Honeywell, Türkiye’de İş Birliği ve Büyüme Öngörüyor – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Honeywell, Türkiye’de İş Birliği ve Büyüme Öngörüyor

5 Ağustos 2016
steye_Honeywell

 

Honeywell Defense and Space Başkanı Carey Smith’in, MSI Dergisi’nin 128’inci sayısında yayınlanan söyleşisinin tam metnine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Dünyanın önde gelen savunma ve havacılık sistemi tedarikçilerinden birisi olan Honeywell ile özgün projeler gerçekleştirmeyi hedefleyen Türkiye’nin savunma ve havacılık sektöründeki firmaları arasında, çok sayıda iş birliği fırsatı bulunuyor. Honeywell Defense and Space (Savunma ve Uzay) Başkanı Carey Smith ile Honeywell’in Türkiye’ye yönelik planları hakkında konuştuk.

 MSI Dergisi: Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’nin envanterindeki pek çok platformda, Honeywell’in ürünleri bulunuyor. Dolayısıyla Honeywell’in, TSK için önemli bir çözüm ortağı olduğunu söyleyebiliriz. Size ilk olarak, Honeywell’in, Türkiye’de; savunma, havacılık ve uzay sanayisine yönelik iş planlarını sormak istiyoruz. Bu kapsamda, Türkiye’deki, yıllık savunma, havacılık ve uzay ürünleri cironuz hakkında da bilgi verebilir misiniz?

Carey SMITH: Türkiye, Honeywell için çok önemli bir ülke. Dünyada hızlı büyüme gösteren bölgeleri belirlerken Türkiye’nin de bunlardan birisi olduğunu gördük. Buradaki ülke başkanımız Orhan Geniş Bey, Türkiye’deki faaliyetlerimizi yönetiyor. Firmamızın İstanbul, Ankara ve İzmir’de ofisleri de bulunuyor.

Ülkeler bazında satış rakamlarımızı açıklamıyoruz. Bunun yerine, satış rakamlarımızı, şirket düzeyinde yayınlıyoruz. Honeywell’in satışları, yılda yaklaşık 40 milyar dolar düzeyinde. 2014 yılında havacılık biriminin satışları 15,6 milyar dolar düzeyindeyken; savunma, uzay ve ticari helikopterleri de kapsayan bizim birimimizin satışları, yaklaşık 5 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Honeywell’in satışlarının yüzde 55’i, ABD dışında gerçekleşiyor.

MSI Dergisi: Honeywell’in Türkiye’yi önemli bir büyüme potansiyeline sahip bir pazar olarak gördüğünü belirttiniz. Honeywell, Türkiye’nin gelecekteki ihtiyaçlarını karşılayabilmek için hangi ürünlerini ön plana çıkartacak?

Carey SMITH: Türkiye’de, hâlihazırda büyük bir pazarımız var; çünkü Türkiye’nin kullandığı birçok üründe çözümlerimiz mevcut. Örneğin; UH-1, UH-60 ve T129 ATAK helikopterleri ile F-16 ve C-130 uçaklarında, Honeywell ürünleri kullanılıyor. Önümüzdeki dönemde Türkiye’de geliştirilecek bazı platformlara ilgili duyuyoruz. Özellikle de Özgün Helikopter Programı, bizim için heyecan verici bir proje. Bildiğiniz gibi Rolls-Royce ile %50-%50 ortak olduğumuz LHTEC isimli bir şirketimiz var ve yakın bir zaman önce, Özgün Helikopter Programı için, bizim ürettiğimiz CTS800 turboşaft motoru seçildi.

MSI Dergisi: Honeywell’in Türkiye’deki birimleri, daha çok idari işlerle ilgileniyor. Türkiye’de mühendislik ve Ar-Ge birimleri de oluşturmayı düşünüyor musunuz?

