Meteksan Savunma’dan, Drone Tehdidine Karşı Yenilikçi Çözüm: Retinar Drone Savar Sistemi – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Meteksan Savunma’dan, Drone Tehdidine Karşı Yenilikçi Çözüm: Retinar Drone Savar Sistemi

26 Nisan 2018

Meteksan Savunma, sınır ve kritik tesis güvenliği için geliştirdiği Retinar Çevre Gözetleme Radarları ürün ailesini, kullanıcının farklı ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde genişletiyor. Türk savunma ve havacılık sanayisinin, alanlarında uzman firmaları ile iş birliğine giden ve Retinar OPUS’un temel alındığı komple bir çözüm oluşturan Meteksan Savunma’nın geliştirdiği Retinar Drone Savar Sistemi, ilk kez, Eurasia Airshow’da görücüye çıkacak.

 

Yeni Asimetrik Tehdit: Drone’lar

Kritik tesis ve sınır güvenliği alanında, güncel ve asimetrik bir tehdit olan drone’lara karşı etkin tedbirler geliştirilmesi ihtiyacı, son yıllarda gittikçe artmaktadır. Drone tanımı, her türlü insansız hava aracı (İHA) için kullanılabilmekle beraber, bu yazıda, asimetrik tehditleri oluşturan araçlar olarak, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğünün İnsansız Hava Aracı Talimatlarına uygun şekilde, İHA0 ve İHA1 kategorisindeki drone’lar referans alınmıştır. Bu sınıftaki drone’lar, genelde çok kanatlı “multicopter” veya sabit kanatlı sınıfta yer alan, ortalama 500 m’nin altındaki alçak irtifalarda uçan; kalkış ağırlığı 25 kg’yi geçmeyen İHA’lardır. Bu sınıftaki drone’lar için, “mini İHA” terimi de sıkça kullanılmaktadır. İHA2 ve İHA3 kategorisinde yer alan drone’ların ise çıkabildikleri irtifa, büyüklükleri ve harekât konseptleri gereği, konvansiyonel hava savunma kategorisinde ele alınması gerektiği değerlendirilmektedir.

 

Gittikçe daha kritik bir konu haline gelen drone savar konsepti içerisinde; tespit, teşhis ve karşı tedbir bir arada bulunmaktadır. Drone’ların tespit ve teşhis isterleri arasında, şunlar sıralanabilir:

  • Drone’ların erken tespiti, önemli bir faktördür. Karşı tedbir sistemleriyle etkileşimli başarım açısından, 3 km’ye kadar tespit menzili gereklidir.
  • Tespit sistemleri, düşük görüş koşullarında etkili olabilmelidir.
  • Sürü halinde yapılabilecek saldırılar, tespit ve takip edilebilmelidir.
  • Aynı anda, farklı yönlerden gelen saldırılar, tespit ve takip edilebilmelidir.
  • Drone’lar, diğer hareketli cisimlerden (kuşlardan vb.) ayırt edilebilmelidir.
  • Karmaşık ortamlarda (şehirler, binalar, vs.), ayrıştırma yapılabilmelidir.

Buna paralel olarak, drone’ların etkisizleştirme isterlerinde de şu unsurlar öne çıkmaktadır:

  • Drone, kritik bölgeye yaklaşmadan etkisiz kılınmalıdır.
  • Şehir içi uygulamalarda, çevreye ve insana zarar verilmemelidir.
  • Drone’un kontrolünü ele almak veya güvenli ve emniyetli bir davranışa sevk etmek tercih edilmektedir.
  • İstihbarata yönelik uygulamalarda, drone’un kontrol edildiği yeri tespit etmek önemli olabilmektedir.

