HAVELSAN Genel Müdürü ve CEO’su Ahmet Hamdi Atalay: HAVELSAN, Yenilenerek İlerlemeye Devam Edecek – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

HAVELSAN Genel Müdürü ve CEO’su Ahmet Hamdi Atalay: HAVELSAN, Yenilenerek İlerlemeye Devam Edecek

1 Ağustos 2016
DSC_0410

HAVELSAN Genel Müdürü ve CEO’su Ahmet Hamdi Atalay’ın, MSI Dergisi’nin 127’nci sayısında yayınlanan söyleşisinin tam metnine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

HAVELSAN Yönetim Kurulu üyesiyken Genel Müdür ve CEO görevine getirilen Ahmet Hamdi Atalay, bazı konularda yeni bir bakış açısıyla firmanın, hem günlük operasyonları hem de gelecek planları için kolları sıvadı. HAVELSAN’ın 2023 hedeflerini; 1,5 milyar dolar ciro ve %30 ihracat olarak ortaya koyan Atalay, Türk savunma ve havacılık sanayisinin, 2023 yılındaki 5 milyar dolarlık ihracat hedefinin 500 milyon dolarını da sahiplenmiş oldu. HAVELSAN’ın hedeflerini ve yeni HAVELSAN’ın ipuçlarını, HAVELSAN Genel Müdürü ve CEO’su Ahmet Hamdi Atalay’dan dinledik.

MSI Dergisi: Ahmet Bey, mevcut görevinizi üstlenmeden önce, HAVELSAN’da bir süre yönetim kurulu üyeliği de yaptınız. Bu tecrübe ile Genel Müdür ve CEO görevini üstlenmeniz, HAVELSAN’da ne gibi farklılıklar yaratacak? Öncelikleriniz neler olacak?

Ahmet Hamdi ATALAY: Geçmişte yapılanların, kendince haklı gerekçeleri olabilir; o nedenle eski ile kıyas yapmak istemiyorum. Benim için T0 anı, 11 Ağustos; o gün iş başı yaptım. Ben yapmak istediklerimizi “fark yaratmak” olarak değil de “HAVELSAN’ı götürmek istediğimiz yer” başlığı altında dile getirmek istiyorum. Çünkü HAVELSAN, zaten 30 yılı aşkın bir süredir belli bir yolda ilerliyor ve bugüne kadarki yöneticileri de bu yolda katkı vermişlerdir. Bu açıdan baktığımızda, benim HAVELSAN’ı götürmeye çalıştığım yer, zaten şu anda üzerinde bulunduğu yol üzerinde. Dolayısı ile konuya benim katkılarım neler olabilir diye bakıyorum.

HAVELSAN’ın görevini, şöyle tarif ediyoruz: Başta Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) olmak üzere, devletimize ve ihtiyaç duyan kurum ve kuruluşlar ile dost ve müttefik ülkelere, yazılım yoğun teknolojik çözümler sunmak. Biz bir misyon şirketiyiz. Tabii ki Türk Ticaret Kanunu’na göre kurulmuş ve ona göre yönetilen bir şirketiz; ama sadece ticari kaygılarla iş yapıyor değiliz. Az önce ifade ettiğim misyon çerçevesinde, devletimizin ve TSK’nın modernizasyonuna, teknolojik bağımsızlığına ve daha etkin ve güçlü olmasına katkı sağlayacak çözümler, ürünler ve teknolojiler geliştiriyoruz. Zaten HAVELSAN, kurulduğu günden beri bu misyon çerçevesinde yol alıyor.

Bu çerçevede, “Bugüne kadar yapılanlardan farklı olarak bundan sonra nasıl ilerleyeceksiniz?” derseniz şunu söyleyebilirim: HAVELSAN’ın 4 temel ilgi alanı var. Bunlardan bir tanesi “Eğitim ve simülatör teknolojileri”. Bu alanda, dünyadaki ilk birkaç firma arasındayız. Tam görev simülatörlerimizi kim görse etkileniyor. Dünyada bunu yapabilecek, bir elin parmağı kadar firma var ve en iyilerinden birisi olduğumuzu düşünüyoruz. Dış pazarda, rekabetçi ortamda aldığımız işler de bunu gösteriyor. Hem teknoloji hem de maliyet ve servis kalitesi olarak rekabetçi bir yapıda bu çözümleri sunabildiğimizi gördük. Bundan sonra, simülatör alanındaki yetkinliğimizi, “Eğitim Teknolojileri” başlığı altında, daha geniş bir spektruma taşımak istiyoruz. Simülatör, eğitim teknolojileri için bir araç hâline gelecek. Dolayısı ile ilgili bölümümüzün adını da “Eğitim Simülasyon Teknolojileri ve Test Sistemleri” yaptık. Eğitim teknolojileri geliştirmek, bizim asli alanlarımızdan birisi olacak. Bu alanda teknoloji geliştirip ürün hâline getirerek müşterilerimizin hizmetine sunmakla kalmayacağız; çözümlerimizi hizmet olarak da müşterilerimize sunacağız.

Diğer alanımız, “komuta kontrol”. Bu alanda önemli projelere imza atıyoruz; özellikle TSK’nın modernizasyonunu ve daha etkin olmasını sağlayacak, mevcut ve gelecekte kullanacakları savunma sistemlerini daha akıllı hâle getirecek çözümleri geliştiriyoruz.

Üçüncü alanımız, “bilişim ve e-dönüşüm”. TSK ve kamunun büyük bilişim projelerinde; sayısal dönüşümü sağlayacak projelerde -UYAP, SEÇSİS, TAKBİS gibi- yer aldık. Bu alandaki çalışmalarımız gelişerek devam edecek.

Bir diğer alan da büyük önem verdiğimiz, “siber güvenlik”. Bu konuda önemli yatırımlar yapıyoruz. Siber güvenlikte, milli çözümler olmazsa olmazdır. Başka alanlarda yurt dışı kaynaklı çözümleri kendi çözümlerinizle entegre olarak kullanabilirsiniz. Ama siber güvenlik alanında, mutlaka kendi milli çözümlerinizi geliştirmeniz lazım. Biz de bunun için, özellikle son zamanlarda çok önemli çalışmalar yaptık. Özel bir ekip; bir direktörlük kurduk. Yurt içinden ve yurt dışından bünyemize kattığımız alanında uzman personelle çok hızlı büyüyen bir ekibimiz var. Siber güvenlik, bizim en yeni ve en hızlı büyüyen alanımız.

Odağımızı dağıtmadan, bu 4 alana odaklanarak; kendi teknolojilerimizi geliştirmek; ürün ve çözümleri hizmetle beraber paketleyerek müşterilere sunmak gibi bir vizyonumuz var. Bunları yaparken de dünyadaki mevcut en son teknoloji ne ise onu kullanmayı; sadece kullanmak değil, onu geliştirmeyi de hedefliyoruz.

