DSEI 2017 Özel Dosya: MKEK, Platform Üreticisi Olma Yolunda Kararlı – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

DSEI 2017 Özel Dosya: MKEK, Platform Üreticisi Olma Yolunda Kararlı

15 Aralık 2017

MSI Dergisi’nin 152’nci sayısında yayımlanan ve Londra’da gerçekleştirilen DSEI’17 fuarına ilişkin haber ve değerlendirmelerin yer aldığı özel dosyadaki “MKEK, Platform Üreticisi Olma Yolunda Kararlı” başlıklı söyleşi, MSI Dergisi’nin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

 

Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK), fuar sırasında, geniş ürün yelpazesinin pek çok üyesine standında yer verdi. Kurum, lansmanını IDEF 2017 sırasında yaptığı, 6×6 taktik kamyona monteli 155 mm obüs YAVUZ’un ve Nüfuz Edici Bomba (NEB)’nın ölçekli maketlerini ve MPT-76 ile MPT-55 piyade tüfeklerini, bu fuarda ilk kez sergiledi.

MKEK Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ahmet Taşkın ve Genel Müdür Yardımcısı Dr. Akif Akgül, fuar katılımlarını, MSI Dergisi için değerlendirdi. MPT-55’in üretimi için başlattıkları çalışmalara değinen Taşkın, YAVUZ ile adım attıkları platform üreticileri liginde, güçlü bir oyuncu olmayı hedeflediklerinin de sinyallerini verdi.

 

MSI Dergisi: DSEI fuarının MKEK açısından önemi ile ilgili olarak neler söyleyebilirsiniz?

Ahmet TAŞKIN: Hedef pazarlarımız; Afrika, Asya Pasifik, Orta Doğu bölgeleri ve özellikle Körfez ülkeleri. Ancak dünyanın her yerinde, savunma ile ilgili ihtisas fuarları oluyor. Biz de prensibimizi; Asya Pasifik’te, Güney Amerika’da, Avrupa’da ve Körfez Bölgesi’ndeki, yani 4 önemli pazardaki birer fuara katılmak üzerine kurguladık. Bu doğrultuda, Avrupa’da Eurosatory ve DSEI fuarlarına katılıyoruz.

 

MSI Dergisi: YAVUZ ile ilgili çalışmalarınız hangi aşamada? Okuyucularımızla paylaşabileceğiniz gelişmeler oldu mu?

Dr. Akif AKGÜL: Bu platformun silahı, yani namlu ve beşik grubu, kundağı motorlu FIRTINA ve çekili PANTER obüslerinde kullanılan silahın aynısı. Bu silah, bahsettiğim platformlarda sıkıntısız biçimde kullanılan, kendini kanıtlamış bir silah. Dolayısı ile bunu, 6×6 taktik tekerlekli bir kamyona entegre etmek, bizim için çok kolay oldu. Şu ana kadar, temel atış testlerini başarı ile geçti. Sadece ufak tefek iyileştirmeler kaldı. Böylece yurt içi ve yurt dışı kullanıcılarından gelecek özel atış testleri için hazır hâle geleceğiz. Aslında yabancı kullanıcılar, bu sisteme daha çok ilgi duyuyor. IDEF sırasında da yurt dışındaki bazı kullanıcılardan, YAVUZ’u, kendi isteklerine göre güncellememiz konusunda, çeşitli modifikasyon talepleri oldu. Zaten bizim yeteneklerimizden birisi de ürünlerimizin konfigürasyonunda, kullanıcı talepleri doğrultusunda değişiklikler yapabilmemiz. Yani konfigürasyonu dondurup “Benim ürünüm bu.” diye sunmuyoruz. Şu anda da Suudi Arabistan ve Pakistan, bu silah sistemine çok ciddi ilgi duyuyorlar; bu yönde görüşmelerimiz devam ediyor. Atış testlerini görmek istediklerini, resmi yollardan dile getirdiler. Bu platformlar, onların harekât prensiplerine de çok uygun. Çekili obüsler yerine, hareket kabiliyeti daha fazla olan, ekonomik sistemleri tercih ediyorlar. Bu noktada da YAVUZ öne çıkıyor. Çünkü bu sistem, her ne kadar FIRTINA kadar donanıma sahip olmasa da çok daha ekonomik bir sistem.

MKEK, fuarda, lansmanı IDEF’te yapılan YAVUZ’un, ölçekli modelini de sergiledi. MKEK Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ahmet Taşkın, MKEK’nin, YAVUZ ile kazandığı platform üreticiliği kimliğini güçlendireceğini; bu konudaki en somut adımın da silah kuleleri konusunda olacağını vurguladı.

