SASAD Genel Sekreteri Hüseyin Baysak’ın TSSK 6’ncı Proje Pazarı’na Yönelik Mesajı – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

SASAD Genel Sekreteri Hüseyin Baysak’ın TSSK 6’ncı Proje Pazarı’na Yönelik Mesajı

22 Şubat 2019

Savunma ve Havacılık Sektöründe Kümelenme

 

Hüseyin BAYSAK* / baysak@sasad.org.tr

*SaSaD Genel Sekreteri

Savunma ve havacılık sanayisi faaliyetleri, yüksek teknoloji sınıfına girmesinin yanı sıra temin sürecinde yaşanan ve yaşanması olası sıkıntılar göz önüne alındığında, dışa bağımlılığın ciddi riskler içerdiği bir alandır. Nitekim hassas dengelerin ortasında bulunan ülkemiz için de bu riskler, en üst seviyededir. Bu nedenle savunma ve havacılık sanayisinde yerlileşme, ülkemiz için olmazsa olmaz niteliğindedir. Savunma ve havacılık sanayisinde yerliliğin artırılmasında, yan sanayi firmaları, önemli rol oynamakta ve bu rolün önemi, gün geçtikçe artmaktadır. Özellikle son yıllarda, ana savunma ve havacılık sanayisi firmalarının, dışarıda yapılabilecek faaliyetlerinin, yan sanayi firmalarında gerçekleştirilmesi konusuna verilen önem, giderek artmıştır. Böylece, bu firmalar kendi çekirdek teknolojilerine yoğunlaşıp yeni teknolojiler geliştirirken, aktarılan işlerle de savunma ve havacılık yan sanayisi gelişmekte ve güçlenmektedir.

Ekonomik gelişmelerin bilgiye ve teknolojiye dayandığı günümüzde, tüm faaliyetleri bilgi birikimi oluşturmayan ya da yenilik içermeyen operasyonlara dayanan firmaların sürdürülebilir büyümesi, mümkün görünmemektedir. Geleceğin güçlü yan sanayi firmaları da sadece üretim ile sınırlı kalmayıp tasarım faaliyetleri ile katma değer sağlayan ve toplam bilgi birikimini sürekli arttıran firmalar olacaktır, olmalıdır.

Türk savunma ve havacılık sanayisinin, mevcutta gelmiş olduğu noktadan daha da ileriye gidebilmesi, yerli tedarikçilerinin katkısıyla mümkün olacaktır. Bunun için de yan sanayi firmalarının kurdukları iş birlikleri ve kümelenmeler, karmaşık problemlerin çözümü için ortak yöntemler geliştirme adına çok önemlidir.

Bu noktada, “Kümelenme nedir, sanayiciye sağladığı faydalar nelerdir? Kümelenmede karşılaşılan zorluklar nelerdir?” konusunu kısaca inceleyelim.

 

2018 yılında ihracat başarısı gösteren bir diğer platform olan ATAK helikopteri, sektörün ihracat pazarındaki önemli ürünleri arasında yer alıyor.

 

Kümelenme ve Türleri

Bölgesel endüstrileşme çabaları, küçük işletmeleri büyütme, girişimcilik ve geliştirme faaliyetlerini içerir. Son dönemde, pek çok ülke ve toplum, endüstriyelleşme faaliyetlerinde kümeleşmeyi öne çıkarmayı hedeflemektedirler. Endüstriyel kümelenme; benzer ve ilişkili firmaların birlikte olmalarını ve üyelerin, rekabetçi olma amacıyla coğrafi olarak ve gevşek bağlarla birlikte olmalarını ifade etmektedir.

Başarılı kümelenmelerde, farklı karakteristikteki firmaların gruplaşması istenir ve bu yolla, ekonomik gelişme ve istihdamın arttırılması için değişik olasılıklar ortaya konabilir.

Kümelenmeler, aynı ürünü üreten firmaların bir araya gelmeleri ile oluşturulabileceği gibi, birbirini tamamlayan, ürün ağacını dikine ortak üreten firmaların bir araya gelmesi şeklinde de kurgulanabilir.

Her küme, farklı endüstriyel sektörlerde faaliyette bulunma, tedarik-satış ilişkisi ile bağlı olma, firmalar arası ortak çalışma ve katkıların seviyesi açısından özgün bir yapıdadır.

Marshallian Kümelenmesi; bölgesel, küçük-orta ölçek firmaların yetenek bazlı, yüksek teknoloji oryantasyonlu üretim ve servis alanında çalışanlarının oluşumudur. Bu oluşumda, büyük firmalar yer almazlar.

Hub and Spoke (Merkez ve çevresi) Kümelenmeler; merkezdeki bir veya birden fazla büyük firmanın etrafında, küçük-orta ölçekli tedarikçiler veya ilişkin faaliyet icra edenlerin oluşturduğu modeldir.

Uydu Platform Kümeleri ise farklı bölge/ülkelerde, şube veya uzantıları olan büyük firmaların kendi bünyelerinde oluşturdukları kümelenmedir. Şube ve uzantıları, yine büyük ölçekli firmalardır ve görece olarak bağımsızdırlar. Aralarında asgari ticari ilişki ve ağ bulunmaktadır. Girişimci-tedarikçi ilişkisi, göreceli olarak azdır.

