Söyleşi: ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün

23 Nisan 2019

“Her zamankinden daha iyi bir ASELSAN deneyimi için, tüm dostlarımızı IDEF 2019’daki standımıza davet ediyorum.

Savunma ve havacılık sanayisi için geliştirdiği kritik önemdeki sistemlerin yanı sıra insana, topluma ve çevreye duyarlı projelere de imza atan ASELSAN, sektörün öncüsü olmaya devam ediyor. ASELSAN, bu öncü rolünü, dünyadan ve Türkiye’den devlerin sahne alacağı IDEF 2019’da da gösteriyor. Devam eden projeler, mevcut ürünlerin son durumu, yeni yatırımlar, ihracat hedefleri ve IDEF katılımcılarını nasıl bir ASELSAN’ın beklediğine dair; ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün’den bilgi aldık.

 

ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün

MSI Dergisi: Haluk Bey, aralarında çok kısa bir süre olan iki gelişme ile ASELSAN’ın Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Genel Müdürlüğü görevlerini üstlendiniz. İlk olarak şunu sormak istiyoruz: ASELSAN’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü olarak göreve başladığınızda, aklınızda neler yapmak vardı? Aradan geçen sürede, bunları ne ölçüde başardınız?

Prof. Dr. Haluk GÖRGÜN: Farklı boyutlarda, farklı önceliklerim vardı. Stratejimi de bu doğrultuda oluşturdum. Örneğin, insan boyutu ilk önceliğimdi ve bu konuda yoğun bir program uygulayarak mevcut insan yeteneğinin geliştirilmesine ve çalışan memnuniyetinin artırılmasına yönelik çalışmalar yürüttük. Geride bıraktığımız 10 ayda, bu konuda, ciddi mesafe aldığımızı; şirket içerisinde yaptığımız geniş katılımlı faaliyetlerde, anketlerde ve birebir iletişimlerimizde gözlemledik. Artık ASELSAN, gençlerin en çok tercih ettiği şirket olmakla kalmayıp, tecrübeli profesyonellerin de en çok tercih ettiği şirket konumuna geliyor.

İkinci önceliğim ise büyüme boyutuydu. Büyümede ise ihracat, en büyük önceliğimiz oldu. Geçen süre zarfında, bu konuda da gerek organizasyonel yapılanma gerekse de strateji geliştirme noktalarında ihracatımızı artırmaya yönelik ciddi adımlar attık. Aynı kapsamda yeni iş ortaklıkları ve iş modelleri geliştirdik, bunların sonucunda ise küresel pazarlarda daha rekabetçi olmaya başladık.

Büyümenin bir diğer alanı olan mühendislik gücümüzde ise geçen sene aramızda katılan 950 çalışanımıza, bu sene 1.250 kişi daha ekleyerek büyüme ivmemizi artırmak istiyoruz.

Bir diğer önceliğimiz de sosyal yaşama katkı boyutuydu ve bu konuda devam eden çok sayıda başarılı faaliyetimiz oldu. ASELSAN Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin kuruluşu ise bunlardan sadece biri. Bunun yanında ASELSAN Sosyal İnovasyon Liderleri (ASİL) projemiz var. ASİL, savunma sanayisindeki öncü rolümüzü sosyal projelere de yansıtacak; ülkemizin ve toplumumuzun ihtiyaçları ve gelişimine yönelik projelerin geliştirilmesi amacıyla Türkiye’ye örnek olacak. Proje çatısı altında, üniversite öğrencileri, profesyoneller, tedarikçiler ve girişimciler için bilgilendirme ve gelişim platformu kuruyoruz. Bu platform sayesinde, tüm tedarikçilerimiz için farkındalık, insan kaynağı, eğitim, bilgi ve gelişim odaklı hizmetler sunacağız. 6.000’in üzerindeki çalışanımızdan 1.100’ü, burada gönüllü olarak yer almak için başvurdu. Öyle güzel projelerimiz var ki zamanla diğerlerini de sizlerle paylaşacağız.

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, 5 Şubat’ta düzenlenen ASELSAN Güç Birliği Zirvesi’ne katıldı.

