Söyleşi: FNSS Genel Müdürü ve CEO’su K. Nail Kurt – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: FNSS Genel Müdürü ve CEO’su K. Nail Kurt

13 Haziran 2017

“Yeni stratejik planımızda hedef, milyar dolarlık ciro.”

 

Son yıllarda düzenlenen IDEF fuarlarını, yeni ürünlerinin lansmanı için iyi bir fırsat bilen FNSS, bu yıl da fuara, ziyaretçilerin uğrak yeri olacak, geniş bir stantla katılıyor. FNSS Genel Müdürü ve CEO’su K. Nail Kurt ile ziyaretçilerinin ete kemiğe bürünmüş hâllerini göreceği çalışmalarının arka planını; FNSS’nin stratejisini, önümüzdeki döneme ilişkin çalışmalarını ve projelerini konuştuk.

 

MSI Dergisi: Nail Bey, öncelikle iç ve dış pazarda FNSS’nin bugün geldiği konumu özetler misiniz?

Nail Kurt: FNSS, savunma cirosuyla ve ihracatıyla, pazara girdiği 1990 yılından beri, Türkiye’nin kara sistemlerinde en büyük firmasıdır. Bunu, çok farklı parametrelere bakarak söyleyebilirsiniz: Toplamda alınan işler, envanterdeki araç sayısı ve envanterdeki araç tipleri gibi. Nereye baksanız bu büyüklük ortaya çıkar. Kara Kuvvetleri Komutanlığı (K.K.K.lığı)’na, 4 farklı konfigürasyonda, 2.250 tane Zırhlı Muharebe Aracı (ZMA) teslim ettik. Bunlar, piyade gücünün belkemiğini oluşturuyor. Fırat Kalkanı harekâtında bu araçlarımız görüldü. SAMUR olarak da bilinen Seyyar Yüzücü Hücum Köprüsü gibi, çok değişik, niş bir aracın tasarım riskini aldık ve başarıyla telim ettik. KUNDUZ olarak da adlandırılan Amfibi Zırhlı İstihkâm İş Makinası gibi, yine benzersiz bir aracı; yüzen bir dozeri tasarlayıp teslim ettik. Kullanıcı, her iki araçtan da gayet memnun ve operasyonlarda kullanıyor. Şimdi, yine farklı bir 4×4 aracımız, PARS 4×4; bir bakıma yeni nesil bir ZMA olan KAPLAN 15 ve hava savunma sistemi gibi hacimli yükleri taşıyabilen amfibi bir zırhlı paletli aracımız ZMA 30 da envantere girmeye hazırlanıyor. Dolayısı ile TSK’nın en önde gelen yerli üreticisi olma konumumuzu koruyoruz.

Dış pazarlara baktığımızda da sistem ihracatı olarak, tüm Türk savunma sanayisinde, uzak ara öndeyiz. Birleşik Arap Emirlikleri, bugüne kadar 4 farklı sözleşme imzaladığımız Malezya, 5 farklı sözleşme imzaladığımız Suudi Arabistan, müşterilerimiz arasına kattığımız ve sözleşme imzaladığımız bir diğer Körfez Bölgesi ülkesi ile kuruluşumuzdan bu yana, toplamda 2,5 milyar doları geçen bir ihracat hacmine ulaştık. Endonezya ile Orta Ağırlık Sınıfı Tank’ı birlikte geliştiriyoruz. FNSS, uluslararası pazarın da başlıca oyuncularından birisi hâline geldi.

 

MSI Dergisi: Son dönemde, imzaladığı yeni sözleşmelerle hem yurt içinde hem de yurt dışında büyüyen bir FNSS görüyoruz. Bu büyümenin arkasında yatan stratejiyi anlatır mısınız?

