Söyleşi: GTÜ Rektörü ve ASELSAN Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Haluk Görgün – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: GTÜ Rektörü ve ASELSAN Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Haluk Görgün

8 Haziran 2017

“ASELSAN Yönetim Kurulu Üyeliğim, mevcut bağın güçlenmesine ve bu güç birliğinin ülke sanayisine katma değerinin pekişmesine yardımcı olacak.”

 

Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ), savunma ve havacılık sektörüne yönelik çalışmaları ile son dönemde üniversite ekosisteminin öne çıkan üyelerinden birisi oldu. GTÜ Rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün’ün ASELSAN Yönetim Kurulu Üyesi olması ile GTÜ-sektör ilişkileri de yeni bir boyut kazandı. Prof. Dr. Görgün ile GTÜ’nin sektör ile ilgili çalışmalarının son durumunu ve yeni görevi ile ilgili değerlendirmelerini konuştuk.

 

Ümit BAYRAKTAR: Hocam, sizinle 2016 yılında, MSI Dergisi’nin Mayıs sayısı için söyleşi yapmıştık. Aradan geçen sürede, üniversitedeki göreviniz devam ederken, savunma sanayimizin amiral gemisi ASELSAN’ın Yönetim Kurulu Üyeliği’ne seçildiniz. Hâlihazırda, GTÜ’nün, Türk savunma ve havacılık sanayisindeki rolünü, sizden dinleyebilir miyiz?

Prof. Dr. GÖRGÜN: Savunma ve havacılık sanayisi projelerine, üniversitelerin, danışmanlık düzeyinde katkı vermeleri, son 10-15 yıl içinde sık olarak rastladığımız bir durum. Üniversitelerin, “çözüm ortağı” rolünü üstlenmesi ile üniversitelerdeki birikimin, daha etkin ve verimli kullanılmasının yolunun açılacağını değerlendiriyorum. Savunma ve havacılık projelerinde, üniversitelerin, bir veya daha fazla iş paketinin sorumluluğunu üstlenip projeye olan katkısını, danışmanlık düzeyinin çok ilerisine taşıması gerektiğini düşünüyorum. Böylece, hem üniversitelerin sektöre olan katkısının artacağına hem de çok arzulanan; fakat gerçekleştirmesi kolay olmayan, “üniversite-sanayi iş birliği” hedefine, bu kültürü oluşturma ve yaygınlaştırma çabalarına doping etkisi yaratılacağına inanıyorum.

Bu görüş doğrultusunda, GTÜ olarak, savunma ve havacılık sanayisini, üniversitemizin odak araştırma alanları içine aldığımızı ve bu öncelikli alanda araştırmalarımızı yoğunlaştırdığımızı; bilim insanlarımızı ve araştırmacılarımızı, bu disiplinler arası alana yönlendireceğimizi ve teşvik edeceğimizi ifade etmiştim. Bu doğrultuda, Savunma Teknolojileri Enstitümüzü kurarak, ciddi bir yapılanma süreci içerisine girdik. Mevcut durumda, sektörün bazı projelerinde, iş paketi sorumluluğunu üstlenerek, ortak statüsü ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yüksek lisans ve doktora öğrencilerimizin tez konularının seçiminde, savunma ve havacılık teknolojilerinde, ülkemizin öncelikli ihtiyaçlarını dikkate alıyoruz. Birkaç sene içinde gündeme gelme potansiyeli olan projelerde karşılaşılacak bilimsel ve teknolojik zorluklara çözüm üretmek için, gerekli araştırma altyapısını oluşturma gayreti içindeyiz. Gençlerimize ve hocalarımıza, bu sektöre çözüm üretecek, kendi şirketlerini kurmaları yönünde desteklerde bulunuyoruz.

