Söyleşi: IdeaLab Operasyon Müdürü Hayri Özturan – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: IdeaLab Operasyon Müdürü Hayri Özturan

17 Kasım 2017

IdeaLab Operasyon Müdürü Hayri Özturan’la yapılan ve MSI Dergisi’nin 143’üncü sayısında yayımlanan söyleşi, derginin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:


“Karbondioksitli enerji çevrimi, geleceğin güç sistemi çözümü olacak.”

 

Girişimcilik, savunma ve havacılık sektörü ekosisteminin genişlemesi noktasında, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu bir nitelik. Dolayısı ile mevcut ürünlerin bulunduğu bir pazara girmek isteyen girişimciler de sektörde takdirle karşılanıyor. IdeaLab ise girişimciliği, bir adım öteye taşıyor: Henüz operasyonel bir sistemde kullanılmayan bir teknoloji ile deniz platformlarının güç sistemlerine yönelik, örneği olmayan bir ürünü, 5-6 senelik bir zaman diliminde 2023’te hazır hâle getirmeyi hedeflemek gibi… Kendi pazarını ve teknolojisini oluşturmak üzere yola çıkan IdeaLab’ı, Operasyon Müdürü Hayri Özturan’dan dinledik.

 

MSI Dergisi: IdeaLab nasıl bir vizyonla kuruldu? Sektöre nasıl bir soluk getireceksiniz? 5 sene sonra kendinizi nerede görmeyi hedefliyorsunuz?

Hayri ÖZTURAN: IdeaLab, enerji üretim sistemleri ve araç güç sistemleri alanında, önümüzdeki 30 yılın teknolojileri üzerinde çalışmak amacıyla kuruldu. Bu teknolojiler, 10 sene sonra, 20 sene sonra, 30 sene sonra ne tür bir dönüşüme uğrayacak? Bu konuları değerlendiriyoruz. Bunlardan ilki, şu an Türkiye’de, belki de tek olduğumuz, karbondioksit gazıyla çalışan enerji çevrimleri konusu. Bu niye önemli? Bu teknolojilerde belli bir geliştirme süreci var. Bu süreç de çok yavaş ilerliyor. Mesela bir gaz türbininin ya da buhar türbininin verimliliğini %0,1 arttırmak, bir yıllık bir çalışma gerektirebiliyor. Her yıl General Electric, Siemens gibi bu alanda çalışan bütün şirketlerin yaptığı araştırma ve geliştirme çalışmaları, ancak ortalama %0,1 iyileştirme sağlıyor. Bizim dönüştürücü (transformatif) dediğimiz teknolojilerle bunları 3-5 puan birden arttırmak mümkün olabilir. Bu da en az 30 yıllık bir sıçrama demek. Karbondioksitle çalışan enerji sistemleri de bu sıçramayı sağlayacak sistemlerden bir tanesi olarak görülüyor. Karbondioksitli enerji çevrimi, geleceğin güç sistemi çözümü olacak.

