Söyleşi: Katmerciler İcra Kurulu Başkan Vekili Furkan Katmerci – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: Katmerciler İcra Kurulu Başkan Vekili Furkan Katmerci

22 Ağustos 2017

MSI Dergisi’nin 141’inci sayısında yayımlanan, Katmerciler İcra Kurulu Başkan Vekili Furkan Katmerci ile yapılan söyleşi, aşağıda paylaşılmıştır:

 

“Hedefimiz, silahlı kuvvetlerimizin ve güvenlik güçlerimizin gönüllü Ar-Ge merkezi olmak”

Sivil sektörde 31 yılı bulan deneyimini, önce Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı (TOMA) çözümleri ile güvenlik sektörüne taşıyan Katmerciler, başta HIZIR ve KHAN araçları ve NEFER zırh sistemi olmak üzere, yeni ürünleri ile savunma ve güvenlik sektörüne hızlı bir giriş yaptı. Firmanın hedeflerini, mevcut çalışmalarını ve gelecek planlarını, Katmerciler İcra Kurulu Başkan Vekili Furkan Katmerci’den dinledik.

 

MSI Dergisi: Furkan Bey, Katmerciler’in kuruluşunu ve bugüne nasıl geldiğini sizden kısaca dinleyerek başlayalım mı?

Furkan KATMERCİ: Babam İsmail Katmerci, İstanbul Teknik Üniversitesi mezunu bir elektrik yüksek mühendisi. Okurken hep kendi işini kurmayı hayal etmiş. Bu hayalini gerçekleştirmek için işe, dedemden miras kalan sac ticareti ile başlıyor ve Katmerciler Profil A.Ş.’yi, 1982 yılında kuruyor. Daha sonra, araç üstü ekipman işine giriyor. Büyük ihtimalle “Araç Üstü Ekipman” tanımını da sektöre biz kazandırdık.

Katmerciler, öncelikle damper, çöp arabası, tanker gibi görece basit ekipmanlar üretiyor. Yaptığı ekipmanların üzerine sürekli yeni bir ürün koyarak ilerleyen Katmerciler, bugün 30 farklı ürün yapabilir konumda. Bu kadar ürünü aynı çatı altında üreten bir firma, ne Avrupa’da ne Türkiye’de ne de dünyanın başka bir yerinde var. Birçok ürünü aynı anda yapabiliyor olmamız, bazı ürünlerin gereğini layıkıyla yerine getiremediğimiz anlamına gelmiyor. Biz 31 yıllık bir firmayız. Dayak yiyerek dayak atmasını öğrendik. Sürekli ihalelere girdik ve bilindiği gibi, ihalelerde yanlış yapma lüksünüz yok. Verilen teknik şartnameyi, A’dan Z’ye karşılamanız gerekiyor. Bugüne kadar bu araçların her birinden binlerce ürettik. Yıllık ortalama 1.200-1.300 adet farklı ekipman üretiyoruz.

Babam, 1993 yılında, Atatürk Organize Sanayi Bölgesi’nde, 17.000 metrekarelik bir yer satın alıyor. 2015 yılında da bu alanın yan tarafında bulunan 15.000 metrekarelik alanı da satın aldık. Şu anda İzmir’de, 22.000 metrekaresi kapalı, 32.000 metrekarede faaliyet gösteren, 380 kişilik bir firmayız.

 

MSI Dergisi: İlk ihracat ne zaman geldi?

Furkan KATMERCİ: Süreç içerisinde, Ağabeyim Mehmet Katmerci, şirkette daha aktif görev almaya başladı ve 1998 yılında, ilk ihracatımızı Japonya’ya yaptık. Çöp ekipmanı sattık. Belki bir teknoloji satmadık; ama Türkiye’nin, düşük maliyet gücünü, ürün kalitesini kullandık. 1998 yılından bu yana da 51 ülkeye ihracat yapmış durumdayız. Ciromuzun ortalama %65’i ihracattan geliyor. Büyüme stratejisi olarak ihracatla büyüyen, gelecekte de ihracat odaklı büyümek isteyen bir firmayız. Yani, bizim vizyonumuzda tüm dünya var.

