Bakan Işık, Sektörün Fotoğrafını Çekiyor – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Bakan Işık, Sektörün Fotoğrafını Çekiyor

25 Ağustos 2016
25_08_2016_Fikri_Isik_MSI_Dergisi_S

Aslında 134’üncü sayımızın başyazısı neredeyse hazırdı; çok fazla düşünmemize de gerek yoktu. Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği (SSI)’nin, 15 Temmuz sabahı, sektörün ihracat performansını değerlendirmek amacıyla düzenlediği, Savunma ve Havacılık Sanayii İhracat Verileri basın toplantısına, Milli Savunma Bakanı seviyesinde bir katılım olacaktı ve nasıl olsa gündeme dair yeni ve önemli şeyler konuşulacaktı. SSI’nin, yine İstanbul’da, Çırağan otelinde düzenlenen benzeri geçmiş basın toplantılarından farklı olarak, ilk kez bakan seviyesinde bir katılımın yapılacak olması bile ihracata verilen önemin arttığını göstermesi açısından başlı başına bir başyazı konusuydu.

Milli Savunma Bakanımız Fikri Işık’ın söyleyecekleri ise bizim için ayrıca önemliydi. Çünkü bu toplantıya kadar olan süreçte, Bakan Işık’ın, göreve başladığı gün itibarıyla yaptığı çalışmalara dair bilgilerimiz, kendisinin, sektör ile ilgili konulara eğilmeden önce, adeta sistemin fotoğrafını çektiğini düşündürtüyordu ki yanılmadığımızı görecektik…

Başta bu kadar detaylı bir yazı planlamıyorduk; ama Milli Savunma Bakanımızın, basın toplantısının hemen sonrasında, az sayıdaki basın mensubu ile bir araya geldiği sohbet toplantısı esnasında sektöre dair mesajları ışığında aldığımız notlar, alışılmış tek sayfalık kısa bir başyazıya sığdıramayacağımız kadar çoktu.

Bakan Işık’ın mesajları, sektörde pek çok şeyin değişeceğinin işaretlerini taşıyordu.

O sabaha dönelim…

15 Temmuz sabahı, saat 08.30 sularında Çırağan’daydık.

Bizi güler yüzle karşılayan SSI ekibini, hazırlıkların son kontrolü ile baş başa bırakıp Bakan Işık’ın gelişini beklemeye başladık.

Çok sayıda basın mensubunun katıldığı toplantı, SSI Yönetim Kurulu Başkanı Latif Aral Aliş’in konuşması ile başladı.

Aliş, alışık olduğumuz üzere, savunma ve havacılık sektörünün, diğer sektörlere kıyasla iyi bir ihracat performansı sergilediğini gösteren verileri paylaştı. 2015 yılı için 1,656 milyar dolar olarak gerçekleşen ihracat için, 2016 yılı sonunda, yüzde 20 artışla yaklaşık 2 milyar dolara ulaşmasının hedeflendiği de Aliş’in verdiği bilgiler arasındaydı.

Söz sırası Bakan Işık’a geldiğinde, kısa bir süre içerisinde, kendisinin, sistemin fotoğrafını çektiğine dair tespitimizde hiç de yanılmadığımızı gördük.

Üstelik tek gündem maddesi de basın toplantısının gündemi olan ihracat değildi.

Olmazsa Olmazlar

Türkiye’nin içinde bulunduğu bölgenin zorluklarına değinen Bakan Işık, bu bölgede ayakta kalmanın ve geleceğe güvenle bakmanın olmazsa olmaz 3 tane unsurunu;

  • Güçlü demokrasi,
  • Güçlü ekonomi ve
  • Güçlü ordu

şeklinde saydı.

Hem basın toplantısında hem de sohbet toplantısı esnasında verdiği mesajlarında, sistem kurmaya ve iyileştirmeler yapmaya odaklı sözleri dikkat çeken Bakan Işık’ın, öne çıkardığı konular arasında, savunma ve havacılık sanayisinde özel sektör ve KOBİ’ler yer alıyordu: “Önümüzdeki süreçte, özel sektör odaklı yeni bir sıçrama hedefimiz var. Kısa sürede, ihracatımızı 5 milyar doların üzerine çıkartmak istiyoruz. Bu hedefe, daha fazla mal satarak, daha fazla sürümden kazanarak değil; katma değeri yüksek ürünler, platformlar, sistemler satarak ulaşacağımıza inanıyorum.”

