Sektör, Türk Savunma Sanayii Zirvesi’nde, “Küresel Güç Türkiye” için Bir Araya Geldi – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Sektör, Türk Savunma Sanayii Zirvesi’nde, “Küresel Güç Türkiye” için Bir Araya Geldi

6 Şubat 2019

MSI Dergisi’nin 171’inci sayısında yayımlanan özel haber, derginin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

 

Türkiye, savunma sanayisine ve bu sanayinin geleceğine ne kadar ciddi baktığını, Türk Savunma Sanayii Zirvesi’nde gösterdi. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından ilk kez düzenlenen zirve, 12–13 Aralık tarihlerinde, Cumhurbaşkanlığı Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

Konsepti, “Küresel Güç Türkiye” olarak belirlenen zirvenin ilk gününde, başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, en üst düzeyde mesajlar verildi ve üç panel gerçekleştirildi. Zirvenin ikinci günü ise sektörün geleceği olarak görülen gençlere ayrıldı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

 

 

Şuraya Giden Yol

Zirvenin açılış konuşmasını, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir gerçekleştirdi. Prof. Dr. Demir, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hitaben yaptığı konuşmada, şunları söyledi: “Türk Savunma Sanayii Zirvesi, bu kapsamda yapılan Kurumsal Yapılanma, Arama Konferansı, Ortak Akıl Çalışmaları ile başlayan zincirin, geniş katılımlı etkileşim platformudur. Zirve ile oluşturduğumuz iş birliği ve iletişim platformu sayesinde, özellikle geniş çevredeki paydaşlarımızın görüşlerini dinleyeceğiz.

Zat-ı Alinizden aldığımız Küresel Güç Vizyonu ile önümüzdeki yıl yapmayı planladığımız, tüm tarafların bütün açıklığı ile görüşlerini ifade edeceği, gelecek yapılanmasında ortak devlet aklının oluşturulacağı daha geniş kapsamlı bir Savunma Sanayi Şurası sonucunda da katılımlı yönetim felsefesi ile uzun soluklu stratejik vizyonumuzu hep birlikte tasarlayacağız. Bu çalışmaların nihai adımını atıp, savunma sanayisini yeniden yapılandırmış olacağız.

Yeni dönemde, bütünsel bir savunma sanayii stratejisinin benimsenmesi ve hayata geçirilmesi elzemdir. Bu itibarla Savunma Sanayii Başkanlığı’nın temel görevinin, sadece tedarik değil, ‘koordinasyon, gelecek tasarımı, planlama, teknoloji ve kaynak yönetimi’ odağında sektör otoritesi olarak yapıyı yeniden tasarlamak olduğunu vurgulamak isteriz.

Stratejimizi, açığa çıkmış ihtiyaçlar kadar, açığa çıkması muhtemel olanları da kapsayacak şekilde, Değer Zinciri ve Varlık Yönetim modeli perspektifiyle yeniden gözden geçiriyoruz.

Blok ve sütun mantığı ile yeniden tasarlanan savunma sanayisi mimarisinin dikey sütunlarını kara, hava, deniz, uzay ve siber; yatay bloklarını ise insan kaynağı, finansman, teknoloji, yenilenme ve pazarlama oluşturmaktadır.

Tamamen milli ve yerli strateji ile dikey sütunlar büyümeyi yatay bloklar ise gelişmemizi sağlayacaktır.”

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar

Başarımızda, Yerli ve Milli Sanayinin Payı Büyük

Bir sonraki konuşmacı olan Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, yerli ve milli savunma sanayisi ile ilgili farkındalığın, 1970’li yıllarda ortaya çıktığını hatırlattı: “Savunma sanayinde asıl dönüm noktası, Kıbrıs Barış Harekâtı sırasında dost ve müttefikimiz olan bazı ülkeler tarafından ülkemize uygulanan, getirilen kısıtlamalardır. Maruz kalınan bu yaklaşımlar neticesinde, savunma konusunda bağımsız politikalar üretme ihtiyacı, açıkça görülmüştür.” Bakan Akar, bu süreçte kurulan vakıf şirketlerinin üç tanesinin, dünyanın ilk 100 savunma sanayisi şirketi arasında bulunduğunu da belirtti.

Bakan Akar, sektör ile ilgili de şunları söyledi: “Yurt içinde ve sınır ötesinde yürütülen terörle mücadele operasyonlarında elde edilen bu başarılarda, personelimizin kahramanlık ve fedakârlıklarının yanı sıra yerli ve milli savunma sanayimizin geliştirdiği üstün teknolojiye dayanan harp silah araç ve gereçlerinin de payı büyüktür. Bu vesile ile yerli ve milli savunma sanayimizin gelişime katkıda bulunan herkese teşekkür ediyorum.”