Tabii ben de çalışmalarımı sürdürüyorum. Doktora ve doktora sonrası çalışmalarımda, yurt dışında, özellikle enerji kaynaklarının savunma teknolojilerine adaptasyonu ve kontrol algoritmalarının geliştirilmesi konularını çalıştım. Örneğin, hidrojen enerjisi ve yakıt pilleri konusunda, insansız hava araçları (İHA)’nda, denizaltılarda ve uzay araçlarında kullanılacak, iki geçişli sistemler üzerine çalışmalarım oldu. Telsiz bataryalarının dönüşümü, yine bu konular arasındaydı. ASELSAN da öğrencilik yıllarımdan beri özel olarak izlediğim, mesleki olarak çalışmalarını gururla ve heyecanla takip ettiğim bir kurum olmuştur.

 

Ümit BAYRAKTAR: Size, GTÜ Rektörü olarak bir soru yöneltmek istiyoruz. Bir önceki söyleşimizde; “…Üniversitenin araştırma etkinliklerinin ana eksenine, savunma ve havacılık teknolojilerini koyuyorum. Savunma ve havacılık teknolojileri denildiğinde, GTÜ’nün akla gelmesini; GTÜ’nün iyi bir çözüm ortağı olarak görülmesini; GTÜ ile sürprizlerin yaşanmayacağına dair farkındalık oluşmasını ve güvenilir çalışmaların yapılacağının bilinmesini; dahası, GTÜ’nün sektöre katkıda bulunacak bir üniversite olarak görülmesini hedefliyorum.” şeklinde bir ifadeniz olmuştu. Bu doğrultuda, GTÜ’nün savunma ve havacılık alanındaki çalışmalarının son durumunu özetler misiniz? Geride kalan 1 yılda, bu hedef doğrultusunda ne gibi gelişmeler kaydettiniz?

Prof. Dr. Haluk Görgün: Savunma ve havacılık teknolojileri, kuruluşundan beri GTÜ’nün öncelik verdiği konulardan biri oldu. Üniversitemiz öğretim üyeleri, gerek bilimsel gerekse sanayi ile ortaklaşa pek çok çalışma yapıyor, proje yürütüyor. Bunlar arasında öne çıkan çalışma ve projelere örnek vermek gerekirse:

  • Dr. Ali Ata ve ekibi, Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Bölümü bünyesinde, ASPİLSAN ile grafen ve türevlerinin, yeni nesil lityum bataryalarda, performans arttırıcı malzeme olarak kullanılması ve güneş enerjisinin, lityum iyon bataryalarda, düşük hacim ve yüksek performans ile depolanabilmesi amacıyla çalışmalar yürütüyorlar. Yine aynı ekip tarafından, ROKETSAN ile tek kullanımlık, hafif ve yüksek güç yoğunluklu yakıt hücreleri üzerine de görüşmeler yapılıyor.
  • Dr. Sedat Alkoy’un sorumluluğunda, Malzeme Bilimi ve Mühendisliği Bölümü bünyesindeki Bilişim Malzemeleri ve Aygıt Teknolojileri Araştırma Grubu’nda, sonar sistemlerinde kullanılan piezoelektrik esaslı malzemeler üzerine bilimsel araştırmalar yapılıyor. Ayrıca sonar sistemlerinin, su içerisinde çalışan ve “wet-end” olarak bilinen aktif dönüştürücü aygıtlarının, sonlu elemanlar yöntemiyle tasarımı, geliştirilmesi, elektriksel ve akustik karakterizasyonu konularında, uygulamalı çalışmalar da sürdürülüyor. Bu çalışmalarda, son kullanıcı olarak yer alan ASELSAN ve Koç Bilgi ve Savunma gibi savunma sanayisi firmaları ile ortak çalışmalar yürütülüyor.
  • Doç. Dr. İlyas Kandemir’in sorumluluğunda, Makine Mühendisliği Bölümü bünyesinde, İHA tasarımına ilişkin çalışmalar devam ediyor. Ayrıca İHA’larda kullanılan yakıt hücrelerine ilişkin, Kale Havacılık ile ortaklaşa proje gerçekleştiriliyor.
  • Doç. Dr. Fatih Erdoğan Sevilgen’in sorumluluğunda, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü bünyesinde, bir Savunma Teknolojileri ve Simülasyon Laboratuvarı mevcut. Bu laboratuvarda, askeri eğitimlerde kullanılmak üzere geliştirilen bir Çalışma Alanı Modellemesi ve Simülasyonu (WAMSIM) projesinde; tank, roket, uçak ve bomba gibi gerçek savaş birimleri, dağıtık simülasyon sisteminde simüle ediliyor. Ayrıca, yerli İHA’lar için, NATO standartlarına uygun, modern algoritma ve yazılımlar geliştiriliyor.
  • Elektronik Mühendisliği Bölümü bünyesinde kurulmuş olan Açık Saha Elektromanyetik Laboratuvarı (ASEMLAB)’nda ise radar sistemlerine ilişkin uygulamalı ve teorik araştırmalar sürdürülüyor.
  • Dr. Serkan Aksoy’un liderliğinde, Elektronik Mühendisliği Bölümü bünyesinde; su altı akustik dalga yayılımı, radar kesit alanı hesaplamaları gibi doğrudan savunma ve havacılığı ilgilendiren ileri konularda çalışmalar yürütülüyor.
  • Doç. Dr. Abdulkadir Balıkçı’nın sorumluluğunda, Elektronik Mühendisliği Bölümü bünyesinde sürdürülen çalışmalarda ise elektromanyetik fırlatıcılar konusunda çalışılıyor.