Carey SMITH: Türkiye’de, hâlihazırda 250 personelimiz bulunuyor. Bu personel, Honeywell’in, mevcut tüm iş sahalarında çalışıyor. Honeywell’de 3 ayrı bölüm bulunuyor: Bunlardan ilki, Otomasyon ve Kontrol Çözümleri Bölümü. Bu bölüm; yangın güvenliği, güvenlik ve bina otomasyon sistemleri gibi, Honeywell’in konut ve bina çözümleriyle ilgileniyor. Ayrıca, Performans Malzemeleri ve Teknolojileri olarak isimlendirdiğimiz başka bir grubumuz daha var. Bu grup, petrol ve doğal gaz rafinerileri için çözümler sunuyor. Son olarak da Havacılık ve Uzay grubumuz var.

Türkiye açısından şirketimiz, hâlihazırda daha çok program yönetimi ve teknik destek konularına odaklanıyor. Geleceğe bakıp planlarımızı yaparken kararlarımızı, programların farklı ihtiyaçlarına göre belirliyoruz. Dolayısıyla mühendislik ya da Ar-Ge personeli açısından herhangi bir ihtiyaç ortaya çıkarsa bu konuda gerekli adımları atarız.

MSI Dergisi: Diyelim ki Honeywell, Türkiye’nin Bölgesel Uçak projesine, bazı alt sistemlerin tedarik edilmesi konusunda seçildi. Bu durumda Honeywell, Türkiye’de bir mühendislik ya da Ar-Ge ekibi oluşturmayı düşünür mü?

Carey SMITH: Türkiye’nin Bölgesel Uçak projesi çerçevesinde seçilen Dornier 328 uçaklarında, Honeywell de mevcut tedarikçiler arasında bulunuyor. Bu uçaklara aviyonik sistemler, yardımcı güç kaynağı, çevre kontrol sistemleri ve motorların marş sistemlerini sağlıyoruz. Önümüzdeki dönemde, Bölgesel Uçak projesindeki mevcut konumumuzu korumak istiyoruz. Türk ortaklarla bazı iş birlikleri kurmayı planlıyoruz ve şu aşamada, olası iş birliği imkânlarını araştırıyoruz.

MSI Dergisi: Milli Muharip Uçak Geliştirilmesi (TF-X) projesi, Türk savunma ve havacılık sanayisinin, bugüne kadar ele aldığı en iddialı projelerden birisi. Honeywell, bu projede Türk savunma ve havacılık sektörünü nasıl destekleyebileceğini öngörüyor? Projede görev almak istediğiniz alt sistemleri bize sıralayabilir misiniz?

Carey SMITH: Bizim açımızdan proje, şu an Bilgi İstek Çağrısı (Request for Information / RFI) aşamasında. Bazı aviyonik ve mekanik alt sistemlerle ilgili olarak bu çağrıya yanıtımızı hazırlayıp sunduk; bu alt sistemler, bizim projede dâhil olmak istediğimiz alanlardır. Neredeyse tüm önemli savaş uçağı programlarında, kilit oyunculardan birisiyiz. Örneğin; F-16, F-22 ve F-35 programlarına, hem aviyonik hem de mekanik sistemler sağlıyoruz. Çok sayıda ürün ve çözümümüz mevcut. 1.000’in üzerinde ürün geliştirmiş bir firma olarak, savaş uçaklarına sunabileceğimiz çok farklı ürünlerimiz var. Kokpit, görüntü işleme sistemleri, görev bilgisayarları, hava veri bilgisayarları, eğitim uçakları için motorlar, güç üretim sistemleri, tekerlek ve frenler gibi pek çok sistemle ilgileniyoruz. Dolayısıyla TF-X programına sunmayı düşündüğümüz çok sayıda çözümümüz var. Ayrıca, Türkiye açısından, yerel iş payının çok önemli olduğunu bildiğimizi ve Türkiye’nin bu sektörde gelişimine katkıda bulunmayı amaçladığımızı da belirtmek isterim.