Nail Kurt: FNSS, yaklaşık 5 yıl önce ortaya koyduğu stratejik planı takip ediyor. Bu stratejik planın koyduğu ana hedef, yıllık 500 milyon dolarlık bir ciroya ulaşmaktı. Buna da iyi bir planlama ve doğru altyapı yatırımları ile ulaşmayı öngörüyordu. Stratejik planımızdaki hedeflere ulaşmamız, FNSS dışındaki etmenler nedeniyle, tam olarak öngördüğümüz zaman diliminde gerçekleşmese de hepsine ulaşmak üzere olduğumuz söyleyebilirim. Dış pazarlarda, özellikle petrol fiyatlarındaki dalgalanmalar nedeniyle bazı projelerimiz, beklediğimizden daha geç yürürlüğe girdi. Yurt içindeki bazı projelerin başlaması da öngörülenden 1-2 sene daha sonra gerçekleşti. Dolayısı ile henüz 500 milyon dolarlık ciro hedefine ulaşamamış olsak da elimizdeki sözleşmeye bağlanmış projelerle 1-2 sene içinde bu ciroyu gerçekleştirir hâle geleceğiz.

Stratejik planımızı, çok sıkı bir şekilde takip ettik. Bahsettiğim altyapı yatırımları, belli mühendislik alanlarında kabiliyetlerimizi geliştirmemizi gerektiriyordu. Böylece, tasarım mühendisliği iş gücümüzü 250’lere kadar çıkarttık; bu yılın sonunda 300 civarında olacak. Ortada, daha ilan edilmiş bir ihtiyaç ya da proje yokken, yeni ürünler ortaya koyduk. Bu ürünleri destekleyecek altyapı çalışmaları yaptık. Her yıl, yaklaşık 30-40 tane, küçük çaplı, münferit gibi gözüken; ama bir bütünü tamamlayan Ar-Ge projesi gerçekleştirdik ya da başlattık. Bunlar için FNSS’nin öz kaynaklarından, her yıl yaklaşık 10 milyon dolarlık bir ödenek ayırdık.

Tabii bu süreçte, fiziksel altyapımıza da yatırımlar yaptık. Toplam alanımızı ya da kapalı alanımızı büyütmeden; test sahamızı büyüttük, kapalı alanımızı da 6 farklı aracın üretimini aynı anda gerçekleştirebilecek şekilde düzenledik. Çünkü baktığımızda, birkaç sene içerisinde; Silah Taşıyıcı Araçlar (STA) projesi kapsamında, PARS 4×4 ve KAPLAN-STA’yı; KORKUT projesi kapsamında ZMA-30’u; Malezya’nın AV-8 projesi için, PARS II kitlerini; Orta Doğu bölgesinden bir müşterimiz için PARS III’ü ve Zırhlı Amfibi Hücum Aracı (ZAHA) projesi için de ZAHA’yı üretiyor olacağız. Tabii ilave projeler de gelebilir.

Bütün bu altyapılar; insan, teknoloji ve tesis yatırımları, organizasyon değişiklikleri, stratejik planımızın birer parçasıydı, iyi planlanmış çalışmalardı. Dolayısı ile hiçbir şeyin tesadüf olmadığını vurgulamak isterim. Konjonktürün yardımı olduğu söylenebilir. Ama konjonktür, eğer siz hazırsanız yardımcı olur. Bizim projelerimizde, pek çok bileşenin, alt sistemin teslim tarihi, siparişten 1,5-2 sene sonra gerçekleşebiliyor. Dolayısıyla bugünün konjonktürü, 2 sene önceden hazır değilseniz bir şey ifade etmez.

Dolayısı ile ben çok iyi bir planlama, çok iyi bir gelecek öngörüsü yaptığımızı; bunları da stratejik plana yansıttığımızı ve çok iyi uyguladığımızı görüyorum. En önemlisi de tüm bu planlar, şirketin kılcal damarlarına kadar işledi. Bu, çok önemli. Çünkü kurum içinde sinerjiyi yakalayamazsanız bu zorlu hedefleri tutturmak imkânsız olur.

 

Stratejik Planın Bir Sonraki Durağı Milyar Dolarlık Ciro

MSI Dergisi: Bir sonraki stratejik planınızın içeriği hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu plan ne zaman yayınlanacak?

Nail Kurt: Yeni stratejik planımızın üzerinde çalışıyoruz. Sona geldiğimizi söyleyebilirim. Bu yılın ikinci yarısında yürürlüğe gireceğini tahmin ediyorum. Ayrıntılarını paylaşamayacağız; ama ana hatlarından bahsedebilirim.

