ASELSAN Güç Birliği Zirvesi, Sektörün Özgün Çözümler Konusundaki Kararlılığını Gösterdi – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

ASELSAN Güç Birliği Zirvesi, Sektörün Özgün Çözümler Konusundaki Kararlılığını Gösterdi

25 Mart 2019

MSI Dergisi’nin 174’üncü sayısında yayımlanan özel haber, derginin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

 

ASELSAN’ın ilk kez düzenlediği “Güç Birliği Zirvesi”, “Millileştirme” temasıyla 5 Şubat’ta, Ankara’da gerçekleştirildi. Türkiye’nin en büyük savunma sanayisi kuruluşu olan ASELSAN’ın, “Stratejik Ortak” olarak nitelendirdiği tedarikçileriyle bir araya geldiği etkinlik, belirlenen sınırları aştı ve adeta bir Türk savunma sanayisi zirvesine dönüştü.

 

Zirveye, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede ve Milli Savunma Bakan Yardımcısı Muhsin Dere başta olmak üzere, çok sayıda üst düzey yetkili, ASELSAN çalışanları ve birçok sektör firmasının yetkilileri katıldı. ASELSAN’ın sektördeki lider konumunun bir yansıması olarak, sektörün her alanından, her büyüklükteki firmadan temsilciler zirvede yer aldı.

Temel Hedef, Birlikte Büyümek ve Büyütmek

Zirvenin açılış konuşmasını, ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün yaptı. Prof. Dr. Görgün, “Güç Birliği” ifadesinin çıkış noktasını, şu sözlerle anlattı: “ASELSAN’ın fedakâr ve cefakâr halkımızın bağışlarıyla kurulması, Türk Milleti’nin ‘millet olma’ şuurunun, yani güç birliğinin en önemli ispatıdır. ASELSAN, Türk halkının yokluklar ve imkânsızlıklar içinde ortaya koyduğu bir başarı hikâyesidir. ASELSAN, kurulduğu günden bugüne kadar, Büyük Türk Milleti’ne karşı duyduğu vefa borcunu ödemeye çalışan bir misyon şirketidir. Günümüzde ise ASELSAN, sahip olduğu insan kaynağı, teknolojik kapasitesi, bilgi birikimi ve çözüm ortakları olan tedarikçileriyle, savunma sanayimizin lider kuruluşudur. ASELSAN; bireysel fedakârlıklar ve bireysel başarılardan ziyade, uzun dönem hedeflerimize katkı sağlayacak; birlikte fedakârlık ve birlikte başarma duygusuna odaklanmış güç birliğinin somut ispatıdır. Temel hedefimiz, sadece büyümek değil; birlikte büyümek ve büyütmektir. Birlikte büyümek ise hedef birliği, gönül birliği; kısacası güç birliği olmadan mümkün değildir. Bugün de güçlü Türkiye için en önemli konu, Türkiye’nin teknolojik anlamda dışa bağımlılığını azaltan, yenilikçi ve güvenilir çözümler sunmayı hedef alan, milli savunma sanayimize güç katan tüm paydaşların ortak hareket etmesinin gerekliliğidir.”

Prof. Dr. Görgün, Türkiye’de ilk kez hayata geçirecekleri ASELSAN Sosyal İnovasyon Liderleri (ASİL) projesine ilişkin ise “ASİL projesi, savunma sanayisindeki öncü rolümüzü sosyal projelere de yansıtacak; ülkemizin ve toplumumuzun ihtiyaçları ve gelişimine yönelik projelerin geliştirilmesi amacıyla Türkiye’ye örnek olacaktır. Proje çatısı altında üniversite öğrencileri, profesyoneller, tedarikçiler ve girişimciler için bilgilendirme ve gelişim platformu kuruyoruz. Bu platform sayesinde, tüm tedarikçilerimiz için farkındalık, insan kaynağı, eğitim, bilgi ve gelişim odaklı hizmetler sunacağız.” bilgisini paylaştı.

