SAHA İstanbul, Yeni Yönetimiyle Gelecek Döneme Hazır – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

SAHA İstanbul, Yeni Yönetimiyle Gelecek Döneme Hazır

8 Temmuz 2019

MSI Dergisi’nin 180’inci sayısında yayımlanan özel haber, derginin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

 

2015 yılında, 27 firmanın bir araya gelmesi ile kurulan SAHA İstanbul, bugüne kadar hızlı bir büyüme sergiledi ve 391 üyesiyle Türkiye’nin en büyük; Avrupa Kümeler Birliği’nin ise ikinci büyük sanayi kümelenmesi haline geldi. Kaydettiği bu büyüme ile dikkatleri çeken kümelenme, başarılarını önümüzdeki döneme taşıyacak yeni yönetimini, 18 Mayıs’ta gerçekleştirilen 3. Olağan Genel Kurul Toplantısı’nda belirledi.

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcıları Hasan Büyükdede ve Mehmet Fatih Kacır’ın da katılımıyla gerçekleştirilen toplantıya, savunma, havacılık ve uzay sanayisinden birçok temsilci de katılım sağladı.

Toplantıda, ilk açılış konuşmasını, SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar gerçekleştirdi. Bayraktar, başlangıçta; 100 bine yakın sanayi kuruluşunun, 54 üniversitenin, 14 teknoparkın, 52 tersanenin yer aldığı, Türkiye’nin sanayi üretiminin %54’ünü gerçekleştiren Kuzey Marmara’daki firmaların, SAHA İstanbul çatısı altında buluşturulmasının hedeflendiğini belirtti. Bu hedefin ötesine geçildiğini ise “Artık SAHA İstanbul, yakaladığı ivme ve büyüme ile her bölgeden firmaların katıldığı, Türkiye kümelenmesi haline gelmiştir. Bir cazibe merkezi olmuştur.” diyerek anlattı.

Bayraktar, konuşmasına şöyle devam etti: “2004 yılında başlayan, milli ve özgün üretim modeli için ortaya konulan güçlü irade, Türkiye’nin savunmada bugün geldiği noktanın temellerini oluşturdu…  Her geçen yıl savunma ve havacılık sanayisindeki yerli üretim oranı ve üretime dâhil olan firma sayısında önemli artış yaşanıyor. Savunma ve havacılık projeleri, yerli tedarikçilerin teknoloji üretme kabiliyetini artırdı, maliyetleri azalttı. Savunma ve havacılık sanayisinde elde edilen bu teknolojiler, diğer sektörler için de bir rol model oldu ve oralarda da bu teknolojik ilerlemenin başlamasına vesile oldu.”

 

Soldan sağa: TRTEST Genel Müdürü Bilal Aktaş, Altınay Robotik Yönetim Kurulu Başkanı Hakan Altınay, Akım Metal İdari Genel Müdür Yardımcısı Ali Fazıl Böyet, Kayalar Bakır Yönetim Kurulu Başkanı Cengiz Kaya, Gökser Makina Genel Müdür Yardımcısı Hilal Ünal Türkan, Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün, KORDSA Ar-Ge Direktörü Deniz Korkmaz, TAIS Genel Müdürü Doğan Beşcan, STM Genel Müdürü Murat İkinci, OBSS Genel Müdürü Zafer Şen ve SAHA İstanbul Genel Sekreteri İlhami Keleş

 

