Söyleşi: ALTAY CEO’su Baki ŞENSOY – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: ALTAY CEO’su Baki ŞENSOY

5 Mart 2019

“Dönüşümü hız kesmeyen ALTAY, savunma ve havacılık sanayisi piramidinde, ana yüklenicilerin hemen altında yer alacak firmalardan biri olacak.”

 

MSI Dergisi’nin 172’nci sayısında yayımlanan söyleşi, derginin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

 

ALTAY Yazılım Savunma Endüstriyel Sanayi ve Ticaret A.Ş. (ALTAY), 2018’i; kurumsal dönüşümün, projelerdeki ilerlemelerin ve ürünlerdeki gelişimin damga vurduğu bir yıl olarak geride bıraktı. IDEF 2019’da ise ALTAY, sektörün karşısına, hem 62 yıllık tecrübeye sahip hem de sürekli dönüşüm geçirerek değişimlere ayak uyduran firma kimliği ile çıkmaya hazırlanıyor. Firma açısından 2018 yılının değerlendirmesini ve 2019’un neler getireceğini, ALTAY CEO’su Baki Şensoy’dan dinledik.

 

MSI Dergisi: Baki Bey, öncelikle ALTAY açısından 2018 yılının genel bir değerlendirmesini yapar mısınız?

Baki ŞENSOY: 1957 yılında kurulmuş, çok köklü bir şirket olan ALTAY, değişen şartlara adapte olabilmeyi ve fırsatları değerlendirebilmeyi başaran bir firma. Bugüne kadar da sağlam adımlarla başarılı bir şekilde gelebilmesinin arkasında, şirketin, değişime ayak uydurabilme kabiliyeti bulunuyor.

Bu çerçevede, 2018 yılını da ALTAY için bir yeniden yapılanma yılı olarak değerlendirdik. 2018 yılının başında, Yönetim Kurulu Başkanımız da icranın başı olarak ben de ALTAY’da yeni bir yapılanma ve dönüşüm ihtiyacı olduğu fikrindeydik ve çalışmalarımızı, bu yönde yoğunlaştırdık.

Ekibe katıldığım 2017 yılının son 3 ayında, firma hakkında çeşitli değerlendirmeler ve incelemeler yapma olanağı buldum. Bu süreçte, fırsat alanlarımızı ortaya çıkartmaya odaklandım. ALTAY’ın köklü mirasının getirdiği tecrübelerini anlamaya çalıştım. Kendi geçmiş tecrübelerime dayanarak da neler yapabileceğimizi daha ayrıntılı inceledim. “ALTAY’ın derin tecrübesi ve yürüyen faaliyetlerinin üzerine, acaba biz neler koyabiliriz?” sorusunun cevabı, yılın sonuna doğru, yavaş yavaş şekillenmeye başlamıştı. Bu cevapta yer alan, çok kısa vadeli hedeflerimizi hemen icraata geçirdik ve başarılı sonuçlar aldık.

Hedeflerimizde, sadece dışarıda yapılacak işler yer almadı. Şirketin içinde de önemli fırsatlar fark ettik. Bu süreçte, bazı arkadaşlarımızın farklı yeteneklerini keşfettik. Yönetsel anlamda onlara yeni sorumluluklar verdiğimizde de bunun, dış dünyaya çarpan etkisi ile yansıdığını gördük. Bu tür fırsat alanlarını çok hızlı değerlendirdik ve 2018’in ilk aylarından itibaren de olumlu etkilerini gözlemledik.

 

2018 yılı boyunca, organizasyonel değişiklikler gerçekleştirdik; teknik kadrolarımızı, iş yapma biçimlerimizi, müşterilerimizle olan ilişkilerimizi gözden geçirdik. Bunların hepsi, çok derin incelemeler ve analizler sonucunda; bir yandan doğrulanarak ve katma değerli yeni fikirler de eklenerek gerçekleşti.

İnsan kaynakları konusunda da önemli bir yapılanmaya gittik ve İnsan Kaynakları ve İnovasyon Direktörlüğü’nü kurduk. Bizim faaliyet alanımızda, insan kaynakları ile inovasyon kavramlarının iç içe olduğunu değerlendiriyoruz. Salt insan kaynakları olarak baktığınızda, çalışanları, sadece belirli bir işi yapmakla görevli kişiler olarak görüyorsunuz. Hâlbuki o kişinin, aynı zamanda inovatif bir tarafı olabiliyor. Bir takım fikirleri, yaptığı iş dışında da görüşleri var. Siz onlara sadece görev odaklı bakınca, yenilikçi yanlarını, farklı fikirlerini göz ardı ediyorsunuz. O yüzden, sektörde çok alışık olunmayan bir şey yaptık ve insan kaynakları ve inovasyon direktörlüklerini aynı çatı altında birleştirdik. Bu yapının olumlu etkilerini, 2019’da daha yoğun yaşayacağız.

