Anova, Gelecek 15 Yılda da Kritik Alt Sistemler için Özgün Çözümlerin Kaynağı Olmaya Devam Edecek – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Anova, Gelecek 15 Yılda da Kritik Alt Sistemler için Özgün Çözümlerin Kaynağı Olmaya Devam Edecek

2 Aralık 2019

MSI Dergisi’nin 186’ncı sayısında yayımlanan söyleşi, derginin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

 

Anova, son dönemde, Türkiye’nin özgün platform ve sistemlerinin kritik alt bileşenlerini, birer ürün olarak ortaya koyması ile dikkatleri çekiyor. Kuruluşunun 15’inci yılını geride bırakan Anova’nın tarihçesi de aslında, Türk savunma ve havacılık sektörünün gelişiminin kısa bir özeti. Anova’nın kuruluşunun ardından kaydettiği gelişimini ve geleceği ile öngörüleri, Anova şirketler grubunun ortaklarından; Ahmet Açıkgöz, Mustafa Gelişli, Dursun Öner ve Emre Öztürk’ten dinledik.

Soldan sağa: Mustafa Gelişli, Ahmet Açıkgöz, Emre Öztürk ve Dursun Öner

 

MSI Dergisi: Sektörel diyaloglarda, kısaca “Anova” diyerek geçiyoruz; ancak aslında birden çok firmadan bahsediyoruz. Öncelikle Anova ifadesinin altında hangi şirketlerden bahsediyoruz, bunu öğrenebilir miyiz?

Emre ÖZTÜRK: Anova dediğimizde, aslında 5 şirketten bahsediyoruz. İlki, 2003’te kurduğumuz Anova Mühendislik. Bu, bir dış ticaret şirketi. Diğeri, 2008’de kurduğumuz Anova Ar-Ge Teknolojileri. Savunma ve havacılık sanayisinde özgün ürünler geliştirme faaliyetlerini, bu şirketimiz yürütüyor. Üçüncüsü, 2013 yılında kurduğumuz Anova Savunma Otomotiv Enerji Sistemleri. Bu, bizim fabrikamız, üretim şirketimiz. Dördüncüsü ise 2018 yılında FİGES’le ortak kurduğumuz NUMESYS. Sonuncusu da yakın zamanda kurulan ve havacılık platformlarının iklimlendirme sistemleri üzerinde çalışacak bir ortak girişim şirketi olan TASECS.

Baktığımızda, biz hep ortaklıklarla büyüdük. 3 ortak olarak başladık. Sonrasında Dursun Bey bize katıldı ve tasarım işleri almaya başladık. Oğuzhan Şentürk’ün katılımı ile üretim işlerine girdik. FİGES ile birlikte NUMESYS’i kurduk. Şimdi ise TUSAŞ, GÖKSER, Gür Metal ve FRITERM ile TASECS’i hayata geçirdik.

 

MSI Dergisi: Savunma ve havacılık sanayisinin, Anova’nın gelişiminde önemli bir rol oynadığını görüyoruz. Bu süreci sizlerden dinleyebilir miyiz?