 

 

ASELSAN, Lokomotif Rolünü Üstleniyor

Daha sonra kürsüye gelen Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, konuşmasına, sektörün mevcut durumunu değerlendirerek başladı. “Savunma sanayisi, ülkenin bekası için olmazsa olmaz unsurlardan biri.” diyen Prof. Dr. Demir, bu konudaki çalışmaların, ülke çapında ve halka gurur veren, güvenini arttıran bir şekilde devam ettiğini vurguladı. Prof. Dr. İsmail Demir, şöyle devam etti: “Ancak, her zaman söylediğimiz gibi, almamız gereken mesafeler, gerçekten çok fazla ve sürekli olarak hedefimizi büyüterek devam etmek zorundayız… Burada, neticeye odaklanmamız gerekiyor. Netice de şu: Ülkemizin bekası, güvenliği, emniyeti için mücadele eden güvenlik güçlerimiz, silahlı kuvvetlerimiz, sahada etkinliklerini milli ve yerli sistemlerle sağlayabildikleri ölçüde; yapacağımız işlerde, harekâtlarda vereceğimiz kararlarda, şunun bunun parmak sallamasına, tehdidine pabuç bırakmadan, özgüvenimizle sahada etkin olabiliyorsak işte netice budur.”

Prof. Dr. Demir, sonuca giden yolda, Türkiye’nin sanayisinin bir bütün olduğunu; bu noktada lokomotif rolünü üstlenen belirli ana yüklenicilerin başında ASELSAN’ın geldiğini ifade etti: “Bu şirketlerimizin şöyle bir kritik görevi vardır: Kendileri bir çınar olsalar da gölgelerinde ot bitmeyen ağaç olmak yerine, gölgelerinde filizler yetiştiren ve bu sektörü bir ormana dönüştüren yapı olma durumundalar. Savunma sanayimiz ancak bu yolla, ülkenin bütün değerlerini kullanan, değerlendiren, hiçbir kuruşunu ve saatini israf etmeden hedefe doğru yönelen bir hale gelebiliyor.”

Millileştirme Yolunda Güç Birliği Paneli katılımcıları ve kendilerine plaket sunan üst düzey yetkililer, soldan sağa: Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı ve ASELSAN Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Celal Sami Tüfekçi, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede, ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün, Milli Savunma Bakan Yardımcısı Muhsin Dere ve Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı ve ASELSAN Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mustafa Murat Şeker

Güç Birliği Zirvesi boyunca, Milli ve Yerli Ürün Geliştirme Kurulu standında, millileştirme çalışmaları yürütülen 200’den fazla ürünün tanıtımı ve firmalarla ikili görüşmeler de yapıldı.

ASELSAN’dan Beklenti, Dünyada İlk 10’a Girmesi

Açılış konuşmaları kapsamında kürsüye son olarak, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar geldi. Bakan Akar, yerlilik ve millilik kavramlarının, özellikle savunma sanayisinde “olmazsa olmazı” teşkil ettiğini belirterek, “Her fırsatta dile getirdiğimiz bu millileşme konusu, Silahlı Kuvvetlerimizin etkinliğinin, caydırıcılığının, saygınlığının artması; ülkemizin, gelecek nesillerimizin huzur ve güvenliğinin sağlanması; ekonomimizin ve savunma sanayimizin uluslararası alanda üst sıralara çıkması için bir tercih değil, bir zorunluluktur. Bir şarttır, bir ihtiyaçtır.” diye konuştu.

Akar şöyle devam etti: “Yaşadığımız tecrübeler, şunu açıkça göstermiştir ki ‘Kendi kayığını kendin çekmezsen bir yerlere gidemiyorsun.’ sözünde de ifade edildiği gibi, askeri gücünüzün imkân ve kabiliyetleri, ülke kaynaklarından beslenmiyorsa; kendi mühendisiniz, kendi işçiniz tasarlayıp üretmiyorsa; bunları, çağın ihtiyaçlarına göre geliştirmiyorsa, ülke güvenliğinizi tam olarak sağlamış olamıyorsunuz. Bedeli, parası peşin ödenmesine rağmen, dost ve müttefik dediğimiz ülkelerden dahi modern silah ve mühimmatın tedarikinde zorluklarla, sınırlamalarla, gizli ve açık ambargolarla karşı karşıya kalınmış ve halen de maalesef kalınmaktadır. Tarihten örnek vermek gerekirse Kıbrıs Barış Harekâtı sürecinde yaşadıklarımız -ki ASELSAN’ın kuruluş sebebi- devletimizi, savunma konusunda bağımsız hareket edecek politikalar üretmeye yöneltmiştir. O dönemdeki tecrübeler, Sayın Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle kendi göbeğimizi kendimiz kesecek tedbirleri almak zorunda olduğumuzu idrak etmemizi sağlamıştır. İşte bu anlayışla Kara, Deniz, Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakıflarıyla bugünkü güçlü savunma sanayimizin temelleri, sağlam bir şekilde atılmıştır.” Bakan Akar, atılan bu adımların meyvelerini vermeye başladığını; bugün gelinen noktada, ASELSAN ile birlikte, savunma sanayisinde faaliyet gösteren 4 Türk firmasının dünya devleriyle yarışır hale geldiğini belirtti.