2018’deki dönüşüm sürecimizin ana başlıklarından biri de yeni müşteriler kazanmaktı. Bu konuda, ciddi ve planlı çalışmalar yaptık. Sonuçlarını da gördük. Tabii burada şirketin arayüzünde, dış dünya ile olan ilişkilerinde görev alan arkadaşlara da çok iş düştü. Onların ciddi mesafeler aldığını görüyorum. Daha önceden hiç çalışmadığımız müşterilerle çalışmaya başladık ve onların da güvenini kazandık.

2018’de önem verdiğimiz bir diğer konu da daha maliyet-etkin çalışmak oldu. Ülkenin içinde bulunduğu durum da zaten bu şekilde çalışmanız gerektiğini söylüyor. Ülke olarak kaynaklarımızı iyi yönetmemiz gerekiyor ve bizim sunduğumuz ürün ve hizmetler de birer kaynak. Burada da şirketimizin, üzerine düşen görevi etkin olarak gözettiğimizi görüyorum. Kaynaklarımızı nasıl daha iyi yönetebileceğimiz, projelerimizi nasıl daha maliyet etkin yapabileceğimiz, tekrarlanabilen bir takım unsurları nasıl işlevsel hale getirebileceğimiz konularına çok kafa yorduk ve olumlu sonuçlar aldık.

2018’in, projelerimiz ve yeni işler alma konusunda da başarılı bir yıl olduğunu görüyorum. Almayı hedeflediğimiz bir takım işler vardı; onları almayı başardık. Bir kısmı sonuçlanmadı ve 2019’a kaldı. Onlarla ilgili iddiamızı sürdüreceğiz.

 

MSI Dergisi: Projelerin ayrıntısına girecek olursak 2018’de, hangi projelerinizde, hangi gelişmeler yaşandı?

Baki ŞENSOY: Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından, HAVELSAN ana yükleniciliğinde yürütülen Taktik Data Link Yönetim Merkezi projesinde, HAVELSAN için, “Ağ Planlama, Ağ Tasarım ve Ağ Simülasyon Aracı”nı geliştiriyoruz. Bu projede, çok ciddi ilerleme kaydettik. Teknik zorlukların üstesinden geldik, entegrasyonu tamamladık. Son kullanıcının karşısına çıkacak noktaya geldik. Projede, daha hızlı ilerleyeceğimiz bir aşamadayız. Bu projede, hem ekibimizi oluşturduk hem de alan uzmanlığımızı pekiştirdik. Ayrıca, yeni yazılım teknolojilerini kullandığımız bir proje oldu bu.

Son kullanıcının Milli Güvenlik Kurulu olduğu; bizim de Türksat’ın alt yüklenicisi olarak görev aldığımız “Seferberlik ve Kaynak Planlama Sistemi (SEKAPS)” projesinin ikinci fazı ilerledi. İlave istekleri karşılayan yeni yetenekler tasarlamaya başladık. 2019’da, bunlar devreye alınmaya başlayacak.

Ana yüklenici olarak geliştirdiğimiz ve 2009 yılında kullanıma giren, Milli Savunma Bakanlığı Bilgi Sistemi (MBS)’nin bakım ve idamesini yapmaya, 2018’de de devam ettik. 2018’de, bedelli askerlik uygulaması kararı alınması ile yüksek bir tempoda çalıştık. Kurban Bayramı sırasında dahi 24 saat esasında çalışan ekibimiz, kararın alınmasından çok kısa bir süre sonra, sistemi hazır hale getirdi. Milli savunma Bakanlığı yetkililerinin takdir ifadelerini duymak, bizi ayrıca gururlandırdı. MBS’nin bakım ve idame ihalelerini, sistem devreye alındığından beri hep ALTAY kazandı. 2019 için açılan ihaleyi de yine biz kazandık. 2019’da, yeni askerlik sistemi ile ilgili üzerimize önemli görevler düşeceğini tahmin ediyoruz. Bu konuda da çok ciddi analiz çalışmalarını yapmaya şimdiden başladık.

ASELSAN ve ROKETSAN ile alt yüklenicileri olarak yürüttüğümüz projelerimiz, 2018’de de devam etti. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii’nin denetim ve inceleme süreçlerini tamamladık ve onlarla somut projeler üzerinde konuşmaya başladık.