Bakan Işık’ın bu yaklaşıma örnek gösterdiği çalışma ise STM’nin kazandığı, Pakistan envanterindeki Agosta 90B sınıfı denizaltıların yarı ömür modernizasyonuna yönelik ihale oldu. Bakan Işık’ın verdiği bilgilere göre, çeşitli ülkelerle, Pakistan örneğinde olduğu gibi ortak projeler yapılmasına yönelik görüşmeler sürüyor.

Büyüme, Özel Sektör Eliyle Gerçekleşecek

“Ben inanıyorum ki özel sektörümüzün bugüne kadarki gösterdiği gayreti daha fazla arttırarak, daha fazla bu konularda çalışarak bu hedefi gerçekleştireceğiz. Bizim savunma ve havacılık sanayisinde özel sektörün ağırlığını arttırmak gibi bir hedefimiz var.” şeklinde konuşan Bakan Işık’ın şu sözleri ise sektöre yatırım yapmayı planlayan sanayicilere açık davet niteliği taşıyordu: “Özel sektörün, savunma ve havacılık sanayisinde daha fazla bulunmasını da önemsiyoruz. Bu noktada daha fazla firma istiyoruz.”

Bakan Işık’ın sektördeki devlet varlığı ile ilgili değerlendirmeleri ve yeni dönemdeki beklentileri şöyle oldu: “Elbette vakıf şirketlerimiz var, kamu şirketlerimiz var. Bunlar, Türkiye için, bugüne kadar çok önemli projelere imza attılar; çok önemli başarılar elde ettiler. Onların çalışmalarını, her şekilde desteklemeye devam edeceğiz. Vakıf şirketlerimizin ve kamu şirketlerimizin de özellikle sistem entegrasyonuna daha fazla yoğunlaşmaları, daha katma değeri yüksek ürünler üretmeleri, Türkiye’nin ekosistemini güçlendirmek için daha fazla çaba sarf etmeleri konusunda çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

Sektörün geleceğe nasıl yürüyeceği sorusunun cevabı da Bakan Işık’ın şu sözlerinde yatıyor: “Biz, savunma ve havacılık sanayisinde de büyümenin özel sektör eliyle gerçekleşeceğine inanıyoruz. Vakıf şirketlerimizin ve kamu şirketlerimizin sahip oldukları birikimin, Türkiye’nin bu noktada katma değeri yükseltmek açısından son derece kritik ve önemli olduğunu biliyoruz.”

Bakan Işık, sektörün “kilit taşları” olarak nitelendirdiği vakıf şirketlerinin, katma değeri daha da yükseltecek projelere yoğunlaşmaları için çalışmaların sürdüğünü söyledi. Bu şirketlerin, artık daha gelişmiş platformlar üretmesi ve bunları dünyaya satması; yeni sistemler geliştirmesi ve bu sistemlerde, alt yüklenicileri olarak da büyük oranda özel sektörü kullanmalarını istediklerini belirten Işık’ın şu sözleri ise vakıf şirketlerinden, her işi kendileri yapan şirketler olmamaları doğrultusundaki beklentiyi ortaya koyuyordu: “Vakıf şirketlerimizin, ellerindeki çok nitelikli insan kaynağını, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu çok daha kritik alanlara yönlendirmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”

Firmalar Ölçek Büyütecek

“Firmalarımızın ölçek büyütmelerini istiyoruz. Savunma ve havacılık sanayisinde, daha fazla KOBİ olsun istiyoruz. Otomotiv gibi bazı sektörlerden, savunma sanayisine geçiş olsun istiyoruz. Türkiye’nin bu noktada, daha fazla üretime, daha fazla istihdama, daha fazla yatırıma ve daha fazla ihracata ihtiyacı var. Tabii ki daha fazla katma değerli ürüne ihtiyacı var. Bu açıdan da belirli tedbirleri art arda hayata geçireceğiz.”

Bakan Işık, basın toplantısının soru-cevap bölümünde, otomotiv sektöründen savunma sanayisine geçiş ile ilgili yukarıdaki sözlerine de açıklık getirdi. Otomotiv alanında yaşanan gelişmelerin, bazı teknolojileri ve alt sistemleri geçersiz hâle getireceğini; örneğin, şanzıman gibi bir alt sistemin, geleceğin otomobillerinde bulunmayacağını anlatan Bakan Işık, bu alanlarda çalışan firmaların, savunma sanayisine yönelebileceğini belirtti.