CTS800’deki Yerel Katkı Oranı Artacak

MSI Dergisi: Türkiye’de, hâlihazırda devam eden her iki helikopter programında da CTS800 motoru kullanılıyor. Bu programlar, henüz yaşam döngülerinin erken aşamalarında olduklarına göre, helikopterlerin gelecekteki performanslarının, CTS800 motoruna da bağlı olduğunu söyleyebiliriz. Önümüzdeki dönem için, CTS800’ün daha da geliştirilmesi konusunda nasıl bir yol haritası izlemeyi öngörüyorsunuz?

Carey SMITH: Şu ana kadar, teslim edilenler de dâhil, sipariş edilen toplam CTS800 motoru sayısı, 500 civarında. Elimizde, bu motorlardan binlercesini üretip satmamızı sağlayacak bir stratejik yol haritası var. Türkiye’nin T129 ATAK helikopterleri dışında; Lynx Mk9A, Super Lynx, Wildcat Mk1 ve ShinMaywa US-2’ye de motor sağlıyoruz. ATAK helikopterleri için, 100’den fazla motora ihtiyaç duyulacağını, şu aşamada öngörüyoruz. CTS800 için, önemli bir yol haritamız var ve evet, ortağımız Rolls-Royce ile LHTEC kapsamında, motorun geliştirilmesine yönelik faaliyetlerimize devam edeceğiz. Yüksek güç-ağırlık oranı, düşük ömür maliyeti ve sınıfının en iyi yakıt sarfiyatına sahip olmasını sağlayan basit tasarımı sayesinde, bu motor, döner kanatlı hava platformu filolarının performansını ve maliyet etkinliğini arttırmak isteyen silahlı kuvvetler için ideal bir seçenek.

MSI Dergisi: Bize Honeywell’in, Türkiye’nin uzay projelerine katkılarını özetleyebilir misiniz?

Carey SMITH: Türkiye’de, hâlihazırda aktif ve devam eden bir uzay projemiz yok; ancak olmasını çok isteriz. NASA’nın, tüm insanlı uzay görevlerine dâhil olduk; 20’den fazla uydu sistemi üzerinde, bizim sistemlerimiz bulunuyor. Uzay platformları için aviyonik sistemler, ataletsel ölçüm sistemleri ve cayrolar sunuyoruz.

Yakın zaman önce, Kanadalı COM DEV International şirketini de satın aldık. Bu şirket, şu anda, bizim için, birçok RF parçayı ve çeşitli devre anahtarlarını sağlıyor. Hem ticari pazarda hem de uluslararası düzeyde önemli bir varlığa sahipler.

Hizmet cephesinde ise yer sistemlerinin geliştirilmesine yönelik hizmetler ile görev ve uçuş operasyonlarıyla ilgili hizmetler sunuyoruz. Örneğin, NASA’nın uzay bilimi deneylerine destek veriyoruz. Bu kapsamda, NASA’ya, görev ve uçuş operasyonları ile ilgili ihtiyaç duyduğu kabiliyetleri sağlıyoruz.

Hava kuvvetleri cephesinde ise, uydu kontrol ağlarıyla ilgili çalışmalar yürütüyoruz.

Hem danışmanlık yapabileceğimiz hem de ürün olarak sunabileceğimiz çok çeşitli kabiliyetlerimiz olduğunu düşünüyoruz. Bu çerçevede, Türk firmalarıyla da iş birlikleri kurmak istiyoruz.

MSI Dergisi: Türkiye’deki uzay projeleri için önemli unsurlardan birisi de ITAR (International Traffic in Arms Regulations / Uluslararası Silah Ticareti Mevzuatı) konusu. ITAR, örneğin fırlatıcı tedarikçisinin seçimi gibi bir takım konularda, Türkiye’nin hareket alanını daraltabiliyor. Ancak, ABD hükümeti, yakın zaman önce, bu kuralların bazılarını esnetti ve bazı sistem ve teknolojileri, ticari ürün statüsüne getirdi. Bu durum, Honeywell ile Türk uzay sanayisi arasında yeni iş birliği fırsatları yarattı mı?