 

MSI Dergisi: Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı şirketlerinin geçmişine baktığımızda hem Yönetim Kurulu Başkanlığı hem de Genel Müdürlük görevini tek kişinin üstlenmesinin, -bildiğimiz kadarı ile- daha önce bir örneği olmamıştı. Her iki görevi de üstlenmeniz, ASELSAN’a ne gibi avantajlar sağlıyor?

Prof. Dr. Haluk GÖRGÜN: Yönetim Kurulu seviyesinde belirlenen uzun dönemli strateji, öncelik ve hedeflerin, İcra Kurulu seviyesinde oluşturulan operasyonel planlara ve uygulamalara dönüşmesi sürecinde, bu her iki kurula da başkanlık ediyor olmamın bize; hız, eşgüdüm ve verimlilik kazandırdığını düşünüyorum. Bu yapının, dünyada da birçok örneği bulunuyor.

Bu durum, kendi adıma çok ciddi bir sorumluluk taşısa da büyüme hızı ve potansiyeli büyük organizasyonlarda, bu tip bir yapılanmanın ciddi avantajlarının olduğunu düşünüyorum. Strateji ile icra arasındaki mesafeyi kapattığı gibi, hedefler ve gerçekleşenler ekseninde yürütülen günlük, haftalık, aylık takipler; organizasyonumuzu daha dinamik ve aynı zamanda verimli bir yapıda tutuyor. Bizim nihai hedefimiz, tüm yatırımcı ve müşterilerimize, her açıdan daha başarılı bir şirket performansı sunabilmek.

 

ASELSAN’ın Temel Hedefi; %100 Millî ve Yerli Üretim

MSI Dergisi: Türk savunma ve havacılık sektörünün gündeminin en üst sıralarında, Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB)’nın da stratejileri doğrultusunda, ürün ve alt sistemlerde, yerlilik ve millîliğin artırılması var. ASELSAN, bu alanda neler yapıyor, bu hedeflere nasıl hizmet ediyor?

Prof. Dr. Haluk GÖRGÜN: ASELSAN’ın kuruluşundan bu yana, temel hedefinde; %100 yerli ve millî ürünlerin geliştirilmesi bulunuyor. ASELSAN’da, bu amaçla geride bıraktığımız yıllarda, çok önemli adımlar atıldı. Öncelikle şirket genelinde, eşgüdüm ve sinerjiyi; millîleşme ve yerlileşme stratejisi geliştirerek sağladık. 2018 yılında, Millî Yerli Ürün Geliştirme (MYÜG) Kurulu’nu kurduk.  Bu kurul; yurt dışından alımı yapılan tüm malzemeleri inceleyerek, geçmişe dönük analizler yapıyor ve geleceğe yönelik öngörüler hazırlıyor. Şu an öncelikli amacımız; tedarik yapılan ülkelerin kısıtlamaları nedeniyle tedarik edilemeyen ve ASELSAN olarak geliştirdiğimiz tüm sistemlerde ihtiyaç duyulan malzemeleri millî olarak üretmek ve tek kaynak bağımlılığı olan ürünleri millî olarak geliştirmek. Diğer amacımız ise malzeme maliyetlerini düşürmek ve teknolojik yetkinliklerimizi artırmak. MYÜG Kurulu, ASELSAN’ın geliştirmeyi planladığı ürünlerin dışında; üniversiteler, araştırma merkezleri, KOBİ ve diğer alt yükleniciler ile birlikte geliştirilebilecek teknoloji, ürün ve malzemeleri belirliyor ve önceliklendirmeler yapıyor.

Bu çalışmaları daha da genişleterek tüm ASELSAN Sektör Başkanlıklarının bünyesinde, Milli ve Yerli Ürün Geliştirme Sektör Alt Kurulları oluşturduk. Böylece, millîleşme çalışmaları tüm ASELSAN geneline yayılarak daha yakından ve detaylı takip edilmiş olacak. Bu yeni kurguda, proje ekiplerinden tasarımcılara, kaliteden lojistik ekiplerine kadar eşgüdüm noktaları bulunacak.