Milli Teknoloji Hamlesi, Savunma ve Havacılık Sanayisi ile Başladı

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde gerçekleştirilen “Milli Teknoloji Hamlesi”nin, ülkemizde en somut haliyle savunma ve havacılık sanayisi ile başladığına dikkat çeken Bayraktar, sözlerine şöyle devam etti: “Milli Teknoloji Hamlesi, medeniyetimizin geçmişinde dünyayı aydınlatan ilim ve bilim adamlarımızla başlayan; Osmanlı Dönemi’nde Lagari Hasan Çelebi, Takiyüddin ve Hezarfen Ahmed Çelebi ile devam eden; Cumhuriyetin ilk yıllarında ise Nuri Demirağlardan, Vecihi Hürkuşlara, Nuri Killigil’den, Şakir Zümre’ye uzanan geniş bir anlayışın devamıdır. Bu süreç, her ne kadar kesintiye uğramış olsa da canlanmıştır. Günümüzde, bunun ne kadar önemli olduğuna bir kez daha şahitlik etmekteyiz. Milli Teknoloji Hamlesi, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin belli ülkelerde tekelleşmesine bir itirazdır. Bilimin, teknolojinin ve refahın, sadece birkaç ülke veya birkaç şirketin elinde asimetrik şekilde toplanması, insanlığın geleceği için bir tehdittir, Milli Teknoloji Hamlesi, buna bir itirazdır. Endüstri 4.0 gibi kavramlarla yurt dışından satın alınan tezgâhların bir hamleyle kilitlenmesine bir itirazdır. Yazılım kaynak kodlarının, bize kapalı şekilde gelmesiyle belli durumlarda aleyhimize kullanabilir olmasına bir itirazdır. Üreticilerimizin, tasarım yapma kabiliyetinin kullanılmadan taşeron olarak kullanılmasına bir itirazdır. Yıllarca parasını ödememize rağmen bize teslim edilmeyen askeri teknolojilerin teslim edilmemesine bir itirazdır. Milli Teknoloji Hamlesi, aynı zamanda, milletimizin kendisine olan özgüvenidir.”

 

“Dünyada, İHA ve SİHA Üretebilen Sayılı Ülkelerden Biriyiz”

Bayraktar, konuşmasına, savunma sanayisinde son 15 yılda gerçekleştirilen milli projelerden bahsederek devam etti: “Milli Teknoloji Hamlesi sayesinde, 150 yıldır yapılmayan, yaptırılmayan piyade tüfeğimiz, bu dönemde tasarlandı ve üretildi. Parasını ödemeye hazır olduğumuz halde bize silahlı insansız hava aracı (SİHA) vermediler; sattıkları insansız hava araçlarının (İHA’ların) bakım ve idamesinde sıkıntı yaşattılar. Şimdi, artık %93 gibi yüksek bir yerlilikle tasarladığımız İHA’larımız var. Geçtiğimiz günlerde, 100’üncü SİHA’mızı banttan çıkardık. Operasyonel sahada, 100 bin uçuş saatine ulaştık. Ukrayna gibi, havacılıkta 100 yıllık bir birikimi olan, kendi yolcu uçağından motoruna kadar teknolojiler geliştirmiş bir ülkeye, şu an SİHA ihraç ediyoruz. Bu gelişmeler ile Türkiye, savunma ve havacılık sanayisinde küresel güç olma vizyonunu hayat geçirmiştir. Dünyada, İHA ve SİHA üretebilen sayılı ülkelerden biriyiz. Yine aynı şekilde, Cumhuriyet tarihimizin tasarım ve üretimiyle ilk milli savaş gemisi olan MİLGEM’lerden seyir füzelerine, radar sistemlerinden elektronik harp sistemlerine, zırhlı araçlar ve helikopterlerden eğitim uçaklarına birçok ana platform projesi, bu dönemde başlatıldı. Bizler de SAHA İstanbul olarak, platform bazında elde edilen başarıları, alt ana sistemler, alt ana teknolojiler ve malzemeler bazında destekleyerek yerlileştirmemizi daha ileriye taşımaya; sürecin, sürdürülebilir ve idame edilebilir hale gelmesine katkı sunmaya çalışıyoruz. SAHA İstanbul’un faaliyetleri, adeta seferberlik halinde, çok yoğun olarak devam ediyor.”

