Söyleşi: Honeywell DSI Bölge Yöneticisi Serdar Çetingül – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: Honeywell DSI Bölge Yöneticisi Serdar Çetingül

23 Ocak 2017

Honeywell DSI Bölge Yöneticisi Serdar Çetingül’ün MSI Dergisi 140’ıncı sayısında yayımlanan söyleşisinin tam metnine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

“Muharip uçaklar konusunda derin bir tecrübeye sahibiz.”

Türkiye, özgün geliştirme projeleri üzerindeki yoğun çalışmalarını sürdürürken Honeywell de pek çok alt sistem için potansiyel ortak olarak öne çıkıyor. İstanbul Airshow 2016 esnasında Honeywell DSI (Defence and Space International / Uluslararası Savunma ve Uzay) Bölge Yöneticisi Serdar Çetingül ile kısa bir röportaj yapma imkânı bulduk ve kendisinden, Honeywell’in Türkiye’deki faaliyetleri ile ilgili güncel durum hakkında bilgi aldık.

Şebnem ASİL: Honeywell ile ilgili yayınladığımız son haber, Mayıs ayında gerçekleştirdiğiniz uluslararası basın günü ile ilgiliydi. O zamandan bu yana, Honeywell’in Türkiye’deki faaliyetleri ile ilgili ne gibi gelişmeler oldu?

Serdar ÇETİNGÜL: Türkiye, Honeywell için, büyüme açısından önemli bir ülke olmaya devam ediyor. Türkiye tarafından kullanılan çeşitli platformların üzerinde bulunan çok sayıda alt sistemin geliştirilmesi ve üretimi konusunda aktif çalışmalarımız var. Örneğin; AB205, AH-1, UH-1, UH-60, S-70, CH-47 ve T129 ATAK helikopterlerinin ve CN235, T-38, F-16 ile C-130 uçaklarının tümünde, çeşitli Honeywell ürünleri kullanılıyor.

Şebnem ASİL: İstanbul Airshow 2016 gündeminizde hangi konulara odaklandınız?

Serdar ÇETİNGÜL: Bu yılki İstanbul Airshow’da, hem savunma hem de sivil havacılık alanlarına yönelik çok sayıda kritik teknolojimizi sergiledik. Bunlar arasında, şu teknolojilerimiz bulunuyor:

      • Hassas seyrüsefer,
      • Uydu kontrolü ve uydu haberleşmesi ve
      • Ekran, işlemci ve emniyet sistemlerini de kapsayan aviyonik sistemler.

Şebnem ASİL: Türkiye’nin T129 ATAK helikopterinde LHTEC CTS800 motorları kullanılıyor. Türkiye aynı zamanda, Özgün Helikopter Programı için de LHTEC CTS800’ü seçti. Honeywell, Özgün Helikopter Programı kapsamında üretilecek motorlara yönelik olarak TEI ile görüşmeler yapıyordu. Bu görüşmeler nasıl ilerliyor?

Serdar ÇETİNGÜL: Görüşmelerimiz gayet iyi bir şekilde ilerliyor. Özgün Helikopter Programı’na kendimizi adamış durumdayız. Honeywell ve Rolls Royce’nin yüzde 50’şer hisse ile ortak oldukları Light Helicopter Turbine Engine Company (LHTEC), bu iki firmanın başarılarının devamını sağlayacak ana uzmanlık alanlarını bir araya getiren stratejik bir sanayi iş birliği.

Şebnem ASİL: Mayıs ayında, LHTEC Yönetim Kurulu Üyesi Matt Thraen, LHTEC CTS800’ün sivil ve Uluslararası Silah Trafiği Mevzuatına (ITAR) tabi olmayan bir versiyonunun geliştirilebileceğinden söz etmişti. Bu konuda yeni bir gelişme var mı?

Serdar ÇETİNGÜL: Bu konu, LHTEC ile hâlihazırda ele aldığımız konulardan biri olmaya devam ediyor.

Şebnem ASİL: Honeywell, Pratt & Whitney (P&W) ile birlikte, yeni nesil bir helikopter motoru olan HPW3000’i geliştiriyor. Mevcut motorlara kıyasla HPW3000’in avantajları neler? Eğer seçilirse HPW3000, aynı zamanda BLACK HAWK helikopterlerinde de kullanılacak. Bu açıdan Türk Silahlı Kuvvetleri ve Türk sanayisiyle paylaşmak istediğiniz, HPW3000 ile ilgili bir mesaj var mı?

