Söyleşi: AYESAŞ Genel Müdürü Öner TEKİN – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: AYESAŞ Genel Müdürü Öner TEKİN

26 Nisan 2019

“Tek kaynak olarak görevler üstlendiğimiz F-35’te edindiğimiz birikimi, Türkiye’nin özgün projelerine aktarmak istiyoruz.”

AYESAŞ, F-35’in geliştirildiği ve üretildiği Müşterek Taarruz Uçağı (MTU) projesinde, bazılarını tek kaynak olarak ürettiği bileşenlerle önemli bir paya sahip. Diğer faaliyet alanlarındaki çalışmalarını da artan bir tempo ile yürüten AYESAŞ’ın 2018 yılı performansını, MTU projesinde yaptıklarını ve 2019 ile ilgili beklentilerini, AYESAŞ Genel Müdürü Öner Tekin’den dinledik.

 

MSI Dergisi: Öner Bey, öncelikle AYESAŞ açısından 2018 yılının genel bir değerlendirmesini yapar mısınız?

Öner TEKİN: 2018, ülkemizin, çeşitli sorunlarla mücadele ettiği bir yıl oldu. Bu gelişmeler ekonomiye de yansıdı ve bir daralma yaşadık. Diğer yandan, kullanıcılarımızın ihtiyaçları devam ediyor ve biz de bu ihtiyaçları en iyi şekilde karşılayacak çözümleri sunuyoruz. Genelde yaşanan olumsuzluklara rağmen, 2018 yılı, aranan çözümleri sunan AYESAŞ açısından çok başarılı bir yıl oldu. Hem sipariş hem de ciroda, kendi rekorlarımızı kırdık. Ciroda, dolar bazında, yaklaşık %80’lik bir artış kaydettik. Toplam siparişlerimizde ise %210’luk bir artışımız var. Yurt içindeki siparişlerimizdeki artış %50 seviyesinde gerçekleşti. Verilen tekliflerin siparişe dönme oranında da %220’lik bir artış var.

İhracatın cirodaki payı, geçtiğimiz yıllarda %50 civarında gerçekleşiyordu. 2018’de bu oranı, %50’nin üzerine çıkardık. Bağlı olduğumuz Zorlu Grubu, ihracatı her zaman önemseyen, ihracatın olmazsa olduğunu düşünen ve sürdürülebilirlik için ihracatın en temel konu olduğunu bilen bir grup ve biz de grubumuzun bu vizyonundan faydalanarak ihracattaki payımızı arttırdık.

Çok önem verdiğimiz bir rakam olan ihracatımızın kilogram başına değeri de Türkiye ortalamasının çok üzerinde; 12.000 dolar mertebesine ulaştı.

Üretim kapasitemiz de son bir yılda 3 katına çıktı. İstihdamda büyüme ivmemizi daha da arttırdık ve son bir buçuk senede, %50 gibi bir büyüme kaydettik. Şu anda bizim savunma ve havacılık sanayisindeki grup şirketlerimizde çalışan sayımız ve beraber çalıştığımız iş ortaklarımızdaki çalışan sayısı toplamı, 700’ü geçti.

F-35, Panoramik Kokpit Ekranı’nı kullanan ilk savaş uçağı olma özelliğini taşıyor. AYESAS, bu ekranın geliştirme çalışmalarına, en başından itibaren dâhil oldu.

 

MSI Dergisi: Siparişlerdeki artış, nasıl bir süreçte gerçekleşti?

Öner TEKİN: 2018’de, AYESAŞ’ın hem müşteri sayısı arttı hem de müşteri portföyü genişledi. Bu artış ve çeşitlenme, hem kamu hem vakıf şirketleri hem de özel sektör tarafında gerçekleşti. Geçmişten gelenlerin yanı sıra yeni müşterilerle ve yeni alanlarda çalışmaya başladık. Müşterilerimizin ve üzerinde çalıştığımız konuların çeşitliliğindeki artış, %270 oldu.

