Söyleşi: Etkin Proje Kurucu Ortağı Kemal Sidar – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: Etkin Proje Kurucu Ortağı Kemal Sidar

15 Kasım 2017

Etkin Proje Kurucu Ortağı Kemal Sidar’la yapılan ve MSI Dergisi’nin 141’inci sayısında yayımlanan söyleşi, derginin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

 

“Savunma ve havacılık sanayisine, çok sayıda Ar-Ge Merkezi ve başarılı Ar-Ge projesi kazandırmayı hedefliyoruz”

Savunma ve havacılık sektörünün gelişiminde teknoloji ön plana çıksa da sektörü destekleyen kuruluşların oynadıkları rol de kritik bir öneme sahip. Etkin Proje de sektörde böyle bir rol oynamaya hazırlanan firmalar arasında yer alıyor. Firmanın faaliyetlerini ve sektörle ilgili planlarını, Etkin Proje Kurucu Ortağı Kemal Sidar ile konuştuk.

 

Ümit BAYRAKTAR: Kemal Bey, öncelikle Etkin Proje’nin kurumsal yapısı hakkında bilgi verir misiniz?

Kemal SİDAR: Etkin Proje, 2007 yılında, Ar-Ge projelerinin yönetimi ve teşvikler konusunda uçtan uca hizmet vermek amacıyla kurulmuş ve günümüzde sektör lideri konumuna yükselmiş, mühendislik temelli bir danışmanlık şirketi. Yaklaşık 40 kişilik kadromuzun %90’ı, farklı uzmanlık alanlarından gelen mühendislerden oluşuyor. Merkez ofisimiz İstanbul’da. İstanbul, Kocaeli, Bursa ve İzmir’deki ofislerimiz aracılığıyla 250’den fazla aktif müşterimize Ar-Ge konusunda uçtan uca hizmet veriyoruz.

 

Ümit BAYRAKTAR: Etkin Proje müşterilerine ne gibi hizmetler veriyor?

Kemal SİDAR: Ar-Ge yapan veya yapmak isteyen, vizyon sahibi her kuruluş; ölçeğinden ve sektöründen bağımsız olarak Etkin Proje’den hizmet alabilir. Ar-Ge proje analizi, proje geliştirme, Ar-Ge ve Tasarım Merkezi kurulumu ve sürdürebilirliği, TEYDEB ve AB destekleri, mali raporlama ve denetim, eğitim ve yeniden yapılandırma, firmamız tarafından sunulan hizmetlerin başında geliyor. Özellikle Ar-Ge kabiliyetleri yeni gelişmekte olan veya proje fikri olgunlaşmamış firmalara sunduğumuz analiz ve strateji uygulama çalışmaları sayesinde, birçok firma, uluslararası standartlarda Ar-Ge yapabilir hâle geldi. Bunun yanı sıra AB projeleri konusunda oldukça yetkin olan ekibimiz sayesinde, yurt dışından Türkiye’ye Ar-Ge desteği kazandırmak konusunda da başarılı sonuçlar elde ediyoruz.

Ümit BAYRAKTAR: Bu çalışmalarınızla ilgili sayısal bilgiler verebilir misiniz?

Kemal SİDAR: Elbette. Sektörünün lideri olan Etkin Proje; 58 Ar-Ge Merkezi, 250’den fazla kurumsal müşteri, 750’den fazla başarılı Ar-Ge projesi, 150 milyon doları geçen aktif proje hacmi, 42 başarılı AB projesi ve aldığı çok sayıda ödül ile 10 senedir, kesintisiz bir şekilde büyüyor. Özelikle üniversite-sanayi iş birliğine önem veren bir ekip olarak yılda 40’tan fazla üniversite-sanayi iş birliği çalışmasını, Etkin Proje olarak biz başlatıyoruz. Bu rakam ile sanırım kamu destekli onlarca teknoloji transfer ofisini ve üniversiteyi geride bırakmış durumdayız.

