Söyleşi: Gökser Makina – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: Gökser Makina

11 Ağustos 2017

MSI Dergisi’nin 145’inci sayısında yayınlanan Gökser Makina söyleşisinin tam metnine aşağıdan ulaşabilirsiniz:

 

“Ar-Ge, tasarım, prototip üretimi ve seri imalat faaliyetlerinin hepsini aynı çatı altında topladık.”

 

Elektro-mekanik, iklimlendirme ve esnek hortumlar konusundaki çözümleri ile ön plana çıkan Gökser Makina, 30 yılı aşkın deneyimini, önümüzdeki dönemde, Türkiye’nin iddialı projeleri için de kullanmayı hedefliyor. Bu süreçte, firmanın dümenine de yavaş yavaş ikinci nesil sahipler geçiyor. Firmanın dününü, bugününü ve yarınını, Gökser Makina Genel Müdürü Hilmi Ünal, Proje Müdürü Hilal Ünal ve Genel Müdür Yardımcısı Serhat Ünal’dan dinledik.

 

MSI Dergisi: Hilmi Bey, Gökser Makina’nın kuruluşuna giden süreci sizden dinleyebilir miyiz?

Hilmi ÜNAL: 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasındaki ambargo döneminin zorluklarını, çok yakından tecrübe etmiş bir kimseyim. Vatanını seven herkesi rencide eden günler yaşadık. O dönemi yaşadığımdan, savunma sanayisine yönelmek hep aklımdaydı.

Gökser Makina’dan önce, Ünal Teknik isminde bir firmamız vardı. Ünal Teknik’te, radyo ve televizyon tamir ediyordum, bobinaj yapıyordum; bir de ısı cihazlarının bayiliğini ve servis işlerini üstlenmiştim. Bu süreç, savunma sanayisine etkin ve gücümüz oranında başlamak bakımından bir arayış süreci idi. Daha sonra, düşüncelerimiz giderek netleşti; 1987 senesinde OSTİM’e gelerek bir yer tuttuk ve yeni şirketimiz Gökser Makina’yı kurduk.

Gerçekten savunma sanayisine gönül vermiş bir insanım; çünkü eğer siz savunmada güçlü değilseniz barış sizin için çok uzaktır. Savunma sanayisinin gücüyle ölçülür barış. Gözyaşlarının dinmesi buna bağladır. Hiç kimse diyemez; “Silahtır bu, can yakar, böyle barış mı olur?” diye. Hayır efendim. Güçlü olacaksınız; hele hele Türkiye’nin coğrafyasında… Türkiye’nin, savunma sanayisinde çok güçlü bir yere gelmesi gerektiğine inanıyorum. Bu doğrultuda, şirket kurulduktan sonra, acaba Türkiye’de yapılamayan, yurt dışından pahalı alınan ve askere lazım olan neler var diye araştırdım. Gücüm yettiğince onları buldum, bulmaya çalıştım. Ve bugün şükürler olsun ki çocuklarım da benim düşüncelerimin doğrultusunda ilerliyorlar. Onlar da farklı değil. Savunma sanayisine bakış açıları, benim bakış açıma benziyor. Mutluyum bunun için. Bugün OSTİM’deyiz. OSTİM’in ne kadar çok önemli olduğunu, Ankara’nın, Türkiye’nin bilmesi lazım. Buradan savunma sanayisine çok büyük şeyler çıkar; çıkıyor da.

 

MSI Dergisi: Gökser Makina’nın kurulduğu 1987 yılında, Kıbrıs Barış Harekâtının üzerinden 13 yıl geçmişti; ASELSAN ve TUSAŞ gibi önemli aktörler sahneye çıkmıştı. Ayrıca yine o yıllarda, Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) kurulmuştu. O dönemde siz neler yaşadınız?