Bunu nasıl başardık? Mevcut müşterilerimizde, beraber çalıştığımız gruplar, bizim hakkımızda, sadece o grubun işine yarayan kısmıyla ilgili bilgi sahibiydi. Geçtiğimiz dönemde, daha fazla müşterimize kendimizi anlattık. Yerli ve yabancı, neredeyse bütün müşterilerimizin yönetim kurulu başkanı, yönetim kurulu üyeleri, genel müdürü, genel müdür yardımcıları ile görüştük. Bu ziyaretler yapıldıktan sonra, onların teknik ekipleri bizi ziyarete geldi. Neredeyse her hafta bir heyet ağırladık. Kuruluşumuzdan beri hep üstüne katarak oluşturduğumuz insan kaynağımızı, kabiliyetlerimizi ve altyapımızı, onlara çok iyi anlattık. Projelerde başardıklarımızı duyup ya da tesisimizi gezip de etkilenmeyen bir müşterimiz olmadı. Bu da aslında, elimizdeki potansiyeli çok hızlı bir şekilde üretime çevirmemizi sağladı.

Ortaya çıkan tabloya baktığımızda: ASELSAN ile bir buçuk sene önce stratejik ortaklık imzaladık. HAVELSAN’ın A grubu öncelikli tercih edilen çözüm ortağıyız. ROKETSAN’ın ilk aşamada ilan ettiği 44 çözüm ortağından biriyiz. Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ) ile stratejik ortaklığımız, daha önceden zaten vardı. Böylece, ana yüklenici seviyesindeki bütün vakıf firmalarıyla stratejik çözüm ortağı statüsüne eriştik.

Bu gelişmeler, ekosistemdeki yerimizi de sağlamlaştırdı. Ana alt yüklenicilik misyonumuzu şirketlere çok iyi anlattık. Geçmişte, küçük boyutlu işler yaptığımız birçok müşterimize, artık sistem mühendisliğini, donanımı ve yazılımı kapsayan, sistem bazında işler yapmaya başladık. Diğer bir deyişle bu müşterilerimiz için, ürünün tasarım aşamasından itibaren sorumluluğunu almaya başladık. Bu modelde, müşterimiz, muhatap olarak bizi görüyor. Biz de diğer alt yüklenicilerin yönetimi dâhil tüm sorumluluğu alıyoruz. Yıllardır kendi sistem ve ürün projelerimizi de yürüttüğümüz için, bu alanda çok derin bir tecrübemiz ve bilgi birikimimiz var. Bunları, müşterilerimizin ihtiyaçlarını karşılamak için kullanıyoruz. Rekabetçi ve maliyet-etkin bir ortam yaratarak; ama aynı zamanda ekosistemi de güçlü bir şekilde devam ettirerek herkesin kazandığı bir yapı kuruyoruz. Son dönemdeki başarılı büyümemizin temelinde de aslında bu tür, sistem bazında işler yatıyor.

Bu açıdan baktığımızda, 2018’de öne çıkartabileceğimiz başarılardan biri de sektör piramidinde, kendimizi konumlandırmayı hedeflediğimiz yere doğru kat ettiğimiz yol oldu.

AYESAŞ, F-35 uçakları için füze kontrol birimi elektronik kartları ile füze kontrol biriminin elektronik kutularını, dünya genelinde tek kaynak olarak üretiyor.

 

MSI Dergisi: 2018’de, yeni ürün geliştirme ve Ar-Ge çalışmaları cephesinde hangi gelişmeler oldu?

Öner TEKİN: Ar-Ge çalışmalarımız ürünleşme noktasına gelmeden bunların detayını pek veremiyoruz; ancak şunu ifade edebilirim: AYESAŞ’ın ve Zorlu Grubu’nun diğer firmalarının yetkinliklerinin hepsini kullanabildiğimiz, çok ciddi çalışmalar var. 3 tanesinin meyvelerini, bu sene sonuna doğru göreceksiniz. Belki bir ihtimal, IDEF’te küçük bir sürpriz de yapabiliriz.

Ürünler cephesinde örnek gösterebileceğim en güzel çalışmalardan biri, şelterizasyon ile ilgili faaliyetlerimizi tekrar canlandırmamız oldu. Bu alanda, Türkiye’deki en yetkin ve en ileri firma konumuna geldik. Daha önce hiç çalışmadığımız çeşitli konularda bazı faaliyetlerimiz de var. Bunları da yakın zamanda hayata geçireceğiz.