Drone’ların etkisizleştirmesinde kullanılan bazı yöntemler şunlardır:

  • Elektromanyetik karıştırma ile RF kontrol bağlantılarını etkisizleştirme veya ele geçirme.
  • Otonom uçuş yeteneğini geçersiz kılma (GPS karıştırma vb.).
  • Üzerindeki sensörleri köreltme.
  • Kinetik yöntemlerle imha etme (namlulu silahlarla veya füze ile ateş etme vb.).
  • Yönlendirilmiş enerji silahları ile imha etme (Lazer silah sistemleri)
  • Drone avlama (ağ atma, kuş gönderme vb.).

Arazide ve kritik tesislerde çevre güvenliğinin sağlanması konusunda kendini ispatlamış olan Retinar PTR, yakın hava sahasında uçan drone’ları tespit ve teşhis edebildiğini de gösteriyor.

 

Drone’ların tespiti konusunda, birçok yöntem ve teknoloji birbiriyle yarışmaktadır. Bunlar arasında; insan gözü, elektro-optik kameralar, akustik algılayıcılar, elektromanyetik sinyal dinleme, radarlar ile gözetleme gibi birçok yöntem sıralanabilir. Her yaklaşımın, artı ve eksileri bulunmaktadır. Tablo 1’de, bu konuda yapılan araştırmalar neticesinde, yöntemlerin karşılaştırmasına yönelik bir yorum sunulmaktadır.

 

Tablo 1. Drone tespit yöntemlerinin, farklı kriterlere göre karşılaştırılması (X Zayıf, a Orta, aa İyi, aaa Çok İyi).

Menzil Pozisyon Hassasiyeti Hedef Sınıflandırma Düşük Görüş Şartlarında Çalışabilme Sahip Olma Maliyeti
İnsan gözü a aa aaa r aaa
EO / Infrared aa aa aaa r a
Akustik a a a aaa aa
EM Dinleme

Sistemi

a aa aa aaa a
Radar aaa aaa aa a aa a

 

Tablodan da görülebileceği gibi, bu yöntemler arasında, radar ve E/O kamera sistemlerinin birlikte kullanılması, drone tespitinde büyük bir fark yaratmaktadır. Karşı tedbir olarak ise elektromanyetik karıştırma (jammer) sistemleri kullanılarak drone’ların etkisizleştirilmesi, en sık rastlanan çözüm kümesidir. Dünyadaki birçok ürün, bu çözüm kümesi göz önünde bulundurularak geliştirilmeye çalışılmaktadır. Ancak “Radar + Kamera + Jammer” üçlüsünden oluşan bu çözümlerin, her koşulda üstün performans sergileyeceği şüphelidir. Bu seçimin dezavantaj oluşturabilecek bazı özellikleri şöyle sıralanabilir:

  • Radarla şehir içinde yayın yapmak, insan sağlığına zararlı olabilir.
  • Şehir içinde, radar sinyalinin hedef dışındaki çevresel yüzeylerden yansıması nedeniyle geri dönen sinyalden hedef sinyalinin çıkarılması işi karmaşıklaşmaktadır.
  • Bulunulan alanda, 360 derecelik hava sahasını tek bir radarla kapsayabilmek için, çok nitelikli, 3 boyutlu hava savunma radarları kullanmak gerekir.
  • Uzun menzilde, gece/gündüz kameralarıyla takip ve teşhis yapabilmek, çok güçlü donanım gerektirir.

RF karıştırıcıları, drone’lara karşı en sık kullanılan yöntemler arasında yer alıyor.

 

 

Amerikan Kara Kuvvetlerinin 2016 yılında gerçekleştirdiği bir testte, lazer silahlarının drone üzerindeki etkisi görülüyor.

Diğer tespit ve imha yöntemlerinin dezavantajları da aşağıda listelenmiştir.

Akustik yöntemlerin dezavantajları:

  • Çevresel gürültünün çok yüksek olduğu ortamlarda, iyi performans gösteremez.
  • Uzak menzillerde (>500 m) tespit kabiliyeti düşüktür.
  • Konum doğruluğu çok yüksek değildir.
  • Geniş bir alana kurulmuş, büyük anten dizinleri gerektirebilir.