ASELSAN Vizyon Paylaşımı Paneli katılımcıları ve kendilerine plaket sunan üst düzey yetkililer, soldan sağa: ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı ve REHİS Sektör Başkanı Oğuz Şener; ASELSAN Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı, HBT Sektör Başkanı Bayram Gençcan; ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı ve MGEO Sektör Başkanı Prof. Dr. Sezai Elagöz; Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Genel Müdür Vekili Sadık Piyade; ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün; ASELSAN Kurumsal İletişim Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Hakan Karataş; ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı ve SST Sektör Başkanı Mustafa Kaval; ASELSAN Yönetim Kurulu Üyesi Murat Üçüncü ve ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı ve UGES Sektör Başkanı Dr. İbrahim Bekar

Akar, ASELSAN personeline de şu sözlerle seslendi: “Evet, başarılarınız bizleri çok gururlandırıyor; ancak bunun yetmediğini, sizler bizlerden daha iyi biliyorsunuz. Doğru yolda olsan dahi, orada oturup kalırsan ezilirsin. Sizler, bu azimle ve çalışkanlıkla çok daha büyük başarılara ulaşma potansiyeline sahipsiniz. ASELSAN’ı, dünyada ilk 10 şirket arasında görmek istiyoruz. Bu, milletimizin haklı beklentisi, bizlerin haklı beklentisi… Bunun için milletimizin teveccühü, desteği ve duası, bizlerin en önemli dayanağı olacaktır.”

Konuşmaların ardından ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar’a “Kundağı Motorlu Hava Savunma Top Sistemi KORKUT”un; Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir’e de “Orta İrtifa Hava ve Füze Savunma Sistemi HİSAR-O”nun maketini takdim etti. Açılış oturumu, törene katılan konukların, günün anısına topluca fotoğraf çektirmesi ile sona erdi.

 

Millileştirme Yolunda Güç Birliği

Zirvede, farklı konularda 3 tane panel düzenlendi. Bunlardan ilki olan “Millileştirme Yolunda Güç Birliği Paneli”nin moderatörlüğünü, Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı ve ASELSAN Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Celal Sami Tüfekçi yaptı. Panelistler ise Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede, Milli Savunma Bakan Yardımcısı Muhsin Dere ve Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı ve ASELSAN Yönetim Kurulu Başkan Vekili Mustafa Murat Şeker oldu.

Dr. Tüfekçi, panelin başında, geçmişten örnekler verdi: “Bu topraklarda savunma sanayisi, yaklaşık 600 yıllık bir gelenekten gelmektedir. Çağ açan hükümdar Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’un fethinde kullanılan Şahi toplarını bizzat kendisi çizmiş; balistik, menzil, fırlatma gibi konularda da Osmanlı mühendisleriyle birlikte çalışarak bu topların tasarımlarını ve üretimlerini gerçekleştirmişlerdir. Osmanlı silah sanayisinin temelini oluşturan Tophane-i Amire’nin kurulmasıyla Osmanlı topçuluğu, kurumsal bir çatı altında ilerlemeye devam etmiş ve Avrupa’dan bir asır önce, ideal bronz, yani tunç karışımını, top dökümünde uygulamayı başarmıştır. Sadece bir tek bu örnek dahi, sahip olunan yeteneklerin bir çatı altında toplanarak yerli üretimi hep birlikte gerçekleştirmenin ne denli önemli olduğunu, bizlere çok iyi anlatıyor.”

Büyükdede, SAHA İstanbul’un kuruluşuna ve işlevine değindi: “Savunma sanayisinin ne kadar önemli olduğunu dikkate alarak 2015 yılının Mart ayında, 27 sanayici dostumuzla kurduğumuz SAHA İstanbul Savunma, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneğinin bugün 350 üyeye ulaştığını söylemek istiyorum… Son zamanlarda, bilhassa vakıf şirketlerimizin bu sistemin içine entegre olmasından duyduğum memnuniyeti ifade etmek istiyorum… Bu zirvenin teması olan milli ve güç birliği sistemini nasıl uygularız diye -tıpkı OSSA gibi- Türkiye savunma sanayisine nasıl hizmet veririz, nasıl katkıda bulunuruz, elimizdeki sanayi tesislerini bu sistemle nasıl entegre ederiz diye bir çabanın içerisinde olduk. SAHA İstanbul’un tüm üyeleri, aynı zamanda savunma sanayimizin ve ASELSAN’ımızın birer güç birliği ortağıdır, güç birliği ortağı olmaya da devam edecektir.”

