Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri, Türkiye’nin Özgün Sualtı Sistemlerinin Kritik İhtiyacını, “Sualtı Tespit ve Konumlandırma Sistemi” ile Karşılıyor – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri, Türkiye’nin Özgün Sualtı Sistemlerinin Kritik İhtiyacını, “Sualtı Tespit ve Konumlandırma Sistemi” ile Karşılıyor

8 Ağustos 2019

MSI Dergisi’nin 181’inci sayısında yayımlanan söyleşi, derginin internet sitesinde paylaşılmıştır:

 


Özgün sualtı sistemleri geliştirmek için kritik öneme sahip altyapılardan biri de test sistemleri. Geliştirilecek sisteme dair teknoloji, tasarım ve üretim gibi konular hep göz önünde olsa da iş, sistemin ihtiyaçlara uygun çalışıp çalışmadığının test edilmesine geldiğinde, test altyapılarının kritikliği ortaya çıkıyor. Geliştirilen sistemler gibi test altyapısının da özgün olması ise hem test edilen sistemlerin etkinliğinin en doğru şekilde gösterilmesi hem de bu sistemlerin gizliliğinin korunması için gerekli. Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri, bu doğrultuda, Sualtı Tespit ve Konumlandırma Sistemi’ni özgün olarak geliştirdi. Bu sistemi, Proje Yöneticisi Hüseyin Nihal Karaca’dan dinledik.

 

Öncelikle bu projenin lideri olarak sizi tanıyabilir miyiz?

Osmangazi Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümünden, 2002 yılında mezun oldum. 2005 yılına kadar, Anadolu Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü’nde, hem yüksek lisans yaptım hem de Araştırma Görevlisi olarak çalıştım. 2005-2010 yılları arasında, HAVELSAN’da, Barış Kartalı Projesi’nde Yazılım Mühendisi olarak görev aldım. Yaklaşık 9 yıldır ise Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri ailesinde görev almaktayım. Kıdemli Yazılım Mühendisi olarak başladığım görevimde; 2012-2014 yıllarında, Yeni Tip Denizaltı Projesi, Torpido Karşı Tedbir Sistemi’nde yer alan Tespit, Sınıflandırma ve Konumlandırma Algoritmaları’nı geliştiren takımda sistem tasarımcısı olarak yer aldım. Bu görevimi tamamladıktan sonra ise kariyerime Proje Yöneticisi olarak devam etme kararı aldım ve bu konuda beni destekleyen şirketim, en önemli projelerinden Sualtı Tespit ve Konumlandırma Sistemi projesini bana emanet etti.

 

Şamandıralar, proje gereksinimlerinden daha ağır koşullara dayanabilecek şekilde geliştirildi.

Sualtı Tespit ve Konumlandırma Sistemi’ni ve çalışma prensiplerini anlatabilir misiniz?

Geliştirilen sualtı sistemlerinin -örneğin insansız sualtı araçları, torpidolar, torpido karşı tedbir sistemleri gibi- test ve kalifikasyonu, kritik ve zorlu süreçlerdir. Bu platformlar, suyun altında, otonom olarak çok yüksek hızlarda keskin manevralar yaparak kilometrelerce seyir edebilirler. Bu platformların gereksinimlerine uygun davrandığı, test ve kalifikasyonlarının, ancak sualtında ve kendilerinden bağımsız bir sistemle yapılması ile gösterilebilir. Bu, zor bir problemdir; ama önemli bir ihtiyaçtır.

Sualtı Tespit ve Konumlandırma Sistemi, temel olarak, sualtı platformuna entegre edilmiş, periyodik olarak akustik sinyaller gönderen bir “Pinger Birimi” ile bu birimden yayılan akustik sinyalleri alıp “Merkezi İzleme Birimi”ne gönderen ve test sahasında kilometrekarelerce alana yayılmış onlarca “Akıllı Şamandıra”dan oluşmaktadır. Akıllı Şamandıralar, hidrofonları ile Pinger Birimi’nden gönderilen sinyalleri tespit ederler ve kendi hassas GPS konumları ile beraber Merkezi İzleme Birimi’ne gönderirler. Merkezi İzleme Birimi, bütün şamandıralardan gelen verileri süzer, sıralar ve işleyerek sualtı platformunun gerçek zamanlı olarak konumlandırılmasını ve santimetre seviyesinde yüksek hassasiyette izlenmesini sağlar. Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri tarafından geliştirilen sistemde, izleme işlemi online (çevrimiçi) olarak yapılabilmektedir. Yani suyun altındaki herhangi bir sistem, gerçek zamanlı olarak izlenebilmektedir.

