ASELSAN’da, Prof. Dr. Haluk Görgün’lü Yeni Dönemin Şifreleri: Hızlı ve Cesur – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

ASELSAN’da, Prof. Dr. Haluk Görgün’lü Yeni Dönemin Şifreleri: Hızlı ve Cesur

24 Mayıs 2018

MSI Dergisi’nin 159’uncu sayısında yayımlanan “ASELSAN’da, Prof. Dr. Haluk Görgün’lü Yeni Dönemin Şifreleri: Hızlı ve Cesur” başlıklı özel haber, MSI Dergisi’nin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

Geçtiğimiz yıl, ASELSAN Yönetim Kurulu Üyesi olan Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) Rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün’ün, 2 Nisan’da Yönetim Kurulu Başkanı; hemen ardından da 17 Nisan’da, Genel Müdür olarak atanması, hem ASELSAN hem de Türk savunma ve havacılık sanayisi açısından çok kritik bir dönemin başlangıcı oldu.

GTÜ Rektörlüğü görevinden ayrılan ve ASELSAN Genel Müdürlüğü koltuğuna 27 Nisan’da oturan Prof. Dr. Görgün, 7 Mayıs’ta, ASELSAN’da, sektörün önde gelen basın kuruluşlarının temsilcileri ile bir araya geldi ve yeni dönemin şifrelerini paylaştı. Bu toplantıya ilişkin tespit ve değerlendirmelerimize geçmeden önce, Prof. Dr. Görgün’ü, biraz daha yakından tanıyalım.

 

Prof. Dr. Haluk Görgün Kimdir?

ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün, 1973 yılında, İstanbul’da doğdu. Hayatının çoğu İstanbul’da geçen Prof. Dr. Görgün, Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Elektrik Mühendisliği Bölümü’nde tamamladığı lisans ve yüksek lisans eğitiminden sonra, 1999’da, ABD’ye gitti ve ülkedeki ilk mühendislik okulu olan Rensselaer Polytechnic Institute (RPI)’ndeki doktora eğitimini, 2003 yılında tamamladı. Doktora sonrası çalışmalarını, University of Connecticut’ta, NASA’ya projeler de yapan Global Fuel Cell Center’da tamamlayan ve 2005 yılında Türkiye’ye dönen Prof. Dr. Görgün, YTÜ Elektrik Mühendisliği Bölümü’nde, yardımcı doçent olarak çalışmalara başladı. 2008 yılında doçent, 2014 yılında da profesör olduğu YTÜ’de; Elektrik Mühendisliği Bölüm Başkan Yardımcılığı, Kontrol ve Otomasyon Mühendisliği Bölümü Kurucu Başkanlığı, Fen Bilimleri Enstitüsü Müdür Yardımcılığı, Fen Bilimleri Enstitüsü Müdürlüğü ve Rektör Yardımcılığı görevlerinin ardından, 2014 yılı Kasım ayında, Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsünün, GTÜ’ye dönüşmesi sürecinde, Kurucu Rektör olarak görev yaptı. Burada bir parantez açalım ve Prof. Dr. Görgün’ün, o zamana kadar atanmış rektörler arasında, en genci olduğunun da altını çizelim.

2007-2010 yılları arasında, Avrupa Birliği 7. Çerçeve Programı Enerji Alanı Türkiye Delegeliği, YTÜ Teknopark, BAP Koordinatörlüğü, Bilim Uygulama ve Araştırma Merkezi yönetim kurulu üyeliği; 2010-2013 yılları arasında, YTÜ Sigma Mühendislik ve Fen Bilimleri Dergisi Editörlüğü görevlerini yürüten Prof. Dr. Görgün, 2013 yılında, Türkiye Bilimler Akademisi Asoşiye üyesi olarak seçildi. Çok sayıda ulusal ve uluslararası makale/bildirisi, yayın editörlüğü ve projeleri bulunan Prof. Dr. Görgün, 2014 yılından bu yana, Bilişim Vadisi Yönetim Kurulu üyesi olmasının yanı sıra TÜBİTAK ve YÖK’teki birçok komisyon ve kurulda görev aldı. Prof. Dr. Görgün’ün ASELSAN macerası ise 15 Mart 2017’de başladı ve yapılan olağan genel kurulda, ASELSAN Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi. Yaklaşık 1 yıl sonra, geçtiğimiz 2 Nisan’da yapılan ASELSAN Olağan Genel Kurul Toplantısında, tekrar Yönetim Kurulu Üyesi olarak seçilen Prof. Dr. Görgün, aynı gün yapılan Yönetim Kurulu toplantısında ise Yönetim Kurulu Başkanı olarak atandı. 17 Nisan tarihli Yönetim Kurulu toplantısında da ASELSAN tarihinde bir ilk gerçekleşti ve Prof. Dr. Görgün’ün, Yönetim Kurulu Başkanlığı görevinin yanında 27 Nisan tarihinden itibaren, ASELSAN Genel Müdürü olarak göreve başlamasına karar verildi.