Dere, kamu-özel sektör iş birliğine vurgu yaptı: “TEI motor üretiyor; hemen yanında motor bakımı yapan Eskişehir Hava İkmal Fabrikamız var. Onun yanında da Muharip Hava Kuvvetleri Komutanlığı. Bu motorların bakımının yapılacağı kamu tesisi var, [üretileceği] özel sektörün şirketi TEI var ve bunların her türlü testlerinin yapılacağı jet üssümüz var. İşte biz bu şirketlerimizi; kamu, özel sektör, vakıf şirketi ayrımı yapmadan değerlendirirsek bu sinerjinin, bu güç birliğinin artarak devam edeceğini düşünüyoruz… Kamunun fabrikalarında ciddi bir bilgi birikimi var, ustalık niteliği var, asırlık olanları var. Bunlardaki tecrübeyi alıp özel sektörün dinamizmini buna katıp, vakıf şirketlerindeki enerjiyi dâhil edip birlikte çalışmanın yollarını bulmamız lazım. Kamu fabrikalarındaki, tersanelerindeki atıl kalan kapasiteyi de ihracata yöneltip, bu iş birliklerini arttırdığımız zaman, bu sinerjinin açığa çıkacağını değerlendiriyoruz.”

Şeker, yaşanan kısıtlamaların sektörün gelişimine yaptığı katkıya dikkat çekti: “Örtülü veya açık ambargolar var. Bunun da ülkemiz için çok faydalı olduğunu düşünüyorum… Bugün takıldığımız noktalar, ihraç ederken ayağımıza bağ olan şeyler, özellikle motor alanında, pek çok projenin tohumunu atmamıza vesile oldu. Bugün, hepsi bir şekilde sözleşmeye bağlandı. İnşallah önümüzdeki dönem içerisinde bunların meyvelerini toplayacağız.”

Millileştirme Paneli katılımcıları ve kendilerine plaket sunan üst düzey yetkililer, soldan sağa: HBT Kamu Güvenliği Haberleşme Sistemleri Program Direktörü Berat Biçen; ASELSAN Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı, HBT Sektör Başkanı Bayram Gençcan; SST Tasarım Direktörü Serkan Özgün; MGEO Elektronik Sistemler Tasarım Direktörü Birol Erentürk; ASELSAN Yönetim Kurulu Üyesi Murat Üçüncü; Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı Genel Müdür Vekili Sadık Piyade; ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün; Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İbrahim Özkol; ASELSAN Teknoloji ve Strateji Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Çelik; REHİS Mühendislik Grup Başkanı Fikri Atmaca; UGES Mühendislik Grup Başkanı Bülent Bilgin ve ASELSAN Tedarik Zinciri Yönetimi Müdürü Dr. Murat Aslan

ASELSAN Vizyonunu Paylaştı

Zirvedeki ikinci panel, “ASELSAN Vizyon Paylaşımı” başlığıyla ASELSAN Kurumsal İletişim Genel Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Hakan Karataş’ın moderatörlüğünde gerçekleştirildi. Panelistler; ASELSAN Yönetim Kurulu Üyesi ve Genel Müdür Yardımcısı, Haberleşme ve Bilgi Teknolojileri (HBT) Sektör Başkanı Bayram Gençcan; ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı ve Mikroelektronik Güdüm ve Elektro-Optik (MGEO) Sektör Başkanı Prof. Dr. Sezai Elagöz; ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı ve Radar ve Elektronik Harp Sistemleri (REHİS) Sektör Başkanı Oğuz Şener; ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı ve Savunma Sistem Teknolojileri (SST) Sektör Başkanı Mustafa Kaval ve ASELSAN Genel Müdür Yardımcısı ve Ulaşım, Güvenlik, Enerji ve Otomasyon Sistemleri (UGES) Sektör Başkanı Dr. İbrahim Bekar olarak sıralandı.

Doç. Dr. Karataş, giriş konuşmasında şunları söyledi: “İyi ve kötü günlerde, diğer toplumların aksine çok çabuk güçlerimizi birleştirip, reaksiyon verebiliyoruz; ama iş üretirken, proje geliştirirken bazı dezavantajlarımız var. Biraz da bizim eğitim sistemimizden kaynaklanıyor gibi. Bu panelde, ASELSAN’ın kendi bünyesindeki güç birliğinden bahsedeceğiz.”