AYESAŞ’ın üretim hattında, kadın çalışanların ağırlığı da dikkat çekiyor. Firma, “Savunmada Kadının Gücü” sloganı ile kadın istihdamını daha da ileriye taşıyacak çalışmalar yapıyor.

 

AYESAŞ, F-35 için Tek Kaynak

MSI Dergisi: AYESAŞ, F-35’in geliştirildiği ve üretildiği Müşterek Taarruz Uçağı (MTU) projesinde, önemli bir paya sahip. Sizden, bu konudaki faaliyetleriniz hakkında da bilgi almak istiyoruz. AYESAŞ, projede hangi iş paketlerini üstleniyor?

Öner TEKİN: MTU, çok özel bir proje. Dokuz ülkenin ortaklığıyla geliştirildi ve bu ortaklık neticesinde, Türkiye olarak uçağın en önemli alt sistemlerinde ve parçalarında, gerek yazılım gerekse donanım alanında tasarım faaliyetlerinde bulunduk. Şu anda da üretim faaliyetlerine devam ediyoruz.

AYESAŞ, projeye, Panoramik Kokpit Ekranı (Panoramic Cockpit Display / PCD)’nın yazılımı bileşenlerinden birinin geliştirilmesinde rol alarak girdi. Şu anda da PCD’nin bütün ekran kartlarını biz üretiyoruz. Son olarak da PCD’nin güç kaynağı modüllerinin üretimini üstlendik.

PCD ile ilgili çalışmalara ek olarak, füze kontrol biriminin elektronik kartlarını ve kutularını da burada üretiyoruz. Bu birim için bazı bileşenler yurt dışından geliyordu. Tedarik konusunda bazı sorunlar yaşayınca, yerli alternatifler aradık, bulduk ve sertifikalandırdık. Böylece, bunları da Türkiye’den almaya başladık. Bu, hem bir maliyet avantajı sağladı hem de AYESAŞ’ın azami katma değer sağlama vizyonunu bir kez daha gösterdi. En başta, her şeyi belli olan projelerde bile sürekli olarak “İlave neyi yerlileştirelim?” diye bakıyoruz ve yerlileştirme çalışmalarını, dinamik bir şekilde sürdürüyoruz.

Bunlara ek olarak, uçağın kara kutusu olarak bilinen birimin test yazılımını da AYESAŞ geliştirdi.

Mevcut durumda, PCD ve füze kontrol birimi elektronik kartları ile ve füze kontrol biriminin elektronik kutularını, dünya genelinde tek kaynak olarak üretiyoruz. Bundan da büyük bir gurur duyuyoruz. Çünkü dünyanın en ileri teknolojilerinin kullanıldığı, en ileri teknik özelliklere sahip bir uçakta, en kritik bileşenlerden ekranda ve füze kontrolünün sağladığı bileşenlerde, AYESAŞ tasarımının ve üretiminin imzası var. Bu durumu; ülkemiz, ülkemizin mühendisliği ve ülkemizin savunma ve havacılık sektörü için gurur duyulması ve örnek alınması gereken bir konu olarak görüyoruz.

Bizim F-35’teki başarımız, Türk firmalarına örnek olmalı. Biz bu işi, Türkiye’de yapıyoruz; Türk mühendisler ve işçilerle yapıyoruz. Firmalarımız bize gelip “Nasıl oluyor?” diye sorarlarsa da her türlü desteği veririz; çünkü bu türden işlerin artmasını, Türkiye için çok kritik önemde görüyoruz.

AYESAŞ’ın üretim kabiliyetleri, firmanın, F-35 gibi karmaşık ve hassas üretimi içeren projelerde tercih edilmesini sağlıyor.

 

MSI Dergisi: MTU projesi, çok uluslu bir yapıda kurgulandı ve projedeki iş dağılımı belirlenirken, ülkelerin katkıları da göz önüne alınabiliyor. AYESAŞ, iş paketlerini nasıl üstlendi?

