Söyleşi: ASELSAN SST Sektör Başkanı Mustafa Kaval – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: ASELSAN SST Sektör Başkanı Mustafa Kaval

30 Nisan 2017

ASELSAN SST Sektör Başkanı Mustafa Kaval’ın, MSI Dergisi’nin 137’inci sayısında yayımlanan söyleşisinin tam metnine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

 

“Yeni dönemin savunma ve güvenlik ihtiyaçlarını karşılamaya hazırız.”

Türkiye’nin, son dönemde yoğunlaşan gerek yurt içi gerekse yurt dışındaki operasyonları, bazı kritik sistemlerin öneminin bir kez daha altını çizdi. Bunlardan biri uzaktan komutalı silah sistemleri; diğeri ise hava savunma sistemleri. ASELSAN Savunma Sistem Teknolojileri (SST) Sektör Başkanlığı, her iki çözümün de Türkiye’deki adresi konumunda bulunuyor. ASELSAN SST Sektör Başkanlığı’ndan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Kaval ile bu ürünleri ve ASELSAN’ın gelecek planlarını konuştuk.

 

MSI Dergisi: ASELSAN, hem deniz hem de kara platformlarına yönelik uzaktan komutalı silah sistemleri konusunda geniş bir ürün ailesine sahip. Kara platformlarına yönelik SARP sistemi, Türkiye’de yaklaşık son bir yıldır yaşanan terör olaylarının da etkisi ile yüksek miktarlarda ve yoğun olarak kullanılıyor. ASELSAN, yurt içinde ve yurt dışında şu ana kadar kaç adet SARP sistemi teslim etti? Henüz teslim edilmemiş, alınmış sipariş sayısı nedir?

Mustafa KAVAL: Bugüne kadar yaklaşık 200 adet SARP’ı teslim ettik ve bunlar kullanıma girdi. Teslimatlarımız, ağırlıklı olarak Kara Kuvvetleri Komutanlığı (K.K.K.lığı)’na ve Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM)’ne yapıldı. Yılsonuna kadar, bu rakamın 500’e ulaşmasını hedefliyoruz. Şu anda yoğun bir tempoda çalışıyoruz. Aylık üretim kapasitemiz 80 adede ulaştı; yılsonuna kadar bunu 100’e çıkartmak istiyoruz. İlerleyen süreçte de 100’ün üzerine de çıkacağız. Bunu nasıl başarıyoruz? İmalatın yaklaşık %80’ini alt yüklenicilerimize veriyoruz. Nihai entegrasyon, test ve yazılım yüklemesi işlerini ise ASELSAN’da yapıyoruz. Özelikle OSTİM ve Sincan Organize Sanayi Bölgesinden firmalarla çalışıyoruz. Belli miktarda Ankara dışı alt yüklenicilerimiz de var.

SARP’ın da bir üyesi olduğu, deniz platformlarına yönelik çözümlerimizin de bulunduğu “Uzaktan Komutalı Silah Sistemleri” ürün ailesi olarak baktığımızda ise envantere giren 500’ü aşkın sistemimiz var. Alınmış toplam sipariş ise 1.200’ü buluyor. Bunların 600’ü SARP siparişi. Sözleşmeye dönecek projeksiyona baktığımızda, bu sayı, 2.000’i aşacak.

 

MSI Dergisi: SARP, şu anda hangi araçlarda kullanılıyor?

Mustafa KAVAL: Türkiye için baktığımızda, SARP’ın, sabit ve araç üstü uygulamalarda kullanıldığını görüyoruz. Sabit uygulama, K.K.K.lığının karakollarında kullanımı kapsıyor. Araç üstü uygulamalarda ise çeşitli tipte araçlara SARP’ı entegre ettik. Nurol Makina’nın EJDER YALÇIN 4×4 araçları için teslimatlarımız yoğun olarak devam ediyor. Yaklaşık 90 adedi tamamlandı; Ekim ayında 30 sistem daha teslim edilecek. BMC’nin KİRPİ aracında, deneme amaçlı 1 SARP sistemimiz var. Ekim sonunda, 30 tane KİRPİ’ye SARP entegrasyon söz konusu. Yine Ekim ayı içinde, Otokar’ın COBRA araçları için de SARP teslimatlarımız başlayacak. Bunlara ek olarak, iç güvenliğe yönelik değişik konfigürasyonlar üzerinde de çalışıyoruz.

Yurt dışında; Kazakistan’a 30’un üzerine sistem teslim ettik; 20 adetlik daha sipariş aldık. Katar’a 1 tane sistemin sevkiyatı yapıldı, 100’ün üzerinde sipariş beklentimiz var. Suudi Arabistan’daki ihalede yarışıyoruz. Çöl şartlarında, gece ve gündüz, üç farklı tip araçta, farklı senaryolarda zorlu testlere tabi tutulduk. Bu testlerde başarılı olduğumuzu değerlendiriyoruz ve doğal olarak kullanıcının nihai teknik değerlendirme raporunu bekliyoruz.

Şu anda, yurt dışından yoğun bir talep var. Fakat bizim her zaman için önceliğimiz, kendi iç güvenliğimiz; kendi emniyet güçlerimiz ve Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK). Onun için de bu talebi dengelemeye çalışıyoruz. Yurt dışından, hakikaten bizim de beklemediğimiz bir talep artışı var. Tabii bunu karşılamak üzere de SARP üretiminde görev alan bütün alt yüklenicilerimizle görüşerek altyapılarını yüksek sayılar için kurmalarını; hazırlıklarını bu yönde yapmalarını tavsiye ediyoruz. Ayrıca bazı birim üretimlerinde de alt yüklenicilerimizin sayısını arttırarak gidiyoruz. Aynı alt bileşen için, aynı anda 2, hatta 3 firma ile yürüttüğümüz üretim faaliyetlerimiz var.