Gençcan, HBT Sektör Başkanlığının görev alanlarını ve faaliyetlerini özetledi: “Üç temel görev alanı altında faaliyet gösteriyoruz: Haberleşme Sistemleri, Uydu Sistemleri ve Kripto Bilgi Güvenliği… Hedefimiz, bütün bu ürünleri yaparken öncelikle ordumuzun ihtiyaçlarını, gelişen ve değişen tehditlere karşı zamanında karşılamak. Bunu da milli çözümlerle sağlamak ve yurt dışı bağımlılığımızı en aza indirmek.”

Prof. Dr. Elagöz, sektörle iş birlikleri hakkında rakamsal bilgiler verdi: “‘Elektro-optik’, ‘Aviyonik’, ‘Güdüm’ ve ‘İnsansız’ ana başlıkları altında, 850’den fazla yurt içi firmayla çalışarak sadece 2018 yılında bu firmalara 6.000’in üzerinde sipariş verdik. Ancak bununla yetinmediğimizi, böyle bir zirvede sizinle etkileşimimizi daha çok arttırmak gerektiğini düşündüğümüzü ve bunu sizlerle paylaşmak istediğimizi belirtmek için buradayız.”

Şener, kendi sektör başkanlığının özel durumunu gündeme getirdi: “100’den fazla projemiz var. Projelerimiz, diğer sektörlerden biraz daha sorunlu; çünkü bizim seri üretimimiz yok. Biz, tek tek satıyoruz. Terzi gibi. Konfeksiyon işi yapamıyoruz… Seri üretirken alışveriş daha kolay oluyor; ama böyle terzi gibi olunca, o kadar olmuyor. Bunun yolunu bulmak gerekiyor. Bunun yanında rekabetçi olmamız, sürdürülebilir olmamız gerekiyor.”

Kaval, sistem entegratörü görevlerini ön plan çıkarttı: “Genel olarak ASELSAN projelerinde, koordinatör veya proje yürütücüsü sektör olarak görev alıyoruz. Diğer sektörlerin ürünlerini de yoğun olarak kullanıyoruz. O anlamda da bir bağımlılığımız var diğer sektörlere… Gizlilik, güvenlik, az sayıda üretim gibi konularda biz daha rahatız. Çözüm ortaklarımızla birlikte, el ele yürümek, ASELSAN’ın hedeflerinden biri.”

Dr. Bekar, sivil sektöre açılımlarını anlattı: “Kimse artık ‘Türkiye’de bu yapılabilir mi?’ diye sorgulamıyor; çünkü bizim ASELSAN’ımız var, sizler gibi çözüm ortaklarımız var… Artık sorgulanan, ‘Bunlar sürdürülebilir mi, dünyayla yarışabilir bir şekilde yapılabilir mi, kazanımlarımız içselleştirilip, Türk ekonomisine katkısı ne olur, cari açığı kapatacak biçimde, pozitif etkiyle piyasada ayakta durabilir mi?’ şeklinde. Bizim yaptığımız, askeri alanda kullanılan teknolojileri sivil alana uyarlamak; onları biraz daha ticari, biraz daha rekabetçi hale getirmeye çalışmak.”

 

ASELSAN Merkezi Tedarik Direktörü Ali Rıza Kılıç ve ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün

Sektör Başkanlıkları, Millileştirmeyi Anlattı

ASELSAN Güç Birliği Zirvesi kapsamındaki son panel, “Millileştirme” başlığıyla gerçekleştirildi. Moderatörlüğünü ASELSAN Teknoloji ve Strateji Yönetimi Genel Müdür Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Çelik’in yaptığı panele; SST Tasarım Direktörü Serkan Özgün; REHİS Mühendislik Grup Başkanı Fikri Atmaca; UGES Mühendislik Grup Başkanı Bülent Bilgin; HBT Kamu Güvenliği Haberleşme Sistemleri Program Direktörü Berat Biçen; MGEO Elektronik Sistemler Tasarım Direktörü Birol Erentürk ve ASELSAN Tedarik Zinciri Yönetimi Müdürü Dr. Murat Aslan panelist olarak katıldı.