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir

Ordu ve Savunma Sanayisi ile Söz Sahibiyiz

Prof. Dr. Demir ve Bakan Akar’ın açılış konuşmalarının ardından, kürsüye, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geldi. Zirvenin düzenlenmesinde emeği geçenlere ve zirvede değerlendirmeleri ve teklifleriyle katkı sağlayacak olanlara teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, vizyonu “Küresel Güç Türkiye” kavramıyla belirlenen zirvede ortaya konacak görüşlerin hayata geçirilmesi için, kamu ve özel sektör sorumlularının üzerine düşeni yapacağına inandığını söyledi.

Günümüzde, savunma teknolojilerinde güçlü ve bağımsız olamayan ülkelerin ve milletlerin geleceklerine güvenle bakabilmelerinin mümkün olmadığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan,  bölgede parası çok olup da gerçek anlamda bağımsız hareket edemeyen pek çok devletin bulunduğunu kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buna karşılık Türkiye, maddi imkânları nispeten sınırlı olmasına rağmen, ordusunun ve savunma sanayisinin gücü sayesinde, bölgesel ve küresel düzeyde söz sahibi ülkeler arasında bulunuyor.” diye ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Geleceğe yatırım yapıyoruz, hazırlanıyoruz. Bilimi, araştırmayı, geliştirmeyi, tasarımı, üretimi, hizmeti, bütün bu hizmet zincirlerinin birbiriyle uyumunu esas alan bir sanayi ekosistemi kurmakta kararlıyız. Kendi ihtiyaçlarımızı karşılamanın ötesinde, ihracatı hedef alan, uluslararası ilişkilere katkı sağlayacak, değer kazandıracak her çaba bizim için önemlidir.”

Zirvenin ikinci gününde, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir ile birlikte, mini sergi alanını gezdi.

 

Yerli ve Milli Çözümler Vazgeçilmez

Cumhurbaşkanı Erdoğan, savunma sanayisi alanında, hâlen proje bedeli 60 milyar doları bulan 650 kalem işin takip edildiğine ve bunların 100 tanesinin, doğrudan teknoloji geliştirme ve araştırma-geliştirme projesi olduğuna işaret etti ve şunları ekledi: “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, elbette ülke güvenliğinin belkemiğidir. Ancak günümüzde, güvenlik kavramı, istihbarattan sağlığa, enerjiden iletişime, ulaştırmadan tarıma kadar farklı alanları da içine alacak şekilde genişlemiştir. Önemli olan potansiyelimizi harekete geçirmek, kaynaklarımızı en doğru şekilde kullanmak, çalışmalarımızı verimlilik esasına göre yürütmektir. Savunma Sanayii Başkanlığımızı doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlamamızın sebebi işte budur.”

Konuşmasında; ATAK helikopteri, Milli Muharip Uçak, KORKUT hava savunma silahı, HİSAR hava savunma sistemleri, KASIRGA, BORA, SOM füzeleri ve ALTAY tankı gibi milli savunma sanayisi projeleriyle ilgili bilgilere de yer veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye, savunma sanayisindeki tüm stratejik ihtiyaçlarını kendisi tasarlayabilir, geliştirebilir, üretebilir hâle gelene ve bunların ihracatını yapana kadar durmayacağız, dinlenmeyeceğiz, gece gündüz çalışacağız” ifadelerini kullandı.

Çok acil olmayan hiçbir ürün ve malzemenin yurt dışından ithal edilmemesi gerektiği yönündeki talimatını da konuşmasında yineleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bizi birilerine muhtaç etmeyin. Sizler de işte bu sektörlerin içerisinde yer alıyorsunuz. Artık bunları biz kendimiz üretmek durumundayız. Bu millet yapar mı? İnanıyorum ben, yapar. Öyleyse yapalım” dedi. Devletin ve milletin tek bir kuruşunun dahi, amaca uygun olmayan yerlerde kullanılmasına rıza gösteremeyeceklerinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kaçak göçek de olsa bu yollara tevessül edenler varsa eninde sonunda meselenin ortaya çıkacağına ve kendilerinden hesap sorulacağına bir defa emin olsunlar. Aksi yönde baskıya uğradığını düşünenler varsa durumu bizzat bizlere bildirmelerini istiyorum. Hiç kimsenin kişisel çıkarı, ülkenin ve milletin menfaatlerinin üzerinde olamaz.” şeklinde konuştu.

Vizyoner Genç Programı’na, yaklaşık 2.000 üniversite öğrencisi katıldı.

 

T625 İsmine Kavuştu: GÖKBEY

Konuşmasının son bölümünde, T625 genel maksat helikopterinin adını, yaptıkları istişareler sonucunda “Gökbey” olarak belirlediklerini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Gökbey’in; ülkeye, millete ve sektöre hayırlı olması temennisinde bulundu; helikopterin tasarımında ve üretiminde katkısı olanları tebrik etti.