Bayraktar, konuşmasının sonunda, geride bırakılan 2 yılda, SAHA İstanbul’un katıldığı 650’ye yakın proje ve faaliyet icra edildiğini belirtti. Bayraktar, devam eden proje ve faaliyetlerin bazılarını ise şöyle sıraladı:

  • HÜRKUŞ için İklimlendirme Alt Sistemleri Tedarik Projesi
  • Lazer Silah Sistemlerinin Geliştirilmesi Projesi
  • İstanbul Teknopark’ta, Ürün Geliştirme, Tasarım ve Analiz Yazılımları Merkezi Projesi
  • ARELPOTKAM Polimer Teknolojiler Kompozit Uygulama ve Araştırma Merkezi
  • Katmanlı Metal Yazıcı Tozları Projesi
  • İnsansız Deniz Araçlarının, Otonom Çalışabilmesi için Ölçüm, Test ve Seyrüsefer Amaçlı Kontrol Birimi Geliştirme Yol Haritası (İDA-OTO SEVK)
  • Uydu Haberleşme Terminal Sistemleri
  • Nano Partikül Takviyeli Kompozit Malzeme
  • Havacılık Test ve Sertifikasyon Merkezi Projesi (HATEM)
  • Milli Havacılık Endüstrisi Komitesi (MİHENK)
  • Açık Kaynak Kod Yazılımları Projesi
  • Siber Güvenlik Yazılımları Platformu Projesi
  • Uluslararası Rekabeti Geliştirme Projesi (Ur-Ge 1)
  • Uluslararası Rekabeti Geliştirme Projesi (Ur-Ge 2)
  • Mini MBA
  • Endüstriyel Yetkinlik Değerlendirme ve Destekleme Projesi (EYDEP)

 

 

Daha Hızlı Koşmalıyız

Bayraktar’ın ardından kürsüye, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir geldi. SAHA İstanbul’un savunma ve havacılık sanayisinde gerçekleştirdiği yapının, diğer sektörlerde örnek model oluşturduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Demir, konuşmasına, savunma ve havacılık sektörüne ilişkin rakamsal veriler vererek devam etti: “Ciromuz bir önceki yıla oranla %31 oranla artarak 8 milyar 161 milyon doları buldu. İhracatımız ise %20’lik bir artışla 2 milyar 188 milyon dolara ulaştı. 2018 yılında, savunma ve havacılık alanında yapılan 1 milyar 448 milyon dolarlık Ar-Ge harcaması, savunma ve havacılık sanayimizin gelişmesine önemli bir katkı oluşturdu. Bunlarla birlikte, 68 bine yakın kişiye, sektörde istihdam sağlıyoruz. Fakat bu artışlar ve rakamlar, asla olmamız gereken yer değil. Çok çok daha ileri gitmemiz, çok daha hızlı koşmamız ve millilik ve yerlilik konularını çok ciddiye alıp sürekli peşinden koşmamız gerekiyor.”

 

Dışa Bağımlıysanız Tehdide Maruz Kalabilirsiniz

Prof. Dr. Demir, konuşmasında, gündemde önemli bir yer tutan F-35 ve S-400 tedarikinde süren tartışmalara da değindi: “Bugünlerdeki tartışmaları duyuyorsunuz, F-35 ve S-400 tartışmaları vesaire… Biz 4 sene önce Patriot almaya karar verseydik, ABD politikasıyla çelişen bir politikamız olsaydı, bu sefer de Patriot’ların verilmemesi tehdidiyle karşı karşıya kalacaktık. Yani meselenin özeti şu: Dışarıya bağlı olduğunuz herhangi bir konuda, tehdide, parmak sallamaya maruz kalabilirsiniz. İki sene kadar önce, Başbakanımız ABD’ye görüşmeye gidecekti. Bize telefon geldi, ‘Üst düzey görüşmeye gidiyoruz, buradan savunma alanında ne isteyelim’ diye soruldu. Biz, çok net bir şekilde ‘Hiçbir şey’ cevabını verdik. Bu, bizim için çok önemli.”

Prof. Dr. Demir, konuşmasına, kümelenmelerin önemine dikkat çekerek son verdi: “Kümelenmeler, bizim için çok önemli. Muhatap olarak ortaya konan fikirlerin, bire bir firmalarca yürütülmesindense kümelenmeler tarafından sahiplenilip üst düzeye taşınması, gerçekten sürekli olması gereken bir şey. Bunu, çeşitli illeri ziyaretlerimizde de gündeme getiriyoruz. Kümelenmeler ile muhatap olmak, fikirler oluşturup belirli teknoloji ve imalat alanlarını öne sürüp kümelenmeler tarafından çeşitli alanların sahiplenilmesi, gerçekten Türkiye için örnek olması gereken bir model.”

