Otokar, AKREP II ile “Silahlı Keşif”i Yeniden Tanımlıyor – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Otokar, AKREP II ile “Silahlı Keşif”i Yeniden Tanımlıyor

11 Haziran 2019

MSI Dergisi’nin 179’ncu sayısında yayımlanan özel haber, derginin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

 

Özgün olarak tasarladığı ve ürettiği 30.000’in üzerindeki askeri araç, 30’dan fazla ülkenin envanterinde yer alan Otokar, 24 Nisan’da düzenlediği basın toplantısı ile yeni geliştirdiği AKREP II aracını tanıttı. Sektör basınının yanı sıra ulusal ve yerel basın tarafından da yoğun bir ilgi ile takip edilen toplantı sırasında konuşan Otokar Genel Müdürü Serdar Görgüç, firmanın son dönemde savunma sanayisi alanında yürüttüğü faaliyetler ve ihracat çalışmalarını da anlattı.

 

AKREP II’nin düşük silüeti, keşif görevlerini gizli şekilde yerine getirmesini kolaylaştırıyor.

 

Otokar, AKREP II’ye, 1990’lı yıllarda ortaya koyduğu AKREP aracının genlerini aşıladı. Sahip olduğu sessizlik, düşük silüet ve kompakt yapı gibi özellikleri AKREP’ten miras alan AKREP II’de, balistik ve mayın koruması ile ateş gücü gereksinimlerinden de ödün verilmedi. AKREP’in, Türkiye’de termal kameralar ile donatılan ilk hafif zırhlı araç olduğunu dile getiren Görgüç, benzer şekilde, AKREP II’nin de odağında teknoloji olacak şekilde tasarlandığını ifade etti.

Son 20 yılda dünyada değişen tehditler nedeniyle silahlı devriye, keşif ve gerektiğinde meskûn mahal çatışmalarında kullanılabilecek araçlara olan ihtiyacın arttığını ve yeni nesil zırhlı araç AKREP II’nin buradan yola çıkarak geliştirildiğini belirten Görgüç, şunları ekledi: “Kullanıcılarımızda, her türlü keşif ve gözetleme görevleri başta olmak üzere, birçok silah sistemi entegrasyonuna imkân veren düşük siluetli, yüksek balistik korumalı bir zırhlı araç ihtiyacının geliştiğini gözlemledik. 1995’te ürün ailemize eklediğimiz, yurt içinde ve dışında başarılar gösteren AKREP aracımız, silueti küçük, 3 kişilik bir platformdu. Güncel beklenti ve gelecekteki tehditlere karşı, sahip olduğumuz bilgi birikimimizi ve yüksek teknolojiyi kullanarak yeni nesil AKREP II’yi geliştirip ürün ailemize ekledik. AKREP II’nin yüksek atış gücü, üstün koruma ve beka kabiliyeti, yüksek hareket kabiliyeti, düşük silueti, çevikliği ile özellikle ihracat pazarlarında başarı göstermesini bekliyoruz.”

AKREP II’nin, farklı görevlere uyarlanabilecek şekilde modüler bir platform olarak tasarlandığını; aracı, teknolojinin imkânlarından en üst derecede faydalanılabilecek şekilde geliştirdiklerini açıklayan Görgüç, şu şekilde devam etti: “Muharebe alanı koşulları ve kullanıcı beklentileri sürekli değişiyor. Ordular, teknolojinin operasyonel avantajları ve lojistik verimliliğinden en üst düzeyde faydalanmak istiyor. Bu nedenle modern ordularda, yeni nesil araç ve çözüm beklentisi artıyor. Daha fazla verimlilik ve performansı arttıracak teknolojik çözümleri kullanmak istiyorlar. Tüm bu beklentileri göz önünde bulundurarak AKREP II’yi, her türlü güncel ve gelecek teknolojik alt yapıya entegrasyon imkânı yaratacak şekilde tasarladık. Örneğin, uzun soluklu keşif ve gözetleme sistemlerine uygun ekipmanlarla donatılan bir AKREP II, yüksek tespit ve tanıma imkânı ile bu verileri eş zamanlı olarak dijital bilgi sistemlerine aktarabilecek. Bu yönüyle AKREP II, ileri teknolojileri askeri sahaya taşımada öncü olacak.”