 

MSI Dergisi: MKEK’nin gündeminde, platform bazındaki sistemlerle ilgili bundan sonra ne var?

Ahmet TAŞKIN: Şu ana kadar, bizden daha çok alt sistemleri üretmemiz isteniyordu. Ama biz kendimize, komple sistem tedarikçisi; yani ana yüklenici olmak gibi bir misyon edindik. Bu durum, bizim çapımızdaki bir üretici için, bu sürecin doğal bir çıktısı. O yüzden, platform geliştirilmesi konusu, bizim için bir sonuç değil; uzun soluklu bir vizyonun başlangıcı. Bu sürecin bir benzerini, FIRTINA’da da görmek mümkün. Bu sistem, her ne kadar Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü, ASELSAN ve MKEK’den oluşan 3 tarafın ortak üretimi de olsa Milli Savunma Bakanlığı ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı (K.K.K.lığı), FIRTINA’nın yurt dışına pazarlanması noktasında, tüm sorumluluğu, MKEK’ye verdi. Hatta yurt içindeki ilave ihtiyaçlara yönelik üretim sorumluluğu da bizde. Madem ki biz bu kadar kabiliyete sahibiz; o zaman bu kabiliyetimizi geliştirmemiz ve ilerletmemiz lazım. Bundan sonraki dönemde de bu yönde kendimize çizdiğimiz hedefler doğrultusunda, MKEK’de önemli bir vizyon değişikliği olacak. Bu konudaki en somut adımımız da silah kuleleri konusunda olacak.

 

MSI Dergisi: Nisan ayında düzenlenen SSI Genel Kurul Toplantısı sırasında, gerçekleştirdiğiniz ihracatlarla ilgili üçüncülük ödülü aldınız. Bu başarı ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Ahmet TAŞKIN: Bu başarımız ile dünyanın ilk 100’ü içerisine giren bazı Türk savunma ve havacılık sanayisi firmalarını geride bıraktık ki; bu da ihracat performansımızın geldiği noktayı gösteriyor. Bu performans, bizim için gurur verici. Başarının kökenine gelince… Biz, MKEK olarak, sadece kendi ürettiğimiz ürünleri satmıyoruz; bu işin ticaretini de yapıyoruz. Bu vazife, MKEK’nin ilk kuruluşunda bize verilmiş; ancak şimdiye kadar işin bu tarafı hiç ağırlık kazanmamış. Geçen seneki ihracat başarımızın altında da biraz bu yatıyor. Gerek yurt içerisindeki gerekse yurt dışındaki üretim yapan birçok firma, bize gelerek ürünlerini pazarlamamızı istiyor. Burada, şunu övünerek söylemek istiyorum: MKEK’nin arkasında, Türkiye Cumhuriyeti devleti var. Karşımızdaki tüm aktörler de bunu bir güvence olarak görüyor. Bizim kurumsal kimliğimiz ile tarih sahnesinde yer almamızın, 200 yıllık bir geçmişi var; hatta sahip olduğumuz kültürü, 600 yıl öncesine dayandırıyoruz. O yüzden MKEK, bugün var olup yarın kaybolabilecek türde bir firma değil. Bilinirlik, süreklilik ve güvenilirlik, bizim markamızın içine işlemiş kavramlar. MKEK bir konuda söz vermişse bu Türkiye Cumhuriyeti’nin söz verdiği anlamına geliyor ve biz bu bilinçle hareket ediyoruz.

Nüfuz Edici Bomba (NEB)

 

MSI Dergisi: İhracat konusunda nasıl bir strateji izliyorsunuz? Bu konudaki planlarınız neler?

Ahmet TAŞKIN: Önümüzdeki dönemde; Mk-82, Mk-83 ve Mk-84 bombaları ile NEB’den oluşan, uçak bombaları ailemizin üretimini arttıracağız. Uçak bombaları konusundaki genel eğilim; daha küçük, daha hassas bombalara doğru yönelmekte olduğu için, bu yönde de çalışmalarımız olacak.

Dr. Akif AKGÜL: Biz üretim anlamında, ana yüklenici gömleğimizi çıkarmadan, kendi tesislerimize ilave olarak yurt dışındaki alt yüklenicilerimizin tesislerini de kullanıyoruz. Yeri geldiğinde, bunun avantajlarından da faydalanıyoruz. Bir de MKEK olarak, sadece ürünlerimizi değil kabiliyetlerimizi de pazarlıyoruz. Buna örnek olarak, yurt dışında anahtar teslimi kurduğumuz tesisleri gösterebiliriz.