Ahmet Açıkgöz

Ahmet AÇIKGÖZ: İlk şirketimiz Anova Mühendislik’i kurduğumuzda, savunma ve havacılık sanayisi tecrübemiz yoktu. Ben, beyaz eşya kökenliyim. 10 yıl Arçelik Ar-Ge’de çalıştım. Ortaklarımdan Mustafa ile yazılım eğitimi verirken tanıştım. Mustafa da Emre’ye yazılım eğitimi verdi. Tanışıklığımız böyle oluştu ve bu tanışıklık, şirket kuruluşuna uzandı. O şirket nasıl oldu da şu anda neredeyse bütün zamanını savunma ve havacılık sanayisi ile geçiriyor? Sanırım bizim şanslı olduğumuz bir kaç konu vardı. Birincisi, tüm ortaklarımızın kültürünü yansıttık, müşteriler de bu karma kültürü ve iletişimimizi sevdi. İkincisi, hiçbir özel bağlantımızın olmamasıydı. Gerçekten kafamızı kullanarak işleri almaya çabaladık. Üçüncü şansımız, hizmet anlayışımız oldu. İlk dönemde, ağırlıklı olarak yazılım satıyorduk. Yazılım satışı yapan diğer firmaların sunduğu hizmet, satış ve sonrasındaki eğitim ile sınırlıydı. Biz ise müşterimizle daha yakın temas kurumak için zaman zaman oturup onlarla projelerini birlikte yapıyorduk. Bunun şöyle bir yan etkisi de oldu: Müşterilerimizin projelerinde yaşadıkları sorunları çözerek ve onlara yardım ederek aslında farklı konularda daha derin bilgi sahibi olmaya başladık. Bu bilgi de zaman içinde birikti. Sonra bir baktık ki farklı konularda tasarımlar yapmaya başlamışız.

Tabii, çalışmalarımız farklı sektörleri kapsıyordu. Yıllar ilerledikçe şunu gördük: Diğer sektörlerdeki pasta küçülürken savunma ve havacılık sanayisinde pasta hep büyüdü. Diğer sektörler, ne yazık ki hep maliyet azaltmayı ve ürünü piyasaya hızlı sürmeyi ön planda tuttu. Bu, yaptıkları iş açısından doğru olabilir; ancak özgün ürün geliştirmek için hiç de elverişli bir ortam değil. Savunma ve havacılık tarafında ise özgün ürünler ön plana çıktı ve biz de bu akımın bir ucundan yakaladık. Kadromuzu ona göre şekillendirdik. Kurulduğumuzda, Ankara’daki evinden çalışan tek arkadaşımız varken bugün şirket merkezi Ankara oldu.

Dursun ÖNER: 2009’da, o zamanki adı ile Savunma Sanayii Müsteşarlığının ortaya koyduğu yerlileşme ve millileşme vizyonunu en çok ciddiye alan firmalardan biri ASELSAN oldu. Biz de 2010’da, bu yerlileşme ve millileşme çalışmalarında rol almaya başladık ve ASELSAN’dan, proje anlamında çok destek gördük. 2014’te de ASELSAN’ın stratejik çözüm ortaklarından biri olduk.

Sektörde, güven kazanarak ilerledik. ASELSAN için yaptıklarımız, sektörün diğer oyuncularının da dikkatini çekti. Artık projelerimiz ve iş ortaklarımız daha da çeşitleniyor.

Mustafa Gelişli

Mustafa GELİŞLİ: Son 3-5 yıla baktığımızda, isterseniz iç isterseniz dış motivasyonlar deyin, çoğu ana yüklenici firmanın, kendi alt yüklenicilerini oluşturmaya çalıştığını görüyoruz. Çünkü artık projeler çok büyüdü, süreler de kısaldı.  Bu nedenle, ellerindeki bazı işleri tamamen güvenli bir şekilde devredebilecekleri alt yükleniciler geliştirmeye çalışıyorlar. Biz de elimizden geldiği kadarıyla kolay iletişim kurulabilen ve güvenilir alt yüklenici olma hedefiyle ilerlemeye çalışıyoruz.

ANOVA olarak işlerimize başarı odaklı bakıyoruz. Dolayısıyla başka işlerden kazandığımız paranın bir kısmını, savunma ve havacılık alanındaki Ar-Ge ve mühendislik faaliyetlerimizi finanse etmekte kullandık. Verdiğimiz en doğru kararlardan biri de bu oldu. Doğru insanları ekibimizde tutup o insanlarla beraber doğru şekilde iş yapmaya çalışmak, bizi bir nebze daha hedeflerimize yaklaştırdı.

