Hava Kuvvetlerinde Elektronik Harbin Altın Çağı, ASELSAN’ın HAVA SOJ Projesi ile Başlayacak – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Hava Kuvvetlerinde Elektronik Harbin Altın Çağı, ASELSAN’ın HAVA SOJ Projesi ile Başlayacak

17 Eylül 2018

MSI Dergisi’nin 164’üncü sayısında yayımlanan özel haber, derginin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

 

Hava Platformunda Uzaktan Elektronik Destek/Elektronik Taarruz Kabiliyeti (HAVA SOJ) Projesi’nin sözleşmesi, Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ile ASELSAN arasında, 9 Ağustos’ta düzenlenen törenle imzalandı. ASELSAN tarafından, Kamuyu Aydınlatma Platformu (KAP)’na aynı gün yapılan açıklamada, elektronik harp sistemi tedariki konusunda, 900 milyon liraya ilave olarak, 430 milyon dolar değerinde bir sözleşmenin, SSB ile imzalandığı bilgisi yer aldı.

 

SSB, HAVA SOJ Projesi’nin Teklife Çağrı Dosyası (TÇD)’nı, 2012 yılında yayınladı. Proje ile ilgili teklifler ise 2013 yılında alındı. TÇD’nin revize edilmesinin ardından, SSB ve ASELSAN arasındaki sözleşme görüşmeleri ise 2014 yılında başladı. Sözleşme görüşmelerinin olumlu bir şekilde sonuçlanmasının ardından, SSB’de düzenlenen törende, imzalar; Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz, Genelkurmay Genel Plan Prensipler Başkanı Korgeneral Yavuz Türkgenci, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, Genelkurmay Kuvvet Geliştirme ve Kaynak Yönetimi Daire Başkanı Tümgeneral Reha Ufuk Er, Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Mustafa Şeker, SSB Elektronik Harp ve Radar Sistemleri Daire Başkanı Muhammet Sami Ulukavak, ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün ve Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Genel Müdürü Doç. Dr. Temel Kotil tarafından atıldı.

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir

Elektronik Harpte Ustalık Eseri

ASELSAN’ın iş ortağının TUSAŞ olacağı proje kapsamında, 4 adet HAVA SOJ uçağı ve ilgili yer sistemleri, 2023-2027 yılları arasında, Hava Kuvvetleri Komutanlığı (Hv.K.K.lığı)’na teslim edilecek. Proje takvimi, Faz-1 olarak adlandırılan, uçakların tedarik süreci ile başlayacak. Proje’nin 2’nci fazında ise tedarik edilen uçaklar, görev sistemlerine uygun şekilde; önce modifiye, daha sonra sertifiye edilecek. Projenin 3’üncü ve son fazında ise uçaklarda kullanılacak alt sistemlerin entegrasyonu ve yer testleri gerçekleştirilecek.

Proje çerçevesinde geliştirilecek sistemler sayesinde, düşmanın; haberleşme sistemleri, hava savunma radarları ve erken ihbar radarları gibi sistemlerinin tespit ve teşhis edilmesi, konumlarının bulunması ve bu sistemlerin; karıştırılması, aldatılması ve köreltilmesi hedefleniyor. Bu sistemlerin, özellikle sınır ötesi bir harekâtta, dost unsurlara karşı kullanılmasının önlenerek, Hv.K.K.lığı envanterindeki savaş uçaklarının, güvenli bir şekilde operasyon icra edebilmesi amaçlanıyor.

HAVA SOJ sistemi, KORAL ismiyle bilinen ve Hv.K.K.lığına 2016 yılında teslim edilen; Kara Konuşlu Uzaktan Elektronik Destek/Elektronik Taarruz (KARA SOJ) Sistemi’nden, daha üstün teknolojik özelliklere sahip olacak. Bu sistem ayrıca, pek çok farklı elektronik harp kabiliyetini, tek bir hava aracı üzerinde toplayacak.

ASELSAN, HAVA SOJ projesinde; KORAL’ın yanı sıra geçmiş dönemde, elektronik harp alanında yürüttüğü ve hâlihazırda yürütmekte olduğu projelerde kazandığı tecrübeleri, tek bir potada harmanlayacak. Bu projelerden bazıları şunlar:

  • İlk milli karıştırma sistemleri MİLKAR-1 ve MİLKAR-2,
  • İlk milli uzaktan elektronik taarruz uçağı MİLKAR-2U,
  • İlk milli sinyal istihbaratı uçağı MİLSİS-23U,
  • Füze tehditlerine karşı geliştirilen HEWS,
  • Aktif faz dizili anten teknolojisine sahip RF KARIŞTIRICI SİSTEMİ,
  • F-16 elektronik harp kendini koruma sistemi SPEWS-II,
  • Yeni nesil çok amaçlı SİNYAL İSTİHBARAT UÇAĞI.

