Söyleşi: HAVELSAN Genel Müdürü ve CEO’su Ahmet Hamdi Atalay – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: HAVELSAN Genel Müdürü ve CEO’su Ahmet Hamdi Atalay

27 Kasım 2017

HAVELSAN Genel Müdürü ve CEO’su Ahmet Hamdi Atalay ile yapılan ve MSI Dergisi’nin 148’inci sayısında yayımlanan söyleşi, derginin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

“HAVELSAN, 35’inci yılında, genç bir firmanın sahip olduğu heyecan ve girişimci ruh ve gelişimini tamamlamış bir firmanın tecrübesi ve olgunluğu ile yoluna devam ediyor”

 

Bu yıl kuruluşunun 35’inci yıldönümünü kutlayan HAVELSAN, geride kalan dönemde; büyük projelerde kendisini ispat etmiş, kendi teknolojilerini geliştirmiş ve çeşitli alanlarda ürün sahibi bir firma hâline geldi. Önümüzdeki dönemde ise bu birikimlerinin üzerine inşa ettiği çözümleri ile hem iç pazarda hem de dış pazarda büyümeyi hedefliyor. Şirketin 35 yılda geldiği noktayı ve gelecek hedeflerini, HAVELSAN Genel Müdürü ve CEO’su Ahmet Hamdi Atalay’dan dinledik.

 

MSI Dergisi: HAVELSAN’ın 35 yılını özetlemenizi istesek hangi noktaları öne çıkartırdınız?

Ahmet Hamdi ATALAY: HAVELSAN’ın, kuruluş aşamasında, Hava Kuvvetleri Komutanlığı (Hv.K.K.lığı)’nın çeşitli radarlarının ve benzer ürünlerinin tamir ve bakımını gerçekleştirmesi öngörülmüştü. İlerleyen süreçte ise HAVELSAN; Güvenlik, Komuta Kontrol ve Savaş Sistemleri, Eğitim ve Simülatör Teknolojileri ve Bilgi Yönetim Sistemleri alanlarında özgün çözümler üreten ve dünya devleri ile yarışan bir firma hâline geldi. Öncelikle HAVELSAN’ın bugüne gelmesine katkı sağlayan tüm yönetici ve çalışanlara, bu vesile ile teşekkür ediyorum. Biz de çalışmalarımızı, bayrağı, onların bıraktığı yerden daha yükseklere taşımak için sürdürüyoruz.

HAVELSAN, hava ve deniz platformlarına yönelik komuta kontrol sistemleri konusunda, Türkiye’de ilk adres konumunda.

 

Tabii 35 yıl içerisinde yapılan birçok şey var; ama bunlardan bazılarını öne çıkartmak, bunların altını çizmek gerekiyor. Örneğin Barış Kartalı Projesi, hem HAVELSAN hem de Türkiye için çok özel bir projedir. Bu proje ile Türkiye, Havadan Erken İhbar ve Kontrol (HEİK) uçakları ile ilgili, dünyanın sayılı ülkesinde olan teknolojileri kazandı. Projede en kritik rol ise HAVELSAN tarafından gerçekleştirildi. Başlangıçta, HAVELSAN’ın, projenin ana yüklenicisi Boeing ile sözleşme tutarı olarak belirlediği rakam, proje sonunda 6 kata kadar arttı. HAVELSAN’ın proje sırasında gösterdiği performans ve projeye sağladığı katkı, Boeing tarafından da iyi anlaşıldı ve takdir edildi; böylece daha önceden öngörülmeyen işler de HAVELSAN’a verildi. Bu, altı çizilmesi gereken özel bir durum. Çünkü hiçbir ana yüklenici, durduk yere bir alt yüklenicisinin iş payını arttırmaz.

Benzer şekilde, MELTEM programında da üstlendiğimiz iş paketlerini başarıyla tamamladık. Bu iki projede de HAVELSAN, farklı ülkelerden dünya devi ana yüklenicilerin nezdinde kabul ve takdir gören performanslar sergiledi.