Türkiye’deki ihtiyaç nedir? Cari açığı azaltıcı işler, sanayi, istihdam ve yatırım. Katmerciler olarak biz üstümüze düşeni yapıyoruz. Biz burada ölçekten konuşmuyoruz; önemli olan niyetinizdir. Her yıl ihracat yapıyoruz, istihdamı arttırıyoruz, yenilikler ortaya koyuyoruz; bir taraftan yatırım da yapıyoruz. Bu şekilde yolumuza devam ediyoruz.

 

MSI Dergisi: Katmercileri farklı kılan yanlarından biri de halka açık bir şirket olması. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Furkan KATMERCİ: Bakın, Türkiye’deki problemlerden birisi de aile şirketlerinde, 2’nci ve 3’üncü kuşağın, çok az olması. Firmalar bir sonraki nesle aktarılamıyor. Ama ülke ekonomilerine baktığınızda, önemli şirketlerin hepsinin kökleri, aile firmalarına dayanıyor. Aile firmalarının daha planlı bir şekilde büyümesi ve üzerlerine daha fazla titremek gerektiğini düşünüyoruz. Ayrıca bir husus daha var. Biz Katmerciler’i sadece bir aile şirketi gibi değil bu ülkenin bir değeri olarak görüyoruz. Bu şirketin her başarısı ülkemiz için bir kazançtır. Aile firması olarak yola çıkmamıza rağmen, biz konuya bu şekilde yaklaşıyoruz.

Bu paralelde, 2010 yılında, daha farklı işler yapmak, en önemlisi şirketi geleceğe taşımada bir kaldıraç rolü olmak ve kurumsallaşmayı hızlandırmak adına, yine farklı bir vizyon ortaya koyduk ve 2010 yılının Kasım ayında halka açıldık. Halka açılan firmalar arasında, bonus teşvik sistemlerini uygulayan ilk biz olduk. Hisselerimiz, 3 ayda çıktığı fiyatın altına inerse, onları başlangıç fiyatından geri alma taahhüdü verdik. Hisselerini 3 ay tutanlara da ellerindekinin %5’i kadar ek hisseyi, bedelsiz verdik. Katmerciler olarak baktığınızda; İMKB 30 firmalarından henüz küçüğüz; ama ortaya koyduğumuz vizyon ve yenilik bir kıvılcım olsun diye bunları yaptık. Biz bunları yaptıktan sonra, hisseleri halka arz edilen firmaların çoğunda, yine bu teşvik sistemleri uygulandı. Katmerciler, halka arzları kuvvetlendirmede öncü bir rol oynadı diyebiliriz.

Halka açıldıktan sonra da “Biz artık kurumsallaştık!” diye düşünmedik. Bunu katalizör olarak kullandık. Bize göre kurumsallaşma süreci, her gün, her zaman devam ediyor. “Biz artık kurumsallaştık!” dediğiniz noktada, sektör körlüğü başlıyor. Mutlaka bir şeyler aksıyordur. Biz hiçbir zaman o noktaya gelmek istemiyoruz. O yüzden sürekli kendini yenileyen, kurumsallaşmayı tetikleyen, devam ettiren bir firma olmak istiyoruz.

Türkiye’de kendi sektörümüzde halka açık ilk ve tek firmayız. Dünyada da bu sektörde halka açık birkaç firmadan birisiyiz. Bir tanesi Avusturya’da, sadece itfaiye ekipmanı üretiyor. Bir tanesi de ABD’deki Oshkosh; hem savunma hem sivil tarafı var. Bizim emsal aldığımız firmalar da bunlar. Özellikle de Oshkosh.