Yapılan analizler sonucunda; 7.000 kadar ürünün yurt dışından alınması yerine ülkemizde tasarlanıp üretilebileceği öngörüldü. Bu hedeflerimizi gerçekleştirmek için, yurt içindeki tüm kümelenmeler ile iletişim halindeyiz. Özellikle KOBİ’lere çeşitli organizasyonlar ile ulaşmaya çalışıyor, toplantılar yaparak birlikte yol haritamızı çiziyoruz.

Millîleşmenin bir göstergesi de KOBİ’lerden yapılan tedariklerimizdir. Yurt içindeki KOBİ’lerden aldığımız ürün ve hizmetler, her yıl %25-30 civarında artıyor. 2016 yılından beri, KOBİ’lerden yaptığımız toplam tedarik 1,5 milyar doların üzerine çıktı. Sadece 2019’un Ocak-Şubat döneminde yaptığımız tedarik yaklaşık 100 milyon dolar seviyelerine ulaştı. Bu, bizim için çok sevindirici bir durum. Bu başarıda, ASELSAN bünyesinde gerçekleştirilen Ar-Ge çalışmalarına ayrılan kaynağın da büyük etkisi bulunuyor. Çünkü Ar-Ge çalışmalarında, iş ekosistemimizden önemli oranda yararlanmaktayız. Öz kaynaklı Ar-Ge çalışmalarımıza da ayrıca önem veriyoruz. Çalışmaların eşgüdüm halinde yürütülmesi için, geçtiğimiz yıl kurum içinden temsilcilerin bulunduğu bir değerlendirme komitesi oluşturduk. Yeni uyguladığımız bu süreç ile 100’e yakın Ar-Ge projesi için çalışma başlattık, bu yıl daha fazlasını hedefliyoruz. Bütün bu çalışmalarda temel amacımız; projelerimizin sayısını millîleştirme ve yenilikçilik çalışmalarını ön plana alarak daha da artırmak. Çünkü bu projelerin hepsinde özgün tasarımlar yaparak; yeni bir ürün, kritik bir teknoloji, bir sistem alt bileşeni ya da yepyeni bir sistem geliştiriyoruz.

Şunu da belirtmeden geçmeyelim; KOBİ’lerin, özellikle ASELSAN’a yaptıkları çalışmaların karşılığını alma konusunda çok ciddi iyileştirmeler yaparak ödeme vadelerini kısalttık. Fatura kesildiği zaman, anlık bir şekilde karşılığını ödüyoruz. Bunu kesintisiz bir şekilde yapmamız lazım; çünkü bizim çok sayıda projemiz olmasına rağmen, çalıştığımız KOBİ’lerin belki tek projesi var. Orada karşılığını alamadığı zaman, finansal süreçlerde krizler yaşayabiliyorlar. Burada empati yaparak hareket ediyoruz.

 

Lazer Silahları Konusunda Stratejik Adımlar Attık

MSI Dergisi: ASELSAN’ın, kuşkusuz hepsi de kendi alanında kritik öneme sahip birçok projesi var. Bunlar arasında, sizin de yakından ilgilendiğiniz birkaç proje hakkında bilgi verebilir misiniz?

Prof. Dr. Haluk GÖRGÜN: Yakın bir zaman önce, bir konvoyunu, Muharebe Elektronik Bilgi Sistemler (MEBS) Okul Komutanlığına uğurladığımız TASMUS-II sisteminden başlayabiliriz. TASMUS-II’yi, günümüzün gelişmiş teknolojilerine sahip yeni cihazlardan oluşan taktik saha muhabere sistemi olarak tanımlayabiliriz. 2010 yılında, Türk Silahlı Kuvvetlerine teslimatı tamamlanan yeni nesil Taktik Saha Muhabere Sistemi (TASMUS-G)’nden TASMUS-II sistemine geçerken; TASMUS-G ve TASMUS-G+ sistemlerinde kullanılan ISDN, ATM ve IP teknolojilerine dayanan altyapı, yerini tamamıyla IP tabanlı bir altyapıya bıraktı. TASMUS-II, sahadaki tüm haberleşme gereksinimleri karşılayabiliyor ve kullanıcılarına kompakt, taşınabilir, genişleyebilir, güvenli ve kullanımı kolay bir sistem sunuyor.