Prof. Dr. Çelik, panelin konusu ile ilgili şunları söyledi: “Kendisi de milli, yerli bir girişim olarak kurulan ASELSAN bünyesinde yürütülen çalışmaların hedefinde, %100 milli ve yerli ürünler geliştirilmesi bulunmaktadır. ASELSAN, kuruluşundaki milli amacın gereklerini yerine getirerek küresel pazarlarda sürdürülebilir büyümesini koruyan, rekabet gücü ile tercih edilen, güven duyulan, çevreye, insana duyarlı bir teknoloji firması olmayı, kendisine misyon edinmiştir.”

ASELSAN ile Stratejik İş Birliği Anlaşması imzalayan firmalardan Anova’nın plaketini, ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün (sağda) ve Yönetim Kurulu Üyesi Murat Üçüncü (solda), Anova Üretim Direktörü Oğuzhan Şentürk’e takdim etti.

Özgün, SST Sektör Başkanlığı’nda yürüttükleri çalışmaları anlattı: Özellikle son dönemde imzaladığımız projelerle artan iş gücü ihtiyacımızı, çözüm ortaklarımızla karşılamayı hedefliyoruz. Bu stratejimize bağlı olarak ‘yap-yaptır’ kararını verirken, çözüm ortaklarımızın yetkinlikleri dâhilinde olan tasarımlarda, önceliğimizi ‘yaptır’ yönünde kullanıyoruz. 2017 yılı başında, milli ve yerli ürün sayısı ve yerli katkı payının arttırılması çalışmalarının sektör içinde koordinasyonunun sağlanması amacıyla SST Milli ve Yerli Ürün Geliştirme Kurulu’nu kurduk. Bu kurul; proje yönetimi, sistem mühendisliği, tasarım bölümleri, tedarik, lojistik ve kalite bölümlerinden ilgili kişilerin katılımıyla oluşturuldu. Aylık toplantılar yapmakta; tek kaynak, ihracat kısıtı, yetkinlik artırma ve maliyet düşürme kriterlerini dikkate alarak yurt dışından temin ettiğimiz ürünleri ve bileşenleri, millileştirme planlarımıza dâhil etmektedir. Kendi yaptığımız ve yaptırdığımız millileştirme çalışmaları dışında, diğer kurum ve firmaların millileştirme çalışmalarını da önemsiyor ve yakından takip ediyoruz. TÜBİTAK tarafından geliştirilen Gerçek Zamanlı İşletim Sistemi’nin gelişimine katkı sunmak adına, kendi öz kaynaklarımızla ilk saha uygulaması olan SARP Uzaktan Komutalı Silah Sistemi entegrasyonunu tamamladık ve IDEF 2017’de, TÜBİTAK’la birlikte sergiledik. Önümüzdeki dönemde, STAMP-2, SARP’ın yeni türevleri ve HİSAR projelerinde, Gerçek Zamanlı İşletim Sistemi’nin de milli çözümlerle sağlanması planlanmaktadır.”

Atmaca, alt yüklenicilerin de katkısı ile yaptıklarını sıraladı:Bugüne kadar, elektronik harp ve radar konularında 200’ün üzerinde anten geliştirmiş bulunuyoruz. Bunlar, çok gelişmiş frekans bandından, VHF frekans bandından başlayarak üst frekans bantlarına kadar devam eden; platform olarak da denizaltı platformlarından, uydu platformlarına kadar geniş bir yelpazedeki antenler. Alt yüklenicilerimizle birlikte geliştirdik. En temel alanlarımızdan biri, almaç ve göndermeçler. Bugün geldiğimiz noktada, radar ve elektronik harp sistemlerinde kullandığımız tüm almaçları, milli olarak, alt yüklenicilerimizin de katkısıyla birlikte tasarlayıp, üretebiliyoruz… Göndermeçler de aynı şekilde… Diğer bir kritik alanımız, güç yükselteçleri. Yine alt frekans bantlarından başlayarak ihtiyaç duyduğumuz güç yükselteçlerimizi, bazen ASELSAN’da bazen alt yüklenicilerimizle birlikte gerçekleştiriyoruz. Bunların içinde, tamamen alt yüklenicilerimize verdiğimiz güç yükselteçleri de var.”

ASELSAN ile Stratejik İş Birliği Anlaşması imzalayan firmalardan AYESAŞ’ın plaketini, AYESAŞ Genel Müdürü Öner Tekin (ortada); ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün (sağda) ve Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. İbrahim Özkol’dan aldı.