Test altyapısı, Ar-Ge çalışmaları yapan ülkeler için hayatidir. Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB)’nın 2017-2021 Stratejik Planı’nda; “Savunma Sanayi Sektörüne Hizmet Edecek Test ve Değerlendirme Altyapısının Geliştirilmesi“, stratejik bir amaç olarak yer almaktadır. Biz de Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri olarak, bu amacın sualtı kısmına yönelik, özgün ve milli bir çözüm geliştirdik.

Test altyapısının stratejik bir amaç olarak SSB’nin Stratejik Planı’nda yer almasına dikkatlerinizi çekmek istiyorum. Siz, bu hizmeti yurt dışından aldığınızda, bilerek veya bilmeyerek, geliştirdiğiniz sistemlerin tüm özelliklerini de yurt dışına vermiş olursunuz. Sistemin avantaj ve dezavantajlarını ve sınırlarını, ticari bir bilgi haline getirmiş olursunuz. Bu maksatla test altyapısı, stratejik bir amaç olarak kabul görmüştür.

 

Sualtı Tespit ve Konumlandırma Sistemi geliştirme fikri nasıl ortaya çıktı?

Dünyada kendi sualtı tespit ve konumlandırma sistemine sahip ülke sayısı, iki elin parmaklarını geçmiyor. Ülkemizde geliştirilen yerli ve milli sualtı platformları yelpazesi geliştikçe, bu platformların yerli, milli ve özgün olarak test ve kalifikasyon hizmeti de kaçınılmaz bir ihtiyaç olmaya başladı. Milli ve yerli sualtı platformlarımızın, yabancı sistemlerle test ve kalifiye edilmesi düşünülemez. 2010’lu yılların başında, bu ihtiyacı hissederek ilk akıllı şamandıramızı, bir TÜBİTAK projesi olarak geliştirdik. Yine aynı dönemde, Yeni Tip Denizaltı Programı kapsamında, denizaltıların, acil durumlarda arama kurtarma ekiplerince yerlerinin tespit edilmesi için kullanılan sonar beacon sistemini, Türkiye’de ilk kez yerli bir ürün olarak geliştirdik. Burada edindiğimiz tecrübe ile Sualtı Tespit ve Konumlandırma Sistemi’nde kullandığımız Pinger Birimi’ni geliştirdik. SSB’nin de böyle bir test sistemini yerli, milli ve özgün olarak görmek istemesi ve bizi bu konuda sonuna kadar desteklemesi ile farklı sualtı platformlarına hizmet verecek Sualtı Tespit ve Konumlandırma Sistemimizi geliştirdik. Biz, devletimizin önemli bir projesinde, riskli bir sistemin geliştirilmesine talip olduk. Devletimiz de bizi destekledi ve yüzümüzün akıyla bu süreci tamamladık diyebilirim.

Proje ekibi, 2018 yılının hemen hemen üçte birini denizde geçirdi.

 

Sualtı Tespit ve Konumlandırma Sistemi’ni geliştirirken ne gibi zorluklarla karşılatınız?

Böyle bir sistemi geliştirmenin, hem idari hem de teknik zorlukları var. Geliştirdiğimiz sistem, Türkiye’nin ilk ve tek yerli, milli ve özgün sualtı test sistemi. Bunun başka bir benzeri yok. Türkiye’de üretim yapmanın zorlukları zaten ortada. Böyle bir sistemi milli, yerli ve özgün olarak geliştirmeye çalıştığınız zaman, özellikle de bu konuda dışa bağımlılığı ortadan kaldıracağınız için, yurt dışından bu ürünü ülkemizde pazarlayan firma ve ülkelerin çıkardığı zorluklarla başa çıkabilmek gerekiyor. İlk defa geliştirilen bu sistemin, kendini ispatlayana dek yurt içinde müşteri bulması da ilk başta o kadar kolay olmuyor.