Hilmi ÜNAL: O dönemde, askeri ürünler üretmek için arayış içindeydim. Asker kökenli birisi çıktı, geldi, dedi ki: “Bir sıcak hava üfleme aletimiz var. Amerika’dan geliyor ve çok pahalı. Bir de yönlendirici fleksi (esnek) hortumlar var. Cihazların ağzına takılarak havayı yönlendiriyor. Sizi, Ankara’da bu işi yapabilecek tek kişi olarak gösterdiler. Acaba 5-6 tane numunelik bir ihaleye çıksak girer misiniz?” Zaten beklediğim şey de buydu. Derhal dedim. Yaptık, güzel de oldu. “Başka neler yapabiliriz?” diye düşünürken, fuarlara katılmaya başladık. Bir askeri fabrikadan bir generalimiz, esnek hava nakil kanallarımızı gördü ve “Ben de bunları arıyordum. Körfez Savaşı’nda bir tek İtalyanların çadırlarında bu tür şeyler gördüm. Diğerleri soba yakıyorlardı, gaz ocağı yakıyorlardı ısınmak için. Yangınlar çıkıyordu.” dedi. Kayseri’ye de bir şeyler yaptık o zamanlar. Böyle kademe kademe başladı. Sıra geldi uçaklarda kullanılan bir takım esnek hortumlara. Onlarla devam ettik. Bugün de yurt dışından yüksek maliyetlerle alınan her şeyi, burada geliştirme işine gözüm kapalı girerim.

Nasıl bir motivasyonla çalıştığımızı, bir örnekle anlatmak isterim. Bir gün Şırnak’tan bir telefon geldi. Bizim bir ürünümüzü, askerlerin nöbette ıslanan giysilerini kurutmak için kullanıyorlarmış. Garanti süresi bittikten çok sonra bir arıza yaşanmış. Bu konuda ödenekleri de yok; ne yapacaklarını bilememişler. Bizden yardım istiyorlar. Tüylerim diken diken oldu. Benim elimde cihaz duracak burada, askerimin sırtındaki elbise nöbette ıslanacak, ben ona cihaz göndermeyeceğim, böyle bir şey olamaz. Adreslerini istedim, buradan çalışan cihazı gönderdim. Onların cihazını da buraya getirttim. Sorunu, askeri üşütmeden ve onlara bir maliyet çıkartmadan çözdük. Sonra o birliğin komutanı, bizi ziyarete geldi. Ben ne yazık ki iş nedeniyle Ankara’da değildim, görüşemedik. Ama o komutanın kalkıp buraya kadar gelip de beni görmek istemesi, bana yetmişti.

 

MSI Dergisi: Çocuklarınız ne zaman dâhil oldu sürece?

Hilmi ÜNAL: Başlangıçtaki imkânlar, şartlar farklıydı. Hem Türkiye hem sektör hem de biz zamanla daha iyi noktalara geldik. Serhat Bey, ortaokuldan beri yanımda çalışıyor. Hilal Hanım da “Bizim bir şirketimiz var.” demeden, elini taşın altına koydu ve uzun yıllar, OSTİM Savunma ve Havacılık Kümelenmesi (OSSA) için çalıştı. O görevi henüz sona erdi ve Gökser Makina’ya döndü. Şimdi ne oldu? “Bir elin nesi var, iki elin sesi var.” atasözümüzle anlatılan durum oluştu. Şimdi ikisi kafa kafaya verdi ve bundan sonra, Gökser Makina’nın çok daha büyük işler yapacağına inanıyorum.

 

Anahtar Teslimi Çözümler

MSI Dergisi: Bugün Gökser Makina’yı nasıl bir firma olarak tanımlarsınız?

Hilmi ÜNAL: Savunma ve havacılık sektörüne özel çözümler sunan bir KOBİ olan Gökser Makina’da, Ar-Ge, tasarım, prototip üretimi ve seri imalat faaliyetlerinin hepsini aynı çatı altında topladık. Gökser Makina, gücü yettiğince her şeyi yapar; ben buna inanıyorum. 20 kişilik uzman kadromuzdan çok memnunuz.

Serhat ÜNAL: Gökser Makina’nın ısıtıcı ile başlayan, daha sonra iklimlendirme ve klima cihazlarına uzanan bir geçmişi var. Zaman içerisinde, tasarım yapabilme kabiliyetimizin olduğunu gördük. Silahlı kuvvetlerden ve ana yüklenicilerden gelen istekler, hep farklı farklı oldu. Dolayısıyla müşterilerimiz, bizi, özel tasarımlar yapan bir firma hâline getirdi. Askeri klima cihazları üretmeye başladık ve devamında, çok farklı türev ürünler ortaya koyduk. Bir broşür hazırlamak istediğimizde, artık içi farklı çözümlerin fotoğrafları ile doluyor. Tabii bunun nedeni, isterlerin farklı olması. Örneğin, Afrika’da çalışacak bir cihaz ile Türkiye’nin ya da Azerbaycan’ın talep ettiği cihazlar, farklı özellikleri gerektiriyor. İçinde jeneratör modülü isteyen var, istemeyen var. Bir başka örnek: ABD’ye bir cihaz gönderecektik; 60 Hz’de çalışması talep edildi.