Bilgin, UGES Sektör Başkanlığı’nın, enerji, ulaşım, sağlık alanlarında çözümler üretmeyi hedeflediğini belirtti: “Bu ürünleri, çözüm ortaklarıyla birlikte üretiyoruz. Bunları yaptığınızda, yetkinliğiniz ve sisteme hâkimiyetiniz artıyor ve maliyet etkin çözümler sunabiliyorsunuz. En önemlisi de sürdürülebilir oluyor.”

Biçen, HBT Sektör Başkanlığının çalışmalarını sıraladıktan sonra, tedarikçilerden beklentileri sıraladı: “Tedarikçilerimizden beklentimiz, gecikmeye yer vermeyecek şekilde üretimlerini tamamlamaları, şeffaf olmaları. Bir ürünün üretiminde sorun varsa bunun daha önceden ASELSAN’a bildirilmesi lazım ki biz de üretimimizi, teslimatımızı kontrol edebilelim. Daha fazla tedarikçiyle birlikte çalışmak istiyoruz. Rekabetçi olmak istiyoruz. Bunun için de alt yüklenicilerimizin, tedarikçilerimizin kendilerini geliştirmelerini istiyoruz. Ayrıca biz, tedarikçilerimizi, sırf tedarikçi olarak da görmek istemiyoruz. Onlar tasarım da yapsın. Biz onlardan belli şeyleri alarak faydalanalım; yani güç birliği yapalım.”

Erentürk, MGEO Sektör Başkanlığı’nın ürünlerinden bahsettikten sonra, millileştirme ile ilgili yaklaşımlarını anlattı: “Bizim için milli ürün, fikri mülkiyet hakları milletimize ait olan ürün demek. Size, burada anlattığım ürünlerin hepsi milli ürün. Bu sistemlerin tüm millileştirmesi, MGEO tarafından yapılmıştır; üretim ve tasarımları devam etmektedir. Kritik olduğunu gördüğümüz ve bu seviyede bir teknolojinin alt yükleniciler tarafından geliştirilmesini beklemenin de haksızlık olduğunu düşündüğümüz, çok yüksek teknoloji ürünler var. Bunları MGEO içinde geliştirmeyi arzu ediyoruz. Üniversitelerimizin, araştırma kurumlarının ve sanayi kuruluşlarımızın desteklerini alıyoruz.”

ASELSAN ile Stratejik İş Birliği Anlaşması imzalayan firmalardan MEGE Teknik’in plaketini, ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün (sağda) ve Genel Müdürü Yardımcısı ve UGES Sektör Grubu Başkanı Dr. İbrahim Bekar (solda), MEGE Teknik Genel Müdürü Ali Han’a takdim etti.

Dr. Aslan, ASELSAN genelindeki süreci paylaştı: “Bizim katıldığımız her etkinlikte, mevcut ve potansiyel firmalarımızla yaptığımız ikili görüşmelerde, ‘Millileştirme çalışmalarına biz nasıl dâhil olabiliriz?’ diye soruyorlar. Millileştirme, bizim iş ortaklarımızla üzerinde uzlaştığımız ortak niyetimiz diyebiliriz. Süreç, ASELSAN içinde, ithal edilen ürünlerin belirlenmesiyle başlıyor ve bu belirlenirken; sürekliliği olan, ihracat kısıtı gibi nedenlerle alım kritikliği olan, projelerde mümkün olduğunca ortaklayabildiğimiz şekilde alım hacmi oluşturabildiğimiz malzemelere öncelik veriyoruz. 7.000 kalem malzeme vardı; biz ilk etapta, bunların içinde millileştirilmesi öncelikli olan, parametrelerini sıraladığımız 200 kalemi seçtik ve bu malzemeler için broşürler oluşturduk. Hedefimiz de bu broşürleri sürekli olarak güncel tutmak. Milli ve Yerli Ürün Geliştirme Kurulumuzun çalışmaları, kendi millileştirme çalışmalarımızla sınırlı değil. Biz, firmalarımızın millileştirme çalışmalarına da destek olabilecek tüm faaliyetleri, yine kurumumuzca yürütüyoruz ki; bunun da en güzel örneklerinden birisi, KOSGEB’in Teknoyatırım ve Stratejik Ürün Destekleri. ASELSAN olarak, millileştirme odaklı bu her iki destek için de KOSGEB’le iş birliği protokolü imzaladık. Bizim asıl rolümüz, büyük işletme rolüyle Stratejik Ürün Desteği’nde oldu. Süreç sonunda, 13 firma kabul aldı ve toplamda 40 milyon liralık hibe desteği oluştu. Firmaların öz kaynaklarından yapacağı harcamalarla birlikte, 65 milyon lirayı bulan bir millileştirme bütçesi ortaya çıktı. Bu destekle hâlihazırda ASELSAN’ın ithal etmekte olduğu 13 kritik ürünün millileştirme çalışmaları devam ediyor.”