Sivil tarafta; ticaret borsalarının yönetimi açısından çok kritik olan, borsa tescil işlerinin takip edileceği ve bütün verilerin akacağı yazılımın tüm çalışmalarını tamamladık ve 2019’un ilk günü de devreye aldık. Hemen müdahale ederek çözdüğümüz çok küçük sorunlar dışında, sistem başarıyla devreye girdi. Sürecin önemli bir aksaklık yaşanmadan tamamlanması, kuşkusuz beklediğimiz şeydi ve bu beklentimizin gerçekleşmesi, bizleri sevindirdi. Şu anda ekibimiz, gerçek zamanlı olarak sistemi desteklemeye ve ileriki sürümleri için kullanıcı taleplerini almaya devam ediyor.

Kamu alanında önemli bir aşamaya geldiğimiz diğer projemiz, Sanayi Bilgi Sistemi oldu. Projede yaptığımız analizler gözden geçirildi ve doğru noktalara değindiğimizi, bir kez daha teyit etmiş olduk. Bu projede geliştireceğimiz sistem, tüm üretim katmanlarının bilgilerinin, devletin ilgili kurumlarında görülmesini ve değerlendirilmesini sağlayacak ve kritik bir işlevi yerine getirecek.

 

MSI Dergisi: ALTAY, projelerinin yanı sıra ürünleri ile de öne çıkmayı hedefliyor. 2018 yılında, ürünlerinizle ilgili hangi gelişmeler yaşandı?

Baki ŞENSOY: Akıllı Üretim Yönetim sistemimizin ilk sürümünü çıkarttık. Endüstri 4.0 uygulamalarına yönelik etkin bir çözüm ortaya koymayı hedeflediğimiz bu projemiz kapsamında, Akıllı Üretim İzleme Yazılımı’nı geliştiriyoruz. Sistemin iki bacağı daha var. Biri, makinaların konuşması. Bu konuda bir çözüm ortağı ile çalışıyoruz. Diğeri ise ürünlerin üretim hattında fiziksel olarak izlenmesi. Ürünler, bir plastik kutuda da taşınabilir, özel bir ekipmanla da taşınabilir. Bunların izlenmesi konusunda da diğer bir çözüm ortağı ile çalışıyoruz. 2019 yılında, hem bu ürünümüzün yaygınlaştırılması konusuna odaklanacağız hem de ürünümüze yeni yetenekler eklemeye devam edeceğiz.

ALTAY’ın geçmişte gerçekleştirdiği ihracat çalışmaları kapsamında, hava savunma sistemlerine yönelik yazılım çözümleri de yer alıyor.

 

Dijital Dönüşüm adını verdiğimiz proje ve ürünlerimizle ilgili ayrı bir ekibimiz var. Akıllı Üretim Yönetim sistemimiz de bu ekibin sorumluluğunda. Ekibimiz, dijital dönüşümü tamamlamak isteyen işletmelerin ihtiyaçlarına cevap vermeye odaklanıyor. Özellikle OSTİM, bu çalışmalarımıza ilgi gösteriyor. 2019’da, OSTİM yönetiminin ve OSTİM Teknik Üniversitesi’nin de yer alacağı çalışmalar yapacağız ve ürün ailesine dönüşecek bir yapının temellerini atacağız.

Üzerinde çalıştığımız ürünlerden bir tanesi de ulusal alanda kaynakların yönetiminde kullanılacak bir yazılım. Burada, afet ya da kaynak yönetimden bahsetmiyoruz. Ulusal alandaki ihtiyaçlara daha geniş ölçekten bakan, daha bütünleyici bir yazılım ürünü olacak. Bu ürünü, aslında bir yurt dışı fırsatı için de hazırlıyoruz. Belli bir aşamaya getirdik, 2019’da devam edeceğiz.

Şu ana kadar bahsettiklerimin hepsi son kullanıcıya değen ürünler. Alt kırılımlara indiğimiz zaman, bir sistemin parçası olabilecek ürünlerimiz de ortaya çıkmaya başladı. Örneğin SSB’ye, taktik data link sistemlerinde kullanılabilecek bir ürün ile ilgili teklifimizi sunduk. Bu üründe, taktik data link tecrübemizi kullanarak ağ planlaması işini biraz daha akıllı hale getirmeyi, yapay zekayı devreye sokmayı hedefliyoruz.

 

MSI Dergisi: İhracat cephesinde 2018 yılı nasıl geçti?

Baki ŞENSOY: İhracat bizim için, 2004’te, Türkiye’nin, savunma alanındaki ilk yazılım ihracatını yaparak başladığımız maceranın devamı. Bu alanda, güçlü bir şekilde ilerlemek istiyoruz. Üzerinde çalıştığımız somut projeler var. Bunları, 2019’da da takip edip imza aşamasına getirmek istiyoruz. Bu çalışmalarımızda, SSB’nin de önemli desteğini görüyoruz.

2018’de, ana yüklenici firmaların ihraç ettiği bazı sistemlerde, bizim de ürünlerimiz yer aldı ve dolaylı ihracat yapmış olduk. 2019 hedefimiz ise doğrudan ihracat yapmak. Simülasyon ve eğitim alanında, özellikle ihtiyaç duyulan bazı konuları kovaladık. Bunların bir tanesi ile ilgili somut bir adım da attık.