Finansal olarak baktığımızda, borsaya açılarak, UFRS gibi dünya ölçeğinde geçerli yönetim ve maliyet standartlarına sahip olduk ve şu anda, dünyanın herhangi bir ülkesindeki bir firma ile ortak bir girişim yapmaya hazırız. Aynı dili konuşur hâle geldik. Finansal enstrümanlara da erişmemiz daha hızlandı ve kolaylaştı. Halka açıldığınızda bir kaynak oluşuyor; ama o kaynak şirkete bir kereliğine giriyor. O kaynak için halka açılmak, bize göre yeterli değil. Amaç o olmamalı. Örneğin, halka açılıp 3 lira alıp şirketin borçlarını azaltmak bizim vizyonumuzda yok. Evet, biz halka açıldık ve “Bundan sonraki dönemlerde finansal enstrümanları kullanmak istiyoruz.” dedik. Tahvil-bono ihraç ettik. İlk başta 20 milyon liralık bir bono ihraç ettik. Onun ödemesini kendi öz kaynaklarımızla yapıp bir yıl sonra kapattık. Daha sonra, yine hedef büyüttük. 36 milyon liralık bir bono daha ihraç ettik ve başarıyla tamamladık. Ondan 2 ay sonra, 12 milyon liralık bir bono ihracatı daha gerçekleştirdik. Onda da başarı sağladık. Şu anda sürdürdüğümüz, 48 milyon liralık bono borçlanması var. Tüm bunlar, hem borsaya açık olmamızın hem kendimizi kanıtlamış olmamızın hem de ortaya koymuş olduğumuz finansal performansın getirisi. Gidip bu kaynağı bir bankadan da alabilirsiniz; ama bize göre piyasanın güvenini görmek ve göstermek de önemli. Borsaya açıldıysanız bunları yapacaksınız. Dünyadaki tek finansal borçlanma yöntemi ya da finans sistemi gidip bankadan para almak değil; o en kolayı. Bize göre; bankayı kullanacaksınız, bonoyu kullanacaksınız, sukuk (ticari bir varlığın menkul kıymetleştirilerek sertifikalar aracılığıyla satımı) varsa onu kullanacaksınız. Hepsini bir arada ele almalısınız ki sistemi tamamen kullanın, hepsinin artılarını yakalayın.

 

TOMA’da Pazarın %75’ine Hâkimiz

MSI Dergisi: Biraz da savunma ve güvenlik alanına girişinizden bahseder misiniz?

Furkan KATMERCİ: Katmerciler, halka açılmayı katalizör olarak kullandı; finansal yapısını daha da güçlü hâle getirdi; kendisini kanıtladı ve yoluna devam etti. Böylece savunma sanayisinde atacak barut da elde etti.

2010 yılında, ilk kez TOMA üretimine başladık. Biliyorsunuz bu sektörde, bizden önce de TOMA üreticisi firmalar vardı; ama şu anda, pazarın %75’ine hâkim durumdayız. Bunu nasıl sağladık? İstenen kaliteyi ve lojistik desteği, uygun fiyatla yakaladık. Bakım hizmeti, bizim için çok önemli. Orada askerimiz, polisimiz görev yapıyor ve bir ihtiyaç anında, asgari sürede müdahale etmeniz lâzım. Bizim şu anda, Türkiye’nin 81 ilinde servis ağımız hazır vaziyette. Herhangi bir aracımıza, ortalama 48 saatte müdahale edebiliyoruz. Bunlar olması gereken ve bizim iftiharla bahsettiğimiz şeyler.

6-7 yıl önce, biz pazarda lider olacağız desek belki çok inandırıcı olmayabilirdi; ama yaptık demek, işin rengini değiştiriyor. Biz elimizdeki verilerle konuşuyoruz. Yapacağız demek güzeldir; fakat yaptık demek daha da güzeldir. Bunun avantajını kullanıyoruz.

Güvenlik tarafındaki bu başarımız, bize savunma tarafında daha fazla güven ve cesaret telkin etti. Bildiğiniz gibi yaklaşık son 10 yıldır, devletin savunma sanayisiyle ilgili bir politikası var. Özel firmaları teşvik ediyor ve aynı zamanda ihtiyaçlarını söylüyor. Biz de o mesajları, kendi üstümüze aldık. TOMA’nın ötesine geçip ne yapabiliriz diye düşündük. Teslim ettiğimiz sivil ve askeri araçlara baktığımızda, biz şasi ile haşır neşiriz. Şasi ile ilgili işlemlerimiz oluyor. Aynı zamanda, onun üzerindeki ekipmanı da tasarlıyoruz ve üretiyoruz. Şasi konusunda da bir şeyler yapabileceğimizi fark ettik. TOMA’larda zırhla ilgili yaptığımız çalışmalarda da bir yere geldik. Daha sonra da “4×4’lerin Zırhlı Personel Taşıyıcı tarafında da olabiliriz.” dedik ve yola çıktık. Tesis güvenlik ve üretim belgelerine başvurduk, onları tamamladık. Artık yapılan ihalelere çağrılıyoruz. Masaya oturuyoruz, tekliflerimizi veriyoruz. İnanıyoruz ki sonraki dönemlerde ihaleler sonuçlandıkça, bu pastadan Katmerciler olarak biz de pay alacağız.