HAVELSAN’ın geliştirdiği F-16 Tam Görev Simülatörü ile verilen eğitimler, gerçek uçaklar ile yapılan uçuşlara eşdeğer sayılıyor ve pilotların harbe hazırlık seviyelerine katkı sağlıyor.

 

Diğer önemli bir proje, deniz sistemlerinin komuta kontrol ve savaş sistemlerinin yerli ve milli olarak geliştirilmesi oldu. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı (Dz.K.K.lığı) Araştırma Merkez Komutanlığı (ARMERKOM) ve HAVELSAN’ın birlikte geliştirdiği GENESİS, çok başarılı oldu. Öyle ki yurt dışı pazarlarındaki önemli bir rakibimiz, üçüncü bir ülkenin ihtiyacı için, bizimle iş birliği yaparak, bizim çözümümüzü önerir hâle geldi. Çünkü bizim çözümümüz, rakiplerinden, hem daha kaliteli hem daha maliyet etkin.

Bir başka örnek projemiz, Hava Kuvvetleri Bilgi Sistemi (HvBS) projesi. Gerek Hv.K.K.lığının gerekse yurt dışındaki muhataplarımızın hepsinin kabul ettiği bir şey var: HvBS, dünyada şu anda örneği olmayan kapsamda bir otomasyon projesi. Bugün Hv.K.K.lığı, hiçbir kağıt kullanmadan, hem günlük rutin işlerini – her türlü lojistik faaliyetleri, insan kaynakları yönetimi, ofis işleri gibi – hem de operasyonel işlerini HvBS üzerinden gerçekleştiriyor. Başka ülkelerde, HvBS’nin kullanıldığı tüm bu faaliyetler için, en az 7-8 ayrı bilişim sistemi kullanılıyor. HvBS, yaklaşık 10 yıldır hizmet veriyor olmasına rağmen, bugünkü ihtiyaçların tamamını karşılayabilecek durumda. Çünkü pek çok projeye örnek olabilecek bir iş modeli var. Biz, proje tamamlanınca, “Alın bu sistemi kullanın.” dememişiz. Sistemi işletmeye ve geliştirmeye, kullanıcı ile birlikte devam etmişiz ve hâlâ da devam ediyoruz. Bu kapsamda, bizim personelimiz Hv.K.K.lığında; Hv.K.K.lığı personeli de bizde çalışmaya devam ediyor. Birlikte, HvBS’yi sürekli güncel tutuyoruz.

HAVELSAN, Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’nın bir şirketi. Bir misyon şirketi ve hem Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarını karşılamak hem de Türkiye’nin kritik altyapılarını geliştirmek için var. Bu kapsamda, kamunun ihtiyacı olan sistemler üzerinde de çalıştık. Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) ile geliştirdiğimiz sistem, yaklaşık 15 yıldır, ülke genelinde sorunsuz hizmet veriyor. Seçim Bilişim Sistemi projesi (SEÇSİS) ise 14 seçimdir, hiçbir zafiyet göstermeden kullanılıyor.

35 yılı, HAVELSAN için oldukça başarılı geçmiş bir dönem olarak değerlendirebiliriz. Bugün geldiğimiz nokta itibarıyla HAVELSAN’ın dışa bağımlılığı, neredeyse sıfır noktasındadır. HAVELSAN, ürün ve çözümlerinin tamamını, milli imkânlarla geliştirebilme kabiliyetine sahiptir. HAVELSAN’ın geldiği noktada, ülkemizin teknoloji alanında ve savunma sanayisinde başlatmış olduğu bağımsızlık mücadelesinin de büyük rolü olduğunu söylemek gerekir. Türkiye’nin teknolojik bağımsızlık hareketinin ilk tohumlarından biri olarak atılan HAVELSAN, ortaya koyulan inanç ve irade sayesinde, kazandığı güvenle bugünlere geldi.