Elektromanyetik alıcıların dezavantajları:

  • Kontrol bağlantısını kapamış, otonom uçan drone’lar kapsanamamaktadır.
  • Geniş alan kapsama için, ayrık anten dizinleri gerektirmektedir.
  • Düşük menzillidir.
  • Hassasiyet ve EM kirlilik problem olabilmektedir.

RF Karıştırıcı sistemlerin dezavantajları:

  • Otonom uçan drone’lara karşı etkisizdir.
  • Geniş bant karıştırma sırasında, dost kanallara istenmeyen girişimler olabilmektedir.

Kinetik yöntemlerin dezavantajları:

  • Amaç dışı istenmeyen zayiata sebep olabileceğinden, şehir içi kullanıma uygun değildir.
  • Çevreye zarar verilebilmektedir.
  • İnsan hayatına tehdit oluşturabilmektedir.

Ağ atma, kuşla avlama vb. yöntemlerin dezavantajları:

  • Pratik bir çözüm olarak gözükmemektedir.
  • İdame edilebilirlik konusunda sıkıntı oluşturabilmektedir.

Yönlendirilmiş enerji silahlarının (lazer silah sistemleri) dezavantajları:

  • Yazılımsal ve mekaniksel kısıtlamalarla şehir içi kullanıma uygun olmakla birlikte, patlayıcı taşıyan bir drone’nun, patlayıcısının havada imha edilememesi durumunda, harici hasara sebep olabilmektedir.

Yukarıda sayılan nedenlerden dolayı, asimetrik drone tehdidine karşı korunacak bölgenin özelliği (sınır bölgesi, binalar, kompleks yapılar, insanların toplandığı alanlar, stadyumlar, santraller, vs.), konumu (şehir içinde, sınır bölgesinde, açık alanda, vs.), tehdidin gelme ihtimali yüksek olan yönler vb. unsurlar, en etkin karşı tedbir sistemlerinin seçimi ve kurulumu üzerinde etkilidir. Açık alanda yerleşik alçak binalardan oluşan bir bölgenin korunmasında, bir kule üstüne konuşlanmış radar-kamera-jammer konfigürasyonu başarılı olabilir. Fakat insanların toplandığı, irili ufaklı kompleks yapıların olduğu şehir içi uygulamalarda, aktif elektromanyetik yayınım yapan sistemler için, gerek performans gerekse frekans kullanım tehditleri açısından kısıtlamalar söz konudur. Bu gibi durumlarda, ancak farklı doğrultulara yönlendirilmiş farklı sensörler bir arada kullanılarak en etkili koruma sağlanabilir. Bu değerlendirmede, önemli bir nokta da sistemin maliyet etkinliği olacaktır.

 

Drone Savar Sistemleri

Buraya kadar olan bölümde, drone savar sistemlere yönelik, dünyada mevcut yaklaşımlar ile bu yaklaşımların, artı ve eksileri ele alınmıştır. Bu değerlendirmeler, hiçbir sistemin, her durumda %100 etkinlik sağlayamayacağı; farklı durumların, farklı çözümler gerektireceğini ortaya koymaktadır. Asimetrik bir ortamda, muhasım, çok ucuz ve pratik yaklaşımlarla karşınıza çıkabilmekte; bu yaklaşımlar da sahip olduğunuz, çok pahalı ve karmaşık sistemleri, bir anda etkisiz kılabilmektedir. Bu bir, tedbir-karşı tedbir yarışıdır. Çözüm kümesinin, en temel anlamda, şu unsurları barındırması gerektiği düşünülmektedir:

  • Korunacak bölgeye uygun, özelleşebilen çözümler gerekmektedir.
  • Ölçeklenebilir ve modüler bir mimari ile en uygun sensörler bir araya getirilmelidir.
  • Standart arayüzlerle açık bir mimari oluşabilmelidir.
  • Sensör füzyonu ile değer arttırılmalıdır.
  • Maliyet etkin bileşenlerle çözüm oluşturulabilmelidir.