Şunu da vurgulamak isterim: Savunma tarafında meydana çıkarken hedefimiz, “Silahlı kuvvetlerimizin ve güvenlik güçlerimizin gönüllü Ar-Ge merkezi” olmaktı. Bu doğrultuda onlarla irtibat hâlindeyiz.

 

MSI Dergisi: Savunma ve güvenlik tarafındaki araçlarınızın ve çözümlerinizin ortaya çıkış süreçlerinden bahseder misiniz?

Furkan KATMERCİ: Halka açıldığımız süreçte, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından, Ar-Ge Merkezi onayımızı da aldık. Bir yandan Ar-Ge yeteneklerimizi arttırırken bir yandan da savunma sanayisinde farklı firmalarla, farklı ürünlerin üretiminde rol almış kişilerle çalışmaya başladık. Hatta savunma sanayisi ile ilgili ekibimizi, sivil taraftaki Ar-Ge’den bağımsız bir ekip hâline getirdik. Toplam 80 kişilik bir Ar-Ge ekibimiz var; 20’si mühendis. Bunun dışında 12 de teknik ressamımız var.

Daha sonra, Türkiye’deki ve dünyadaki çeşitli sınıflardaki 20-25 zırhlı tekerlekli araç inceledik; birbiri ile karşılaştırdık ve çoğunun artısını almaya çalıştık. Sektörden gelen ihtiyaçları da analizlerimize kattık ve sonunda, KHAN ve HIZIR’ı ortaya koyduk.

 

Biz, terzi usulü çalışıyoruz. Sivil tarafta yaptığımız araçlar için de her ihalede isterler farklılaşıyor. Yaptığımız bir itfaiye aracıyla diğeri aynı değil. Şasesi farklı, isterleri farklı, kalifikasyonları farklı. Sürekli farklı konfigürasyonlar çalışıp bunu yönetiyorsunuz. Bu beceri Katmerciler’de var. Bunu savunma ve güvenlik alanına da yansıttık. Silahlı kuvvetlerimize ve güvenlik güçlerimize dedik ki “Biz sizin Ar-Ge merkeziniziz; ne ihtiyacınız varsa biz bunları araçlarımıza yansıtalım.” Örneğin HIZIR, şu anda yeni bir sınıfın temsilcisi. Ne COBRA II ne de EJDER YALÇIN. Son zamanlarda, operasyon sahasından, el yapımı patlayıcılar ve diğer patlayıcılara karşı daha da dayanıklı araç talebi var; biz de HIZIR’ı, bu talebi karşılayacak şekilde tasarladık. Bu doğrultuda aracın karın altı, tam V şeklinde. Böylece kinetik enerjiyi daha rahat yayıyor. Zırh seviyesini bir üst seviyeye nasıl çıkartabiliriz diye çalıştık. Strateji olarak baktığınızda, rakiplerin araçlarının üzerine bir tık daha ne koyabiliriz diye düşündük. Sonuçta, her açıdan ihtiyaca uygun güçlü bir araç çıktı.