Carey SMITH: Biz de şu anda bu konuyla ilgili çalışmalar yürütüyoruz. Örneğin, acaba hangi ürünler ticari ürünler listesinde yer alacak? Burada hangi programın ve hangi teknolojinin söz konusu olduğu ve teknolojinin nasıl kullanılacağı dahi belirleyici etkenler. Ayrıca, teknik destek anlaşmasıyla ilgili süreçleri de takip edip, bunlarla ilgili de onay almamız gerekiyor. Ancak bu konularda kesinlikle doğru yolda ilerlediğimizi düşünüyorum.

MSI Dergisi: Size savunma ve uzay konuları dışında, çok farklı bir soru sormak istiyoruz. Türkiye’de, savunma ve uzay gibi sektörlerde, üst düzey kadın yönetici görmüyoruz. Bu konuda ABD’deki durum nasıl? Türk savunma ve havacılık sanayisinin her düzeyindeki kadın çalışanlara yönelik iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

Carey SMITH: İletmek istediğim ilk mesaj, her şeyden önce, birçok alanda kendilerini yetiştirmeleri olacak. Benim en büyük şansım, mesleğime bir elektrik mühendisi olarak başlamamdı. Lisans ve yüksek lisans eğitimimi, elektrik mühendisliği alanında tamamladım. Kariyerimin ilk yıllarını, bir sistem mühendisi olarak, tasarım işi yaparak geçirdim. O zamanki çalışmalarım, çoğunlukla özel harekât aviyonik sistemleriyle ilgiliydi. Daha sonra, yönetim çalışmalarına dâhil oldum ve çeşitli programları yürütme şansını yakaladım. Böylece, bu konuda da deneyim kazandım. Daha sonra da satış bölümünde yer aldım ve satış konusunda deneyim kazandım. Stratejik planlama da yapıp kâr ve zarar merkezleri konusunda çalıştım. Kadınlara yönelik mesajım, genel yönetime dâhil olmak istiyorsanız ilk önce, çok farklı alanlarda deneyim kazanmanız gerektiğidir. Çünkü hem teknik konularda hem işletme konusunda hem de satış konusunda yetenekli ve deneyimli olmanız gerekir.

Kadınlara geleneksel olarak daha fonksiyonel görevler verilir. Peki, Honeywell’de kadınları teşvik etmeye yönelik biz neler yaptık? Mesela, Kadınlar Havacılık Konseyi’ni kurduk. Benim kadınlara sürekli anlatmaya çalıştığım, genel yönetime dâhil olmak istiyorsanız tüm bu alan ve aşamalardan geçmeniz gerektiğidir. Birisinin, doğrudan insan kaynakları veya satıştan genel yönetime geçiş yapması epey zordur. Bu durum, aslında hem erkekler hem de kadınlar için geçerlidir.

MSI Dergisi: Değinmek istediğiniz başka konular var mı?

Carey SMITH: Eklemek istediğim bir diğer alan ise siber güvenlik. Honeywell’de siber güvenlik konusunda neler yapıyoruz diye bakacak olursak; 3 iş grubumuzun tamamı, siber güvenlik yeteneklerine sahip. Pazarın tamamını değerlendirip Honeywell’in en iyi hangi noktalarda katkı verebileceğini belirledik. Çalışmalarımızı, tehdit düzeyinin yüksek ve mevzuat gerekliliklerinin fazla olduğu sektörlere odakladık. Farklı sektörleri yatay olarak değerlendirdikten sonra, en fazla katkıda bulunabileceğimiz alanların; devlet kurumlarının yanı sıra sağlık, ulaşım, bilişim teknolojileri, enerji ve kimya sektörleri olduğuna karar verdik. Bu alanlar, günümüzde, tüm ülkelerde büyük öneme sahip alanlardır. Tehditler değişmeye devam ettikçe, yeni önlem ve tedbirlerin de geliştirilmesi gerekecek. Bu alanlarda, Türk firmalarıyla iş birliği yapabileceğimizi de düşünüyorum.

Honeywell Defense and Space Başkanı Carey Smith’e, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

585 toplam görüntüleme, 2 bugünkü görüntüleme