Mühendislikte malzeme, hesaplama yöntemleri ve modelleme kapasitesi gibi konularda ilerleme çok hızlı oluyor. Bunların avantajı ile artık bazı konular üzerinde çalışmak daha kolay hâle geldi. Eskiden yapılamayan bazı şeyler, şimdi, karbondioksitli çevrimleri mümkün kılıyor. Karbondioksitle çalışan çevrimlerle ilgili, 1960-1970’lerde çalışılmış. Tabii bu alanda, her biri uzmanlık isteyen alt konular var. Bunlardan iki tanesi, malzeme ve modelleme. 60’larda ve 70’lerde, bu iki alt konudaki zorluklar aşılamamış. Ama şu anda, karbondioksitle çalışan çevrimler, buhar türbini ile karşılaştırılabilecek bir noktada. Verim olarak buhar türbini, yaklaşık %40 civarındayken karbondioksitle çalışan çevrimlerde, %50’lere varan verim elde edebiliyorsunuz. Ayrıca, suyun olmadığı ortamlarda, hava soğutma sağlayabiliyorsunuz. Dolayısı ile sudan bağımsız bir sistem ortaya çıkıyor. Başka bir avantajı ise boyut olarak özellikle türbin ve yoğuşturucu kısmının mevcut kullanılan teknolojilere göre oldukça kompakt olması. Ortaya şöyle bir durum çıkıyor: Bizim gibi enerji ve güç sistemi üretim altyapısı ve teknolojilerine sahip olmayan ülkeler ya da firmalar için karbondioksitli çevrim büyük bir fırsat. Şu anda bu teknolojiyi geliştirmek için bir General Electric ya da Siemens olmanıza gerek yok. Boyutlar çok küçük, imalat ve altyapı maliyetleri çok düşük. Mesela bir buhar türbininin gövdesini dökmek için, çok büyük döküm alanlarına ihtiyacınız vardır. Karbondioksitli çevrimde ise 10 MW’lık türbinin boyutu, zaten 1 metre; hatta daha az. Tüm bu koşullar, yeni ve küçük şirketlere rekabetçi bir avantaj sağlıyor. Zamanı yeniden başlatmışsınız gibi düşünün ve aynı teknolojiyi siz de geliştiriyorsunuz. Altyapı ihtiyacınız yok.

Bu, IdeaLab’ın düşünmüş olduğu projelerden ilki. Özellikle enerji üretimi alanına yönelik olarak kurguladık. Tabii bunun Türkiye’de uygulaması, savunma ve havacılık ağırlıklı oldu. Bunun sebebi, Türkiye’de savunma ve havacılık sanayisine şu an verilen önem ve finansal teşvik imkânlarının çok cazip olması. Bu pozitif ortamı, Türkiye’nin ihtiyacı olan teknolojileri geliştirmek için kullanmayı kendimize strateji edindik. Karbondioksitli çevrim, özellikle gemilerde ön plana çıkabilecek bir teknoloji. Zaten dünyada da nükleer güçle çalışan uçak gemisi ve denizaltılar için de düşünülüyor. Türkiye’ye baktığımızda; seyir füzeleri, kara araçları ve helikopterler için güç sistemi projelerinin olduğunu görüyoruz. Deniz platformlarına yönelik bir güç sistemi projesi ise hâlihazırda yok. Biz de zaten yürütülmekte olan projeleri tekrarlamadan, bu alanı doldurmaya yöneldik.

Dolayısı ile Türkiye’deki iddiamız: devletin, savunma ve havacılık alanında yerli sistemler geliştirme stratejisi ile uyumlu olarak, ilk başta yüzer platformlara yönelik güç sistemleri geliştirmek. Bunların arasında, denizaltılar için havadan bağımsız güç sistemleri de var. Önümüzdeki 5 yıl içinde, çalışmalarımız bu yöne doğru ilerleyecek.

Dünyada bu konuda, belki toplasanız 250-300 kişi çalışıyor; bizim gibi 2-3 tane şirketten başkası da yok. Şunu söyleyebiliriz: IdeaLab, yani Türkiye, bu teknolojiyi uygulamaya geçirebilirse öncüler arasına ismini yazdıracak.

 

MSI Dergisi: Böyle bir işe girişme fikri nasıl ortaya çıktı?

Hayri ÖZTURAN: IdeaLab’ın ortaklarından Edip Sevinçer, üniversite eğitiminden sonra, ABD’ye gitti ve General Electric’te; motor, turbomakina, yanma odası ve türbin ile ilgili çeşitli projelerde çalıştı. Edip Bey, daha sonra sistem mühendisliği grubuna geçti ve bu grupta, turbomakina uzmanı olarak birikimini derinleştirdi. Karbondioksitli çevrimlerle ilgili çalışmalara da burada başladı. 2011 yılında, bu konudaki ilk projelerini yaptılar. Bu projede Edip Bey, 3-5 kişilik bir çekirdek grupta, mekanik tasarım analizi ve sistem bütünü ile ilgili çalıştı. Tabii çalışmalar, General Electric’in kendi gündemi kapsamında ilerledi ve pilot tesis aşamasına geldi; ama ön plana çıkacak kadar da önem verilmedi.