Peki, bunları yaparken farklılaştığımız neler var? Özellikle Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) şirketleri ile ilgili yapılan bir eleştiri var: “Her işi kendileri yapmaya çalışıyorlar. Bunu tabana çok fazla yaymıyorlar.” şeklinde. SSM’nin de KOBİ’lerin kullanılması yönünde önemli çabaları var. Biz, bunu bir adım öteye taşımak ve bir ekosistem oluşturmak istiyoruz. Türkiye’de faaliyet gösteren ve bizim alanımıza giren ya da bize katkı sağlayabilecek -sadece savunma ve havacılık sanayisi değil- firmaların yeteneklerini, bir ekosistem mantığı ile geliştirdiğimiz çözüm ve ürünlerde kullanmak istiyoruz. Bu ekosistemin en önemli unsurları, bizim stratejik ortaklarımız olacak. Büyümemizi, organik büyüme şeklinde gerçekleştirmek istemiyoruz; ekosistemimizle büyümek istiyoruz. Bugün HAVELSAN’da, yaklaşık 1.200 kişi çalışıyor. Bunu 3.000-5.000’e çıkarma amacımız yok. Ama ekosistemimizde binlerce kişi çalışıyor olacak. Böyle bir ekosistem yaratmak istiyoruz ve onunla güçlenmek istiyoruz. Önümüzdeki dönemin geçmişten en önemli farklılığı, belki bu olacak.

Ekosistemimizdeki firmalarla iş birliği yapmak istiyoruz. Onların belli alanlarda odaklanmasını ve uzmanlaşmasını sağlamaya çalışacağız ve onların uzman olduğu alanlarda, kendi içimizde yeni bir uzmanlık yaratmamaya çalışacağız. Çalışma alanlarımızda, çekirdek yetenek bizde kalmak koşulu ile o işin etrafında mümkün olan her türlü ürün ve hizmeti, iş ortaklarımızla birlikte geliştirmek istiyoruz. “İş ortaklığı” sözüne özellikle vurgu yapmak istiyorum. Biz bu iş ortaklarımızı, geleneksel alt yüklenici ve taşeron gibi görmek istemiyoruz; gerçekten ortağımız gibi görmek istiyoruz. Projelerin başarısına katkıları oranında onları takdir etmek istiyoruz. Bir başarısızlık olursa onu da beraber paylaşabileceğimiz bir modele geçmek istiyoruz.

MSI Dergisi: Az önce değindiğiniz, “Vakıf şirketleri, her işi kendileri yapmaya çalışıyorlar.” eleştirisinin HAVELSAN için de yapılmasını engellemek adına neler yapmayı planlıyorsunuz?

Ahmet Hamdi ATALAY: Yaklaşımımızdaki ana tema “iş ortaklığı”. Uygulamada firmalara yaklaşımımız ise; “Yeteneğiniz olan alanlarda fiyat-kalite-performans kriterlerini karşılamanız hâlinde, bu işleri hep sizinle yapalım!” şeklinde. “Siz bir alanda uzmanlaşın ve derinleşin, alan uzmanlığınız olsun. O alanda, biz kendi bünyemizde bir başka uzmanlık geliştirmeye çalışmayalım.” diyoruz. Böylece bir yandan Türkiye’nin kaynaklarını daha verimli kullanmış olacağız, diğer yandan alan uzmanlığında derinleşme ve daha yüksek katma değer yaratmış olacağız. Ama kritik nokta, çekirdek teknolojilerin bizde kalması. Sistemi ancak böyle yönetebiliriz ve sürdürülebilir kılarız.

“İş Ortaklığı Yönetim Sistemi” adını verdiğimiz bir sistem kuruyoruz. 2015’in sonuna kadar, birinci fazını tamamlayıp; 2016’nın birinci yarısında da projeyi tamamen hayata geçirmiş olacağız. İş ekosistemimize dâhil olmaya aday firmalar bu sistem sayesinde son derece objektif kriterlere göre ve şeffaf bir şekilde değerlendirilecekler. Firmaları, önce kurumsal yapı açısından bir değerlendirmeye tabi tutacağız. Şirketin organizasyon yapısı, iş gücü ve üretim altyapısı, ortaklık yapısı, finansal durumu, geçmiş performansı vb. gibi… Bütün bunları değerlendirdikten sonra, bizimle çalışabilir diye düşündüğümüz firmaları, iş ortaklığı ekosistemine dâhil edeceğiz. Sonrasında bu firmalara, uzmanlık gruplarımız tarafından çeşitli ziyaretler yapılacak; teknik değerlendirmeler gerçekleştirilecek. Onların uzmanlık alanlarını belirleyeceğiz. Hangi alanda ne yetenekleri var, bunları tespit etmeye çalışacağız. Sonra diyeceğiz ki; “Şu alanda sizinle iş ortağı olmak istiyoruz; uzun dönemli size yatırım yapmak istiyoruz. Sizin yeteneğinize uygun iş fırsatı önümüze geldiğinde, önce size gelmek istiyoruz. Sizin fiyatınızın, kalitenizin ve performansınızın uygun olduğu her durumda, biz sizinle devam etmek istiyoruz. Bunlarda bir değişiklik olmadıkça da bir alternatifinizi aramayacağız.” Böylece firma da kendine bir gelecek görerek kendi işine yatırım yapacak; biz de bunu teşvik edeceğiz.

Firmaları her işte yarıştırmıyor olmamız lazım. Şu andaki düzende, fiyat olarak her şeyin en ucuzunu almaya çalışıyoruz. “En ucuz” kavramı, Türkiye’de çok yanlış anlaşılıyor. Örneğin, Kamu İhale Kanunu (KİK)’nda, ekonomi açısından en avantajlısının alınması istenir. Ama bu, Türkiye’de, hep “en ucuz” olarak algılanır. Hâlbuki en ucuz, ekonomik olarak her zaman en avantajlı olan değildir. Literatürde, “toplam sahip olma maliyeti” diye bir kavram var. Ürünün, ömrü boyunca size yaratacağı bir maliyet vardır; esas ona bakmak lazım. “Maliyet” ile “fiyat” arasında kavramsal bir fark vardır. Türkiye’deki sistem, fiyat üzerine kurulmuştur. Dolayısı ile kamu alımlarında, maliyet hep gözden kaçar. Biz sistemimizi, maliyet temelli bir mantığa oturtmaya çalışıyoruz. Toplam sahip olma maliyeti açısından en avantajlısı hangisi ise onu seçmek istiyoruz.

