Deniz Sistemleri Semineri, Potansiyelini Uygulamaya Döktü – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Deniz Sistemleri Semineri, Potansiyelini Uygulamaya Döktü

25 Aralık 2017

MSI Dergisi’nin 153’üncü sayısında yayımlanan ve 16-17 Ekim tarihlerinde gerçekleştirilen 8’inci Deniz Sistemleri Semineri’ne ilişkin haber ve değerlendirmelerin yer aldığı özel dosyanın “Deniz Sistemleri Semineri, Potansiyelini Uygulamaya Döktü” başlıklı giriş haberi, MSI Dergisi’nin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

Deniz Sistemleri Semineri’nin 8’incisi, 16-17 Ekim tarihlerinde, Ankara’da gerçekleştirildi. 2 yılda bir düzenlenen etkinlik, bu sene, başta Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Adnan Özbal ve Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir olmak üzere, çok sayıda üst düzey konuğu ağırladı. Geçtiğimiz senelerin aksine, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı personelinin de seminere, her 2 gün de yoğun ilgi gösterdiği görüldü. MSI Dergisi’nin, seminer için hazırladığı özel sayı da katılımcıların büyük beğenisini kazandı.

Ekosistemden farklı kurum ve kuruluşların, toplam 46 adet sunum gerçekleştirdiği etkinlikte, fuaye alanında, 36 adet de stant kuruldu. Seminerde, sektörün geleceği ile ilgili ipuçları da verildi. Milli Denizaltı, İ sınıfı fırkateynler, Türk Tipi Hücumbot, TF-2000 hava savunma fırkateyni, ADVENT savaş yönetim sistemi ve YAKAMOS sonarı, gündemin üst sıralarında yer aldı.

 

Seminerin açılış konuşmasını, organizasyon komitesi adında, Yüksek Mühendis Albay (E) Zafer Betoner yaptı. Betoner, konuşmasında, şunları söyledi: “Seminer, özgün, dünyada bir örneği olmayan yapısıyla, bölgesel bir marka oldu; dünya markası olma yolunda da emin adımlarla ilerliyor… Üretmeden tüketmek felaket getiriyor. Sadece olanı üretmek değil; yeniyi üretmek, yeniyi yaratmak, hepsinden daha önemli. Bu birlikteliğimizin çok yeni üretimlere vesile olmasını diliyorum.”

  

SSM’de Projeler Durmuyor

Betoner’in ardından, kürsüye, Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) Deniz Araçları Daire Başkanı Alper Köse geldi. Köse, ilk olarak, SSM’nin tedarik yaklaşımları ve projeleri ile ilgili genel bilgiler verdi.

SSM tarafından, savunma sanayisinde uygulanan dönemsel tedarik yaklaşımları ve bu yaklaşımlarla gerçekleştirilen örnek projeler, şöyle sıralanıyor:

  • Hazır Alım (1990’a kadar): AH-1W Cobra taarruz helikopteri, AB-412 helikopteri, MLRS
  • Ortak Üretim (1990-2000): Zırhlı Muharebe Aracı, Hafif Nakliye Uçağı, Başlangıç Eğitim Uçağı, COUGAR helikopteri
  • Kısmi Tasarım (Ana Platformlar, 2000-2010): ALTAY, MİLGEM, ANKA, HÜRKUŞ
  • Özgün Tasarım (Yerli Üretim, 2010-2020): Özgün Helikopter Programı, Milli Muharip Uçak Projesi, GÖKTÜRK-3 uydusu
  • Temel ve İleri Teknolojiler (2020-2030): Mutlak yerlilik, ömür devri yönetimi, performansa dayalı lojistik

SSM’de, toplam 530 proje ile ilgili işlem yapılıyor. Bunların, 300 tanesi imzalanmış durumda ve toplam bedelleri, yaklaşık 40 milyar dolar. 230 tanesi de imzadan önceki süreçlerde, ilerlemeye devam ediyor. Projelerin ihtiyaç makamına göre dağılımı, Tablo 1’de yer alıyor. Köse, sektörle ilgili diğer verileri ise Şekil 1, 2 ve 3’teki gibi paylaştı.

 

 

SSM tarafından yürütülen, sözleşmesi imzalanmış projelerden 28 adedi, deniz projeleri. Bunların toplam büyüklüğü, 12 milyar doların üzerinde. Teklif değerlendirme çalışmaları devam eden projeler ise şunlar:

  • Amfibi Gemi Projeleri Grubu: Yüzer Havuz Tedariki Projesi
  • Destek Gemisi Projeleri Grubu: Araştırma Gemisi Projesi, Denizde İkmal Muharebe Destek Gemisi İnşa Projesi, Çok Maksatlı Açık Deniz Römorkörü Tedarik Projesi
  • Harp Gemisi Projeleri Grubu: MİLGEM Projesi İ Sınıfı Fırkateyn (5, 6, 7 ve 8’inci Gemiler), MİLGEM Projesi İ Sınıfı Fırkateyn Ana Tahrik Sistemi, MİLGEM Projesi İ Sınıfı Fırkateyn Dikey Atım Sistemi, Preveze Sınıfı Denizaltı Yarı Ömür Modernizasyonu Projesi, Barbaros Sınıfı Fırkateyn Yarı Ömür Modernizasyonu Projesi
  • Karakol Gemisi Projeleri Grubu: Türk Tipi Hücumbot Projesi, Akaryakıt Gemisi Projesi