 

MSI Dergisi: SARP ile ilgili bir kullanım tecrübesi de oluşmaya başladı. Bu noktada SARP sisteminin; güvenilirlik, arızalar arasında geçen zaman, bakım gereksinimi gibi konularda performansı ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Mustafa KAVAL: Güzel bir noktaya değindiniz. SARP sisteminin başarısı, hakikaten kullanıcı tarafından çok takdir gören bir seviyede. Ama bu seviyeye nasıl gelindi? SARP, bizim kullanıcılarla birebir ve yakın çalışmamızla; onların isteklerini dinleyip, anlayıp, uygulamamızla olgun bir ürün hâline geldi. Çok sayıda sistem envantere girdi ve girmeye de devam ediyor. Bakım ve onarım konusunda altyapımızı hazırlıyoruz. Özellikle şu anda yoğun kullanımı olan bölgelerde, servis sağlayıcı firmalarımız var; onlar aracılığıyla 24 saat içerisinde müdahale ve kısa sürede çözüm esaslı bir şekilde çalışıyoruz. Daha önce, bu kadar yoğun tempoda ve bu kadar çok sayıda, sistem seviyesinde teslimat yapmadık. Bu durum bizim için de yeni. Kendimizi organize ettik, hazırlıklarımızı yaptık.

 

MSI Dergisi: SARP’ı rakiplerinden farklı kılan özellikleri nasıl sıralarsınız?

Mustafa KAVAL: Burada, SARP’ın ortaya çıktığı sürece de kısaca göz atmak gerekiyor. Bizim namlulu silahlarla ilk deneyimimiz, Kaideye Monteli Stinger (KMS) projesinde oldu. Bu sisteme, 12,7 mm makinalı tüfek entegre ettik. O zaman, aslında silah entegrasyonunun zor bir iş olduğunu gördük. Çünkü şok ve titreşim gibi etmenler var. Bunların hepsini bertaraf etmeniz, hedefi çok hassas bir şekilde takip etmeniz, hedefte kalmanız ve ateş etmeniz gerekiyor. Ayrıca balistik etmenleri de göz önüne almanız gerekiyor. Hakikaten o dönemde, çok güzel bir tecrübe kazandık. Sonra, KMS üzerinde çözdüğümüz silah kabiliyetini, ayrı bir şekilde paketledik. İlk önce deniz platformlarına yönelik 12,7 mm STAMP çözümümüz ortaya çıktı. Bu sistem, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı ve yurt dışı müşterilerimiz tarafından kullanılıyor ve kendini ispat etmiş bir sistem. SARP’a geldiğimizde; zırhlı araçlara, kara sistemlerine yönelik; daha kompakt, hafif bir sistem hedefledik. Tabii kara platformlarında, kullanıcı istekleri çok değişken. Silah tipleri çok farklı. Kazakistan’da kullanılan silahla buradaki silah farklı. Mermi besleme yolları farklı. Talebe göre, sistemde sürekli farklı konfigürasyonlar yaratma ihtiyacı oluyor. Sistemin bütün birimlerini biz tasarladığımız için, bunlara hızlı bir şekilde cevap verebiliyoruz. Şu andaki SARP sisteminin bana göre en önemli özelliği; 7,62 mm makinalı tüfek, 12,7 mm makinalı tüfek ve 40 mm bomba atar gibi 3 farklı tip silahın, hiçbir mekanik parça ilave edilmesi gerekmeksizin sadece elle sökülüp takılabilmesi. Bu değişimi, kullanıcı gece zifiri karanlıkta bile dakikalar içerisinde yapabiliyor. Bu gerçekten önemli bir taktik avantaj. Bu avantajı kullanan bir EGM mensubundan bizzat teşekkür aldık. Bu özellik, muhtemelen rakiplerimizde yok.

Stabilizasyon hassasiyetimiz ve elektro-optik algılayıcılarımızın özellikleri de bizi öne çıkartan bir diğer etken. Bunları kullanıcının isteklerine göre uyarlayabiliyoruz. Çünkü kamera, bilgisayar, hedef takip algoritmaları gibi kritik bileşenler kendi ürünlerimiz. Bu kabiliyetlere sahip, yani bu kadar farklı kategorideki ürüne tek çatı altında sahip çok az sayıda rakibimiz var.

Tasarımdan üretime, üretimden teste kadar çok iyi bir altyapımız var. Örneğin, gece-gündüz atış yapabileceğimiz bir test altyapımız var. Bu tür altyapılar sayesinde de her türlü konfigürasyonu, değişikliği, ilave istekleri çok hızlı bir şekilde gerçekleştirip, test edip teslim edebiliyoruz.

SARP, operasyon sahasında, şu anda 24 saat esaslı kullanılıyor. Bazı kullanıcılarımızda, personel değişimi daha sık olabiliyor; ama sistemin kullanımı kolay olduğundan, bu değişimleri çok rahat ele alabiliyorlar. Sonuç olarak; kullanıcı isteklerini karşılayan, kullanımı kolay, olgun bir sistem var karşımızda.

 

MSI Dergisi: Peki uzaktan komutalı silah sistemlerinin geneline baktığımızda; sizce deniz tarafı mı daha zor yoksa kara tarafı mı?