Kümeleşmenin avantajlarını şöyle sıralayabiliriz:

  • Kümeleşme BÖLGESELDİR ve yerel ekonomiyi güçlendirir, geliştirir.
  • Kümeleşme, endüstriyel reorganizasyona neden olur.
  • Kümeleşme, üyeler arasında iş birliği ve sinerjiyi (network) güçlendirir, üyeleri bu konuda cesaretlendirir.
  • Kümelenme, kamusal kaynaklara daha dikkatle odaklanmayı sağlar ve bu kaynaklardan faydalanma oranını yükseltir.

Endüstriyel kümeleşmenin organizasyonunda karşılaşılan güçlükler de şöyle sıralanabilir:

  • Kümeleşmeye katılacak uygun ve kümeye katkı sağlayacak üyeleri bir araya getirme zorluğu
  • Kümeye son katılanların, kümeleşme avantajlarından, öncekiler oranında ve yeterli faydayı sağlayamamaları
  • Kurumsal desteğin kolayca kurulamaması
  • İş / fayda paylaşımında karşılaşılan zorluklar

Türkiye’deki kümeler, uluslararası savunma sanayisinin yanında, sivil havacılık sanayisine seviye 1 (tier 1) veya seviye 2 (tier 2) tedarikçi olarak katkı verebilirler.

 

Türkiye’deki Durum

Sektörümüzdeki durumu değerlendirecek olur isek bu konuda şanslı olduğumuzu itiraf etmeliyiz.

Küme organizasyonu, devlet tarafından desteklenip teşvik edilmektedir. Kümeleşmeyi sağlayacak orta-küçük ölçek firmalarının yer aldığı bir sanayi altyapısı, özelikle bazı bölgelerimizde bulunmaktadır. Ancak bölgesel ve küçük-orta ölçek firmaların oluşturduğu kümelere, büyük firmaların üye olarak alınmasının, genel uygulama ile uyuşmadığı ve küme anlayışı ile de çeliştiği değerlendirilmektedir. Bunun yanında, bölgesel karakterin korunmaması da diğer bir çelişki olarak görülmektedir.

Bu avantajlar çerçevesinde, olgun ve güçlü savunma ve havacılık sanayisi kümeleri kurulmuş ve her geçen gün yeni üye katılımları ile büyümeye başlamışlardır. Derneğimiz üyelerinden; SAHA İstanbul,  OSSA (Ankara), TSSK (Ankara), HUKD (İzmir), ESAC (Eskişehir) ve BSTO’yu (Bursa) saymadan geçemeyeceğim. Bu kümeler altında, yaklaşık 800 sanayici bir araya gelerek çok başarılı çalışmalara imza atmışlar; hem sektörümüzün gelişimine hem ülkemiz ekonomisine inanılmaz katkılar vermişlerdir.

Kümelerimizin, uluslararası savunma sanayisinin yanında, sivil havacılık sanayisine seviye 1 (tier 1) veya seviye 2 (tier 2) tedarikçi olarak katkı vermelerinin mümkün olduğu değerlendirilmektedir. Bunun için, üyelerin bireysel olarak (üyelerin kendilerinin doğrudan) platform ve sistem firmaları ile kontrat ölçeğinde ilişki kurmalarının pek mümkün olmadığı; kümenin oluşturacağı ticari bir yapılanma ile böyle bir fırsatın ortaya çıkabileceği değerlendirilmektedir. Bu yapılanmada; iş geliştirme, kontrat yönetimi ve kalite güvencesinin sağlanmasından yükümlü; alınan işi üyeleri arasında yetenek ve hakkaniyet bazında dağıtan bir yönetim (management) şirketi olması, esas alınmalıdır.

 

TSSK, Fark Yaratıyor

Teknokent Savunma Sanayii Kümelenmesi (TSSK) tarafından 6’ncısı icra edilen Proje Pazarı, özellikle mikro ve küçük sanayicilerin inovatif çalışmalarının ve geliştirdikleri projelerin görücüye çıktığı bir etkinlik olarak dikkat çekmektedir. İlgi boyutu, tekrarlanma sayısı ile de açık olarak görülmektedir.

TÜBİTAK Ar-Ge çalışmalarına verilen önem ve desteği, “Ar-Ge Proje Pazarı Platformu Destekleme Programı Uygulama Esasları” dokümanında tanımlamış bulunmaktadır.

Bu tanımlamaya göre, Ar-Ge Proje Pazarı “… iş birliği arayışları için üniversite, sanayi ve araştırma kuruluşlarından katılımcıları bir araya getiren, aktif katılım ve etkileşimli organizasyonları“ ifade etmektedir.

TSSK, bir özelliği ile kümelerimiz arasında dikkat çekmektedir: Bünyesinde, yoğun olarak mühendislik firmalarını bulunduran, yenilikçi yaratıcı bir topluluktur.