 

Önümüzdeki dönemde gündem gelecek projeler de şöyle sıralanıyor:

  • TF-2000 Hava Savunma Fırkateyni
  • Çok Maksatlı Açık Deniz Römorkörü
  • Liman Kıyı Römorkörü
  • Hava Yastıklı Çıkarma Aracı
  • Milli Denizaltı Kavramsal Tasarım
  • Arama Kurtarma Botu Projesi
  • Mayın Tarama Gemileri
  • Yeni Tip LCT
  • 600 Sınıfı Sahil Güvenlik Gemisi

Köse, gelecek ile ilgili değerlendirmelerini de katılımcılarla paylaştı. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde, denizcilik sektöründe, platform üreticisi olarak bir ya da iki firmanın öne çıktığına dikkat çeken Köse; “Türkiye’de, şu anda birçok tersane ön planda. Ancak iş birliğinin sağlanmasının bir ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Türkiye’nin de bir markası olmalı ve bu konuda firmaları destekliyoruz.” dedi.

Köse, son olarak, Türkiye’nin geliştirmesi gereken kritik alt sistemleri sıraladı:

  • Ana tahrik ve sevk sistemi elemanları
  • Savaş yönetim sistemleri
  • Gemi elektroniği sistemleri
  • Entegre platform kontrol ve izleme sistemi
  • İnsansız suüstü ve sualtı araçları
  • Küçük denizaltılar
  • Kompozit malzemeler

 

Askeri Tersanelere Yeni Yapılanma

Açılış oturumunun bir sonraki konuşmacısı, Milli Savunma Bakanlığı (MSB) Tersaneler Genel Müdür Yardımcısı Tuğamiral Mehmet Sarı oldu. Tuğamiral Sarı, MSB Tersaneler Genel Müdürlüğü ile ilgili bilgiler verdi. İstanbul, Gölcük ve İzmir Tersane Komutanlıklarını bünyesinde barındıran Genel Müdürlüğün, toplam çalışan sayısı, 6.500’e ulaşıyor. Her bir tersane, çok sayıda platformun ve alt sistemin, bakım ve onarımını gerçekleştirebiliyor. Örneğin, İstanbul Tersanesi, 120-130 değişik parça platformun, Gölcük Tersanesi de 80 platformun bakım ve onarımını yapıyor. Ayrıca, her biri 1.100-1.200 civarında değişik alt sistemin, bakım ve onarımını gerçekleştiriyor.

Tuğamiral Sarı, bu tersanelerden emekli olmuş birçok eski çalışanı, savunma sanayisi firmalarında gördüklerini ve onların varlığının, projelere katkıda bulunduğunu da sözlerine ekledi.

 

Alınan Dersler

Tuğamiral Sarı’nın ardından, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı (Dz.K.K.lığı) Deniz Teknik Komutanı Tümamiral Ahmet Çakır bir konuşma yaptı. Sektörde son 15 yılda yaşanan gelişmeleri, MİLGEM projesine vurgu yaparak özetleyen Tümamiral Çakır, bu süreçteki eksiklikler ve hatalardan dersler çıkartmak gerektiğini ifade etti: “Bununla birlikte, tüm bu ilerlemeler ve atılımları gerçekleştirirken eksikliklerimizi ve hatalarımızı görmek, onlardan ders çıkartmak, hepimizin görevi olmalı. Bu anlamda yapacağımız eleştiriler ve özeleştiriler, asla moralimiz bozmamalı; bilakis geleceği doğru biçimlendirmek için, yol haritamızı oluşturmalıdır. En temel sıkıntılarımızdan biri olarak, kısıtlı kaynaklarımız olmasına rağmen aynı alanda birçok firmanın çalıştığını; firmaların birbirlerini ihmal ve imha ettiğine, üzülerek şahit olmaktayız. Biz, MİLGEM projesine başladığımızda, dünya çapında 2 tane LPI (low probability of intercept / tespit edilebilme ihtimali düşük) radarı üreticisi varmış. Proje ile birlikte, 5’e çıktı. Önce bir Ar-Ge kuruluşumuz LPI radar yaptı. Sonra başka bir firmamız, biz de yapacağız dedi. Bir araya gelin dedik. Kaynaklarımızı birleştirelim. 3-5 aylık bir çalışma sonrasında, bir araya gelemeyeceklerini; farklı polarizasyonlarda anten geliştirdiklerini söyleyerek ayırdılar süreçleri. Sonuçta bir tanesini seçtik; diğerinin yaptığı çalışma boşa gitti. Bu arada, 3’üncü bir firma daha çıktı. Bunu, Milli Denizaltı Çalıştayı’nda da yaşadık. Sanıyorum 6-7 firma, biz sonar yapıyoruz diye çıktı… Dolayısıyla alanlarımızı çok iyi seçmemiz gerekiyor. Dünyaya baktığımız zaman, neredeyse tüm sektörlerde, birleşme ve satın almaları yaşıyoruz. Bir örneğini, mayın avlama gemisinde yaşadık. Lürssen ve Abeking firmaları, ayrı ayrı teklif vermişti. Sonra Eyaletin Ticaret Bakanı onları çağırdı; paylarını, %51 ve %49 olarak belirledi ve bir konsorsiyum kurmaya yönlendirdi… SSM tarafından, sektörün bu anlamda yönlendirilmesi ve biçimlendirilmesinin önemini, bir kez daha vurgulamak istiyorum. Bize göre, SSM, bu sektörün ağabeyidir. Dolayısıyla bu ağabeylik vasfı ile bütün sektörü yönlendirmesi; hangi alanlarda kaç tane firmaya müsaade edileceğini, hangi alanların rekabete açık olacağını [belirlemesi gerekiyor]… Bunlar yapılıyor, haksızlık etmeyelim; ama daha efektif yapılması gerekiyor.”