 

MSI Dergisi: Siz, bugünkü HAVELSAN’ı nasıl görüyorsunuz? Gelişimini sürdüren genç bir firma olarak mı yoksa gelişimini tamamlamış, kendisini zamanın gereklerine uyarlayan ve çizgisini sürdüren, olgun bir firma olarak mı?

Ahmet Hamdi ATALAY: 35 yılını geride bırakmış bir şirket olarak HAVELSAN, genç bir firmanın sahip olduğu heyecan ve girişimci ruh ve gelişimini tamamlamış bir firmanın tecrübesi ve olgunluğu ile yoluna devam ediyor. HAVELSAN’ın bugüne gelmesine olanak tanıyan yetkinliklerimizin teknolojiye uyarlanmasının yanında, yeni teknoloji ve faaliyet alanlarımızla kesişen büyük ölçekli projeler, bizi bu alanlarda yatırım yapmaya, inovatif düşünceler ortaya koymaya sürüklüyor. 1.400’ü aşkın mensubu ile büyük bir aile olan şirketimiz, geçmişinden aldığı güç, geleceğe olan güven ve ülkesine olan bağlılığı ile faaliyetlerine devam ediyor.

Ayrıca geçtiğimiz 35 yıl içinde ortaya koyduğumuz başarılı iş birlikleri, bizim sürdürülebilir bir iş ortağı olduğumuzu da ortaya koyuyor. Yani HAVELSAN imzalı ürün ve sistemler, her zaman muhatabının kim olduğundan emin olunan, tüm teknolojik gerekliliklerin yanında, güven testinden de geçmiş yapılardır.

HAVELSAN, Deniz Kuvvetleri Komutanlığının savaş yönetim sistemleri tedarikçisi olma özelliğini, LST Projesi ile sürdürüyor.

 

MSI Dergisi: HAVELSAN’ın 35’inci yılına ulaşmasının ispat ettiği önemli niteliklerden bir tanesi, sürdürülebilirlik. Özellikle savunma sanayisinde, firmalar büyük beklentilerle kuruluyor; ama kuruluş projesi tamamlandığında, ciddi bir bocalama dönemi oluyor; hatta kapanma senaryoları gündeme gelebiliyor. Siz, HAVELSAN’ın sürdürülebilirliğini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ahmet Hamdi ATALAY: HAVELSAN ailesinin en önemli özelliklerinden biri de “şirket değerlerimiz” olarak benimsediğimiz olgular. Bunları:

  • Rekabetçilik ve Verimlilik,
  • Yenilikçilik,
  • Paydaş Memnuniyeti,
  • Kurumsal Yönetim İlkeleri ve Etik Değerlere Bağlılık olarak sıralayabiliriz.

Aslında tüm şirket değerlerimizi göz önünde bulundurduğumuzda, HAVELSAN’ın sürdürülebilir bir yapıda olması tesadüf değil. Büyük umutlarla ve beklentilerle sektöre giren, sektör dinamiklerinin gereğini yerine getiremediği için birkaç yıl içinde geri adım atan yapıları, biz de her sektör otoritesi gibi gözlemliyoruz. Burada HAVELSAN’ın değerlerine ek, misyon olarak belirlediğimiz; “Teknolojik dönüşüme öncülük etmek” ifadesini bizi rakiplerimizden ayıran bir üstünlük olarak görüyoruz. Kuruluşumuzdan itibaren gelişimimiz ve değişim karşısında aldığımız yerinde kararlar, sürdürülebilir bir şirket olmamızı sağladı.

HAVELSAN, değişen teknoloji ve beklentilere hızlı ve sağlam kararlarla tepki veren, kararının etkinliğini ölçümleyen, sonuç üreten bir organizasyona sahip. Türk Hava Yolları için ürettiğimiz ve HAVELSAN’ın ilk sivil uçak simülatörü olan Boeing 737 800NG; Silikon Vadisi’nde satın almasını tamamladığımız Quantum3D şirketi ve ülkemizin teknolojik dönüşümünde yer alan HAVELSAN ürünleri -örneğin Hastane Yönetim Sistemi- bu başarılı değerlendirmelerin sonuçları olarak karşımıza çıkıyor.