Bu topluluk, sektörümüz adına birçok katkılar sağlayan ve çok ileri teknolojik gelişmelerin beklendiği bir kümedir. Bu beklentilerin bir yansımasını, 6‘ncı Proje Pazarı’nda göreceğiz. Öncekilerde olduğu gibi, sektör oyuncularını heyecanlandıran yeni iş birlikteliklerine zemin hazırlayan, çok kıymetli bir etkinliği, hep birlikte gözlemleyeceğiz, yaşayacağız. Emeği geçenlere teşekkür etmek ve alkışlamak istiyorum. Bu etkinlik, sektörümüzün mottosu haline gelen “millilik ve yerlilik” konusunda önemli adımlardan biri olacaktır. “Pazar ola” demek istiyorum.

Türk savunma ve havacılık sanayisi, 2018 yılında, ihracatta %17’lik bir artış kaydetti. MİLGEM’in, Pakistan ile başlayan ihracatının daha da artması, sektörün ihracatının daha da artmasına önemli katkı verecek.

 

Sektör, Gelişimini Sürdürüyor

SaSaD olarak, henüz sektör performansını yayınlayacak ve analiz edecek verileri derleyemedik. Biz, verileri, üyelerimizden bir anket ile ve yıllık bilanço/gelir tablosu esasında topluyoruz. Bu tablolar, Vergi Usul Kanunu’na göre, Mart sonuna kadar hazırlanıp firmaların yönetimlerince onaylandıktan sonra bize ulaşıyor.

Ancak ihracat verileri, günlük olarak gümrük kapılarından çıkışlarda toplandığı için; Savunma ve Havacılık Sanayi İhracatçıları Birliği tarafından açıklandı ve önceki yıla göre, %17‘lik bir artış ile 2 milyar 35 milyon dolar seviyesine ulaştı. Bu tutar ile ihracatçı sektörler arasında 18‘inci sırada olmasına rağmen, orta-yüksek teknoloji ürünü ihracı nedeni ile katma değeri yüksek bir ihracat geçekleştirmektedir. Türkiye ihracatının kg ortalama fiyatı 1,32 dolar iken savunma ve havacılık sanayinin kg fiyatı, 46,59 dolardır.

2018 öncesinde, iki yıldır %3-4 seviyesinde bir artış ile gerçekleşen sektör ihracatında, 2018‘de %17‘lik bir artış, sektör performans verilerinde; yani toplam satış tutarı, ürün-teknoloji geliştirme, istihdam gibi konularda, benzer olumlu bir tablonun gerçekleşeceğini bizlere işaret etmektedir.

Sektör, artık platform ve sistem seviyesinde ihracat yapmaya başlamış bulunmaktadır. Bu ürün gamı ile ihracatımızın çok daha yüksek seviyelere ulaşmasını beklemekteyiz. İhracattaki olumlu gelişmenin, yurt içi pazar için de benzer bir gelişme yaratacağını değerlendiriyoruz. Bunun ilk işaretini, 2017 performans verilerinde almıştık.

Devletten devlete kredi/satış ve garanti uygulamasının yasal zemini oluşturulabilir ise ve etkinliğimizi politik gelişmeler nedeni ile kısmen yitirdiğimiz Orta Doğu pazarına tekrar aynı etkinlikte girme koşullarını yakalar isek ihracattaki bu ivmelenmenin, çok daha yüksek seviyelere çıkacağını değerlendirmekteyim.

Bu olumlu gelişmenin, 2019’da da süreceğini değerlendiriyoruz. Dünya savunma ve havacılık sanayisinin önünde var olan 10 risk ile ilgili değerlendirme yapılıyor. Bu riskler, sırasıyla şunlardır:

  • Jeopolitik ve ekonomik ortamda kararsızlıklar
  • Geniş tedarik zinciri varlığının yönetime getirdiği zorluklar ve teslimatlarda gecikme riski
  • Ulusal ve uluslararası pazarlardaki rekabet
  • Nitelikli personel açığı ve kaybının yönetimi
  • Kritik kontratları yönetme becerisi
  • Geniş sınırlama ve düzenlemelere uyum
  • Yenilikçi çalışmalar (inovasyon) ve sonuçlarının üretime taşınmasının büyük finansal gereksinimi
  • Firma evliliklerinin veya oluşturulan ortaklıkların (partnership, JV, vb.) sonuçlarının beklentileri karşılamaması
  • Dijitalleşmenin oluşturduğu siber saldırı tehdidi
  • Yabancı para kurları ile hammadde, malzeme vb. fiyatlarında gözlenen dalgalanmalar

Yukarıda sayılan ve önümüzdeki kısa orta dönem için, dünya savunma ve havacılık sanayicilerinin önündeki riskler olarak tanımlanan konuların hemen tamamının, bizim sektör oyuncularımız için de geçerli olduğu, sanırım herkes tarafından kabul görecek bir gerçekliktir. Bu riskleri ortadan kaldıracak veya asgariye indirecek çalışmaların, ilgili tüm taraflarca (kamu, sanayici, STK) yapılması, sektörün sürdürülebilirliği açısından çok önemlidir.

130 toplam görüntüleme, 2 bugünkü görüntüleme