 

Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Genel Müdürü Doç. Dr. Temel Kotil (solda), ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün (sağda).

 

Milli Sistemler ve Milli Entegrasyon

HAVA SOJ sistemlerine entegre edilecek elektronik harp görev sistemlerinin tamamı, yurt içinde, milli olarak geliştirilecek ve üretilecek. Sözleşme kapsamında, hazır olarak satın alınacak uçakların modifikasyon ve sertifikasyon işlemleri de milli imkânlar değerlendirilerek, Türkiye’de yapılacak. Sistemlerin uçağa entegrasyonu ve sertifikasyon faaliyetlerinde, seçilecek uçak üreticisi firmanın teknik desteği ile TUSAŞ başta olmak üzere, yerli kuruluşlar, azami ölçüde görev alacak.

Uçaklarda yer alacak olan alt sistemler, şu işlev ve kabiliyetlere sahip olacak:

  • Elektronik destek (ED),
  • Elektronik taarruz (ET),
  • Kendini koruma,
  • Taktik veri ve haberleşme,
  • Görev yönetimi.

SSB ED/ET Sistem Projeleri Grup Müdürü Yücel Ayan, HAVA SOJ Projesi’ne ilişkin bir sunum yaptı.

 

Proje, Tesis İnşasını da Kapsıyor

Proje kapsamında ayrıca, uçakların konuşlanacağı hava üssündeki, filo binasının ve hangarların inşası da gerçekleştirilecek. Bu sayede, filonun icra edeceği görevlerin yanı sıra planlama, eğitim, bakım ve onarım faaliyetleri de tek bir tesis içerisinde gerçekleştirilecek.

150 personelin görev yapacağı filo binasında, ofis alanları ve toplantı salonlarına ilave olarak, 2 adet planlama ve eğitim merkezi de bulunacak. Toplam 100 personelin çalışacağı hangar binalarında ise uçakların, bakım ve onarım faaliyetleri yürütülecek. Bu tesislerde, 2’si kapalı, 2’si de açık alanda olmak üzere, filodaki 4 uçak da konuşlanabilecek.

 

İhracat Potansiyeli Yüksek Sistemler

SSB tarafından konuyla ilgili olarak yayınlanan basın bülteninde, bu proje kapsamında geliştirilecek sistemlere eşdeğer kabiliyette, dünya üzerinde bilinen başka bir sistem bulunmadığı ve geliştirilecek ürünlerin yüksek ihracat potansiyeli sayesinde, Türkiye’nin, bilgi ve teknoloji ihraç eden ülke olma hedefine, önemli bir katkı sağlanacağı bilgisi yer aldı.

Tören sırasında, bilgisayar animasyonları ile hazırlanan bir video da gösterildi ve bu videoda, HAVA SOJ sisteminin üstleneceği görevlerin bir kısmı, bir senaryo dahilinde canlandırıldı. Senaryo kapsamında, dost F-16 uçaklarının, düşman hava sahası içerisinde gerçekleştireceği taarruz görevi öncesinde, HAVA SOJ uçağı, düşman hava sahasının ve hava savunma radarlarının menzili dışındaki bir rotada konuşlandı. Ardından da düşman radarlarını elektronik olarak baskı altına alarak, dost uçaklar için güvenli bir saldırı koridoru yarattı ve dost uçaklar, bu koridoru kullanarak, hedef bölgeye sızarak taarruz ettiler. Başarılı taarruz görevi sonunda ise dost uçaklar, HAVA SOJ uçağının yarattığı emniyetli koridoru kullanarak, düşman hava sahasını terk ettiler.

Tören sırasında gösterilen videoda, HAVA SOJ uçaklarının üstlenmesi muhtemel görevlerden bazıları da canlandırıldı.

 

HAVA SOJ Sistemlerinin Caydırıcılık Kabiliyeti

Törende konuşan ve HAVA SOJ projesi sayesinde, gelecekte üstlenecekleri projeleri milli imkânlarla yerine getirme kabiliyeti kazanacaklarını vurgulayan Doç. Dr. Kotil, ayrıca şunları söyledi: “Buradaki yükümüzün ağırlığını biliyoruz. Şu anda, uçakla ilgili bir firmayla anlaşmak üzereyiz. Teslimatı da inşallah daha erken olacak.” Doç. Dr. Kotil, projeyi, bütçesi içerisinde tamamlama gayreti içerisinde olacaklarını da sözlerine ilave etti.