Mustafa KAVAL: Deniz daha zor. Çünkü deniz ortamı, hakikaten çok farklı. Kullandığınız boya, kaplama, malzeme, her şeyi özel seçmeniz lazım. Artı, denizdeki dalga durumu. Bu işlerin içine girince anladık ki, Karadeniz’deki dalga frekansı ile Birleşik Arap Emirlikleri açıklarındaki frekanslar farklı. Çok hassas bir stabilizasyon hassasiyeti için, onlara bile dikkat etmeniz gerekiyor. Özellikle Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki müşterilerimiz, bizi atış/performans konusunda, hep yukarıya doğru zorladı. Orada aslında, ilk baştaki sözleşmemizde, hiçbir kısıt yoktu. Dediler ki “Bazı değerler, şunun altında olmayacak.” Bunu başardık; sonra bu kısıtlar daha zorlaştı. Başlangıcın, yaklaşık %30 yukarısına çektiler bizi. İyi de oldu. O sayede, şu anda sistemlerimiz, 12 ülkede kullanılıyor. Tabii burada en önemli başarılardan birisi de geçen yıl yaptığımız Hırvatistan satışı. Burada ciddi bir rekabet altında ihaleyi kazandık ve sistemimiz bu sayede ilk defa bir AB ülkesinde envantere girmiş oldu.

 

Aile SARP-L ve SARP-DUAL ile Gelişiyor

MSI Dergisi: SARP’ın daha da geliştirilmesiyle ilgili ASELSAN’ın nasıl bir yol haritası var?

Mustafa KAVAL: Bizde bir ürünün geliştirilmesi hiçbir zaman bitmez. Sürekli üzerine bir şeyler eklemek gayretiyle çalışırız. Bu, alt sistemlerin geliştirilmesi, performansının arttırılması şeklinde olabilir veya mevcut ürünün yeni kullanıcı isterlerine göre uyarlanması olabilir. Şimdi ne yapıyoruz? Farklı bir platformda ihtiyacımız oldu; SARP’ın çok daha küçüğünü yaptık. Adı, SARP-L. HİSAR projemizde onu kullanacağız. Aynı zamanda, STAMP’ın ağır geldiği, küçük boyutlu botlarda da kullanılabilecek. Bu yılın sonunda, SARP-DUAL dediğimiz, aynı anda iki farklı silahı barındırabilen konfigürasyonu ortaya koymuş olacağız. Hatta bu konfigürasyonun ilk prototipi, Ekim ayı sonunda, araç üzerinde denenmeye başlanacak. Yıl sonunda da bitmiş olacak.

Denizdeki 25 mm STOP ile 30 mm MUHAFIZ sistemlerinin benzeri, kara platformlarına yönelik, 25-30 mm’lik topa sahip insansız kule geliştirme çalışmamız var. Bu konuda aldığımız talepler var.

Ayrıca tehdit atışının yönünün tespitine yönelik algılayıcı alanında çalışmalar da yapıyoruz. Örneğin, SARP’a, akustik algılayıcıların entegre edilmesi ve açılan ataşe anında cevap verilmesinin sağlanması gündemimizde. Benzer şekilde radar entegrasyonu da gündemde.

 

MSI Dergisi: Bildiğimiz kadarıyla SARP’ın arkasında önemli bir sanayileşme var. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Mustafa KAVAL: SARP’ın sanayileşmesi, aslında bir ürünün sanayileşme süreci olarak sunulabilecek, güzel bir örnek. Biz de bunu Milli Savunma Bakanlığımıza ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM)’mıza bu şekilde anlatmak istiyoruz. Motor, slip ring (kayar bilezik), çeşitli tutamaklar (joystick), gösterge birimleri ve bilgisayar gibi bileşenleri ve bütün mekanik imalatı, yurt içinde birtakım alt yüklenicilerimizle gerçekleştiriyoruz. SARP’ın ASELSAN tarafından tasarlanan bazı bileşenlerini onlara devrettik, üretiyorlar. Bir kısmını onlar geliştirdiler ve üretime devam ediyorlar: Şu anda SARP sisteminin neredeyse %80’i, ASELSAN dışında üretiliyor. Ancak %20’lik bir işçilik ASELSAN içerisinde harcanıyor. Biz sistemin tamamını ASELSAN’da yapabilirdik; ama buna gerek olmadığını düşünüyoruz. Bizim KOBİ’lerimize ihtiyacımız var. Onları geliştirmek, eksik noktalarında destek vermek bizim görevimiz. Onlar ne kadar güçlü, kaliteli ve dinamik olursa bizim üretim hızımız da o kadar yüksek, ürünümüz o kadar kaliteli olacak. KOBİ’lerimizle ilgili çok güzel başarı hikâyelerimiz var. Bunlar da bize mutluluk veriyor.

Birlikte çalıştığımız KOBİ’lerimizden ANOVA’nın geliştirdiği esnek mermi yolu, burada verebileceğimiz güzel bir örnek. Esnek mermi yolu, mermiyi mermi kutusundan alıp, silahın ağzına kadar taşıyan bir mekanizma. Kullanılan silahın konfigürasyonuna göre, hem sağdan hem soldan, bazen tek yönden, farklı kalibrelerdeki mermiler için ihtiyacımız olan bir üründü. Biraz da hassas bir üründen bahsediyoruz. Çünkü buradaki sürtünme ve takılma gibi bir durum, doğrudan silahın performansına yansıyor. O açıdan da kritik bir ürün. Yurt dışından alıyorduk. ANOVA bu işi üstlendi; tasarladı, hatta yurt dışından aldığımız muadillerinin de üzerine çıktı. Artık ANOVA’dan tedarik ettiğimiz ürünleri kullanıyoruz. Bunun gibi, başka firmalarla geliştirdiğimiz başka ürünlerimiz de var. Örneğin tutamaklar gibi…

SARP sistemi ile ASELSAN’ın, çeşitli KOBİ’leri ürün sahibi yaptığını söyleyebiliriz. ASELSAN tedarik zincirinde bu KOBİ’leri kullanınca, bizim bazı yurt dışı rakiplerimiz de bu KOBİ’lerimizle temasa geçtiler. Biz bu konuda rekabet koşullarını bozmamak kaydı ile onlara bir kısıtlama getirmiyoruz; hatta bu durumdan memnun oluyoruz.