TÜBİTAK, TÜRKSAT ve TSKGV şirketlerine yapılan bir eleştiri de özellikle bilişim alanında, kamu gücünün ve kaynağının kullanılarak piyasada haksız rekabet oluşturulması yönünde. Burada bir haklılık payı var maalesef. Biz piyasada gücümüzü kullanarak haksız bir rekabet oluşturmak istemiyoruz. Özellikle kamu bilişim ihtiyaçları karşılanırken eğer bir iş piyasada bizden başka bir firma tarafından yapılabilecek ve bizim katma değerimizin az olacağı bir işse biz o işe talip olmak istemiyoruz. Biz Türkiye’nin dönüşümünü sağlayacak, katma değeri yüksek, başkaları tarafından yapılamayacak zorlukta ya da güvenlik nedeni ile bizim yapmamız istenen projelere odaklanacağız. Mesela UYAP projesi, çok önemli ve büyük bir proje; bunun gibi projeleri yapabilecek firma sayısı, Türkiye’de yok denecek kadar az diyebilirim. Bu tür işleri yapmak istiyoruz.

MSI Dergisi: Anlattıklarınızı, “her şeyi yeniden kurgulama” şeklinde tanımlayabilir miyiz?

Ahmet Hamdi ATALAY: Yeniden kurguluyoruz doğru; ama bu, “Hiçbir şey yoktu, biz her şeyi yeni yapıyoruz.” gibi algılanmamalı. Var olan şeyleri iyileştiriyoruz, olmayanları da oluşturuyoruz. İyileştirmenin sonu yok, her şeyin daha iyisini yapmak mümkün; yeter ki bu konuda farkındalık olsun. Belki 1 sene sonra, bugün yaptığımızı da iyileştireceğiz. Sürekli kendimizi iyileştiriyor ve yeniliyor olacağız. Bunun sonu yok zaten. Kalitede “mükemmellik” diye bir kavram vardır. Mükemmellik, bir bakıma her gün bir şeyleri daha iyi yapmaktır. Japonların “Kaizen”i gibi. Biz de bunu benimsiyoruz.

MSI Dergisi: HAVELSAN’ı sektörde örnek hâle getirmek istediğiniz başka konular var mı?

Ahmet Hamdi ATALAY: Önümüzdeki dönemde ihtiyaç duyulacak insan kaynağı açısından baktığımızda, HAVELSAN’ın en çok tercih edilen firmalardan birisi olmasını istiyoruz. Bizim en kıymetli varlığımız, insan kaynağımızdır. Robotlarla çalışan bir üretim hattımız yok. Ürettiğimiz her şey, insanların beyinleri vasıtası ile üretiliyor. Dolayısı ile nerede parlak bir beyin var, onları bünyemizde görmek istiyoruz.

Siber güvenlikte olduğu gibi Ar-Ge ve inovasyon konusunda da Türkiye’nin cazibe merkezi olmak istiyoruz. Bu kapsamda, yurt dışında yaşayan Türk uzmanlardan yararlanmak için tersine beyin göçü dâhil her yolu deniyoruz. Bizim faaliyet alanımızda yeteneği kanıtlanmış ve bize katkı sağlayacak herkesi bekliyoruz diye kamuoyuna duyurduk ve geri dönüşleri alıyoruz.

2023 Hedefi 1,5 Milyar Dolar Ciro

MSI Dergisi: Önümüzdeki dönemde, ciro açısından nasıl bir büyüme öngörüyorsunuz?

Ahmet Hamdi ATALAY: Bu konuyu geniş bir perspektiften açıklamak istiyorum. Türkiye, son 10 yılda, savunma ve havacılık sanayisinde çok önemli gelişmelere imza attı. Pek çok temel ürünü artık milli olarak üretilebilir hâle geldik. Bu, dünyada çok az ülkede olan bir kabiliyet. Çok iddialı bir işe soyunduk ve bunu da başardık. Bugüne kadar yaklaşık 50 milyar dolar civarında yatırımın yapıldığı savunma ve havacılık sanayisi pazarının Türkiye’de yıllık büyüklüğü, 6 milyar dolar civarında. Bunun da yaklaşık 1,5 milyar doları ihracat. Bu rakamdan offsetleri düşerseniz aslında 500 milyon dolarlık bir ihracat kalıyor geriye. Rakamlar; bu büyüklükte, bu olgunluğa erişmiş bir sanayiyi, çok daha uzun süreler taşıyabilecek mertebede değil. Türk savunma ve havacılık sanayisinin bugün sahip olduğu potansiyel, belki 20-30 milyar dolarlık bir pazar büyüklüğüne işaret ediyor. Ama Türkiye’de bu büyüklükte bir pazar yok. O zaman açılım nerede olacak? Uluslararası pazarda, ihracatta olacak. Türkiye’nin 2023 ihracat hedefi 25 milyar dolar. İhracatta, kimse durup dururken bu kadar büyük pazar potansiyelini size sunmaz; ama yine de büyüme bu alanda olacak. Savunma ürünleri ile ilgili şöyle bir hassas bağlantı var: Ürünleriniz ne kadar iyi olursa olsun, ancak ve sadece ülke olarak iyi ilişkilerin olduğu ülkelere satış yapabilirsiniz. Dolayısı ile ihracatta sadece ürünlerinizin fiyat ve kalitesi değil, ülkeler arasındaki ilişkiler de çok önemli. O yüzdendir ki savunma ve havacılık sanayisi, tüm dünyada devlet desteklidir ve dışarıya açılması da devlet desteği ile olur.

Sektör, şu anda bir eşiği aştı ancak yatayda gidiyor. Eğer yurt dışı pazar açılımını gerçekleştirmezsek bu sürdürülebilir olmaz. Hatta bir süre sonra küçülme başlayabilir. Büyümenin tek yolu, ihracat. Büyüme alanı ihracat olduğuna ve devlet desteği olmadan ihracat yapılamadığına göre, yeni bir modele ihtiyaç var. Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM), Eximbank, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Dış Ticaret Müsteşarlığı ve benzeri kurumların dâhil olacağı, özel ve yeni yaklaşım ve uygulamaların geliştirilmesine ihtiyaç var.

Bizim özelimize gelirsek… HAVELSAN’ın mevcut cirosu, 200 milyon dolar civarında. Benim hedefim, bu ciroyu, 2023 yılında, 1,5 milyar dolar yapmak. Bu vesile ile savuma sanayisinde dünyanın ilk 100 firması listesine, yeni bir Türk firması olarak girmek istiyoruz. Bu potansiyelimiz var. Bu rakama ulaşmak için, yıllık %30’luk bir büyüme yakalamak gerekiyor. Bunu da iç pazarda yapamayız; mutlaka dış pazar boyutu olması lazım. Hâlen ihracatımızın ciro içindeki payı %20 mertebesinde, öncelikli hedefimiz bunu önce %25, 2023 yılına kadar ise %30 mertebesine çıkarmak ve sürdürülebilir kılmak. Böyle bir potansiyelin var olduğunu, ben görüyorum. Ama bununla ilgili devlet tarafında da yapılması gerekenler var. Öyle ülkeler var ki bizim çözüm ve ürünlerimize şiddetle ihtiyaç duyuyorlar; ama finansman sıkıntıları var. FMS benzeri mekanizmalara ihtiyaç var.

MSI Dergisi: Az önce iş ortaklığı yaklaşımınızı dinledik. Peki, önümüzdeki dönemde ana yüklenicilerle ilişkiler nasıl olacak?