Farklı sensörlerin ürettiği bilgilerin bir araya getirilip birlikte değerlendirilmesi (sensör füzyonu) ile çok daha yüksek doğrulukta kararlar oluşturulabilmektedir. Tek bir radarın yetmediği bazı durumlarda, birden fazla radarın, bir ağ halinde (multistatik) çalışması arzu edilebilmektedir. Lazer teknolojisinden, hedef drone’un imha edilmesi veya etkisiz kılınması amacıyla faydalanılabilmektedir. Yerine göre, sese duyarlı akustik sensörlerle ya da elektromanyetik almaçlarla dinleyerek konum belirleme teknikleri uygulanabilmektedir.

Sonuçta, drone savar sistemlere yaklaşımın, mükemmel bir bütünleşik tespit ve karşı tedbir sistemi tasarlamaktan ziyade, farklı sistemlerin, standart arayüzlerle ve ölçeklenebilir mimarilerde, amaca uygun bir şekilde entegre edildiği, bir “sensör füzyon platformu” oluşturma yönünde olması gerektiği düşünülmektedir. Bu platform, temelde şu unsurları tarif etmelidir:

  • Ölçeklenebilir mimari.
  • Sensör füzyon yazılımı.
  • Standartlara uygun arayüzler.
  • Amaca uygun aktif ve pasif unsurlar:
    • Radarlar,
    • Kameralar,
    • Akustik sensörler,
    • Elektromanyetik RF alıcılar,
    • Jammerlar ve
    • Lazer DIRCM.

Meteksan Savunma tarafından geliştirilen Retinar OPUS sistemi, optimize edilen tasarımıyla, yukarıda belirtilen drone savar platformun, temel sensörü olacak niteliktedir. Benzer şekilde, daha geniş ya da daha dar özelliklere sahip, farklı aktif ve pasif sistemler de bu füzyon platformuna dâhil edilebilir ve korunmak istenen bölgeye en uygun çözüm önerilebilir.

 

Yenilikçi Bir Drone Savar Çözümü

Meteksan Savunma, değişik durum ve senaryolarda, drone tehdidine karşı etkin bir çözüm oluşturmak üzere, yukarıda ele alınan sensör füzyon platformunun önemli bir unsur olduğunu değerlendirmektedir. Tümleşik sistem bakışını kaybetmeden, etkin sensör ve karşı tedbir unsurları geliştirilmesi gerektiğinin bilincinde olan Meteksan Savunma, Türk savunma ve havacılık sanayisinde, ilgili konular hakkında, ayrı ayrı tecrübeleri ve ürünleri olan firmalarla bir araya gelerek sinerjik bir girişim kurulmasını hedeflemiştir. Bu iş birliği içerisinde, radar ve lazer silah sistemleri konularında uzman, milli üreticiler yer almaktadır.

Retinar Drone Savar çözümünde, yukarıda verilen bilgiler ışığında, öncelikli olarak 3 ana alt sistem bulunmaktadır:

  • Retinar OPUS Tümleşik Radar ve Elektro-Optik Suit / Meteksan Savunma
  • Lazer Karşı Tedbir Sistemi / SAVER
  • RF Karıştırıcı (yerli firma üretimi milli ürün)