Yüksek Mühendis Albay (E) Zafer Betoner ve Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Adnan Özbal.

Tümamiral Çakır, projelerde geliştirilen alt sistemlerin, ilerleyen projelerde kullanımı ile ilgili tespitlerinden de bahsetti: “Özellikle elektronik sistemlerde, Avrupalı üreticilere göre, daha yüksek fiyatlı tekliflerin verilmekte olduğunu izliyor, haberlerini alıyoruz. Bu durum, teklif veren ana yüklenicileri, milli ve yerli sistemler yerine, Avrupa menşeli sistemlerle teklif vermeye yönlendiriyor. Sonuç olarak ülkemiz kaybediyor… [Diğer yandan] Milli projelerde, sertifikasyon sürecini tamamlamış, testlerden başarı ile geçmiş sistemler yerine, sadece maliyet kaygısı ile yabancı menşeli firmalar dâhil farklı firmaların ürünlerinin tercih edilmesi, yerli firmalarımızın mağdur olmasına yol açıyor… ADA sınıfı korvetlerde, [gezen heyetlere gösterebilmek için] Türk üretimi ürünlere, hep Türk bayrağı etiketledik… Küçük maliyet kaygılarından kurtulup, milli sistemlerimizin devamlılığını sağlayacak şekilde, özel sektörde de inşa edilen gemilerde, yerli ürünlerin kullanım yüzdesinin arttırılması, amaçlarımız arasında olmalıdır. Tabii yerli üreticilerimizin de fiyat konusunda dengeli olması, bu amacın gerçekleşmesi için önemli faktörlerden biri olacaktır.”

Tümamiral Çakır’ın gündeminde, platform-alt sistem geliştirme süreçlerinin uyumluluğu da vardı: “Sensörler ve silahlar gibi belirlenecek temel alanlarda, geleceğe dönük yol haritalarının oluşturulması, önem arz etmektedir. Bu kapsamda, komuta kontrol sistemleri ve elektronik harp sistemleri dâhil, en az 15-20 yıllık vizyon ile hareket etmeli; bu temel vizyonda, sınırlı kaynaklarımızı etkin kullanmalı; buna göre, geliştirme süreçlerimizi yönetmeli ve başarmalıyız. Bu kapsamda, bazı projelerimizi, platform bazlı olmaktan çıkartıp belirlenmiş yol haritasına göre yönlendirmeli, yönetmeli ve ürün hazır oldukça, mevcut ve yeni inşa edilen platformlara entegre etmeliyiz… Örneğin, milli dizel projesi. Bu projeyi, İ sınıfına bağlarsak milli dizel gerçekleşene kadar İ sınıfını unutmamız gerekiyor. Bu ikisi de ihtiyaç; ama biri gecikince, proje gecikiyor. O yüzden, ikisinin ayrı mecralarda gitmesi gerekiyor. Milli dizel hazır olduğunda, o andaki projeye entegre edilmesi için, çalışmalarının yapılması gerekiyor.”

 

Tümamiral Çakır, yurt dışından alınan sistem ve bileşenlerinin, satın alım anlaşmalarının dikkatli yapılması gerektiğini de vurguladı. Bu konuda örnek olarak, MTU marka motorların, Dz.K.K.lığı tarafından yoğun olarak kullanılmasına rağmen, satın alım sürecinde kapsama alınmadığından, parça üretimi gibi çalışmaların kısıtlı kalmasını verdi.

Deniz Teknik Komutanı Tümamiral Ahmet Çakır, MİLGEM projesi ile birlikte başlayan süreç ile ilgili olarak MSI Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Ümit Bayraktar ile görüş alışverişinde bulundu.