Son zamanlarda en önem verdiğimiz işlerden biri de HİSAR-A Projesi. Bu proje kapsamında; Kundağı Motorlu Otonom Alçak İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi (KMOAİHSFS) ve Füze Fırlatma Sistemi (FFS) ile bu iki konfigürasyondan atılabilen Alçak İrtifa Hava Savunma Füzesi geliştiriyoruz. Hava savunma alanında, temel teknolojilerin kazanıldığı, tamamen millî olarak geliştirilen HİSAR projelerinde ciddi kazanımlar elde edildi. Bu zamana kadar yapılan test atışları ile kritik yetenekler test edilerek projede önemli aşama kaydedildi.

Taktik sahada kritik avantaj sağlayacağı değerlendirilen Lazer Savunma Sistemi-Mobil (LSS-M) ürünümüz ise ASELSAN’ın öz kaynakları kullanılarak dünya standartlarına öncülük edecek seviyede geliştirildi. ASELSAN LSS-M, şüpheli cisimlerin ve el yapımı patlayıcıların, meskûn mahalde kullanılan branda, örtü benzeri geçici engellerin ve mini İHA’ların tespit ve imhasına yönelik geliştirildi. LSS-M, 2018 yılı içerisinde zırhlı bir araca entegre edilerek gerçekleştirilen saha testlerinden başarıyla geçti. Bu testlerde LSS-M; altına patlayıcı madde bağlanmış, hem hareket halinde, hem de hareketsiz olan bir ticari İHA’yı güvenli bir mesafede saniyeler içinde patlatmayı başardı. Bu çalışmalar neticesinde, ASELSAN, geleceğin lazer sistem çözümlerine şimdiden sahip olarak son derece stratejik bir adım attı.

Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızın TF2000 Hava Savunma Fırkateyninin, hava ve su üstü harbine yönelik radar fonksiyonlarını yerine getirecek entegre radar sistemi olan ÇAFRAD’ın prototip geliştirme faaliyetleri de yine bu süreçte devam etti. ÇAFRAD, entegre edildiği TCG GÖKSU platformunda, ESSM güdümlü mermi atışı ile hedefi ilk denemede tam isabetle imha etmeyi başardı. Bunların yanı sıra raylı araç ve sinyalizasyon alanlarında, kritik bileşen olarak nitelendirilen alt sistemlerin, özgün olarak geliştirilmesine yönelik çalışmalarımız da devam ediyor.

 

MSI Dergisi: Savunma ve havacılık sanayisinde ekosistem  kavramı son dönemde öne çıkıyor. ASELSAN, kendi ekosistemi ile nasıl çalışıyor ve bu ekosistemini geliştirmek için neler yapıyor?

Prof. Dr. Haluk GÖRGÜN: Bizim için ekosistem kavramının içerisindeki en temel öğeyi, iş ortaklarımız olan tedarikçilerimiz oluşturuyor. ASELSAN olarak elde ettiğimiz başarılarda ve gelecek hedeflerimize ulaşmada da ekosistemimizin çok önemli rol oynadığının bilincindeyiz. Bu nedenle ekosistemimize büyük önem veriyor ve sürekli geliştiriyoruz. Verdiğimiz bu önemin bir neticesi olarak, 5 Şubat 2019’da, 2.000’i aşan katılımcıyla ASELSAN Güç Birliği Zirvesi’ni gerçekleştirdik.

 

Bu zirvede, ekosistemimizde yer alan iş ortaklarımıza beklentilerimizi anlatıp onların da görüş ve önerilerini dinlemeye çalıştık. Bizim için oldukça verimli bir etkinlik oldu ve bu tür etkinlikler ile ekosistemimizin nabzını tutmaya devam edeceğiz.