 

Düşük Silüet, Yüksek Koruma ve Ateş Gücü

Basın toplantısı kapsamında; dizel, elektrikli ve hibrit tahrikli olmak üzere 3 farklı alternatifi geliştirilmekte olan AKREP II’nin, elektrik tahrikli sürümü AKREP IIe, yine Otokar tasarımı, 25 mm otomatik topa sahip BOZOK kulesi entegre edilmiş şekilde tanıtıldı. Silah sistemi olmaksızın 1,8 metre, BOZOK silah kulesi ile birlikte de 2 metrenin biraz üzerinde yüksekliğe sahip olan AKREP II, düşük silüeti ile dikkat çekiyor. AKREP IIe’nin elektrik tahriki ise aracın termal izlerini ve gürültüsünü büyük ölçüde azaltıyor. Elektrik tahriki sayesinde ayrıca, içten yanmalı motorlara has, şanzıman ve aktarma organlarına ait parçalar gibi çeşitli bileşenler araçta yer almadığı için, araç daha da hafifliyor. Bu durumun bir başka avantajı ise geleneksel tasarıma sahip tekerlekli araçlarda, mürettebat kabininin ön orta bölümünde bulunan ve güç gurubundan kaynaklanan çıkıntının yer almaması. Oldukça kompakt bir tasarıma sahip olan AKREP II’nin mürettebatı ise komutan, sürücü ve silah operatörü olmak üzere sadece 3 kişiden oluşuyor.

Basın toplantısında sergilenen AKREP II’nin üzerinde, 25 mm ana silaha sahip, Otokar tasarımı BOZOK kulesi yer aldı.

 

Bu özellikleri ile AKREP II, Otokar’ın COBRA II aracından daha hafif olmasına rağmen aynı koruma seviyesine sahip. Ayrıca AKREP II’nin yürüyen aksamı, COBRA II ile aynı azami yükü taşıyabiliyor. Mevcut kullanım konseptinde personel taşıma bulunmayan AKREP II, bu sayede çok daha fazla faydalı yük taşıyabiliyor.

En başından itibaren “Silahlı Keşif” konsepti göz önünde bulundurularak geliştirilen AKREP II, 90 mm’ye kadar ana silaha sahip kulelerle de donatılabilecek. Bu, 4×4 sınıfındaki bir zırhlı araç için oldukça yüksek bir ateş gücü anlamına geliyor. Bu sayede, keşif görevi sırasında tespit ettiği hedefleri, komuta kontrolde yaşanabilecek zaman kaybı ve zafiyetlerden bağımsız olarak, gecikmeksizin ve anında ateş altına alabilecek olan araç, elektrikli tahrik sistemi sayesinde de hızla bölgeden uzaklaşabilecek.

Basın toplantısına katılanlar arasında, Otokar Mali İşlerden sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Hüseyin Odabaş (Solda), Askeri Araçlar Pazarlama ve Satıştan sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Uğur Sedef Vehbi (ortada) ve Askeri Araçlar Mühendislik Grup Direktörü Akif Akfert (sağda) de vardı.