Ahmet Hamdi ATALAY: Vakıf şirketleri ve diğer ana yüklenicilerle yeni bir iş birliği modeli için çalışmalara başladık. Ne yapıyoruz? Sinerji ekipleri oluşturduk. Bu ekiplerde, genel müdürlerin başkanlığında, yöneticileri bir araya getiriyoruz. Ekipler; mevcut projeler, problemler, riskler ve iş fırsatlarını konuşuyor ve tartışıyor. ASELSAN ve STM ile bunu yaptık. Hatta daha da sistematik hâle getirmek için, bu ekiplerin çalışma esaslarını belirledik ve eylem planları oluşturuyoruz. Gündemi önceden belli olan, belli kararların alındığı, bu kararların takip edildiği, sistematik bir yaklaşımdan bahsediyorum.

HAVELSAN olarak bunun tamamlayıcısı olan bir uygulama daha başlattık. Bu ana yüklenicilere, birer müşteri yöneticisi atadık. Örneğin, şu anda ASELSAN’dan sorumlu ve ASELSAN ile irtibatı kuran, ilişkileri sağlayan, sinerji ekibinin eylem maddelerini takip eden bir arkadaşımız var. Son derece tecrübeli, HAVELSAN’ın bütün birimlerini bilen bir arkadaşımız. ASELSAN’a gittiğinde, HAVELSAN’ı temsil ediyor olacak; HAVELSAN’a geldiğinde, sanki ASELSAN’ın bir elemanı gibi, ASELSAN’ın ihtiyaçlarını ve beklentilerini yansıtıyor ve takip ediyor olacak.

Sinerji ekibi uygulamasını, diğer TSKGV şirketleri, TÜBİTAK ve TÜRKSAT gibi kurumlarla da genişletmeyi konuşuyoruz.

MSI Dergisi: 2023 hedeflerinize yürürken şirket alımları da söz konusu olacak mı?

Ahmet Hamdi ATALAY: 2023 yılında 1,5 milyar dolarlık bir şirket, kişi başı ciroyu endüstri standardı 250.000 dolar olarak alırsak, yaklaşık 6.000 kişilik bir şirket demek. Biz bu kadar büyümek istemiyoruz. Daha kompakt, daha çevik, daha dinamik, bugünkü insan sayımızdan çok fazla olmayan bir yapıda; ama belki 5-10.000 kişilik bir ekosistem ile bu işi yapmak istiyoruz. Bu kapsamda, yurt içi ya da yurt dışından şirket alımı da yapabiliriz.

MSI Dergisi: HAVELSAN’ın iştirakleri ile ilgili planlarınızdan bahseder misiniz?

Ahmet Hamdi ATALAY: HAVELSAN EHSİM, donanım ve elektronik harp ağırlıklı çalışmalar yapıyor ve bizden çok farklı ve konusunda çok gelişmiş yeteneklere sahip bir firma. Çakıştığımız bir alan yok; bizim eksikliklerimizi tamamlıyor. Onun yeteneklerine ihtiyaç duyduğumuz her alanda, en önemli tercihimiz EHSİM olacak.

HAVELSAN Teknoloji Radar (HTR)’a ilişkin, biraz daha farklı bir vizyonumuz var. HAVELSAN’ı, daha çok proje yönetimi, mühendislik ve Ar-Ge firması olarak konumlandırıp hizmet ile ilgili işleri HTR vasıtası ile yapmak istiyoruz. Artık müşterilerimiz, anahtar teslim çözümler istiyor. Hatta bunun ötesinde, ürün ya da çözümün ömrü boyunca, onun bakımını ve idamesini içeren çözümler de istiyor. Ürün ve çözümleri HAVELSAN’ın geliştirdiği ve teslim ettiği; HTR’nin bunları idame ettiği bir model öngörüyoruz. HTR, benzer şekilde, başka firmalara da hizmet verecek. HTR’yi, sahada elimiz ayağımız olan bir kimliğe kavuşturmak istiyoruz.

Özellikle HTR’de ciddi büyüme hedeflerimiz var. EHSİM ise doğal sürecinde büyümeye devam edecek.

MSI Dergisi: 7 Mayıs’ta yapılan açıklama ile HAVELSAN’ın, askeri ve sivil amaçlı simülatör ve eğitim sistemlerinde kullanılan görüntü üreteçlerini üreten Quantum3D şirketini satın aldığı bildirildi. Bu tür şirket satın alımlarına sektörde pek rastlanmıyor. HAVELSAN’ın bu satın alımla ilgili beklentileri nelerdi? Quantum3D’nin HAVELSAN bünyesine alınmasında nasıl bir süreç izleniyor?

Ahmet Hamdi ATALAY: Mayıs ayında, Quantum3D’yi alma sürecinin çok başındaydık. Bu süreçte, çok önemli bir şey öğrendik: ABD gibi bir devletin, yaklaşık 25 çalışanı olan, 10-15 milyon dolar ciro yapan bir şirketi bir yabancı firmaya satmada gösterdiği hassasiyet. Aradan 6-7 ay geçti, daha biz süreci tamamlayamadık. En son yeni belgeler istediler. Ocak’ta bitirmeyi hedefliyoruz. Bence bu, Türkiye’ye de ders olması gereken bir durum. Savunma alanında geliştirilen her yetenek çok kıymetlidir ve mutlaka muhafaza edilmelidir. Bir savunma şirketi, öyle her isteyenin alıp satabileceği bir şirket olmamalı.

Quantum3D’yi bizim için olağanüstü bir fırsat olarak görüyoruz. Planlasak, bu satın alımı böyle yapamazdık. Biraz tesadüflerin sonucu olarak bu gelişme oldu. Hatta biz imzayı attıktan sonra, rakibimiz olan firmalar, “Nasıl duyamadık?” diye üzüldü. Quantum3D, simülatör alanında görüntü üretilmesi konusunda teknoloji üreten birkaç firmadan bir tanesi; hatta en maliyet etkin teknoloji üreten firma. Biz de zaten ürünlerini alıp kullanıyorduk. Dolayısı ile bize ürün geliştiren firmayı satın almış olduk. Biz, onlar için doğal bir pazarız. Çok uygun şartlarda aldık; bütün kaynak kodları ve patentleri ile birlikte aldık.

Quantum3D, bize ne katacak? 3 amaçla bu şirketi değerlendirmek istiyoruz. Bir tanesi, bizim teknoloji sağlayıcımız olacak. İkincisi, bizim çözümlerimizi daha ileri teknolojilere taşımakta, bilgi ve tecrübesinden yaralanacağız; ürünlerimizi daha rekabetçi hâle getireceğiz. Üçüncüsü, en az bunlar kadar önemli olarak Quantum3D, sermayesi %100 HAVELSAN’a ait bir Amerikan şirketi olacak. Amerikan şirketi kimliği ile de Türk şirketi olarak giremediğimiz pazarlara girmeyi hedefliyoruz. Örneğin, FMS kredileri, bir Amerikan firmasının teklif vermesini gerektiriyor. Bu projelere, Quantum3D kimliği ile girme potansiyelimiz olacak.