Emre ÖZTÜRK: Yeri gelmişken bir anımızı paylaşmak istiyorum: Şirketi kuralı beş-altı yıl olmuştu ve savunma ve havacılık sanayisi ile iş yapıyorduk. Bir ana yüklenici firmanın genel müdüründen randevu talep ettik. “Siz savunma sanayisi firması değilsiniz.” dediler ve randevu vermediler. O zaman; “Nasıl değiliz?” diye kendimize sorduk ve sonradan anladık ki savunma ve havacılık sanayisi firması olmak, ayrı bir şeymiş. Vizyonumuzu ve odak noktamızı şekillendiren bir farkındalık oldu bu bizim için.

 

Başarıya Giden Yol, İnsan Kaynaklarına Yatırımdan ve Doğru Sistemi Kurmaktan Geçiyor

MSI Dergisi: Anova’yı, kuruluşundan itibaren yaşadığı süreçte farklı kılan noktalar hangileri oldu?

Emre ÖZTÜRK: Biz, başarıya giden yolun, insan kaynaklarına yatırımda ve doğru sistemi kurmakta olduğunu gördük. Doğru insan kaynağına sahipseniz, onları mutlu çalışanlar yaparsanız ve doğru sistemi kurarsanız, başarı, doğal bir sonuç haline geliyor. Bu başarı da doğru insan kaynağını çekmeye devam ediyor. Bu konulara çok kafa yorduk ve bu alanda sektörden farklılığımız olduğunu düşünüyoruz. İnsan kaynağına gerçekten önem veriyoruz. Doğru insan kaynağını elimizde tutmak, onları doğru şekilde çalıştırabilmek, doğru şekilde motive edebilmek, şu anda yöneticiler olarak en çok kafa yorduğumuz konuların arasında. Bugün, grup şirketlerinin toplam çalışan sayısı 200’ü buldu.

Sırttan Beslemeli Seri Atış Sistemi

Ahmet AÇIKGÖZ: Şirketi kurduğumuz zaman, büyüklerimiz bize hep “Bildiğiniz işi yapın.” dedi. Her yıl için kendimize hedefler koyduk. Bir sene dedik ki biz pompa sektörüne ağırlık verelim. Bir yıl dedik ki otomotiv sektörüne yüklenelim. Bu şekilde, pek çok sektöre odaklandık ve onların ihtiyaçlarını anladık. Zamanla firmalar ve sektörler bizi şekillendirmeye başladı. Biz de bu şekillendirmeye uyum sağladık. Nereden daha çok tasarım ve üretim ağırlıklı projeler geliyor, oralara doğru kaymaya başladık. Savunma ve havacılık sanayisinin, şu anda, bize ve bizim gibi firmalara çok ihtiyacı var. Çünkü sektör, bugün geldiğimiz noktada ihtiyacı olan her şeye o kadar kolay ulaşamıyor. O ürünlerin bir şekilde burada tasarlanması ve üretilmesi gerekiyor. Müşteri de artık kolay çalışabilir firma arıyor. Siz işinizi iyi yapıyor olabilirsiniz ama sizinle çalışmak kolay değilse tercih edilmiyorsunuz. Biz bu konuda da iyi bir şöhrete sahibiz: Daha sipariş gelmeden birçok projeyi bitirdiğimiz bile oldu.

Emre ÖZTÜRK: Güçlü olan değil de uyum sağlayabilen ayakta kalıyor. Bu, doğada da böyle, iş yaşamında da… Baktığınızda, 2003’te, CFD (Computational Fluid Dynamics / Hesaplamalı Akışkanlar Dinamiği) konusunda uzmanlığı olan bir firma olarak yola çıktık. Bugün, grup şirketlerinin bordrosunda bulunanların çoğunluğunun CFD konusunda çalışmasını beklersiniz ama bizim CFD bölümümüzden büyük başka bir çok bölümümüz var. Çünkü tasarıma, mekaniğe, elektroniğe, teste, kalifikasyona adapte olduk.

 

 

Dursun Öner

Ürünler Ağırlık Kazanıyor

MSI Dergisi: Anova’nın ilk ürünü neydi?

