Söyleşi: HAVELSAN Genel Müdürü ve CEO’su Ahmet Hamdi Atalay – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: HAVELSAN Genel Müdürü ve CEO’su Ahmet Hamdi Atalay

16 Ağustos 2016
siteye

HAVELSAN Genel Müdürü ve CEO’su Ahmet Hamdi Atalay’ın, MSI Dergisi’nin 129’uncu sayısında yayımlanan söyleşisinin tam metnine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

HAVELSAN, kuruluşunda yüklendiği misyonla siber güvenlik konusunda teknoloji, ürün ve hizmetler geliştirmek için önemli faaliyetler yürütüyor. Bu faaliyetlerin odak noktasında, resmi açılışı Mart ayında yapılması planlanan, HAVELSAN Siber Savunma Teknoloji Merkezi (SİSATEM) bulunuyor. HAVELSAN Genel Müdürü ve CEO’su Ahmet Hamdi Atalay ile HAVELSAN’ın siber güvenlik konusuna yaklaşımını ve SİSATEM’in faaliyetlerini konuştuk.

MSI Dergisi: Ahmet Bey, öncelikle siber güvenlik konusu ile ilgili genel bir değerlendirme yapabilir misiniz? Sizin bakış açınızdan konunun Türkiye için önemi nedir? Neden HAVELSAN bu alanda yoğun bir şekilde faaliyet gösteriyor?

Ahmet Hamdi ATALAY: Siber güvenlik konusu, özellikle son yıllarda çok popüler oldu. Bu durum, siber güvenlik konusu adına olumlu bir şey gibi gözükse de aslında bu popülerlik, siber tehditlerin artmasından kaynaklanıyor. Siber tehditlerin kaynakları çok farklılaştı; siber saldırı yapmak ve tehdit oluşturmak o kadar kolaylaştı ki bu durum, bugüne kadar bilinen bütün güvenlik ve savunma konseptlerinin gözden geçirilmesini zorunlu kıldı. Siber güvenlik artık ülkeler için ulusal güvenliğin en önemli unsurlarından biri hâline gelmiştir.

“Siber tehditleri yaratanlar kimler?” denildiğinde, 4 grup ortaya çıkıyor. İlki, “yaramaz çocuklar”. Sonra bunlar örgütlenerek -“Anonymous” gibi- ikinci grubu “hacktivist”leri oluşturdular. Bunların arasında birbirini tanıyanlar var, tanımayanlar var. Dünyanın çok farklı yerlerinden insanlar bir şekilde motive olup birlikte saldırılar gerçekleştiriyorlar. Üçüncü grup, “suç örgütleri”. Artık siber tehditler ve saldırılar aracılığı ile suç işlemek de kolaylaştı ve bazı kötü niyetli suç örgütleri, siber suçlardan önemli maddi kazançlar elde eder hâle geldi. Siber suçların küresel maliyeti 500 milyar dolarlar mertebesinde hesaplanıyor. Dördüncü ve giderek en kritik hâle gelen, “devlet destekli” tehdit ve saldırılar. Bunlar bazen, “siber savaş” olarak da nitelendiriliyor. Aslında saydığımız bu 4 kategorideki tehdit kaynaklarının arkasındaki güçler çok farklı olmakla birlikte, yaratabildikleri olumsuz etki neredeyse aynı. “Yaramaz çocuklar” diye nitelendirdiklerimiz bile bazen öyle büyük bir tehdit oluşturabiliyorlar ki, devlet destekli saldırılardan geride kalmıyorlar. Geleneksel savunma ve güvenlik konseptinin sorgulanmasına neden olan durum da bu. Basit bir yazılımla kritik bir tesisin susturulması mümkün. Bunu, meraklı ve amatör birisi de yapabiliyor. Bu tür olayların sayısı, gün geçtikçe de artıyor. Burada asimetrik bir durumla karşı karşıyayız. Tehdit ve olası tehdidi savunma için harcanan eforlar orantılı değil.