Savunma ve Havacılık Sanayisi, Göz Bebeğimizdir

Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank da konuşmasına, SAHA İstanbul’un öneminden bahsederek başladı: “Sizler, Türkiye için son derece önemli bir misyonu yerine getiriyorsunuz. Kümelenme modelinizle sadece savunma ve havacılık sanayisi için değil, sanayinin tüm alanları için öncü ve örnek bir yapılanmayı ortaya koyuyorsunuz. Özellikle stratejik önem arz eden yüksek teknolojili ürünlerin üretiminde üstlenmiş olduğunuz kilit rolü, ben şahsen takdire şayan buluyorum. Bu vesileyle milletimizin istikbalini ve istiklalini korumak adına yapmış olduğunuz çalışmalarından dolayı sizleri tebrik ediyorum. Siyaset sahnesinde ülkemizi güçlü kılan en önemli enstrümanlardan biri de hiç şüphesiz savunma ve havacılık sanayisinde ortaya koyduğumuz başarılardır. Bunun için savunma ve havacılık sanayisi, bir devlet politikası olarak üzerine titrediğimiz, stratejik sektörlerin başında gelmektedir; deyim yerindeyse göz bebeğimizdir. Türkiye, bugün; kendi uydusunu, İHA’sını, eğitim uçağını, helikopterini, piyade tüfeğini, zırhlı araçlarını, füze ve roket sistemlerini ve muharebe gemisini üretecek seviyelere gelmiştir. Türk savunma ve havacılık sanayisinin ürettiği üstün nitelikli ürünlerin, uluslararası fuar ve projelerde büyük ilgi görüyor olması, bizleri gururlandırmaktadır. Dünyanın en büyük savunma ve havacılık sanayisi firmalarının arasına Türkiye’den her geçen yıl daha fazla firmamızın giriyor olması, bizleri yüreklendirmektedir. Gönül rahatlığıyla söyleyebilirim ki; Milli Teknoloji Hamlemizi gerçekleştirmek için gereken altyapı, ülkemizde artık büyük ölçüde kurulmuştur.”

Türkiye’nin, 206 üniversite, 1.400’ün üzerinde Ar-Ge ve tasarım merkezi, 83 teknopark, 153 bin Ar-Ge personeli ve 112 bin araştırmacı ile güçlü bir altyapıya sahip olduğunun altını çizen Varank, şöyle konuştu: “2023 hedeflerimiz doğrultusunda, savunma ve havacılık sanayisinde satış gelirlerimiz, 2018 yılında, bir önceki yıla göre, iç pazarda %30; dış pazarda ise %20 oranında güçlü bir artış göstermiştir. 2013-2018 yılları arasındaki 5 yıllık periyoda baktığımızdaysa yıllık büyüme hızımız %9,4’tür. Dünya savunma harcamaları ile karşılaştırıldığında, bu bile başlı başına bir başarı hikâyesidir.”

Soldan sağa: Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede, SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar

 

İstikrar için İş Birliği Şart

Varank, konuşmasının devamında ise şu ifadeleri kullandı: “İstikrarlı bir savunma ve havacılık sanayisi, birçok paydaşın bir araya gelmesiyle, güçlerini enerjilerini ve teknolojilerini birleştirmesiyle yani ancak ve ancak güçlü bir iş birliği ile mümkün olabilir. SAHA İstanbul’un altında yatan, işte bu iş birliği kültürü ve kararlılıktır. Sizlerin çalışmaları sayesinde, birçok ürün milli olarak üretilmeye; hatta ihraç edilmeye başladı. Benim en çok memnuniyet duyduğum hususlardan bir tanesi de üniversitelerin bilgi ve teknoloji birikimini, bu kümelenmeye dâhil ederek üniversite-sanayi iş birliğini somutlaştırmış olmanızdır. TÜBİTAK SAYEM Programı’nın 1’inci Faz Çağrısı’nda kabul edilen; lazer hava savunma sistemleri, hava araçları için iklimlendirme sistemleri, havacılık uygulamaları için katmanlı imalatta kullanılabilecek nikel metal toz geliştirilmesi, uydu haberleşme terminal sistemleri ve nano partikül takviyeli kompozit malzeme üretimi projeleri, bu iş birliğinin ilk meyvelerindendir. Sizlerin ortaya koyduğu bu modeli, sanayinin her alanına yaygınlaştırmayı hedefliyoruz.”