ASELSAN ile çalışmak için aday olan firmalar, başvurularını ASELSAN Tedarikçi Portalı üzerinden yapabiliyorlar. Başvurulan faaliyet alanları ve firmaların belirtmiş oldukları yetkinlikler ASELSAN bünyesindeki Yan Sanayi Firma Değerlendirme Kurulu tarafından değerlendiriliyor. Kurul değerlendirmesi neticesinde uygun bulunan firmalara; idari, kalite ve teknik kapsamda sorular yöneltiyor ve sonrasında alınan cevaplar ile birlikte sahada tetkikler gerçekleştiriyoruz. Bu tetkiklerde başarı kazanan firmalarımızla gizlilik anlaşması imzalayarak sipariş sürecini başlatıyoruz. Eşik değerinin altında kalan firmalar için de eksik hususları raporluyoruz ve geliştirilmesi gereken yönleri belirtiyoruz.

Bunun yanında, tedarik zincirimizi güçlendirmek için firmalarımıza sağladığımız çeşitli desteklerimiz de bulunuyor. Bu kapsamda, iş ortaklarımızın ihtiyacı olan eğitimleri, ASELSAN’daki uzman kadromuz ile vermeye çaba gösteriyoruz. Bugüne kadar tedarikçilerimize, çeşitli uzmanlıklarda 35.000 saatin üzerinde eğitim sağladık. Ayrıca, ASELSAN bünyesinde kullanımdan kalkmış makina ve ekipmanları ihtiyacı olan firmalarımıza aktararak onların üretim yeteneklerini geliştirmeyi amaçlıyoruz. Bugüne kadar, 300’ün üzerinde ekipmanın bu kapsamda aktarımını gerçekleştirdik.

Ekipman aktarımı yanında firmalarımız ile özel ekipmanlarımızı da paylaşıyoruz. Böylece, tedarikçilerimizin ek yatırımlar yapmasına gerek kalmadan, ASELSAN’ın sahip olduğu, özellikle test alanında ihtiyaç duyulan özel ekipmanlar ile süreçlerini yürütmelerine destek oluyoruz.

Üzerinde özellikle durmak istediğim diğer bir husus da firmalarımıza finansal olarak destek olmak için oluşturduğumuz Tedarikçi Finansmanı Modeli’dir. Bu modelde; iş ortaklarımız, ASELSAN siparişlerini anlaşmalı olduğumuz 8 bankaya sunarak, sipariş dışında ek bir teminat göstermeden kredi kullanabiliyorlar. Bu modelle bugüne kadar 67 tedarikçimize 270 milyon liradan fazla kaynak sağladık. “Stratejik Ortaklık” sürecimizi de bu kapsamda değerlendirebiliriz. Bugüne kadar “Stratejik Ortak” olarak belirlediğimiz 24 firmamız bulunuyor ve bu firmalar ekosistemimizde önemli yer teşkil ediyor.

Ekosistemi geliştirmek için firmalarımızın faydalanabileceği teşvik çalışmalarına da destek veriyoruz. Bu kapsamda, KOSGEB’le Teknoyatırım ve Stratejik Ürün Desteği protokollerini imzaladık. Özellikle Stratejik Ürün Desteği programı kapsamında verilen uzlaşı belgeleri ile millîleştirme alanında savunma ve havacılık sanayisinde öncü rol üstleniyoruz. ASELSAN’ın Uzlaşı Belgesi verdiği 16 firmanın 13’ünün kabul edilmesi ile Stratejik Ürün Desteği konusunda, ekosisteme 65 milyon liranın üzerinde millîleştirme kaynağı oluşturulmasına önderlik ettik. Tedarikçilerimizin motivasyonunu artırmak adına, başarılı yan sanayi firmalarımıza yılın başarılı tedarikçileri ödülü vermeyi de ihmal etmiyoruz.

Yeni Kazanımlarda Bulunmaya Devam Edeceğiz

MSI Dergisi: Göreve geldikten sonra yaptığınız basın toplantısında, yeni dönemde, ASELSAN’ın gündeminde, şirket birleşmeleri ve şirket satın almalarının da yer alacağını söylemiştiniz. ASELSAN’ın bu doğrultuda attığı adımlardan biri de 2019 yılının başında, BİTES’in %51’lik hissesini satın almak oldu. Bu adımlar; ASELSAN ve Türk savunma ve havacılık sanayisi için neler ifade ediyor?