 

GTÜ’den ASELSAN’a

Prof. Dr. Görgün’ün, GTÜ’deki, yaklaşık 3,5 yıllık görevi süresinde, GTÜ’nün nereden nereye geldiğine bakmak, ASELSAN’daki görevi süresince, kendisinden neler beklenmesi gerektiği konusunda fikir verebilir.

Göreve başladıktan sonra GTÜ’deki ilk işlerinden biri, üniversitenin, ağırlıklı olarak yurt dışı doktoralı öğretim üyelerinden oluşan nitelikli insan kaynağını, Türkiye’nin ihtiyaçları ve 2023 vizyonu doğrultusunda proje üreten ve bilgi ekonomisine geçişi sağlayacak bir modele yönlendirmek oldu. Prof. Dr. Görgün, bu süreçte, ülke ihracatının %10’unu karşılayan ve tek başına, 55 ilin ekonomisinden büyük olan Gebze sanayisi ve sanayicilerinin de büyük destek gördüğünü söylüyor. GTÜ’de, bölgesinin avantajları ve potansiyelini iyi kullanan, öğretim üyelerini ve öğrencilerini bu konuda motive eden ve yenilikçi projelere yönlendiren bir yönetim anlayışını hâkim kılınması da meyvelerini kısa sürede verdi: GTÜ, uluslararası sıralamaların hepsinde, yukarılara doğru tırmanmaya başladı. Son olarak da Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının, Girişimci ve Yenilikçi Üniversite Endeksi’nde, üçüncü sırada yer aldı. Üstelik tüm bunlar, üniversitede, henüz bir teknopark olmadan başarıldı.

 

Sanayiye Yakın Rektör

Sektörün, son dönemdeki etkili yöneticilerinden biri olarak tanıdığımız Prof. Dr. Görgün, GTÜ döneminde, sanayi ile özellikle de savunma ve havacılık sanayisi ekosistemi ile çok yakın ilişkiler kurmasıyla öne çıkan bir isim. Hatta basında, “sanayici rektör” olarak anılan Prof. Dr. Görgün hakkındaki bu kısa bilgilendirmeden sonra, basın toplantısında gündeme gelen konulara ilişkin tespit ve değerlendirmelerimize geçebiliriz. Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarına yönelik olarak yürütülen; ATAK’tan tank modernizasyonuna, Milli Muharip Uçak’tan F-35’e kadar pek çok proje hakkındaki soruları da yanıtlayan Prof. Dr. Görgün’ün cevaplarında öne çıkan husus ise doğal olarak “yerli” ve “milli” çözümlerle ihtiyaçların karşılanması oldu. İhracatın öncelikli gündem maddesi olacağı yeni dönemde, ASELSAN’ın gündeminde, şirket birleşmeleri ve şirket satın almalarının da yer alacağını söyleyerek geleceğe dair önemli ipuçları veren Prof. Dr. Görgün, Türkiye’nin, özellikle savunma alanında, kesinlikle yerli ve milli çözümlere sahip olması gerektiğinin altını çizdi.

Bu noktada, sanayi ve devamında ASELSAN ile ilgili değerlendirmeleri için, sözü, Prof. Dr. Görgün’e bırakalım:

“Aslında savunma ve havacılık sanayisine olan ilgim, ASELSAN yönetim kurulu üyeliğim ile başlamış değil. Öncesinde, Savunma Teknolojileri Enstitüsü Profesörü olduğumu ifade etmek isterim. Geldiğim üniversitede bulunduğum kadro, Savunma Teknolojileri Enstitüsü’ndeydi ve oranın kuruculuğunu da yaptım. Doktora ve doktora sonrası çalışmalarımda da özellikle uzay ve savunma sanayisine yönelik, algoritmalar geliştirdim. Yenilenebilir enerji teknolojilerinin, savunma alanındaki uygulamaları üzerinde çalıştım. Askerin ve askeri unsurların enerji ihtiyaçlarının, alternatif kaynaklardan karşılanması ve bunların kontrol algoritmalarının oluşturulmaları konusunda çalışmalar yaptım. Hidrojen enerjisinin, elektrik enerjisine dönüştürülmesi konulu, “A nonlinear observer design for fuel cell hydrogen estimation” gibi makalelerim oldu. Yine doktora sonrası yaptığım çalışmalar, özellikle 2013 yılında uzaya gönderilecek bir aracın, elektrokimyasal dönüştürücülerinin algoritmalarının geliştirilmesi ve deney setlerinin kurulması üzerineydi.

Dolayısıyla ASELSAN öncesinde de savunma ve havacılık alanında, hem akademik hem de pratik seviyede çalışmalarım vardı. ASELSAN, hepimizin içini titreten ve heyecanlandıran güzide bir kurum. Biz de öğrencilik yıllarımızda, ASELSAN’da staj yapabilme ve tesisleri gezebilme hayalleri kurardık. Gün geldi, bu kurumda yöneticilik yapabilme şansımız oldu. Bizim için ASELSAN, milli ve yenilikçi ürünlerin adresi. Ülkemizin, özellikle Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulmuş bu kurum, Türkiye’nin, yenilikçi ve teknolojik yüzünü de gösteriyor. 5.300’ün üzerinde çalışanımız, Ar-Ge’ye yaptığımız yatırım ve 6 Ar-Ge merkezimiz, 8 uluslararası şirketimiz, 7 iştirakimiz ve 60’tan fazla ülkeye ihracatımızla, savunma teknolojileri ile başlayan serüvenimizde, sivil çözümlere de yönelerek, ülkemizin teknolojik bağımsızlığına, sivil alanda da katkı sağlamaya ve cari açığımızı kapatmaya çalışıyoruz.

Geçtiğimiz yıl, 5,4 milyar lira seviyesinde satış gerçekleştirdik ve net kârımız, 1.388 milyon liraya ulaştı. 2,1 milyar dolarlık yeni sipariş alarak bakiye siparişlerde de bir rekora imza attık ve 2017 yılındaki siparişlerimiz, 6,8 milyar dolar seviyesine ulaştı. Satışlarımızın yüzde 52’sini Türk Silahlı Kuvvetlerine, yüzde 33’lük kısmını diğer kurumsal müşterilere, yüzde 15’ini de yurt dışına yaptık. Ar-Ge alanında önemli yatırımlara imza attık ve 1.675 milyon liralık Ar-Ge harcaması gerçekleştirdik.”

 

ASELSAN Tarihinde Bir İlk

Prof. Dr. Görgün’ün, ASELSAN tarihinde bir ilk olarak, hem Yönetim Kurulu Başkanı hem de Genel Müdür olarak görevlendirilmesini, yapısal bir değişimin de başlangıcı olarak değerlendirebiliriz. Çünkü ASELSAN tarihinde, aynı zamanda kurucu genel müdür olan ve 25 yıl boyunca bu görevi yürüten, merhum Dr. Hacim Kamoy da dâhil olmak üzere, hiçbir genel müdür, aynı zamanda yönetim kurulu başkanlığı görevini de üstlenmemişti. Sonucun başarısına göre, bu modelin, gelecekte, diğer Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) şirketlerinde de uygulanması söz konusu olabilir.

Konuyla ilgili olarak; “ASELSAN’da hem Yönetim Kurulu Başkanlığı hem de Genel Müdürlük görevini üstlendiniz. Özellikle vakıf şirketleri içerisinde görülmeyen bu sürecin, ASELSAN’a ve sektöre ne gibi yansımaları olacak” şeklindeki sorumuza, Prof. Dr. Görgün’ün verdiği cevap da bu tespitimizi destekliyor:

“Çok olumlu katkıları olacak diye düşünüyorum. Çünkü icrada görev almak ve yönetim kuruluna köprü olabilmenin yanı sıra yönetim kurulunu da biraz daha icranın içerisine katabilme şansını yaratıyor. Sadece icra değil, yönetim kurulu üyelerimiz de çok kıymetli. Yönetim kurulu üyelerimizle, çeşitli konularda etkin olabilmeleri ve daha aktif bir şekilde şirketin süreçlerinde yer almaları konusunda, görev paylaşımları yaptık. Bu, hem ASELSAN hem de diğer vakıf şirketleri açısından, örnek bir model yaratmak için iyi bir fırsat. Bunun başarısı, tabii biraz da benim başarıma bağlı; bunun da farkındayım. Güçlü bir yönetim, güçlü bir irade, paylaşımcı yönetim kuruluyla icranın, birlikte, daha koordineli çalışması için bir fırsat. Bu durumu, güçlerin birleştiği bir fırsat olarak görüyorum ve çok pozitif yaklaşıyorum.”

Böylelikle Prof. Dr. Görgün’ün de ifade ettiği üzere, yönetim kurulunun ve icranın gücü, mevcut sistemin, daha “hızlı” işleyebilmesini olanaklı kılacak şekilde, birleşmiş oldu.

 

Öncelikli Gündem Maddesi: İhracat

Bugün ASELSAN, hem Doğu’nun hem de Batı’nın ihtiyaçlarını karşılayabilecek ve her iki tarafın envanterindeki sistemlere entegre olabilecek, bağımsız, özgün çözümler üretebiliyor. Ancak ihracat performansına baktığımızda, cironun, yaklaşık %15’ine karşılık gelen ihracat rakamları ile beklentileri pek karşılayamayan bir performans görüyoruz.

Bu durum, Prof. Dr. Görgün’ün de gündemindeydi. “Sizin önderliğinizde, ASELSAN’ın öncelikli gündem maddesi ne olacak?” şeklindeki sorumuzun yanıtı da bu tespitimizi destekliyor:

“Göreve gelir gelmez, yönetim kurulu ve icra kurulundaki arkadaşlarımızla ortaya koyduğumuz hedeflerin başında, ihracatımızı arttırmak var. Bu konudaki politikamızı, biraz daha sıkı takip eden, biraz daha projelerin üstüne giden, kendimizi biraz daha iyi tanıtan, çalıştığımız ülkelere daha fazla teknik destek vererek özgün ürünlerimizi kabul ettiren bir yaklaşım içerisinde olacağız.

Burada, özellikle yönetim kurulu üyelerimizden, bu konuda daha aktif olmalarını istedim. Gerek ASELSAN’ın içindeki sektörlere gerek iştiraklerimize gerekse iş yaptığımız ve potansiyel ülkelere yönelik görev paylaşımı yaptık. Önümüzdeki dönemde, süreçleri daha sıkı takip edeceğiz ve devlet ve SSM tarafındaki imkânları daha fazla kullanarak ihracatımızı arttırma gayreti içerisinde olacağız.

Askeri elektronik alanında faaliyet gösteren dünyadaki şirketler içerisinde, en geniş ürün yelpazesine sahip olan bir şirketiz. Katkımızın olduğu her noktada olup, küçük büyük demeden; tabii ki enerjimizi de etkin kullanarak, ihracatımızı geliştirmek için ne gerekiyorsa yapacağız. Halka arz sürecinin hemen akabinde, ekibimle beraber seyahatlere çıkacağım. Öncelikli olarak şirketlerimizin olduğu ülkelerden başlayacağız. Azerbaycan, Kazakistan, Ürdün, Suudi Arabistan, Malezya, Makedonya ve Güney Afrika’da şirketlerimiz var. Oralarda doğal olarak oluşmuş yapılar var; ilişkiler gelişmiş durumda. Oraları daha da nasıl geliştirebiliriz, ya da gelişmemesinin ardında neler var, düzeltilmesi ve eksik kaldığımız unsurlar ne? Bunlara bakacağız. Var olan değerlerimiz daha etkin ve efektif nasıl kullanabiliriz, bunların çözümlerine bakacağız. Ama bunun yanında Şili ve Endonezya’ya ürünler satmışız; bunları geliştirme çalışmaları içerisinde de olacağız.