Şu anda bir direktör arkadaşımız, bizim tarafta Quantum3D’den sorumlu. Ayrıca, şirketin finans yöneticisi de HAVELSAN bordrosunda olan bir Amerikan vatandaşı. Satın alma tamamlanınca, bir bölümü Türklerden oluşan bir yönetim kurulu oluşturacağız. Quantum3D’nin mevcut kadrosu da duracak. 2016 yılı, Quantum3D için yatırım yılı olacak. Sonrasında hızlı bir büyüme öngörüyoruz.

Hedef Ürünleşme

MSI Dergisi: HAVELSAN’ın sivil alanda gerçekleştirdiği projelerin, şirket cirosundaki son 5 yıldaki payı hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu pay ile ilgili ulaşmak ya da devam ettirmek istediğiniz bir yüzde var mı?

Ahmet Hamdi ATALAY: HAVELSAN, bir savunma ve havacılık şirketi olarak algılanıyor; ama belki diğer vakıf şirketlerinden ayrıldığı yer, sivil alandaki faaliyetleri. Sivil alandaki faaliyetler, geçmişte hep dalgalı olmuş. Bir büyük proje alınmış, çok yoğun faaliyet gösterilmiş, sivil işler ciro içerisinde önemli bir paya ulaşmış. Sonraki birkaç sene ise sivil alandaki faaliyetler yavaşlamış ve ciro içindeki payı da azalmış. Yine de sivil alana açılmak, HAVELSAN’ın vizyonunda her zaman yer almış.

Benim vizyonum, 2023 yılındaki 1,5 milyar dolarlık cironun; 1/3’ünü yurt dışı pazarlardan, 1/3’ünü sivil pazardan, 1/3’ünü de savunma alanından sağlamak. Tabii yurt içi pazarın içinde, güvenlik pazarı da var. Bu pazar, dünyada savunma alanından daha hızlı büyüyor ve burada HAVELSAN henüz pek yok. Gelecekte daha çok olacağını düşünüyorum. Türkiye gibi birçok ülkede, savunma harcamaları aynı kalır ya da düşerken güvenlik harcamaları artıyor. Aynı zamanda, yine sivil alanda, e-devlet projeleri, HAVELSAN’ın geleneksel olarak var olduğu bir alan. Bu alanda da seçici olmak kaydıyla büyümek istiyoruz. Daha önce de belirttiğim gibi, piyasadaki firmaların yapageldiği işlerle uğraşmayacağız diyoruz. Haksız rekabet yaratmak istemiyoruz. Katma değeri çok yüksek, boyutu çok büyük, çok karmaşık ya da güvenlik nedeni ile başkalarının yapmaması gereken işler bizim ilgi alanımız.

MSI Dergisi: Bahsettiğiniz %30’luk ihracatın sivil-askeri dağılımı belli mi?

Ahmet Hamdi ATALAY: Bugünden çok net göremiyoruz ama konuyu çalışıyoruz. Belki önümüzdeki sene, daha net konuşabiliriz. Yurt dışı projelerimiz, şu anda ağırlıklı olarak savunma alanında. Ama örneğin, Pakistan’da bir proje ile ilgileniyoruz: Lahor Akıllı Kent Projesi. Bu tür projeleri de kovalıyor olacağız.

MSI Dergisi: Uzun yıllar, teknolojinin askeri alandan sivil alana geçişi gündemdeydi. Günümüzde ise özellikle bilişim alanında, tam tersi bir durum var; sivil teknolojilerin askeri alana uyarlanması konuşuluyor. Bu tabloda, HAVELSAN’ın sivil alanda yaptığı çalışmaların, TSK ve yurt dışı müşterilerine nasıl yansımaları oluyor?

Ahmet Hamdi ATALAY: Bu sorunuza, sivil-askeri ayrımı yapmadan cevap vereceğim. Önümüzdeki dönemde, iç süreçler olarak en odaklanacağımız konulardan birisi ürünleşme olacak. Bakın, HAVELSAN, geleneksel olarak proje bazlı bir şirket olagelmiş. Bir işi proje diye almış; proje diye teslim etmiş. Benzer bir başka iş aldığında, onu da ayrı bir proje olarak ele almış. İki projenin birbiri arasında yeniden kullanım oranı, oldukça düşük kalmış. Tabii bu hem maliyetlerimizi arttırmış hem süreleri uzatmış hem de bir taraftan diğer tarafa teknoloji transferini yavaşlatmış. Biz bu ürünleşme yaklaşımı ile aldığımız bir işi alt ürünlere bölerek, modüler yapılarla geliştirerek tüm bu sakıncaları ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Savunma ya da sivil alanda bir proje aldığımızda, bu proje içerisinde bileşenler ve fonksiyonlar var. Örneğin, kurumsal kaynak yönetimi, insan kaynakları yönetimi gibi. Bundan sonra, her fonksiyonu bir modül gibi geliştirip sonra o modülleri başka projelerde olduğu gibi ya da küçük modifikasyonlarla kullanmayı hedefleyen bir modele geçiyoruz.

MSI Dergisi: Sizinle çalışan KOBİ’lerin de benzer çalışmaları yapmasını bekliyor musunuz?

Ahmet Hamdi ATALAY: Biz, ürünlerimizi alt modüller şeklinde tasarlarsak ve bu modüllerden bazılarını KOBİ’lere yaptırırsak onlar da böyle çalışmış olacaklar. Böylece başka bir projede benzer ihtiyaç olduğunda, yine o KOBİ’lerle çalışırız. Bizdeki yapı, ekosisteme de yansıyacak.

MSI Dergisi: Yazılım konusu, Türkiye’de bazen çok basite indirgeniyor bazen de çok büyütülüyor. Örneğin, henüz geniş kapsamlı kullanılmayan ya da gerçek şartlarda bir süre kullanılıp tüm hataları ayıklanmayan bir yazılım, “geliştirildi” etiketi ile pazarlanıyor. Bazen de yazılımın birden çok milyon satıra ulaşması, sanki bu iyi bir özellikmiş gibi öne çıkartılıyor. Yazılım denince akla gelen firma olan HAVELSAN, projelerden bağımsız olarak, yazılım mimarisi ve yazılım geliştirme teknolojileri konularına nasıl bakıyor? Örneğin, HAVELSAN’ın yeni bir yazılım mimarisi ortaya koyması ya da ileride -Türkiye’de olmasa da- yazılım konusunda patent alması gibi gelişmeler sizce gündeme gelebilir mi?