Prof. Dr. Haluk GÖRGÜN: Göreve başladığım Nisan 2018 tarihinden bugüne, BİTES’in yanı sıra ULAK A.Ş. paylarının %51’nin alınması, kurulan TEKNOHAB Teknoloji Geliştirme Bölgesi Yönetici A.Ş. şirketinin %30’una ortak olunması ve ASELSAN Konya Silah Sistemleri A.Ş.’nin kurulması süreçlerini tamamladık. ASELSAN’ın kendi mevcut iş alanlarında derinleşmek, rekabet gücünü artırmak ve küresel oyuncularla rekabet edebilmek maksadıyla yeni kazanımlarda bulunmaya devam edeceğini söyleyebilirim. Her yeni oluşum ve ortaklıkta temel amacımız; sürdürülebilir büyüme ve ihracat olacak.

 

MSI Dergisi: Gerek Millî Eğitim Bakanlığıyla (MEB) iş birliği yaparak ve gerekse de ASELSAN Akademi’yi kurarak eğitim alanında; sektör için yeni çalışmalara imza atıyorsunuz. Bunların kısa ve uzun vadede ASELSAN’a ve sektöre geri dönüşleri nasıl olacak?

Prof. Dr. Haluk GÖRGÜN: MEB ile imzaladığımız protokolle ASELSAN Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nin kurulması yolunda önemli bir adım attık. Kurulacak lisede, Savunma Elektronik Sistemleri ve Savunma Mekanik Sistemleri gibi iki yeni dalda eğitim verilecek. Türk sanayisinin kaliteli ara eleman ihtiyacı herkesin farkında olduğu bir konu. Bu liseyle birlikte, ihtiyaçların en azından bir kısmının karşılanmasını hedefliyoruz. Okulumuzda okuyacak öğrencilerin, başarılı olanlarını burs ile destekleyecek eğer mezuniyetlerini takiben araştırma üniversitelerinde bizlerin ilgilendiği mühendislik branşlarında okurlarsa bu desteğe devam edeceğiz. Bu destekler ve okulumuzda verilmesi hedeflenen kaliteli eğitimin, başarılı öğrencilerin meslek liselerini seçmelerini teşvik edici olabileceğini değerlendiriyoruz.

Elbette açılacak sadece bir okulla bütün savunma ve havacılık sanayisinin ihtiyaçlarının karşılanması mümkün değil. Bu lisede hayata geçireceğimiz kaliteli eğitim ve iyi uygulamalar ile güzel bir örnek teşkil edeceğimize ve zaman içinde bu örneklerin başka okullara da yayılmasıyla kalitenin artacağına güvenimiz tamdır.

ASELSAN Akademi ile de nitelikli insan kaynağımızın sayısını artırmayı hedefliyoruz. Akademik yeterliliğe sahip personelimizin projelerimizde görevlendirilmesi, uzun vadede hem ASELSAN ürün ve teknolojilerine nicelik ve nitelik olarak yansıyacak hem de savunma ve havacılık sektörümüzün gelişmesine katkı sağlayacaktır. Şimdiye kadar 500’e yakın personelimiz ASELSAN Akademi’de eğitim aldı.

Tüm dünyada büyük teknolojik gelişimler; özellikle savunma, havacılık ve uzay alanlarındaki çalışma ve araştırmalar ile başlıyor. Bu alanlarla alınan patent sayısı hızla artarken hem sivil hem askeri alana hizmet eden “çift kullanım” diyebileceğimiz pek çok teknolojinin de başlangıç noktası bu alanlar. Bundan dolayı ASELSAN Akademi’de, ASELSAN’ın misyon ve vizyonuna uygun olarak savunma, havacılık ve uzay alanlarında çalışmalar yapılmasını öngörüyoruz. Bu yaklaşımın kritik teknolojilerin geliştirilmesinde önemli olacağını düşünüyoruz.

ASELSAN’ın laboratuvar imkânlarının, programa dâhil olan araştırma üniversitelerine açılmasıyla, çift taraflı bilgi akışı olacağını, yenilikçi fikirlerin daha çok ortaya çıkacağını öngörüyoruz. Kazancımız çift yönlü olacak; hem ASELSAN, mevcut bilgi birikimini üniversiteler ve değerli akademisyenlerimiz aracılığıyla artıracak hem de araştırma üniversitesi olarak da seçilmiş olan üniversiteler için uygulamalı teknolojik proje ortamı sağlanmış olacak.