Bu anılan çalışmalardan bir kısmı, TÜBİTAK ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından sağlanan bilimsel araştırma destekleri ile yürütülürken bir kısmı ise doğrudan savunma sanayisi firmalarının desteği ve ilgisi ile devam ediyor. Çalışmaların bir kısmı patente dönüşürken, bir kısmı kurulan spin-off şirketler vasıtasıyla ticari ürünleşmeye kadar ulaştı.

 

Ümit BAYRAKTAR: Gazi Üniversitesi ile Eklemeli İmalat Teknolojileri Araştırma ve Uygulama Merkezi kurulmasını konu alan bir protokol imzaladınız. Bu merkezin kurulma çalışmaları ile ilgili bilgi verebilir misiniz? Bu konuda sektör firmalarından beklentileriniz var mı?

Prof. Dr. Haluk Görgün: Yeni nesil imalat teknolojilerinden olan eklemeli imalat (Additive Manufacturing), birçok ince tabakanın üst üste serilerek malzeme eklenmesiyle parça üretiminin yapıldığı bir teknoloji. Günümüzde, havacılık, otomotiv ve medikal endüstrilerinde, bu teknoloji ile metal parçaların üretim ve kullanımının yaygınlaştırılması yönünde çalışmalar, yoğun bir şekilde sürdürülüyor. Gazi Üniversitesinin öncülüğünde, Kalkınma Bakanlığına önerilen altyapı projesi ile geleceğin imalat teknolojisi olarak nitelendirilen bu alanda; ülkemizin rekabet gücünü arttırması, ilgili teknolojilerin geliştirilmesi ve katma değeri yüksek, özgün teknolojik ürün ve bilgi üretilmesi amaçlanıyor. Bunun için, Eklemeli İmalat (3D Printing) Teknolojileri Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin, 3 yılda kurulması planlanıyor. Ayrıca kurulan yurt dışı akademik iş birlikleri sayesinde, Avrupa Birliği çerçeve programlarına ve ikili iş birliği programlarına, özellikle bu konuda ortak araştırma projelerinin hazırlanması ve ortak doktora derecesi verilebilmesini sağlayacak, eğitim-araştırma altyapısının oluşturulması hedefleniyor.