Ahmet Hamdi ATALAY: Yeni teknolojilerle yazılım geliştirme ile ilgili yürüttüğümüz Avrupa Birliği destekli bir Ar-Ge projemiz var. Bu, zaten bizim mutlaka yapmamız gereken bir şey. Bunun yanı sıra HAVELSAN genelinde kullanacağımız bir yazılım geliştirme platformu oluşturuyoruz. Bu, birkaç sene önce başlamış olan, henüz tüm projelerde kullanılmaya geçmemiş bir çalışma. Önümüzdeki sene, tüm şirkete yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Yazılım geliştirme platformumuz, hem modül bazlı yazılım geliştirmemizi sağlayacak hem aynı modül üzerinde farklı birimlerin birlikte geliştirme yapmasına imkân tanıyacak hem de bir kütüphane mantığı oluşturduğu için, bazı yazılım parçalarının alınıp hazır kullanılmasını sağlayacak. Böylece takvim ve maliyet avantajları kazandıracak.

Sorunuzun en başına dönecek olursak; yazılım, bence hem çok önemli hem de alan bilgisi yoksa yetersiz bir yetkinlik. Yetersiz; çünkü yazılım, artık okuma yazma gibi bir şey. Yazılım tek başına yeterli bir şey değil. Eğer yeterli alan bilgisi var da yazılım yapabiliyorsanız yazılım o zaman çok önemli. Sizde 100 tane Java yazılımcısı olsa ve herhangi bir alan bilgileri olmasa onlardan hiçbir şey çıkmaz. Onlara, alan bilgisi ile ne yapacaklarını tarif eden çözüm ve sistem mühendislerine ihtiyaç var. Bu şekilde, yazılım, içine girdiği her şeyi akıllı hâle getiriyor, basit mekanik sistemleri bile. Bunun için, organizasyonumuzda bir değişiklik yaptık. Çözüm mühendisliği diye bir grup oluşturduk. Müşteri ihtiyaçlarını anlayacak ve onu, yazılımcıların ya da tasarımcıların anladığı dilde tercüme edecek, alan bilgisine sahip tecrübeli mühendislerden oluşan bir grup.

Siber Güvenlik Bizim için Stratejik Önemde

MSI Dergisi: Siber savunma ve güvenlik; hem her vatandaşı bireysel olarak hem her kurum ve kuruluşu hem de devleti ilgilendiriyor. Bu tabloda HAVELSAN, siber savunma ve güvenlik konusuna hangi açıdan yaklaşıyor; kendine hangi müşterileri ve çözümleri hedef alıyor?

Ahmet Hamdi ATALAY: Sektörde bugüne kadar bir boşluk vardı; herkes de kendine bir rol biçmeye çalıştı. Önümüzdeki dönemde, sektörün rol dağılımının oturacağını değerlendiriyorum. Siber güvenlik, bizim için stratejik öneme haiz. HAVELSAN’ı, siber güvenlik konusunda doğal bir adres olarak görüyoruz. HAVELSAN’ın temel bilgi ve tecrübesi hangi konuda? Bilgi teknolojileri. Yazılımından, belli ölçüde donanımına kadar. O zaman biz, bilgi teknolojileri uzmanlığımız ile siber zaafları çok daha iyi biliyoruz. Dolayısıyla siber güvenlik bizim işimizin doğal bir uzantısı. Nasıl ki “Türkiye’nin en yetkin ve en büyük yazılım firması HAVELSAN” diyoruz; bu cümlenin doğal devamı da “Türkiye’nin en yetkin ve en büyük siber güvenlik merkezi HAVELSAN” şeklinde olmalı.

Türkiye’nin siber güvenlik konusunda farklı rollerde kuruluşlara ihtiyacı var. Birincisi, standartları belirleyen, standardizasyon kuruluşları. İkincisi, geliştirilen ürün ve çözümlerin bu standartlara uygunluğunu denetleyen sertifikasyon kuruluşları. Üçüncüsü, bu standartlara uygun çözüm ve ürünleri geliştiren teknoloji firmaları. Dördüncüsü de bu ürün ve çözümleri kullanarak hizmet sunanlar. TSE gibi kuruluşların, bu standartları oluşturması; TÜBİTAK gibi kuruluşların da işin sertifikasyonunu yapması lazım. Biz HAVELSAN’ı; teknoloji geliştiren ve bu teknoloji ile hizmetler sunan, sondaki iki katmanı hedefleyen bir mükemmeliyet merkezi olarak konumlandırıyoruz.

Bu alanın ucu bucağı yok, risk ve tehditler sürekli artıyor. Geliştirilecek ürün ve teknolojiler çok fazla. Bunların kimini kendi bünyemizde geliştirelim kimini mevcut ürünlerimize eklemeyelim kimini de alıp üzerine biz bir şey katıp ürün hâline getirelim ve müşteriye sunalım istiyoruz. Burada herkese fırsat var. Biz farkımızı nerede görüyoruz? “Biz bir şemsiye şirket olalım.” diyoruz. Bu konuda çalışan çok sayıda şirket, üniversite var. Türkiye’nin, siber güvenlik teknoloji merkezi olmasını sağlayacak bir şemsiye olalım diyoruz. Türkiye’nin bu alanda var olan tüm yetenekleri ve birikimlerini şemsiyemiz altında toplamak istiyoruz.

Bunları yaparken mevcut kabiliyetler çerçevesinde kendi sınırlarımızı da belirliyoruz. Örneğin, teknolojik bir konu olmasına rağmen, kriptoloji ile ilgilenmiyoruz. Çünkü TÜBİTAK ve ASELSAN bu konuda zaten çalışıyor. Biz başkalarınca yapılmış işleri tekrarlayarak kaynak israfı yapmak istemiyoruz. Bu alanda iş birliği ve sinerji oluşturarak var olan kısıtlı kaynaklardan en etkin şekilde yararlanmak çok önemli.

MSI Dergisi: Siber savunma ve güvenlik alanında, HAVELSAN’ı, rakiplerinden ayıran başlıca avantajlarını nasıl sıralarsınız? Burada, kurulmakta olan HAVELSAN Siber Savunma Teknoloji Merkezi ile ilgili de bilgi verebilir misiniz?

Ahmet Hamdi ATALAY: Siber güvenlik, bizim yaptığımız işin doğal bir uzantısı olduğu için, HAVELSAN bu konuda Türkiye’nin en yetkin ve tecrübeli firmasıdır. Örneğin, Hava Kuvvetleri Bilgi Sistemi Projesi (HvBS)’nde, sistemin güvenliğini sağlayan gömülü bir firewall var. Ama biz bunu, firewall ürünü yapmak için geliştirmemişiz. Benzer şekilde, Seçim Bilişim Sistemi (SEÇSİS)’ni yaparken onun güvenliğini sağlayacak teknolojileri içine gömmüşüz. Ama bunları ürün olarak ortaya koymamışız. Bizde yıllardır var olan bu yetkinlik ve teknolojileri şimdi ayrık ürün olarak ortaya koymaya çalışıyoruz. Bu alanda çok nitelikli ve tecrübeli uzmanları, Türkiye ve dünyanın her yerinden bünyemize katıyoruz. Aynı zamanda, ihtiyaç duyulan donanım ve yazılımları geliştirebilecek 800 mühendisimiz var.