Bugüne kadar geliştirilmiş olan savunma ve güvenlik konseptlerinden ve anlayışlarından çok daha farklı yaklaşımlar sergilememiz gerekiyor. Bunların en başında da “Hattı müdafaa yok, sathı müdafaa var.” prensibi geliyor. Neredeyse bütün kurum, kuruluş ve insanlar, “siber evren” diyebileceğimiz küresel bir ağ ile bağlantılı. Siber evrende, bugünlerde 15 milyar nesnenin bağlı olduğu; 2020 yılında ise 50 milyar nesnenin bağlı olacağı söyleniyor. Artık her şey bir iletişim ve bilişim şebekesinin bir parçası hâline gelmiş vaziyette; dolayısı ile bir şekilde erişilebilir durumda. Bir şekilde erişilebilir durumda olan her şey de tehditlere açık hâle geliyor. O yüzden diyoruz ki hattı müdafaa ile yani sadece kendinizi koruyarak, sadece bulunduğunuz kurumu koruyarak güvende olamazsınız. Bütün sathı -ki bu satıh bütün Türkiye’dir- korumanız gerekiyor. Hatta bazen bir ülkenin korunması bile yeterli olmuyor; uluslararası iş birliği ile alınan tedbirler de çok önemli.

Klasik güvenlik anlayışında, bir güvenlik cihazına sahip olduğunuzda, kendinizi güvende hissedebilirsiniz; ama siber güvenlikte, böyle bir durum söz konusu değil. Siber güvenlikte, bu cihazın kendisi de sizin için bir tehdit oluşturabilir ya da bir tehdide kapı açabilir. O yüzden, hep söylediğimiz gibi; siber güvenlik ancak her şeyine hâkim olduğunuz, özgün ve milli ürünlerle sağlanabilir.

Siber güvenlik; yaptığımız iş itibarıyla, temel yetkinliklerimiz itibarıyla, bir bilişim ve yazılım şirketi olan HAVELSAN’ın işinin doğal bir uzantısı. Biz, yazılım yoğun ve bilişim teknolojilerini kullanarak müşterilerimize ürün ve çözümler geliştiriyoruz. Bu ürün ve çözümlerde siber tehditlere karşı önlem almak da işimizin doğal bir parçası. Siber güvenlik tedbirlerini, zaten bugüne kadar geliştirdiğimiz çözümlerimizin içinde gömülü olarak alıyorduk. Konu artık çok özel bir hâle gelince, sadece geliştirdiğimiz ürün ve çözümlerin içine bunları gömmek yetmiyor. Bunları bağımsız ürünler hâline getirme ihtiyacı ortaya çıktı. Biz de HAVELSAN olarak; işimizin doğal bir uzantısı olduğu için, yıllardır oluşturduğumuz birikim ve tecrübe olduğu için ve bütün dünyada olduğu gibi, Türkiye’de de önem kazanan bir alan olduğu için siber güvenliği, stratejik bir faaliyet alanı olarak belirledik. Bu hem Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM)’nın stratejik planlarına ve projeksiyonlarına uygun hem de Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV)’nın şirketleri için belirlediği strateji ve iş bölümüne uygun bir belirleme.

MSI Dergisi: Bir silahlı kuvvetin sahip olduğu teçhizat ya da asker sayısı gibi parametrelere bakılarak, ilgili kuvvetin dünyadaki yeri ile ilgili değerlendirmeler yapılabiliyor. Siber güvenlik açısından böyle bir değerlendirme yaparsak Türkiye’yi nerede görürüz? HAVELSAN, Türkiye’yi nereye taşıyabilir?

Ahmet Hamdi ATALAY: Böyle bir kategorizasyon yapmanın, siber güvenlik için çok mümkün olmadığını düşünüyorum. Klasik güvenlik araçları açısından bakarsak kullanılan platform ve teçhizat sayılarını üstünlük olarak nitelemek anlamlı olabilir. Ama siber güvenlikte, benim şu kadar güvenlik duvarım var, şu kadar kod çözme kabiliyetim var demeniz bir anlam ifade etmez. Örneğin, o güvenlik duvarlarına hâkim değilseniz onlar sizin için aynı zamanda bir zafiyet kaynağı olabilir.