 

Elektrik Tahriki ile Gelen Gizli Güç

İçten yanmalı motorlara kıyasla pek çok avantajı bulunan elektrikli tahrik sistemi, silahlı keşif konseptini bir adım öteye taşıyor. Öncelikle elektrik motorları, çok daha sessiz bir şekilde ve çok daha düşük ısı üreterek çalışıyor. Bu iki özellik, aracın keşif görevleri sırasında gizliliğini korumasını kolaylaştırıyor. Ayrıca elektrik motorları, harekete geçtikleri ilk an da dâhil olmak üzere, sabit bir tork üretiyorlar. Bu da elektrikli tahrike sahip bir aracın, çok yüksek bir ivmelenmeye sahip olmasını sağlıyor. Ürettikleri beygir gücü ve tork, elektrik gerilimi ile kontrol edilen ve bu sebeple şanzımana ihtiyaç duymayan elektrikli motorların bir diğer avantajı da bakım idamelerinin nispeten daha kolay olması.

Bu özelliklerin tamamını bünyesinde toplayan AKREP IIe, ayrıca frenleme enerjisini de depolayarak, zaten yüksek olan yakıt verimliliğini de bir kademe yukarı taşıyor. Araçta kullanılan batarya teknolojisi ise lityum-iyon.

Dizel tahrikli araçlarda, güç grubu genellikle aracın ön bölümünde yer alıyor. AKREP IIe’de ise bu bölüm, tıpkı bir bagaj gibi tamamen boş. Bu da kullanıcıya, gerektiğinde ek bataryalar veya farklı alt sistemlerin yerleştirilebileceği önemli bir hacim sunuyor. Ayrıca AKREP II’nin geliştirilmekte olan dizel veya hibrit sürümlerinde de itki sistemleri farklı yerlere konumlandırılarak aracın önündeki bu alandan feragat edilmeyecek.

Otokar’ın 1990’lı yıllarda geliştirdiği AKREP (üstte) ve yeni geliştirdiği AKREP II (altta).

 

 

Türkiye’nin İlk Elektrikli Zırhlı Aracı

Otokar’ın, savunma sanayisinde global bir marka olma hedefine cesur adımlarla ilerlediğini kaydeden Görgüç; “Kara sistemleri alanında sektöre öncülük eden ve birçok ilki kazandıran Otokar, savunma sanayisindeki iddiasını, yeni nesil zırhlı AKREP II ile farklı bir boyuta taşıyor. İlk versiyonu, Türkiye’nin ilk elektrikli zırhlı aracı olan AKREP IIe, bize elektrikli araç teknolojisinin askeri araçlara uygulanmasına yönelik bilgi ve tecrübe kazandırırken, Türkiye’nin askeri tip elektrikli, hibrit ve otonom araçlar konusunda ilk adımları olacak.” dedi.

AKREP IIe’nin, Otokar ve Türkiye için bir mihenk taşı olacağını kaydeden Görgüç, araçla ilgili hedeflerini şu şekilde ifade etti: “Otokar, AKREP IIe ile elektrikli araç teknolojisinin zırhlı araçlara uygulanması yönünde eşsiz bir bilgi birikimi kazanmıştır. Bu gelişme, geleceğin hibrit ve otonom zırhlıları için ilk adım niteliği taşımaktadır. Hedefimiz, AKREP II’nin, Türkiye’nin teknoloji ihracatında öncü ürünlerden biri olmasıdır.”

BOZOK silah kulesinin standart (yukarıda) ve yeni (aşağıda) sürümleri. Basın toplantısında tanıtılan AKREP IIe üzerinde, BOZOK silah kulesinin uzaktan komutalı olarak tasarlanan yeni sürümü yer aldı.

Otokar, Artık Teknoloji Transferi Yapıyor

Hem paramiliter güçler hem de silahlı kuvvetler için kara araçları tasarlayarak üreten Otokar’ın ürün gamında, 6 tonluk hafif zırhlı tekerlekli araçlardan, daha yüksek zırh korumasına sahip paletli araçlara kadar pek çok ürün mevcut olduğunu söyleyen Görgüç, firmanın sektördeki konumunu şöyle özetledi: “Savunma sanayimizin ürettiği ürünler, araçlar, küresel çapta takdir topluyor. Türkiye’nin tek milli kara sistemleri üreticisi Otokar olarak, biz de bu alanda ürettiğimiz araçlarımız ve teknolojimiz ile ülkemize katma değerimizi artırıyoruz. NATO ve Birleşmiş Milletler’in tedarikçisi konumunda olan Otokar’ın, kendi teknoloji, tasarım ve uygulamaları ile ürettiği 30.000’den fazla aracı, Türkiye’de ve dünyanın dört bir yanında aktif olarak kullanılıyor.”