Yeni stratejik planımızda da büyümenin işaretleri olacak. Öncelikle yıllık 500 milyon dolarlık ciro hedefine nasıl geldiğimizi hatırlatmak isterim. 2007 yılında, 20-25 milyon dolarlık bir ciromuz vardı. Ortaya koyduğumuz stratejilerle 20 kat civarı bir büyüme kaydettik. 5 yıl kadar önce, şu anda yürürlükte olan stratejik planımızın üzerinde çalışırken izleyen 5 senelik süreçte, ulaşılan büyüklüğün hazmedileceği; bir dinlenme, olgunlaşma dönemi öngörmüştük. Bir anlamda bir kahve molası verecektik ve ardından ikinci bir büyüme dönemi gelecekti. Tabii hem pazar şartlarına hem de şirketin geldiği noktaya baktığımızda, böyle bir lüksümüz olmadığını gördük. Aslında bu durum, son 3-4 yıldır kendini belli ediyordu; ama stratejik hedeflerin benimsenmesi için, herkesçe fark edilmesi gerekiyordu.

Dolayısı ile çok fazla soluklanmadan büyümeyi devam ettirmemiz gerekiyor. Yeni stratejik planımızda, FNSS’yi, milyar dolarlık ciroya hazırlanırken göreceğiz. Özetle yeni stratejik planımızda hedef, milyar dolarlık ciro.

FNSS, gelecek yıl, 900-950 kişilik bir şirket olacak. Ama biz bu hedefe, personel sayısı olarak çok da büyüyerek, örneğin 2 katımıza çıkarak gitmeyeceğiz. FNSS, bu süreçte, belki 1.500 kişiye ulaşacak; ama büyük ihtimalle 2.000 olmayacak. Stratejik ortaklarımızla, yan sanayimizle daha fazla çalışacağız. Böylece, Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM)’nın öngördüğü, bizim de can-ı gönülden destek verdiğimiz; teknolojinin, kabiliyetlerin, kazancın ve riskin tabana yayılmasına da katkı vereceğiz.

Stratejimizin bir parçası olarak, daha fazla stratejik ortak kullanacağız; onlarla mühendislik alanında iş birliği yapacağız. İş birliği ağırlıklı bir döneme giriyoruz. Sürdürülebilir büyümenin de ancak bu şekilde gerçekleşebileceğini öngörüyoruz.

Yeni stratejik planımızı uyguladığımız dönemde, yurt içi projelerle yurt dışı projelerin, ciromuzda hemen hemen eşit paylara sahip olacağını öngörüyoruz. Tabii bütün dengeleri değiştirecek büyük bir projeye de imza atabiliriz; böyle bir ihtimal de var.

Daha genel resme baktığımızda da SSM’nin stratejileri ile örtüştüğümüzü söyleyebilirim. En fazla örtüşme; iç kabiliyetlerin geliştirilmesi, alt sistem bazında yeterlilik kazanılması ve tabii ki olmazsa olmazımız ihracatı arttırarak devam ettirme.

 

MSI Dergisi: Söz ihracattan açılmışken, Türkiye’nin 2023 hedefleri ile ilgili FNSS neler yapacak?

Nail Kurt: FNSS, tabii ki 2023 hedeflerinin içinde olacak. Yeni stratejik planımıza baktığımızda, milyar dolarlık ciro hedefliyoruz ve bunun yarısının, yurt dışı projelerimizden geleceğini öngörüyoruz. Bugün için ihracatımız, yaklaşık 200 milyon dolar mertebesinde. 2023 için de 400 milyon doları geçebileceğimizi tahmin ediyorum. Fakat 2023’teki ihracat rakamımız nasıl gerçekleşirse gerçekleşsin, üzerimize düşeni fazlası ile yerine getireceğimize inanıyorum.

Yalnız 2023 hedefleri ile ilgili bir noktaya dikkat çekmem gerekiyor. Savunma sanayisi olarak belirlenen hedefe ulaşmak için, iç pazar büyüklüğünü iyi kullanmamız gerekiyor. Şu anda Türk savunma ve havacılık sektörünün cirosu, yaklaşık 5-6 milyar dolar mertebesinde. Bundan ihracatı çıkarttığınızda, yaklaşık 4 milyar dolar kalıyor. Bu rakamdan da sektörün kendi içindeki gerçekleştirdiği satışları ve Milli Savunma Bakanlığına ait tesislerin gelirlerini çıkarttığınızda, yaklaşık 3 milyar dolarlık bir iş hacmi ortaya çıkıyor. Diğer bir deyişle Türk savunma ve havacılık sanayisi, toplam 25 milyar dolarlık ihracat hedefine, bunun çok altında bir iç pazarla ulaşmaya çalışıyor.

