Söyleşi: FNSS Pazarlama ve Programlar Grup Başkanı Aybars KÜÇÜK – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: FNSS Pazarlama ve Programlar Grup Başkanı Aybars KÜÇÜK

25 Nisan 2019

“İş planlarımız doğrultusunda, kullanıcılarımıza en iyi çözümleri sunacak şekilde hedef projelerimize yönelik hazırlıklarımıza devam ediyoruz.”

FNSS, son dönemde, arka arkaya Türkiye’nin önemli projelerine imza attı. İhracat projeleri de göz önünde bulundurulduğunda, aynı anda 10 farklı araç ve bunların 30’un üzerinde farklı konfigürasyonu üzerinde çalışan FNSS’nin bu yoğun temposunu ve önümüzdeki dönemki projelerle ilgili hazırlıkları hakkında, FNSS Pazarlama ve Programlar Grup Başkanı Aybars Küçük’ten bilgi aldık.

 

MSI Dergisi: Aybars Bey, FNSS, son birkaç yıl içinde, Türkiye’de; Silah Taşıyıcı Araçlar (STA), Özel Maksatlı Taktik Tekerlekli Zırhlı Araçlar (ÖMTTZA) ve Zırhlı Amfibi Hücum Araçları (ZAHA) gibi üç önemli ihalede ipi göğüsledi. Bir yandan da yurt dışı projeleriniz, tempo düşmeden devam ediyor. Öncelikle okuyucularımızın gözünde, çalışmalarınızın yoğunluğu ile ilgili net bir tablo ortaya koyabilmek için, FNSS’nin, aynı anda kaç farklı araç sürümü üzerinde çalıştığı bilgisini sizden alabilir miyiz?

Aybars KÜÇÜK: Belirttiğiniz gibi, aynı anda çok sayıda proje ve araç üzerinde çalışıyoruz. Umman projemiz kapsamında, PARS III 6×6 ve 8×8 baz araçlarımız üzerinde, 13 farklı konfigürasyon geliştirip üretiyoruz.

Endonezya’nın orta ağırlıkta tank gereksinimine yönelik KAPLAN MT aracımızın prototip üretimi ve testlerini, Endonezyalı ortağımız PT Pindad ile tamamladık; seri üretime yönelik araç konfigürasyonu üzerinde çalışıyoruz.

Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ile imzaladığımız Silah Taşıyıcı Araçlar (STA) projemiz kapsamında, tamamen proje gereksinimlerine yönelik olarak PARS 4×4 STA ve KAPLAN STA paletli amfibi araçlarımızı geliştirdik ve kalifikasyon testlerine devam ediyoruz. Bu iki aracımız üzerine, KORNET ve OMTAS tanksavar füzelerini içeren iki farklı konfigürasyonda tanksavar kulesi geliştirdik ve entegrasyonu gerçekleştirdik. KAPLAN STA aracımızın bir farklı konfigürasyonunu da Roketsan’ın SSB ile imzalamış olduğu Kundağa Monteli CİRİT projesi için geliştiriyoruz.

SSB ile imzaladığımız Zırhlı Amfibi Hücum Araçları (ZAHA) projesi kapsamında, proje gereksinimlerine yönelik olarak, 3 farklı konfigürasyonda, çok özel bir paletli amfibi araç geliştiriyoruz.

KAPLAN STA ve PARS STA araçlarının kalifikasyon testleri, planlandığı şekilde devam ediyor.

 

SSB ile imzaladığımız Mayına Karşı Korumalı 6×6 Araç projesi kapsamında, yüksek balistik ve mayın koruma özelliklerine sahip 3 farklı konfigürasyonda, PARS IV 6×6 aracımız geliştiriliyor. Bu araçlar üzerinde, silah kulelerinin yanı sıra çok yoğun elektronik görev donanımı bulunuyor.

Yine SSB ile imzaladığımız Özel Maksatlı Taktik Tekerlekli Zırhlı Araç (ÖMTTZA) projesi kapsamında, PARS İZCİ 6×6 ve 8×8 baz araçlarımız üzerinde, proje gereksinimlerine yönelik olarak 5 farklı konfigürasyon geliştiriyoruz.

Saydığım projelerimizin yanı sıra öz kaynaklarımızla PARS IV 8×8 aracımızın geliştirilmesine başladık. Önümüzdeki yıl prototip aracımızın testlerine başlayacağız.

Bu doğrultuda, aynı dönemde, 10 farklı baz araç ve 30’un üzerine farklı konfigürasyon üzerinde çalıştığımızı söyleyebilirim. Bunlara, geliştirme çalışmaları tamamlanmış veya üretimine başlanmış olan, KORKUT ve HİSAR projesinde kullanılan Zırhlı Paletli Taşıyıcı Platform (ZPTP) araçlarımızın üzerinde gerçekleşen iyileştirme çalışmaları ve SAMUR aracımız üzerinde performans arttırım çalışmaları gibi mevcut araçlarımız üzerinde yürüttüğümüz çalışmaları dâhil etmiyorum.