 

Bir yandan da NEFER zırhlama sistemini geliştirdik. Sahadan gelen ihtiyaçlara baktığınızda; “Balistik seviyesi üst düzey olsun, araç çok büyümesin, manevra kabiliyeti düşmesin, hızlı bir şekilde müdahale edebilelim” şeklinde isterler geliyor. O zaman malzeme bilimiyle oynamanız lazım. Metalürjiyi kullanmanız lazım. Dünyada bunu nasıl yapıyorlar? Zırh seramiğini, seramik kompoziti ve normal zırh sacını harmanlıyorlar. Daha az zırh sacı ve daha fazla seramik kullanarak koruma seviyesini daha fazla yükseltiyorlar. Ağırlığı çok da fazla arttırmadan korumada artış sağlıyorlar. Biz de JEEP Rubicon aracına, NEFER zırhlama sistemimizi uyguladık. Böylece zırhlı; ama ebatları küçük, mobilitesi yüksek bir araç ortaya çıktı. Dar sokaklarda daha kullanışlı. Polis, 4 kişilik tim arabası olarak kullanabilir; komutanlarımız, askeri ve siyasi erkan makam arabası olarak kullanabilir. Bu tür bir aracı, sadece zırh sacıyla korumanız; ağırlık ve boyut olarak baktığımızda imkânsız. Seramiği de kullanmanız lâzım.

NEFER’i, HIZIR’a da entegre edeceğiz. Bu sayede, aracın zırh seviyesini birkaç kademe arttırırken ağırlığını da kontrol altında tutacağız. HIZIR’ın bu konfigürasyonunu, IDEF 2017’de sergilemeyi planlıyoruz. NEFER; Toyota Land Cruiser, Volkswagen Amarok, Fiat Doblo, Ford Tourneo gibi araçlara da entegre edilebilir.

Zırh seramiğini, farklı sektörlerde de uygulayabilirsiniz. Örneğin; dış cephe kaplamalarında, binalarda, miğferde, çelik yelekte, tank projelerinde. İleride, zırh üretimini Ankara’daki tesislerimizde gerçekleştirmeyi planlıyoruz.

 

MSI Dergisi: HIZIR’ın geliştirme çalışmaları ile ilgili son durum nedir?

Furkan KATMERCİ: HIZIR, KİRPİ’nin bir segment altında bir araç. KİRPİ 13 kişilik, HIZIR 9 kişilik. KİRPİ 19 ton, HIZIR ise yaklaşık 15 tonluk bir araç. Hem patlamaya dayanıklılık hem yükseklik hem de iç hacim açısından EJDER YALÇIN ve COBRA II’nin bir tık üzerinde. EJDER YALÇIN ve COBRA II’nin yer aldığı ihalelere, biz HIZIR’la gireceğiz. HIZIR aynı zamanda, bu segmentteki en güçlü araç. İlk kez 400 beygirlik bir motor kullanıldı. Aynı zamanda Mayıs’tan itibaren de Türkiye’de, sınıfında ilk kompozit seramik zırhlı araç unvanını kazanacak.

HIZIR’ın testleri hâlen devam devam ediyor. Bu segmentteki bir aracın patlatma testleri, diğer firmaların araçlarına uyguladıklarından farklı ve daha zorlu. Bir aracı ihaleye teklif ettiğinizde, kalifikasyon testleri için de bir süre veriyorsunuz. Bugün bir ihaleyi kazansanız, bunun testlerini yapıp zaten ilgili kuruma sunmak zorundasınız. Bizim bu taraftaki testler devam ediyor, çok yakında tamamlanmış olacak. Burada şunun da altını çizmek istiyorum; bizim araç tasarımlarımız, Türk mühendisleri tarafından, %100 burada, yerli olarak yapıldı. Hiçbir şekilde, ne lisans alındı ne yurt dışından bir dizayn alındı ne de başka bir şey yapıldı.

 

Sürdürülebilirlik için Sivil Sektör Kritik

MSI Dergisi: Hem savunma hem de sivil tarafta faaliyeti olan bir şirketin yöneticisi olarak sivil işlerle savunma tarafının birlikte yürümesi ve dengesi konusunda ne düşünüyorsunuz?

Furkan KATMERCİ: Bizim hem sivil hem de savunma şapkamız var. Bize göre, savunma sanayisindeki firmalarda sivil şapkası olması büyük avantaj sağlar. Çünkü sivil tarafta da faaliyetiniz olursa nakit akışını, siparişlerinizi, sürekli canlı olan bir işle besliyor olursunuz. Savunma tarafında, yılda en fazla birkaç ihale olur; ya alırsınız ya alamazsınız. Firmanızın büyüme stratejisi, hedefleri olmalı ve bunları uygulayabilmek için ayakta kalmalısınız. O yüzden sivil tarafın da önemli olduğunu düşünüyorum.