Konuşmasının ardından, sahnedeki platforma getirilen Gökbey helikopterini zirveye katılanlara takdim eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, helikopterin özellikleri ile ilgili yetkililerden bilgi aldı. Kendisinin de genel maksat helikopteri Gökbey’i kullanacağını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İnşallah kendi eserimizle dünyada iftihar etmeye devam edeceğiz. Emeği geçenleri kutluyorum, hayırlı olsun, Allah mübarek etsin” dedi.

Açılış konuşmalarının ardından, zirvenin ilk günü, arka arkaya gerçekleştirilen üç panelle devam etti.

 

Girişim, Yatırım ve İhracat

Etkinliğin ilk paneli, “Girişim-Yatırım-İhracat Zincirinde Türk Savunma Sanayisi” başlığı ile düzenlendi. Panel, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı İsmail Gülle’nin açılış konuşması ile başladı. Gülle, Türkiye’nin ihracatının ortalama kilogram fiyatının 1,37 dolar olduğunu; savunma sanayisinin ise 47 dolar olduğunu belirtti.

Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdullah Atalar’ın başkanlığında gerçekleştirilen panelde, öne çıkan noktalar şunlar oldu:

  • OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın, savunma sanayisindeki hamlenin diğer sektörlere de yansıtılması gerektiğini belirtti.
  • İstanbul Sanayi Odası (İSO) Meclis Başkanı ve Kale Grup Başkanı ve CEO’su Zeynep Bodur Okyay, Türkiye’de, tüm sanayi dallarında görülen önemli bir sorunlardan birinin, milyar dolarlık şirketlerin yanında, birkaç yüz milyon dolarlık şirketlerin bulunmaması olduğunu belirtti. Sanayinin; ölçek, finansman ve teknoloji konularında arzu edilen noktanın henüz uzağında bulunduğunu da ifade etti.
  • Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir, Ankara’nın, Türkiye’de üretilen yüksek katma değerli ürünlerin %20’sini tek başına ürettiğini söyledi.
  • Hava Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Korgeneral İsmail Güneykaya, sektöre verdikleri destekleri sıralarken; “Envanterimizde kullanılan milli savunma sanayi ürünü silah, mühimmat ve sistemlerin, yurt içi ve yut dışı tanıtımlarının etkinliğinin arttırılması amacıyla, mali idari ve hukuki hususlardaki taleplerimiz gözetilerek, gerekirse kullanıcı TSK personeli desteği de vermekteyiz ve verebiliriz.” dedi. Korgeneral Güneykaya, tüm devlet hava araçlarını kapsayan, sertifikasyon ve uçuşa elverişlilik fonksiyonlarını yerine getirecek Türkiye Askeri Havacılık Otoritesi’nin kurulmasının öneminde de vurgu yaptı.

Zirve, T625 helikopterinin “Gökbey” ismi ile lansmanına da sahne oldu.

 

Nitelikli İnsan Kaynağı

İkinci panel, “Milli Sanayi Hamlesi için Nitelikli İnsan Kaynağı” başlığı ile gerçekleştirildi. Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Prof. Dr. Davut Kavranoğlu, açılış konuşmasında, insan gücü yetiştirilmesi konusunda, Türkiye’nin, tüm sektörlerde yapması gerekenlerle ilgili görüşlerini iletti.

Panel başkanı Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök, şu bilgileri verdi:

  • Türkiye’de, 60’tan fazla teknoparkta, 5.200’ün üzerinde firma, Ar-Ge faaliyeti yürütüyor.
  • Teknoparklardan teknoloji satışı, 63 milyar liraya ulaştı. Teknoloji ihracatı ise 3,6 milyar dolara ulaştı.

Panelde, şu noktalar öne çıktı:

  • Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Büyükdede, nitelikli insan kaynağı konusunda; üniversite mezunu olmayan, teknisyen olarak çalışacak eleman açığı bulunduğunu belitti ve bu açığı gidermek için yapılabileceklerle ilgili görüşlerini iletti.
  • İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, daha uzun vadeli bir bakışla, “Üniversitelerimiz, var olmayan, şu anda düşünmediğimiz işlere yönelik insan kaynağını yetiştirmek için nasıl bir strateji izlemeliler?” sorusunu sordu ve teknik becerilerin yanında, bazı sosyal becerilerin de kazandırılması gerektiğini belirtti.
  • İstanbul Sanayi Odası Yönetim Kurulu Üyesi ve TEPAR A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sultan Tepe, üniversite sanayi iş birliklerin nasıl iyileştirilebileceği ile ilgili görüşlerini iletti.
  • UNILEVER Eski CEO’su, Yönetim Danışmanı İzzet Karaca, 10 tane öncelikli sektörün belirlenmesi ve insan gücünün bunlara yönelik geliştirilmesi gerektiğini söyledi.
  • Kara Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Korgeneral Yavuz Türkgenci, stratejik planlamayı yapabilecek sivillere ve akademisyenlere, özellikle muharebe modelleme konusunda çalışan akademisyenlere ihtiyaç olduğunu belirtti. Korgeneral Türkgenci, Türkiye’de, Savunma Tedarik Üniversitesi kurulmasının, sektörün daha sağlıklı çalışmasına destek olacağını da söyledi. Korgeneral Türkgenci, sözlerine şöyle devam etti: “TSK, savaşan bir ordudur. Savaş meydanlarında öğrendiğimiz her şeyi, sizlerle paylaşmaya, öğrenen organizasyon olmaya hazırız. Muharebe meydanını bir laboratuvar olarak görüyoruz. SSB ve sektör, Fırat Kalkanı Harekâtı’nda bizzat araziye gitti ve birlikte, oradaki tankların sıkıntılarının giderilmesinde çalıştık.”

Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. İsmail Demir, zirvenin ikinci gününde gençlerle bir araya geldi.

 

Teknoloji, İnovasyon ve Üretim

Son panel, “Teknoloji-İnovasyon-Üretim Üçlemesi” başlığı ile gerçekleştirildi. Oturumun başkanlığını yapan TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, son dönemde daha çok çıktı ve etki odaklı çalışmalar yaptıklarını ve bu konuda, savunma sanayisinin daha önde olduğunu söyledi. Bu panelde öne çıkan noktalar ise şöyle sıralandı:

  • Deniz Kuvvetleri Komutanlığı Kurmay Başkanı Tümamiral Cihat Yaycı, silahlı kuvvetlerin, teknoloji aşığı bir kurum olduğunu ve bunun için insana yatırım yaptığını belirtti. Tümamiral Yaycı, yenilikçi yaklaşımlara örnek olarak, kara ve hava platformları için geliştirilmiş UMTAS, OMTAS ve CİRİT gibi füzelerin, korvet ve hücumbotlarda kullanımını verdi.
  • ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün, ASELSAN’da kullandıkları teknoloji yönetimi araçları olarak; teknoloji yol haritasını, strateji yönetim modelini, öz kaynaklı Ar-Ge’yi, araştırma merkezlerini ve Milli ve Yerli Ürün Geliştirme Kurulu’nu saydı. İnovasyon yönetimi araçlarını ise Fikir Yönetim Sistemi, fikir yarışmaları, açık inovasyon, üniversite iş birlikleri ve sanayi iş birlikleri olarak sıraladı.
  • BMC Yönetim Kurulu Başkanı Ethem Sancak, savunma sanayisini geliştiremeyen bir ülkenin sanayileşmesinin mümkün olmadığını belirtti. Önümüzdeki dönemde gerçekleştirecekleri önemli çalışmalar arasında; ALTAY tankının seri üretimini, Milli Yüksek Hızlı Tren’in geliştirilmesini, Milli Motor’un geliştirilmesini ve Milli Otomotiv’in geliştirilmesini saydı.
  • Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) Genel Müdürü Prof. Dr. Temel Kotil, yatay genişlemek için birçok şirkete ortak olduklarını ve böylece teknolojinin devamını garanti ettiklerini söyledi. Teknoloji ve inovasyondan bahsetmek için yurt dışı ayağının da olması gerektiğini; TUSAŞ’ın ABD, Almanya Fransa’da şirket alımı gibi yatırımlar yaptığını belirtti.
  • ROKETSAN Genel Müdürü Selçuk Yaşar, ROKETSAN’ın, 40’ın üzerinde özgün ürünü olduğunu; 2-3 yıl içinde de bunların sayısının 60’ı geçeceğini söyledi. ROKETSAN 2035 vizyonu doğrultusunda çalıştıklarını ve bu vizyonun; ürün, teknoloji, inovasyon, insan kaynağı, pazar geliştirme ve finans ayaklarının bulunduğunu ifade etti. Teknoloji-inovasyon-üretim üçgeninin üzerine ihracatı da ekleyerek bir piramit oluşturulması gerektiğini de ekledi.

Zirvenin ikinci gününde; savunma sanayisi için nitelikli insan kaynağı temininin sürdürülebilir kılınması ve üniversite öğrencilerinin milli ve yerli üretim farkındalığına kavuşturulması amacıyla oluşturulan Vizyoner Genç Programı gerçekleştirildi. Yaklaşık 2.000 üniversite öğrencisi, hem oluşturulan mini sergiyi gezdi hem de bu güne özel olarak hazırlanan konuşmaları dinledi. Program, Teknofest etkinliğinin ardından, sektörle gençleri tekrar bir araya getirdi.

37 toplam görüntüleme, 1 bugünkü görüntüleme