IdeaLab, Edip Bey’in de Türkiye’ye dönüş gündemi doğrultusunda, 2015 yılında, İstanbul’da kuruldu.

IdeaLab’ın IDEF’te sergileyeceği vizyon projesi: Denizaltılar için havadan bağımsız güç sistemi

 

MSI Dergisi: IdeaLab’ın ortaklık ve personel yapısı hakkında bilgi verebilir misiniz?

Hayri ÖZTURAN: IdeaLab, 3 ortaklı bir şirket. Ama ortak sayısının gelecekte artmasını öngörüyoruz; çünkü şirketlerin, çalışanları tarafından sahiplenildikçe büyüyeceğine inanıyoruz. Böylece şirket büyüdüğünde, belli bir değer kazandığında, bu değer çalışanlara da yansıyacak.

Şu anda 18 kişiyiz. Tabii bu seçilmiş, çekirdek ekip. IdeaLab, araştırma ile bilgi üretme ve bilgi sahibi olma, buradan da özgün tasarımlar oluşturarak lisans sahibi olmaya odaklanıyor. Ürüne dönüştürme tarafı için de şöyle bir düşüncemiz var: Nasıl ki otomotiv şirketlerinin belli bir tasarımı ve montaj hattı var; ama bütün parçalar dışarıdan geliyor, benzer şekilde, IdeaLab da üretimde sistem mühendisliği ve entegrasyon tarafında kalmayı hedefliyor. Kritik olmayan, çekirdek teknolojilerin taklit edilmesine neden olabilecekler dışındaki bütün işleri, dışarıda yaptırmayı hedefliyoruz. Mesela karbondioksitli çevrim için şu anda iki tane kritik bileşenimiz var: türbin ve kompresör. Onlar, IdeaLab bünyesinde veya IdeaLab’ın seçtiği firmalarda yapılacak. Onun haricindeki bütün bileşenleri, tercihen yerli firmalardan tedarik edeceğiz. 5 sene sonra IdeaLab, belki 50-100 kişi olacak; ama birlikte çalıştığı ekosistem, belki 5.000 kişiyi geçecek.

 

MSI Dergisi: Gördüğümüz kadarıyla IdeaLab’da, aslında birikim olarak karbondioksitli çevrimin de ötesinde bir kabiliyet var. O yüzden, belki de sonda soracağımız soruyu şimdi soralım: Gelecekte hangi sistemler üzerinde çalışmayı planlıyorsunuz?

Hayri ÖZTURAN: Biz, şu anda dünyada var olan klasik güç sistemleri üzerinde çalışmak istemiyoruz. Bunun 2 nedeni var. Birincisi, bu teknolojiler artık çok iyi biliniyor. Temel mekanizmaları değişmiyor. Çalışmalar, alt bileşenlerinin iyileştirilmesi üzerinde yürüyor. Dolayısı ile evet, stratejik olarak değerlendirirsek bir uçak motoru geliştirebilecek kabiliyete sahibiz. Ama bizi, şu anda ses altı hızlarda uçan uçakların motorları değil, gelecekte hipersonik hızlarda uçan uçakların motorları cezbediyor. İkinci nedense Türkiye’de devam eden çalışmaları tekrarlamak istemeyişimiz. Biz yeni konularda, yeni soluklar getirmeyi amaçlıyoruz.

Süperkritik karbondioksit çevrimi skid modeli

 

MSI Dergisi: Peki, tecrübeleriniz ışığında, Türkiye’nin, hâlihazırda yürüttüğü ve sizin ilgi alanınıza da giren projelerle ilgili ne düşünüyorsunuz? Katkı vermeyi hedeflediğiniz projeler var mı?