Bu kapsamda, projenin, ülke hedefleri ile uyumlu şekilde sürdürülebilmesi amacıyla araştırma merkezinin kurulumunda ve altyapıyı oluşturacak ekipman seçiminde, başta ülkemiz havacılık ve savunma sanayisinin ihtiyaçları olmak üzere, merkezin kurulacağı bölgedeki organize sanayi bölgelerindeki kuruluşların, üretim ve ekipman beklentileri dikkate alınacak. Araştırma Merkezi kurulduktan sonra, projeyi destekleyen kuruluşların beklentileri ve bölgedeki makina imalat sektörü firmalarının potansiyelleri de dikkate alınarak, havacılık ve savunma sektörü ile makina imalat sektörüne yönelik özgün tasarımların geliştirilmesi ve parça üretimlerinin yapılabilir hâle gelmesinin sağlanması hedefleniyor.

 

4’üncü Nesil Üniversite

Ümit BAYRAKTAR: Söyleşimizde, “Savunma ve havacılık, disiplinler arası bir konu ve disiplinler arası çalışmayı gerektiriyor.” demiştiniz. Geride kalan dönemde, GTÜ, disiplinler arası çalışmaları teşvik etmek ve arttırmak için neler yaptı?

Prof. Dr. Haluk Görgün: En çok önemsediğimiz işlerin başında, disiplinler arası çalışmaları desteklemek ve teşvik etmek var. Disiplinler arası çalışmalara, gerek yeni lisansüstü programlar açarken gerekse araştırma laboratuvar ve projelerini desteklerken özen gösteriyoruz. Biliyoruz ki 3’üncü nesil üniversitelerden 4’üncü nesil üniversitelere geçiş, disiplinler arası çalışmalara önem ve yön veren üniversitelerce yapılacak. Bunu başaran üniversiteler de “4’üncü Nesil Üniversite” olarak anılacak.

Sorunuzla alakalı olarak, üniversitemizde, disiplinler arası bir ekosistemin oluşmasını destekleyen çalışmalarımızdan kısaca bahsetmek istiyorum. Bu kapsamda, son dönemde açtığımız araştırma enstitüleri ve lisansüstü programlardan bazılarını şöyle sıralayabilirim: Savunma Teknolojileri Enstitüsü, Enerji Teknolojileri Enstitüsü, Nanoteknoloji Enstitüsü, Biyoteknoloji Enstitüsü. Ayrıca Fen Bilimleri Enstitüsü çatısı altında, hâlihazırda açtığımız disiplinler arası programların örnekleri ise; Şişecam ile birlikte yürüttüğümüz Cam Bilimi ve Teknolojileri Yüksek Lisans Programı, Nanobilim ve Nanoteknoloji Yüksek Lisans Programı ve Biyoinformatik Yüksek Lisans Programı’ndan oluşuyor. Üniversitemizde, bilimsel araştırma projeleri (BAP) fon bütçemizi de özellikle disiplinler arası projeleri desteklemek üzere kullanıyoruz.

Bu enstitülerimizde, özellikle savunma ve havacılık teknolojileri alanında çalışan öğretim üyelerimiz, geliştirilen teknolojilere, kendi uzmanlık alanlarına göre katkı veriyor. Bu tür disiplinler arası projelere örnek vermek gerekirse:

  • Hava Kuvvetleri Komutanlığı ile devam eden Sürü İHA (Swarm UAV) projemiz bulunuyor. Bu projede, Sürü İHA’ların bütün aksamlarını geliştiren, 6 farklı alanda çalışan 6 tane öğretim üyemiz ve laboratuvar ekipleri görev yapıyor. İHA’nın platform kısmını, Makine Mühendisliği Bölümü; haberleşme ve konumlandırma algoritma ve yazılımlarını, Bilişim Teknolojileri Enstitüsü; bilgisayarla görme, görüntü işleme, kumanda ve kontrolün yanı sıra güzergah ve rota tanımlama ile simülasyon kısımlarını, Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyelerimiz ve ekipleri geliştiriyor. Görüldüğü üzere, farklı disiplinlerden gelen bu ekiplerimiz, bir İHA’yı, baştan sona geliştirebilen bir yetkinliğe sahip.
  • Yine aynı ekip, Bilişim Teknolojileri Enstitüsü bünyesinde devam eden, Otonom Araç projesinde birlikte çalışıyorlar. Bu projede, TÜBİTAK tarafından üniversitemize hibe edilen bir golf aracı modifiye edilerek, otonom araç hâline getiriliyor. Bu kapsamda; LIDAR, sensörler ve kameralar aracılığı ile araca otonom özellik eklenmesi planlanıyor. Aracın yolda otonom bir şekilde hareket edebilmesi için gereken elektro-mekanik kabiliyetler ve yazılımlar, bu ekibimiz tarafından geliştiriliyor. Proje sonunda geliştirilecek otonom araç, savunma sektöründe, özellikle de sınır güvenliği için kullanılabilecek.

Üretilen projelerin yanı sıra bu alandaki farkındalığı arttırmak ve disiplinler arası iş birliğini desteklemek üzere, çeşitli etkinliklere de ev sahipliği yapıyoruz. Örneğin:

  • 1’inci Uluslararası TÜBİTAK İHA yarışması, kampüsümüzde gerçekleşti. 80 takımın, bir hafta boyunca yeteneklerini sergilediği bu organizasyon, üniversitemizde gerçekleştirilen en kapsamlı organizasyon olarak kamuoyunda dikkat çekti. Diğer üniversitelerin bu alandaki aktif öğretim üyeleri, kampüsümüze geldiler; teknolojideki faklı çözümleri tartıştılar.
  • Uluslararası Sürdürülebilir Havacılık Derneği (SARES) iş birliği ile gerçekleştirilen, Sürdürülebilir Havacılık Araştırmaları Çalıştayı’na da ev sahipliği yaptık.

 

Ümit BAYRAKTAR: GTÜ, 11 Kasım 2015’te; ASELSAN, BMC, FİGES, HAVELSAN, İstanbul Shipyard, ROKETSAN, STM, TEI ve TUSAŞ ile imzaladığı protokollerle SAYP (Savunma Sanayii İçin Araştırmacı Yetiştirme Programı) kapsamına dâhil oldu. Program kapsamındaki çalışmalarınızın son durumu hakkında bilgi verir misiniz?

Prof. Dr. Haluk Görgün: SAYP imzaladığımız tüm şirketler ile yakın temas hâlindeyiz. ROKETSAN ve ASPİLSAN ile yürüttüğümüz çalışmalardan bahsetmiştim. Bunlara ek olarak, TEI ile sürdürdüğümüz ortak çalışmalar var. HAVELSAN ile “Artırılmış ve Sanal Gerçeklik Tabanlı Deniz Gözetleme Sistemi (ASGER)” başlıklı bir SAYP projesi hazırladık. ASGER sistemi, askeri su üstü platformlarında, tanımlanmış deniz resmini arttırılmış gerçeklik (AG) teknolojisini kullanarak, kullanıcıya, etkileşimli olarak sergileyecek. Sistemin etkinliği ve kullanıcı deneyimine katkısı ölçülerek, mevcut 2 boyutlu sistemlerle karşılaştırılacak. Bu karşılaştırma sonunda, AG tabanlı sistemlerin, uygulamada, durumsal farkındalığın arttırılmasına yaptığı katkı belirlenecek.

ASELSAN ile de somutlaştırmaya çalıştığımız projelerimiz olacak. Özellikle konumlama, hololens görüntüleme ve akustik konularında SAYP projeleri başlatmaya çalışıyoruz.

 

Ümit BAYRAKTAR: GTÜ’nün Yer ve Deniz Araştırmaları Enstitüsü’nün faaliyetleri hakkında neler söyleyebilirsiniz? Sektör ile yürütülen projeler var mı?