Daha sonra, Avrupa Birliği (AB) ve TÜBİTAK projeleri almaya başladık. Gökser Makina, bugün tasarımlı imalat, test ve teslimat yapabiliyor. Bir prototip atölyesi düşünün: Atölyenin kendisi de burada, tasarım ekibi de burada. Tasarlıyor, imal ediyor, doğrulama testlerini yapıyoruz. Nihayetinde, müşterilerimize anahtar teslim çözümler üretiyoruz. Bu sürecin başında, müşterimizin, bize sadece isterlerle ilgili şartname veya teknik doküman vermesi yeterli. Tasarım kriterlerine göre, hammadde, yarı mamul veya mamul bazında uygun malzemelerin seçimlerini yapıp, bir sistem, bir makina ortaya çıkartıyoruz.

Doğru bir yolda olduğumuzu düşünüyoruz. Gelecekte, özellikle savunma sanayimizin ihtiyaç duyduğu ve duyacağı alt sistemlere talibiz.

 

MSI Dergisi: Yaklaşık 30 yıllık bir firmasınız ve sadece 20 kişilik bir kadroya sahipsiniz. Bu durumu nasıl yorumlamalıyız?

Serhat ÜNAL: Biz 30 yıldır OSTİM’de olduğumuz için, kendi makina parkımızda olmayan talaşlı imalat gibi altyapıları edinmeye ihtiyaç duymuyoruz. Çünkü OSTİM’de, talaşlı imalat başta olmak üzere, çok gelişmiş yetenekler var. Kime, nasıl, ne zaman, neyi yaptırabileceğimizi çok iyi biliyoruz. OSTİM’i de bu anlamda çok iyi kullanıyoruz. Bünyemizde tezgâh yatırımı yapmaktansa hemen komşumuzun kapısını çalıyoruz.

Özellikle ana yüklenicilerden; TUSAŞ, ROKETSAN, ASELSAN, HAVELSAN ve FNSS gibi firmalardan aldığımız ve başarıyla teslim ettiğimiz işlerde de bu yaklaşımımızın bizi doğru sonuçlara ulaştırdığını görüyoruz.

Türkiye’de yeni çalışma modelleri de deniyoruz.

 

MSI Dergisi: Türkiye’de, iklimlendirme sistemleri alanında faaliyet gösteren çok sayıda firma var. Sizi farklı kılanın ne olduğunu sorsak?

Serhat ÜNAL: Aslında iklimlendirme sistemleri, çok yüksek teknoloji gerektiren sistemler değil. Biz, tecrübemizle ve askeri standartlara aşina olmamızla ayrışıyoruz. İklimlendirme dediğiniz zaman 100 firma varsa, mobil iklimlendirme dediğiniz zaman, 80’e düşüyor. Askeri standartlar dediğiniz zaman ise 10’lara; hatta 5’lere düşüyor. Dolayısı ile Türkiye’deki ilk 5 firma arasında sayabiliriz kendimizi. Bir de tabii bu alanda 30 yıllık deneyimimiz var.

Hilal ÜNAL: Ben sektörün birçok yerinde aynı anda bulunduğum için, Gökser Makina’nın önemli bir farkını görebiliyorum. O da savunma sanayisinin kültürünü, isterlerini, beklentilerini, her şeyini gerçekten özümsemiş ve bunu normal kabul eden bir firma olması. Bu, bizim normal hayatımız, değişik bir şey değil bizim için.

Serhat ÜNAL: Pek çok insanın isyan ettiği noktada, biz bunları normal karşılayıp devam ediyoruz.

 

MSI Dergisi: Bugüne kadar görev aldığınız en büyük proje hangisi oldu?