Biz Türk mühendisleri olarak, daha önceden yapılmayan bir sistemi, özgün çözümlerimizle yaptık. Geliştirme aşaması zorluklarla doluydu. Öngörmediğimiz problemleri çözmeye çalıştık. Uykusuz gecelerimiz oldu. Denizde günlerimizi geçirdik, yorulduk, uyumadık, ıslandık. Ama sonuçta elde ettiğimiz başarı, her şeye değdi. Şimdi gururluyuz ve daha iyisini yapabilecek olmanın özgüvenini taşıyoruz.

 

Teknik olarak bakacak olursak da su üzerinde gezen bir platformun testi ve kalifiye edilmesi, nispeten daha kolay bir problem. Suyun altında ise bu problemin çözümü o kadar da kolay değil. Her şeyden önce, sualtında GPS sinyalleri çalışmıyor. Bu yüzden suyun altında GPS kullanarak bir konumlandırma yapılamıyor. Ayrıca sualtı ortamı, deterministik bir ortam değil, kaotik bir ortam. Farklı dip yapılarında, farklı sıcaklıklarda, farklı mevsimlerde sualtı akustik ortamı, dramatik olarak değişebiliyor. Geliştirdiğimiz bu mobil sistem, her ortamda, kabul edilebilir kısıtlarla görev yapabilmek zorunda. Erdek açıklarında gerçekleştirdiğimiz ve o dönemde, Aralık-Ocak aylarında yaptığımız testlerde, sistemimiz, 3-4 km mesafelerden tespit alabilirken sıcak yaz aylarında bu mesafe, 400-500 metreye kadar düşebilmekte.

Biz sualtı akustiğinde uzmanlaşmış, bu konuda çok sayıda Ar-Ge ve Ür-Ge yapmış bir firmayız. Geliştirdiğimiz ürünler, Yeni Tip Denizaltı da dâhil olmak üzere, birçok sualtı programında ve platformunda kullanılmakta. Ancak bu sistemin geliştirilmesi için, sadece sualtı akustiğinde uzmanlaşmak yetmiyor. Sistemde kullanılan bir şamandıra, kendi konumunu birkaç santimetre hassasiyetle bulmak zorunda. Bulduğu konumu ve topladığı tespit bilgilerini, çeşitli kablosuz haberleşme yöntemleri ile çok kısa süre içerisinde merkezi birime iletmek zorunda. Bütün Akıllı Şamandıralar, platform üzerindeki Pinger ve Merkezi İzleme Birimi, birbirleriyle tam senkron olmak zorunda. Yani, nanosaniye hassasiyetinde, aynı zaman bilgisine sahip olmak zorunda. Şamandıralar ve Merkezi İzleme Birimi, sahip oldukları GPS alıcıları ile zamanlarını senkronize ederler. Pinger Birimi ise sualtında görev aldığı için, görev sırasında GPS ile bağlantı kuramaz. GPS uydularından alınan sinyaller ile Pinger Birimi, görev öncesi senkronize edilir ve saatlerce bu senkronizasyonu korur. Bu yeteneği sağlayan elektroniği, tamamen yerli, milli ve özgün olarak geliştirdik. Uzun vadede Pinger’in, sualtında çalışan ve bulunmasına ihtiyaç duyulan otonom sualtı araçları başta olmak üzere, tüm sistemler için önemli bir birim olacağını düşünüyorum.

Dolayısıyla bu sistemi geliştiren ekibin; GPS teknolojileri, kablosuz haberleşme teknolojileri, gerçek zamanlı haberleşme, senkron ve asenkron konumlandırma algoritmaları gibi birbirinden çok farklı disiplinlerde uzmanlık bilgisine sahip olması gerekiyor.

Bu sistemi geliştirirken hiçbir şekilde yurt dışı kaynak kullanımı ve yurt dışından teknoloji transferi yapmadık. Konnektör, elektronik bazı bileşenler ve GPS gibi Türkiye’de üretimi olmayan donanımlar haricindeki bütün akustik birimleri, sinyal işleme ve diğer elektronik kart ve birimleri biz ürettik ya da kendi geliştirdiğimiz tasarımlarımızı, yerli alt yüklenicilerimize ürettirdik. Şunu açıkça ifade etmek isterim ki; bu sistem, Türk mühendislerince ilmek ilmek işlenmiş, sahada olgunlaştırılmış bir sistemdir. Tersine mühendislik yapmadan, özgün ve milli bir ürün geliştirmenin gururunu yaşadığımızı, özellikle belirtmek istiyorum.