Prof. Dr. Haluk Görgün: Yer ve Deniz Araştırmaları Enstitüsü, henüz aktive etmediğimiz; ancak ilk etapta faaliyete geçirdiğimiz enstitülerimizin hemen ardından, ikinci etapta aktive etmeyi planladığımız enstitülerimizden biri. Henüz aktif olmamakla birlikte, gerek deprem araştırmaları gerekse jeodezi alanında hâlihazırda sürdürülen çalışmalar, bu enstitümüz için sağlam bir zemin hazırlıyor.

 

Sinerji Artacak

Ümit BAYRAKTAR: Sektör ile çok yakın ilişkileriniz sayesinde, sektöre, üniversite kimliğinin dışında bir gözlükle de bakma fırsatınız oluyor. Siz, Türk savunma ve havacılık sektörünün mevcut durumunu nasıl görüyorsunuz? Bu kapsamda, GTÜ’ye, önümüzdeki süreçte düşen görevlerin neler olduğunu düşünüyorsunuz?

Prof. Dr. Haluk Görgün: Savunma sanayisi, hayati oranda elzem olan birkaç sektörden biri. Bu nedenle millileştirilmesi önemli bir ihtiyaç. Havacılık sanayisi de en ileri teknolojilerin geliştirilmesini ve kullanılmasını gerektiriyor. Sektörün sivil ve askeri uygulamaları, bütün sektörlerin şekillenmesinde ciddi rol oynuyor. Ülkemiz için, yalnızca maddi açıdan bakılırsa günümüzde, savunma ve havacılık sanayimizin üretimi, yıllık 5 milyar doları aştı ve bunun 2 milyar dolara yakın kısmı, ihracattan kaynaklanıyor. Bu rakamların giderek artması, zincirleme tepkime etkisi ile birçok sektörü de olumlu etkileme potansiyeline sahip.

Havacılık, ağırlığı düşürmek için, en düşük emniyet katsayılarını gerektirdiği için, üst seviyede tasarım ve analiz yetisi gerektiren bir sektör. Bir ticari hava aracının bakımı için uygulanan prosedürler, insan vücudu için uygulansa muhtemelen bütün tehlikeli hastalıkların henüz başlangıç aşamalarında tespiti ve dolayısıyla düşük maliyetle ve kolayca tedavisi mümkün olurdu. Ayrıca havacılık sisteminin keskin etik anlayışı da prosedürlerine yansıyor. Sadece bu açılardan yaklaşıldığında, havacılığın diğer sektörleri irşat etmesi de bu çok disiplinli (multidisipliner) çalışmaların sayesinde olabilecek.

Bu tabloda GTÜ, gelişen savunma ve havacılık projelerinin ve kuluçka merkezlerinin kesişim noktalarına yakınlığının yanı sıra yetkin öğretim elemanlarının varlığı ile çok ciddi bir fırsat ve potansiyel ile ortaya çıkıyor. Bu alanlardaki, gerek akademik personel gerekse mühendis yetiştirme görevine soyunmakla kalmayıp üstün teknoloji içeren projelerle uygulamaya katkıda bulunmak da GTÜ’den beklenmesi gereken görevlerden.

Savunma ve havacılık sanayisi, üst seviyede çok disiplinli çalışmalar gerektiriyor. GTÜ, yatay yapılanmasındaki başarı ile bugüne kadar gerekli olan çok disiplinli çalışma ortamını, öğretim üyelerine sağladı. Bu doğrultudaki programlarla ve projelerle, bu çalışmalara devam etmesi beklenmelidir. Bu bağlamda, GTÜ’nün büyük misyonunun, bu çeşit çok disiplinli çalışma yapma yeteneği olan akademik ve üniversite-sanayi iş birliği takımları oluşturma ve geliştirme üzerinde yoğunlaşmayı gerektirdiği açıktır.