ASELSAN, 5 Şubat’ta düzenlediği Güç Birliği Zirvesi’nde, iş ortaklarına beklentileri anlattı, onların görüş ve önerilerini dinledi.

 

Üniversitelerle Çalışmaya Hazırız

MSI Dergisi: Üniversite-sanayi iş birliği konusunda, her iki tarafta da önemli görevler üstlendiğiniz için derin bir tecrübeniz var. ASELSAN’ın üniversiteler ve araştırma kurumları ile iş birliği performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Prof. Dr. Haluk GÖRGÜN: ASELSAN, kurulduğu ilk günden beri üniversitelerle iş birliklerini en üst düzeyde tutmayı benimsemiş bir şirket. ASELSAN’ın üniversite-sanayi iş birliğini, sadece Türkiye’de değil, dünyada en iyi uygulayan şirketlerden biri olduğunu değerlendiriyorum. ASELSAN’ın 1975 yılında kuruluşu bile üniversite öğretim üyelerinin desteğiyle olmuştur. ASELSAN’ın tarihini incelediğimizde de ülkemizde ve yurt dışında bulunan çeşitli üniversitelerle iş birlikleri kurularak başarılı projelere imza atıldığını görüyoruz. Mali göstergelere baktığımızda, ASELSAN’ın bugüne kadar üniversiteler ile farklı konularda yürüttüğü projelere toplam 154,2 milyon dolar tutarında bütçe ayırdığını görüyoruz. Ayrılan bu kaynakla ASELSAN, bugüne kadar 54 farklı üniversite ile 126 farklı proje yürüttü.

Üniversitelerle yürütülen projelerin, geliştirilen teknolojilerin ürüne dönüştürülebilirliği de iş birliği açısından bir performans kriteri olarak önümüzde duruyor. Bunun en iyi örneklerinden biri, ASELSAN-Bilkent Üniversitesi ortaklığıyla kurulan AB MikroNano şirketidir. Bilkent Üniversitesi ile birlikte  geliştirdiğimiz GaN transistör teknolojisi, yine üniversite-sanayi iş birliği modeli ile ürünleştirildi. Yurt dışı bağımlılığımız bulunan pek çok önemli konuda, ASELSAN’ın üniversitelerle teknolojik bağımsızlığımız için ortak çalıştığını ve özgün teknolojiler geliştirdiğini gururla söyleyebilirim.

ASELSAN Akademi de ASELSAN-üniversite iş birliği örneği olarak değerlendirilebilir. Akademi kapsamında, üniversitelerin katılımı ile çalıştaylar düzenleniyor ve öğrenciler farklı üniversitelerden dersler alabiliyor. Bu örneklere baktığımızda, ASELSAN’ın üniversite ve araştırma merkezleri ile ortak çalışma kültürünü başarılı buluyorum.

Amacımız; temel teknolojiden ürünleşmeye giden yolda, inovasyonun çeşitlilikten beslendiği ilkesini esas alarak, üniversite ve konu çeşitliliğini artırarak devam etmektir. Bunun için, 2019 yılında öz kaynaklı Ar-Ge projelerine yönelik, yaklaşık 180 milyon dolar kaynak ayırmış bulunuyoruz. Bu projelerin büyük bir kısmında da üniversitelerle birlikte çalışmaya hazırız.

 

MSI Dergisi: ASELSAN’ın dünya genelindeki konumunu nasıl görüyorsunuz?