Göreve başladığım hafta, bir ülke ziyarete geldi. Sizin ürünlerinizi kullanıyoruz, daha da ürün almak istiyoruz; ama teknik eleman sayısının arttırılmasını istiyoruz dedi. Mesela bu, önemli bir tespitti. Biz hemen o ülkeye, gerekli mühendis ve teknik eleman katkısını yapacağız. Hepimiz için, satış sonrası servis çok önemli. Sivil sektörde de buna dikkat ediyoruz. Savunma ve havacılık sanayisinde de buna dikkat edilirse pazarımızın gelişmesi ve var olan pazarın korunması için, etkili olacak diye düşünüyorum. Biraz evvel saydığım ülkeler, ilk açılımımız olacak; ondan sonra da fırsat nerede ise kovalayacağız. Geçen yılki ihracatımız, ciromuzun yaklaşık %15’ine; 215 milyon dolara tekabül ediyor. İhracatımızın, bir önceki yıla göre de arttığı gözlemleniyor. 2018 yılı sonunda, hep birlikte göreceğiz; ihracatımız, 2017’ye göre, çok daha fazla durumda olacak.”

 

Gelecek Vizyonu: Yenilikçi Ürünler ve İhracat

İhracat, Prof. Dr. Görgün’ün, ASELSAN için öngördüğü gelecek vizyonu içerisinde, en önemli yeri tutuyor:

“ASELSAN, Türk halkı tarafından özümsenmiş, herkes tarafından benimsenmiş, kendinin bir parçası gibi hissettiği bir şirket. ASELSAN’ın, var olan değerinin çok üstünde sonuç üretmesi gerektiğini düşünüyorum. Bunları başarabilmenin yolunun da dışarıdan para getirmeye bağlı olduğunu düşünüyorum. İhracata onun için çok önem veriyorum. Özellikle hem savunma ve havacılık sanayisinde hem de sivil teknolojilerde yenilikçi özgün ürünler üreterek, bunların getirisiyle de inovatif yaklaşımlara ve öncü çalışmalara kaynaklar ayrılması benim için önemli. Ar-Ge’ye önem veren, bilim insanı kökenliyim. ASELSAN, Ar-Ge’ye, cirosundan %7 pay ayırıyor. Ülkemizde, cirosunun %7’sini Ar-Ge’ye ayıran, belki de tek şirket. Ar-Ge harcamaları sırasında, birinci sırada. Sadece savunma sanayisi Ar-Ge harcamalarının üçte biri, ASELSAN tarafından yapılıyor. Bu çok önemli; çünkü çok az şirket bunu yapıyor. Öz kaynaklarını, Ar-Ge’nin gelişmesi için çok az şirket kullanıyor. Ar-Ge süreçlerimizi, biraz daha dikkatli ve hedefe yönelik, biraz daha çapraz hakemlik süreçlerinden geçirerek, kendi içimizdeki sektörlerin birbirlerinin yaptığı çalışmaları daha iyi anlayarak yenilikçi ürünler üretme yolunda yönlendirmelerini sağlayacağız. Benim gelecek vizyonumda, öncelikli olarak yenilikçi ürünler ve ihracat var.”

 

Her Şeyi ASELSAN’ın Yapmadığı, Ekosistem ile Birlikte Büyüme

Sektör ekosistemi de “sanayici rektör” Prof. Dr. Görgün’ün gelecek vizyonunda, önemli bir yer tutuyor. Özellikle ekosisteme yönelik şu sözlerini, ASELSAN’ın, sektörün, özellikle KOBİ’ler tarafındaki gelişiminde, daha fazla sorumluluk üstleneceğinin bir işareti olarak değerlendirmek mümkün:

“ASELSAN, sürdürebilir büyümeyi, alt yüklenicileri ile yakalamayı benimseyen bir şirket. Yeni dönemin vizyonunda, bunu biraz daha öne çıkaracağımızı ifade etmek isterim. Çünkü sanayinin çok içinde yer aldım. Yarım saat içerisinde, 18 tane sanayi bölgesine anında ulaşabilecek bir lokasyon içerisinde görev yaptım. Kocaeli’de, 13 tane sanayi bölgesi var. İstanbul’da, 8 tane var; ama 5 tanesi, hemen GTÜ’nün yanında, Tuzla’da. Haftanın birkaç gününü, sanayinin içerisinde geçiriyordum. Oradaki üretim kabiliyetini ve kapasitesini çok iyi biliyorum. ASELSAN’ın, geçen yıl alt yüklenicilerine yaptığı ödeme, 1,8 milyar dolar. Bu rakam, hâlihazırda konuya verdiğimiz önemi gösteriyor.