 

MSI Dergisi: DSA 2016 fuarı sırasında ASELSAN, Malezyalı K DEFENSETECH SDN BHD firması ile Malezya ve diğer bölge ülkelerinin uzaktan komutalı stabilize silah sistemleri ihtiyaçlarına yönelik, Malezya’da yerleşik olarak faaliyet gösterecek, ortak bir şirket kurulmasına yönelik bir iş birliği anlaşması imzalamıştı. Bu anlaşma ile ilgili güncel durum nedir?

Mustafa KAVAL: Biliyorsunuz imzaladığımız anlaşma, Malezya’da bir ortak girişim şirketi kurulmasına yönelik. Bu üretim tesisinin kurulabileceği yerlerde incelemeler de yaptık. Şirketin kompozisyonu konusunda görüşmeler yaptık; fizibilite çalışmaları gerçekleştirdik. Ekim ayında, Malezya Savunma Bakanı, ülkemizi ziyaret etti. Milli Savunma Bakan Yardımcımızın ve SSM yetkililerinin katıldığı toplantıda da bu ortak şirket fikri görüşüldü. Şu anda çalışmaların çok iyi gittiğini söyleyebilirim. Belli bir aşamaya geldik. Bundan sonraki aşamada, gerekli izinlerin alınması yoluna girilebilir.

Malezya şu açıdan önemli: Uzak Doğu’da ve Güney Asya Pasifik bölgesinde savunma harcamaları artış gösteriyor. Bu bölgede, uzaktan komutalı silah sistemleri konusunda bir talep var. Malezya’yı, o bölgedeki ülkelere satış için bir merkez olarak kurguluyoruz. Dolayısı ile şirketin kuruluş felsefesinde, sadece Malezya’nın ihtiyaçları yok. Şu anda, SARP ile başlayacağız gibi görünüyor. Fakat bütün stabilize silah sistemleri ailesini kapsayacak bir altyapı kurulacağı için, daha sonra ASELSAN’ın diğer ürünleri de o altyapıya eklenebilir diye planlamalarımızı yaptık.

 

MSI Dergisi: Bazı platform üreticilerinin kendi kule çözümleri olduğunu görüyoruz. Siz bu konuya nasıl yaklaşıyorsunuz?

Mustafa KAVAL: Bildiğiniz gibi SSM, Türkiye’de, savunma sanayisini regüle eden kurum. Bu regülasyona baktığımızda, platformcular var; bir de platformlara sistem sağlayıcılar var: Platformlara; silah, füze, mühimmat, radar, haberleşme teçhizatı vb. gibi ürünler geliştiriyorlar. Benim görüşüm, roller karışmamalı, herkes en iyi olduğu alanda en iyi ürünü, en iyi hizmeti sunmaya odaklanmalı.

Bizim beklentimiz, tüm pazarlarda yerli platformcularımızla beraber çalışmak. Bir firmamız, bir ülkeye araç satıyorsa, gemi, bot satıyorsa üzerinde de başka bir ülkenin uzaktan komutalı silah istasyonu değil, Türkiye’nin SARP, STAMP vb. sistemi olmalı. Sistemlerimizin performansına da güveniyoruz. Tabii ki burada platformcularımızın elini güçlendirecek şekilde rekabetçi olacağız. Bu alanda dünya pazarını da yakından takip ediyor ve iyi biliyoruz; fiyatımızın rekabetçi olduğuna inanıyoruz. Bu konuda bir sıkıntı yok. Özellikle SARP sisteminin fiyatı konusunda herhangi bir eleştiri yok. Alt yüklenicilerimizle de çok çalıştık; sistemin fiyatını daha da aşağıya çekmek ve biraz daha ucuzlatabilmek için, üretim süreçlerinde değişiklikler yaptık. Rekabet güzel bir şey, hazırız.

 

Hava Savunma Sistemleri Dört Koldan İlerliyor

MSI Dergisi: ASELSAN, hava savunma füze sistemleri konusunda önemli projelere imza atıyor. Kaideye monteli füze sistemleri ve uçaksavar top sistemlerinden, HİSAR-O ile orta irtifa hava savunma füze sistemlerine kadar geniş bir yelpazede çözümler geliştiriyorsunuz. Dünya üzerinde bu çözüm çeşitliliğine sahip pek firma yok. Öncelikle böyle geniş bir ürün yelpazesi, ASELSAN’a ne gibi avantajlar getiriyor?

Mustafa KAVAL: Hava savunmada etkin bir çözüm için, bir ülkenin, çok katmanlı hava savunma yapısının her katmanına yönelik çözümlere sahip olması gerekir. Çok alçak irtifa hava savunma sistemlerinden, alçak ve orta irtifaya kadar ve sonrasında da uzun menzilli hava savunma sistemleri geliştirilmeli ve bu sistemler, entegre bir hava savunma ağı içerisinde kullanılmalıdır. Bu kapsamda, ASELSAN olarak, Türkiye’nin hava savunma ihtiyaçlarını karşılayacak ürün yelpazesine sahip olması yönünde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. TSK’nın ihtiyaç duyduğu sistemlerin yurt içinde yerli olarak tasarlanıp üretilmesi bir devlet politikası olarak da desteklenmekte olup, bu konuda kendi üzerine düşen görevi yerine getirmek ASELSAN’ın temel hedeflerindendir.