Şimdiye kadar ortaya koyduğumuz; değerlere bağlılık, yenilikçilik, hızlı karar alabilme gibi olguların yanında HAVELSAN’ın en büyük hazinesi, yine biraz önce sözünü ettiğim “HAVELSAN Ailesi”dir. Sinerji ve özveri ile çalışan aile fertlerimiz, bizim kurumsal ve teknik hafızamızın en büyük oyuncularıdır.

 

 

MSI Dergisi: 35 yıllık birikim ve deneyim, sizce, HAVELSAN’ı hangi noktalarda farklı ve üstün kılıyor?

Ahmet Hamdi ATALAY: Biz, ana faaliyet alanlarımızdan; kara, hava ve deniz platformları için ürettiğimiz komuta kontrol ve savaş sistemleri ile simülatör teknolojileri ve eğitim konusunda dünyanın önde gelen üreticilerinden biriyiz. Yönetim Bilgi Sistemleri ve Siber Güvenlik konularında da HAVELSAN, ülkemizin lideri ve mükemmeliyet merkezi konumunda. Kısacası, faaliyet alanlarımızdaki yetkinliklerimiz bizi farklı kılıyor; fakat bu tek başına yeterli değil.

Ar-Ge yatırımlarımız ve yapılanmamız açısından, geleceğin teknolojileri olduğuna inandığımız alanlara yoğun ilgi ve kaynak aktararak, bu alanlardan, faaliyet alanlarımızla kesişecek faydalar sağlamaya çalışıyoruz. HAVELSAN, bugün cirosunun %5’inden fazlasını, öz kaynak ile geliştirilen Ar-Ge yatırımlarına ayırıyor.

Öte yandan, sektörümüzde birçok şirkete de örnek olan iş ekosistemi yaklaşımımız ile kendi yetkinliğimizi merkezde tutmak kaydıyla ülkemizdeki KOBİ’lerle yakın bir çalışma içerisindeyiz. İş ekosistemimizde, “Güç Birliği için Güçlü İşbirliği!” diyoruz. Sadece 2016 yılında, mevcut üretimimizin %51’ini, iş ekosistemindeki şirketler vasıtasıyla sağladık. Bu durum, hem savunma sanayisinde yerli üretimin payını arttırmak hem de yatay büyüme stratejisi çerçevesinde, iş ortaklarının yetenekleri ile büyüme yolunda sürekliliği sağlamak konularında HAVELSAN’ı öne çıkaran unsurlardan birkaçı.

HAVELSAN, ağırlıklı olarak piyasada hazır olan donanımları kullanıyor. Özel bir donanım gerektiğinde ise hazırı yoksa yaptırmaya çalışıyor, yaptıramazsa ya da yaptırması doğru değilse kendisi yapıyor.

 

Odağımız Yazılım

MSI Dergisi: HAVELSAN, yazılım yoğun sistemler konusunda faaliyet gösteriyor ve “yazılım” kelimesi de ilk olarak 1968 yılında yapılan bir NATO Konferansı’nda kullanıldı. Dolayısı ile yazılımın bir kavram olarak var olduğu yaklaşık 50 yılın 35’inde HAVELSAN da var. Bu perspektiften baktığınızda, HAVELSAN, yazılım teknolojileri konusunda tarihe nasıl bir imza attı?

Ahmet Hamdi ATALAY: Öncelikle, “yazılım yoğun” ifadesi ile ne demek istiyoruz, onu açıklamak isterim. Bizim çekirdek yeteneğimiz, yazılım. HAVELSAN, yazılım üzerine odaklanmış bir firma. Bu vesile ile şunun da altını çizmek istiyorum: Biz, başarının, odaklanma ile geleceğini düşünüyoruz. Her işi yapan değil, alanında uzman bir şirketiz.