Serhat ÜNAL: Hava Kuvvetleri Komutanlığı (Hv.K.K.lığı)’nın doğrudan alım yaptığı bir ihtiyacı vardı. Çeşitli ihaleler oldu. Onları seri hâlde birkaç kere kazandık. 600’ün üzerinde askeri iklimlendirme sistemleri teslim ettik. Bu ürünlerimiz, hâlihazırda Türk Silahlı Kuvvetleri envanterinde kullanılıyor.

 

Köklü Ar-Ge Kültürü

MSI Dergisi: Gökser Makina’nın Ar-Ge çalışmaları ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

Hilal ÜNAL: Karşımıza, her projede gelen farklı isterler ve bu isterlere göre geliştirilmiş farklı çözümler var. Dolayısıyla Gökser Makina’da köklü bir Ar-Ge kültürü gelişmiş durumda.

Biz bir KOBİ’yiz; Ar-Ge yapabilmek için desteğe de ihtiyacımız var. 2007 yılında, OSTİM’de bir toplantı yapıldı; TÜBİTAK, desteklerini anlattı. Biz, “Yaşasın, nihayet firmanın Ar-Ge için harcadığı paraların bir kısmını şirkete geri döndürebileceğiz!” dedik. TÜBİTAK’ın 1507 kodlu KOBİ Ar-Ge Başlangıç Destek Programı’na, ilk Ar-Ge projesi teklifi veren firmayız. AB Ar-Ge projelerinde koordinatör olan ilk, belki de hâlen tek KOBİ’yiz Türkiye’de.

  • 4 tane AB 7’nci Çerçeve Projesi,
  • 4 tane TÜBİTAK Projesi,
  • 2 tane de KOSGEB Projesi,

üstlendik ve başarıyla tamamladık. TÜBİTAK’tan, iki kez koordinatör özel ödülümüz var.

7’nci Çerçeve Projeleri için bir parantez açmak istiyorum. Burada AB, bir problemini belirliyor; bu probleme özel çağrıya çıkıyor ve çağrıda da şunu istiyor: Asla hiçbir şekilde tek bir firma buna başvurmasın. Bunların içinde KOBİ olsun, üniversite olsun, araştırma enstitüsü olsun istiyor. Biz projeyi yazıp, konsorsiyumu kurup, projeyi yürütüp, bütün o raporlamaları -AB’nin korkunç bir dokümantasyonu vardır- yapabilen bir firmayız. Koordinatörlünü yaptığımız 2 tane projemiz var böyle AB’den. Bir projede, 16 ortağımız vardı. En son, daha geçtiğimiz günlerde, Brüksel’de teslimatını yaptığımız bir projemiz vardı. Orada da 5 Avrupa ülkesinden 8 tane ortağımız vardı. Dolayısı ile Gökser Makina olarak, Ar-Ge projelerinde, hem yurt içindeki hem de yurt dışındaki firmalarla, üniversitelerle ve araştırma enstitüleri ile çalışabilen bir firmayız. Problem tanımlandığında, isterler verildiğinde, dünyanın neresinde olursa olsun, işi yapabiliyoruz. Bizi, diğerlerinden ayıran böyle bir özelliğimiz de var.

Aynı zamanda hızlı ve esneğiz. Özellikle yurt içi projelerimizde, bazen gün içerisinde çözüm ürettiğimiz, bir bedel almadan gerçekleştirdiğimiz çok sayıda çalışmalarımız da oluyor.

 

MSI Dergisi: Bu çalışmalarınız sonucunda ortaya çıkan patent, faydalı model, marka gibi fikir mülkiyetleriniz var mı?

Hilal ÜNAL: 2 tane patentimiz, 2 tane endüstriyel tasarım tescilimiz, 2 tane faydalı modelimiz, 3 tane de markamız var. Gökser Makina markamızla genelde elektro-mekanik tasarım ve imalat yapıyoruz. ThermaCool markamızla iklimlendirme sistemlerinin tasarım ve imalatını yapıyoruz. TECHNIFLEX ise endüstriyel esnek hortumlar tarafındaki markamız. Bu hortumlar, uçak kabinlerinde, helikopterlerde, havaalanlarında, tünellerde ve madenlerde kullanılıyor. Aslında, tek bir şirket içerisinde iş kollarını ayırarak kendi markalarımızı oluşturduk. Hatta hepsinin kendi ayrı İnternet siteleri var.

 

MSI Dergisi: İhracat konusundaki açılımlarınızdan bahseder misiniz? Yurt dışı temsilcilikleriniz var mı?