 

MSI Dergisi: 2018 yılında, ALTAY’ın temsilcilik alanındaki faaliyetleri ile ilgili hangi gelişmeler oldu?

Baki ŞENSOY: Bu alandaki faaliyetlerimiz, dönüşerek devam ediyor. ALTAY, hiçbir zaman için, sadece dokümanların taraflar arasındaki dolaşımını gerçekleştiren bir temsilcilik anlayışı içerisinde olmadı. Konuya, en başından itibaren hizmet sunma felsefesi ile yaklaştı. Bugün de bu hizmet anlayışımız, mühendislik yoğun tarafa doğru evriliyor. Mühendislik birikimimizi ve kabiliyetlerimizi, bu alana da uyguluyoruz. Bugün, Türkiye’de, yerli imkânlarla birçok şey yapılabiliyor. Biz de temsilcilik tarafında sunduğumuz çözümlere, Türkiye’den bileşenler eklemeye çalışıyoruz. Buradaki amacımız, daha maliyet-etkin çözümlere ulaşmak; böylece müşterimize sağladığımız katma değeri daha da arttırmak. Ayrıca, yerlilik oranlarını da arttırmış olacağız.

Temsilcilik tarafında bir diğer hedefimiz, farklı pazarlara da çözüm sunmak. Bu alana da eğilmeye başladık.

ALTAY, ihracat çalışmalarını, 2004’te, Türkiye’nin, savunma alanındaki ilk yazılım ihracatını yaparak başladığı maceranın devamı olarak görüyor.

 

MSI Dergisi: ALTAY, mayın temizleme konusunda da Türkiye’de önemli çalışmalar yürütüyor. Bunlarla ilgili bilgi verebilir misiniz?

Baki ŞENSOY: Doğu Sınırları Mayın Temizliği Projesi (DSMTP) kapsamında, Denel MECHEM ile birlikte faaliyet gösteriyoruz. Bu proje, bildiğimiz kadarı ile Türkiye’de, bu kapsamda gerçekleştirilen tek faaliyet. ALTAY, ilk aşamada, Denel MECHEM’in desteklenmesi ve personel ile takviyesi görevlerini yürüttü. Daha önce, Kuveyt’te de birlikte çalışmıştık ve bu tecrübe, Türkiye’deki çalışmalarımıza çok olumlu yansıdı. Biz, sürekli öğrenen ve kendini geliştiren bir ekibiz. Bugün geldiğimiz noktada, mayın temizleme alanında, çok daha fazla katma değer sağlıyoruz. Mayın konusunda, bünyemizde ayrı bir direktörlüğümüz var. Yeni projelerin içinde de yer almayı hedefliyoruz.

 

ALTAY, Aranan Kan Olmaya Hazır

MSI Dergisi: 2018 yılında, ALTAY ile ilgili ciro ve çalışan sayısı gibi çeşitli göstergelerde nasıl bir değişim yaşandı?

Baki ŞENSOY: Uzun soluklu projeler içinde olduğumuz için, satış rakamları değişiklik gösterebiliyor. Geleceği gösteren “bekleyen siparişler” (backlog) ise bizim çok önem verdiğimiz bir değer. Bu değer, geleceği de şekillendiriyor; çünkü sorumluluk üstleniyorsunuz. Taahhütlerinizi zamanında gerçekleştirmek için gerekli tedbirleri almanız gerekiyor.

Bekleyen satışların miktarını arttırmak da iki yönlü bir çalışmayı gerektiriyor. Dışarıda ciddi bir iş geliştirme faaliyeti içinde olmalısınız; içeride de geleceğe hazırlanmalısınız.

ALTAY’ın sunduğu yazılım çözümleri, ergonomik kullanıcı arayüzleriyle de öne çıkıyor.

 

2018’de, bekleyen siparişlerimizi, 4 kattan fazla arttırdık. Bunun getirdiği sorumluluk ölçüsünde de hem personelin teknik kabiliyetlerini yükseltmek hem de personel sayısını arttırmak gerekiyordu. Çalışmalarımızı bir iş ekosistemi içinde ele alıyoruz ve ihtiyaç duyduğumuz proje ekiplerini, bu ekosistem ile oluşturabiliyoruz. Böylece, bekleyen satışlardaki bu artışa rağmen, çalışan sayısındaki artışımızın %20 seviyesinde gerçekleşmesi yeterli oldu. 100 kişiyi geçtik.