Tabii, yazılıma odaklanmak, donanımla bir işimiz yok anlamına gelmiyor. Donanımda, ilgili alanda uzman şirketlerin yeteneklerini kullanmak istiyoruz. Ağırlıklı olarak piyasada hazır olan donanımları kullanıyoruz. Özel bir donanım gerektiğinde; hazırı yoksa yaptırmaya çalışıyoruz, yaptıramazsak ya da yaptırmamız doğru değilse kendimiz yapıyoruz. Bunun da örnekleri var.

Sorunuzun, yazılım teknolojileri ile ilgili kısmına gelecek olursam… Belki söylememe bile gerek yok; bilgi ve iletişim teknolojileri olağanüstü bir hızla değişiyor ve gelişiyor. Bu değişim ve gelişimi izlemek, zaten bizim varlığımızı sürdürebilmemiz için olmazsa olmaz bir şey. Bunun üzerine, özellikle yazılım teknolojileri ile ilgili Ar-Ge ve inovasyona çok önem veriyoruz. Örneğin, son zamanlarda micro-container (mikro-konteyner) teknolojisi, büyük boyutlu yazılımların geliştirilmesinde gündeme gelmeye başladı. Eskiden yazılımı, bütüncül bir yaklaşımla geliştiriyordunuz; bunu, bir kazağı bir kerede başlayıp hepsini örmeye benzetebiliriz. Sonra modüler yapılara geçildi. Aynı örnekten devam edecek olursak kazağın ön yüzünü bir başkası ördü, arka yüzünü ve kollarını da başkaları. Kazak da bunların bir araya getirilmesi ile oluşturuldu. Micro-container teknolojisinde ise artık kazağın kolunu da küçük parçalar hâlinde örüyorsunuz. Böylece, farklı uygulamalarda kullanabileceğiniz yazılım parçalarından bir kütüphane oluşturuyorsunuz.

Veri analitiği, büyük veri analizi, görüntü analizi gibi konularda da hem Ar-Ge çalışmaları hem de projeler gerçekleştiriyoruz. Baktığınızda, yazılım teknolojilerini hem kullanan taraftayız hem de geliştiren taraftayız.

HAVELSAN imzalı savaş yönetim sistemleri, dünya denizlerinde de operasyonel olarak kullanılıyor.

 

MSI Dergisi: HAVELSAN, yazılım alanında, gelecekte hangi çalışmalarla gündeme gelecek?

Ahmet Hamdi ATALAY: Faaliyet alanlarımızda, sektörün öncü firması olarak alacağımız rollerin yanı sıra misyon şirketi olmamız nedeniyle, yerli ve milli çözümler oluşturmak için, 3 konuda daha faaliyet göstereceğiz.

Bunlardan bir tanesi, milli işletim sistemimiz PARDUS’un yaygınlaştırılması. PARDUS, TÜBİTAK tarafından geliştirilen, Linux tabanlı bir işletim sistemi ve gerek Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının yönlendirmesi gerekse bizim konuya atfettiğimiz önem doğrultusunda, TÜBTİAK ile bir protokol imzaladık. Bu protokol çerçevesinde, başta Milli Savunma Bakanlığı ve ilgili kuruluşları ile savunma sanayisi firmaları olmak üzere, ulaşabildiğimizi tüm kamu kurumlarında, PARDUS’un yaygınlaştırılması için çalışıyoruz. Tabii önce kendimizin inanması ve kullanması gerekiyordu. Kendi içimizde bir PARDUS laboratuvarı oluşturduk ve PARDUS’u test ettik. Güvenlik ve performansla ilgili ayrıntılı testler yaptık. Tespit ettiğimiz bazı noktaları, TÜBİTAK ve onun ekosistemi ile iyileştirdik. Şimdi, PARDUS’un HAVELSAN içinde yaygınlaştırılması aşamasındayız. Sahaya çıkıp, ihtiyaç duyan diğer kurumlara yaygınlaştırılması noktasına da geldik. Aynı zamanda, HAVELSAN’ın kendi ürünlerinin, PARDUS uyumlu hâle getirilmesi için de çalışmalara başladık. Bunun önemli bir kısmını tamamladık. Yeni çıkan ürünlerimizin PARDUS uyumlu olması da artık ön koşullarımızdan bir tanesi.

