Söyleşi: Honeywell, Türkiye’de, Hem Kullanıcıyı Hem de Yeni Projeleri Destekliyor – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: Honeywell, Türkiye’de, Hem Kullanıcıyı Hem de Yeni Projeleri Destekliyor

2 Temmuz 2018

Honeywell DSI (Defence and Space International / Uluslararası Savunma ve Uzay) Bölge Yöneticisi Serdar Çetingül ile yapılan ve MSI Dergisi’nin 160’ıncı sayısında yayımlanan söyleşi, derginin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

Son dönemde, Türkiye’de gerçekleştirilen her fuara kapsamlı bir katılım gösteren ve bu etkinliklerde, iş birliği konulu çok sayıda görüşme gerçekleştiren Honeywell, bu geleneğini, Eurasia Airshow 2018’de de devam ettirdi. Fuara, Türkiye’deki faaliyetleriyle ilgili yenilik haberleri ile gelen Honeywell’in çalışmaları ve önümüzdeki dönem ile ilgili planları hakkında, Honeywell DSI (Defence and Space International / Uluslararası Savunma ve Uzay) Bölge Yöneticisi Serdar Çetingül’den bilgi aldık.

CTS800, T129 ATAK’ın ardından, T625’te de kullanılacak.

 

MSI Dergisi: Serdar Bey, Nisan ayı başında, Dormak ile distribütörlük anlaşması imzaladınız. Bize bu gelişme ile ilgili bilgi verebilir misiniz? Bu yeni iş birliği, Honeywell’in Türkiye’deki operasyonlarını nasıl etkileyecek?

Serdar ÇETİNGÜL: Bu gelişme, aslında Türkiye’deki kullanıcılarımıza daha iyi hizmet sunma arayışımızın bir sonucu. Böylece, Türkiye’de, savunma ve havacılık sektöründe çalışmalarımız, iki koldan ilerliyor olacak.

Son 5 yıldır, orijinal ekipman üreticileri (OEM) ile yakından çalışıyoruz. Örneğin, TUSAŞ, bir OEM ve TUSAŞ’ın yürüttüğü platform geliştirme projelerinde, hem ürünün pazara hızlı bir şekilde çıkabilmesi hem de üstün bir performansa sahip olabilmesi için alt sistemler sağlıyoruz. Bu iş modeli, Türk savunma ve havacılık sanayisinin gelişimi ile olgunlaşan bir durum.

Diğer tarafta ise Türkiye’de, silahlı kuvvetlerin ve kolluk kuvvetlerinin envanterinde yer alan birçok hava aracında, Honeywell’in çeşitli ürünleri kullanılıyor. Bu araçların arasında F-16 ve C-130 uçakları ile BLACK HAWK ve CHINOOK helikopterleri bulunuyor. Bunların bakım ve idamesi de önemli bir faaliyet. Bugüne kadar, bu araçlar ile ilgili yedek parça ya da tamir gibi ihtiyaçlar, genelde FMS (Yabancı Askeri Satışlar) kanalı ile karşılandı. FMS’de, kullanıcı, Amerikan hükümetine ihtiyacını bildiriyor; örneğin, “Benim bu parçaya ihtiyacım var.” diyor ve parça geliyor. Sonuçta, o parça Honeywell tarafından sağlanıyor; ama arada FMS mekanizması işliyor ve bu durum, kullanıcı açısından avantajlar kadar bazı dezavantajlar da barındırıyor. Örneğin, süreler uzayabiliyor. Ama yerel bir distribütörünüz olduğunda, bu süreyi ciddi derecede kısaltabiliyorsunuz.

Honeywell, CTS800 motoru için, bir endüstrileşme planı ortaya koydu.

Ayrıca, yerel distribütörümüz, kullanıcılarımızın taleplerini planlayıp yerel stok tutabiliyor. Üretim süreçleri nedeniyle teslimi uzayan ürünlerimiz olabiliyor. Talebin çok iyi planlanıp stok tutulması, kullanıcı için önemli bir katma değer yaratıyor. Kullanıcı, alımlarını, FMS mekanizması yerine, kendi şartları ile yapabiliyor.

Neticede, Türkiye’de, arkasında Honeywell’in mühendislik gücü ile destek olacağı bir distribütörlük yapısına ihtiyaç vardı. Dormak, yaklaşık 25 yıldır Honeywell’i temsil eden bir firma. Distribütörlük, her iki taraf için de bir adım öteye geçmek oldu. Bu, Nisan ayı başında gerçekleşen, çok yeni bir gelişme.