KOBİ’lere Özel Önem

Bakan Işık, KOBİ’lere verdiği önemi ise şu sözlerle dile getirdi: “Özellikle şunu ifade edeyim; bakanlık görevini aldığım günden itibaren, çok yakın ve sıkı takip ettiğim konuların başında, KOBİ’lerimizin, savunma ve havacılık sanayisinde daha fazla yer alması geliyor.”

KOBİ’lerin ihracattaki rolü de Bakan Işık’ın gündemindeydi: “Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı dönemimde başlattığımız bir çalışma vardı; şimdi yakında Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanımızla bir protokol yapmayı arzu ediyoruz: Savunma ve havacılık sanayisindeki KOBİ’lerimizin, üretim ve ihracat yapması için gerekli olan test ve sertifikasyonla ilgili olarak desteklenmesi. Bununla ilgili çalışmalarımızı olgunlaştırdık; yakında bu konuyla ilgili sizlere bilgi sunma imkânımız olacak. İstiyoruz ki bu alandaki en büyük sorun olan test ve sertifikasyon sorunumuzu çözelim. Bununla ilgili KOBİ’lerimize tam destek verelim. KOBİ’lerimiz bu sorunu aşarsa dünyanın her yerine çok rahatlıkla ürün satar. Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu ürünleri de çok rahatlıkla yerli üretir.”

KOBİ’lerin finansmana erişimi konusunda da gelişmeler beklenmeli. Bu alanda başlatılan bir çalışma kapsamında, Kredi Garanti Fonu’nun, sektördeki KOBİ’ler tarafından da kullanılması hedefleniyor.

Bakan Işık, KOBİ’lerle ilgili değerlendirmeleri kapsamında, KOBİ’lerin sertifikasyonu ile ilgili bir soruya şöyle cevap verdi: “Sertifikasyonla ilgili hangi tür destekler vereceğiz? Şu anda çalışmamız sürüyor. Büyük oranda da olgunlaştırdık. 3 ana başlık var: Kredi desteği, gerektiğinde hibe desteği ve danışmanlık desteği. Bunların hepsini şu anda çalışıyoruz. Buradaki hedefimiz şu: KOBİ, ihracat yapmak istiyorsa biz onun elinden tutacağız; bu ihracatı yapması için gereken desteği vereceğiz. KOBİ’ler inanılmaz başarılılar ve becerikliler; ama o ilk teslimat ve sertifikasyon konusu, savunma ve havacılık sanayisinde ciddi bir problem.”

KOBİ’lerin desteklenmesi amacıyla başka somut tedbirler alınması da gündemde. Bakan Işık’ın verdiği bilgilere göre, belli büyüklüğün altındaki projelere, teknolojik açıdan yapılabilirliğine de bakılarak, sadece KOBİ’lerin teklif verebilecek olması gibi konuların da üzerinde çalışılıyor.

Sorunların Çözüme Kavuşturulmasında “İletişim” Vurgusu

Bakan Işık’ın değerlendirmeleri arasında, iletişim ve sektörle yakın çalışma konuları da yer aldı: “Bütün bunları bir tek kurum anlayışıyla Türkiye’nin hizmetine sunmanın gayreti içinde olacağız. Bu süreçte, savunma ve havacılık sanayisi şirketlerimizle ve sektörümüzün diğer paydaşlarıyla çok yakın çalışacağız. Onlarla sürekli bir araya geleceğiz. Sorunlara, çok kısa zamanda ve sonuç alıcı çözümler getireceğiz ve Türkiye’nin koyduğu bu hedeflere, en kısa zamanda ulaşacağız. Çünkü bu iş, bizim için kritik bir iş. Bundan sonra, Milli Savunma Bakanı olarak, sektörle sık sık bir araya geleceğim. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığında, sanayicilerimizle bu konuda çok yakın bir diyalog kurmuştuk ve bu, pek çok sorunun kısa sürede çözülmesini sağlamıştı. Şimdi aynı yakın iş birliği ve diyalog ortamını, savunma ve havacılık sanayisi şirketlerimiz için de yapacağız.”