Tümamiral Çakır’ın gündemindeki son konu ise askeri tersanelerin, gelecekte oynayacağı rol oldu: “Özellikle korvet, fırkateyn ve denizaltı gibi harp etkinliği yüksek ve ilk kez inşa edilecek muharip unsurların:

  • Dizayn ve entegrasyonunun, Dz.K.K.lığı bağlısı Dizayn Proje Ofisi tarafından, sektörün imkânları azami şekilde kullanılarak gerçekleştirilmesinin,
  • Tasarım ve performans sorumluluğunun, Dz.K.K.lığında olmasının,
  • İlk gemilerin askeri tersanelerde inşa edilip, test ve tecrübelerden geçtikten sonra, özel sektör tersanelerinde devam gemilerinin inşa edilmesinin,

milli gemi dizayn ve inşasında edinilmiş olan tecrübelerin geliştirilmesi, bu kabiliyetin sürdürülebilirliği ve milli kaynakların azami ölçüde kullanımı açısından, en etkili çözüm olacağı değerlendirilmektedir. Özellikle hava savunma fırkateyni gibi yüksek maliyetli projelerde, bu yöntemin uygulanmaması durumunda, başka bir deyişle dizayn ve entegrasyon sorumluluğu dâhil özel sektör tersanelerine devredilmesi durumunda:

  • Risk maliyetlerinin çok faklı olacağı,
  • Özel tersanelerin teknik anlamda büyük riskler altına gireceği,
  • Bunları minimize etmek amacıyla yabancı ortaklarla ihalelere girebileceği ve sonucunda denenmiş yabancı dizaynları önerebileceği değerlendirilmektedir.”

Tümamiral Çakır, örnek olarak, TF-2000 hava savunma fırkateyninin maliyetinin, yaklaşık 3,5-4 milyar dolar olacağını belirtti ve böyle bir projenin, özel sektör için büyük risk taşıdığını söyledi.

Tümamiral Çakır, son olarak, Dz.K.K.lığının vizyonunu, “Milli denizaltıdan sonra; tedarik edilecek platformların fizibilite sürecini yönetmek; teknik şartname hazırlamak; dizayn, inşa ve test-tecrübe sürecinde kontrol amacıyla yer almak ve standartları geliştirmekten ibarettir. Bu aşamaya kadar da çok sayıda alt yükleniciyi işe dâhil edip bilgi aktarmaktır.” sözleri ile ifade etti.

Deniz Platformları, Tüm Sektörü Kapsıyor

Açılış oturumunun son konuşmacısı, Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir oldu. Prof. Dr. Demir, sanayinin tümüyle sektöre dâhil olduğunu belirtti: “Platformun kendisini, tüm işin %20’si olarak gördüğümüzde, üzerindeki savaş yönetim sistemleri, silah sistemleri, çeşitli entegre sistemler gibi konulara baktığımızda, aslında bir platform ve entegre sistemden bahsediyoruz ve bu sadece bir tersanenin veya Dz.K.K.lığının sorumluluk alanının dışına taşıyor… Çok büyük bir konseptten bahsediyoruz. O hâlde, aslında savunma sanayisinin bütün unsurlarının içinde olduğu ve entegre olması gereken bir konumdayız.”

Prof. Dr. Demir, sektörün durumu ile ilgili değerlendirmelerini de şu sözlerle paylaştı: “MİLGEM’i pazarlamaya gittiğimizde, MİLGEM’in tasarımcısı, inşacısı gibi konular gündeme geldiğinde, tek adres gösteremiyoruz. STM, şu anda önde gidiyor. Diğer ülkelerde olduğu gibi, denizcilik sektöründe önde giden, özellikle ihracat dediğinizde, ‘Türkiye’nin ihracattaki amiral gemisi budur!’ diyeceğimiz bir kuruluşa ihtiyaç var… Bugün, sadece Tuzla bölgesinde, 7-8 tersane var. Artık bu sektör, Tuzla’da, Yalova’da, bu kadar sayıda özel tersaneyi besleyebilecek bir durumda değil. İhracatta, şu ana kadar gördüğümüz birkaç kötü örnekte olduğu gibi, birkaç tersanemizin gidip, aynı ülkede, aynı projeye teklif vererek, birbirinin önünü kesmesini istemiyoruz. Tabii serbest piyasa ekonomisi denilebilir; ama SSM olarak, bir regülatör görevi görmemiz gerektiğini biliyoruz… Zararlı ve öldürücü rekabet yerine, teşvik edici ve sinerji yaratan yaklaşımı tercih ediyoruz.”

Prof. Dr. Demir, sistemlerin maliyetleri ile ilgili de şunları söyledi: “SSM’de, maliyet analizi konusuna, çok hassas yaklaşıyoruz, yaklaşacağız. Bunun ana sebeplerinden bir tanesi, milli sistemleri geliştirirken, bunların maliyet etkin olmalarını ve sürdürülebilir olmalarını sağlamak. Çünkü sürdürülebilirliğin şartlarından bir tanesi ihracat.”

Dz.K.K.lığının rolüne de değinen Prof. Dr. Demir, şöyle devam etti: “Bugüne kadar, Dz.K.K.lığımızın rolünü takdir ettiğimizi belirtirken [şunu da söylemek gerekiyor:] bir kurumun, hem ihtiyacı belirleyen hem o ihtiyacın tasarımını yapan hem onu hayata geçiren hem inşa eden hem daha sonra kontrolünü ve kabulünü yapan olması, uzun soluklu olarak sağlıklı bir yapı değil. Bu açıdan, her ne kadar Dz.K.K.lığımızın rolü yadsınamaz, ihmal edilemez ve vazgeçilemez olsa da bu rolü, bir şekilde entegre  olarak gerçekleştirmenin yolunu da bulmak gerekiyor. Bu konuda, Dz.K.K.lığımızın son derece iyi niyetli yaklaşımları olduğunu biliyoruz. Bu konudaki çalışmalarımızı devam ettirteceğiz. Sektörün de kendi içindeki yapılanmasını, daha uzun soluklu hâle getirmesini bekliyoruz.”