Türkiye’nin dünyadaki yeri nedir diye bakarsak; bizim seviyemizdeki ülkelerden geride olmadığımızı söyleyebilirim. Diğer yandan, en önde olduğumuz da söylenemez. Eksiklerimiz var mı var; ama dünyadaki bütün ülkelerin, en iyisi olduğunu iddia edenlerin de eksikleri var. Çünkü bugün lise öğrencisi seviyesindeki birisi bile siber tehdit oluşturabiliyor. Küresel iş birlikleri olmadan, belli bir takım teknolojilerin, standartların, uygulama pratiklerinin bütün dünya için geçerli hâle gelmesini sağlamadan, bunların hepsine tedbir alabilmek; %100 güvenli olmak mümkün değil.

Eksiklikleri ve aksaklıkları olsa da dünyada siber güvenlik strateji belgesini hazırlamış, eylem planını belirlemiş ve uygulamakta olan az sayıda ülkeden birisiyiz. Bir Siber Güvenlik Kurulumuz var. Bunlar her ülkede olan şeyler değil.

Teknolojik seviyeye gelince… Siber güvenlik alanında teknolojilerin sonu yok. “Şunları yaparsam her şey tamamdır.” diyebileceğiniz bir nokta yok. Tehdit ve saldırılarda teknikler sürekli gelişiyor, teknoloji de bazen arkadan takip ediyor. Dünyada yazılım alanında yapılabilecek ne varsa Türkiye ve HAVELSAN olarak bunu yapmaya muktediriz. Zaten yapıyoruz. Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz projelerle bunu gösterdik. Uluslararası piyasalarda rekabet edebilen teknolojik ürünlerimiz var. Yetenek olarak da hiçbir eksikliğimiz yok.

Türkiye’nin -ama aslında dünyanın da- eksik kaldığı bir konu, siber güvenlik alanında yetişmiş insan gücü. Uluslararası bazı raporlara göre, dünya genelinde 1,5 milyon siber güvenlik uzmanına ihtiyaç var. Türkiye’nin uluslararası pazardan yaklaşık %1 pay aldığını düşünürseniz uzman açığı, yaklaşık 15.000 kişi olarak ortaya çıkıyor. Bilgi Güvenliği Derneği (BGD)’nin yaptığı hesaplar da yaklaşık böyle gösteriyor. 15.000 siber güvenlik uzmanını yetiştirmek kolay bir şey değil, yıllar alacak. O yüzden bu açığı kapatmak için, bir takım farklı yollar ve yöntemler belirlemek gerekiyor. HAVELSAN SİSATEM, bu konuda da önemli bir işlev görecektir.

SİSATEM Uzman Açığını Kapatacak

MSI Dergisi: SİSATEM’in, Türkiye’nin siber savunma ile ilgili stratejisindeki yeri nedir? 20 Haziran 2013 tarihli Resmi Gazete’de, Bakanlar Kurulu kararıyla yayımlanan Ulusal Siber Güvenlik Stratejisi ve Eylem Planı’nı göz önüne aldığınızda, SİSATEM’i nasıl konumlandırıyorsunuz? SİSATEM nasıl bir boşluğu dolduruyor, hangi işlevi yerine getiriyor?

Ahmet Hamdi ATALAY: Ulusal Siber Güvenlik Eylem Planı’nda ve Strateji Belgesi’nde bir yapı öngörüldü. Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi (USOM) ve Sektörel Siber Olaylara Müdahale Merkezleri (SOME’ler) kuruldu. Böylece, hem iş birliği hem bilgi paylaşımı gerçekleştirilmesi hem de tedbirlerin hızla alınması hedeflenmişti. Fakat bugün mevcut durumda, henüz SOME’lerin yeterince etkin olamadığını hepimiz biliyoruz. Buradaki en temel etmen de uzman açığı. Bu uzman açığı kapanmadığı sürece, SOME’lerin beklenen etkiyi göstermesini beklemek çok gerçekçi olmaz.