Yurt içinde, TSK’nın ihtiyaçlarını karşılamak öncelikli hedefimiz olmakla birlikte, geliştirmiş ve geliştirmekte olduğumuz hava savunma ürünlerimizi, dost ve müttefik ülkelerin ihtiyaçları için de öneriyoruz. Gerek teknik performans gerekse tedarik ve ömür devri maliyetleri bakımından hava savunma alanında geniş bir yelpazede rekabetçi çözümler oluşturmamız yurt dışı pazarlarda dünyanın sayılı savunma sanayi firmalarına rakip olmamızı sağlamaktadır.

Diğer yandan, yürütmekte olduğumuz hava savunma projeleri birçok yeni ürünün geliştirilmesine ve bu çalışmalarda görev alan alt yüklenici firmaların çeşitli alanlarda altyapı ve bilgi birikimi kazanmasına vesile olmaktadır. ASELSAN’ın geliştirme faaliyetleri, diğer Türk savunma sanayi firmalarına da iş payı oluşturmakta; ülke genelindeki tüm savunma sanayi firmalarının kalkınmasına ve nitelikli yeni yan sanayi firmalarının doğmasına katkı sağlamaktadır.

Belirtmiş olduğum hususlar doğrultusunda, ürün çeşitliliği ile hava savunma alanında hem yurt içinde hem de dünya genelinde söz sahibi olmamız sağlanmakta. Bu geniş yelpazedeki çözümlerimizin daha da genişletilerek bu alandaki üstünlüğümüzü devam ettirmek öncelikli hedefimiz.

 

MSI Dergisi: Geliştirme ve test faaliyetlerine devam ettiğiniz HİSAR-A ve HİSAR-O projeleri hakkında bilgi verebilir misiniz?

Mustafa KAVAL: HİSAR-A ve HİSAR-O olarak isimlendirdiğimiz Alçak ve Orta İrtifa Hava Savunma Füze Sistemleri, az sayıda ülkenin sahip olduğu ve karmaşıklık düzeyi yüksek, pek çok kritik teknolojiyi barındıran, “sistemler sistemi” diye adlandırdığımız çözümlerdir. ASELSAN’ın hava savunma alanında kazandığı birikim ve teknolojik altyapının hayata geçirildiği HİSAR projelerinde; radar, elektro-optik, komuta kontrol, haberleşme, atış kontrol sistemleri ve başta arayıcı başlık olmak üzere, füzenin ana alt bileşenleri alt sistem bazında ASELSAN tarafından geliştirilmektedir. Tüm alt bileşenlerin bir arada entegre bir hava savunma sistemi çatısı altında etkin olarak görevini icra etmesi de ROKETSAN ile birlikte çalıştığımız projede, ana yüklenici konumundaki ASELSAN tarafından sağlanmaktadır.

Alt Sistem Geliştirme ve Test Aşaması içerisinde bulunduğumuz projede, prototip sistemler geliştirilmiş durumda. Alt sistem seviyesi doğrulama faaliyetleri büyük ölçüde tamamlandı; sistem seviyesi test süreci ise devam ediyor. Bu yılın sonunda, sistemin arazi testleri başlayacak;  atışsız ve atışlı test faaliyetleri gerçekleştirilecek. Aynı zamanda, sistem bileşenlerinin modelleri kullanılarak sistem entegrasyon laboratuvarı ortamında gerçekleştirilen performans çalışmalarına da devam ediyoruz. Sistem entegrasyon test faaliyetlerinin paralelde devam ettiği projede, 2018 yılı içerisinde kalifikasyon testlerine başlanması planlanıyor.

 

HİSAR-A Kundağı Motorlu Otonom Alçak İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi (KMOAİHSFS)

 

MSI Dergisi: HİSAR projelerinde ASELSAN ne gibi kabiliyetler kazandı? Bu sistemlerin, dünya genelinde muadillerine göre üstün noktalarını nasıl sıralarsınız?

Mustafa KAVAL: Sistemler sistemi niteliğindeki karmaşık ürünlerin geliştirildiği ve birçok altyüklenicinin görev aldığı HİSAR projelerinde; tasarım, sistem geliştirme ve proje yönetimi anlamında büyük kazanımlar elde ettik. Farklı sistem çözümleri ile dağıtık bir mimariye sahip olan HİSAR sistemleri için ortak alt sistem ve birimlerin tasarımında, aynı anda birçok etken ve kriteri değerlendirdiğimiz, zorlu bir tasarım sürecini, başarıyla yürüttük. Bu zorlu projede alışılagelenden farklı sistem mühendisliği süreçleri uyguladık. Model tabanlı sistem geliştirme araçlarını kullanarak sistem gereksinimlerini analiz ettik, sistem tasarımını gerçekleştirdik ve alt sistem gereksinimlerini belirledik. Benzer şekilde, gerek ASELSAN içi tasarım ve sistem mühendisliği ekiplerinin yönetimi gerekse farklı boyutlarda, 100’ü aşkın alt yüklenicinin yönetimi; projenin her seviyede takibi ve koordinasyonu, proje yönetimi faaliyetlerinin yoğun ve disiplinli bir şekilde yürütülmesini gerektirdi. Projede yaşadığımız bu kazanımların ASELSAN’ı daha büyük projelere hazır hâle getirdiğini değerlendiriyoruz.