Prof. Dr. Demir, gelecekle ilgili şunları söyledi: “İş birliği ve koordinasyonun adresi olmaya gönüllüyüz. Bu konuda, yapıları birleştirici, destekleyici ve başarı doğurtacak hamlelerin yapılmasında rol oynayıcı olmayı üstleniyoruz. Bunun da görevlerimizden biri olduğunu düşünüyoruz… Kafa kafaya vereceğiz, bundan 10 yıl sonrasının, 20 yıl sonrasının ihtiyaçları ile ilgili koordinasyon yapacağız; bunları değerlendireceğiz; o yıllara hazırlık olması için, milli sistemlerin geliştirilmesine bugünden başlayacağız.”

STM’nin Denizcilik Faaliyetleri Genişlemeye Devam Ediyor

Açılış oturumunun ikinci yarısında, sponsor konuşmalarına geçildi. Kürsüye ilk olarak, STM Savaş Sistemleri Yöneticisi Enver Küçükerman geldi. Küçükerman, STM Deniz Projeleri Direktörlüğü’nün, 170 beyaz yakalı personelle farklı tesislerde görev yaptığını söyledi:

  • İstanbul Tersanesi Komutanlığında görev yapan 66 çalışan,
  • Gölcük Tersanesi’nde görev yapan 14 çalışan,
  • Teknopark İstanbul’da görev yapan 85 çalışan ve
  • Pakistan’da görev yapan 9 çalışan.

Küçükerman, STM’nin sanayileşme çalışmaları ile ilgili de bilgi verdi. STM, MİLGEM projesinde, yerlileşme faaliyetleri kapsamında, 400 firma ile görüşmeler yaptı. Bunlar arasından, 212 ayrı firmadan malzeme tedariki gerçekleştirildi. Bu sırada ürünler, askeri standartlara uyarlandı. 75 adet sistem ve eçhize tedarik sözleşmesi imzalandı. Sözleşmeli alımlar dışında, 9.200 kalem malzeme tedariki yapıldı. MİLGEM’de, sensör ve silahlar dışarda tutulduğunda, yaklaşık %75’lik yerlilik oranına ulaşıldı.

Küçükerman, STM tarafından yürütülen projelerden de bahsetti. Bunlar arasında, daha önceden ayrıntıları paylaşılmayan, Test ve Eğitim Gemisi de yer aldı. Gemi, MİLGEM tekne formu kullanılarak, İstanbul Tersanesi (İstanbul Shipyard)’nde inşa edilecek. Görev sistemlerinin tedariki ise ASELSAN tarafından gerçekleştirilecek.

STM, Pakistan AGOSTA 90B Yarı Ömür Modernizasyonu projesinde, ana yüklenici olarak; entegrasyon dizaynı, montaj, entegrasyon, test ve tecrübeler ve ELD hizmetleri görevlerini üsteleniyor. Projenin kapsamında yer alan alt sistemler, şöyle sıralanıyor:

  • Sonar süit
  • Entegre Komuta Kontrol ve Silah Sistemi
  • Periskop (Hücum ve Seyir) Sistemi,
  • Radar ve ED Sistemi,
  • Konverterler
  • Dümen Konsolu
  • Kurtarma Şamandırası (tasarım ve üretim faaliyetleri)

Pakistan Ormara Deniz Üssü’nde ise STM; siltasyon, akıntı ve dalga etkileri sonucu denizdeki kullanım ve manevra alanının kısıtlanmasını önleyecek ve bu konularda iyileştirme sağlayacak çalışmalar yapacak.

STM’nin yürütmekte olduğu uluslararası iş geliştirme faaliyetleri de şöyle sıralanıyor:

  • Romanya: Modernizasyon ve korvet
  • Pakistan: Korvet (MİLGEM), denizaltı
  • Endonezya: Yeni denizaltı inşa
  • Kuveyt: Modernizasyon
  • Suudi Arabistan: Korvet (MİLGEM)
  • Kolombiya: Korvet

ASELSAN’dan Ürün Çeşitliliği Vurgusu

Daha sonra kürsüye gelen ASELSAN Deniz Sistemleri Grup Başkanı Behçet Karataş, ilk olarak denizlerin öneminden bahsetti. Daha sonra, ASELSAN’ın, deniz alanındaki projeleri hakkında bilgi veren Karataş, şu rakamları paylaştı:

  • ASELSAN’ın sistem sağladığı yeni gemi inşa projeleri sayısı: 66
  • Modernizasyon projeleri sayısı: 46
  • Uzaktan komutalı silah sistemi entegre edilen platform sayısı: >100

Karataş, uzaktan komutalı silah sistemlerini, toplam 14 ülkeye ihraç ettiklerini; yaklaşık 400 milyon dolarlık satış gerçekleştirdiklerini ve bunun %75’inin ihracat olduğunu söyledi.