Hayri ÖZTURAN: Tabii ki talep edildiği zaman destek veririz. Bunu çeşitli platformlarda ifade ediyoruz. Zaten farklı alanlarda IdeaLab’ın yaptığı işleri takdir edenler mevcut. Dışarıdan bu tür talepler oluyor ve zaman zaman gönüllü danışmanlık yaptığımız da oluyor. Ama ana aktivitelerde, bizi odağımızdan, kendimize çizdiğimiz yoldan saptıracak ya da bu yolda bizi yavaşlatacak işleri üstlenmeyi şu anda düşünmüyoruz.

IdeaLab tarafından tasarlanan küçük jet motorunun kesiti

 

İlk Proje Başladı

MSI Dergisi: Kurulduğunuzdan beri neler yaptınız?

Hayri ÖZTURAN: Biraz önce kuruluş aşamamızda bahsettiğim gibi, öncelikli amacımız, savunma ve havacılık sanayisine çözümler geliştirmekti. Bu doğrultuda da ilk olarak gittiğimiz makam, Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) oldu. SSM ve Deniz Kuvvetleri’nden konuyla ilgili yetkililere ulaştık, görüşmeler yaptık. Karbondioksitli çevrim ile ilgili teknolojimizi anlattık. 2015 yılının ilk aylarında, bağımsız Ar-Ge projesi mekanizması kapsamında, ilk proje önerimizi verdik. Süren görüşmeler sonunda çalışmamız, SSM’nin, bir tersane ile yürüttüğü proje kapsamında, Teknoloji Kazanım Yükümlülüğü projesi olarak kurgulandı ve 2016 yılının Mart ayında başladı. Bu projede, bir geminin baca atık ısısını kullanarak bir çevrim, bir enerji üretim sistemi tasarlıyoruz. Özgün tasarımımızı, ilk önce karada test edeceğiz. Daha sonra, deniz aracına uyarlanarak test edilmesi planlanıyor. Dolayısı ile 2015 yılında, çalışmalarımızı kendi kaynaklarımızla sürdürdük.

Şu anda yürüttüğümüz bir diğer proje, eğitim amaçlı olarak kullanılabilecek, 20 kg’lık itkiye sahip bir turbojet motorunun geliştirilmesi. Bu motor, bir test ünitesi şeklinde tasarlandı. Teknik liselerde, üniversitelerin makina ve havacılık bölümlerinde ve Anadolu’daki bilim ve teknoloji merkezlerinde kullanılabilecek. “Turbomakina nedir, kompresör nasıl çalışır, yanma odası nasıl bir şeydir, türbin nedir, sayısal motor kontrolü nasıl yapılır?” vb. sorulara cevap olabilecek. Bu projemizde, SSM ve Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ) ile birlikte çalışıyoruz. Donanım masraflarını SSM karşılıyor; diğer personel ve tasarım giderleri dâhil tüm masraflar ise IdeaLab tarafından karşılanıyor. İlk kullanıcı da Gebze Teknik Üniversitesi olacak.

 

MSI Dergisi: Başka hangi çalışmalarınız var?

Hayri ÖZTURAN: Buraya kadar bahsettiklerim, savunma ve havacılık alanında başlangıç projelerimizi oluşturuyor. Ana rotada, yatayda, sistem bazında ürünler var. Bu sistemler için ihtiyaç duyacağımız bazı teknolojileri ve komponentleri de geliştirmemiz gerekiyor. Bunu da dikey olarak yapılandırdığımız, komponent ve teknoloji geliştirme projeleri ile sağlıyoruz.

Bu tarz teknoloji projelerinde, kendi kaynaklarımız ve TÜBİTAK destekleri üzerinden gitmeye çalışıyoruz.

Böyle, kritik olan 4-5 tane teknoloji var. Bir tanesi, üzerinde çalıştığımız sistemler yüksek hızla döndüğü için, bunların yataklama teknolojisi; gaz yatakları. Bu yataklar, karbondioksitli çevrim için, sistemi hermetik bir yapıya ulaştırmak hem de dışarıdan ilave yağlama ve benzeri hususları ortadan kaldırmak için önemli.