 

Ümit BAYRAKTAR: Sizi, benzeri hizmetleri veren diğer danışmanlık şirketlerinden ayıran başlıca özellikleriniz neler?

Kemal SİDAR: Biz bir danışmanlık şirketi olarak anılsak da esasında bir mühendislik şirketiyiz. Bünyesinde 4 doktora, 12 yüksek lisans derecesine sahip mühendis bulunduran bir şirket olarak, müşterilerimizin proje konularını, en az onlar kadar iyi bilmeyi hedefliyoruz. Bu sayede, müşterilerimiz ile aynı dili konuşabiliyor, projeleri ile ilgili olarak teknolojiyi ve gelişmeleri takip edebiliyor ve katma değerli Ar-Ge projeleri üretilmesi için onları en doğru şekilde yönlendirebiliyoruz. Mühendislik kadromuza yaptığımız yatırımlar neticesinde, Ar-Ge Merkezi başvurularında %100; TEYDEB projesi başvurularında ise %96’lık bir başarı oranı yakalamış durumdayız.

Ümit BAYRAKTAR: Müşterilerinizin ne kadarı KOBİ’lerden oluşuyor? Hizmetleriniz, KOBİ’lere yönelik farklılıklar içeriyor mu?

Kemal SİDAR: Esasında hizmetlerimiz, firma büyüklüğü ve sektöründen bağımsız olarak konumlandırılmış durumda. Ancak Türkiye’nin dinamikleri gereği, KOBİ’ler bizim için önemli bir müşteri grubu. Günümüzde, KOBİ ölçeğindeki firmaların rekabetçilik güçlerinin, yeni ürün ve süreç geliştirme yeteneklerine bağlı olduğu herkes tarafından bilinen bir gerçek. KOBİ ölçeğindeki firmaların sürdürülebilir kârlılık ve istikrarlı büyüme yakalayabilmeleri, ancak Ar-Ge çalışmalarına ağırlık vermeleri ve Ar-Ge teşviklerini en etkin ve en verimli bir şekilde kullanmaları ile mümkün oluyor. Bu doğrultuda, müşterilerimizin ortalama yüzde %70’ini KOBİ ölçeğindeki firmaların oluşturduğunu söyleyebilirim. Çalışmalarımız kapsamında ise mühendislik temelli bir danışmanlık firması olduğumuz için, öncelikle şirketin ve projenin, ulusal ve uluslararası destekler kapsamında yeterliliğini, fayda-maliyet durumunu ve başarı şansını analiz ediyoruz. Ar-Ge yeteneğini arttıracak, farkındalık oluşturacak çalışmalar ve eğitimlerin yanında, ihtiyaç olması hâlinde, üniversite-sanayi iş birlikleri de sağlıyoruz. Özetle firmanın ölçeğine, ihtiyacına yönelik bir süreç belirliyor ve çalışmalarımızı bu kapsamda maliyetlendiriyoruz.

 

Doğru Seçimler için Doğru Yol Arkadaşı

Ümit BAYRAKTAR: Müşterilerinize Ar-Ge ve Tasarım Merkezi olabilmeleri için destek veriyorsunuz. Firmalar açısından, Ar-Ge ve Tasarım Merkezi olmanın avantajları neler?

Kemal SİDAR: Ar-Ge Merkezi veya Tasarım Merkezi olmanın, temelde iki türlü avantajı var. Bunlardan ilki ve en çok dile getirileni mali avantajlar. Bunların ana kalemleri; gelir vergisinde %80-95 arası indirim, SGK işveren payında %50 indirim, kurumlar vergisinde %100 indirim şeklinde sıralanabilir. Bu desteklerin üzerine, bir de ulusal veya uluslararası kaynakları kullanarak hibe teşvik alan kurumlar için, ciddi bir yardımcı finansman kaynağı yaratılıyor.