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının, Uçtan Uca Yerlileştirme Programının yakın zamanda açıklanacağını belirten Varank, bu programla ülkemizdeki cari açık sorununa kalıcı bir çözüm getirip, Türkiye’nin dışa bağımlı olduğu birçok kritik üründe, yerli üretime geçmesinin planlandığını aktardı.

Bakan Varank, konuşmasını, Ar-Ge’nin önemine dikkat çekerek sonlandırdı: “Ar-Ge’ye yatırım, geleceğe yatırımdır. Savunma ve havacılık sanayisi, cirosunun önemli bir kısmını Ar-Ge’ye ayırmaktadır. Yapılan Ar-Ge yatırımlarında, özel sektörün payı, 2002 yılında %29 iken bugün iki katına çıkmış ve %58’lere ulaşmıştır. TÜBİTAK da savunma sanayimizin ihtiyaç duyduğu stratejik ürünlerin Ar-Ge projelerine çok önemli katkılarda bulunmaktadır. Ar-Ge’ye verilen bu önem, diğer sektörlerimize de örnek olmalıdır. Ancak bu şekilde katma değerli üretimle güçlü, sürdürülebilir ve sağlıklı bir büyüme ivmesini yakalayabiliriz.”

Açılış konuşmalarının ardından yapılan divan seçiminde, SAHA İstanbul 3. Olağan Genel Kurulu Divan Başkanlığı’na Hasan Büyükdede seçildi. Toplantının devamında ise faaliyet raporu, gelecek dönem çalışma planı, gelir-gider tablosu, Mayıs 2019-Nisan 2021 dönemi bütçe tasarısı ve yeni Yönetim ve Denetim Kurulu’nun belirlenmesi görüşüldü ve oylandı.

SAHA İstanbul Genel Sekreteri İlhami Keleş de toplantıda yaptığı sunumla, 2019-2020 ve 2020-2021 dönemi çalışma planları ve etkinlik takvimi hakkında bilgi verdi. (Tablo 1.)

 

 

SAHA İstanbul’un Yeni Yönetimi

Savunma ve havacılık sektöründeki ana yüklenicilerden KOBİ’lere, yazılım firmalarından araştırma merkezlerine kadar geniş bir yelpazede oluşan SAHA İstanbul’un yeni Yönetim Kurulu’nda, şu isimler yer aldı:

  • Haluk Bayraktar – Baykar Genel Müdürü
  • Prof. Dr. Haluk Görgün – ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü
  • Hakan Altınay – Altınay Robotik Yönetim Kurulu Başkanı
  • Murat İkinci – STM Genel Müdürü
  • Ali Fazıl Böyet- Akım Metal İdari Genel Müdür Yardımcısı
  • Dr. Fazilet Vardar – Sabancı Üniversitesi Nanoteknoloji Araştırma Merkezi (SUNUM) Müdürü
  • Bilal Aktaş – TRTEST Genel Müdürü
  • Zafer Şen – OBSS Genel Müdürü
  • Hilal Ünal Türkan – Gökser Makina Genel Müdür Yardımcısı

SAHA İstanbul’un 25 Mayıs tarihinde yapılan ilk yönetim kurulu toplantısında, Baykar Genel Müdürü Haluk Bayraktar, yeniden SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı seçildi. Başkan yardımcılıklarına ise Akım Metal İdari Genel Müdür Yardımcısı Ali Fazıl Böyet ve STM Genel Müdürü Murat İkinci seçildi.

358 toplam görüntüleme, 2 bugünkü görüntüleme