GTÜ olarak, savunma teknolojilerindeki etkinliğimiz ve yetkinliğimiz açısından paylaşmak isterim ki; ASELSAN Yönetim Kuruluna seçilmemle beraber, öğretim üyelerimiz, 3 diğer önemli TSKGV şirketine seçildi: GTÜ’lü öğretim üyeleri; ROKETSAN, ASPİLSAN ve TEI’nin Yönetim Kurullarında yerlerini aldılar. İnsan kaynağı olarak, Türkiye’nin önemli kurumlarına destek oluyoruz ve olmaya devam edeceğiz. Örneğin; TÜBİTAK Başkanı, GTÜ’de uzun yıllar çalışmış, araştırmalar yapmış bir bilim insanı; TÜBİTAK başkan yardımcılarından biri yine GTÜ öğretim üyesi; TÜBİTAK’ın bir araştırma enstitüsünün başında, yine GTÜ’lü öğretim üyesi var: BİLGEM Başkanı, GTÜ Bilgisayar Mühendisliği öğretim üyesidir. Bu sıraladığım öğretim üyeleri, GTÜ Yönetim Kurulunun görevlendirmeleri ile bulundukları pozisyonlarda görev yapıyorlar. Özetle GTÜ, kıymetli bir insan kaynağı pınarıdır.

 

Ümit BAYRAKTAR: ASELSAN Yönetim Kurulu Üyeliği görevinizin, GTÜ ve ASELSAN ilişkisine ne gibi yansımaları olacak?

Prof. Dr. Haluk Görgün: GTÜ ve ASELSAN iş birliği, üyeliğim öncesinde de hayata geçmiş bir olgu. Zira savunma teknolojileri, tekraren ifade ettiğim üzere, üniversitemizin öncelikli araştırma alanlarının başında geliyor. Dolayısıyla bu iki kurum arasında, stratejik ve güçlü bir hedef birliği olduğunu söyleyebiliriz. GTÜ; proje yapmayı, üretmeyi, yenilik getirmeyi seven bir üniversite. GTÜ, nitelikli insan kaynağına sahip ve ülkemizin ihtiyaçları doğrultusunda, araştırmacı bilim insanı yetiştiren bir üniversite. Dolayısıyla sinerjinin zirveye ulaşacağını ümit ettiğim bir üniversite-sanayi iş birliği olacak. Bununla birlikte, elbette ki üyeliğim, mevcut bağın güçlenmesine ve bu güç birliğinin ülke sanayisine katma değerinin pekişmesine yardımcı olacak.

 

Ümit BAYRAKTAR: ASELSAN’ın geleceği ile ilgili öngörüleriniz var mı?

Prof. Dr. Haluk Görgün: Bu soruya, ASELSAN’ı biraz daha tanıdıktan sonra cevap verirsem daha sağlıklı olacağını düşünüyorum. ASELSAN, BİST100 içinde indekslenen ve her geçen yıl, kendini geliştirerek büyüyen bir şirket. Gururumuz ve heyecan kaynağımız… İnanıyorum ki ASELSAN; ihracat rakamlarını yükselten, uluslararası satış yaptığı ülke sayısını arttıran, asıl gelir ve müşteri kaynağı uluslararası pazar olan bir şirket konumunda olacak. İhracatı 200 milyon doların üzerinde olan, birlikte büyüdüğü şirketleri yetiştiren bir şirket olacak.

 

Ümit BAYRAKTAR: Hocam, eklemek istediğiniz başka bir konu var mı?

Prof. Dr. Haluk Görgün: İlgi ve hassasiyetinize teşekkür ederim.

 

GTÜ Rektörü ve ASELSAN Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Haluk Görgün’e, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

 

Söyleşinin, dergimizde yayımlanan haline ulaşmak için:

http://www.milscint.com/tr/files/2017/06/98_103_144-idef2017-GTU-rektor-soylesi-tr.pdf

722 toplam görüntüleme, 4 bugünkü görüntüleme