HİSAR projeleri, aynı zamanda birçok özgün alt sistemin geliştirilmesini de sağladı: Arayıcı başlık, çift darbe motoru, elektromanyetik taarruza karşı aynı anda farklı önlemlere sahip veri bağı ile ara safha güdümü, dikey atış yeteneği, sistem performansını eniyileyecek şekilde geliştirilmiş radar, elektro-optik sensörler, komuta kontrol ve atış kontrol algoritmaları gibi.

 

MSI Dergisi: Uzun menzilli hava savunma sistemi geliştirilmesi kapsamında yaptığınız çalışmaların güncel durumu hakkında bilgi verebilir misiniz?

Mustafa KAVAL: Uzun menzilli hava ve füze savunma sistemleri, HİSAR projesindeki yapıyla paralel olarak, bünyesinde birçok ortak alt sistemi bulunduran bir sistemler sistemidir. HİSAR projelerindeki geliştirme faaliyetleri temel alınarak geliştirilmesi planlanan uzun menzilli hava savunma sisteminde, alt sistemlerin geliştirilmesi için ASELSAN’da ve diğer savunma sanayisi şirketlerinde ciddi bir bilgi birikimi ve altyapı mevcuttur. Bu alt sistemlerin, uzun menzilli hava ve füze savunması yapacak şekilde uyarlanması, entegre edilmesi ve balistik füze tehdidine karşı etkin olabilmesi için, bazı ilave çalışmalara da ihtiyaç duyuluyor. Uzun menzilli sistemlerin geliştirilmesi, uzun zaman alan bir süreç. Bu süreçleri dikkate alarak, balistik füze savunma için ilave çalışma yapılması gereken alanlarda, ASELSAN, öz kaynakları ile çeşitli Ar-Ge faaliyetleri başlattı. Bu çalışmalar kapsamında, uzun menzilli hava savunma ve özellikle balistik füze savunma sistemi geliştirme çalışmalarında doğrudan kullanılacak çıktılar elde ediliyor. Bu konuda, hem ASELSAN bünyesinde hem de üniversiteler ve yerli sanayi kuruluşları ile yapmakta olduğumuz çalışmalar devam ediyor. ASELSAN’ın, geçmişten günümüze geliştirdiği hava savunma sistemleri ile kazandığı ve hâlen devam eden projeleri ile kazanmakta olduğu bilgi birikimi ve tecrübesini, yerli savunma sanayisi kuruluşlarının imkân ve kabiliyetleri ile birleştirerek önümüzdeki dönemde planlanan uzun menzilli hava ve füze savunma sistemlerini geliştirebileceğini rahatlıkla söyleyebiliriz.

 

MSI Dergisi: Son dönemde ASELSAN’ın adını sıklıkla duyurduğu ürünlerinden biri de KORKUT oldu. Bu konudaki çalışmalarınızın son durumu hakkında bilgi verir misiniz?

Mustafa KAVAL: KORKUT, hareketli birliklerin ve kritik unsurların alçak irtifa hava savunmasını yapmak üzere geliştirdiğimiz, yeni nesil bir alçak irtifa hava savunma sistemidir. KORKUT’u geliştirme çalışmalarına, SSM ile imzaladığımız sözleşme kapsamında, 2010 yılında başladık. Aynı dönemde, KORKUT ile birlikte Ateş İdare Cihazı (AİC) ve 35 mm parçacıklı mühimmatın geliştirme çalışmalarını ve TSK envanterinde bulunan 35 mm çekili hava savunma toplarının modernizasyon çalışmalarını da yine SSM ile imzaladığımız sözleşme ile başlattık. Alçak irtifa hava savunmasının; hareket hâlinde gerçekleştirilmesine yönelik olarak KORKUT, sabit şekilde gerçekleştirilmesine yönelik olarak da AİC ve AİC’nin kontrol ettiği modernize çekili top sistemleri, TSK bünyesinde kritik roller üstlenecekler. AİC, modernize çekili topların yanı sıra HİSAR projesi kapsamında geliştirilmekte olan HİSAR-A Füze Fırlatma Sistemi (FFS)’nin de kontrolünü üstlenecek.

KORKUT ve AİC takımı, parçacıklı mühimmat ile birlikte, yalnızca uçak ve helikopter gibi konvansiyonel hava tehditlerine karşı değil; bu hava unsurları tarafından atılabilen havadan karaya füzelere ve bunların yanı sıra seyir füzelerine ve insansız hava araçlarına karşı da alçak irtifa hava savunmasını en etkili şekilde yerine getirecek. Sistemlerimizin bu alandaki yetkinliğini, 2015 yılının Aralık ayında, havadan karaya füze tehdidini simüle eden, yüksek hızlı hedef uçak kullanımıyla yapmış olduğumuz atışlı testlerle gösterdik. SSM, K.K.K.lığı ve Hv.K.K.lığı temsilcilerinin de tanıklığında gerçekleştirilen testler ile dünyada benzeri az bulunan bir test organizasyonu yaptık ve sistemlerimizin, “füze avcısı” sıfatını hak ettiklerini gösterdik. Sistemlerimizin etkinliğini bu zorlu test senaryosu ile göstermemizin ardından, yürütülen kabul testleri ile tüm sistem fonksiyonlarını doğruladık ve geliştirme dönemi kapsamda ürettiğimiz sistemlerimizi K.K.K.lığına teslim ettik.

Bildiğiniz üzere, KORKUT’un seri üretimine yönelik sözleşmeyi, SSM ile Mayıs ayında imzaladık. AİC ve modernize çekili top sistemlerinin seri üretimine yönelik sözleşmenin de yakında imzalanmasını bekliyoruz. Önümüzdeki dönemdeki hedefimiz, seri üretimi de başarıyla tamamlayarak sistemlerimizin TSK tarafından en etkili şekilde kullanılmasını sağlamak olacak.