Başka bir açıdan baktığımızda, bu gelişme, Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğünün kuruluşu ile daha da önemli hâle geliyor. Sistemlerimiz ve çözümlerimiz, kullanıcılarımıza, maliyet-etkinlik gibi faydalar da sağlıyor. Karşımızda, ticari kaygılar da taşıyan bir yapı olduğunda, kendimizi daha rahat anlatabiliyoruz. Önümüzdeki süreçte, kullanıcı için yarattığımız katma değerin, daha çok takdir edileceğine inanıyoruz.

 

MSI Dergisi: Honeywell, son dönemde, Bağlantılı Teknolojiler (Connected Technologies) kavramını ön plana çıkartıyor. Honeywell’in bu konudaki vizyonunu anlatır mısınız?

Serdar ÇETİNGÜL: Bu kavram, bizim için gerçekten çok ön planda. Planlarımızı ve yatırımlarımızı da bu doğrultuda yapıyoruz.

Son yıllarda, özellikle uydu teknolojileri çok gelişti ve uydu haberleşmesinde, bant genişliği arttı. Bu, daha hacimli veriyi, bir yerden bir yere, daha kısa zamanda aktarabileceğiniz anlamına geliyor. Ve bu gelişme, Honeywell gibi sistem sağlayıcılarının önünde, yeni kapılar açıyor.

Honeywell’in portföyüne baktığımızda, çok geniş bir yelpazede ürünler görüyoruz. Yönetim Kurulu Başkanımızın bir sözü var: “Honeywell, kendi uçağını yapmak istese, %70’i, kendi sistemlerinden oluşurdu.” Önde gelen uçak üreticilerinin ürünlerinde, alt yüklenicilerinden gelen parçaların payı düşünüldüğünde, bu çok yüksek bir rakam ve Honeywell’in ürün portföyünün genişliğini, çok iyi anlatan bir örnek. İniş takımlarından, kokpit göstergelerine; uçuş bilgisayar sistemlerinden, hava radarı gibi sensörlere; hava veri bilgisayarından, yedek güç ünitesine ve motorlara kadar, çok çeşitli çözümlerimiz var.

Tüm bu sistemleri kendimiz tasarladığımız için, bunların ürettiği verileri de toplayabiliyoruz ve anlamlandırabiliyoruz. Ürünün ömür devri boyunca; ne zaman bakıma girmesi gerektiğini, ne zaman arızalanabileceğini öngörebiliyoruz. Şimdi, tüm bu sistemlerin, ürettikleri veriyi, uçuş sırasında, gerçek zamanlı olarak, uydu üzerinden bir merkeze ilettiğini düşünün. O zaman, hangi sistemin ne durumda olduğunu, gerçek zamanlı olarak takip edebilir hâle geliriz. Ya da bir bölgede uçan tüm uçakların hava radarlarından gelen bilgilerin, gerçek zamanlı olarak indirilip birleştirildiğini düşünün. Böylece, tüm bölgedeki hava durumunun, gerçek zamanlı ve çok net bir resmini elde edebiliriz.

Bu kabiliyet, sizi çok farklı bir yere götürür. Kullanıcınızın, ömür devri masrafları düşer. Çünkü her türlü bakım ve tamir ihtiyacına, anında müdahale edebiliyor olursunuz. Örneğin, pilotlarınızın, inişte, daha çok iniş takımlarındaki freni mi kullandığını, yoksa motorun itkisini tersine çevirerek mi yavaşladığını kaydedip analizler yaparak maliyetlerinizi düşürebilirsiniz. Çünkü ilk yöntemde, frenleriniz daha hızlı aşınıyor; ikincisinde ise daha çok yakıt harcıyorsunuz.

Bağlantılı Teknolojiler, sadece havacılık alanında kullanılmıyor. Honeywell’in vizyonunda, bağlantılı ev ve binalar, bağlantılı fabrika, bağlantılı işçi gibi kavramlar da var. Ürünlerimizi geliştirmeye devam edeceğiz; ama aynı zamanda, bir endüstriyel yazılım firması olacağız.

CTS800, T129 ATAK’ın, yüksek irtifa ve sıcak hava koşullarında, yüksek performans göstermesine katkıda bulunuyor.

 

Küresel Pazara Hitap Edebilecek İş Birlikleri

MSI Dergisi: Türk firmaları ile iş birlikleri kurma konusunda çeşitli çalışmalar yürütüyorsunuz. Bunların son durumu ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

Serdar ÇETİNGÜL: Türkiye’ye, sadece bir pazar olarak bakmıyoruz ve bu anlayışımızın göstergesi olan örnekler de oluşmaya başladı.

