SaSaD Genel Sekreter Yardımcısı ve TOBB Savunma Sanayi Meclisi Başkanı Yılmaz Küçükseyhan’ın 8’inci DSS Mesajı – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

SaSaD Genel Sekreter Yardımcısı ve TOBB Savunma Sanayi Meclisi Başkanı Yılmaz Küçükseyhan’ın 8’inci DSS Mesajı

14 Kasım 2017

MSI Dergisi’nin, 8. Deniz Sistemleri Semineri Özel Sayısı’nda yayımlanan, SaSaD Genel Sekreter Yardımcısı ve TOBB Savunma Sanayi Meclisi Başkanı Yılmaz Küçükseyhan’ın, “Türk Savunma Sanayisinin Denizcilik Alanındaki Performansı” başlıklı seminere yönelik mesajı, MSI Dergisi’nin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

 

Türk Savunma Sanayisinin Denizcilik Alanındaki Performansı

Türk denizcilik tarihinin oldukça uzun bir geçmişi olduğunu biliyoruz. Anadolu Beyliklerinde başlayan bu çalışmaların ilk somut örneklerini, 1081 yılında, Emir Çaka Bey’in, İzmir’de, 50 parçadan oluşan bir donanma inşası ile görüyoruz. Alaattin Keykubat da ilk organize tersaneyi, Alanya kurdurtmuştur. Yıldırım Bayezid, ilk kapsamlı Osmanlı tersanesini, 1390 yılında kurmuştur. 16’ncı ve 17’nci yüzyıllar, Osmanlı’nın, denizcilikte zirveye çıktığı dönem olarak görülmektedir. Bu dönemde Osmanlı, Süveyş’ten Tuna’ya, Karadeniz’den Cezayir’e kadar yayılmış; 140 tersaneye ve 500’ü savaş gemisi olmak üzere, 4.000 parçadan oluşan bir donanmaya sahip olmuştur.

Ancak takip eden yıllarda, Osmanlı’da yaşanan gerileme devri ile birlikte, denizcilikte oluşan potansiyel de büyük ölçüde yitirilmiştir. Cumhuriyet döneminde, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı (Dz.K.K.lığı), ilk aşamada bakım ve idame; daha sonra da gemi inşa kabiliyeti oluşturarak, Türkiye’de önemli kabiliyetler inşa etmiştir. Savunma sanayisinde ciddi gelişme ve millileşmenin yaşandığı 2000’li yıllar ise özel sektörün de dâhil olduğu denizcilik sanayimizin gelişip genişlemesini sağlamıştır. Bugün, su üstü platformlarda, denizcilik sektörü sanayicilerimizin ciddi bir oyuncu hâline geldiğini ve rekabetçilik yetkinliklerinin giderek geliştiğini görmekteyiz. Tüm bu gelişmelere rağmen, sektör, yine de hak ettiği konuma maalesef ulaşamamıştır. Bunda, yeterince proje stoku yaratılamamasının yanında, sektörde mevcut oyuncu sayısının yüksek olması da bir neden olabilir.

2016 yılı itibarıyla Savunma ve Havacılık Sanayii İmalatçılar Derneği (SaSaD)’ne üye, bot ve gemi inşa firmalarımızın, askeri gemi inşa faaliyetleri açısından, henüz arzu ettiğimiz; ciro, ihracat ve istihdam rakamlarına ulaşamadığını değerlendiriyoruz. Kaldı ki Dz.K.K.lığı envanterindeki platformların yaş ortalaması 34-35 yıldır ve bunların, gerek modernizasyonu gerekse yeni platformlarla değiştirilmesi, ciddi bir proje potansiyeli yaratmaktadır. Bu tabloya rağmen, var olan proje stokunun darlığı, sektörel olarak ülke savunma harcamalarının yetersiz kaldığı anlamına da gelmektedir. Bugün MİLGEM projesi ile orta büyüklükte komplike bir savaş gemisini üreten sektör, ihtiyaçlar kapsamında, daha değişik ve daha büyük tonajda harp gemisi üretebilecek yetkinliğe ve bilgi birikimine sahiptir. Bunun yanında Türk savunma sanayisi denizcilik ayağı; çıkarma gemileri, destek gemileri ve dünya pazarlarına açılan değişik tip, görev ve büyüklükteki bot üretiminde, kendini dünya pazarlarına kabul ettirmiş durumdadır.