Dursun ÖNER: Ana yüklenicilere teslim ettiğimiz birçok ürün geliştirdik ve ürettik. Ancak, “Müşterinin ürün koduyla birlikte alıp herhangi bir modifikasyona ihtiyaç duymadan doğrudan sistemine takabileceği ürün” olarak baktığımızda, 2011’de tamamladığımız Esnek Mermi Yolu, bizim ilk ürünümüz oldu.

 

MSI Dergisi: Esnek Mermi Yolu ile başlayan ürünleşme süreci, bugün hangi noktaya ulaştı?

Dursun ÖNER: Ürünleşme çalışmalarına başladığımızda, bu ürünlerin geliştirilmesi için çalışan personelin genele oranı, başta %10 civarındaydı; geldiğimiz noktada ise %50’ye ulaştı. Bizim için, arayüzleri belli olan ve farklı platformlara entegre edilebilen her bir sistem, bir üründür. Bu kapsamda, solenoid valf ve pompa çözümlerimiz hatta ASİSGUARD firmasının SONGAR dronu için geliştirdiğimiz stabilize silah sistemi de bir ürün.

Mustafa GELİŞLİ: Bir diğer gelişme, zaman içince mekanik ürünlerden, akıllı ve elektromekanik ürünlere doğru bir geçiş yaşamış olmamız. Diğer bir deyişle mekaniğini, elektroniğini, kartlarını, yazılımını ve donanımını kendimizin yapabildiği ürünlere sahibiz.

Çevresel İklimlendirme Birimi (üstte) ve bu birimin Kontrol Kutusu (altta)

 

MSI Dergisi: Ürünler açısında baktığımızda, Anova, sektörde hangi ilkleri başardı?

Dursun ÖNER: Tabii, bir şeyi ilk yaptığınızı iddia etmek kolay değil. Sektörün tarihini çok iyi bilmeniz gerekiyor. Bu doğrultuda baktığımızda, rahatlıkla konuşabileceğimiz ilklerden bahsedecek olursak; esnek mermi yolunun, ASELSAN’ın yerlileştirme listelerinde ilk konuşulan ürünlerden biri olduğunu söyleyebilirim. Bu kapsamda, ihracat lisansına tabi bir ürünün yerlileştirilmesi çalışmasıdır. Savunma Sanayii Başkanlığının, Teknoloji Kazanım Yükümlülüğü mekanizması kapsamındaki ilk projemiz ise Roketsan’ın ATMACA füzesi için geliştirdiğimiz yakıt pompası oldu.

Mustafa GELİŞLİ: “Bu pompa, sektörde, ana yükleniciler dışında, havacılık standartlarına göre geliştirilmiş ilk pompadır.” da diyebiliriz.

Askeri Redüktör

MSI Dergisi: Bir sonraki aşamada, ürünleşme faaliyetleriniz nereye doğru devam edecek?

Ahmet AÇIKGÖZ: Bu noktada, ürünleşme çalışmalarının öncesinden kısaca bahsetmekte yarar var. Zamanında, farklı sektörlere de üretim yapmayı düşündük. Örneğin, otomotiv sektörüne yönelik fan ya da pompa üretimi işine girmeyi planladık. Çünkü üretim adetleri çok yüksek. Fakat, öğrendik ki ödemeler, teslimattan çok sonra gerçekleşebiliyor. Böyle bir işe girmek, bizim boyutumuzdaki bir firmayı batırabilir. Savunma ve havacılık sanayisinde ise butik bir üretim anlayışı var; bu anlayış, bizim gibi firmalar için çok daha sürdürülebilir bir model ortaya koyuyor.

Dursun ÖNER: Faaliyetlerimizi, Türkiye’nin gerçekleri ve değişen şartları doğrultusunda uyarlıyoruz. Mevcut koşullarda, sadece mühendislik hizmetleri vererek Türkiye’de ayakta kalmak pek mümkün değil. Üretim ayağınızın mutlaka olması gerekiyor.