Hepsi de proje ihtiyaçlarına özgü yeni tasarım olan bu araçları geliştiren Ar-Ge bölümümüzün personel sayısı da bu gelişmeler paralelinde 300 kişiyi aşmış durumda.

 

MSI Dergisi: Bu yoğunlukla nasıl başa çıkıyorsunuz?

Aybars KÜÇÜK: Aslında, bir önceki söyleşimizde, bu projelerden bazılarını henüz daha üstlenmediğimiz zamanlarda söylediklerim geçerliliğini koruyor: Yıllarca ötelenmiş olan Türkiye’deki bu kara araçları projelerinin ihalelerini kazanmak için çok hazırlıklıydık ve şirketin yapılanmasını bu projeleri kazanacağımız varsayımı ile hazırladık. Tabii burada, şirket ortaklarının buna inanması ve şirket yönetimini bu doğrultuda desteklemesi de çok büyük bir etkendir.

FNSS; Özel Maksatlı Taktik Tekerlekli Zırhlı Araç (ÖMTTZA) projesi kapsamında, PARS İZCİ 6×6 ve 8×8 baz araçları üzerinde, proje gereksinimlerine yönelik olarak 5 farklı konfigürasyon geliştiriyor.

MSI Dergisi: Sizin gelişinizle birlikte, FNSS’nin yurt içi iş geliştirme stratejilerinde bir ivmelenme dikkat çekiyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Aybars KÜÇÜK: Hatırlarsanız 4 sene önce FNSS’ye katıldığım ilk yıl yaptığımız söyleşimizde, iş geliştirme faaliyetlerinin ve yürütülen projelerin aynı çatı altında birleştirilmesinin getireceği avantajları anlatmış; önümüzdeki dönemde de FNSS’nin başarılarıyla somut sonuçlarının görüleceğini vurgulamıştım. O dönemde söylediğim gibi, işi pek fazla şansa bırakmadık. Hemen her sözleşmemiz, uzun dönemli projeler ve bu projelerin şirketimize kazandırılması için yürütülecek faaliyetleri de birer proje olarak planlı, ölçülebilen adımlarla yönettik. Müşteri ve kullanıcı gereksinimlerini çok iyi analiz eden İş Geliştirme Yöneticilerimiz, bu projelerin kazanılması için oluşturulan Sistem Mühendisliği ve Program Yönetim ekiplerine liderlik ettiler ve sonuç aldık.

 

Göreve Özgü Özel Araçlar ve Kule

MSI Dergisi: STA projesinde, biri paletli; diğeri ise tekerlekli iki farklı araç geliştiriyorsunuz ve bunların her ikisi de projeye özel olarak, sıfırdan geliştirdiğiniz araçlar. Bunların, mevcut bir aracın projeye özelleştirilmiş türevi olmaması; bir anlamda görevleri için geliştirilmiş safkan araçlar olmaları, kullanıcıya nasıl bir katma değer sağlayacak?

Aybars KÜÇÜK: Önce paletli aracımız KAPLAN STA’dan başlayayım. Projenin yüksek balistik ve mayın koruma gereksinimleri, ağırlık ve boyutsal sınırları ve amfibi gereksinimi birleşince, ortaya ciddi bir optimizasyon problemi çıktı. Mevcut bir aracın türevi olamayacak kadar fazla parametrenin karşılanması gerekiyordu ve bu da tamamen göreve özgü, yeni bir araç tasarımını gerektiriyordu.

PARS 4×4 STA aracımız için de benzer durum söz konusu olmakla beraber, mevcut bir önden motorlu aracın STA gereksinimlerine yönelik yeniden tasarlanması da mümkündü. Ancak bu alternatif, bir tank avcısından beklenen çevikliği gösteremeyecekti. Bu nedenle sadece bu projeye yönelik, oldukça farklı bir araç geliştirdik. PARS 4×4 STA, genel amaçlı 4×4 araçlardan farklı olarak, arkada konumlanan güç paketinin sağladığı mobilite performansı ile tam bir tank avcısı. Arka tavandaki hava emiş ve soğutma girişi, aracın, hazırlıksız olarak çok yüksek açılarla suya giriş yapmasına izin vererek hızlı kaçış imkânı sağlayacak. 5 kişilik mürettebatı bulunan, 25 BG/ton’luk güç/ağırlık oranına sahip araç, hiçbir hazırlık gerektirmeden, derin ve akıntılı suda operasyon yapabilecek. %70 dik eğim tırmanabilecek, %40 yan eğimde tutunabilecek ve 50 cm’lik dik engelleri geçebilecek. Aracın, proje gereksinimlerine uygun olarak tasarlanan balistik korumalı camları, sürücü ve araç içeresindeki diğer personele çok geniş bir görüş açısı sağlayacak.