 

ASELSAN’ın Desteği Artarak Devam Ediyor

Panellerin ardından, ASELSAN Merkezi Tedarik Direktörü Ali Rıza Kılıç, “ASELSAN Sanayileşme ve Tedarik Faaliyetleri Bilgilendirme” başlıklı sunumunu yaptı. Kılıç, ASELSAN’ın alt yüklenicileri ile gerçekleştirdiği çalışmaların geniş bir özetini sundu: “2016 yılına kadar, yaklaşık 600 milyon dolar bandında gerçekleşen sipariş tutarlarımız, 2016 yılından sonra, 1,5 milyar dolar bandına çıkmış; 2,5 katın üzerinde bir artış gerçekleşmiştir. 2018 yılında ise 1,8 milyar dolar tutarında siparişimiz, tedarikçilerimize verilmiştir. Bugün itibarıyla tedarikçilerimizin üzerinde açık bulunan siparişin tutarı, yaklaşık 2,5 milyar dolardır. Bu salonda bulunan değerli sanayicilerimize verilen sipariş tutarı ise yaklaşık 800 milyon dolar olarak gerçekleşmiş olup 2018 yılındaki yurt içi siparişlerimizin %70’ini, siz değerli sanayicilerimize vermiş bulunuyoruz. Millileştirme ve yerlileştirme çalışmalarına verdiğimiz önemin neticesinde, yurt içi alım oranımızda son 10 yıllık değişime baktığımızda, %38’den %64’e çıktığını görüyoruz. Buradaki oran, tüm alımlarımızı kapsayan siparişlerimizden türetilen bir orandır. Birlikte çalıştığımız yurt içi üretici firma sayısı, 2.000’in üzerindedir. Bunlar, büyük çoğunluğu Ankara’da olmak üzere, Türkiye’de 40’tan fazla ile yayılmış durumdadır. ASELSAN olarak, çok sayıda KOBİ niteliğindeki firmayla çalışıyoruz. Geçen yıl, KOBİ’lerimize 400 milyon dolara yakın tutarda sipariş verdik. 2018 yılında, her 10 siparişten 9’unu, KOBİ niteliğindeki firmalara verdik. Yıllardır başarıyla uyguladığımız ve sektörde bir ilk olan Tedarikçi Finansman Modelimizle de sanayicilerimizin, finansman kaynaklarına kolay ve uygun koşullarda erişmesine aracılık etmenin memnuniyetini yaşıyoruz. Bugün itibarıyla 8 bankayla anlaşma yapmış durumdayız. Bu etkinliğimizde de bankalarımızdan özel olarak talep ettik; buraya gelerek finansman sözleşmesi kapsamında hizmetleri ve diğer fırsatları, KOBİ firmalarımıza, sizlere aktarmalarını, özellikle istedik. Bugüne kadar aracılık ettiğimiz kredilerin toplam tutarı 270 milyon lirayı aşmış durumdadır. Ve bugüne kadar, ne bankalarımız tarafından ne de krediyi kullanan firmalarımız tarafından çok ciddi bir sorunla karşılaşmadan bu projeyi yürütmeye devam ediyoruz. Son dönemde yaptığımız anlaşmaların içerisine, teminat mektubuyla ilgili kısımları da ekledik. Buna göre, teminat mektubu almak isteyen firmalarımız, ellerindeki sipariş mektuplarını göstererek uygun koşullarda teminat mektuplarını alabilecekler.”

Güç Birliği Zirvesi boyunca, Milli ve Yerli Ürün Geliştirme Kurulu standında, millileştirme çalışmaları yürütülen 200’den fazla ürünün tanıtımı ve firmalarla ikili görüşmeler de yapıldı. Merkezi Tedarik Direktörlüğü standında ise ASELSAN tedarikçisi olma süreçleri başta olmak üzere, birçok konuda katılımcılarla ikili görüşmeler gerçekleştirildi.

Gün boyunca süren Güç Birliği Zirvesi, zirve kapsamında ASELSAN ile Stratejik İş Birliği Anlaşması imzalayan 24 firmaya plaket verilmesi ile sona erdi.

847 toplam görüntüleme, 1 bugünkü görüntüleme