Personel sayısındaki artış, ALTAY için önemli bir konu. Çünkü biz, proje bazlı personel işe almıyoruz. İnsan kaynakları politikamızın temelinde şu yatıyor: İnsanlar ALTAY’da, uzun soluklu düşünür, emekli olana kadar çalışabilir. İş garantisi konusundaki güvence ise yöneticilerdir. Yöneticiler, bunun için uğraşmak zorundadır.

Şu anda projelerde görev alan ekiplerimizin toplam çalışan sayısı, ekosistemimizle birlikte 170’i buluyor. Kısa vadede çalışan sayımızın, 100-150 bandında seyredeceğini öngörüyoruz.

 

MSI Dergisi: Cironuzda, savunma ve havacılık projeleri ile diğer kamu ve sivil projelerinin dengesi nasıl oluşuyor?

Baki ŞENSOY: Son dönemde aldığımız işlerle birlikte, neredeyse %50-50 mertebesine geldi. Burada önemli projelerden bir tanesi, yılın son döneminde imzaladığımız, Perakende Bilgi Sistemi (PERBİS). Bu projede, 2019 yılı içinde önemli bir aşama kaydedip uygulamaya geçmeyi hedefliyoruz. Büyüklüğüne baktığımızda, bizim portföyümüzde çok önemli bir yeri var. Teknoloji açısından da çok kıymetli. Bir süredir, kamu için yaptığımız projelerde, yeni yazılım teknolojilerini de uygulamaya geçiriyoruz. Bunda da çok başarılı oluyoruz ve bu teknolojileri olgunlaştırıyoruz.

Bahsettiğim teknolojilerden biri, Kubernetes. Bunu, dünya ile eş zamanlı olarak kullanmaya başladık. Üzerinde çalışmaya başladığımızda, henüz bizim ele aldığımız gibi büyük ölçekli projelerde kullanılmamıştı. Bu teknolojiyi kısaca özetleyecek olursam: Eskiden, bir bilgisayar başında oturan insan vardı ve uygulama, bu bilgisayarda koşuyordu. Sonra, ağ teknolojileri gelişti. Bugün ise uygulamaları; sunucular, bilgisayarlar, tabletler, telefonlar, çok farklı donanımlar üzerinden kullanıyoruz. Bunların üzerinde koşan ya da bunlara hizmet veren bir uygulama var. Bütün bu donanımları bir ahenk içerisinde kurgulayıp çalıştırıp hiçbir kesinti olmaksızın uygulamayı sınırsız sayıda kullanıcıya açmanız söz konusu. Bu problemin çözümü çok kolay değil. Geçmişte geliştirilen pek çok çözüm, yeni sorunları beraberinde getirdi. Geldiğimiz noktada ise geçmişteki bütün problemleri çözen yeni bir teknolojiden bahsediyoruz.

Bu teknoloji, ALTAY’ı, tüm projelerinde bir adım öne çıkartıyor. Müşterilerimize, önemli bir katma değer sağlıyoruz. Savunma ve havacılık alanındaki projelerimizde de bu teknolojileri uygulamaya başladık.

 

MSI Dergisi: Şu anda kadar çizdiğiniz tabloda, ALTAY, kendini sektörde nereye konumlandırıyor? Sektörde eksikliği çok hissedilen; ana yüklenicilerin hemen altında yer alan ve 100 milyon dolar mertebesinde ciroya ulaşan şirketlerden biri olmayı hedefliyor mu?

Baki ŞENSOY: Bu sorunun cevabını vermeden önce, böyle bir ihtiyacın ALTAY tarafından nasıl algılandığına değinmek istiyorum. Çünkü kendimizi, inandığımız bir konuma getirmeliyiz. Geçmişte, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) şirketlerinden birinde görev almış biri olarak baktığımda, SSB’nin, sektörün yapısı ile ilgili çok doğru bir noktaya değindiğini düşünüyorum. Savunma ve havacılık sanayimiz, yıllar içinde, zorluk derecesi artan, büyük işler üstlenmeye başladı. Bunlar, başta TSKGV firmaları olmak üzere, ana yükleniciler tarafından ele alınırken, SSB’nin liderliğinde ve offset düzenlemeleri ile sektörün daha alt katmanları ile iş paylaşımı yapıldı. Ciddi çözümler geliştirildi. Bu işin yönetsel yükünü de ana yükleniciler üstlendi. Diğer yandan, zaman geçtikçe ölçekler büyüdü ve yeni bir problem ortaya çıktı. Artık işi dağıtmanın yanı sıra ortaya konulan ürünleri ve hizmetleri alıp doğru şekilde bir araya getirme faaliyetlerini de çok daha büyük bir alanda yapmak gerekiyor.

Diğer yandan, sektörün elinde, sözleşme altına alınmış önemli bir iş yükü var ve teslimat sürelerini kısaltmak da önemli bir ihtiyaç. Çünkü teslim ettiğimiz sistemler, artık kışlalarda beklemiyor; doğrudan sahada kullanılıyor. Türkiye, gelişmiş savunma sistemlerine ihtiyaç duyan ve bunları fiilen kullanan bir ülke.