Her iki aracımızın da kullanıcı gereksinimlerinin en iyi karşılanacağı şekilde ve doğrudan tanksavar operasyonuna yönelik olarak geliştirilmiş olması, hiç şüphesiz, kullanıcı birliğin operasyonel etkinliğini arttıracak.

 

MSI Dergisi: Bu iki aracın da dünya ortalamasına bakıldığında, neredeyse türev araçların geliştirildiği kadar bir sürede, sıfırdan geliştiriliyor olması, FNSS’nin, mühendislik ve program yönetimi yetenekleri konusunda neler anlatıyor?

Aybars KÜÇÜK: Sözleşmemiz, 52 aylık proje takvimi içerisinde, iki farklı aracın ve iki farklı kulenin geliştirilmesini ve toplam 260 aracın teslimatının tamamlanmasını gerektiriyor. Bu takvim hedefinin yakalanabilmesi için de 16’ncı ayda gerçekleşecek olan kritik tasarım değerlendirme toplantısına, araçların prototiplerinin hazır olması gerekiyordu. Bu gerçekleşti ve kritik tasarım değerlendirme toplantısına, bilgisayar ve kağıt üzerindeki görsellerle değil, entegrasyon holümüzdeki araç prototipleri ile girdik. Sözleşmesel teknik gereksinimlerin daha bu aşamada araç üzerinde canlı olarak görülebilmesinden, SSB ve Kara Kuvvetleri Komutanlığı (K.K.K.lığı) proje ekipleri çok memnun oldular. K.K.K.lığımızın operasyonel gereksinimlerini en üst düzeyde karşılayacak araçları teslim edeceğimizi göstermesi açısından da bizleri mutlu etti.

FNSS, çok deneyimli fonksiyonel ve operasyonel kadrolara sahip, köklü bir şirket. Dolayısı ile operasyonel bölümlerimiz, neyin nasıl yapılacağını çok iyi biliyorlar. FNSS için yeni dönemde farklı olan tek şey, çok fazla projenin aynı anda ve çok hızlı yürütülmesi konusuydu. Çok yorucu bir tempo gerektiren bu projelerin yürütülmesi için, tamamı çok genç ekipler seçtik. Operasyonel bölümlerimizin çok deneyimli yönetim kadrosunun desteğiyle bu imkânsız gibi görünen hedeflere, yaş ortalaması 30 civarındaki proje yönetim ve mühendislik ekipleriyle ulaştığımızı söyleyebilirim. Aldıkları sorumluluklarla kısa zamanda büyük deneyim elde eden bu genç arkadaşlarımızın enerji ve azimleriyle gurur duyuyoruz.

FNSS ve PT Pindad, KAPLAN MT’nin seri üretime yönelik araç konfigürasyonu üzerinde çalışıyor.

 

MSI Dergisi: STA projesindeki bir diğer FNSS ürünü de Uzaktan Komutalı Tanksavar Kulesi (UKTK). Dışarıdan bakıldığında, uzaktan komutalı kule pazarı, giriş bariyerlerinin nispeten daha düşük olduğu bir alan gibi görünüyor. Dünya genelinde, bu tür kuleleri sağladığını belirten çok sayıda üretici var. Böyle bir ortamda, neden hazır bir kule tercih etmek yerine UKTK’yı geliştirme yoluna gittiniz? UKTK’yı rakiplerinden farklı kılan en başlıca özellikleri neler?

Aybars KÜÇÜK: Proje başında, mevcut bir uzaktan kumandalı silah istasyonunun STA gereksinimlerine yönelik uyarlanmasını biz de düşündük. Açıkçası, bu takvim baskısında, bir de bu konuya enerji harcamayı hiç istemiyorduk ve hazır bir kule üzerine füze entegrasyonu en kolay çözümdü. İki nedenle bundan vazgeçmek zorunda kaldık. Öncelikle hazır bir kule ile sözleşme bedelimizin içerisine sığmak mümkün değildi. Çok zorlu müzakereler sonucu imzaladığımız sözleşmede, buna marjımız kalmamıştı. İkinci neden ise aynı kulenin, KORNET konfigürasyonundan OMTAS konfigürasyonuna dönüştürülebilmesi; Devlet Malı Malzeme (DEMAM) Kornet ve OMTAS fırlatma ekipmanının kulelerde kullanılması ve aynı zamanda 7,62 mm makinalı tüfek barındırması gereksinimlerinin tümünün karşılanmasıydı. Mevcut bir kuleye füze entegrasyonu ile bu gereksinimlerin tümünün karşılanması pek mümkün görünmedi. Biz de sıfırdan, zırh korumalı bir kule geliştirdik ve tüm gereksinimleri, en üst düzeyde karşıladık. Burada, çözüm ortaklarımızın da katkısı çok büyük. ASELSAN, tamamen proje gereksinimlerine yönelik, çok yüksek performanslı bir Elektro-Optik Nişangâh Sistemi geliştirdi. Roketsan, OMTAS füzelerinin kule üzerinde hazırlanması ve ateşlenmesi için proje gereksinimlerine yönelik OMTAS Görev Birimi’ni geliştirdi. SDT ise kule ile operatör ara yüzünü sağlayacak olan Platform ve Nişancı Arayüz Birimlerini geliştirdi.