Öte yandan, diğer avantaj ise -ki aslında bu teşvikin esas ruhunu oluşturmaktadır- şirketlerin Ar-Ge kültürünü, altyapılarını ve nitelikli personel kaynağını geliştirmektir. Maalesef, hem kamu hem de özel sektör, bu tarafa çok vurgu yapmıyor. Ancak biz Etkin Proje olarak, bu başlığa, en az ilk başlık kadar önem veriyoruz. Ar-Ge Merkezi onaylanan bir kurum, artık Ar-Ge niteliği ve katma değeri daha yüksek projeleri hayata geçirebilir, daha çok akademik iş birliği yapabilir, doktora gibi yüksek dereceli personelleri projelerinde görevlendirebilir hâle geliyor. Bu sayede, görünen nakdi veya vergisel teşviklerin de ötesinde, aslında şirketin gelecekteki, belki de 10 yılı şekilleniyor.

Ümit BAYRAKTAR: Sizce hangi firmalar Ar-Ge Merkezi, hangileri Tasarım Merkezi olmalı?

Kemal SİDAR: 5746 sayılı kanun kapsamında, Tasarım Merkezi’ne getirilen yeniliklere örnek teşkil edecek uygulamaların sayısının az oluşu, konuya ilişkin farklı yorum ve değerlendirmeleri de beraberinde getiriyor. Temelde Ar-Ge Merkezi ve Tasarım Merkezi’nin sağlamış olduğu vergisel teşvikler benzer olmakla birlikte, “Tam Zamanlı Eşdeğer Personel Sayısı” ve “Projelerin Ar-Ge/Tasarım Niteliği”, bu destek programlarını birbirinden ayıran en önemli farklar. Türkiye’de, siparişe dayalı tasarım faaliyetlerinde bulunan veya tasarım projeleri gerçekleştiren şirketler, şayet en az 10 tam zamanlı eşdeğer “Tasarım Personeli” istihdam ediyorlarsa Tasarım Merkezi olmayı hedefleyerek bir yapılanma gerçekleştirebilirler. Ar-Ge Merkezlerinde ise “Ar-Ge Personeli” sayısı 15’tir; bununla beraber, mevzuatta belirlenen bazı alanlarda bu sayı 30’dur. Ar-Ge ve tasarım faaliyetlerinin belirlemesi için ise firmanın gerçekleştirdiği ve gerçekleştireceği projelerin niteliğinin değerlendirilmesi gerekir. Mevzuatta da belirtildiği şekilde, tasarım faaliyetleri, katma değer ve rekabet avantajı yaratma potansiyelini haiz, ürün veya ürünlerin işlevselliğini arttırma, geliştirme, iyileştirme ve farklılaştırmaya yönelik yenilikçi faaliyetlerin tümü olarak değerlendiriliyor. Özetle; tasarım faaliyetleri, firmanın veya müşterisinin isteklerine ve ihtiyaçlarına göre üründeki yeniliğe odaklanırken, Ar-Ge faaliyetleri ise süreçteki veya üründeki araştırma çalışmalarına ve sonucundaki yeniliğe odaklanır. Projeler bu kapsamda değerlendirilip tasarım faaliyetleri ve Ar-Ge faaliyetlerinin sınırları belirlenmelidir.

 

Ümit BAYRAKTAR: Savunma ve havacılık alanında faaliyet gösteren birçok firma teknokentlerde bulunuyor. Onlar açısından durum nedir?

Kemal SİDAR: 5746 sayılı kanun kapsamında son yayınlanan uygulama yönetmeliği sayesinde, artık teknokentlerde bulunan ve asgari 15 teknik personel ile Ar-Ge Merkezi veya asgari 10 tasarımcı personel ile Tasarım Merkezi olmak için gereksinimleri karşılayan her şirket, bu alandaki teşviklerden yararlanabilmek için başvuruda bulunabilir. Yalnız burada kritik olan konu; iki farklı teşvik mekanizmasının aynı anda uygulanamayacağı ve şirketlerin; ya teknokent ya da Ar-Ge ve Tasarım Merkezi teşviklerinden birini seçmesi gerektiği. Personele sağlanan mali avantajlar bakımından iki teşvik mekanizması arasında istisnai farklılıklar olmakla birlikte, esas farklılık; teknokentlerin, şirketin Ar-Ge gelirlerinden doğan vergiyi sıfırlaması; AGM veya TM’nin ise Ar-Ge giderlerinin kurumlar vergisi matrahından ikinci kere düşülmesini sağlaması. Bu durumda, her şirketin özelinde analiz yapmak gerekir. Örneğin, eğer Ar-Ge’den doğan bir gelir avantajı yok veya az ise o zaman Ar-Ge veya Tasarım Merkezi kurulması daha avantajlı olacaktır.

