“Savunma Sanayimiz Güçlü Olmasaydı Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı’nı Başaramazdık” – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

“Savunma Sanayimiz Güçlü Olmasaydı Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekâtı’nı Başaramazdık”

12 Aralık 2018

Türkiye’nin ilk Savunma Sanayii Zirvesi Ankara’da başladı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, himayesinde düzenlenen zirvenin açılışında son derece önemli mesajlar verdi.

“Savunma sanayiinde bağımsız olamayan devletlerin ve milletlerin geleceklerine güvenle bakabilmeleri mümkün değildir” diyen Cumhurbaşkanı, gelinen aşamada Türkiye’nin %65’lik millilik oranını yakaladığına dikkat çekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle dedi: “Bizler o zaman %20 gibi bir oranda savunma sanayisi olarak imkanlara sahiptik ama şu anda hamdolsun %65 gibi bir orana çıkmış bulunuyoruz. Eğer biz yine aynı yerde kalmış olsaydık herhalde ne Zeytin Dalı Harekatı’nda ne aslında Zeytinlik Operasyonu’nda atmamız gereken adımları atamaz, Fırat Kalkanı’nda da hedefe ulaşamazdık ama bu adımlar atılınca gerek Zeytin Dalı, gerek Fırat Kalkanı’nda hiçbir yerden herhangi bir destek gelmeden, biz kendi imkanlarımızla bu operasyonları gerçekleştirebildik.”

“Batı’dan hiçbir şey gelmez ve gelmedi” diyen Cumhurbaşkanı sözlerini şöyle sürdürdü: “Hep kapılardan döndük, döndürüldük. Bize şöyle söylediler: ‘Kongre izin vermiyor.’ Ama başkalarına veriyor. Türkiye’ye gelince vermiyor. Bunu Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında yaşadık. ‘Muhabere sustu’ denildiği zamanda biz Kıbrıs’tan sonra ASELSAN’ı kazandık. Şimdi elimizde bir ASELSAN’ımız var. Kötü komşu bizi ev sahibi yaptı ve şimdi ev sahibi olarak çalışıyoruz ve artık ihracata başladık. Bundan sonra daha iyi olacak, daha güçlü bir şekilde bunları sürdüreceğiz.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir ülkenin ticarete ve doğal kaynağa bağlı zenginliğinin, o ülke için özgürlük garantisi anlamına gelmediğinin altını çizerek, güçlü bir savunma sanayisine sahip olmanın önemine işaret etti.

Türkiye’nin, sınırlı maddi imkanlarına rağmen güçlü savunma sanayisiyle bölgesel ve küresel düzeyde söz sahibi bir güç olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı, “Dünya öylesine hızlı bir şekilde değişiyor ki böyle bir ortamda sadece yürümek yetmez; koşabilecek kabiliyet ve imkanlara sahip olmak da gerekiyor” dedi.

Cumhurbaşkanı şöyle devam etti: “Bunu başarmamız lazım. Bugüne kadar yaptıklarımızı ısınma, alıştırma, egzersiz hareketleri olarak görüyoruz. İnşallah bundan sonra koşmaya, çok daha farklı bir şekilde devam edeceğiz. Değerli arkadaşlarım, tabii bazıları bu vizyonu anlamakta zorlanıyor. Onu da söyleyeyim; mesela Türkiye’nin uzay çalışmalarında söz sahibi olma yönünde attığı adımlar, onların küçük dünyalarında garip, gereksiz, anlamsız gözükebiliyor. Halbuki biz geleceğe yatırım yapıyoruz, geleceğe hazırlanıyoruz. Bilimi, araştırmayı, geliştirmeyi, tasarımı, üretimi, hizmeti; bütün bu hizmet zincirlerini, birbiriyle uyumluluğu esas alan bir sanayi ekosistemi kurmaya kararlıyız. Kendi ihtiyaçlarımızı karşılamanın ötesinde, ihracatı hedef alan, uluslararası ilişkilerimizin gelişmesine katkı sağlayacak, değer kazandıracak her çaba bizim için önemlidir. Ülkemizin en kıymetli zenginliği olan insan kaynağımızı, eğitimden istihdama kadar bu doğrultuda yönlendirmenin gayreti içindeyiz. Hedeflerimiz doğrultusunda faaliyet gösteren her kişi ve kuruma devlet olarak iş ortağı gözüyle bakıyoruz. Savunma sanayii alanındaki vizyonumuzun sözde kalmayıp icraata dökülmesi için proje bedeli 60 milyar doları bulan 650 kalem işi takip ediyoruz. Bunlardan 100 tanesi doğrudan teknoloji geliştirme ve araştırma merkezidir ve projeleridir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu projeleri hızlı ve başarılı bir şekilde tamamlayabilmek için gerekli her türlü düzenlemeyi, tedbiri ve teşviki hayata geçirdiklerini söyledi.