Sonuçta, iki farklı füze ile teçhiz edilebilen, son derece maliyet etkin, özelleşmiş bir tanksavar kulesi elde ettik. Tanksavar operasyonuna yönelik geliştirdiğimiz, gerek paletli gerekse tekerlekli araçlarımızla birlikte, dünya pazarında maliyet etkinlik açısından tartışmasız rakipsiz ürünler elde ettiğimizi düşünüyorum.

FNSS, 3 yıldır, KUNDUZ araçlarının garanti sonrası bakım ve onarım faaliyetlerini, Türk Silahlı Kuvvetleri ile imzaladığı sözleşme kapsamında yürütüyor

 

MSI Dergisi: ZAHA projesindeki çalışmalarınızın son durumu hakkında bilgi verebilir misiniz?

Aybars KÜÇÜK: Projenin Kritik Tasarım Değerlendirme aşamasına geldik ve FNSS tarzını buraya da yansıttık. Tasarım değerlendirmesi, sadece kağıt üzerinde değil, entegrasyon holünde araç prototipi üzerinde yapılacak. Bu prototip araçla uzun bir iç doğrulama sürecine giriyoruz. Bu projede, bir paletli kara aracı için alışılmamış gereksinimler var. Denizde adeta bir deniz aracı gibi davranması; karada da tipik bir paletli ZPT performansı bekleniyor. Tüm bu gereksinimleri, farklı testleri paralel yürüteceğimiz 5 adet prototip araçla doğrulayacağız.

 

MSI Dergisi: Kundağı Motorlu Namlulu Alçak İrtifa Hava Savunma Silah Sistemi projesinde, ZPTP aracınız kullanılıyor. Bu projenizin seri üretim çalışmaları hangi aşamada?

Aybars KÜÇÜK: Kundağı Motorlu Namlulu Alçak İrtifa Hava Savunma Silah Sistemi projesinde, ASELSAN’a, yılda ortalama 12 adet ZPTP aracı teslim ediyoruz. ASELSAN tarafından, araçlara kendi tesislerinde hava savunma sistemlerinin entegrasyonu da uzun bir süreç. Şu ana kadar, sözleşmemize uygun olarak ASELSAN’a 17 araç teslimatını gerçekleştirdik. 4 adet aracın ise üretimi tamamlanmış durumda; teslimatı bekliyor. Bu projenin teslimat takvimi, diğer projelerimize oranla çok daha rahat diyebilirim.

KAPLAN STA, yüksek balistik ve mayın koruma gereksinimlerini, ağırlık ve boyutsal sınırlamaları ve amfibi gereksinimi bünyesinde birleştiriyor.

 

MSI Dergisi: Aynı araç, HİSAR-A projesinde de kullanılıyor. Bu perspektiften bakınca, ZMA-30’un önünde nasıl bir yol haritası olduğunu değerlendiriyorsunuz?

Aybars KÜÇÜK: Üretim miktarları çok düşük olsa da ASELSAN’ın hava savunma platformlarını sağlamamız, bizim için çok değerli. HİSAR-A projesinin seri üretime geçmesiyle birlikte, ZPTP aracının, amfibi olmayan bir sürümünü üretmeye başlayacağız. Proje takvimlerinde bir değişiklik olmazsa büyük olasılıkla KORKUT projesi teslimatlarının arkasından, HİSAR-A ZPTP araçlarını teslim etmeye başlarız.

 

Destek, Platformların Ömür Devri Boyunca Sürüyor

MSI Dergisi: SAMUR ve KUNDUZ araçlarınızın garanti sonrası bakım ve onarım faaliyetlerini, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ile imzaladığınız sözleşme kapsamında yürütüyorsunuz. Tasarladığınız araçların bakım ve onarımını da gerçekleştiriyor olmanızın, kullanıcınıza sağladığı katma değer ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Aybars KÜÇÜK: SAMUR ve KUNDUZ araçları, ileri teknoloji ürünü sistemlerdir. İçerdiği teknoloji nedeniyle bu araçların bakımı da ayrı bir özen gerektiriyor. Buradan hareketle 2016 yılında, Balıkesir’deki 6. Ana Bakım Fabrika Müdürlüğü ile bir sözleşme imzaladık. Geçen 3 yılda, hem Balıkesir’deki Müdürlük hem de araçların görev yaptığı ilgili kullanıcı birliklerin bakım kademeleri ile iş birliğine dayalı, çok başarılı sonuçlar veren bir uyum yakaladık.