İkinci konu, yerli ve milli bir veri tabanı sisteminin geliştirilmesi. Veri tabanı yazılımı konusunda, dünya pazarına hâkim 2 büyük firma var. Amacımız, onlarla rekabet etmek değil. Güvenlik ve performans kriterlerinden baktığınızda, pazardaki mevcut ürünler, her ihtiyaca göre ölçeklenemiyor. Tabiri caizse kamyonetle yapabileceğiniz işi, kamyonla yapmak zorunda kalabiliyorsunuz. Bu, kaynak israfına ve verimsizliğe neden oluyor. Biz de bir ekosistemimizle, özellikle açık kaynak kod toplulukları ile iş birliği yaparak, ölçeklenebilir ve güvenliği üst seviyede bir çözüm geliştirmek istiyoruz. Bu çözümü de aynen PARDUS’ta olduğu gibi, Türkiye’nin yerli ve milli çözümü olarak, tüm bilişim sektörünün hizmetine sunacağız. Bu modelde, ürünün sahibi HAVELSAN değil, ürünü geliştiren topluluk olacak ve tüm sektör, bu veri tabanını, kendi sistemlerinde, bir altyapı olarak kullanabilecek. Hatta ileride, dost ve çevre ülkeleri de bu çalışmaya dâhil etmek istiyoruz.

Üçüncü konu ise milli veri tabanı yazılımı ile aynı modelde geliştirmek istediğimiz, milli kurumsal kaynak yönetimi (Enterprise Resource Planning / ERP) yazılımı. Burada da pazara hâkim olan bir firma var ve yine bizim hedefimiz onunla rekabet etmek değil. Ya da daha ufak çaplı çözümler var; ama onların da işlevselliği, bazı ihtiyaçları karşılamıyor. Ölçeklenebilir, güvenliği de üst seviyede bir çözüm sunmak istiyoruz. Aslında HAVELSAN’ın çeşitli ürünlerinde, bir ERP’nin pek çok temel taşı var. İnsan kaynakları, finans yönetimi, envanter yönetimi gibi modüllerimiz zaten hazır. Türk firmalarının da tamamlayıcı yetenekleri bulunuyor. Hepsini bir araya getirip geliştireceğiz. Bu ürünü de geliştiren bir topluluk olacak.

ERP konusunda fizibilite aşamasındayız; bir iş planı hazırlıyoruz. “Gerçekten pazarda yer edinebilir mi? Hangi işlevlere sahip olmalı?” gibi soruların cevaplarını arıyoruz.

 

MSI Dergisi: Yazılımdan farklı olarak HAVELSAN, siber güvenlik konusunda en başından beri işin içinde. Siber güvenlik iş kolu, HAVELSAN’ın geleceğinde nasıl bir rol oynayacak?

Ahmet Hamdi ATALAY: Siber güvenlikte yerli çözümler olmazsa olmaz diyerek çıktığımız yolda, bugün “mükemmeliyet merkezi” konumuna ulaşmış bir HAVELSAN var. Siber güvenlikte geliştirdiğimiz yerli ve milli ürünlerimiz, bugün ülkemizin kritik kurumları tarafından başarıyla kullanılıyor. Şu anda sertifikasyonunu tamamladığımız ürünlerin yanında, bu ürünlerimizin, hem geliştirildiği hem de kullanıldığı Siber Savunma Merkezimiz SİSATEM, gerek kamu gerek özel sektör tarafından gerekse de dost ve müttefik ülkelerin yetkilileri tarafından ilgiyle karşılanıyor. SİSATEM, bünyesinde:

  • Bilişim sistemlerini siber saldırılara karşı uyarmak ve korumaktan sorumlu bir “Siber Güvenlik Operasyon Merkezi”,
  • Ortaya çıkan değişik kötücül yazılımları (malware) inceleyip analiz etmek ve değişik siber güvenlik yazılım ve donanımlarını test etmek için işletilen bir laboratuvar,
  • Kamu ve özel sektör bilişim sistemlerinin zafiyet test, analiz ve sorunlarının giderilmesi ile danışmanlığını yapan özel eğitimli bir grup,
  • Siber güvenlik alanında sıkça kullanılan temel ve stratejik yabancı yazılımları yerli ve milli olarak geliştiren konusunda yetkin bir grup ve
  • Değişik seviyelerde siber güvenlik eğitim ve tatbikatları veren bir eğitim merkezi ile faaliyetlerine devam ediyor.

HAVELSAN, gelecekte, kurduğu bu sistemi, yeni yerli ve milli ürünlerle destekleyerek mükemmeliyet merkezi konumunu sürdürecek.

HAVELSAN’ın askeri havacılık simülatörleri arasında, farklı modeller için geliştirdiği simülatörlere de yer alıyor.

 

MSI Dergisi: Siber güvenlikte bireysel kullanıcılara yönelik ürünleri de olacak mı HAVELSAN’ın?

Ahmet Hamdi ATALAY: Bu soruyu başkaları da soruyor. Bireysel kullanıcılar deyince, virüs koruma programı akla geliyor. Bu, bizim alanımız değil. Biz, altyapıların korunmasına odaklanmış durumdayız. Tabii ki bunun da dolaylı olarak bireylere bir faydası var. Ama bireyin elindeki erişim cihazının korunmasına yönelik ürünler, bizim faaliyet alanımızda değil.

 

MSI Dergisi: HAVELSAN’ın 35 yıllık tarihinde dönüm noktalarından bir tanesi de savaş yönetim sistemleri konusunda aldığı sorumluluklar oldu. Bu iş kolunuzun HAVELSAN’a katkıları ve geleceği ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Ahmet Hamdi ATALAY: GENESİS ile başlayan, Yeni Tip Karakol Botu ile kısmi olarak uygulanan, ardından MİLGEM ile kendini kanıtlayan ve LST-LHD ile bir üst segmente taşınan sistemlerimizin yeri, HAVELSAN için oldukça özel. Sadece HAVELSAN için değil, Türk donanması için de bir dönüm noktası.

Artık HAVELSAN imzalı savaş yönetim sistemleri, dünya denizlerinde de operasyonel olarak kullanılıyor ve bunlar, birer dünya markası hâline geldiler. Gelecekte de HAVELSAN’ın, Dz.K.K.lığımızın yanı sıra dünya donanmalarında da sistemlerinin yaygın olarak kullanılması için, hem ürün geliştirme hem de iş geliştirme faaliyetlerimizin tüm hızıyla süreceğini söylemek isterim.

   

HAVELSAN, sivil havacılık simülatörleri alanına, THY için geliştirdiği Boeing 737-800NG simülatörü ile adım atıyor.

 

Gündem İhracat

MSI Dergisi: HAVELSAN’ın ilk 35 yılı, ağırlıklı olarak, ürün ve kabiliyetlerin geliştiği ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin kullanımına girdiği bir dönem olarak görülebilir. Önümüzdeki dönemde, yurt dışı müşterileriniz için yapacağınız çalışmaların da önemli bir ağırlığının olması bekleniyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Ahmet Hamdi ATALAY: Bir yandan yurt içindeki faaliyetlerimizi sürdürürken diğer yandan da özellikle Orta Doğu, Körfez Bölgesi ile Asya-Pasifik Bölgesi hedefli yurt dışı pazarlara açılma faaliyetlerimizi yoğunlaştırdık.