HAVELSAN Siber Savunma Teknoloji Merkezimizin, 4 temel fonksiyonu var. Birincisi, teknolojileri geliştireceğimiz bir laboratuvar. İkincisi, bizim ya da herhangi bir müşterimizin elinde var olan ya da satın almayı düşündüğü siber güvenlik çözümlerini test edip doğrulayacak bir “Test Merkezi”. Üçüncüsü, siber güvenlik dediğimiz olguyu insanlara anlatabilmek için canlı gösterimleri yapabileceğimiz bir “Eğitim Merkezi”. Dördüncüsü, çeşitli kurumlara siber güvenlik hizmetleri vereceğimiz bir “Savunma Merkezi”. Bu hizmetten, özellikle siber güvenlik konusunda yeterli kadro ve teknolojiye sahip olamayan kurum ve kuruluşlar faydalanacak. Türkiye’de şu anda, yaklaşık 15.000 siber güvenlik uzmanı açığı olduğunu tahmin ediyoruz. Bu hizmet merkezi sayesinde, kurum ve kuruluşlar siber güvenlik ihtiyaçlarını HAVELSAN’dan karşılayabilecekler.

MSI Dergisi: HAVELSAN’ın hedeflediği siber savunma ve güvenlik çözümleri için öngördüğünüz yurt içi ve yurt dışı pazar miktarı ne kadar? Önümüzdeki dönemde, siber ürünlere yönelik ciro payı ile ilgili bir öngörünüz var mı?

Ahmet Hamdi ATALAY: Siber güvenlik pazarı, bilişim pazarı içinde en hızlı büyüyen alan. Geçen seneki pazar büyüklüğü, 50-55 milyar dolar civarındaydı. Bu sene, 70-80 milyar dolar civarında olması bekleniyor. Seneye 100 milyar dolar civarında olacağını söyleyen tahminler var. Siber suçların küresel maliyetinin ise 400 milyar doların üzerinde olduğu hesaplanıyor.

Güvenlik olgusunun özel bir hassasiyeti var: Her şeyin güvenilir olması. Siz güvenilir değilseniz çok iyi bir ürününüz olması yeterli olmuyor. Piyasada bazı ürünler var, olumsuz namı çıkmış. Belki de iyi ürünler; ama arkalarındaki soru işaretleri dolayısı ile güven vermiyor ve kullanılmıyor. O yüzden siber güvenlikte güven olmazsa olmaz. Teknolojik yetkinliği ve bu alandaki tecrübesi yanında HAVELSAN’ın en büyük avantajı ya da farkı burada öne çıkıyor. Biz ticari bir şirketiz; ama aynı zamanda misyon şirketiyiz. Bu misyon doğrultusunda davranan, tesis güvenlik belgesine sahip, çalışan herkesin şahıs güvenlik sorgulamasından geçtiği; kısaca, bu güveni azami derece verebilecek nadir şirketlerden birisiyiz. Bu da HAVELSAN’ı daha da önemli kılıyor.

Dış piyasada ise pazarı, ülkeler arasındaki ilişkiler belirliyor. Dost ve müttefik dediğimiz ülkeler, bizim doğal pazarımız. Yakın zaman önce, burada bir ülke heyeti vardı. Benzer şeyleri kendileri ile de konuştuk. Onlar da “Sizin ürünlerinizin çıkmasını bekliyoruz; beraber bir şeyler yapabilir miyiz?” diye sordular.

Pazar ile ilgili öngörülerimiz böyle. Ciro hedefi koymak için ise henüz erken olduğunu düşünüyorum.

Simülatörden Eğitime

MSI Dergisi: HAVELSAN, son yıllarda simülatörlerin ötesine geçerek entegre eğitim sistemleri geliştirmeye başladı. Bunu, devam edecek bir eğilim olarak görebilir miyiz? Eğer böyle ise HAVELSAN’ın daha üst bir konumda projeleri yönetmesi, simülasyon ve eğitim konularında birlikte çalıştığı firmalara alt seviyede daha fazla sorumluluk vereceği anlamına gelecek mi?

Ahmet Hamdi ATALAY: Evet, bunu devam edecek bir eğilim olarak görebiliriz. Bahsettiğim gibi, ilgili bölümümüzün adını da bu doğrultuda değiştirdik. Esas olan “eğitim”. Simülatörleri, eğitimde kullanılacak bir teknoloji olarak görüyoruz. Eğitimin bir hizmet olarak ürünleştirilmesi ve müşteriye sunulması için bir organizasyon oluşturmaya çalışıyoruz. Bu hizmet kapsamında, müşterilerimiz anahtar teslim çözümler istiyor. Örneğin, bir eğitim merkezinin kurulması ki bunu TSK için yaptık. Binasından, içindeki simülatörlere; hatta işletme, bakım ve idamesine kadar. Onun bir ileri aşaması, THY ile birlikte çalıştığımız bir model. THY ile ortak bir eğitim merkezi kurmayı ve beraber işletmeyi hedefliyoruz. Bu merkez, THY’nin ihtiyaçlarını karşıladığı gibi, dünya genelindeki müşterilere de hizmet verecek. THY’nin asli işi eğitim olmadığından, kendi ihtiyaçları dışındaki atıl kapasiteyi değerlendirmek bugüne kadar gündeme gelmemiş. Diğer yandan, eğitim bizim asli işimiz ve şimdi iki firmanın iş birliği yapması gündeme geldi.

Bu arada, artık biz sivil uçaklar için de simülatör yapacağız. Sözleşme görüşmeleri süren bir projede, THY için bir Boeing 737-800 simülatörü geliştiriyoruz. Savunma alanında, simülatörü, genelde müşterinizle el sıkıştığınız çerçevede geliştiriyorsunuz. Ama sivil alanda, sertifikasyon çok önemli. Bütün sivil havacılık sertifikasyon süreçlerinden geçmiş bir ürünümüz olacak. Malum, simülatörleri geliştirirken üreticilerin verilerini kullanıyorsunuz. Boeing, eskiden klasörlerce doküman veriyordu, siz bundan tasarım yapıyordunuz. Bunu herkes %100 anlamıyordu; o yüzden simülatörler arasında farklılıklar oluyordu. Boeing, bu konudaki politikasını değiştirdi. Artık hazır elektronik veri paketi olarak veriyor. Böylece üreticinin gerçek datasını kullanarak ürünü geliştiriyorsunuz. Boeing 737-800 uçağı için, dünyada bu veri paketini kullanarak simülatör geliştiren ilk firma biz olacağız.

Sorunuzun ikinci kısmına gelince. Eğitim içeriği üreten bir firma değiliz; eğitimin sunulduğu altyapıları üreten bir firmayız. İçerik üreten firmalarla görüşüyoruz. Bu konuda ekosistemdeki iş ortaklarımızla çalışıyoruz.