Birleşik Arap Emirlikleri’nde, 2017’de başladıkları projeye de değinen ve bu proje kapsamında kendi tasarımları olan ARMA 8×8 aracı üzerinden RABDAN 8×8’i geliştirdiklerini belirten Görgüç, şunları ekledi: “Araçlarımızın ünü sınırlarımızı aştı; ürettiğimiz araçlarla dünyada rekabetçi konuma ulaştık. Otokar, savunma sanayisinde, artık sadece ürün üretip satan değil, bilgi birikimi ihraç eden, Türkiye’den teknoloji transferi yapan bir şirket konumuna ulaştı.”

AKREP II’de, komutan ve nişancı arkada, sürücü ise ön orta bölümde oturuyor.

 

Güçlü Ar-Ge ve Artan İhracat

Son 10 yılda, 1 milyar lira Ar-Ge harcaması yaptıklarını dile getiren Görgüç, Otokar’ın tasarladığı tüm askeri araçlarının fikri mülkiyet haklarının da kendisine ait olduğunu söyledi. Son yıllarda ihracata verdiği önemi giderek arttıran Otokar’ın, 2018 yılındaki savunma cirosunun %82’sini ihracat gelirleri oluşturdu. Firmanın tüm sektörlerdeki ihracatının toplam cirodaki payı ise %65 seviyesinde ve 211 milyon dolar olarak geçekleşti. Hem askeri hem de sivil alanda ihracat gerçekleştirilen ülke sayısı ise 80’i geçti. Görgüç, Otokar’ın ihracattaki atağını şu şekilde dile getirdi: “Savunma sanayisinin ihracat içerisindeki payı giderek artıyor ve bu artan trendle birlikte artık Otokar, giderek daha fazla ihracata önem veren, giderek daha fazla ihracat pazarlarında ürünleri yer bulan ve ihracat pazarlarında büyüyen bir şirket haline döndü.”

TULPAR Hafif Tankı için İhracat Haberi Yakın

Görgüç, ilk kez geçtiğimiz yıl Fransa’da düzenlenen Eurosatory fuarında kamuoyuna tanıttıkları TULPAR hafif tankı ile ilgili ihracat çalışmalarından da bahsetti. Dünyanın farklı coğrafyalarındaki 2 ülkede devam eden ihalelerde yarışan TULPAR hafif tankı, bu ülkelerde gerçekleştirilen atış testleri de dâhil olmak üzere, tüm testlerden tam not aldı. Araç, bu iki ülkede de kısa listeye kalmayı başardı. Temmuz ayına kadar belli olması beklenen ilk ihalede Çinli Norinco ile rekabet eden Otokar; diğer ülkede ise 3 rakiple yarışıyor.

Görgüç, aracın tasarımının ardında yatan motivasyonu ise şu şekilde özetledi: “Modern ordularda, keşif ve ateş destek aracı olarak etkin görev alan hafif ağırlık sınıfı tanklar, değişen muharebe koşulları ve farklılaşan tehditler dikkate alındığında, sektörde artan bir ihtiyaç olarak öne çıkıyor. Bu eğilim doğrultusunda, dünyanın çeşitli coğrafyalarındaki kullanıcıların beklentilerinden yola çıkarak deneyimimizi, mühendislik kabiliyetlerimizi ve Ar-Ge imkânlarımızı birleştirerek TULPAR hafif tankını tasarladık.”

372 toplam görüntüleme, 5 bugünkü görüntüleme