Prof. Dr. Haluk GÖRGÜN: Bildiğiniz üzere, savunma ve havacılık sektöründe dünyaca kabul görmüş Defense News Dergisi’nin yaptığı bir “Dünyanın En İyi 100 Savunma ve Havacılık Şirketi” sıralaması var. 2018 listesinde 55. sıradaydık. ASELSAN bu listeye, ilk defa, 2006 senesinde 97. sıradan girmişti ve bugüne kadar her yıl listede yükselişini sürdürdü. Bu sıralama, bir fikir verse de tek başına anlamlı değil. Dünyadaki toplam savunma ihracatının neredeyse üçte birini ABD’nin tek başına yaptığını dikkate alırsak, diğer büyük ölçekli küresel oyuncuları da hesaba kattığımızda; ASELSAN olarak zor bir pazarda mücadele ettiğimizi ifade edebiliriz. Politik iklimlerden direkt olarak etkilenen bu pazarda, bugüne kadar ASELSAN’ın 64 farklı ülkeye ihracat yaptığını belirtmek isterim. Doğrudan satışların ötesinde, dost ve kardeş ülke silahlı kuvvetlerinin ihtiyaçlarını gidermek üzere birçok ülkede teknoloji transfer programları, yerel üretim projeleri de yürütüyoruz. Bununla birlikte; bizim için stratejik önem arz eden çeşitli ülkelerde şirketler kuruyor, iş ortaklıkları oluşturuyor, ofisler açıyoruz. Yakında, dünyanın pek çok ülkesinde ASELSAN varlığından bahsediyor olacağız.

 

MSI Dergisi: Bu kapsamda, ASELSAN’ın ihracat performansını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Prof. Dr. Haluk GÖRGÜN: Göreve geldiğim günden bu yana, üzerine en çok vurgu yaptığım konunun ihracat olduğunu bir kez daha belirtmek isterim. Burada kalıcı başarı yakalamanın temel unsurları; ürünlerin teknik özellikleri, kalite metriklerinin yanında yeni iş modelleri kurabilmek, farklı satış kanalları oluşturabilmek, iş ortaklıkları oluşturabilmek ve küresel ölçekte bir marka algısı oluşturabilmektir. Bu bağlamda; yurt dışı operasyonlarımıza ağırlık veriyor, pazar analizleri ve öngörüleri doğrultusunda gittiğimiz her pazarda yerelleşerek kalıcı olma imkânlarını değerlendiriyoruz.

Ülkelerde oluşabilecek politik ve ekonomik dalgalanmalarda dahi uzun vadeli bir strateji yürüterek kalıcı olmayı ve bulunduğumuz her ülkede büyüyerek varlığımızı sürdürmeyi temel hedef olarak önümüze koyduk. Önümüzdeki günlerde, ASELSAN adını; Asya-Pasifik’te, Afrika’da ve Avrupa’da daha çok duyacağınızın müjdesini de vermek isterim.

ASELSAN Konya Silah Sistemleri A.Ş.’nin temel atma töreni, 22 Mart’ta gerçekleştirildi.

 

MSI Dergisi: ASELSAN’ın IDEF 2019 fuarına katılımı ile ilgili okuyucularımızla neler paylaşmak istersiniz? IDEF ziyaretçilerini nasıl bir ASELSAN standı bekliyor?

Prof. Dr. Haluk GÖRGÜN: IDEF, sektörümüzün ev sahipliğinde dünyanın doğu ve batısını bir araya getiren dev bir organizasyon. Bu yıl da geçen senelerdeki gibi 100’den fazla sayıda ülkeden delegasyon ve ziyaretçi bekliyoruz. ASELSAN standında, sadece yeni ürünlerimizin lansmaları olmayacak; aynı zamanda mevcut ürünlerimizin iyileştirilmiş yeni versiyonları da ziyaretçilerimizi bekliyor olacak. Her zamankinden daha da büyük bir stantla daha teknoloji odaklı bir sunumla, tüm ziyaretçilerimizi kucaklıyor olacağız. Ayrıca kariyer masamız, tedarikçilere özel alanımızla soruları cevaplayacağız. Tüm Yönetim Kurulu ve İcra Kurulu üyelerimiz de IDEF’te olacak ve misafirlerimizle yakından ilgileneceğiz. Her zamankinden daha iyi bir ASELSAN deneyimi için, tüm dostlarımızı IDEF 2019’daki standımıza davet ediyorum.

 

MSI Dergisi: Eklemek istediğiniz başka bir konu ya da konular var mı?

Prof. Dr. Haluk GÖRGÜN: Sizlere ve sektörümüzün tüm çalışanlarına başarılar diliyor, sevgi ve saygılarımı sunuyorum.

 

ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün’e, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

 

 

 

494 toplam görüntüleme, 1 bugünkü görüntüleme