Öner TEKİN: MTU projesindeki bütün işleri, ihaleyle aldık. Bunlar, herhangi bir offsetin sonucu ya da ülke payı kapsamındaki işler değil. Proje kurgusu uyarınca, ülke payı kapsamında iş almaya da çalışabilirdik; ama o yolu tercih etmedik ve doğrudan ilgili sistemlerden sorumlu olan firmaların ihalelerine girdik. Çok kapsamlı denetimlerden geçtik; kabiliyetlerimiz ve iş yapış tarzımız, detaylı olarak analiz edildi.

Ortaya çıkan sonuçta, çok kritik bir nokta var. Üstlendiğimiz işler, dünyada başka bir yerde yapılmıyor. Eğer bizim kalitemize, altyapımıza ve süreklilik sağlayabileceğimize güvenmeselerdi, mutlaka alternatiflerimizi yaratırlardı. Son olarak güç ünitesi ile ilgili iş paketini alırken, “Üretimde herhangi bir problem durumunda ne yapacağız?” diye sorguladılar. Biz de hemen planlarımızı, burada bir sıkıntı olursa nerede ve nasıl üretim yapabileceğimizi anlattık. Biliyorsunuz Zorlu Grubu’nun, Manisa’da çok büyük bir altyapısı var. Orada hızlıca devam edebileceğimizi anlattık. Böylece işi bize, gönül rahatlığı ile verdiler.

Bizim gerekli altyapımız ve birikimimiz zaten vardı; F-35 ile çok uluslu ve yüksek teknolojinin kullanıldığı bir projede de etkin olarak rol alabileceğimizi gösterdik. Şu anda, proje genelinde gerçekleştirilen iyileştirme çalışmalarında, en ileri seviyede olan firmayız. Bu nedenle projede yeni sorumluluklar da alabiliriz.

AYESAŞ, F-35 uçakları için elektronik kartlar ve elektronik kutular üretiyor.

 

Konseptten Üretime

MSI Dergisi: PCD’ye baktığımızda, ilk defa bir muharip uçakta böyle bir ekran kullanıldığını görüyoruz. Dolayısı ile AYESAŞ’ın böyle bir ekranın kullanım konseptinin oluşmasına ve bu konseptin uygulamaya dönüşmesinde de katkıları olduğunu söyleyebilir miyiz?

Öner TEKİN: Beşinci nesil bir uçak olan F-35’te, uçak ve pilot etkileşimi en üst seviyede. Bu etkileşimin ana mecralarından biri de PCD. PCD’nin geliştirilme sürecinde, başından beri, hem yazılım hem donanım yetkinliklerimizle yer aldık. Son dönemdeki tartışmaları da göz önüne aldığımızda, biz, bir anda değiştirilebilecek bir tedarikçi değiliz.  Çünkü “Üretim bilgilerini verelim, üretsinler.” kurgusu ile üretim yapmıyoruz; tasarım aşamasından beri içinde olduğumuz ve her şeyine hâkim olduğumuz birimleri üretiyoruz. Şu anda başka birine üret deseler, hemen yapılabilecek işler değil.

PCD ile ilgili sürecin bize faydası ne? Biz şu anda, eğer istersek yerli PCD geliştirebiliriz. F-35’te edindiğimiz her türlü birikimi, Türkiye’nin özgün projelerine aktarabilecek bir konumdayız. Tek kaynak olarak görevler üstlendiğimiz F-35’te edindiğimiz birikimi, Türkiye’nin özgün projelerine aktarmak istiyoruz.

 

MSI Dergisi: PCD kapsamında AYESAŞ’ın yaptıklarını biraz daha ayrıntılandırabilir misiniz?

Öner TEKİN: İlk olarak, PCD’deki çoklu ekran yapısının yazılım tasarımını yaptık. Pilotun, uçağı kullanırken farklı farklı verileri ve bilgileri alabilmesi için, farklı ekranların açılması, kapanması ve bu işlemlerin yönetilmesi gerekiyor. Bunun bütün yapısını, AYESAŞ mühendisleri gerçekleştirdi. Sonrasında da ekran sürücü kartlarının tasarımı aşamasında da işin içerisinde olduk ve bütün üretim fazlarında AYESAŞ yer aldı.

 

MSI Dergisi: Bu üretimi farklı kılan, vurgulamak istediğiniz noktalar var mı?