Geliştirmiş olduğumuz yeni nesil namlulu hava savunma sistemleri içerisinde; yine bu projeler kapsamında geliştirilen parçacıklı mühimmat, özel bir önem taşıyor. Parçacıklı mühimmat geliştirme projesi ile akıllı mühimmat alanında yerli ürünler geliştirilmesine yönelik önemli bir adım atmış olduk. Bu proje ile aynı zamanda, mühimmat elektroniği seri üretimine yönelik otomatize üretim altyapılarının kurulması konusunda da önemli ilerlemeler kaydettik. Üretim hattımızı kurduk, kalifiye ettik ve bu hattan çıkan ilk mühimmat elektroniği kullanılarak MKEK tarafından üretilen ilk kafileyi, K.K.K.lığına teslim ettik. Parçacıklı mühimmat geliştirme projesi ile kazanmış olduğumuz bilgi birikimi, önümüzdeki yıllarda gerçekleştirilecek farklı akıllı mühimmat projelerinin de altyapısını oluşturdu. Bu alandaki geliştirme çalışmalarımızı, TSK’nın ihtiyaçları doğrultusunda sürdürmeyi hedefliyoruz.

 

C-RAM Çözümü Geliyor

MSI Dergisi: KORKUT ve Parçacıklı Mühimmat Geliştirme projeleri ile kazanılmış olan yetenekler; roketlere, topçu mühimmatına ve havan mühimmatına karşı etkili hava savunma (Counter Rocket, Artillery, Mortar / C-RAM) sistemlerinin de yurt içinde geliştirilmesinin önünü açmış oldu. Bu konudaki çalışmalarınız hakkında da bilgi verebilir misiniz?

Mustafa KAVAL: C-RAM sistemlerinin geliştirilmesi, tüm dünyada önem verilen bir konu. Ülkemizin içerisinde bulunduğu güncel koşullar nedeniyle son dönemde bizim için daha da özel bir önem kazandı. KORKUT sisteminin ve parçacıklı mühimmatın geliştirme çalışmalarının başarıyla tamamlanmasının ardından, biz de bu projeler ile kazanmış olduğumuz yeteneklerden faydalanarak milli bir C-RAM sisteminin geliştirilmesini planlarımız içerisine aldık. C-RAM yeteneğine sahip bir hava savunma sisteminin geliştirilmesi:

  • Can kaybının önüne geçilmesi amacıyla erken ikaz sağlanması,
    • Dost unsurların zarar görmesinin önüne geçmek amacıyla özel komuta kontrol yazılımlarının geliştirilmesi ve
    •          Bu konuya özel olarak tasarlanmış radar, silah sistemi ve mühimmat kullanımı gibi birçok alanı kapsıyor.

ASELSAN bu alanların tümünde gerekli yeteneklere sahip. C-RAM konusunda, ASELSAN öz kaynakları ile yürütmeye başladığımız çalışmalar var; bu birikimle milli bir C-RAM sistemini de en kısa süre içerisinde TSK’ya kazandırabileceğimiz konusunda kendimize güveniyoruz.

 

MSI Dergisi: Parçacıklı mühimmatla birlikte, akıllı mühimmat teknolojileri konusunda ASELSAN önemli bir bilgi birikimi elde etti. Bu tip projelerin arkası gelecek mi?

Mustafa KAVAL: Parçacıklı mühimmat, namlulu hava savunma sistemlerinin, yüksek hızlı hava hedeflerine karşı etkin biçimde kullanılabilmesini sağlayan, önemli bir yetenek. Takdir edersiniz ki mühimmat, namludan, 3 eksende de çok yüksek bir ivme ile çıkıyor. Dolayısı ile parçacıklı mühimmatın sadece işlevsel olması yeterli değil; zorlu çevre koşullarına da dayanabilecek elektromekanik bileşenlere sahip olması gerekiyor.

Şu anda çok başarılı bir çözüm geliştirmiş bulunuyoruz. Bu projeyle birlikte, akıllı mühimmat teknolojilerine yönelik önemli bir açığı kapattığımızı düşünüyoruz. Akıllı mühimmat geliştirilmesi, mühimmat ve atıcı platformla ilgili teknolojilere topyekûn bir hâkimiyet gerektiriyor. ASELSAN, bu konuda ihtiyaç duyulan teknoloji birikimine, altyapıya ve insan gücüne sahip. Özellikle orta ve büyük kalibreli akıllı mühimmat teknolojilerine dair ASELSAN’da ciddi bir bilgi birikiminin oluştuğunu ve bunun önümüzdeki yıllarda çeşitli projelere dönüşeceği söyleyebilirim.

 

ALTAY Tankının Seri Üretimine Hazırız

MSI Dergisi: Kara Sistemleri Semineri (KSS) özelinde, ALTAY tankına da değinmek istiyoruz. ASELSAN, ALTAY projesi kapsamında geliştirilen tankın en kritik alt sistemlerini üreten firmalar arasında yer alıyor. Projenin güncel durumu hakkında özet bir bilgi verebilir misiniz?