Yeni dönem vizyonumuzda yer alan hedefleri de bu, birlikte büyüme stratejisi ile gerçekleştireceğiz. Her şeyi ASELSAN yapsın değil, beraber yapalım, entegre edelim, platform ve sistem bazında çözümler oluşturalım gayretindeyiz.”

Burada, ASELSAN’ın geçmişte en çok eleştirildiği konuların, belki de en başında yer alan, özellikle KOBİ seviyesindeki potansiyel alt yüklenicileri kendisine “rakip” olarak gördüğü algısının da kısa sürede, “iş birliği” yapılacak örnek firmaya doğru evrilmesini bekleyebiliriz.

Zaten Prof. Dr. Görgün’ün, en öncelikli gündem maddem dediği “ihracat” da böyle bir takım oyunu olmaksızın hayata geçirilemeyecek bir hedef.

 

ASELSAN Akademi ve Kazanımları

Prof. Dr. Görgün, konuya yönelik bir soru üzerine, ASELSAN Akademi ve kazanımları hakkında da basın mensuplarına bilgi verdi:

“ASELSAN Yönetim Kurulu Üyesi olarak göreve başladığımda, lisansüstü çalışma yapanların sayısını merak ettim, sordum, 1.000 kişi dediler. Düşünün, ASELSAN’da 5.300 kişi çalışıyor, 1.000 kişi yüksek lisans ve doktora yapıyor. Haftada kaç saat bu arkadaşlara izin veriyoruz diye sorduğumuzda, 17 saat dediler. 17.000 ASELSAN çalışanı saatini düşünün! Bu 1.000 kişi yüksek lisans ve doktora için çeşitli üniversitelere gidiyorlar. Çoğu, gittikleri üniversitelerde, çalıştıkları hocalarda, ne kendilerinin istedikleri ne de çalıştıkları kuruma faydası olacak projelerde çalışmıyorlardı.

Yönetim Kurulu’ndan yetki aldım. Stratejiden Sorumlu Genel Müdür Yardımcımızla birlikte, bu konuda çalıştık. YÖK’ün kabul edeceği formatta, ASELSAN Akademi’yi oluşturduk. ASELSAN Akademi, Ankara’dan, ODTÜ ve Gazi Üniversitesi; İstanbul bölgesinden de İTÜ ve GTÜ ortaklığında, bir derece programı hâline geldi. Bu derece programında, ASELSAN mühendisleri, hem yüksek lisans hem de doktorayı, bu üniversitelerden bir tanesini seçerek ve bu üniversitenin kabul şartlarını sağlayarak ve bu üniversitelerin hepsinin ortak ders havuzunu oluşturduğu programlar seçerek yapmaya başladılar. Şu anda 200’ün üzerinde ASELSAN çalışanı, bu programa kayıtlı.

Buradan o kadar çok şey kazandık ki. Bir kere ASELSAN’ın yerleşkesi bir kampüs oldu. Çalışanlar çok rahat bir şekilde lisansüstü ve doktora derslerini almaya başladılar. Zaman kaybı azaldı. Üniversiteler ASELSAN’ın içine daha fazla gelir oldu. Daha önce sadece bir iki hoca proje yaparken, şimdi malzeme, bilgisayar, makine ve elektronik alanında bu saydığım üniversitelerin tüm hocaları gelip burada ders veriyor, dolayısıyla ASELSAN’ın içine onlarca hoca girmeye başladı. Bu ne demek? Hocaların ilgisini savunma sanayisine çekmek demek. Bir başka artı, bütün yerleşke üniversiteler için bir laboratuvar hâline geldi. Çalışanlarımızda çalıştıkları konuda, kurumun da izin verdiği konu başlıklarında tez çalışmalarını yapabilecekler. Her şekilde, üniversitelerin kazandığı, hocaların kazandığı, ASELSAN’ın kazandığı ve en önemlisi ülkemizin kazandığı bir proje oldu. ASELSAN Akademi, başlatmış olmaktan çok keyif aldığım, oluşumlardan bir tanesi. Başarılı bir şekilde de devam ediyor.”