Öner TEKİN: Yapılan üretim, aslında çok standart bir elektronik kart üretimi değil; ya da füze kontrol birimi kutusunu da katarsak standart bir kutu üretimi değil. Her şeyden önce, tabii ki havacılık standartlarında ve tabii ki bir savaş uçağının standartlarına uyumlu bir üretim yapılması gerekiyor. Bu nedenle aslında üretimin her aşamasında, gerek kontroller anlamında gerekse farklı üretim teknikleri anlamında farklılıklar var. En basitinden, mesela lehim tozlarının, ömür devri boyunca, uçaktaki ani çevresel koşul değişiklikleri sonucunda ortaya çıkmaması için ürettiğimiz kartları, basınçlı yıkama işlemine tabi tutuyoruz. Bu, diğer üretimlerde pek uygulanmayan bir aşamadır. Kartların üretim ve fonksiyonel test aşamaları sonrası gerekli kaplamaları yapılıyor. Bu ve bunun gibi birçok farklı üretim tekniği var. Bu arada, gerçekten çok kompleks kartlardan bahsettiğimizi de eklemeliyim. Bunlar en az 24 katmanlı kartlar ve çok yüksek hızlarda veri iletimi gerçekleştirebiliyorlar. AYESAŞ’ın üretemeyeceği bir elektronik kart neredeyse yok diyebiliriz.

AYESAŞ, Yeni İş Paketlerine Hazır

MSI Dergisi: 2017 yılında, PCD’nin güç kaynağı modüllerini üretme işini de üstlendiniz. Bu iş paketini, muhtemelen başka bir firmadan devraldınız. Neden böyle bir değişikliğe gidildi? AYESAŞ, nasıl fark yarattı?

Öner TEKİN: AYESAŞ’ın üstlendiği üretim faaliyetlerindeki başarısı; üretimdeki hata oranının çok çok düşük olması; iyileştirmeye yönelik proses sayısının az olması ve sürekliliği sağlayabilmiş olması, müşterimizde çok büyük bir memnuniyet yarattı. Ayrıca, PCD’nin parçalarının farklı farklı yerlerde üretilip tekrar birleştirilmesindense bütün kartların aynı yerde üretilmesi, zamanlama anlamında verimlilik sağlıyor. Bunu da çok net anlattık ve sonuçta bu görevi aldık.

 

MSI Dergisi: Üstlendiğiniz bazı iş paketlerinde, tek kaynak konumundasınız. AYESAŞ’a duyulan bu güven, nelerin göstergesi olarak yorumlanabilir?

Öner TEKİN: Aslında bu, AYESAŞ’ın kalitesinin ve sürdürülebilirliğinin göstergesi. Savunma ve havacılık sanayisinde yapılan işler ve üretilen ürünlerin kullanılma ömürlerine baktığımızda, karşımıza çok uzun süreler çıkıyor. Firma olarak sürekliliği sağlayabildiğinizi gösterdiğiniz; ürünlerinizin kaliteli ve problemsiz olduğunu gösterdiğiniz zaman, müşterileriniz size güveniyor. Bizim için kalite, olmazsa olmazdır. Bizim mottomuz da “AYESAŞ’ta kalite, birinci önceliktir.” şeklindedir. “AYESAŞ=Kalite” algısını, hep daha ileriye taşımaya çalışıyoruz. Bütün enerjimizi de buna harcıyoruz. Biz bunu sağladığımız zaman, müşterilerimiz de bunun rahatlığı ve güveniyle bizimle uzun süreli çalışmaya devam ediyor. Yeni müşterilerimiz de bu referanslarla bizlerle gönül rahatlığıyla çalışmaya başlıyorlar. Şu anda, daha önce iş yapmadığımız, dünya devi diyebileceğimiz 3 yeni firmayla görüşmelerimiz devam ediyor. Savunma sanayisinde, dünya sıralamasında ilk 10’da bulunan 8 firmaya, doğrudan iş yapıyoruz. Bu, yıllardır kalitemizden ve sürekliliğimizden ödün vermememizden kaynaklanıyor.