Tasarımcı firma ve askeri fabrika iş birliğine dayalı bu yaklaşım sayesinde, SAMUR ve KUNDUZ sistemlerinde, yüksek göreve hazır bulunma düzeyini yakaladık. Kullanıcımız da doğal olarak bu performanstan memnuniyetini, çeşitli vesilelerle tarafımıza bildirdi. Bu katkıyı verebilmiş olmaktan dolayı gururluyuz.

Sistemlerin bu derece yüksek göreve hazır bulunma oranını sağlamasında; ilgili birlik bakım kademelerinin gayretli çalışmalarının yanı sıra orijinal yedek parça tedarikinin tarafımızca çok kısa sürelerde yapılabilmesi ve araçlara, alanında uzman personelin anında müdahalesi de önemli rol oynadı. Tüm bu anlattıklarım neticesinde, ikinci 3 yıllık sözleşmenin yapılabilmesi için hazırlık çalışmalarına başlandı.

FNSS, SAMUR araçlarının performansını daha da yukarı taşımak için çalışmalar yürütüyor.

 

MSI Dergisi: Önümüzdeki dönemde, Türkiye’de, bakım ve onarım ya da daha genel anlamda entegre lojistik destek konusunda neler yapmayı hedefliyorsunuz? Takip ettiğiniz projeler var mı ya da SAMUR ve KUNDUZ tecrübenizden hareketle kullanıcıya katma değer sağlayacağınızı değerlendirdiğiniz önerileriniz var mı?

Aybars KÜÇÜK: 30 yıldır faaliyet gösteren FNSS, Türk savunma sanayisinin kalıcı, istikrarlı bir milli değeridir. Bu süreçte, ordumuza ve devletimize çok önemli hizmetler verdik. Halen Kara Kuvvetlerimizin belkemiğini oluşturan 2.000’den fazla zırhlı muharebe aracı (ZMA)’nı ve çok özel tasarım yetkinliği gerektiren SAMUR ve KUNDUZ istihkâm araçlarını, ordumuzun kullanımına sunduk. Araçlarımızın her an hazır ve etkin bir performans sergileyebilir durumda olması, bizim öncelikli hedefimizdir. Bunu, SAMUR ve KUNDUZ’lar için yaptığımız sözleşme kapsamında başardığımızı görüyoruz.

Diğer taraftan, halen silahlı kuvvetlerimiz envanterine girmek üzere; KORKUT, HİSAR, ZAHA, KAPLAN STA, PARS 4×4 STA, PARS İZCİ 6×6/8×8, PARS IV 6×6 gibi pek çok yeni ürün üzerine çalışmalarımız devam ediyor. Önümüzdeki yıllarda, bunlar da envantere girecek. Bu araçlarımızın da yüksek göreve hazır bulunma oranlarında ordumuza hizmet etmesi için üzerimize düşeni yapmaya istekliyiz.

Bu arada, SSB liderliğinde yürütülmekte olan “Türk Savunma Sanayii Ömür Devri Yönetimi Platformu” çalışmalarına da önem ve katkı veriyoruz. Lojistik alanında uzman arkadaşlarımız, yapılan çalışmalarda öncü roller üstleniyor ve hatta çalışma gruplarında liderlik yapıyor. Buradan somut uygulamalara katkı sağlayacak çözümler çıkarabileceğimizi ümit ediyorum.

 

MSI Dergisi: ZMA Modernizasyonu ile ilgili çalışmalarınız hakkında bilgi verebilir misiniz? FNSS, konuya, nasıl bir anlayışla yaklaşıyor? Özellikle Suudi Arabistan’da gerçekleştirdiğiniz M113A4 modernizasyonunun, ZMA modernizasyonuna katkıları neler olabilir?

Aybars KÜÇÜK: Türkiye’nin ilk kara sistemi ihracatını, 1997 yılında, ZMA’ların Birleşik Arap Emirlikleri’ne satışı ile gerçekleştirdik. Bunu takip eden dönemde ise 2004-2016 yılları arasında, Suudi Arabistan’da, toplam 1.000 adedin üzerinde M113 aracının modernizasyonunu, başarılı bir şekilde gerçekleştirdik. Bu araçlar, muharebe sahasında başarılı bir şekilde kullanılıyor. FNSS bugün, uluslararası pazarda, sahip olduğu tasarım kabiliyeti ve teknik veri paketi ile M113 ve ZMA araçlarına modern teknolojileri uygulayabilecek en donanımlı şirkettir diyebiliriz. ZMA’lara yönelik bir modernizasyon faaliyetini, tasarım garantisini üretici seviyesinde verebilecek deneyim ve mühendislik gücüne sahip başka bir firma daha olduğunu sanmıyorum.

ZMA modernizasyonuna yönelik ihtiyaçlar, geçtiğimiz yıllarda TSK tarafından gerçekleştirilen operasyonlarda elde edilen tecrübeler ışığında belirlendi. Bizim çalışmalarımız da bu doğrultuda başladı.