 

MSI Dergisi: Bu faaliyetlerinizin, MKEK’nin Ar-Ge çalışmalarına yansımaları nasıl peki?

Ahmet TAŞKIN: Özellikle ürettiğimiz çeşitli türdeki mühimmatın, akıllı hâle gelmesi konusuna odaklanıyoruz. Uçak bombalarımızı, roketlerimizi ve büyük çaplı top mermilerimizi güdümlü hâle getireceğiz. Bunun için yurt içi ve yurt dışında iş birliği yaptığımız firmalar var. Ar-Ge çalışmaları konusunda da artık kendi öz kaynaklarımızı kullanmak yönünde köklü bir karar aldık. Devletimizin, Türkiye’de savunma sanayisinin geliştirilmesi için çok büyük destekleri var; ama çoğu zaman, bu desteklerin, maliyet ve süre gibi birkaç yönden verimsiz kullanıldığını düşünüyoruz. Bunu gördük ve yaptığımız birkaç projede de bu zorlukları yaşadık. O nedenle dünyanın gidişatına göre, ürün portföyümüze kazandırmamız gerektiğine inandığımız hedef ürünler seçtik ve hiç kimsenin bize ihtiyacını bildirmesini beklemeden, kendi öz kaynaklarımızla Ar-Ge projeleri başlattık. Bu sene içerisinde başlayan 10’a yakın bu tip projemiz var. Bu stratejiyi sürdürmeye de kararlıyız. Kendi yaptığımız ve yönettiğimiz projeleri, diğerlerine göre, 5’te 1 süre içerisinde ve 5’te 1 maliyeti ile tamamlayabildiğimizi gördük. Örneğin, MPT-55 böyle bir proje.

MKEK; 2018, 2019 ve 2020 yıllarındaki üretim kapasitesinin 2/3’ünü, MPT-55 üretimi için tahsis etmiş durumda.

 

MSI Dergisi: MPT-76 ve MPT-55 konusundaki çalışmalarınız ne durumda?

Ahmet TAŞKIN: MPT-76, MKEK’nin, ana yüklenici olarak, SSM adına geliştirmiş olduğu bir piyade tüfeği ve tüm hakları, SSM’ye ait. Bu alanda sağlanacak her türlü başarı da Türkiye’nin başarısıdır. Diğer taraftan MPT-55, hem kısa hem de uzun namlulu olarak MKEK’nin özgün olarak geliştirdiği bir silah. Şu ana kadar da K.K.K.lığı, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından test edildi. Bu kullanıcılar, birkaç farklı üreticinin silahlarını denediler; ancak hepsinin de testlerinden başarı ile geçebilen tek silah MPT-55 oldu. SSM de bizimle bu silahın tedariki konusunda görüşmelerde bulundu. Biz de önümüzdeki dönemde, MKEK’nin, MPT-55 üretimine ağırlık vermesini; MPT-76’nın ise diğer firmalar tarafından üretilmesini önerdik. Ancak SSM, MPT-76 konusunda, bizim öncü ve pivot rolünde olmamızı istiyor. Biz de bu nedenle bir taraftan bu rolü yerine getirirken MPT-76’nın üretimini azaltacağız ve MPT-55’e ağırlık vereceğiz. Bunun için, önümüzdeki 2 yılın üretim kapasitesi planını yapıyoruz ve üretim kapasitemizi, 2015 yılına kıyasla 5 kat; 2016 yılına kıyasla da 3 kat arttırıyoruz. Bu kapasite artışını da sadece üretim kabiliyetlerimizi geliştirerek değil, yurt içindeki silah ve parça üreticileri ile iş birliğimizi arttırarak sağlayacağız. 2018 ve 2019 kapasitemizin tamamı, 2020 kapasitemizin de bir kısmı, şimdiden dolmuş durumda. Bu üretim kapasitesinin de 3’te 2’sini MPT-55’e; geri kalan bölümünü de hâlihazırda devam ettiğimiz üretimlere ve MPT-76’ya ayıracağız.

 

MKEK Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Ahmet Taşkın ve Genel Müdür Yardımcısı Dr. Akif Akgül’e, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdıkları ve verdikleri bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

 

1,133 toplam görüntüleme, 2 bugünkü görüntüleme