Denizcilik sektörümüz, denizaltıların ilk ortaya çıktığı dönemde, denizaltı inşasını denemiş olmasına rağmen, bugüne kadar, bu alanda, lisans altında inşa dışında bir faaliyette bulunmamıştır. Bunun nedeninin de hibeler ve hazır alımların olduğunu biliyoruz. Ancak, hâlen devam eden denizaltı inşa ve modernizasyonu süreçlerinde, mühendislik kabiliyetlerimizin gelişmekte olduğunu; hatta kendi özgün tasarımımız olan Milli Denizaltı (MİLDEN)’nın inşasına başlayacak konuma gelmekte olduğumuzu da belirtmek isteriz.

Savunma ve havacılık sektörünün toplam cirosu, 2016 yılında, 5,968 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. Burada, bir önceki yıla nazaran %21,60 gibi bir artış sağlanmıştır. Bu cironun, 539 milyon dolarlık kısmı, denizcilik firmalarımıza aittir. Ancak askeri fabrika ve tersanelerimizin yeniden yapılanmaları nedeni ile kesin verilerine sahip olmamakla birlikte, önceki yıllardaki veriler de dikkate alınarak, toplam savunma ve havacılık sektörü satışında yer alan 650 milyon dolar, büyük oranda tersaneler cirosuna sayılabilir. Bu kabul ile tersaneler dâhil denizcilik sektörü cirosu, 1,1 milyar dolar olarak karşımıza çıkmaktadır. Denizcilik sektörümüz, böylece toplam cironun, yaklaşık 1/5’ine sahip olmuştur.

Denizcilik sektörümüz, 2016 yılında, 1,953 milyar dolarlık toplam savunma ve havacılık ihracatının, 103 milyon dolarlık bir kısmını elde etmiştir. Bu rakam, cirodaki paya göre, çok düşük gözükmektedir.

Önümüzdeki kısa ve orta vadede, savunma ve havacılık sektörü, 11,913 milyar dolar sipariş almıştır. Bu siparişin, görünürde 640 milyon doları, denizcilik sektöründeki özel tersaneler tarafından alınmıştır. Burada, toplam siparişlerin, 10,611 milyar doları yurt içi siparişleri olup, askeri tersanelerin almış olduğu siparişler dâhil değildir.

Savunma ve havacılık sektörü, 2016 yılında, 1,289 milyar dolar ithalatla dünyada 6’ncı sırada yer almaktadır. Birinci sırada Hindistan bulunmaktadır. Denizcilik sektörünün ithalatı, 128 milyon dolar olup bu rakamın büyük bir bölümü, Avrupa’dan güç grubu ve pervane-şaft ithalatından kaynaklanmaktadır.

Diğer platformların da ihtiyacı olan güç grubunun, bir şekilde üretiminin sağlanması, olası ambargolara karşı da Türkiye’nin elini kuvvetlendirecektir. Konu, açık olarak motor üretiminin gerçekleştirilmesini işaret etmektedir. Bunun yanında hammadde ve yarı mamul maddelerle birlikte, büyük ölçekli pervane üretimi de milli üretim ihtiyaçları listesinin başına konmalıdır.

Ar-Ge ve teknoloji üretimi konusunda sağlanan teşvik ve destekler olmazsa olmaz ihtiyaçların karşılanmasında kullanılmalıdır. Örneğin, pervane tasarımı için, Tuzla’da faaliyete geçen tasarım ofisine, gereken tüm destek sağlanmalıdır.

İstihdam konusunda, denizcilik sektörümüz, çekirdek kadroların yanında taşeron firmaları kullanmaktadırlar. Nitelikli insan gücü ihtiyacı, bu alt sektörümüz için de geçerlidir.

Yavaş olmakla birlikte, denizcilik sektörümüz, önemli bir gelişim aşamasındadır. Ancak kazanılan yetenekler ve yetkin firmaların sürdürülebilirliği, yeni politika ve stratejilere ihtiyaç göstermektedir. 2023 yılına kadar olan sürede, bu alandaki 30 milyar dolarlık pazardan, hak ettiğimiz payı almamız gerekmektedir.

133 toplam görüntüleme, 9 bugünkü görüntüleme