Bizim iş birliği konusuna yaklaşımımız şu şekilde: Türkiye’de bir firma ile çalışmaya başladığımızda, o firmanın yaptıklarını, küresel pazarda da kullanmak istiyoruz. Sadece Türkiye pazarı ile kısıtlı kaldığında, o iş birliği çok da etkili olmuyor. Çünkü üretim rakamları çok önemli. O rakamlar, rekabetçiliği getiriyor.

Küresel bakış açısının yanı sıra iş birliği yaptığımız firmanın, kurum kültürünün de bizimle uyumlu olması gerekiyor. Ayrıca kaliteden taviz vermemesi gerekiyor. Bunları yakaladığımız zaman, iş birliği, gerçek bir kazan-kazan ilişkisine dönüşüyor.

Türkiye’de, herhangi bir projeyi ya da programı hedef almadan, iş birliği yapabileceğimiz firmalar ile ilgili arayışa girdik ve firmaların kabiliyetlerini analiz ettik. Bu süreçte, Alp Havacılık, bize çok yakın bir firma olarak öne çıktı. Onlarla yaklaşık 2 senedir çalışıyoruz. Honeywell’in iniş takımları için, karmaşık mekanik parçalar üretiyorlar. Bunlar ABD’ye gönderiliyor ve Honeywell’in ilgili tesislerinde, hem sivil hem de askeri havacılık programlarında kullanılıyor.

En sağlıklı iş modeli bu. Geniş portföyümüzde, başka ürünler için de böyle iş ortakları bulabiliriz. Arayışımız her zaman devam ediyor.

 

MSI Dergisi: T129 ATAK helikopterlerinin motorları, Honeywell’in de ortağı olduğu, LHTECH tarafından sağlanıyor. Bu proje kapsamındaki faaliyetleriniz ne durumda? Motorun Türkiye’de üretilmesi ile ilgili çalışmalarınız konusunda da bilgi verebilir misiniz?

Serdar ÇETİNGÜL: T129 ATAK, çok başarılı bir platform ve gerek Kara Kuvvetleri Komutanlığının gerekse Jandarma Genel Komutanlığının helikopterden çok memnun olduğunu duyuyoruz. Honeywell ve Rolls-Royce ortaklığı ile üretilen LHTEC CTS800 motorları da bu başarıda önemli bir paya sahip ve bundan gurur duyuyoruz. Kuşkusuz bir sonraki adım, T129 ATAK’ın, Türkiye dışındaki ülkeler tarafından da kullanılması. CTS800, özellikle yüksek irtifa ve sıcak hava koşullarında, T129 ATAK’a üstün bir performans sağlıyor ve bu da helikopterin gördüğü ilgiyi arttırıyor. T129’un ihracatı konusunda da çok güzel gelişmeler olduğunu duyuyoruz.

CTS800, T625 helikopteri için de seçildi ve bu projede, bir endüstrileşme planı ortaya koyduk. Bu plan, 3 fazdan oluşuyor. Birinci fazda, motorun; fikir mülkiyet hakları bizde olan, üretim gereksinimleri Türkiye’deki kabiliyetlerle uyumlu olan ve ABD tarafında herhangi bir kısıtlamanın olmadığı bileşenlerini belirledik.

Motor, çok karmaşık bir sistem ve geliştirme sürecinde, alt parçaları ile ilgili iki yol izleyebiliyorsunuz. Ya tüm tasarımı yapıp, bir alt yükleniciye vererek “Buna göre üret.” diyorsunuz. Ya da ilgili parçanın gereksinimlerini, performansını ve boyutlarını belirleyip “Bunlara göre tasarla ve üret.” diyorsunuz. İkincisini dediğiniz durumda, ilgili parçanın fikri mülkiyet hakları, alt yüklenicinize oluyor ve CTS800’de de böyle parçalar var. Dolayısıyla planımızın ikinci fazı için, “Biz bu alt yüklenicilerimizle Türk firmalarını bir araya getiririz. Eğer iki taraf için de anlamlı bir sonuç ortaya çıkarsa bunlarda da yerlileştirme olur.” dedik. Üçüncü faz ise motorda, ITAR’a bağlı alt sistemlerin yerlileştirmesini kapsıyor. Burada, ABD’den izinlerin alınması konusunda bizim yapabileceğimiz fazla bir şey yok; ama şöyle bir yöntem izleyebileceğimizi belirttik: Türk firmaları, bu sistemleri geliştirirse biz motorun tasarımcısı olarak bunların, motorla uyumlu, motorun performansını olumsuz etkilemeyen parçalar olduğunu söyleyebiliriz.

