Söyleşi: ABD’nin Türkiye Kıdemli Askeri Temsilcisi ve Savunma Ataşesi Tuğgeneral Marc H. Sasseville – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: ABD’nin Türkiye Kıdemli Askeri Temsilcisi ve Savunma Ataşesi Tuğgeneral Marc H. Sasseville

25 Ağustos 2016
25_08_2016_ABD_MSI_Dergisi_S

ABD’nin Türkiye Kıdemli Askeri Temsilcisi ve Savunma Ataşesi Tuğgeneral Marc H. Sasseville ile MSI Dergisi’nin 132’nci sayıasında yayımlanan söyleşisinin tam metnine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Ankara’daki görevini tamamlayan ABD’nin Türkiye Kıdemli Askeri Temsilcisi ve Savunma Ataşesi Tuğgeneral Marc H. Sasseville, kardeş yayınımız Ankara Askeri Ataşeler Birliği (Ankara Military Attache Corps / AMAC) Dergisi’nde yayınlanan söyleşisinde, Türkiye ve ABD arasındaki askeri iş birliği ile ilgili bilgiler verdi. MSI Dergisi okuyucuları için, bu söyleşinin savunma sektörü ile ilgili kısımlarını takip eden sayfalarda yayınlıyoruz.

Birol TEKİNCE: Amerikan Savunma İş Birliği Ofisi (ODC-T)’nin hâlihazırda yürütmekle sorumlu olduğu devletlerarası savunma projeleri neler? Bu projelerin son durumlarına ilişkin ayrıntıları bizimle paylaşır mısınız?

Tuğg. SASSEVILLE: ABD ile Türkiye arasındaki savunma alanındaki ilişkiler çok eskilere; tam olarak 1947 yılına dayanıyor. ODC-T; Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Milli Savunma Bakanlığı ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) ile köklü ilişkilere sahip. Türkiye ile yeni ve süregelen çok sayıda projemiz var ve ilişkilerimizi daha da güçlendirebileceğimiz, çok sayıda yeni alanı da değerlendiriyoruz. Sizin de bildiğiniz gibi, güvenlik yardımı uygulamamız aracılığıyla Türkiye’yle iş birliğimizi azami düzeyde tutmaya; aynı zamanda da TSK ile diğer NATO kuvvetleri arasında müşterek çalışma kabiliyetini arttırmaya çalışıyoruz. Hâlihazırda devam eden çok sayıda projemiz olmakla birlikte, bunlardan bana göre iki tanesi özellikle önemli: Müşterek Taarruz Uçağı (JSF/F-35) projesi ve Müşterek Doğrudan Taarruz Mühimmatının (JDAM) satışı.

Son çeyrek asır içerisinde Türkiye, Amerikan Savunma Bakanlığı ile F-16 uçakları konusunda ortaklığa girdi. Türkiye, daha sonra, F-35 programına, Sistem Geliştirme ve Gösterim aşamasında dâhil olarak bu ortaklığı devam ettirdi. Türkiye, bu uçaklardan 100 adet sipariş vermeyi planlıyor. Türkiye ayrıca, program kapsamında üretilen F-35 savaş uçaklarının motorlarının, Avrupa’daki bakım ve onarım merkezi olacak.

JDAM konusunda ise ABD Dışişleri Bakanlığı, JDAM ve ilişkili teçhizatın, parçaların ve lojistik desteğin, Türkiye’ye, Yabancı Askeri Satışlar (Foreign Military Sales / FMS) yoluyla muhtemel satışının onaylanması için karara vardı. 2 Aralık 2015 tarihinde, Savunma ve Güvenlik İşbirliği Ajansı (Defense Security Cooperation Agency), Amerikan Kongresi’ni, muhtemel bir satış için gerekli olan belgelendirme süreci konusunda bilgilendirdi.

Türkiye, ABD için, bölge barışı ve istikrarı açısından önemli bir ortak. Bu nedenle ABD’nin, hem bir ortağı hem de NATO müttefiki olan Türkiye’ye, güçlü ve etkili savunma kabiliyetleri geliştirmesine ve bunları sürdürmesine imkân tanıyacak gerekli desteği sağlaması, ABD ulusal çıkarları açısından son derece önemli. ODC-T’de yürütülen programlar, bu hedefler ile uyumludur.

ODC-T’nin, Savunma İşbirliği Müdürlüğü, söz konusu programlar aracılığıyla TSK’nın savunma imkânlarını daha da geliştirmeyi ve gelecekteki NATO operasyonlarına daha fazla katkıda bulunabilmesini sağlamayı amaçlıyor. Savunma ve Güvenlik İşbirliği Ajansımızın da hemfikir olacağı gibi, güvenilirliği kanıtlanmış ve uyumlu benzer sistemlerin kullanılması, NATO ve Amerikan güçleri arasındaki müşterek çalışma kabiliyetini arttıracak ve bölgedeki savunma kuvvetlerinin havadaki, sınırlardaki ve denizdeki ortak tehditleri bertaraf etme kabiliyetini daha da geliştirecektir.

Birol TEKİNCE: Savunma sektörü olgunlaşıp yeteneklerini daha da geliştirdikçe, Türkiye’nin ABD’den kullanıma hazır parça ve sistem satın almaktan ziyade, ABD ile ortak geliştirme projelerine dâhil olmayı talep edeceğini öngörebiliriz. Sizce, Türkiye’nin gelişmekte olan savunma sektörü, Türkiye-ABD arasındaki savunma ilişkilerini nasıl etkiliyor? Neler değişecek ve bu değişim nasıl algılanacak?