MSI Dergisi: Boeing 737-800 simülatöründen bahsettiniz. Bunun yanı sıra HAVELSAN’ın simülatör ve eğitim sistemleri konusunda sivil pazardaki durumu nedir? Sivil pazarla ilgili hedefleriniz var mı; okuyucularımızla paylaşabilir misiniz?

Ahmet Hamdi ATALAY: Tüm diğer alanlarda olduğu gibi, eğitim alanında ideal durum, dağılımın 1/3 savunma, 1/3 sivil ve 1/3 ihracat şeklinde olması. Alt alanlarda, bu oranlar biraz değişebilir. Eğitim işinde sivil tarafın çok daha hızlı büyüyeceğini öngörüyoruz. Orman Bakanlığı için orman yangınları ile ilgili bir simülatör geliştirdik. Sağlık alanında bir takım çalışmalarımız var. Sivil havacılıkta da büyük bir potansiyel mevcut.

MSI Dergisi: TSK, Havuzlu Çıkarma Gemisi gibi daha önceden sahip olmadığı kabiliyetleri tamamladıkça, bunların komuta kontrol sistemlerinin adresi olarak HAVELSAN da komuta kontrol sistemleri ürün ailesini tamamlıyor. Komuta kontrol sistemleri ile ilgili HAVELSAN’ın önünde nasıl bir yol haritası var?

Ahmet Hamdi ATALAY: HAVELSAN’ın Komuta Kontrol Sistemleri ile ilgili ilk adım, bildiğiniz gibi GENESİS ile atıldı. Burada başladığımız noktada 2004 yılında projeye dâhil olduğumuz sürede ARMERKOM’un verdiği katkılardan da bahsetmek gerektiği kanaatindeyim. ARMERKOM, Türkiye’de bir ilki başararak bir Savaş Yönetim Sistemi’ni ortaya koydu, bu sistemi test etti ve sistemin uygulanabilirliğini kanıtlamış oldu. HAVELSAN’ın projeye dâhil olmasıyla başlayan süreç ve sanayi ayağında bir partner olması şu anda tamamladığımız ve geleceğe yürümeyi hedeflediğimiz projeleri de beraberinde getirdi. Milli gemimiz MİLGEM’de, Yeni Tip Karakol Botu ve Yeni Tip Denizaltı projelerinde edindiğimiz ve gelişen yetkinliklerin bizi götürdüğü nokta şüphesiz daha karmaşık sistemler ve ileri yazılım gerektiren LST ve LHD sistemleri olacaktı… Öyle de oldu. Biz çok az dünya bahriyesinin cesaret edebileceği bir modernizasyonun parçası olmaktan gurur duyuyoruz. Bu projelerin tamamında HAVELSAN sadece geliştirici değil, aynı zamanda da sistem entegratörü olma özelliğini taşıyor. Bu yetkinliklerin bir sonraki aşaması da Ağ Destekli Veri Entegre Komuta Kontrol Sistemleri olacak.

2023 Hedeflerine Hep Birlikte Ulaşacağız

MSI Dergisi: Biraz da gelecekten konuşmak istiyoruz. Burada dikkatimizi çeken bir konu var: HAVELSAN, Türkiye’de komuta kontrol çözümlerinin adresi olsa da uzun menzilli hava ve füze savunma sistemleri ile ilgili projeler konuşulurken, HAVELSAN’ın adı pek geçmiyor. HAVELSAN bu projelerde nasıl bir rol oynamak istiyor?

Ahmet Hamdi ATALAY: Komuta kontrol ile eğitim ve simülatör gibi alanlar, bizim temel faaliyet alanlarımız ve yerli bir geliştirme yapılacaksa bu alanlarda bize de önemli pay düşeceğini öngörerek hazırlıklarımızı yapıyoruz. Bizim dünyada, hem teknoloji hem fiyat performans olarak kabul görmüş komuta kontrol, eğitim ve simülasyon çözümlerimiz var. Bunların hava savunma projelerinde kullanılması kadar doğal bir şey olamaz.

MSI Dergisi: 2023 hedefinizi, sorularımıza verdiğiniz cevaplarda ortaya koydunuz. 2023’ten günümüze doğru geldiğimizde, HAVELSAN’ın ciro, ihracat ve Ar-Ge harcaması gibi konularda hedefleri neler?

Ahmet Hamdi ATALAY: Öncelikle 2023 hedefini ortaya koyduk. Bunu da şunun için yaptık: Şu anda tüm hedefleri belirlediğimiz bir dönemdeyiz. Burada iki yol var. Ya şimdiki zamandan geleceğe doğru gidip, “Şöyle şöyle gelişirsem…” deyip 2023 hedefini belirlersiniz. Ya da tersten gidip ilk önce 2023 hedefini belirlersiniz. Biz ikinci yolu tercih ettik; çünkü HAVELSAN’ın mevcut durumu ile potansiyeli örtüşmüyor. HAVELSAN’ın potansiyeli, mevcut durumundan çok daha büyük. Mevcut duruma bakarak geleceği planlamaya kalkışırsak bu potansiyeli değerlendiremeyiz.

Dolayısı ile önce 2023 hedefini ortaya koyduk; tersten giderek günümüze gelmeye çalışıyoruz. Önümüzdeki aylarda, bu konular daha da netleşecek. Büyümemiz doğrusal olmayabilir. Önce %20 ile başlar, sonra artar. Şimdi bu konuların çalışmalarını yapıyoruz.

Bir şeyi ölçemiyorsanız onu yönetemezsiniz. Ölçüm sonuçlarını kıyaslamazsanız da ne kadar iyi olduğunuzu bilemezsiniz. Biz her şeyi metriklere dayanan, her şeyi ölçüp biçtiğimiz bir sistem oturtmaya çalışıyoruz. Kişilerin performansından tutun, finansal şirket performansına, mevcut kapasite analizlerinden bunun sınırlarını tespit etmeye kadar.

Ben niye 2023 hedefi telaffuz ettim? Birincisi, kendimi bir sorumluluk altına alıyorum. İkincisi, çalışma arkadaşlarıma bir vizyon belirliyorum. HAVELSAN olarak biz bir ekibiz; bu hedeflere hep birlikte ulaşacağız. Ekip buna inanmaz ve bu konuda çalışmazsa başarma şansımız yok. Ekibin benimsemesi önemli. Hedef koymazsanız, performansınızı değerlendirebileceğiniz bir şey olmaz; ekibinizi yönlendireceğiniz bir istikamet olmaz. Bu, aynı zamanda paydaşlara taahhüdümüz. Dolayısı ile kendimizi bağlıyoruz. HAVELSAN’ın çok tecrübeli ve yetenekli bir ekibi var; bu sayede başaracağımıza inanıyoruz; o niyetle yola çıktık.

HAVELSAN Genel Müdürü ve CEO’su Ahmet Hamdi Atalay’a, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

1,134 toplam görüntüleme, 2 bugünkü görüntüleme