“Çevik Sektör” Dönemi Başlıyor

“Şu üçüne tahammülümüz yok: Zaman kaybı, kaynak israfı ve kurumsal taassup.” Bakan Işık’ın bu sözleri, kendisinin gündeme getirdiği çevik şirketler ve hatta “çevik sektör” gibi ifadelerin arka planında nelerin saklı olduğunu da ortaya koyuyor.

Savunma ve havacılık sanayisindeki kamu verimliliğinin özel sektör verimliliğinin ile mukayesesi konusunda söyledikleri de sektörün gelecekteki rotasında önceliklerinden birinin, çevik ve verimli bir yapıya kavuşmak olduğuna işaret ediyor.

Bakan Işık, proje sürelerinin uzun olmasının arkasında yatan nedenlerden birinin, yine ana yüklenicilerin, her işi kendilerinin yapmaya çalışması olduğuna ilişkin tespitini de şu sözlerle anlatıyor: “Bizim Türkiye’de projelerin zamanını kısaltmak gibi bir sorumluluğumuz var. Proje yapıyoruz, güzel proje yapıyoruz; ama projelerimizin zamanına baktığımızda, projelerimiz arzu edilen zamanda sonuçlanmıyor. Bunun bazı sistematik problemlerinden bir tanesi, ‘Her işi biz yapalım.’ anlayışıdır. Bunu terk edeceğiz.”

Amaç Sistem Oturtmak

Çevik şirketler yaratabilmek ve proje sürelerini kısaltabilmek için, sistemden kaynaklanan problemlerin ortadan kaldırılması gerekliliği de özellikle sohbet kısmının önemli gündem maddelerinden biriydi. Sistemsel problemlerin çözümü için tüm taraflara görev düştüğünün altını çizen Bakan Işık, bu konuya odaklandıklarını ve hatta önce öz eleştiri yapacaklarına dikkat çekti. Bu yaklaşım doğrultusunda, öncelikle Milli Savunma Bakanlığından ve müsteşarlıklarından kaynaklanan problemler olup olmadığına bakılacak ve buradan başlanacak. Daha sonra ilgili kurumlar arasındaki ilişkiler masaya yatırılarak, kurumlar arası ilişkilerdeki sorunlar giderilecek. Bu “öz eleştiri” sürecinde, tedarik süreçlerinde de iyileştirmeler yapılması gündemde.

Türkiye’nin savunma pazarındaki avantajının, pazara geç; ama kritik bir zamanda girmiş olmasından kaynaklandığına dikkat çeken Bakan Işık, Türkiye’nin, elini çabuk tutmazsa yarışta geri düşeceğinin de altını çizdi. Sıçrama yapabilmek için de sistemsel iyileştirmelere ihtiyaç olduğunu belirten Bakan Işık, yapmak istediklerinin de aslında bir sistem oturtmak olduğunu vurgulayarak şunları söyledi: “Benim tarzım, kendime bağlı yapılar oluşturmak değildir. Ben sisteme yönelirim. Matematikçiyim. Benim için önemli olan çözümdür; ama çözümün de sistematik olması önemlidir. Şimdi sözleşmeler başta olmak üzere, ihale sistemi gibi konulara yoğunlaşıyoruz. Her şeyden önce, beraber çalıştığımız arkadaşlarımız, bu konudaki kararlılığımı gördüler. Tüm bunların sistematik hâle getirilmesiyle ilgili çalışmalarımızı da yapıyoruz. Şu anlayışta hiç olmadım: Ben size emrediyorum, bunu yapacaksınız. Hayır. Önce ne yapmalıyız diye arkadaşlarımızla oturup konuşuyoruz. Hamuru yoğurur gibi adeta bir fikri yoğuruyoruz. Oradaki avantajlarımız nedir? Engellerimiz nedir? Zorluklarımız nedir? Bütün bunları değerlendiriyoruz. Bunlara kafa yoruyoruz ve sonra orada billurlaşan fikri hayata geçirmekte tereddüt taşımıyoruz. Bu fikirleri hayata geçireceğiz; ama bunu sistematik olarak yapacağız. Yani Fikri Işık, yarın bir gün bakanlıktan ayrıldığında, her şey bir anda sıfırlanmayacak.”

Önceki dönemlerde yapılanların önemine de işaret ederek, “Geleceği, geçmişte yapılanların üzerine inşa edeceğiz.” diyen Bakan Işık, geçmişte yapılan çalışmaların hakkını teslim etmeyi de ihmal etmedi. Kendisinden sonra bu görevi üstleneceklerin de aynı çizgiyi sürdürmeleri beklentisini de ifade etti.