Prof. Dr. Görgün ise konuşmasında, şunları dile getirdi: “Hizmete girdiğinde, Hava Kuvvetleri Komutanlığımıza, bölgemizde ve dünyada hava üstünlüğü kazandıracak olan HAVA SOJ sistemleri, bu yönüyle ülkemiz için stratejik öneme sahip sistemlerden bir tanesi. Sistemin sahip olduğu kabiliyetler, önemli bir caydırıcılık unsuru içerdiğinden, ülkemizin, etkin ve aktif dış politikasına da katkı sağlayacaktır. HAVA SOJ sistemleri, savaş zamanında oldukça önemli bir silah görevini görecek; barış zamanında da düşmanlarımız için, caydırıcı bir unsur olacaktır. Bildiğiniz gibi, doğası gereği, ülkelerin birbirleri ile hiç paylaşmadıkları veya kısıtlı ve denetimli olarak paylaştıkları elektronik harp sistemleri, yerli ve milli olma zorunluluğunu taşıyan sistemlerdir. Bu alanda, ASELSAN olarak, 1984 yılında yola çıktığımız süreçte, kazandığımız kabiliyetler ve tecrübeler, bize, artık savunma sanayisi şirketleri klasmanında çok yüksek sıralarda olan önemli iş ortağımız TUSAŞ’la birlikte, HAVA SOJ gibi son derece kompleks bir sistemi, gerçekleştirme sorumluluğunu üstlenme cesaretini veriyor.”

Soldan sağa: ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün, Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hasan Küçükakyüz, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, Genelkurmay Genel Plan Prensipler Başkanı Korgeneral Yavuz Türkgenci, Savunma Sanayii Başkan Yardımcısı Mustafa Şeker, Genelkurmay Kuvvet Geliştirme ve Kaynak Yönetimi Daire Başkanı Tümgeneral Reha Ufuk Er, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii Genel Müdürü Doç. Dr. Temel Kotil ve SSB Elektronik Harp ve Radar Sistemleri Daire Başkanı Muhammet Sami Ulukavak.

 

Kuvvet Çarpanı Olacak Sistemler

Prof. Dr. Demir ise konuşmasında, proje hakkında şunları söyledi: “20 seneyi aşkın bir süredir gündemde olan, Hava Kuvvetlerimizin çok uzun zamandır talep ettiği ve bu taleple ilgili çalışmaların, çeşitli zamanlarda, çeşitli ortamlarda yapıldığı; benim de çok uzun zamandır takip ettiğim ve biraz da bütün ortakları yoran bir proje. Ama çok değerli. Şu anda bu tanımlanan kabiliyet gerçekleştirildiğinde, kuvvetlerimiz, dünyada çok çok az bulunan bir kabiliyete kavuşmuş olacaklar. Bu, büyük bir kuvvet çarpanı olarak sahaya yansıyacak. Bunun bir modelinin, Kara Kuvvetlerimizin hizmetinde olduğunu da belirtmek isterim.”

HAVA SOJ uçaklarında, değişik görevlere yönelik olarak, pek çok farklı faydalı yük bulunacak.

 

İlk uçağın teslimatı için planlanan 2023 yılından, asla ödün verilmemesi gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Demir, proje kapsamındaki entegrasyon faaliyetlerinin, yurt içinde yürütülmesi mecburiyetine de değindi: “Uçak entegrasyonu ile ilgili olarak, önümüze gelen alternatiflerde, asla ve kat’a yurt dışında entegrasyon istemediğimizin altını çizdik. Bu konuda gelen bütün teklifleri, şahsen reddettim. Entegrasyonun, Türkiye’de yapılması lazım. Bunun, çeşitli risklerini çok yakından biliyorum. O açıdan da TUSAŞ, ne yapıp edip bunu çok hızlı bir şekilde entegre etmekle ilgili çalışmalara başlayacak. ASELSAN için de sistemleri bir an önce hazır etmesini ve elindeki sistemlerin daha da gelişmişini, bu uçağa entegre etmesini bekliyoruz. Hava Kuvvetlerimizin hizmetine bir an önce girmesi, hepimizin en büyük dileği.”

Prof. Dr. Demir, son olarak, savunma ve havacılık alanındaki projelerde yer alan, her konumdaki sivil ve her rütbedeki askerin, bir seferberlik ruhu içerisinde hareket ederek, hiçbir fedakarlıktan kaçınmadan çalışması gerektiğini hatırlattı ve sahada görev yapmakta olan askerlerin, daha büyük fedakarlıklara, her gün katlandıklarını vurguladı.

640 toplam görüntüleme, 2 bugünkü görüntüleme