Serdar ÇETİNGÜL: Honeywell ve Pratt & Whitney’in ortak girişim firması olan Advanced Turbine Engine Company (ATEC)’nin başlıca hedefi, BLACK HAWK ve Apache helikopterlerinin performansını önemli ölçüde iyileştirecek, maliyet etkin bir motor üretmek. HPW3000, %50 oranında daha fazla güç sağlayıp %25 oranında daha az yakıt sarf edecek. Aynı zamanda, bakım maliyetlerini de düşürecek. Basınç/güç oranını arttırabilen çift yekpare disk grubu (spool)’na sahip bir motor olan HPW3000, mevcut operasyonel gereksinimler doğrultusunda, bu helikopterlerin, sıcak iklimlerde, daha yüksek irtifalarda ve daha uzun süre uçmalarını sağlayacak şekilde tasarlandı.

Az önce de belirttiğim gibi ATEC, sanayinin önde gelen iki firmasının sahip olduğu dünya standartlarındaki mühendislik ve üretim kabiliyetlerini bir araya getiriyor ve HPW3000 programının amaçlarına ulaşabilmesini sağlamak adına mükemmel bir çözüm sunuyor.

Şebnem ASİL: Türkiye’nin Bölgesel Uçak Programı çerçevesinde Honeywell, hâlihazırda Dornier 328 uçaklarının orijinal alt sistem sağlayıcıları arasında yer alıyor. Bu sistemleri, yeni üretilmekte olan uçaklar (TRJ328) ve geliştirilmekte olan yeni nesil TRJ628’ler için de sağlayacak mısınız? Ortak geliştirme çalışmaları ve bu alt sistemlerin Türkiye’de ortak üretimi ile ilgili planlarınız neler?

Serdar ÇETİNGÜL: Bölgesel Uçak projesi ile ilgili sözleşme, Savunma Sanayii Müsteşarlığı ve TRJet tarafından son haline getirilmek üzere. Honeywell, mevcut Dornier platformu için; kokpit aviyonikleri, yardımcı güç kaynağı, çevresel kontrol sistemleri ve türbinlerin marş sistemlerini sağlamakla sorumlu.

Honeywell, en düşük geliştirme maliyetini ve programla ilgili en düşük riski sunmakla birlikte, uçak sistemlerinin entegrasyonu, kurulumu, test edilmesi ve sertifikasyonu konusunda da tecrübe sahibi.

Şebnem ASİL: Türk Hava Kuvvetleri’nin bir çok uçağında, Honeywell alt sistemleri kullanılıyor ve Honeywell, bu nedenle de Milli Muharip Uçak Geliştirilmesi (TF-X) projesinde, Türkiye’nin iş birliği yapabileceği firmalar arasında yer alıyor. Honeywell’in bu projeyle ilgili pozisyonu nedir?

Serdar ÇETİNGÜL: Honeywell, TF-X projesi kapsamında, 2013 yılından bu yana, TUSAŞ ile birlikte çalışıyor. Çok geniş bir yelpazedeki muharip uçaklara, küresel ölçekte; yardımcı/acil güç kaynağından aviyoniklere yaşam desteği sağlayan alt sistemlere kadar, pek çok farklı teknolojiyi içeren çözümlerimizle destek sağlıyoruz. TF-X, devlet destekli stratejik bir ulusal proje ve biz de bu alanda oldukça deneyimliyiz.

Şebnem ASİL: Honeywell aynı zamanda, siber güvenlik alanında da çözümleri olan bir firma. Siber güvenlik alanında Türkiye’ye ne gibi çözümler önerebilirsiniz?

Serdar ÇETİNGÜL: Honeywell’in siber alandaki işlerine baktığımızda, Türk firmaları ile iş birliği yapabileceğimiz potansiyel alanlar olduğunu söyleyebiliriz. Siber yeteneklerimizi geliştirmeye yönelik çalışmalarımızız arkasındaki itici güç, yüksek tehdit potansiyelini bertaraf etme ve mevzuatla ilişkili gereksinimleri karşılama ihtiyacıdır.

Siber tehditler gelişmeye ve evrilmeye devam ettikçe, Honeywell’in sunduğu siber çözümler; sağlık, ulaştırma, bilgi teknolojileri, devlete ait tesisler ve enerji ve kimya sektörü gibi alanlarda da kullanılmaya devam edecek.

Şebnem ASİL: Eklemek istediğiniz başka bir konu var mı?

Serdar ÇETİNGÜL: Honeywell’in Türkiye’deki varlığından gurur duyduğunu söyleyebilirim. 1992 yılında, İstanbul ofisimizde faaliyete başladığımızdan bu yana, faaliyetlerimizi Türkiye’nin 3 farklı ilinde, yaklaşık 300 çalışanla yürütür duruma geldik. Bu bölge, bizim için stratejik önemini korumaya devam ediyor.

Honeywell DSI Bölge Yöneticisi Serdar Çetingül’e, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

 

23_01_2017_HONEYWELL_Resim2_jpeg

1,302 toplam görüntüleme, 1 bugünkü görüntüleme