HAVELSAN, bu güne kadar birçok ülkeye ihracat yapmış bir şirket. Bu kapsamda, uluslararası pazarda dünya devleri ile rekabet eden bir Türk şirketi olmak bizi gururlandırıyor. HAVELSAN, yurt içi olduğu kadar, yurt dışı faaliyetlerini de yoğun olarak sürdürüyor. HAVELSAN’ın ihracat yaptığı ülkeler arasında; Türkmenistan, Suudi Arabistan, Katar, Malezya, Kanada ve Pakistan gibi ülkeler sayılabilir. Bunların yanında, HAVELSAN’ın ihracat gerçekleştirdiği ülkelerden biri de teknolojik olarak üstün ülkeler arasında yer alan, Kore Cumhuriyeti’dir. HAVELSAN, Kore Cumhuriyeti’ne de ileri teknoloji ürünleri içeren ihracatlar gerçekleştirdi.

 

MSI Dergisi: Geleceğe baktığımız zaman, HAVELSAN, Türkiye’nin başta TF-X ve TF-4500 gibi büyük projelerinde hangi rolleri üstlenecek?

Ahmet Hamdi ATALAY: Sadece bahsettiğiniz dev projelerde değil,  geldiğimiz nokta itibarıyla faaliyet alanlarımızda, bir sisteminin geliştirilmesi ve ürün olarak kullanıcıya sunulması konularında, hiçbir dış desteğe ihtiyacımız yok. Bunu, yazılım yoğun sistemler konusunda çalıştığımız için, çok rahat ifade edebiliyorum. Her şeyden önce, yazılım, Türk insanının kafa yapısına çok uyan bir kavram. Yazılım alanında, dünyada ne yapılıyorsa en iyisini yapabiliriz. Bu konuda öz güvenimiz yüksek ve kimse de bizden şüphe duymamalı.

Tecrübemiz ve bilgi birikimimiz, tüm zorlukların üstesinden gelebilmemizi sağlayacak bir noktaya ulaştı. Önümüzdeki dönem, Türkiye’nin gündeminde yer alacak yıldız projelerde, HAVELSAN’ın yeteneklerinin önemli bir rol oynayacağını biliyoruz ve buna da hazırız.

 

MSI Dergisi: Eklemek istediğiniz başka bir konu var mı?

Ahmet Hamdi ATALAY: Geleceğe baktığımda, büyüme ve gelişme potansiyelini dış pazarda görüyorum. İç pazarımızın büyüklüğü belli ve savunma sanayimiz öyle bir boyuta ulaştı ki artık iç pazar, bu potansiyele yetmez hâle geldi. Dış pazara açılma çalışmaları, Ar-Ge ve inovasyonla birlikte, son 1 senedir en çok efor sarf ettiğimiz alan. Bu çabalarımızın sonuçlarını da almaya başladık. Pakistan Denizaltı Modernizasyonu, bunlardan bir tanesi. Denizaltıyı inşa eden firmanın da katıldığı ihaleyi; STM, ASELSAN ve HAVELSAN olarak aldık. STM’nin ana yüklenici olduğu bu projede, en büyük iş payı HAVELSAN’da. İş paketlerinin, yaklaşık %60’ını HAVELSAN gerçekleştirecek. Tayvan, Endonezya, Filipinler ve Körfez ülkelerinde, pek çok proje takip ediyoruz. Bunların arasında, hem bilişim projeleri var hem de savunma projeleri. Tabii rakiplerimiz 50 yıldır bölgede. Onların firmaları ve onların devlet destekleri ile mücadele ediyoruz. Bu, zorlu bir mücadele; ama başarılı olacağımıza inanıyoruz. Yurt dışında başarılı olmak için, ilgili tüm kurumlarımızın desteği ve sektör olarak birlikte hareket etmemiz çok önemli. Topyekûn bir stratejiye ve plana ihtiyacımız var.

Dolayısı ile önümüzdeki dönemde, HAVELSAN, bir yandan bir misyon şirketi olarak, varlık sebebi doğrultusunda, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçları ile Türk Devleti’nin kritik altyapı ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılamaya devam edecek; bir yandan da dış pazarlardaki iş hacmini arttırmaya devam edecek.

 

HAVELSAN Genel Müdürü ve CEO’su Ahmet Hamdi Atalay’a, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

344 toplam görüntüleme, 4 bugünkü görüntüleme