Dünyaya baktığınız zaman, biz Oshkosh’u örnek alıyoruz. Oshkosh, bizim gibi sivil araçlarla başlamış ve hâlâ da üretmeye devam ediyor. Yanına da savunma sanayisi ürünlerini koymuş. Şu anda, Amerikan Silahlı Kuvvetlerinin en büyük tedarikçilerinden birisi. Yıllık 7 milyar dolara yakın ciro yapıyor. Bunun %35’i savunma tarafından %65’i sivil taraftan, yani araç üstü ekipman tarafından geliyor. Oshkosh ile bazı bağlantılarımız oldu. Onlar da bize, “Siz küçük Oshkosh’sunuz!” dediler. Onlar da sektörün içinden geldikleri için çok kolay anlaşabiliyoruz.

Sivil taraftaki kabiliyetleri harmanlayıp savunma tarafına evirmeniz çok kolay. Savunma tarafındaki kabiliyetinizi gidip sivil tarafa yansıtmanız ise çok daha zor. Savunma tarafında, belki en fazla 3-5 ürün üretirsiniz; ama sivil tarafta, 30 tane ürünün farklı varyasyonları var. O yüzden sivilden savunmaya geçiş kolay; ama savunmadan sivile geçişin pek o kadar kolay olacağını düşünmüyorum. Hiçbir firmanın da savunmadan sivile geçtiğini göremezsiniz. Hep sivilden savunmaya geçilir.

Ekipman tarafına da baktığınızda, mesela Avusturyalı Rosenbauer firması var. Halka açık bir firma. Sadece itfaiye ekipmanı üretir. Çok büyük; 2.500’e yakın çalışanı var. Yıllık ciroları, 700 milyon avroya yakın. Rosenbauer diyoruz, sırf ekipman üretiyor. Oshkosh diyoruz, sivil ve askeri ürünleri. Birisi 700 milyon avro; diğeri 7 milyar dolar. Biz 30 ürün üretiyoruz; itfaiye de var, askeri ürünler de var. Üzerine koyarak devam ediyoruz. İleride gitmek istediğimiz yerin yönü çok açık. Bizim gelecek 10-15 sene içindeki hedefimiz, dünyadaki en büyük 100 savunma şirketinden birisi olmak. Türkiye’deki ihtiyaçların çoğuna cevap verebilmeyi istiyoruz. Bizim burada önceliğimiz, kendi kuvvetlerimizin kullanımına sunup, memnuniyetlerini sağlayıp daha sonra ürünlerimizi dünyanın her yerinde satabilmek. Türkiye, bir NATO ülkesi ve en az 30 yıldır terörle mücadele ediyor; asimetrik savaş veriyor. İhtiyaçları sürekli yenileniyor. Siz müşteri olarak Türk Silahlı Kuvvetlerini ve güvenlik güçlerini tatmin ederseniz, dünyanın her yerine ürün satabilirsiniz.

 

MSI Dergisi: Cironuzun gelişimi ve cirodaki sivil-savunma dengesi hedefiniz konusunda neler söyleyebilirsiniz?

Furkan KATMERCİ: Geçen yıl savunma sanayi ürünlerinin etkisiyle ciroda savunma ve güvenlik tarafının payı, %50’nin üzerinde gerçekleşti. Bizim stratejik hedefimiz, cironun %40’ını savunma ve güvenlikten; %60’ını da sivil faaliyetlerden elde etmek. Önümüzdeki dönemde de yıllık, ortalama %25 ciro artışını hedefliyoruz. 2017 hedefimiz, 400-450 milyon lira ciro gerçekleştirmek.