HAVELSAN olarak, SİSATEM vasıtası ile bizden hizmet almayı arzu eden kurum ve kuruluşlar için, birnevi SOME görevi göreceğiz. Şöyle bir örnek verebilirim: SİSATEM’de görev yapan 10 uzmanımız, 10 ayrı kuruma 7/24 hizmet vererek; o kurumlarda istihdam edilmesi gereken belki 100 uzmanın işini görmüş olacak. Dolayısı ile uzman açığının bir kısmını, SİSATEM ve benzeri merkezlerle kapatabilmek mümkün olacak. SİSATEM, aynı zamanda bir eğitim merkezi. Orada yetiştireceğimiz uzmanlarla uzman açığının daha hızlı kapanmasına da katkı sağlayacağız.

Şu anda Türkiye’de, 150’nin üzerinde SOME var; ama çoğu kâğıt üzerinde kurulmuş. Çünkü uzman yok. Bu SOME’ler kurulduğuna göre, ihtiyaç var. Bunların bir kısmının ihtiyacını karşılayabiliriz. Belki de katkı sağlayacağımız en önemli noktalardan birisi bu olacak. Zaten çeşitli kurumlarla görüşüyoruz; onlardan bu yönde bize talepler geliyor.

MSI Dergisi: Siber güvenlik konusunda HAVELSAN’ın üstlendiği rolü, daha genel pencereden, TSKGV bakış açısıyla nasıl yorumluyorsunuz? TSKGV’nin tarihçesine baktığımızda, şirketleri aracılığıyla kritik teknoloji ve yeteneklerin geliştirilmesinde öncü bir rol oynadığını görüyoruz. Siber güvenlik alanında da HAVELSAN aracılığı ile böyle durum tekrarlanıyor diyebilir miyiz?

Ahmet Hamdi ATALAY: Kesinlikle doğru! Vakfımız bize hep şunu hatırlatır; “HAVELSAN ve vakıf şirketleri, misyon şirketleridir.”; bu bizim için çok önemlidir. Tabii ki ticari bir şirketiz, Türk Ticaret Kanunu’na göre yönetiliyoruz. Ancak bir misyon şirketi olarak bizim için her şey para kazanmak odaklı değil; en büyük önceliğimiz para kazanmak değil. En büyük önceliğimiz, misyonumuzu yerine getirmek. Bu misyon nedir? Başta Türk Silahlı Kuvvetleri olmak üzere, devletimizin kurumlarının; hatta özel sektörün de ihtiyaç duyacağı, güvenliğin önemli olduğu veya görev kritik fonksiyon icra edecek her türlü bilişim çözümünü geliştirmek ve bunları hizmete sunmak; bu konuda ülkemizi dış bağımlılıktan kurtarmaktır. Bu misyon çerçevesinde hareket ediyoruz. Siber güvenliği de böyle değerlendiriyoruz. Bir misyon şirketi olarak biz bu alana yatırım kararı aldık. Vakfımızın ve yönetim kurulumuzun da destek ve onayı ile önemli yatırımlar yapıyoruz. Belki de o yatırımların geri dönüşü kısa vadede gerçekleşmeyecek. İşte HAVELSAN’ın farkı burada ortaya çıkıyor. Herhangi bir ticari şirketin böyle büyük yatırımları yapabilmesi, o kadar kolay olmuyor. Bizim yapabilmemiz ise misyon şirketi olmamızdan kaynaklanıyor.

Bir diğer farkımız da şu: Siber güvenlik dediğinizde, güvenilirlik çok önemli hâle geliyor. Güvenilir olmadan güvenlik sağlanamaz. HAVELSAN’ın çalışanlarının tamamı, Milli Savunma Bakanlığı’nın ilgili mevzuatı gereğince, gerekli güvenlik süreçlerinden geçiyor. Bu da HAVELSAN’ı, güvenilir bir yapı hâline getiriyor.

MSI Dergisi: SİSATEM; siber olayları izleme ve müdahale etme; siber güvenliğe yönelik özgün ürünler geliştirme ve siber güvenlik konusunda eğitim verme alanlarında çalışacak. Bu faaliyet alanları hakkında ayrıntı verebilir misiniz?