Bu mümkün mü?

2023’te, TUSAŞ, bir uçak ya da helikopter satışı sözleşmesi imzalar; FNSS, çok büyük hacimli bir sözleşme imzalar; o yıl için hedefi tuttururuz. Ama bunun sürekliliği olmaz. Süreklilik için, bu hedefi destekleyecek kadar büyük bir iç pazar da gerekiyor. İç pazarın büyümesi, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’nin de daha gelişmiş, daha modern teçhizatla donatılması anlamına gelir ki; TSK da bunu fazlasıyla hak ediyor.

 

MSI Dergisi: FNSS, bu hedeflere ilerlerken nasıl bir sanayileşme politikası izliyor?

Nail Kurt: Türkiye’de, ana yüklenici ve platform üreticisi olarak yeterli düzeyde firmalarımız var. Bazı alt teknolojilerde ve alt sistemlerde ise dışarıya bağımlıyız ve bu durum, zaman zaman Türkiye’yi zor durumda bırakıyor. Dolayısı ile bu teknoloji ve alt sistemlerin geliştirilebileceği bir ortam yaratmamız gerekiyor. SSM, bu sorunlara odaklanıyor ve biz de bu konuda SSM’nin en önemli destekçileri arasındayız.

Tabii bazı teknolojilerin, üniversitelerden, TÜBİTAK’tan başlayan bir süreçte geliştirilmesi gerekiyor. Bu teknolojileri ürünlere taşımak ise bize ve alt yüklenicilerimize düşüyor. Temel araştırma ve geliştirmeye destek olabilmek için çeşitli mekanizmalar var: SAYP gibi, SANTEZ gibi. Biz, bu mekanizmaları kullandığımız projelerin sayısını arttırmaya çalışıyoruz. Bunlar, uzun vadeli çalışmalar. Önümüzde de şöyle bir zorluk da var: Gelişmiş ülkelerin, 50-60 yıldır uyguladığı ve yavaş yavaş olgunlaştırıp bir noktaya getirdiği şeyleri, biz çok kısa bir zaman diliminde yapmaya çalışıyoruz. Bu zorluğu da göğüsleyerek devam ediyoruz.

 

MSI Dergisi: FNSS, son dönemde, ardı ardına yeni araç tasarımları çıkartıyor. Ürün geliştirme konusuna yaklaşımınız hakkında neler söylemek istersiniz?

Nail Kurt: Sistematik bir yaklaşım sergiliyoruz. “Nasıl?” sorusunun cevabı, stratejik planımızdan hareketle hazırladığımız teknoloji yol haritasında yer alıyor. Hangi alanlarda hangi teknolojilere ihtiyacımız olduğu, bu teknolojilerin hangi ürünleri destekleyeceği ve hangi ürünleri ortaya çıkartacağımızı, bu yol haritası ortaya koyuyor. Ayrıca ürün portföy yol haritamız ve iş planlarımız var. Tüm bunları, 5-10 yıl sonrasının pazar verisi tahminleri ile destekliyoruz.

Dolayısı ile ürün ve teknoloji seçimlerimiz, kişisel tercihlerle ya da tahminlerle değil, yol haritalarımızla yapılıyor. IDEF’te de bu yol haritalarının bize gösterdiği araçları sergiliyoruz. PARS 4×4, KAPLAN STA, Endonezya ile ortak geliştirdiğimiz Orta Ağırlık Sınıfı Tank, PARS II ve PARS III araçlarımız, standımızda olacak. Orta Ağırlık Sınıfı Tank’ın yürüyen prototipini getireceğiz. Bu araç, fuarın ardından da testlere başlayacak. Geçen IDEF’te, KAPLAN 20’nin lansmanını yapmıştık. Gelişen ihtiyaçlar, kuvvetlerin ihtiyacı ve özellikle SSM’nin Yeni Nesil ZMA projesindeki isterler göz önüne alındığında, KAPLAN 20’nin bir üst seviyesini geliştirmeye karar verdik ve KAPLAN 30 ortaya çıktı. Onun lansmanını da bu yılki fuarda yapıyoruz. Bu tonajda, sunduğu yetenekler ile fark yaratacak; çok özellikli bir araç olacağını söyleyebilirim. 30 mm kulemizi de lanse edeceğiz.