 

Savunma ve Havacılık Sanayisine Önemli Katkı

Ümit BAYRAKTAR: Savunma ve havacılık alanındaki hedefleriniz neler? Kendinize nasıl bir rol biçiyorsunuz?

Kemal SİDAR: Bizim en büyük varlığımız, kendi alanlarında oldukça yetkin ve özverili profesyonellerden oluşan güçlü kadromuz. Bu kadro sayesinde, ulusal pazarda, uluslararası rakiplerimizden dahi daha etkin ve güçlü bir konuma erişmiş durumdayız. Savunma ve havacılık endüstrisi ise teknik anlamda bizim yetkinliklerimiz içerisinde olan; ancak şimdiye kadar başlık olarak ele alınmamış bir endüstri. 2016 sonu itibarıyla bu alanda insan kaynağı ve diğer yatırımlarımızı arttırarak, yeni bir başarı hikâyesi yazmak için yola çıkmış bulunuyoruz. Savunma ve havacılık sanayisine, çok sayıda Ar-Ge Merkezi ve başarılı Ar-Ge projesi kazandırmayı hedefliyoruz. Bu konuda, bu yıldan başlayarak somut çalışmalara imza atmak arzusundayız. Sizin gibi değerli mecralar, sektörel etkinlikler ve sektöre yönelik planladığımız eğitimler sayesinde, 2017’de adımızı daha fazla duyuruyor olacağız.

Ümit BAYRAKTAR: Şimdiye kadar hangi sektörlerde faaliyetleriniz oldu? Ağırlıklı olarak hangi sektöre hizmet veriyorsunuz?

Kemal SİDAR: Geride bıraktığımız 10 yıl içerisinde, birçok farklı sektörde başarılı Ar-Ge faaliyetlerine imza attık. Bununla birlikte, ekibimizi; tecrübelerine ve uzmanlık alanlarına göre, sektörel bazda 3 farklı grup olarak konumlandırdık. Yazılım-Elektronik-Savunma, Makina-Otomotiv ve Gıda-Kimya-Malzeme olarak ayırdığımız gruplarımız, bu alanda faaliyet gösteren firmalara, özelleştirilmiş olarak hizmet veriyor. Bununla birlikte, AB Projeleri Yönetimi, Mali Raporlama, İhracat ve Yatırım Teşvikleri ve Finansal Denetim başlıkları altında farklı departmanlarımız da bulunuyor. Bu departmanlar, Ar-Ge süreçlerini tamamlayıcı ve katma değer yaratan ek hizmetler sunuyor. Çalışmalarımızdaki sektörel ağırlık, TEYDEB istatistikleri ile paralel şekilleniyor. Ulusal bazda; makina, otomotiv, yazılım, elektronik, savunma ve havacılık, gıda, kimya gibi endüstriler, Ar-Ge potansiyelleri ile öne çıkıyor.

 

Ümit BAYRAKTAR: Savunma ve havacılık sanayisine yönelme fikri nasıl ortaya çıktı?

Kemal SİDAR: Birçok sektörel başarılarımızın yanında, savunma ve havacılık sanayisi konusunda tecrübeli ve mühendislik becerileri yüksek proje yöneticilerimiz sayesinde, hizmetlerimizi çeşitlendirmek amacıyla bu alana yönelme kararı aldık. Kapsamlı Ar-Ge çalışmalarının gerçekleştirildiği savunma ve havacılık sanayisinde; sektörün Ar-Ge ihtiyaçlarını, kapasitesini ve ekonomik öngörülerini doğru bir şekilde de tespit ederek, bu sektörde yer alan firmaların nasıl Ar-Ge teşviklerinden en verimli şekilde faydalanmalarını sağlayabileceğimizi belirleyerek çalışmalarımıza başladık. Bünyemizdeki üç sektörel grubun deneyimini, savunma ve havacılık alanına odaklamayı hedefliyoruz.