Proje ekibi, kiralanan balıkçı teknelerinden, 100 kiloluk şamandıraları, bazen de zor hava şartlarında, sayısız kez denize attı ve topladı.

 

Sahada yaşadığınız zorluklar neler oldu?

Ar-Ge çalışmalarımız sonucunda ürünleşen sistemlerimizi, hem kendi iç testlerimizde hem de müşteri testlerinde sahaya çıkarttık. Geliştirme ve tasarım ekibimiz, artık zamanının önemli bir kısmını deniz testlerinde geçirmeye başladı. Yoğun ve zor bir takvimde geliştirme yaptığımız 2018 yılının hemen hemen üçte birini, teknik ekibimle beraber denizde geçirdim.

Bu durum, alışık olmadığımız bir durumdu. Bir anlamda, mühendislikten denizciliğe geçiş aşaması yaşadık. Kiraladığımız balıkçı teknelerinden, 100 kiloluk şamandıralarımızı, bazen de zor hava şartlarında, sayısız kez denize attık ve topladık.

Gereksinimlerimiz her ne kadar deniz koşulu 2 ya da 3’ü işaret etse de öngörülemeyen durumların oluşabileceği ve sistemlerimizin çok daha zorlu şartlara dayanabilmesi gerektiğini, sahada öğrendik. Örneğin, Erdek açıklarında gerçekleştirdiğimiz testlerin bir tanesinde, hava tahminlerinin aksine yaşanan bir yağmur ve sel felaketinde, şamandıralarımız günlerce denizde kaldı. Hava durumu sakinleştiğinde ulaşabildiğimiz şamandıralarımızın büyük çoğunluğunun ciddi hasar aldığını gördük ve zaman zaman doğa ana ile de mücadele etmemiz gerektiğini tecrübe edip sistemlerimizi daha zor çevresel koşullara dayanıklı hale getirdik.

 

 

Yurt dışındaki, yaklaşık 20 yıldır benzer sistemleri geliştiren firmalar, ürünlerini, Türkiye’deki platformlar için 2 yılda uyarlayabileceklerini taahhüt ederken biz aynı sürede, daha fazla fonksiyona sahip, daha hassas ve detaylı bir sistemi, teknoloji transferi olmaksızın, kendi kaynaklarımızla özgün olarak geliştirdik.

Sualtı Tespit ve Konumlandırma Sistemi’nin, ülkemizde yerli, milli ve özgün olarak geliştirilmesi; Deniz Kuvvetleri, SSB ve müşterimizle beraber proje ekibimin risk alarak ve zoru başararak yazdığı büyük bir başarı hikâyesidir. Türkiye Cumhuriyeti tarihinde, ilk defa bir sualtı platformu, canlı ve gerçek zamanlı olarak Deniz Kuvvetleri tarafından seyredilmiş ve zaman zaman günleri bulan, sualtı platformlarının sudan çıkartılma veya kurtarılma süreleri, dakikalar içerisinde tamamlanmıştır.

 

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Biz Türk mühendisleri olarak, daha önceden yapılmayan bir sistemi, özgün çözümlerimizle yaptık. Geliştirme aşaması zorluklarla doluydu. Öngörmediğimiz problemleri çözmeye çalıştık. Uykusuz gecelerimiz oldu. Denizde günlerimizi geçirdik, yorulduk, uyumadık, ıslandık. Ama sonuçta elde ettiğimiz başarı, her şeye değdi. Şimdi gururluyuz ve daha iyisini yapabilecek olmanın özgüvenini taşıyoruz.

Bu sistemin ilgili kuruluşlar tarafından kullanılabilmesi için ise TRTest A.Ş. ile sözleşme imzalamış durumdayız. Bize kendimizi tanıtma ve faaliyetlerimizi ilgililere anlatma fırsatı verdiğiniz için sizlere teşekkür etmek istiyorum.

1,714 toplam görüntüleme, 2 bugünkü görüntüleme