 

Ortak Geliştirme Modeline İnanıyoruz

MSI Dergisi: Endonezya ile yürüttüğünüze benzer bir ortak geliştirme projesi, yakın gelecekte gündeme gelecek mi?

Nail Kurt: Şu anda böyle bir proje yok. Ama olma ihtimali var. Bu ortak geliştirme modeli, SSM tarafından da çok doğru bulunuyor ve örneklerin arttırılması gerektiği ifade ediliyor. Yalnız bu modeli, Türkiye içinde destekleyecek mekanizmaları da geliştirmemiz gerekiyor. Endonezya ile yürüyen çalışmamızı, öz kaynaklarımızla finanse ettik. Ama işin içinde devlet desteği de olsaydı, Türkiye de söz sahibi olabilirdi; proje, Türkiye’nin de ihtiyaçlarını içerecek şekilde kurgulanabilirdi. Dolayısı ile yeni yaklaşımlara ve mekanizmaların oluşturulmasına ihtiyaç var.

 

MSI Dergisi: ALTAY tankının seri üretimi konusunda beklentileriniz ve hedefleriniz neler?

Nail Kurt: Bu konudaki görüşlerimizi, çok açık olarak ifade ediyoruz. SSM’de de her düzeyde anlatıyoruz. İlk aşamada tedarik edilmesi planlanan 250 tank var; ama biz konuyu, bunun ötesini de düşünerek ele alıyoruz. 1.000 tanklık bir ihtiyaç var. Sonrasında lojistik destek, ihracat, kurtarıcı tank gibi türev araçlar da olacak. Böyle yaklaştığımızda, neredeyse 25-30 milyar dolarlık bir projeler bütününden bahsediyoruz. Böyle büyük çaplı bir çalışmayı, tek bir firma ile yapmak -bu firma FNSS bile olsa- Türkiye için büyük bir risktir. Bu çalışmanın, hem tabana hem de Türkiye’deki araç üreticilerine yayılması gerekir.

ALTAY tankının üretiminde ve ömür devri yönetiminde, sektörün ana oyuncuları arasında ya iş bölümü ya da iş birliği yapılması gerekiyor. Çünkü Türkiye’de kara sistemleri sektörü, rekabet üzerine kurulmuştur. Bu işin tek bir firmaya gitmesi, rekabeti yok eder. Bunu alan firma, diğerlerinin çok önüne geçer.

Bu söylediklerimden rekabetten çekindiğimiz anlamı çıkarılmamalıdır. STA, ZAHA, RPG-Net, ÖMTTZA ihaleleri için oluşturduğumuz teklifler ile ne kadar maliyet etkin çözümler geliştirebildiğimizi SSM çok iyi biliyor. ALTAY için de aynısını yapmaya hazırız.

 

MSI Dergisi: Gelecek dönemde gündeme gelecek projeler; ÖMTTZA, yeni nesil ZMA ve tank modernizasyonu konularında FNSS hangi hazırlıkları yapıyor?

Nail Kurt: Biz her zaman, her proje için hazırız. Yeni nesil ZMA ile ilgili, şimdiden 2 tane ürünümüz var: KAPLAN 20 ve KAPLAN 30. Tekerlekli araç konusunda, 3’üncü nesil PARS, kabiliyetleri ile projelere hazır. Tank modernizasyon ihtiyaçları için de çözümlerimiz mevcut.

 

MSI Dergisi: İstihdam konusu da Türkiye’de son dönemde öne çıkıyor. FNSS, bu konuda neler yapıyor?

Nail Kurt: FNSS gibi bir firma söz konusu olduğunda, istihdama iki şekilde katkı sağlar: Ya firma kendisi işe alır ya da alt yüklenicilerine verdiği işlerle onların istihdamını arttırır. Biz, her iki yolla da devletimizin son dönemde başlattığı istihdamı arttırma çalışmalarına katkı veriyoruz.