Bu bakış açısı ile ürünleşme çalışmalarımızı, tüm faaliyet alanlarımızda sürdüreceğiz ve üretim miktarlarımızı arttırmaya çalışacağız. Bunun yollarından biri, üretim hacminin daha yüksek olduğu kara platformlarına yönelmek olacak. Kara platformlarına alt sistemler sağlamak, bizim için en temel çıkış noktalarından biri olacak.

Kablosuz güç iletim birimi

Bazı ürünlerde, belli bir aileyi ortaya koyduğumuzda ve belli bir hacme ulaştığımızda, bu ürünlere yönelik ayrı şirketler (spin-off) de kurabiliriz.

Doğru modellerle yeni iş birlikleri kurmak da her zaman gündemimizde. Bu kapsamda, hem yerli hem de yabancı firmalarla iş birlikleri kurmaya hazırız. Silah sistemi tarafında, İngiliz AEI Systems firmasıyla başladığımız çalışmada olduğu gibi.

Emre ÖZTÜRK: Gelişimimize baktığımızda; önceden mühendislik destek hizmeti veriyorduk, daha sonra komponentler yapmaya başladık. Şimdi ise artık alt sistem seviyesinde ürünler yapıyoruz. Amacımız; alt sistem seviyesinde ürünlerimizi çoğaltmak. Özellikle de akıllı alt sistemler seviyesinde. Çevresel İklimlendirme Birimi ürünümüz gibi içinde; mekaniğin, elektroniğin, yazılımın olduğu akıllı alt sistemler peşindeyiz. Sırada; AC/DC veya DC/DC çeviriciler, sayısal manyetik pusula ve hava çevrim makinası gibi ürünler var.

 

 

MSI Dergisi: Bu noktada, “Sektöre giriş yapmak isteyen girişimcilere neler öneriyorsunuz?” diye bir soru sorsak, nasıl bir cevap veririsiniz?

Ahmet AÇIKGÖZ: Sanırım verebileceğimiz kısa cevap; “Gelin, bizim neyi nasıl yaptığımızı görün, sektörün gerçeklerini anlayın, sonra da hâlâ istiyorsanız, şirketinizi kurun.” olurdu.

Genç girişimcilere ise şöyle bir önerim var: Ben, çalışma hayatımın ancak beşinci yılında, üretime bir ürün verdiğim zaman; “Ben tasarlamayı öğrendim.” dedim. Genç arkadaşlarıma, hemen bir şirket kurup bir şey yapmalarını önermiyorum. Çalışmak istedikleri alanda faaliyet gösteren bir şirkette, üretime bir ürün verene kadar sabretmelerini öneriyorum. Yoksa düşündükleri kadar hızlı ilerleyemeyebilirler.

Mustafa GELİŞLİ: Şu gerçeği, sektöre girmek isteyen herkesin bilmesi gerekiyor: Burası inşaat veya başka sektörler gibi zaman zaman teknik temele dayanmayan ilişkilerinizin de etkili olabildiği bir sektör değil. Diğer ilişkiler, belki sizi bir takım işlere başlatabilir ama savunma ve havacılık sanayisinde önemli olan, o işi hakkı ile yerine getirmek. Bunu yapamadığınızda, çok ağır yaptırımlarla karşılaşabilirsiniz. Eğer aldığınız işin hakkını veremeyecekseniz, bunun sonu muhakkak felaket olacaktır. Sektörün önemli firmalarından biri anlatmıştı: İlk kâr paylarını, sektöre girdikten 16 sene sonra dağıtmışlar. Dolayısıyla savunma sanayisi, mevcut Z kuşağının çok hoşlandığı, “Bir anda CEO olayım, çok zengin olayım.” fikrine sahip kişilere pek uygun bir yer değil. O yüzden sektöre girmeden önce, iki defa düşünmekte fayda var.

Gelecek İhracatta

MSI Dergisi: Anova, ihracat konusunda bugüne kadar neler yaptı?