Hilal ÜNAL: Avrupa’ya, Orta Doğu’ya ve daha nadir olmakla birlikte Rusya’ya ihracat yapıyoruz. İhracatın ciromuzdaki payı, şu anda %7,5. Bunu, %40’ın üzerine çıkartmayı hedefliyoruz. Şu anda yurt dışı temsilciliğimiz yok.

 

MSI Dergisi: Türkiye’nin, gelecekte; Milli Muharip Uçak (TF-X), Özgün Helikopter, İ Sınıfı Fırkateyn gibi farklı projeleri var. Şöyle geleceğe doğru bir ufuk turu yapacak olursak hangi projelerde görev almak istiyor Gökser Makina?

Serhat ÜNAL: Tasarım yapabilme kabiliyetine de sahip üretici bir firma olarak, isterler doğrultusunda tasarım yapmak, ana yükleniciler için bir çözüm ortağı olmak hedefimiz var. Çözüm ortağı ifadesinden kastımız da şu: Onların istediği tasarım kriterlerine göre tasarım yapabilen ve bunu da gerekli dokümanlarla destekleyen bir firma olmak. Burada tek yüklenici de olabiliriz, bir konsorsiyumun parçası da olabiliriz. Özellikle kara ve hava platformlarında çalışmak istiyoruz. Bu doğrultuda, Özgün Helikopter ve TF-X gibi projelerin alt sistemlerinde görev almak istiyoruz. Alt sistem sahibi olmak hedefimiz doğrultusunda, istenen kriterlere göre tasarımı yapıp, alt sistemi Türkiye’ye kazandırabilriz.

Denizcilik tarafında da çalışmalarımız oluyor. Daha önce, Gölcük Tersanesi için iklimlendirme sistemleri ile ilgili 7-8 kalemlik bir yerlileştirme çalışmasını yapmıştık. Artık biz üretiyoruz ve tersaneye teslim ediyoruz. Deniz tarafında da bize verilecek görevlere hazırız.

Hilal ÜNAL: Bu dönemde, sivil havacılığa da hazırlanmaya başladık. AS 9100 alma sürecindeyiz. AS 9100’ün yeni revizyonuna uygun olarak, bu süreci 2018 yılında tamamlamayı öngörüyoruz. Aslında şu anda da sivil uçak kabinlerinin içinde, bizim birtakım sistemlerimiz ve çözümlerimiz var. Ancak AS 9100 sertifikasyon sürecini tamamladığımızda, şu an, birtakım bileşenlerle ilgili görüştüğümüz yurt dışındaki sivil havacılık firmaları ile daha kolay yol alabileceğiz. Kendi yolcu uçağımız olduğunda, bu sistemleri de çok rahat imal edebilir konumda olacağız.

 

MSI Dergisi: Hilal Hanım, sektör sizi, OSSA Koordinatörü olarak, uzun yıllardır çok yakından tanıyor. Hatta çoğu kişi, sizin Gökser Makina ile ilişkinizi hiç duymamış. Gökser Makina ve Hilal Ünal isimleri yan yana geldiğinde, bunu yeni bir birliktelik olarak görüyor; hatta “Hilal Hanım, yeni bir şirket kurmuş!” diyenler de oluyor. Hilal Ünal, nasıl OSSA Koordinatörü oldu ve sonra Gökser Makina’ya nasıl döndü, bu süreci de kısaca anlatabilir misiniz?