Burada vurgulamam gereken bir konu var. Bir yurt dışı müşterimizle proje imzaladığımızda, Türkiye’nin savunma sanayisini geliştirirken yaptığı gibi, bu ülkeler de kendi topraklarında üretim yapılmasını talep ediyor. Bu yüzden, asıl istihdam artışı, yurt içi projelerle gerçekleştirilebiliyor. Bu projelerimizin istihdama doğrudan etkisi çok daha fazla oluyor.

 

MSI Dergisi: Son olarak, lojistik destek projelerinden sanayinin daha çok pay alması konusunu sormak istiyoruz.

Nail Kurt: Lojistik konusuna bakışımız şöyle: Sanılanın aksine lojistiği, önemli bir ciro kaynağı olarak görmüyoruz. Çoğunluğu yurt dışı kaynaklı olmak üzere, hâlen lojistik gelirlerimiz, ciromuzun %1’i seviyesinde. Bununla birlikte lojistik, FNSS’nin de ürünlerinin arkasında duran bir firma olarak mutlaka yer alması gereken bir alan. Tasarımlarımızı iyileştirmek adına, kullanım ve arıza geri beslemelerine ihtiyaç duyduğumuzu belirtmeliyim. Dolayısı ile sanayiciler olarak, teslim ettiğimiz araçlar ile bağımızı devam ettirme beklentimiz, esasen bunlarla ilişkilidir. Lojistik sistemin amacı, envanterdeki sistemlerin her an harbe hazır tutulması, bu sistemlerden beklenen performansın sağlanacağından emin olunması ve bu görevin maliyet etkin şekilde yapılabilmesidir. Bu çerçevede, lojistikle ilgili en doğru yaklaşımın; hem TSK’nın kendi lojistik birimlerinin hem de üretici şirketin yeteneklerinin kullanılması şeklinde olduğunu düşünüyoruz. Görev paylaşımı, kimin, hangi hizmeti daha maliyet etkin ve daha çabuk yapabileceğine göre gerçekleştirilebilir. Sık yapılan bakımların TSK tarafından üstlenilmesi; yenileme, modernizasyon gibi mühendislik gerektiren ve daha kapsamlı işlemlerin ise üretici firmalar tarafından yapılması, daha anlamlı olacaktır. Üretici firmalar, bu süreçte, devletin tesislerini, o tesislerdeki personeli de kullanabilir. Burada önemli olan, işin zamanında, maliyet etkin ve doğru bir şekilde yapılmasıdır. Özellikle maliyet ile işi doğru yapma arasında önemli bir denge var. Savunma sistemleri, askerimizin canını emanet ettiği, önemli ve pahalı sistemlerdir. Bunlarda doğru yedek parçaların kullanılması gerekir. Biz, bu konuda tamamlayıcı rol üstlenmeye ve üzerimize düşen görevleri yerine getirmeye her zaman hazırız.

2000’li yıllara kadar, askeri fabrikalar ile özel sektörün rolleri tam oturmamış olduğundan, bir takım önemli tedarik projelerinde, milli çözümler mümkün olmasına rağmen, bu fırsatlar değerlendirilememişti. Ardından gelişen süreçte, kara araçları sektörümüz, TSK ihtiyaçlarının tamamını milli çözümler ile karşılayabilecek yetkinliğe ulaştı. SSM’nin liderliğinde, kara araçları sektörümüzde, organik kabiliyetler ve özel sektör arasında, başarılı bir denge noktası yakalandı. Askeri fabrikalarımız, envanterde yer alan platformların bakım-idamesinde uzmanlaşarak önemli katma değer yaratıyor. İhtiyaç duyulan alanlarda, özel sektör, lojistik sözleşmeleri imzalayarak, organik kabiliyetleri tamamlayıcı sorumluluklar da üstlenebiliyor. Bu rol paylaşımı çerçevesinde, etkin ve rekabetçi bir kara araçları sektörü yaratabildik.

 

FNSS Genel Müdürü ve CEO’su K. Nail Kurt’a, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

 

Söyleşinin, dergimizde yayımlanan haline ulaşmak için:

http://www.milscint.com/tr/files/2017/06/84_93__144-idef2017-FNSS-tr.pdf

1,412 toplam görüntüleme, 1 bugünkü görüntüleme