Biz de şirket olarak, üstlenilen zorlu işlerin dağıtılması ve teslimatların hızlandırılması gerektiğine inanıyoruz. Bunun için, SSB’nin de işaret ettiği gibi, ana yüklenicilerin hemen altında yer alacak ve nihai platformların alt sistemlerini, alt bileşenlerini sağlayabilecek firmalara ihtiyaç olduğunu değerlendiriyoruz. ALTAY da bu firmalardan biri olmayı hedefliyor.

ALTAY, Test Altyapısı ve Otomasyonu projesi kapsamında, sektörün farklı firmaları tarafından kullanılabilecek bir altyapı geliştiriyor.

 

İnandığımız bir yeri hedeflemek ve bu hedeflenen yerde sağlayabileceğimiz katma değeri, savunma sanayise ve Türkiye’nin hizmetine sunmak, hepimizi motive ediyor. Ama bunun zorluklarının da farkındayız. Hedeflediğimiz konum, esasında bazı şeyleri sindirerek gelinebilen bir yer. O yüzden biz de sağlam ve emin adımlarla ilerliyoruz. Biraz önce bahsettiğim dönüşümün bir parçası da bu. Bu süreçte, belli konulara dâhil olmayı, uzman takımlar kurmayı, paydaşlarla bir araya gelmeyi hedefliyoruz.

Biz, aslında bugünden bazı sistem çözümlerini geliştirmeye de başladık. Örneğin, Deniz Kuvvetleri Komutanlığında kullanılan, birbirleri ile entegre çalışabilecek tüm elektronik harp cihazlarının benzetimlerini ve tüm bu benzetimlerin kontrol edilmesini sağlayacak Elektronik Harp Operatör Eğitim Simülatörü, ALTAY tarafından geliştiriliyor. Projenin aşağı-yukarı yarısını tamamladık ve çok başarılı bir şekilde devam ediyor.

Kendimizi, sadece “KOBİ seviyesindeki firmalarla bir araya gelip çözümler sunacağız.” diye de kısıtlamıyoruz. Örneğin, F-35’in entegre lojistik sistemi programına, SSB’nin de koordinasyonunda teklif veriyoruz ve bu teklifteki ortağımız da ASELSAN.

ALTAY; ticaret borsalarının yönetimi açısından çok kritik olan, borsa tescil işlerinin takip edileceği ve bütün verilerin akacağı yazılımın tüm çalışmalarını tamamladı ve 2019’un ilk günü de devreye aldı.

 

MSI Dergisi: Cevabınızı dinlerken bir şey dikkatimizi çekti. Elektronik Harp Operatör Eğitim Simülatörü projenizin hangi noktaya geldiğini, rahatlıkla ifade edebildiniz. Sektörde, projelerin son durumunu takip edebilmek, geçmişten beri yapılmak istenen; ancak bir türlü hedeflenen seviyede yapılamayan bir şey. ALTAY bunu nasıl başarıyor?

Baki ŞENSOY: Az önce bahsettiğim dönüşüm sürecinde; ihtiyaç duyduğumuz ve “Şöyle olsa çok iyi olurdu.” dediğim konulardan bir kısmını da hayata geçirdik. Projelerin, haftalık periyotta canlı olarak izlenmesi de bunlardan biri. Bu çalışmada şunu yaptık: Yönetici gözü ile risk alanlarını ve projenin genel durumunu sayısal değerlerle ortaya koyan bir rapor, her hafta Cuma günü hazırlanıyor. Biz de Cuma günü aldığımız bu raporu, hafta sonu sakin kafa ile değerlendiriyoruz ve Pazartesi’den itibaren de ihtiyaç olan alanlara yoğunlaşabiliyoruz.

ALTAY’da bu sistemi çok iyi oturttuk. Şirket kültürü ve mevcut altyapılar da buna hazırdı. Başlangıçta basit bir raporlama sistemi oluşturduk ve onu hızlıca geliştirdik. Sonuçta ortaya çıkan sistem sayesinde, projelerimizi çok net olarak değerlendirebiliyoruz. “Hangi projede hangi aşamadayız? Bir sonraki kilometre taşına ne zaman ulaşabiliriz? Hangi riskler, hedeflere ulaşmakta güçlükler yaratabilir?” tüm bunları görebiliyoruz. Böylece, vakitlice önlem alabilme fırsatımız da oluyor.

 

MSI Dergisi: Bu tecrübenizi sektörle paylaşmayı planlıyor musunuz?