ASELSAN’ın, uydu sistemlerinden, sensör ve silah sistemlerine ve sualtı akustiğine kadar olan geniş ürün ailesini, genel hatları ile tanıtan Karataş, satıhtan havaya milli güdümlü mermi sistemleri kapsamında; kısa, orta ve uzun menzilli güdümlü mermiler, atış kontrol sistemleri, fırlatma sistemleri geliştirebileceklerini ifade etti.

MSI Dergisi’nin, seminer için hazırladığı özel sayı, katılımcıların büyük beğenisini kazandı.

Karataş, gerektiğinde, inisiyatif aldıklarını da belirtti. Bu kapsamda ASELSAN, Dz.K.K.lığının, insansız araçlar konusunda vereceğiz görevlere hazırlıklı olmak üzere, öz kaynakları ile sistemler geliştiriyor ve altyapılar oluşturuyor.

Karataş, sualtı sistemleri konusuna, ayrı bir parantez açtı. ASELSAN, 63 tam zamanlı sualtı akustik uzmanına sahip ve firma, 2008-2016 döneminde, 800.000 saat tasarım işgücü harcadı; 18.000 saat deniz tecrübesi ve 20.000 saat gölet testleri gerçekleştirdi. Karataş, bir ihtiyaç doğduğunda, çok hızlı cevap verecek altyapıya sahip olduklarını vurguladı.

Sunumunun son bölümünde, Karataş, ASELSAN’ın deniz platformları ile ilgili hedeflerini, şöyle sıraladı:

  • Türkiye’nin suüstü ve sualtı deniz sistemleri ihtiyaçlarının milli olarak karşılanması
    • Alçak ve orta irtifa hava savunma sistemlerinin, deniz platformlarına uyarlanması
    • Özgün güdümlü mermiler / parçacıklı mühimmatlar
    • Uzun menzilli toplar için atış kontrol sistemleri
    • Elektronik harp süiti
  • Geleceğin teknolojilerine yatırım yapılması, hazırlıklı olunması
    • Sualtı akustik ağ
    • Hard-kill torpido (fiziksel imha torpidosu)
    • Yüksek enerji lazer silahları
    • Silahlı/silahsız insansız sualtı, deniz ve hava araçları
  • Sektördeki paydaşlar ile beraber büyüme ve mevcut milli yetenekleri arttırma, sürekli iyileştirme
  • İhracatı arttırma ve sürdürülebilir kılma

HAVELSAN, Başarısını, Denizlerin Altında da Sürdürmeyi Hedefliyor

Sponsor sunumlarının sonuncusu, HAVELSAN Komuta Kontrol ve Savaş Sistemleri Program Grup Müdürü Mehmet Görgülü tarafından yapıldı. Görgülü, HAVELSAN’ın, GENESİS ve ADVENT ile suüstü platformlarında yaptığı çalışmaları özetledi. ADVENT’in ürün hattı mantığı ile geliştirildiğini belirten Görgülü, getirdiği yenilikler arasında; kuvvet odaklı ağ destekli harekât yaklaşımını, dağıtık mimariyi ve yeni sistemlerin ilave edilmesine olanak sağlayan esnekliği saydı.

Görgülü, suüstü için GENESİS ne ifade ediyorsa sualtı için Yeni Tip Denizaltı Projesi’nin de onu ifade ettiğini ve bir milat olduğunu söyledi. HAVELSAN’ın, proje kapsamında üstlendiği görevlerle geleceğin denizaltılarına milli sistemler sağlayacağını da sözlerine ekledi.

HAVELSAN, milli torpido atış kontrol sistemi üzerinde de çalışmalar yürütüyor. Torpido Atış Kontrol Sistemi (TORAKS)’ni öz kaynakları ile geliştiren firma, Milli Sonar Entegre Komuta Kontrol Sistemi SEDA’nın da kritik tasarımını tamamladı. SEDA, ilk olarak, Pakistan’ın AGOSTA 90B modernizasyonunda kullanılacak.

Görgülü, sunumunu şu sözlerle tamamladı: “HAVELSAN olarak, sadece günümüzün değil, geleceğin teknolojilerine de uygun olarak geliştirdiğimiz ürünlerimiz ile Dz.K.K.lığımızın ihtiyaçlarını, geçmişte olduğu gibi, gelecekte de karşılayacağımıza inancımız tam.”

TAIS, Aranan Marka Olmaya Aday

Seminerin ikinci günü de bir açılış oturumu ile başladı. Bu oturumda, ilk olarak Koç Üniversitesi Denizcilik Forumu (KÜDENFOR) Direktörü Emekli Tümamiral Cem Gürdeniz, “21’inci Yüzyılda Nasıl Bir Donanma?” başlıklı sunumunu yaptı. Gürdeniz, 8 Mart’ta, İstanbul’da gerçekleştirilen Deniz Savunma Sanayiinde Yükselen Teknolojiler Çalıştay’ında gerçekleştirdiği ve MSI Dergisi’nin Nisan (2017/143) sayısında da haber yaptığımız konuşmasını, seminer katılımcıları ile paylaştı. Gürdeniz’in sunumunda dikkat çeken ifadelerden biri, nükleer hücum denizaltısına sahip olmanın, Türkiye’nin makro hedefleri arasında yer alması gerektiğini belirtmesi oldu.