Bunun yanı sıra SSB tarafından başlatılan ZMA-GZPT Modernizasyon Projesi’ne yönelik teklifimizi de sunduk. Teklifimiz, K.K.K.lığı envanterindeki ZMA ve GZPT’lerin beka yeteneğinin arttırılması, hareket kabiliyetinin iyileştirilmesi, ateş gücünün geliştirilmesi ve araçların güncel teknolojik alt sistemler ile donatılmasını sağlayacak çözüm paketini içeriyor. Çözümümüz; araçlara, ilave gereksinimler nedeniyle artacak ağırlığa rağmen, performansında herhangi bir kayıp olmaksızın optimum beka ve ateş gücü kabiliyeti kazandıracak; kullanım ömrünü de 20 yıl uzatacak. Bu doğrultuda; balistik ve mayın koruma iyileştirmeleri gerçekleştirilecek; yürüyüş aksamındaki bazı kritik parçalar değiştirilecek; elektrik sistemi, güncel teknolojik sistemlerle tamamen yenilenecek; güç aktarma sistemi elden geçirilecek. Lojistik birlikteliği sağlamak üzere, başta Silah Taşıyıcı Araçlar olmak üzere, halihazırda envanterde bulunan, TSK tarafından kullanılan ve kalifiye edilmiş ekipman ve alt sistemler kullanılacak. Tabii bunların yanı sıra tamamen yeni bir silah kulesi ve ilave bazı elektronik alt sistemlerin de entegrasyonu gerçekleştirilecek.

PARS 4×4 STA, genel amaçlı 4×4 araçlardan farklı olarak, arkada konumlanan güç paketinin sağladığı mobilite performansı ile tam bir tank avcısı olarak öne çıkıyor.

 

MSI Dergisi: ÖMTTZA projesinde, FNSS’nin teklifi ve konumu hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Aybars KÜÇÜK: Taktik tekerlekli zırhlı araçlar alanında dünya genelindeki ihtiyacı önceden fark ederek 2000’yılında Ar-Ge çalışmalarına başlamış, bu çalışmalarının meyvelerini 2005 yılında almış ve PARS prototipini ortaya koyarak Türkiye’de yine bir ilki gerçekleştirmiştik. Yeni ürün ailemizi, dünyanın kara araçları alanında önde gelen diğer firmalarıyla girdiğimiz rekabet sonucunda; 2010 yılında Malezya, 2015 yılında da Umman Kara Kuvvetlerinin envanterine vererek PARS’ı sektöründe dünya markası konumuna taşıdık.

Yurt dışında güvenlik kuvvetlerinin 6×6 ve 8×8 zırhlı araç ihtiyaçlarını birçok farklı konfigürasyonda geliştirip teslim ederken, Türk güvenlik kuvvetlerimizin benzer araçlara olan taleplerini de yakından takip ettik ve potansiyel isterlere cevap verecek terzi işi bir PARS İZCİ konfigürasyonunu iki yıl önce ortaya çıkardık.

Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığının ihtiyaçlarına yönelik olarak 17 Ağustos 2018 tarihinde tekrar ihaleye çıkılan Özel Maksatlı Taktik Tekerlekli Araçlar (ÖMTTZA) Projesi kapsamında, FNSS ile sözleşme görüşmelerine Ekim 2018’de başlandı ve en nihayet proje sözleşmemiz, Nisan 2019 itibariyle imzalandı.

FNSS’nin, dünya genelinde farklı ülkelerde envantere giren PARS 8×8 ve 6×6 Taktik Tekerlekli Zırhlı Araç ailesini; zorlu rekabet koşullarında, Türk Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın tercihi konumuna getirmiş olmanın haklı gurunu yaşıyoruz.

ÖMTTZA projesi kapsamında, toplam 5 farklı konfigürasyona sahip, 6×6 ve 8×8 iki aracın geliştirilmesi, prototip üretiminin gerçekleştirilmesi, test ve kalifikasyonunun ardından pilot ve seri üretiminin gerçekleştirilmesi hedefleniyor. Proje ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı için, 6×6 Komuta ve Radar Araçları, 8×8 Sensör ve KBRN Keşif Araçları ile Jandarma Genel Komutanlığı için 6×6 Zırhlı Muharebe Aracı teslim edilecek.

Proje kapsamında; motor, güç aktarma organları ve yürüyüş aksamında, tamamen yerli alt sistemler kullanılacak. Komuta ve Zırhlı Muharebe Araçlarına, modern komuta kontrol ve haberleşme donanımı ile 25 mm Uzaktan Komutalı Kule Sistemi; Radar Araçlarına ilgili görev donanımı entegre edilecek. 8×8 Sensör ve KBRN keşif araçlarında, ileri teknoloji görev donanımı ve 12,7 mm Uzaktan Komutalı Silah Sistemi bulunacak.