Ümit BAYRAKTAR: Savunma ve havacılık sanayisinin ticari gizliliğin ötesinde, müşterisinden kaynaklanan gizlilik gereksinimleri de var. Bir sektör firması sizden destek almak istediğinde, gizlilik açısından süreç nasıl yönetiliyor, nelerin yapılması gerekiyor?

Kemal SİDAR: Ar-Ge projeleri, bir kurum için, diğer her şeyden daha önemli ve stratejik olarak ele alınan konular. Bu nedenle gizlilik, hem müşterimizin kendisi hem de bizim için hayati önem taşıyor. Bu doğrultuda, şirketimizin veri gizliliği konusunda hassasiyetleri ve birtakım özel önlemleri bulunuyor. Müşterilerimizle ciddi yaptırımlar içeren gizlilik sözleşmeleri imzalıyoruz. Veriler ve belgeler güvenli ortamlarda saklanıyor. Bunun yanı sıra paralel olabilecek projeler ve rakip şirketler için, mutlaka farklı proje ekipleri görevlendiriliyor. Bu sayede, Etkin Proje içerisinde dahi proje yöneticileri, birbirlerinin yaptıkları gizli projeleri bilmiyorlar. 10 yıllık geçmişi olan şirketimizde, bugüne kadar herhangi bir gizlilik ihlali olmadı. Ar-Ge projelerinin gizliliğine, en az müşterilerimiz kadar önem veriyoruz. Öte yandan, savunma ve havacılık sektöründe elbette farklı bir gizlilik yaklaşımı bulunuyor; şirket olarak bu gereksinimlerin de bilincindeyiz.

 

Ümit BAYRAKTAR: Eklemek istediğiniz başka bir konu var mı?

Kemal SİDAR: Son olarak savunma ve havacılık sanayisinin millileşmesinin, aslında Ar-Ge’den geçtiğinin altını çizmek istiyorum. Diğer birçok endüstrinin aksine, neredeyse tamamen Ar-Ge’ye dayanan bu endüstride lider olabilmek için; sistematik, katma değer sağlayan ve sonuçları ölçülebilir Ar-Ge projelerine ve bu projelerin her zamankinden daha fazla desteklenmesine ihtiyaç var.

 

Etkin Proje Kurucu Ortağı Kemal Sidar’a, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

 

Öztiryakiler de Etkin Proje Dedi

Endüstriyel mutfaklar ve savunma sanayisi lojistik destek sistemlerinin tasarımı, üretimi, geliştirilmesi ve montajı alanında faaliyet gösteren Öztiryakiler de Ar-Ge Merkezi’ni Etkin Proje ekibine emanet eden firmalar arasında yer alıyor.

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına 2015 yılında yapılan Ar-Ge Merkezi kuruluş başvurusundan bu yana Etkin Proje ekibi ile çalışan Öztiryakiler, izleme sürecinde de aynı ekiple yoluna devam ediyor. Fiziksel ortamın, personelin ve proje niteliklerinin değerlendirilmesi ile başlayan kurulum süreci sonrasında, Öztiryakiler ve Etkin Proje arasındaki bağ, gerek teknik gerekse mali yönden sunulan kesintisiz sürdürülebilirlik desteği ile bir adım daha ilerlemiş durumda.

Yaklaşık 1.000 m2’lik çalışma alanı ve 42 kişilik yetkin Ar-Ge personelinin görev yaptığı Öztiryakiler Ar-Ge Merkezi’nde; çevreci, işlevsel ve yeni model ürünlere yönelik çalışmalar gerçekleştiriliyor.

105 toplam görüntüleme, 7 bugünkü görüntüleme