Tuğg. SASSEVILLE: Askeri alanda ABD ile Türkiye arasındaki çok eskilere dayan ilişkiler, bugün de gücünü koruyor. ABD, savunma sektörünü geliştiren Türkiye ile ortaklığına devam edecektir. Söz ettiğiniz değişimi, hem Türkiye ve ABD hem de müttefiklerimiz ve küresel ortaklarımız açısından olumlu bir adım olarak görüyorum.

İlişkilerimizin daha da derinleştirilmesine katkıda bulunan bu gelişme, üzerinde birlikte çalışacağımız uzun vadeli projelerin sayısını da arttıracak ve bu projelerin gerektirdiği araştırma ve geliştirme faaliyetlerine daha fazla odaklanmamıza imkân tanıyacaktır. Günümüz dünyasında, müşterek çalışma kabiliyeti son derece önemli. Her ne kadar bu kabiliyeti ürün tedarik ederek elde etmek mümkün olsa da bir ürünün ya da sistemin ortak geliştirilmesi, sadece müşterek çalışma kabiliyeti sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda ortak bir stratejik hedefe yönelik teçhizat ve platformların geliştirilmesini de sağlıyor. Müşterek Taarruz Uçağı programında bunu gözlemleyebildiğimizi düşünüyorum.

Birlikte daha da iyi ürünler geliştirebiliriz. Bu sayede de aramızdaki müşterek çalışma kabiliyetini; bizzat ürettiğimiz ürün ve platformlarla ve bizi söz konusu ürün ve platformları geliştirmeye iten ortak stratejik hedeflerimize ilişkin ortak bir anlayışla daha da geliştirebiliriz.

Birol TEKİNCE: ABD’nin ihracat kontrolü konusunda bazı katı kuralları bulunuyor. Türkiye’deki KOBİ’leri düşündüğümüzde, bu firmalar, söz konusu bürokratik işlemlerle ilgili olarak ABD’li yetkililerden nasıl bir destek görebilir? ODC-T bu süreçlere doğrudan ya da dolaylı olarak dâhil oluyor mu?

Tuğg. SASSEVILLE: Sistemimizin bazen kafa karıştırıcı olabileceğine katılıyorum; özellikle küçük firmalar için. Özetlemem gerekirse hem ODC-T hem de Amerikan Büyükelçiliği’nde savunmaya ilişkin program ve tedarik süreçlerimizle ilgilenen birimler var. Savunma İş Birliği Ofisi, FMS süreciyle satışı gerçekleştirilen her tür ürün ile doğrudan ilgileniyor. Bu süreç, Türkiye’nin ABD’den doğrudan alım gerçekleştirdiği zaman işleyen bir süreçtir. Bu gibi durumlarda, ODC-T ekibi, devam eden ya da planlanan her tür FMS süreci konusunda destek sağlayabilir.

Ancak bir ürün, Doğrudan Ticari Satış (Direct Commercial Sale / DCS) olarak adlandırdığımız süreç aracılığıyla satın aldığında, diğer bir deyişle ABD merkezli bir firmadan doğrudan satın alım gerçekleştirildiğinde, o zaman OCD-T bu süreçler konusunda yardımcı olamıyor. Böyle durumlarda, pazarlama ile ihracat için gerekli izinlerin alınması, tamamen ilgili Amerikan şirketinin sorumluluğunda oluyor. ABD Büyükelçiliği’ndeki Dış Ticaret Servisi, DCS süreçleri aracılığıyla ürün tedarik etmek isteyen firmalara yardımcı olabilir.

ODC-T’nin FMS ekibi ile çalışırken göz önünde bulundurulması gereken önemli bir husus, her ne kadar tüm ürünlerin FMS süreci ile tedarik edilmesi mümkün olsa da bazı ürünlerin – teknolojik ya da politik nedenlerden ötürü – sadece FMS süreci ile satın alınmasının mümkün olduğu hususudur.

Bununla birlikte, her ne kadar ABD Savunma İş Birliği Ofisi ve ABD Büyükelçiliği’ndeki ekipler kişilere izlenecek yok hakkında bilgi verecek durumda olsalar bile ihracat düzenlemeleri konusundaki asıl uzmanlar, Washington’da. Amerikan Ticaret Bakanlığı’na bağlı Endüstri ve Güvenlik Bürosu’nun internet sayfası (https://www.bis.doc.gov), çevrim içi bilgilendirme modülleri dâhil olmak üzere, ABD’deki ihracat düzenlemeleri konusunda kapsamlı bilgiler sunuyor. Daha fazla bilgi edinmek isteyen firmalar için ise Endüstri ve Güvenlik Bürosu, firmaların ABD ihracat kontrol mevzuatına nasıl uymaları gerektiğini ele alan ve yıl boyunca ABD’de düzenlenen iki günlük seminerler sunuyor. Dış Ticaret Servisimizin, ABD’den kontrol edilmiş ürünler ithal edecek Türk firmalarına önerisi, satılan belli bir ürüne ilişkin verilen bir ihracat lisansının nelere izin verip vermediğinin doğru anlaşılması için, ABD’li ihracatçılar ile sıkı bir şekilde çalışıp konuyu yakın takip etmeleridir.

ABD’nin Türkiye Kıdemli Askeri Temsilcisi ve Savunma Ataşesi Tuğgeneral Marc H. Sasseville’e, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

1,122 toplam görüntüleme, 9 bugünkü görüntüleme