve Rehberlik (DUİR) Tatbikatı.

7. Paylaşılmış Farkındalık ve Koordinasyon (SHADE) mekanizması ve Somali Korsanlıkla Mücadele Temas Grubu (CGPCS).

8. Denizde durumsal farkındalığın desteklenmesi, seyir serbestisinin idamesi, denizde denetim, kitle imha silahlarının yayılmasının önlenmesi, kritik altyapının korunması, denizde terörizmi önleme faaliyetlerinin desteklenmesi ve denizde kapasite oluşturmaya katkı sağlanması faaliyetlerini içermektedir.

752 toplam görüntüleme, 1 bugünkü görüntüleme