Sızdırmazlık elemanları, bir diğer çalışma alanımız. Yüksek hızda dönen rotor ve stator arası sızdırmazlığı sağlayacak, Türkçesi salmastra olan bileşenleri içeren projeler.

Diğer bir proje, yine bu sistemlerde kullanılan ısı değiştiriciler. Bunlar, kompakt ve belirli ağırlık ve ısı transfer kapasitesine sahip olmak zorunda. Dünyada 3-4 tane üretici var.

Yüksek hızda dönen elektrik motorları üzerinde de çalışıyoruz. 1 MW gücünde, dakikada yaklaşık 40.000-70.000 devirde dönen bir elektrik motoru geliştiriyoruz.

Bunlara ilaveten, yenilikçi ve yüksek performanslı yanma ve yanma odası teknolojilerinde de bir çalışmamız var. Katalitik yanmayı da içeren hibrit bir yanma odası üzerinde çalışıyoruz.

Tabii bu projeleri gerçekleştirdiğimiz zaman, başka kullanım alanları da gündemde. Mesela hava yatakları, uçak ve roket motorlarındaki yataklama teknolojisi ile aynı. Hatta bizim ulaşacağımız hızlar, 2-3 kat daha yüksek. Sızdırmazlık elemanları için de benzer bir durum var. Özellikle sıvı yakıtlı roketlerde, önemli bir teknoloji. Kompakt ısı değiştiricisi, İHA’larda, gemilerde ve petrol platformlarında kullanılan bir teknoloji. Yüksek hızda dönen elektrikli motor, elektrikli araçlarda da kullanılıyor.

Önümüzdeki günlerde, bir proje daha başlatacağız: Dişli kutuları projesi. Özellikle planet dişliler. Turboşaft ve turboprop motorlarda, yüksek devirli turbomakinaların gücünü, daha düşük devire çevirmede kullanılan yüksek hızlı dişli kutuları. Burada, malzeme teknolojisi de öne çıkıyor. Seramik malzemelerin kullanılması gerekiyor. Ya da katmanlı üretim gibi teknolojilerin kullanılması düşünülüyor.

Saydıklarımdan, IdeaLab tarafından 2-3 sene içinde geliştirilebilecek ve elektrikli güç alanında da kullanılabilecek teknolojiler, önemli avantajlar getirecek. Örneğin, yaptığımız çalışmalarda gördük ki MİLGEM sınıfındaki bir gemi, IdeaLab teknolojisi ile tümüyle elektrik tahrikli olsa 300 tonluk bir ağırlık avantajı sağlıyor. Aynı miktardaki yakıt ile bizim çözümlerimiz, %40 dizel makina verimliliğine oranla %50 verimlilik sunduğu için, daha uzun görev menzili ya da görev süresi sunuyor. Ya da gemiyi daha düşük hacimli hâle getiriyorsunuz.

Eğitim amaçlı jet motor test düzeneği

 

Tabii burada tek pazar Türkiye değil. Hatta sadece savunma ve havacılık sanayisi de değil. Ticari uygulamalar, enerji alanındaki uygulamalar ve dünya çapında bir pazar, beklediğimiz katma değeri sağlayacak.

Bahsettiğimiz teknolojilerin, farklı konularda, çevre kirliliğini azaltma, getirdiği avantajlar da var. Örneğin, katalitik hibrit yanma odası teknolojisiyle sıfır nitrojen oksit ve türevi ortaya çıkıyor; bu da çevre ile ilgili standartların zorlamasıyla şu an dizel platformlarda çözülmeye çalışılan bir sorun.