Hilal ÜNAL: Aslında Gökser Makina’daki çalışmalarıma bir mola vermiştim diyebilirim. OSSA’da bana bir görev tevdi edildiği için bir süre OSSA’da çalıştıktan sonra, yuvaya geri döndüm de denilebilir. OSSA Koordinatörlüğü görevim şöyle başladı: Yıl 2011, aylardan Temmuz. OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın ve OSSA Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Mithat Ertuğ, OSSA’da koordinatörlük görevini üstlenmem için benimle konuştular ve beni ikna ettiler. Başta şöyle anlaşmıştık: Birkaç gün OSSA’da görev yapacaktım; geri kalan zamanda da Gökser Makina’daki işlerimi yürütecektim. OSSA’daki görevim de koordinasyon ve OSSA’yı etkin bir platform hâline getirmek olacaktı. Başlayınca gördüm ki OSSA, doğru çalıştırıldığı takdirde, Türkiye’ye ve KOBİ’lere çok büyük faydası olacak bir sivil toplum örgütü. Sonuçta ben de 30 yıllık bir KOBİ’den geliyorum. Geçmişte, KOBİ olarak; devlet kurumlarından, üniversitelerden, diğer sektör oyuncularından hizmet olarak neyi alamadıysam, OSSA için bu hizmetleri oluşturmaya çalıştım. “Şöyle bir kurum olsa da bana yardım etse.” dediğim her şeyi, OSSA’da tüm KOBİ’ler için yapmaya çalıştım. Bu, Türkiye için gerçekten çok önemli idi. Çünkü KOBİ’ler, bir ülkenin gerçekten yapıtaşlarıdır. KOBİ’ler olmadan, sadece Türkiye değil hiçbir ülke, gelişemez ve büyüyemez. Orhan Aydın’ın 2011’de bana teslim ettiği bayrağı, zamanı gelince, güzel bir seviyeden ona geri verdim. Bu süre içerisinde, OSSA’da güzel bir sistem kuruldu. Bu sistem sayesinde, Ekonomi Bakanlığının URGE projeleri, tam anlamı ile ilk kez OSSA’da hayat buldu. OSSA bu çalışmaları hayata geçirdikçe, birçok insan, şunu gördü: “Bu URGE tebliği, gerçekten KOBİ’yi geliştirmek için yapılmış bir sistem; biz de bunu kuralım.”

Bayrağı teslim aldığımda, üye sayımız 62; teslim ettiğimde ise 174 olmuştu. Başladığımda, OSSA’yı yurt dışında kimse bilmiyordu. Ama şu an, yurt dışında, savunma ve havacılık konusunda Türkiye’de KOBİ’lerle işi olan herkes, Türkiye’de güçlü bir KOBİ alt yapısı olduğunu biliyor. OSSA’nın üyelerinin ihracatı, %107 arttı. Şu anda, sivil havacılık alanında yapılan anlaşmaların değeri, 90 milyon dolar civarında. Tamamen OSSA sayesinde oldu bunlar. Çok güzel bir iş ağı kurduk. Artık herkes OSSA’yı biliyor, KOBİ’leri biliyor. Türkiye’de KOBİ’lere, kümelenmelere bakışı da değiştirdik. Artık ana yükleniciler de farklı bir gözle bakıyorlar. Dolayısı ile böyle güzel bir seviyede bayrağı teslim ettim. Bundan sonra göreve gelecek her yönetim kurulunun da çok çaba sarf edilerek oluşturulan bu sistemi idame ettirmek için elinden geleni yapacağına eminim.

Ama baktığınızda, orası bir sivil toplum örgütü; herhangi bir kişinin, zümrenin, firmanın öne çıktığı bir yer olmamalı diye düşünüyorum. Dolayısıyla ben de özellikle Gökser Makina’nın ortağı olduğumu, bir şirketim olduğunu hiç öne çıkartmadım ve oraya gelen bütün taleplerde, kendi firmam haricindeki OSSA firmalarını öne çıkarttım. Sadece Ar-Ge projelerini yazma konusunda Gökser Makina’ya yardımcı oldum bu süreç içinde. Bence doğrusu da buydu; ama bu yaklaşımın bile insanlara farklı geldiğini de gördüm. Aslında bu yüzden de OSSA’dan ayrılıp bir şirket kurduğum düşünülüyor. Hâlbuki Gökser Makina vardı; ben öne çıkması için değil çıkmaması için çaba gösterdim. OSSA Koordinatörü görevim sona erdiğine göre de artık öne çıkarabilirim. Soranlara diyorum ki: “Evet, yeni bir şirket kurdum, 30 yıl kadar önce.”

 

Gökser Makina Genel Müdürü Hilmi Ünal, Proje Müdürü Hilal Ünal ve Genel Müdür Yardımcısı Serhat Ünal’a, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdıkları ve verdikleri bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

 

Söyleşinin, dergimizde yayımlanan haline ulaşmak için:

MSI_Dergisi_Sayi_145_62_71_Gokser_Makina_Soylesi.pdf

1,420 toplam görüntüleme, 3 bugünkü görüntüleme