Önerilen sistemde; Retinar OPUS bünyesinde bulunan radar, drone’a yönelik ilk tespiti yapmaktadır. Yapılan testlerde, Retinar OPUS’un radarının, drone tespitinde ve takibinde kullanılabildiği gösterilmiştir. Tespit edilip takibine başlanan hedef drone, yine Retinar OPUS’un termal/gündüz kameralarıyla kimliklendirilmekte ve devamında, daha hassas pozisyonlama ve takip yapılmaktadır. Retinar OPUS tarafından sağlanan, hedef drone yön ve pozisyon bilgisi, sistemin diğer unsurları olan, RF karıştırıcı veya lazer sistemine iletilmektedir. Ortam koşullarına uygun olarak seçilecek karşı tedbir sistemine göre de RF karıştırıcı veya lazer sistemi ya da her ikisi birden hedefe angaje olarak drone’u etkisiz hale getirmektedir. Bu sistem, korunması hedeflenen bölgenin ya da tesisin özelliklerine göre, konfigüre edilebilir yapıdadır. İzleyen bölümlerde, sistem çözüm önerisinde yer alan alt sistemler hakkında detaylar yer almaktadır.

 

Retinar OPUS

Retinar OPUS, sınır güvenliği ve kritik tesis güvenliği için tasarlanmış; radar ve gece-gündüz kameraların sinerjik bir şekilde çalışmasına dayalı, bir çevre gözetleme sistemidir. Retinar OPUS, drone’lara karşı da algılama, tespit ve takip açısından tatmin edici bir performans göstermektedir. Yapılan saha testlerinde, Retinar OPUS, 1,5 km mesafeden, küçük drone olarak sınıflandırılan DJI Phantom 4’ü; 2,5 km mesafeden de büyük drone olarak sınıflandırılan Hexacopter’i tespit ve takip etmiştir.

Şekil 1. Retinar OPUS

 

 

Retinar OPUS’un bir diğer özelliği de spektrogram analizi ile mikro-Doppler imza çıkararak, hedefin teşhis ve kimliklendirilmesi konusunda yorum yapabilmesidir. Sistemde, otomatik hedef tanımaya yönelik algoritmalar yer almaktadır. Bu algoritmalar, bir tür yapay zekâ prensibinde çalışmaktadır. Retinar OPUS tarafından sağlanan spektrogram analizi sayesinde, kullanıcı, spektrogram grafiklerinden, hedefin ne olduğuna dair kendi çıkarımlarını yapabilmektedir. İlerde oluşabilecek ihtiyaçlara göre, bu konuda bir otomasyon sağlanması da gündeme gelebilecektir. Kamera sistemleri, hedef tanıma konusunda en güçlü araçlar olarak bilinmektedir. Ancak, özellikle sisli ve puslu havalar gibi düşük görüş koşullarında, kameraların performansı da oldukça düşmektedir. Bunlara ek olarak, kameraların, uzun menzillerden teşhis yapabilmesi için, çok hassas yönelimle çok derin yakınlaştırma yapılması gerekmektedir. Aksi takdirde, birkaç pikselde beliren bir görüntü için, tanıma ve teşhis gibi işlemler yapılamamaktadır. Bunun yapılabilmesi için de üstün nitelikli, çok pahalı kamera sistemleri gerekmektedir. Retinar radarlarında bulunan spektrogram analizi özelliği, kameraları tamamlayıcı niteliktedir ve hedefin mikro-Doppler imzasını çıkarmak suretiyle ayrı bir sınıflandırma-teşhis yeteneği vermektedir. Retinar’ın bu özelliğinin, çok kanatlı drone’lara yönelik olarak testleri gerçekleştirilmiştir. Çok kanatlı drone’ların, kanat kol sayıları ve pervane sayıları itibariyle farklı doppler imzaları oluşabilmektedir. Retinar algoritmaları ile karşı tedbir angajmanı öncesi drone’ların teşhisi, bu sayede mümkün olabilir. Bu da Retinar’ı benzerlerinden öne çıkartabilecek önemli bir özelliktir.