Mustafa KAVAL: ALTAY projesi geliştirme dönemi kapsamında üretilen 3 tanka yönelik ürünlerimizi ana yüklenicimiz Otokar’a teslim ettik; bu ürünler Alt Sistem Kalifikasyon Testleri’ni başarıyla tamamladı. Şu anda PV1 isimli tank prototipi üzerinde, hareket kabiliyetine yönelik Kabul Testleri gerçekleştiriliyor; PV2 tankında ise atışlı performans testlerini içeren Sistem Kalifikasyon Testleri devam ediyor. Tank, kuşkusuz karmaşık bir sistem ve bizim teslim ettiğimiz alt sistemler de başta atış kontrol sistemi olmak üzere, tankın performansını doğrudan etkileyen sistemler arasında yer alıyor. Tabii ki asıl referansımız, ALTAY tankının entegre bir sistem olarak, tüm kalifikasyon testlerini başarıyla geçmesi olacak.

 

MSI Dergisi: Ülkemizin coğrafi konumu ve içinde bulunduğu güncel durum da dikkate alındığında, ALTAY projesi ile ilgili en kritik konulardan biri de önümüzdeki dönemlerde başlanması beklenen seri üretim süreci. Bu yöndeki ASELSAN’ın çalışmaları konusunda bilgi verebilir misiniz?

Mustafa KAVAL: SSM tarafından 2015 yılı sonuna doğru yayınlanan teklife çağrı dokümanı Otokar tarafından bize iletildikten sonra; teklif hazırlama, ardından da birkaç teklif güncelleme çalışması oldu. Son olarak Ağustos ayında, Otokar’a güncel teklifimizi ilettik. SSM tarafından teklif değerlendirme süreci devam ediyor. 2017 yılı içinde, söz konusu sözleşmenin imzalanmasını bekliyoruz. Biz, hazırlıklarımızı, müşterimizden gelecek seri üretim hızı taleplerine cevap verecek şekilde yaptık. Seri üretim safhasını heyecanla bekliyoruz.

 

MSI Dergisi: ASELSAN’ın, hem Batı hem de Rus tanklarına yönelik modernizasyon çözümleri bulunuyor. Bu çözümleriniz hangi tank modellerine yönelik, kısaca bilgi verebilir misiniz?

Mustafa KAVAL: Leopard 1 projesi kapsamında geliştirdiğimiz tank atış kontrol sistemi çözümü ile temelini attığımız kabiliyetlerimizi, Leopard 2 modernizasyonu ve ALTAY tankı için geliştirdiğimiz sistemlerle ileriye taşıdık. Bu sayede; tanklar üzerinde yer alan tüm elektronik, elektro-optik, elektro-mekanik ve elektro-hidrolik sistemleri geliştirme ve entegre etme yeteneklerini kazandık; bu yeteneklerimizi de çeşitli projelerde ve prototip çalışmalarında kanıtladık. Modernizasyon projelerimizde, tanklardaki mevcut sistemleri, yeni geliştirilmiş son teknoloji ürünü sistemlerle değiştiriyoruz; böylece, tanklara, dünya üzerinde bulunan diğer ana muharebe tanklarına göre, performans ve ömür devri maliyeti konularında, önemli üstünlük kazandırıyoruz. Performans tarafında; görüş ve yönelim / stabilizasyon hassasiyetleri, ilk atışta vuruş ihtimalleri ve yönelim / balistik hesaplama hızlarında kapsamlı iyileştirmeler ile otomatik hedef takip yeteneği gibi yeni yetenekler sağlamaktayız.

Tank modernizasyon projelerine yönelik ürün gamımızı, zaman içinde, hafif ve orta tanklardan, ana muhabere tanklarına kadar, dünyadaki birçok tankı kapsayacak şekilde genişlettik. Bu kapsamda, ASELSAN tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen sistemler ile Rus T serisi tankları, Alman Leopard tankları ve Amerikan M serisi tanklar başta olmak üzere, hâlihazırda farklı ülkelerce kullanılan tanklara yönelik modernizasyon çözümleri sunuyoruz. T serisi tanklara yönelik modernizasyon faaliyetlerimizi, Kazakistan’daki ortak girişimimiz olan KAE şirketi ile ortak geliştirme faaliyeti olarak yürütüyoruz. Leopard ve M serisi tanklara yönelik olarak da iş geliştirme faaliyetlerimizi uluslararası iş birlikleri içinde sürdürüyoruz.

 

MSI Dergisi: Tank modernizasyonu çözümlerinizin pazarlama çalışmaları ile ilgili son durum nedir? Çözümleriniz hangi ülkelerde, hangi ihalelerde yarışıyor?

Mustafa KAVAL: Dünyadaki politik ve askeri gelişmelere bağlı olarak tank sistemlerinin önemi giderek artıyor ve mevcut tankların modernizasyonu, maliyet etkin bir çözüm olarak pek çok ülke tarafından tercih ediliyor. Tank modernizasyon çözümlerimize yönelik pazarlama faaliyetlerimizi, ihracat hedeflerimiz doğrultusunda, ticari hassasiyetler nedeniyle isimlerini şu anda açıklayamadığımız ülkelerde yürütüyoruz. Bu faaliyetlerde, ASELSAN, dünyanın farklı bölgelerinde, tank sistemleri konusunda ileri gelen firmalar ile yarışıyor ve farklı platformlara yönelik, kalifiye edilmiş ve aktif kullanımda olan modern sistem çözümleri ile öne çıkıyor. Bu kapsamda, yakın zaman içerisinde, hâlen yurt dışında devam eden projelerimize ek olarak yeni tank modernizasyon projeleri almayı hedefliyoruz.

 

ASELSAN SST Sektör Başkanlığı’ndan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Kaval’a, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

 

Söyleşinin, dergimizde yayımlanan haline ulaşmak için:

http://www.milscint.com/tr/files/2017/04/12-25-msi-137-kss2016.pdf

1,414 toplam görüntüleme, 3 bugünkü görüntüleme