 

MSI Dergisi: JSF Program Ofisi (JPO) ve Lockheed Martin, tedarik ve ömür devri maliyetlerini düşürmek için, radikal adımlar da atabileceklerini; uçağın Dağıtık Görüntüleme Sistemi (Distributed Aperture System / DAS)’nin üreticisini değiştirerek gösterdi. Bu tabloda, AYESAŞ, önümüzdeki dönemde, tedarik ve ömür devri maliyetlerini düşüreceği yeni iş paketlerini üstlenebilir mi; bu yönde çalışmalarınız var mı?

Öner TEKİN: Açıkçası biz bu konuda, JPO ve mevcut müşterilerimizle çok yakın çalışıyoruz. Maliyetin azaltılması açısından temel konu, aslında işçilik ya da üretim teknikleri değil. Kritik konu, malzeme fiyatlarındaki iyileştirme ya da tasarım değişiklikleri. Şimdi çeşitli tasarım değişikliklerine biz de katkıda bulunuyoruz ya da yapılabilecekler konusunda önerilerimizi iletiyoruz. Onun ötesinde, çeşitli bileşenlerin yeniden tasarlanması ya da üretilmesi gibi planlar var. Böyle bir programda da bu tür kararlar kolay kolay çıkmıyor. Ayrıca tedarikçiler arasında birleşmeler, satın almalar gibi gelişmeler de oluyor.

Bu program ilerlediği sürece, AYESAŞ da önemli bir aktör olarak işin içerisinde olacak. Katıldığımız her JPO toplantısında, JPO yetkilileri ve farklı firmalarla görüştüğümüzde; AYESAŞ’ı her zaman akıllarında tuttuklarını, belirli işlerde AYESAŞ’ı da masada görmek istediklerini bize çok net olarak söylüyorlar. Çünkü burada gerçekten her anlamda ispatlanmış bir başarı var.

 

MSI Dergisi: F-35’teki faaliyetlerinizin, HÜRKUŞ ve TF-X projelerine yansımaları neler olabilir? AYESAŞ, hangi paketlerde görev alıyor ya da almaya aday?

Öner TEKİN: AYESAŞ’ın havacılık konusundaki deneyimine baktığımızda, DO-178B standardını Türkiye’de ilk kullanan firma olduğunu görüyoruz. Şu an sektörde, havacılık yazılımı konusunda çalışan kişilerin önemli bir kısmının da AYESAŞ geçmişi olduğunu görürsünüz. Donanım tasarımından yazılım tasarımına, entegrasyondan üretime kadar birçok konuda, Türkiye’deki farklı projelerde görev alıyoruz. AYESAŞ, bu alandaki tüm yetkinliklerini, gündemdeki tüm programlarda kullanmak istiyor. Bu kapsamda, TUSAŞ ile farklı projeler için görüşmelerimiz devam ediyor.

Mevcut kabiliyetlerimizin ve tecrübemizin üzerine, F-35’ten de gelen bilgi birikimimizi de eklerseniz en ileri teknolojiyi kullanması hedeflenen Milli Muharip Uçak projesinde yer alabilecek nadir firmalardan biriyiz. Açıkçası TUSAŞ tarafında da bizim tarafımızda da bu konuda birlikte çalışacak iradeyi görüyorum.

 

MSI Dergisi: Son olarak, size, 2019’un nasıl geçeceğini sormak istiyoruz.

Öner TEKİN: 2019’un, dünyada da Türkiye’de de zor bir yıl olacağını hepimiz biliyoruz. Ama biz, bunları önceden gördüğümüz için çeşitli önlemler aldık. AYESAŞ’ın, 2019’da yeni bir ciro rekoru kıracağı daha bugünden belli. Ama tabii ki bununla yetinmeyeceğiz. Sektörümüzde, en az 5 yıllık planlamalar gerekiyor. AYESAŞ’ı büyüyen bir trende yerleştirmiş durumdayız. Yine aynı şekilde, siparişler konusunda büyümemizin devam edeceğini ve ihracatın ciromuzdaki payının daha da artacağını öngörüyoruz.

 

AYESAŞ Genel Müdürü Öner Tekin’e, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

328 toplam görüntüleme, 2 bugünkü görüntüleme