Ahmet Hamdi ATALAY: Belirttiğiniz gibi, SİSATEM çok fonksiyonlu bir yapı. Öncelikle burasının bizim için bir laboratuvar olduğunu söylemeliyim. Bir teknoloji laboratuvarı olması nedeniyle siber güvenlik alanında Türkiye’nin ihtiyaç duyacağı ürün ve çözümler, milli olarak SİSATEM’de geliştiriliyor. Bir diğer fonksiyonu, burası bir test ve doğrulama merkezi. Gerek yazılımın gerekse çeşitli donanımların gerçekten güvenilir olup olmadığını; içinde zararlı kod ya da arka kapı olup olmadığını, SİSATEM’de test edebileceğiz. SİSATEM, aynı zamanda bir eğitim merkezi. Burada çeşitli senaryolarla, simülasyonlarla, savaş oyunları vasıtasıyla uzman yetiştirmeyi hedefliyoruz. Türkiye’de ve dünyada, alanında uzman kişileri getirerek -bunlar beyaz şapkalı hacker ya da akademisyen olabiliyor- onların yetkinlik ve tecrübelerini yetişmekte olan uzmanlara aktarıyoruz. Son olarak SİSATEM, 7/24 çalışan bir siber savunma merkezi. Bizden bu hizmeti almak isteyecek kurumlara; kendilerinin herhangi bir uzman istihdam etmesine ve altyapı yatırımı yapmasına gerek kalmadan, buradan onlara siber güvenlik hizmet sağlıyoruz.

MSI Dergisi: SİSATEM, faaliyetlerine kaç kişilik bir ekip ile başlayacak?

Ahmet Hamdi ATALAY: Bahsettiğim gibi, siber güvenlik, bizim işimizin doğal uzantısı. Dolayısı ile HAVELSAN’da çalışan yaklaşık 800 civarında mühendis de bu işin bir parçası. Büyük resimde, biz 800 mühendisle bu fonksiyonları yerine getirmeyi öngörüyoruz. Bunların içinde; tabii ki çok özel yetişmiş, siber güvenlik konusunda uzman insanlar da var. Bu aşamada bir sayı vermeyeyim; ama bu uzmanların sayısının hızla arttığını söyleyebilirim. Türkiye’de, bu alanda uzman sayısı zaten çok az. Biz onların önemli bir kısmını istihdam ediyoruz ve etmeye devam edeceğiz. Dünyada, bu alanda çalışıp belli bir seviyeye gelmiş Türk akademisyen ve profesyonellerini de arayıp buluyoruz. Bir kısmını bünyemize katarak, bir kısmından danışmanlık hizmeti alarak, bir kısmından da uzaktan destek alarak ilerliyoruz.

Siber Ekosistem Oluşuyor

MSI Dergisi: Başlangıç olarak SİSATEM için nasıl bir kapasite öngörüyorsunuz? Bu kapasitenin artışı ile ilgili önünüzde nasıl bir yol haritası var?

Ahmet Hamdi ATALAY: Şu anda, ağırlıklı olarak kamu kurumlarından oluşan bir müşteri kitlemiz var. Çok sayıda kurum da böyle bir merkez olduğunu henüz bilmiyor; şu ana kadar çok duyurmadık. Talep geldikçe genişleyecek bir yapı öngörüyoruz. SİSATEM, tek başına Türkiye’nin ihtiyacını belli ölçüde karşılayacak diye öngörüyoruz.

Kurumların bizden hizmet almaları ile ilgili süreçleri de oturtuyoruz. Bu konuda dünyanın gelişmiş ülkelerindeki uygulamaları yerinde inceledik, onlardan eğitim ve destek de aldık. Ancak bazı pratikleri, kendimizin geliştiriyor olması gerekiyor. Türkiye’ye özel durumlar var.