Baki ŞENSOY: Aslında paylaşıyoruz. Hemen hemen gittiğim her ortamda, bunu nasıl yaptığımızı, hangi altyapıları kullandığımızı anlatıyorum. Bir büyük firmamızın, bu konu ile ilgili zaman harcadığını; ama istedikleri sonuca henüz ulaşamadıklarını öğrendik. Bizdeki uygulamayı anlatınca çok etkileyici buldular. Bu yıl içinde, proje takibini nasıl yaptığımızı, onlara ayrıntıları ile anlatacağız.

 

Hedefler, 2019’da Büyüyecek

MSI Dergisi: 2019, ALTAY için nasıl bir yıl olacak?

Baki ŞENSOY: 2019, her şeyden önce bir IDEF yılı. IDEF, bize, kendimizi görme ve değerlendirme fırsatı veriyor. IDEF’te kendimizi nasıl sunacağız; nasıl anlatacağız? Bu sorunun cevabının bulunması, kurumsal geçmiş, birikim ve deneyimin sorgudan geçirildiği bir süreç. IDEF standımızda, odaklı olmak istiyoruz. Sergilenecek 5-6 ürünü seçmeye çalışıyoruz. Projelerimizin bir görünümü olsun istiyoruz.

2019, bizim açımızdan çok önemli sınavlar içeren, çok önemli etkiler yaratacağına inandığımız projelerin sonuç dönemi olacak. Ürünlerimiz artık sahaya çıkacak. Bizim için heyecanlı bir yıl olacak. Tüm arkadaşlarımın çok odaklanmış olduğunu görüyorum.

 

MSI Dergisi: 2019’da, projeleriniz ile ilgili hangi gelişmelerin yaşanmasını bekliyorsunuz?

Baki ŞENSOY: Şu ana kadar bahsetmediğim “Test Altyapısı ve Otomasyonu” projemize değinmek istiyorum. Bir test altyapısı geliştirmemiz için, hem bir ana yüklenici firmadan hem de KOBİ ölçeğinde bir firmadan talep geldi. Geçmişte, test çözümleri konusunda, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii, ROKETSAN ve ASELSAN ile çalışmalar yaptık. Ciddi bir birikim ve tecrübe elde ettik. Alan uzmanlığına sahip bir ekibimiz var. Yine bu alanda kullandığımız, yetkin bir altyapımız da oluştu. Bu altyapıyı, test otomasyon yazılımımızla güçlendirdik. Bu yazılım da geçmişte gerçekleştirdiğimiz Ar-Ge projelerinin bir sonucu.

Test, ürün geliştirme sürecinde, şirketlerin, belki de en çok vakit harcadığı aşama. Yazılım, tüm sistem bileşenlerini bir araya getiren bir harç gibi; ancak testi, bu özelliği nedeniyle, sonlara kalıyor. Bu aşamanın otomasyonu, özellikle sistemin karmaşıklığı arttıkça, çok ciddi bir katma değer sağlıyor.

Yazılım test otomasyonu, bizim için önemli bir fırsat alanı. Bu kabiliyetimizi, farklı projelerde kullanacağız. Bunlardan bir tanesi, insansız araçların test altyapısı ile ilgili olacak. Daha önce Türk Havacılık ve Uzay Sanayii için, ANKA’nın uçuş kontrol bilgisayarı yazılımının testlerinde görev aldık. Diğeri, bir komuta kontrol sistemi için olacak.

ROKETSAN, 2018’de, bizi çözüm ortağı olarak seçti. ROKETSAN’ın çözüm ortakları arasında yer alan tek yazılım firmasıyız. Şu anda ROKETSAN’ın sistemlerinde, bizim de ürünümüz yer alıyor ve saha atışlarında da kendisini ispat etti. Bu çalışmaların devamının gelmesini bekliyoruz.

Çalışmalarımız, bizi, simülasyon alanına doğru da götürüyor. Örneğin, ROKETSAN için geliştirdiğimiz çözümlerin, simülasyon ortamında çalışacak eşleniklerini de geliştirdik. Bu örnekler çoğaldıkça, simülasyon konusunda da altyapımız oluşmaya, tecrübemiz artmaya başladı. Bu konuda da yeni projeler yürüteceğiz. Örneğin, omuzdan atılan füze sistemleri ile ilgili bir simülatör ihtiyacı ortaya çıktı. Bununla ilgili girişimlerimizi yaptık. Bir fırsat kapısı açılırsa bu konuda da ilerlemek istiyoruz.

 

MSI Dergisi: 2019’da yeni Ar-Ge projeleri gündem gelecek mi?