 

Açılış oturumunun ikinci sunumu, TAIS Shipyards İdari Koordinatörü Gökhan Bodur tarafından gerçekleştirildi. Bodur, TAIS’in, “Güçlü Türkiye için Güçlü Birlik” sloganı ile Anadolu Tersanesi, İstanbul Tersanesi, Sedef Tersanesi, Sefine Tersanesi ve Selah Tersanesi tarafından kurulan bir ortak girişim olduğunu belirtti. Hedeflerini ise şöyle ifade etti: “Dünyaca bilinen yerli bir marka ile yerli kullanımı ön planda tutan gemiler inşa etmek; sadece gemi inşasını değil, bu gemilerle ilgili tüm teçhizat ve sistemleri de yerli imkânlarla donatmak.”

Bodur, TAIS’i oluşturan tersanelerin toplam kapasitesi ile ilgili şu bilgileri de paylaştı:

  • Toplam çalışan sayısı, 3.160 kişi. Bunların 874’ü beyaz yakalı, 2.286’sı mavi yakalı. Projelere bağlı olarak, taşeron sistemi ile 3.000 ila 6.000 kişiye kadar ilave iş imkânı sağlanabiliyor.
  • Toplam kullanım alanı, 472.360 metrekare. Bunun 131.372 metrekaresi açık alan; 340.988 metrekaresi de kapalı alan.
  • En büyüğü 250 m uzunluğunda ve 41 m genişliğinde, 12 adet farklı boyutta kızak bulunuyor.
  • Toplam 3 adet, farklı büyüklükte yüzer havuz bulunuyor. Bunların en büyüğü, 285 m uzunluğa, 47 m genişliğe ve 40.000 ton kaldırma kapasitesine sahip.
  • Toplam 4 adet, farklı boyutlarda kuru havuz bulunuyor. En büyüğü 310 m uzunluğunda, 50 m genişliğinde.
  • Ayrıca 240 m uzunluğunda, 42 m genişliğinde bir yarı ıslak havuz bulunuyor.
  • En büyüğü 640 m uzunluğunda ve 7 m genişliğinde olmak üzere, 10 adet farklı boyutta iskele bulunuyor.
  • Farklı boyutlarda, 12 adet raspa ve boya holü bulunuyor. Bunların en büyüğü, 600 metrekare kapalı alana sahip.
  • 3 tondan 550 tona kadar, çeşitli kaldırma kapasitelerine sahip kreynler bulunuyor. Ayrıca 250 ton ve 450 ton kapasitesinde, 2 adet blok taşıma aracı var.
  • Tersaneler, bir yılda, yaklaşık 300.000 ton çelik işleme kapasitesine sahip. Ayrıca 100.000 ton çelik levha stoklama alanı bulunuyor.
  • Dizayn ofisleri, ana tasarımdan, 3 boyutlu üretim modeline kadar, komple dizayn kabiliyetlerine sahip. Bir geminin, klas kuruluşunun isteklerine uygun kullanım kılavuzu ve kitapçıkları dâhil; tüm tasarım, inşa ve teslim süreçleri ele alınabiliyor. Planlama ve proje yönetimi için kurumsal kaynak planlama ve malzeme kaynak planlama sistemleri kullanılıyor.

SSM, MEBS Projeleri ile de Destek Oluyor

Bodur’un ardından, kürsüye, SSM Muhabere Elektronik ve Bilgi Sistemleri (MEBS) Daire Başkanlığı Savunma Sanayii Uzmanı İlteriş Mirzaoğlu geldi. Mirzaoğlu, yürütülen projeler hakkında bilgi verdi. Bunlar arasında, daha önceden MSI Dergisi’ne haber olmamış, şu projeler yer aldı:

  • İnsansız Gözetleme Radarları Projesi: Proje; Ege, Karadeniz ve Doğu Akdeniz’de mevcut kaplama miktarını arttırmak maksadıyla Sahil Gözetleme Karakol Komutanlıklarına, insanız olarak kontrol edilen radarların konuşlandırılmasını konu alıyor. Projenin başlatma kararının, Ekim ayında alınması bekleniyordu.
  • Muharebe Simülatörü Tedariki Projesi: Teklif değerlendirme çalışmaları devam eden proje; Amfibi Deniz Piyade Tugay Komutanlığında görevli personelin, muharebe şartlarına hazırlıklı olmalarını sağlamak maksadıyla, gerçek muharebe ortamını sanal ortamda simüle edilmesini ve ferdi nişancılık ve manga seviyesinde atış ve taktik eğitimlerinin verilmesini amaçlıyor.
  • Denize Düşen Helikopterlerden/Mecburi İniş Yapan Uçaktan Kaçma Kurtulma Simülatörü (DUNKER) Projesi: Düşen helikopterlerden ve mecburi iniş yapan uçaktan kaçma kurtulma eğitimlerini verecek simülatörlerin geliştirilmesini konu alan proje, teklif değerlendirme aşamasında.
  • Kıyıya Çıkış Simülatörü: Teklife çağrı dokümanı hazırlanmakta olan proje; amfibi harekâta katılacak gemilerin ve kıyıya çıkış birliklerinin personeline eğitim verecek simülatörün geliştirilmesini konu alıyor.
  • Taktik Harekât Eğitim simülatörü (TAHES) Projesi: Proje; envanterde bulunan tüm platform, sensör ve sistemlerin kullanımına, taktik analizinin yapılmasına, harekat taktik durumların değerlendirilebilmesine, konsept ve taktiklerin geliştirilmesine, harekat planlarının formüle edilebilmesine imkân sağlayacak, modern bir TAHES Simülatörü’nün tesis edilmesini konu alıyor. Gölcük, Karamürsel, Aksaz ve Foça’da konuşlanacak bileşenlerin, birbirleriyle aynı görevde çalışabilmesi de hedefleniyor. Deniz Harp Oyunları Sistemi-2 (DEHOS-2)’nin ihtiyaçlarının da TAHES Projesi kapsamında ele alınması hedefleniyor. Proje, teklife çağrı dokümanı hazırlanma aşamasında.
  • Havadan Bağımsız Tahrik Sistemli Denizaltı Dalış sistemi Simülatörü Projesi: Teklife çağrı dokümanı hazırlanan projede, yeni tedarik edilmekte denizaltılar için dalış simülatörü geliştiriliyor.