Yol haritası konusunda, kuşkusuz kafamızda bir iş planı var. Ama daha önce bahsettiğim misyonumuz nedeni ile bu planı salt gelir odaklı olarak hesaplamış değiliz. Siber güvenlik çok geniş bir alan, hepsini kapsamak mümkün değil. Biz kapsayabileceğimiz alanlara öncelik vererek ilerliyoruz. Örneğin, kriptoloji konusu gündemimizde yok. Zaten ASELSAN ve TÜBİTAK bu alanda faaliyet gösteriyor ve ihtiyacımız olursa onların bu yeteneklerini kullanmak istiyoruz. Yine bazı alanlarda, piyasada irili ufaklı çok sayıda firma var. Bazıları yıllardır bu alanda çalışıyor. Biz bunların yeteneklerini de kendi yeteneklerimiz gibi değerlendirmeye çalışıyoruz. Bir siber ekosistem oluşturuyoruz. Şu anda radarımızda çok sayıda firma var. Kimileriyle birlikte faaliyete başladık, kimileri ile görüşmelerimiz sürüyor, kimileri ile planlama safhasındayız.

MSI Dergisi: Özgün ürünler konusunda SİSATEM’in önünde nasıl bir yol haritası bulunuyor?

Ahmet Hamdi ATALAY: Ürünlerin hepsinin ismini saymayayım; ama örneğin, yeni nesil güvenlik duvarı, haberleşme güvenliği ile ilgili ürünler ile zararlı kod analizi, tehdit saldırı analizi gibi çeşitli fonksiyonları yerine getirebilecek çeşitli ürünler üzerinde çalışıyoruz.

Biz HAVELSAN olarak yazılım yoğun çözümler geliştiren bir firmayız. Esas önceliğimiz yazılım. Ama gerektiğinde, donanıma dokunduğumuz yerler de var. Bu projelerin içinde, donanım bileşeni olanlar da var. Ama donanım ile ilgili kısımlarda öncelikli tercihimiz, donanım konusunda yetkin olan ekosistem firmalarımızla çalışmak.

MSI Dergisi: SİSATEM’in eğitim ile ilgili çalışmalarının kapsamı neler olacak?

Ahmet Hamdi ATALAY: Her türlü eğitimi verebilecek durumdayız. Ayrıca dünya genelinde eğitim konusunda çalışabileceğimiz kişilere ulaşmak için çalışmalarımızı durmadan sürdürüyoruz. Örneğin, önümüzdeki ay, ABD’de Türk- Amerikan Bilim Adamları Derneği (TASSA)’nin bir toplantısı var. Biz de davetliyiz; arkadaşlarımız orada olacaklar. Dünyada bu alanda kimler var aradık, bulduk, aramaya da devam ediyoruz. Onların yeteneklerini de bizden eğitim talep edenlere aktarmak istiyoruz.

Siber güvenlikte eğitimin sonu yok. Periyodik eğitimlerle güncel kalmak gerekiyor. Çünkü tehditler ve saldırganlar o kadar hızlı gelişiyor ve değişiyor ki sizin de aynı hızda gelişmeniz ve değişmeniz gerekiyor. Eğitim denilince akademisyenler akla geliyor. Oysa siber güvenlikte illa ki akademik bir eğitim gerekmiyor. Mesela Bilgi Güvenliği Derneği (BGD)’nin faaliyetlerine katılan lise talebeleri hatta bir orta okul öğrencisi bile var. Bu alanda herkesden öğrenilecek şeyler var. Biz de eğitim çalışmalarını, konunun bu yönlerini de göz önüne alarak kurguluyoruz.

MSI Dergisi: SİSATEM’in akademik dünya ile ilişkileri hakkında neler söylemek istersiniz?

Ahmet Hamdi ATALAY: SSM’nin Savunma Sanayii İçin Araştırmacı Yetiştirme Programı (SAYP) kapsamında, Türkiye’nin önde gelen üniversiteleri ile imzaladığımız protokoller var. Bunların dışında, çeşitli üniversitelerle anlaşmalarımız ve yürüyen projelerimiz var. Bunların arasında, siber güvenlikle ilgili olanlar da bulunuyor. Yakın bir gelecekte, bir Siber Güvenlik Buluştay’ı yapacağız. Bu alanda çalışan tüm akademisyenleri, Ankara’da bir araya getireceğiz. Akademik dünya, bu işin olmazsa olmazı. Sonuçta temel araştırmalar, üniversiteler ile birlikte oluyor. Biz daha çok ürün geliştirme alanına odaklanmış durumdayız.