Şekil 2. Büyük ve Küçük Drone’lara Ait Spektogram Ekranları

 

Retinar OPUS’un kullanıcı arayüzü, 2 boyutlu ve 3 boyutlu sayısal harita altlıkları üzerinde çalışabilmektedir. Retinar OPUS’ta bulunan önemli bir özellik de tarama bölgesinin 3 boyutlu sayısal haritası yüklendiği durumda, tarama ekranının, 3 boyutlu olarak görselleştirilebilmesidir. Çevre gözetleme radarları için yenilikçi sayılabilecek bu özellik sayesinde, operatörün çevresel algısı, üst düzeye çıkarılmaktadır. Drone tespiti açısından, bu tür bir ekran, çok büyük fayda sağlamaktadır.

Şekil 3. Retinar OPUS Kullanıcı Arayüzü

 

Retinar OPUS, hedef drone’lara ait elde ettiği koordinat bilgilerini, sistem içinde bulunan RF karıştırıcı ve lazer silahı gibi önleme unsurlarına aktarıp diğer sensör birimleri ile veri füzyonunu sağlar. Tüm bileşenler, C2Net komuta kontrol yazılımı ile tek bir merkezden kontrol edilebilir.

 

Lazer Karşı Tedbir Sistemi

Sunulacak çözümde kullanılacak Lazer Karşı Tedbir Sistemi’nin, lazer konusunda, teknolojik sistem çözüm boyutuyla faaliyet gösteren SAVER firması tarafından geliştirilmesi planlanmaktadır.

SAVER firması tarafından, drone imhasına yönelik, tamamen milli ve yerli olarak geliştirilmekte olan lazer sistemi, lazer kaynağı ve yönlendirme sisteminden oluşmaktadır. Retinar OPUS tarafından radar ile tespit ve takip edilen hedefler, termal ve gündüz kameralarla hassas pozisyon takibine alınarak teşhis edilir. Hedef, operatör tarafından drone olarak teşhis edildikten sonra da komuta kontrol kademesinde, lazer ile angajman kararı verilir. Hedefi lazer ile etkisizleştirme kararı verilmesiyle yüksek güçlü lazer enerjisi, belli bir süre boyunca hedef üzerine yönlendirilir. Lazer karşı tedbir sisteminin ana bileşenleri, Şekil 4’te yer almaktadır.

Şekil 4. Lazer Karşı Tedbir Sisteminin Ana Bileşenleri

 

 

Lazer kaynağının yapısı; lazer rezonatör, soğutucu ünitesi ve güç kaynağı birimlerinden oluşur. Bu unsurlar, Şekil 4’te, gösterim amaçlı olarak, farklı birimler halinde yer almaktadır. Üretilen yüksek güçlü lazer, optik izleme ve yönlendirme birimi üzerindeki, lazer optik biriminden ışınım yapar. Optik izleme ve yönlendirme birimi, 3 eksende hassas yönlenme yapabilen bir gimbal üzerinde; SWIR kamera, MWIR kamera, gündüz kamera, lazer mesafe ölçer, lazer optikleri, GPS-pusula ve kontrol ve görüntü işleme alt birimlerinden oluşmaktadır. Geliştirilen lazer karşı tedbir sisteminin, optik izleme ve yönlendirme birimine dair ön tasarım, Şekil 5’te gösterilmiştir.

Şekil 5. Optik İzleme ve Yönlendirme Sistemi

 

 

Drone imhası için kullanılacak olan lazer karşı tedbir sisteminin genel özellikleri, aşağıda sunulmaktadır:

  • Lazer kaynağı gücü: 3 kW,
  • Dönüş hızı: 60 derece/s,
  • Çözünürlüğü: 10 arcsec,
  • Güç gereksinimi: 28 V/10A
  • Yatay hareket: 220o,
  • Dikey hareket: +75o -15o,
  • Açısal hız hesaplama ve konumsal hareket sağlama,
  • Çevre ve iklim koşullarına karşı dayanımlı, askeri standartlar uygun,
  • Konsol üzerinden işaretlenen hedefe otomatik takip,
  • Hassas mesafe ölçümü,
  • 000 m’den itibaren tespit ve takip; 600 m’den itibaren teşhis ve hassas takip,
  • 50-500 m mesafeden drone imhası,
  • Entegre MWIR, SWIR, gündüz optik, LRF,
  • Toz ve suya karşı korumalı,
  • Yerde, araç üzerinde veya benzer bir platform üzerinde kullanılabilecek şekilde modüler yapıda tasarım,
  • Sistem Komuta Merkezi tarafından uzaktan kontrol.