Dz.K.K.lığı, Ürün Hattı Düzenine Geçmek İstiyor

İkinci günün açılış oturumunun son sunumunu, Dz.K.K.lığı Araştırma Merkezi Komutanlığı (ARMERKOM) Elektronik Harp Grup Başkanı Yüksek Mühendis Albay Nilüfen Çotuk, “21. Yüzyılda Deniz Savaş Sistemleri Teknoloji Öngörüsü ve Ürün Hattı Yaklaşımı” başlığı ile yaptı.

Albay Çotuk, “Bir problem sahasına uygulandığında, rakipler arasında güç dengesini radikal olarak değiştiren teknoloji” olarak tanımladığı, oyun değiştirici teknolojilerle ilgili Dz.K.K.lığının öngörülerini, şöyle sıraladı:

  • Geniş alan keşif gözetleme
  • Sensör ağları
  • Yönlendirilmiş enerji silahları
  • Elektromanyetik savunma ve taarruz sistemleri
  • İnsansız sistemlerin tekil, takım ve sürüler hâlinde kullanılması
  • Yeni nesil sonar süitleri
  • Siber savunma ve saldırı teknolojileri
  • Ağ destekli sistemler

Albay Çotuk, getirmek istedikleri ürün hattı yaklaşımının genel prensiplerini de şöyle sıraladı:

  • Endüstri tarafından geliştirilen yeteneklerin edinilmesi yerine, ihtiyaç duyulan yeteneklerin, endüstri tarafından geliştirilmesinin sağlanması,
  • Yeteneklerin platformlar ile birlikte geliştirilmesi yerine, platformlardan çok önce geliştirilmesi,
  • Geliştirilmiş en iyi yetenek yerine, henüz geliştirilmemiş, sürpriz etkisi yaratacak yeteneklere sahip olunması.

 

MSI Dergisi 8’nci DSS Özel Sayısı’nda, “Deniz Topları, Vazgeçilmez Olmayı Sürdürüyor” başlıklı makalesi yayınlanan MilSOFT İş Geliştirme Yöneticisi Sinan Topuz, Deniz Kuvvetleri Komutanı Koramiral Adnan Özbal ve Deniz Teknik Komutanı Tümamiral Ahmet Çakır’a, MilSOFT’un çözümlerini anlattı.

 

Hâlihazırda, savaş sistemlerinin, ATMACA füzesi ve ÇAFRAD gibi birkaç istisna dışında, platform projeleri ile birlikte tedarik edildiğine dikkat çeken Albay Çotuk, önerilen ürün hattı modelinde, savaş sistemlerinin, platform projelerinden ayrı olarak geliştirileceğini belirtti. Örnek olarak, GENESİS’e, sensör ve silahların entegrasyonunu verdi. Şu anda sensör ve silahlar, platformlar ihtiyaç duydukça ve platform projeleri kapsamında ekleniyor. Önerilen modelde ise bu entegrasyon, platform projelerinden bağımsız olarak yapılacak ve hazır hâle geldikçe, platformlara dâhil edilecek.

Albay Çotuk, ürün hattı yaklaşımının avantajlarını şöyle sıraladı:

  • İsterlerin tek elden yönetimi,
  • Mükerrer faaliyetin önüne geçilmesi,
  • Tekrar etmeyen mühendislik çalışmalarının ve maliyetlerinin tam kontrolü,
  • Aşamalı (artırımlı) model ile teknolojik gelişimlerin sistemlere uygulanması,
  • Bütünleştirilecek platform ile ilgili projelerde, önce ürünün hazır olması,
  • Bütünleştirilecek platform ile ilgili projelerde, sadece entegrasyon maliyeti ödenmesi ve
  • Kurumlar arası sıkı koordinasyon sağlanabilmesi.

Seminere, Ankara’da göreve yapan askeri ataşeler de ilgi gösterdi.

 

Seminer kapsamında, firmaların sunumları ve stantları ile ilgili öne çıkan haberleri, ilerleyen sayfalarımızda derledik:

 

 

 

1,387 toplam görüntüleme, 1 bugünkü görüntüleme