Planımızın ilk aşamasında belirlenen bileşenleri, Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) ve TUSAŞ’ın uygun gördüğü Türk firmaları ile paylaştık. Bu bileşenler için, teklife çağrı dosyaları yayınlandı. Ancak, teklif veren firmalar, hedef fiyatları tutturamadılar. Bunun çeşitli sebepleri var. Birincisi, o dönemde, firmaların kabiliyetleri ile söz konusu bileşenlerin gereksinimleri tam oturmadı. İkincisi, üretim miktarları yeterli gelmedi. Üçüncüsü, firmaların bir takım altyapı yatırımları yapmaları gerekti. Dolayısıyla ilk fazı geçmekte biraz zorluk yaşadık.

Biz de KOBİ seviyesine inerek iş birliği yapabileceğimiz firma arayışımıza devam ettik. Yaklaşık 15 KOBİ’yi inceledik ve sayıyı 5-6’ya indirdik. Süreci onlarla tekrarlayacağız. Onlarla sonuç alabilmeyi umuyoruz.

Soldan sağa: Honeywell Türkiye ve Orta Asya Kurumsal İletişim Müdürü Selçuk Şandan, MSI Dergisi Yayın ve Uluslararası İlişkiler Koordinatörü Birol Tekince, Honeywell DSI Bölge Yöneticisi Serdar Çetingül ve Honeywell Electronics Solutions İş Geliştirme Müdürü Y. Haldun Akagündüz

 

MSI Dergisi: T625, ATAK-2 ve 10 tonluk genel maksat helikopteri ile ilgili çalışmalarda rolünüz ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Serdar ÇETİNGÜL: T625’in prototip geliştirme çalışmalarında, yer ve uçuş testlerinde kullanılacak motorları teslim ettik. Proje takvimine göre, ilk uçuşun bu yıl gerçekleştirilmesini heyecanla bekliyoruz. Bu projede, doğrudan TUSAŞ ile çalışıyoruz. En kısa sürede de seri üretime geçmelerini umuyoruz. Türkiye’de, T625 için büyük bir potansiyel olduğunu değerlendiriyoruz. Hem askeri tarafta ömrünün sonuna gelmiş çok sayıda platform var hem de dünya genelinde, toplam helikopter sayısında, askeri-sivil dengesi %50-%50 iken Türkiye’de, %95-%5 civarında. Dolayısıyla sivil tarafta önemli bir açık var.

ATAK-2 ve 10 tonluk genel maksat helikopteri projelerinde, motorun yanı sıra farklı alt sistemler için de iş birliği yapmaya hazırız. Bunların arasında, yedek güç birimi ya da iklimlendirme sistemi de olabilir.

MSI Dergisi: Benzer şekilde, Milli Muharip Uçak ve HÜRJET programlarına yaklaşımınız ile ilgili de bilgi verebilir misiniz?

Serdar ÇETİNGÜL: Her iki platform da bizim için çok kritik ve çok önemli. Milli Muharip Uçak’ta, TUSAŞ ile son 4-5 yıldır çalışıyoruz. Program farklı aşamalardan geçti. Önce konsept çalışması yapıldı. Bu aşamada TUSAŞ, bizim de dâhil olduğumuz çeşitli firmalardan geri bildirimler aldı. İkinci aşamada, teknoloji odaklı geri bildirimler talep edildi ve bunları da verdik. Şu anda, bir sonraki aşamaya geçilmesini bekliyoruz. Buradaki kritik bileşen, motor. Motor seçiminde de son aşamaya gelindiğini değerlendiriyoruz. Sonrasında, projenin takvimi işlemeye başlayacak ve uçak alt sistemleri ile ilgili çalışmalar hız kazanacak. SSM ve TUSAŞ’ın elinde tüm bilgiler var.

HÜRJET, geçen yılın Ağustos ayında gündeme geldi. TUSAŞ, uçağı kendi kaynakları ile geliştirdiği için, bu proje çok hızlı ilerliyor. Takvim olarak Milli Muharip Uçak’ın önünde. HÜRJET’te, burundan kuyruğa kadar farklı çözümlerimiz kullanılabilir. TUSAŞ’ın tüm bilgi isteklerine cevap veriyoruz ve bu projede de birlikte çalışabilmeyi umuyoruz.

 

MSI Dergisi: Son olarak, Eurasia Airshow ile ilgili değerlendirmeleriniz de alabilir miyiz?

Serdar ÇETİNGÜL: Burada, paydaşlarımızla birlikte olmak çok önemli. Bu ilk Eurasia Airshow’da, bazı küçük aksaklıklar yaşandı; ama önümüzdeki yıllarda, çok etkin bir şov olacağını değerlendiriyorum.

 

Honeywell DSI Bölge Yöneticisi Serdar Çetingül’e, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

 

473 toplam görüntüleme, 7 bugünkü görüntüleme