 

Ambargolar ASELSAN’ı Etkilemez

Basın mensuplarının, son dönemin en önemli gündem maddelerinden ambargolara yönelik sorusunu ise Prof. Dr. Görgün şöyle cevaplandırdı:

“Bunlar olabilir. Zaten ASELSAN’ın kuruluşu, bir ambargo sonucunda oldu. ASELSAN, bu tip süreçlere hazır olan ve gerekli tedbirleri alan bir şirket. Bizi, ne ekonomik olarak ne de teknolojik olarak dar boğaza sokacak bir durum gözlemlemiyorum. Tedbirli çalışıyoruz; özellikle yurt dışı alımlarımızda, tek tedarikçi yerine birden çok alternatif olmasına gayret gösteriyoruz. Kendimize özgü çözümlerin üretilmesi, ambargoların önüne geçebilecek en önemli şey. Tüm platformlarda, alt ürünlere, sistem parçalarına varana kadar, kritik millileştirme ve yerlileştirme süreçlerini çalışıyoruz. Bu çalışmaları, hem ekonomik açıdan hem de ambargolar karşısında sıkıntıya düşmemek açısından değerlendiriyoruz. Şu anda hissedilen ciddi bir olumsuzluk yok.”

 

Organizasyonel Değişiklik Olmayacak

ASELSAN’da bugüne kadar yaşanan çeşitli organizasyon değişikleri de toplantıda gündeme gelen konular arasında yer aldı. Gündeminde böyle bir değişiklik olmadığını söyleyen Prof. Dr. Görgün, şöyle devam etti:

“Birinci gündemim, önümüzdeki halka arz sürecini, sağlıklı bir şekilde yürütmek ve yönetmek. 20 Mayıs’ta, çok yoğun bir programla yurt dışı seyahatleri için yola çıkacağız ve 5 Haziran’a kadar, 60 civarında toplantı yapacağız. ASELSAN’ın sektör başkanlıkları; çok güçlü, kendisini ispatlamış, konusuna hâkim arkadaşlar tarafından yönetiliyor ve yönlendiriliyor. Benim gündemimde, organizasyonel anlamda bu tür değişiklikler yok. Daha çok, ihracata yönelik nasıl hamleler yapabiliriz, onlara çalışacağız. Milli ürünlerimiz, dışa bağımlı olduğumuz ve bir ambargo karşısında bizi zorlayacak ve hemen çözüm üretmemiz gereken konular neler, onlara öncelik vererek çalışacağız.”

 

Gölbaşı Merkez Olacak

Basın toplantısında paylaşılan bilgiler arasında, ASELSAN’ın gelecekteki tesis altyapısına ilişkin planlamalar da yer aldı. Hâlihazırda, teknokentler dışında, Macunköy, Akyurt ve Gölbaşı’ndaki 3 ayrı yerleşkesinde faaliyetlerini sürdüren ASELSAN’ın, üretim faaliyetlerinin büyük bölümünün, zaman içerisinde Gölbaşı’na taşınmasına yönelik yönetim kurulu kararı alındı. Gelecek 3 yıl içinde gerçekleşecek bu taşınmayla birlikte, Gölbaşı, ana merkez olacak.

 

Tanıtımda Daha Aktif Bir ASELSAN

Özellikle sosyal medyayı çok iyi kullanmasıyla tanıdığımız Prof. Dr. Görgün, ihracat ile ilgili değerlendirmelerini paylaşırken, kendimizi biraz daha iyi tanıtacağız diyerek, ASELSAN’ın, daha aktif bir tanıtım stratejisi izleyeceğinin de işaretlerini verdi. Bu açıdan, ASELSAN’a, heyecan ve dinamizm getirdiğini gözlemlediğimiz Prof. Dr. Görgün’ün, ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü olarak göreve başlar başlamaz basınla kurduğu bu yakın ilişkiyi de ayrıca önemsiyoruz.

“Hızlı” bir şekilde kolları sıvayıp çalışmaya başlayan Prof. Dr. Görgün’ün, bu ilk basın toplantısında, kendisine yöneltilen sorulara verdiği cevaplardaki “cesur” mesajları, çok yakın gelecekte, sektörün yeni bir ASELSAN ile tanışacağının da habercisi oldu.

Prof. Dr. Haluk Görgün’e, Türkiye’nin ve Türk savunma ve havacılık sanayisinin geçmekte olduğu bu zorlu dönemde üstlendiği, her iki görevinde de başarılar ve kolaylıklar diliyoruz.

 

Ümit Bayraktar

Genel Yayın Yönetmeni

3,395 toplam görüntüleme, 15 bugünkü görüntüleme