Baktığımızda, tüm bunlar, bizim önümüzdeki 2-3 yılda göstereceğimiz performansa; başlangıçtaki ivme ve momentumumuzu korumaya bağlı. Diğer yandan, yaptığımız çalışmalarda devlet desteği de şart. Milli Savunma, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Kalkınma ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlıklarının destekleri önemli. Bu desteği görüyoruz ve gelecekte de görmeye devam edeceğimizi değerlendiriyoruz. Yola bu şekilde çıkıyoruz.

 

MSI Dergisi: 2-3 yıl içinde çıkacak ürünler prototip mi olacak yoksa testleri geçmiş, kullanıma hazır ürün mü olacak?

Hayri ÖZTURAN: Karbondioksitli sistemler için karasal testler yapıldıktan sonra, enerji uygulamaları için ürünümüz hazır olacak. Bu, 2 yıllık bir süreç. Bu 2 yıllık sürecin üzerine, deniz araçları ve savunma ve havacılık uygulamaları için eklenecek birtakım teknolojiler var. Bunlar da az önce bahsettiğim teknolojiler. Bunlar da 2 yıl sonra hazır olacak ve deniz araçlarına uyarlama periyoduna girecek. Deniz araçlarına uygulaması, yaklaşık 4 sene sürecek. Doğrulama çalışmaları ile birlikte, 2023 hedefleri kapsamında tamamlayacağız. Şunu söyleyebilirim: Gerekli finans desteği kısa bir sürede sağlanabilirse projelerimizle Türkiye’nin yüzer platform ve su altı platformu güç sistemleri ihtiyaçlarını, yerli ve milli olarak çözmüş olacağız. İlk hedefimiz bu. Daha sonraki hedef, ticari gemiler ve ticari uygulamalar ile yaygınlaştırmak.

 

MSI Dergisi: IdeaLab ortaklarının çeşitli patentleri olduğunu biliyoruz. Bu patentlerin, anlattığınız süreçlere katkısı nasıl olacak?

Hayri ÖZTURAN: Biz patent konusuna biraz farklı bakıyoruz. Üzerinde çalıştığınız konu patentlenince, aslında herkesin bildiği bir çözüm hâline geliyor. Şu an IdeaLab’ın geliştirdiği sistemlerde, mülkiyeti var. Ama bunları patente dönüştürmenin şu an bir gereği yok. Çünkü henüz pazara açılmış değiliz.

 

MSI Dergisi: IDEF 2017’de neler yapacaksınız?

Hayri ÖZTURAN: IDEF’te, havadan bağımsız güç sistemi konusunda iddialı olacağız. Ziyaretçilerimiz, bu çalışmamızın ölçekli bir maketini görecekler. Sistem nasıl çalışıyor, bilgi alabilecekler. Ne tür bileşenleri olduğunu görecekler. Ne tür avantajlar sağladığını öğrenecekler. IDEF’te görücüye çıkaracağımız diğer konu, yüksek hızda dönen elektrik motorları. Bu kapsamda bir turbo-pompa ve turbo-kompresörü sergileyeceğiz. Ayrıca jet motoru eğitim setimizi de fuara getirmeyi planlıyoruz.

 

MSI Dergisi: Eklemek istediğiniz bir konu var mı?

Hayri ÖZTURAN: Özetleyecek olursak: IdeaLab, Türkiye’de üzerinde çalışılmayan konulara eğilen, kendi özgün çözümlerini üreten öncü bir şirket olma yolunda hızla ilerliyor. Hızlı çalışan, esnek ve her arkadaşımızın konusunda derinlemesine uzman olduğu seçkin bir ekibe sahibiz. Ekibimizin, sahip olduğumuz en önemli değer olduğuna inanıyoruz. Ekip olarak, hem Türkiye’mizin hem de IdeaLab’ın ideallerini heyecanla kovalayacak motivasyondayız. İlerleyen süreçte, Türk savunma ve havacılık sanayisinin vazgeçilmez paydaşlarından birisi olacağımıza inanıyoruz.

 

IdeaLab Operasyon Müdürü Hayri Özturan’a, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

 

331 toplam görüntüleme, 6 bugünkü görüntüleme