Yürütülen çalışmaları, sahada edinilen tecrübe ışığında sürekli güncellediklerini ifade eden Cumhurbaşkanı, önemli olanın potansiyeli harekete geçirmek, kaynakları en doğru şekilde kullanmak ve faaliyetleri verimlilik esasına göre yürütmek olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan şöyle dedi:  “Savunma Sanayi Başkanlığımızı doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlamamızın sebebi işte budur. Böylece Türk Silahlı Kuvvetlerimizin imkanları yanında TÜBİTAK’tan üniversitelerimize, diğer kurumlarımıza bağlı kuruluşlardan özel sektörümüze kadar geniş bir iş birliği alanı ortaya çıkmıştır. Denizlerimizdeki gelişmeler bize, bir uçak gemisi mahiyetindeki Anadolu Amfibi Hücum Gemisi’nden, fırkateyn sınıfına yükseltilen 5’inci MİLGEM gemisine, denizaltılarımıza kadar, bu alanda attığımız adımların isabetli olduğunu göstermiştir. Silahlı, silahsız, insanlı, insansız, tüm hava araçlarımız konusunda çok önemli mesafeler kat ettik. Nereden nereye. Başbakanlığım döneminde insansız bir hava aracı almak istiyoruz. Kimden; stratejik bir ortağımızdan. ‘Bugün git yarın gel…’ Hiiç olmazsa kiralık verin; yok… İsim vermeyeceğim; hep söylenen şu: ‘kongre izin vermiyor’. Bıktık, bittik ama hamdolsun özel sektörümüz çıktı ortaya insansız hava aracını da yaptı, silahlı insansız hava aracını da yaptı. Şimdi daha da ileri gidecekler. Buna inanıyorum. Çok daha güçlüsünü yapacaklar.  Belki de onlarda olmayanı yapacaklar veya Dünyada bir veya iki ülkede olanı yapacaklar. Bugünlere ulaştık; kötü komşu ev sahibi yaptı bizi. Ve çok kararlıyız. Bayraktar İHA ve SİHA’larımız, ANKA’mız, Hürkuş uçaklarımız semalarımızda, ülkemizin savunması için hizmet vermeye başladı. Atak helikopterimiz; yeni bir hamlemiz var, görüşmelerimiz devam ediyor. İnşallah onu çok daha güçlü hale getireceğiz. Atak helikopterimiz en önemli hava güçlerimizden biri haline geldi. Milli Muharip Uçağımızı geliştirme yönünde kesintisiz bir çaba içindeyiz. Genel maksat helikopterimizin prototipinin testleri süratle devam ediyor. Büyük oranda yerlileştirilmiş sistemlerle donatılmış bir başka genel maksat helikopterimizle ilgili olarak ortak üretim çalışmaları da sürüyor. Korkut hava savunma silahımızın teslimatına, Hisar hava savunma sistemlerimizin testlerine devam ediyoruz. Siper hava savunma sistemimizle ilgili geliştirme faaliyetleri önemli bir aşamaya geldi. Kasırga, Bora, SOM gibi füzelerimiz seri üretim aşamasına gelirken, daha yeni modellerle ilgili çalışmalarımız da sürüyor; o da menzili daha da ileri kılmak. Daha uzun menzilli olanlarını da yapmak, bunların üretimine de geçmek. Bu alanda önemli bir adımı da inşallah bu uzun menzilli füzelerle atıyoruz, atacağız. Deneme atışlarının tamamlandığı bu proje, Türkiye’yi bir üst lige taşıyacaktır. Bu arada elektromanyetik fırlatma, yönlendirilmiş enerji, lazer silahı gibi daha ileri teknolojilere dayalı sistemleri geliştirme faaliyetleri de kesintisiz devam ediyor. Tabii bu arada önemli adımlardan bir tanesi, Altay tankını seri üretim aşamasına getirdik ki bunun ne kadar önemli olduğunu da Afrin’de gördük. Fırtınaların orada ne işler gördüğünü hep izlediniz, takip ettiniz. Altay’la bu çok daha farklı bir mevzi kazanacak. Yeni teknolojilerle daha da geliştirdiğimiz bu tank, prototipinin de ötesinde bir ürün olarak TSK’nın hizmetine sunulacaktır. Diğer taraftan radardan uyduya, siber güvenlikten karıştırma ve yanıltma sistemlerine, görüntü teknolojilerinden, nano, mikro, mini otonom sistemlere kadar pek çok çalışmayı daha titizlikle sürdürüyoruz. Türkiye savunma sanayisindeki tüm stratejik ihtiyaçlarını kendisi tasarlayabilir, geliştirebilir, üretebilir hale gelene ve bunların ihracatını yapana kadar durmayacağız, dinlenmeyeceğiz, gece gündüz çalışacağız. Bu süreçte acil olmayan hiçbir ürünün, hiçbir malzemenin yurtdışından ithal edilmemesi gerektiğinin talimatını buradan tüm kurumlarımıza bir kez daha veriyorum. Bizi birilerine muhtaç etmeyin. Sizler de işte bu sektörlerin içerisinde yer alıyorsunuz. Artık bunları biz kendimiz üretmek durumundayız. Bu millet yapar mı, inanıyorum ben yapar; öyleyse yapalım.”

440 toplam görüntüleme, 1 bugünkü görüntüleme