Mustafa GELİŞLİ: İhracat, aslında kuruluşumuzun en başından beri bizim için bir gündem maddesi. Nasıl ki kuruluşumuzun ardından, ilk önce sadece mühendislik hizmeti veriyorduk sonra mekanik tasarım ve ürüne döndük; ihracatta da benzer bir yol izledik. Aslında, 2004’te, kurulduktan 6 ay kadar sonra Fransa ve ABD’ye mühendislik hizmeti ihraç ediyorduk. Hatta İngiltere’de ofis kurmak için de imzaları atmıştık. Ama İngiltere’de bir kriz başladı. Sonra Türkiye’deki işlerimiz o kadar hızlı ilerledi ki mühendislik hizmeti ihraç etmeye zamanımız bile olmadı.

Dursun ÖNER: Savunma ve havacılık sanayisinde ihracat, offsetleri bir kenara bırakırsak Türkiye için nispeten yeni bir konu. Savunma ve havacılık sanayisinde doğrudan ihracat yapmak, çok kolay bir iş değil. Özellikle alt sistemler bazında daha da zor. Sistem ve platformların sorumluluğunu alan entegratör firmaların, alt sistemler bazında bizim gibi firmalarla çalışabilmesi için bizim çok iyi işler yürütüp entegratör firmaların onaylı tedarikçisi olmamız gerekiyor. “Çok iyi işler yürütmek” ise zor işlerin altından kalkmayı gerektiriyor.

Şimdiye kadar ürün bazlı yaptığımız, doğrudan ilk ihracatımız, bir Asya ülkesi için sağladığımız özel bir pompa oldu. Esnek Mermi Yolu ürünümüz, son dönemde talep edilen bir ürün. Yurt dışındaki firmalara da satışlarımız başlamak üzere.

Diğer taraftan, dolaylı ihracatımız da var. Türk entegratör firmaların ihraç ettiği çeşitli sistemlerde, bizim ürünlerimiz de bulunuyor. Dolaylı ihracat da bizim için önemli ve sürmesini istiyoruz; doğrudan ihracat gelirlerinin artırmak da öncelikli hedeflerimiz arasında yar alıyor.

Dr. Emre Öztürk

Emre ÖZTÜRK: İlk defa geçen sene bir yurt dışı fuara katılımcı olarak gittik. Çünkü gittiğinizde, masaya koyabileceğiniz bir ürününüz olması lazım. Savunma ve havacılık sanayisinde, ürünlerin; tasarımı, doğrulaması, kalifikasyonu; hepsi ciddi süreçler. Bir ürün için bunları yapmak, 3-4 seneyi buluyor. Şimdi çarklar, tekrar etmeyen mühendislik işleri ile değil, ürünlerle dönmeye başladı ve bu da yakın gelecekte Anova’yı çok daha iyi yerlerde göreceğimizin sinyallerini veriyor.

 

MSI Dergisi: Anova’nın geleceğinde ne var? 5 yıl sonra nasıl bir Anova göreceğiz?

Emre ÖZTÜRK: Kuruluşumuzdan beri, hem kendi yaptığımız hem de müşterilere yaptığımız Ar-Ge projeleriyle bir şekilde işlerimizi finanse etmeye çalıştık ve bu günlere geldik. Yıllar içerisinde de yavaş yavaş kendi ürünlerimizi yapacağımız, tamamen kendi ürünlerimizi satacağımız bir noktaya doğru ilerleyeceğiz. Ürünlerimizin sayısı çok artacak. İhracatımız ciddi manada artacak. Yurt dışında da bazı yapılanmalar oluşacak. TASECS’in kuruluşundaki vizyon; sadece TUSAŞ’tan değil, Boeing’ten, Airbus’tan da iş alabilmek. O vizyonla gittiğimizde, zaten yurt dışında bir ayağınızın olması gerekiyor. Benzer şekilde, NUMESYS’in de yurt dışı ayağı olacak. Anova Ar-Ge’nin de yurt dışı ürün satışı olacak.