 

RF Karıştırıcı

Drone savar sisteminin diğer önemli bir unsuru da RF karıştırıcı sistemidir. RF karıştırıcı, drone’ların komuta bağlarını ve GNSS alıcılarını etkisizleştirmek üzere; GPS L1, L2, WiFi 2.4 ve 5.8 bantları dâhil olacak şekilde, 1-6 GHz arasında seçili alt bantlarda; sıralı, spot, paralel veya baraj karıştırma yapabilir. Sistem, farklı bantlarda, ayrı yönlü antenlerle hedefe doğru bağımsız yönlendirilme suretiyle çalışır. Yönlendirme ve hedefe angajman işlemi, Sistem Komuta Merkezi tarafından gerçekleştirilir. Bu şekilde, ortamda istenmeyen elektromanyetik kirlilik yaratmadan, doğrudan hedef drone’lara etki etmek amaçlanmıştır. Buna paralel olarak, sürü halinde gelebilecek drone’lara karşı da etkili olmak için, GNSS bantlarında, eşyönlü (omni) antenlerle karıştırma da yapılabilmektedir. Komuta bağı ve GNSS sinyalleri, drone üzerindeki almaçlarda karıştırıldığında, drone’un uzaktan kontrolle veya otonom olarak istenilen yöne sevki engellenmektedir. Günümüzde, birçok ticari drone, kontrol bağı veya GNSS sinyalleri karıştırıldığında, olduğu yerde kalmakta ve yere inmektedir. Aynı şekilde, drone’un telemetre bağı da karıştırılabilmektedir. Bu sayede, drone’un, kamera vb. gözetleme unsurlarının elde ettiği verilerin, uzaktan kontrolün yapıldığı noktaya iletimi etkisizleştirilebilmektedir.

RF karıştırıcı sistem çözümü yurt içinde konu üzerinde uzmanlaşmış kurumların çözümlerinin Retinar Drone Savar sistemine entegrasyonu ile gerçekleştirilmektedir.

 

Sonuç

Hobi amaçlı satılan drone’ların, modifiye edilerek ölümcül silahlar haline getirilmesi, günümüzde, asimetrik tehditlerin bir parçası olarak, terör örgütleri tarafından sıkça kullanılan bir yöntem olmuştur. Maliyeti birkaç yüz dolar mertebesinde olabilen bu sistemler, özellikle patlayıcı yüklendiğinde, çok büyük zararlar verebilmekte; askeri personel ve sivil halk için büyük tehlike teşkil etmekte; ciddi istihbarat zafiyeti yaratmakta ve en önemlisi, psikolojik baskı unsuru oluşturmaktadır. Bunların önüne geçmenin ve drone’ların güvenli mesafelerden tespit edip etkisizleştirmenin yolu, etkin ve komple bir drone savar çözümünün oluşturulmasından geçmektedir. Bu kapsamda, Meteksan Savunma’nın Retinar OPUS ürünü ve sistem bileşenlerini oluşturan diğer milli ürünlerin de kullanımı ile hayata geçen Retinar Drone Savar Sistemi, günümüzün tehditlerine, geleceğin teknolojisi ile cevap verecektir.

Her biri kendi alanında uzman olan şirketlerin iş birliği ile oluşturulan Retinar Drone Savar Sistemi, ilk kez, Eurasia Air Show’da, Meteksan Savunma standında sergileniyor.

2,339 toplam görüntüleme, 5 bugünkü görüntüleme