Baki ŞENSOY: PERBİS’i anlatırken bahsettiğim gibi, sivil tarafta üzerinde çalıştığımız yazılım teknolojilerini çok önemsiyoruz ve bunların üzerinde çalışmaya devam edeceğiz. Askeri tarafta, üzerinde çalıştığınız teknolojilerin, bir de muharebe sahasının çevresel koşullarında çalışabilmesi gereği bulunuyor. Sivil tarafta ise böyle bir kısıt yok. Dolayısı ile teknolojinin geldiği son nokta, ürünlere yansıyor. Savunma sektörünün henüz farkında olmadığı birçok çalışma yapılıyor ve biz de bunlarla ilgilenmek, buralardan Ar-Ge projeleri çıkartmak istiyoruz. Bunları, hem askeri hem de sivil projelerimizde kullanmayı amaçlıyoruz.

Tabii bizim ciromuzu oluşturan ana etmen insan kaynağımız. İnsan kaynağı ile ilgili ana ölçüt de zaman. Biz, zamanın %5 ila 10’unu Ar-Ge çalışmalarına ayırabiliyoruz. 2019’da, İnsan Kaynakları ve İnovasyon Direktörlüğümüzün de katkısı ile Ar-Ge’ye ayırdığımız zamanın çok daha verimli hale gelmesini hedefliyoruz.

 

MSI Dergisi: 2019’da, istihdam alanında nasıl bir değişim öngörüyorsunuz?

Baki ŞENSOY: Bizim için verimli olabilmek çok önemli. Finansal olarak dengeli bir şekilde ilerlemek istiyoruz. Halen, 2018’deki ekonomik dalgalanmanın etkileri devam ediyor. Diğer yandan, bekleyen siparişlerimizin miktarı da belli. Bu tabloda, personel sayımızı arttırmamız; ama bunu temkinli bir şekilde yapmamız gerekiyor. %10 ila 20 arasında bir artış görebiliriz.

 

MSI Dergisi: Aralık ayında gerçekleştirilen Türk Savunma Sanayii Zirvesi’nde, sektörün durumu ve sorunlarına da değinildi. Sizin zirveden çıkarımlarınız neler oldu, okuyucularımızla paylaşabilir misiniz?

Baki ŞENSOY: Savunma ve havacılık sanayisinin başarılarının ve önündeki problemlerin böyle üst düzeyde ele alınması, başlı başına önemli bir gösterge. Başarılar, hepimizi mutlu ediyor; ama daha da iyi olabilmek için, problemlere odaklanmamız gerekiyor. Problemlerin bazılarının geçmişten geldiğini, bazılarıyla yeni karşılaştığımızı görüyoruz. Örneğin, malzemeye indiğimizde yaşadığımız problemler devam ediyor. Çeşitli kısıtlarla karşılaşıyoruz. Tedarik zincirinde sorunlarla karşılaşıyoruz. Tüm bunların çözümü, yerlileştirmek. Bu konuda ciddi bir çaba var. Zirvede de bunu gördük.

Tabii her şeyi yerlileştirmek, özellikle ekonomik nedenlerle belki de mümkün olmayacak. Bu noktada, yurt dışı ile iyi ilişkiler kurup çözümler bulmak, sadece devletimizin ya da SSB’nin problemi değil. Firmaların da problemi. Firmalar, bu konuda ne yapabileceklerine de kafa yormalı. Biz de kendi içimizde, farklı alanlarda faaliyet gösteren ekiplerimizle bu konuları konuşuyoruz.

Zirvede, en üst düzeyde verilen mesajları dinledik. İnsan kaynaklarının ayrıca ele alınmasını da çok önemsiyorum. Malzeme teknolojileri ne kadar önemli ise insan kaynakları konusu da o kadar önemli.

GÖKBEY’in lansmanının yapılmasının da Türkiye’nin artık platform geliştirme konusunda herhangi bir eksiğinin kalmadığını vurguladığını değerlendiriyorum. Türkiye, artık her platformu geliştirebilir. Bu çok net. Bundan sonra, nasıl yapabileceğimizi konuşuyor olacağız. Zaman konusu, çok fazla gündeme gelmedi. Projelerin zaman ekseninin iyileştirilmesinin çok faydalı olacağını düşünüyoruz. Hem projenin sözleşmeye bağlanması hem de kabulü ile ilgili süreçleri nasıl hızlandırabileceğimizi de konuşmalıyız. Ayrıca, lojistik desteğin hızlı olması da önemli ve gündeme alınması gereken bir konu.

 

MSI Dergisi: Eklemek istediğiniz bir konu var mı?

Baki ŞENSOY: Milli Savunma Bakanlığı Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü, Aralık ayında, Onaylı Tedarikçi Listesi’ni yayınladı. Bu listede yer alan tek yazılım firması olduk. Bir ihtiyaç olduğunda, bizim de ismimiz geçecek ve bunu çok önemsiyoruz. Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü için katma değer yaratmak için hazırız.

 

ALTAY CEO’su Baki Şensoy’a, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

544 toplam görüntüleme, 2 bugünkü görüntüleme