Mevcut durumda, bir yandan alt yükleniciler ile sözleşme görüşmeleri devam ediyor; bir yandan da araçların ve ilgili alt sistemlerin tasarım çalışmalarına başladık. IDEF 2017’de, PARS İZCİ 6×6 baz aracımızı sergilemiştik; IDEF 2019’da, PARS İZCİ 6×6 Komuta Aracımızı sergileyeceğiz ve hedefimiz, bu araç ile 2019 yılında belli testlere başlamak. Böylece, ÖMTTZA projesinde de kâğıt üzerinde değil, gerçek araç üzerinde kritik tasarım değerlendirmesi gerçekleştirmeyi hedefliyoruz.

 

MSI Dergisi: Endonezya Kara Kuvvetleri ihtiyaçlarına yönelik bir proje olan KAPLAN MT de sizin sorumluluğunuzda yürüyor. Projenin güncel durumu hakkında bilgi verir misiniz?

Aybars KÜÇÜK: Endonezya Kara Kuvvetleri ihtiyacına yönelik olarak, yerel şirketleri PT-Pindad’ın da katılımıyla geliştirdiğimiz KAPLAN MT aracının ilk prototipi FNSS tesislerinde; ikinci prototipi ise Türkiye’den gönderdiğimiz kitler kullanılarak PT-Pindad’ın Bandung tesislerinde üretildi. Bunların yanı sıra mayın testlerinde kullanılacak olan prototip gövde de gönderdiğimiz kitler kullanılarak PT-Pindad tesislerinde üretildi. Seri üretim, FNSS tarafından gönderilecek kitler kullanılarak PT-Pindad tesislerinde gerçekleştirilecek. Endonezya’da gerçekleştirilen prototip üretimleri, aynı zamanda PT-Pindad firmasının üretime hazırlık eğitimi de oldu.

Geçtiğimiz yaz, bu prototip araçlar ve mayın gövdesi ile Endonezya’da çok kapsamlı testler gerçekleştirdik. Kalifikasyon ve sertifikasyon testleri kapsamında, ilk aşama olan mayın testleri gerçekleştirildi. FNSS ve PT Pindad ortak üretimi olan mayın prototip aracı, testlerden başarı ile geçti ve müşteri tarafından belirlenen tüm gereksinimleri karşıladı. Mayın testinin hemen ardından, KAPLAN MT aracımızın dayanıklılık ve atış testlerini tamamladık. Aracımız, 20 gün süren ve gece gündüz kesintisiz devam eden dayanıklılık testi kapsamında, Endonezya Silahlı Kuvvetleri ve Savunma Bakanlığı personeli nezdinde, Java Adası’nın farklı ve çetin arazi koşullarında, toplamda 2.000 km test edildi. KAPLAN MT, tüm testleri üstün başarı ile tamamladı ve arazi ve yol testlerinde, sınıfındaki en üst değerleri elde etti. Son olarak yapılan atış testleri ile aracımızın kalifikasyon süreci, Endonezya Silahlı Kuvvetleri tarafından resmi olarak belgelendirilen sertifikasyon ile tamamlandı.

Aracın performansı, Endonezya Kara Kuvvetleri ve Savunma Bakanlığı tarafından, tartışmasız çok başarılı bulundu. Testlerde belirlediğimiz kritik olmayan bazı konularda iyileştirmeler yapılarak seri üretime geçilmesi planlanıyor. İlk seri üretim partisi için müzakerelerin yakın zamanda sonuçlanmasını bekliyoruz.

 

İlk ZAHA prototipi, mühendislik doğrulama testlerine hazırlanıyor.

Yeni Projeler ve Teknolojiler Gündemde

MSI Dergisi: Kara platformları konusunda, Türkiye’de, önümüzdeki dönemde hangi ihtiyaçların ve projelerin gündeme gelmesini bekliyorsunuz? Bunlara FNSS’nin cevabı nasıl olacak?

Aybars KÜÇÜK: Son 5-6 yıllık döneme baktığımızda, SSB tarafından, TSK’nın kritik ihtiyaçlarına yönelik büyük projeler başlatıldığını görüyoruz. Mevcut savunma sanayisi stratejileri, ülkemizin içinde bulunduğu jeopolitik ortam ve TSK’nın envanterindeki araçların durumu dikkate alındığında, ihtiyaçların belli bir çizgide devam edeceğini öngörüyoruz. Bu kapsamda, tekerlekli ve paletli Yeni Nesil ZMA, ALTAY platformuna yönelik istihkâm araçları, tank ve zırhlı araç modernizasyonları alanlarında yeni projelerin gündeme geleceğini düşünüyoruz.