MSI Dergisi: Siber güvenlik alanında, diğer firmalarla ilişkileriniz ve iş birlikleriniz hakkında neler söylemek istersiniz?

Ahmet Hamdi ATALAY: HAVELSAN olarak biz ekosistemi kendimize iş modeli olarak belirledik. Bu çerçevede birlikte çalıştığımız, ürün geliştirdiğimiz birçok firma var. Bunların sayısı da giderek artıyor. Biz şunu diyoruz: bu alanda yeteneği olan kim varsa bize gelsin, ekosistemimize dâhil olsun. Hem birey hem şirket olarak. Biz onlarla iş birliği yapmaya hazırız.

MSI Dergisi: Siber güvenlik alanında uluslararası iş birlikleriniz hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Ahmet Hamdi ATALAY: Uluslararası iş birliklerine birkaç seviyede bakmak lazım. Birincisi, sivil toplum kuruluşları (STK’lar). HAVELSAN, bu alanda, hem ulusla hem de uluslararası alanda oldukça aktif. HAVELSAN bu alandaki en saygın STK’lardan biri olan BGD’nin kurumsal üyesi, ben ise BGD’nin başkanlığını yapıyorum. Akademi Direktörümüz Dr. Gökhan Özbilgin, bu alanda uluslararası bir STK olan ISACA’nın İstanbul Şubesi’nin başında. Dolayısı ile STK’lar ile iç içeyiz diyebilirim.

Diğer bir boyut, firmalar bazında. Uluslararası, küresel bir firma ile yürüttüğümüz bir iş birliği var; karşılıklı bilgi ve tecrübe alışverişi yapıyoruz. Bazıları ile de görüşmelerimiz var.

Son boyut, ülkeler arası ilişkiler. Bu bizim dışımızda bir konu; burada yapabileceğimiz tek şey, devletimiz bize ihtiyaç duyarsa hizmet vermek, buna da hazırız.

MSI Dergisi: SİSATEM’in dost ve müttefik ülkelerle birlikte nasıl çalışmalar gerçekleştirmesini öngörüyorsunuz? Buradan hareketle ihracat ile ilgili de değerlendirmede bulunabilir misiniz?

Ahmet Hamdi ATALAY: Bizim, bütün alanlarda, satışlarımızın en az 1/4’ünü, yurt dışı pazarlardan karşılamak gibi bir hedefimiz var. Bu, siber güvenlik için de geçerli. Dolayısı ile biz siber güvenlik alanında da mutlak uluslararası pazarlarda bir yerimiz olsun istiyoruz. Bunu sağlayacağımızı da bize gelen somut taleplerden anlıyoruz. Epey sayıda ülke ile iş birliği yapma ve birlikte ürün geliştirme üzerine görüşmeler yapıyoruz.

MSI Dergisi: Eklemek istediğiniz başka bir konu ya da konular var mı?

Ahmet Hamdi ATALAY: Siber güvenlik konusu, artık ulusal güvenliğin ayrılmaz bir parçası ve çok önemli bir unsuru. Bu alan, çok doğal olarak ilgi alanlarımızın başında geliyor. O yüzden tekrar söylüyorum: Misyon sahibi bir şirket olarak HAVELSAN, bu alanda üzerine düşeni, işinin de doğal uzantısı olduğu için, azami ölçüde yapmaya kararlıdır. Bu yönde, hem devletimizin hem de TSKGV’nin her türlü desteğini arkamızda hissediyoruz. Bu rahatlıkla, her türlü yatırımı yapmaya karalıyız ve yapıyoruz.

HAVELSAN Genel Müdürü ve CEO’su Ahmet Hamdi Atalay’a, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

1,342 toplam görüntüleme, 5 bugünkü görüntüleme