Ama bir yandan da şunu düşünüyoruz: Şu anda savunma ve havacılık sanayisi, diğer sektörlere göre daha cazip bir sektör gibi görünmesine rağmen, bu hep böyle devam etmeyebilir. Otomotiv ya da beyaz eşya sektörünü düşünün. Yakın döneme kadar yükselme trendinde olan bu sektörler, ekonomik şartlar nedeni ile bugünlerde bir bocalama yaşıyor. 10 sene sonra, savunma ve havacılık sanayisinin bugünkü kadar cazip olamayabileceğini de bir ihtimal olarak göz önüne alıyoruz. Bu yüzden, geçmişte olduğu gibi, dengeli ve alternatifleri olan bir şekilde ilerliyor olmamız gerekiyor. Ar-Ge’nin cirodaki payını arttıracağız. Temel değerimiz, mühendislik olmaya devam edecek ve bu kabiliyetimizi, gerektiğinde başka sektörlerde kullanacağız.

Ahmet AÇIKGÖZ: Yakın dönemde, ciddi bir ciro artışı bekliyoruz; çünkü tasarladığımız ürünlerin, artık satışının ve envantere girişinin gerçekleştiğini görüyoruz. Biz şirket ortakları olarak, elde edilen kârı alıp bunları kendi zevklerimiz için harcayan insanlar değiliz. Kârımızı, yine Ar-Ge’ye ayıracağız. Yine müşterilerimizin nabzını tutacağız, bize “Şu alana girin, şu konuyu çalışın.” dedikleri zaman da hayır demeyeceğiz.

   

7,62×54 mm esnek mermi yolu (kompozit) – 30×173 mm esnek mermi yolu (alüminyum)

 

MSI Dergisi: Projeler açısında baktığımızda, gelecek için neler söyleyebilirsiniz?

Dursun ÖNER: Türkiye’nin içinden geçtiği dönem, kendi platformlarımızı ve sistemlerimizi geliştirmemizi gerekli kılıyor. Anova gibi firmalara düşen ise bu platform ve sistemlerin alt sistemlerini geliştirmek. Tabii bu, alt sistemlerin bileşenlerini de geliştirmek anlamına geliyor ki zaman zaman bu, sistemi ya da platformu geliştirmek kadar çok zaman alabiliyor ve alt seviyede de geliştirilmesi gereken birçok teknoloji var.

İmzaladığımız bazı projeler var ki bunlarla ilgili gelişmeleri, önümüzdeki dönemde sektör kamuoyu paylaşıyor olacağız. Ayrıca, kara araçları sektöründe Anova’yı daha çok göreceğiz projeler de olacak.

    

12,7×99 mm esnek mermi yolu (alüminyum) – Yukarıdan aşağıya: 30×173 mm, 25 mm ve 12,7×99 mm esnek mermi yolları.

 

Mustafa GELİŞLİ: Bizim şu anda 4 tane ana kritik grubumuz var: Silah sistemleri, kabin konsol sistemleri, turbo makineler ve çevresel iklimlendirme sistemleri. Bunlara odaklandık; bunlar bizim uzmanlık alanlarımız; ama bunlarla sınırlı değiliz. Mesela şu anda, teklif verdiğimiz bir yakıt sistemi var. Bu 4 alan, bizi 5 sene sonra daha fazla ürüne ve daha fazla alt sisteme sahip firma haline getirecek. Eğer hedeflerimizi gerçekleştirebilirsek en azından bu 4 ana alanda ilerleyeceğiz. Belki de ileride, Anova’nın içinde mekanik tasarım birimi olmayacak; silah sistemleri birimi olacak; yakıt sistemi birimi olacak. Tabii yurt dışına da açılmayı hedefliyoruz.

 

Anova şirketler grubunun ortakları; Ahmet Açıkgöz, Mustafa Gelişli, Dursun Öner ve Emre Öztürk’e, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

498 toplam görüntüleme, 1 bugünkü görüntüleme