FNSS olarak; yurt içi projelerimizi ve ihracata yönelik projelerimizi, mümkün olduğunca %50’ler seviyesinde dengeleyerek, sağlıklı ve sürdürülebilir bir şekilde faaliyetlerimizi devam ettirmek istiyoruz. İş planlarımız doğrultusunda, kullanıcılarımıza en iyi çözümleri sunacak şekilde, hedef projelerimize yönelik hazırlıklarımıza devam ediyoruz.

 

MSI Dergisi: FNSS, alt yüklenicileriyle büyüme konusuna büyük önem veriyor. Bu yoğun proje trafiğinde, alt yüklenicilerinizle yürüttüğünüz çalışmalarla ilgili rakamsal bazı bilgileri paylaşabilir misiniz? Alt yüklenicilerinize yönelik bir mesajınız var mı?

Aybars KÜÇÜK: Günümüz ağır rekabet ortamında, alt yüklenicilerimiz ve tedarikçilerimizle birlikte büyümek, gelişmek ve onları geliştirmek, bizim stratejik planımızda en fazla önem verdiğimiz konuların başında geliyor. Son 10 yılda, FNSS çok ciddi bir büyüme gerçekleştirdi; bu süreçte aktif tedarikçi sayımız, yaklaşık iki katına çıkarak 400’lere ulaştı. Tedarikçilerimizin işlerimizdeki payı, %70 oranında arttı. Özellikle yurt içi tedarikçilerimize daha fazla tasarım içeren iş paketleri vermeye ve bu firmaların gelişerek alt sistem tasarımcısı haline gelmesine çaba sarf ediyoruz. Rakamlarla konuşmak gerekirse; yurt içi tedarikçilerimize verdiğimiz işlerin %30’u, kritik alt sistemleri içeriyor. Bu tutumumuz, devletimizin milli savunma sanayisi ürünleri geliştirilmesi hedefi ile de birebir uyum gösteriyor. Yerlileştirme faaliyetlerini, savunma ekosisteminin tabanına yaymak için çeşitli inisiyatifler yürütüyoruz.

Özetle tedarikçilerimizi, iş ortaklarımız ve FNSS’nin birer uzantısı olarak görüyoruz. Tedarikçilerimizle karşılıklı kazan-kazan ortamı yarattığımızı ve tedarikçilerimizin de bizimle hem fikir olduklarını düşünüyorum. Bu konudaki faaliyetlerimiz artarak devam edecek.

 

MSI Dergisi: Kara Sistemleri Semineri 2016’da, açılış oturumunda yaptığınız sunumda, sivil otomotiv sektöründe elektrikli ve hibrit araçların yaygınlaşması ve bunlarla ilgili teknolojilerin daha maliyet-etkin hâle gelmesi ile benzer araçların askeri kullanımının da gündeme geleceğini ifade etmiştiniz ve 2011 yılında MILDESIGN yarışmasında birinci olan tasarım üzerinden bazı öngörülerde bulunmuştunuz. Bu öngörülerinizle ilgili gelişmeler neler oldu; bugünden baktığınızda, geleceği nasıl görüyorsunuz?

Aybars KÜÇÜK: Hibrit güç ve güç aktarma sistemlerinin otomotiv sektöründe her geçen gün daha yangın kullanıldığını hepimiz görüyoruz. Neredeyse tüm otomobil üreticilerinin hibrit ve plug-in-hibrit otomobil modelleri mevcut günümüzde. Bu değişimin başlıca sebebi ise çevre koruma bakanlıklarının ve hükümetlerin çıkarmış oldukları çevre koruma yasaları, yani karbon salınımı ve fosil yakıt kullanımını azaltmaya yönelik yaptırım gücü olan tedbirler.

Otomotiv alt yüklenicilerinin ürettiği ürünlerin de tasarımını ciddi anlamda değiştirecek bu yeni dünyadan, savunma sektöründe bizim gibi askeri araçlar üreten firmaların etkilenmesinin kaçınılmaz olacağını öngörmekteyiz. Otomotiv sektöründe başlayan bu değişimin, savunma sistemlerinin son kullanıcılarına taktik ve teknik anlamda yeni kullanım alanları getireceğini biliyor ve görüyoruz. Dolayısıyla bu yakın geleceğe kendimizi hazırlıyoruz. Ancak, mevcut bir aracın güç organlarını değiştirerek elektrikli hale getirilmesi, asla yol haritamız üzerinde yer almıyor. Sadece, yeni teknolojileri kullanan; ama aynı bakış açısıyla tasarlanmış bir araç geliştirmek istemiyoruz. Güzel fikirlerimiz olacak ve bunları belli aşamalarla hayata geçireceğiz. MILDESIGN 2019 yarışmamızın konusunu da bu alandan seçtik ve gerek amatör gerekse profesyonel kategori katılımcılarından güzel fikirler geldi. Yarışmanın çıktılarını IDEF 2019’da sergileyeceğiz.

 

FNSS Pazarlama ve Programlar Grup Başkanı Aybars Küçük’e, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

2,662 toplam görüntüleme, 23 bugünkü görüntüleme