Sistem ve Yetenek Birleşmeli

Bakan Işık’ın sistemsel eksikliklerden kaynaklanan problemlere dikkat çektiği bir diğer husus da Türkiye’de mevcut çok sayıda “yetenek” olduğu; ancak “sistem” eksikliği nedeniyle bu yeteneklerden yararlanılamamasıydı. Dünya ile yarışabilmek için de bu yeteneği, sistem ile birleştirmek gerekliliğinin altını çizdi.

Ar-Ge’siz Olur mu?

Tabii ki Milli Savunma Bakanının ajandasında, sektörün Ar-Ge kapasitesinin ve kabiliyetlerinin geliştirilmesi de yer alıyordu. Son Ar-Ge yasasına değinen Bakan Işık, siparişe dayalı Ar-Ge gibi çalışmaların yanı sıra üniversitelerdeki akademisyenlerin sanayiye daha aktif katkı sağlayabilmeleri için yapılan düzenlemeler ve gelecekte yapılacaklarla ilgili de bilgi verdi: “Savunma sanayisi yazılımlarında, Anadolu’nun her üniversitesini harekete geçireceğiz. Şimdi yeni bir program başlatıyoruz. Anadolu’daki her üniversiteden, yazılım hizmeti almak istiyoruz. Öne çıkan üniversiteleri de daha güçlü şekilde desteklemek istiyoruz. Çok ciddi bir insan kaynağımız var. Bu insan kaynağının değerlendirilmesi için, somut projeler hayata geçiriyoruz. Şirketlerimizin daha fazla Ar-Ge yapması için çalışmalarımızı arttırıyoruz. Özel Ar-Ge merkezlerimizden siparişle Ar-Ge hizmeti almanın yasal olarak önünü açtık; şimdi bunu hayata da geçireceğiz. Artık Ar-Ge merkezlerinin de ihtisaslaşmasını istiyoruz. Özellikle savunma sanayisindeki Ar-Ge merkezleri, duplikasyona girmesin. Herkes herkesin yaptığı işi yapmak yerine, herkes farklı alanlarda çalışsın ve bunlar birleştiğinde Türkiye’nin birikimi hâline gelsin.”

Kümeler Yönlendirilmeli

Bakan Işık’ın bir diğer gündem maddesi de kümeler oldu. Kümelerin en temel yararının, insanları bir araya getirmesi olduğunu söyleyen Bakan Işık’ın bu konudaki değerlendirmelerinden, kümeler arasındaki rekabetin artmasıyla kümelerin daha verimli bir hâle geleceği ve ilerleme sürecinin hızlanacağı sonucunu çıkartabiliriz. Bakan Işık’ın kümelerle ilgili işaret ettiği bir diğer konu da bu tespitimizi doğrular nitelikte, bazı konularda kümelenmelerin yönlendirilmesi gerekliliği oldu.

“Pusulamız, dünyadaki trendler ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin stratejik öncelikleri olacak.” şeklinde konuşan Bakan Işık, özel önem verecekleri konular arasında, elektronik harp ve siber savunmayı da saydı.

Milli Savunma Bakanımız Fikri Işık’ın, 15 Temmuz sabahı basın mensupları ile paylaştığı değerlendirmeleri ışında aldığımız notların bir bölümü böyleydi.

15 Temmuz akşamı yaşananlar, bu anlattıklarımızın gerçekleşmesini bir miktar öteleyebilir. Mevcut belirsizlik ortamında, kullanıcı ve tedarik makamlarında yaşanması muhtemel gelişmelerin, önümüzdeki süreçte, yürümekte olan projelere ve dolayısıyla sektöre yansımaları da olabilir. Bu süreçte, özel sektör firmaları, özellikle de KOBİ’ler açısından çok ciddi bir sınav verileceği tespiti de yanlış olmayacaktır.

Sektöre hizmet eden tüm firmaların; özellikle de KOBİ’lerin bu sınavı başarıyla atlatmalarını dileyerek ve sektörün, bu süreci en az hasarla atlatabilmesi adına gerekli tedbirlerin de muhakkak alınacağına olan inancımızı ifade ederek noktayı koyalım.

Ümit BAYRAKTAR

457 toplam görüntüleme, 3 bugünkü görüntüleme