Son 2 yıldır, ağırlıklı olarak savunma tarafına yatırım yapıyoruz. Ankara’daki yatırımımızın, 5.400 metrekarelik kısmını tamamladık, 21.600 metrekarelik kısmının da inşaatına başladık. Bunun ilk yarısı, 11 ayda bitecek. Daha sonraki 10.800 metrekaresi de bir 11 ay daha sürecek. Yatırımın büyüklüğü, 2,5 yıl içerisinde, 20 milyon liraya ulaşmış olacak. Bu yatırımları tamamlayıp, 3-4 yıl içerisinde belirli bir yere geldikten sonra, ekipman tarafında da yatırımlarımızı arttırmak istiyoruz. Ekipman şapkasını hiçbir zaman kaybetmek istemiyoruz. Çünkü savunma tarafında da ileride ihtiyacımız olacak. Örneğin, hava savunma sistemlerine yönelik çalışmalar yapabiliriz. Ekipman tarafında yapacağımız yatırımlar, hem kârlılığımıza etki edecek hem de savunma tarafındaki maliyetlerimizi düşürecek.

Gelirlerimizin, az önce de söylediğim gibi, ortalama %65’i ihracattan. Bu rakamın, %50’nin altına düşmemesini hedefliyoruz. Cironun, en az %20’sinin de savunma ve güvenlik tarafındaki ihracattan gelmesini istiyoruz. İlk 5 yılın ardından, bu rakamı daha da arttırmak istiyoruz.

2017’deki hedeflerimizin arasında, mutlaka savunma sanayisi tarafından sipariş almak var. “Artık savunma sanayiinde de üretim yapıyoruz” demek istiyoruz.

 

MSI Dergisi: Ankara’daki tesisleriniz tamamlandığında, İzmir tesisleri ile birlikte nasıl bir iş bölümü olacak?

Furkan KATMERCİ: Ankara’da, ilk etapta tasarım ekibinin bir kısmı olacak. Bu, tamamen ayrı bir ekip. Zırh sacları İzmir’de kesilecek, işlenecek ve Ankara’ya gönderilecek. Böylece, makine yatırımını iki kere yapmamış olacağız. Ankara’da; kaynak, montaj ve boya gibi işlemleri yapıp kullanıcıya teslimatı gerçekleştireceğiz. Bu bize ne sağlayacak? Hem sivil hem savunma tarafındaki işlerimiz birlikte yürüyecek. Sivil tarafta, alt sistemlerin teslim süreleri, ortalama 6-7 aydır; ama savunmada bir iş aldığınızda, ortalama 17-18 ay sürebiliyor. Bu da ritminizi bozabiliyor. İş kollarını bu şekilde ayırdığımızda, bu sakıncayı yaşamayacağız.

İlk etapta, yaklaşık 20-25 kişilik bir tasarım ekibi olacak. Mevcut bazı ihalelerdeki gelişmelere göre, 5.400 metrekarelik yerin ulaşacağı çalışan sayısını, 90-95 olarak öngörüyoruz. 21.600 metrekarelik bölüm de 2,5-3 yıl içinde devreye girince, yaklaşık 300 kişi istihdam edeceğiz. Ankara’da, sivil alanda çalışmayı şimdilik düşünmüyoruz.

Araçların testleri için, şu an dışarıdan hizmet alıyoruz. Ama Ankara’daki tesisimizde, poligonumuz olacak. Poligon kurulduğunda, bütün balistik testleri, kendi bünyemizde yapacağız. Patlatma testleri ise büyük ihtimalle, yerli imkânlarla ROKETSAN’da yapılacak.

Kendi balistik test merkezimiz akredite olacak. Başkalarına da istendiği takdirde hizmet verebiliriz.

 

MSI Dergisi: Çıktığınız yolda, Ar-Ge faaliyetleriniz de önem kazanacak. Bu faaliyetlerinizin durumu hakkında hangi bilgileri paylaşabilirsiniz?

Furkan KATMERCİ: 2016’da, toplam 5,8 milyon liralık Ar-Ge harcaması gerçekleştirdik. Bu, cironun %4’üne yakın bir Ar-Ge harcaması anlamına geliyor. Türkiye ortalaması %1 civarında. Bizim hedefimiz, her zaman Türkiye ortalamasının üstünde olmak. Son 3 yıla baktığımızda, yaklaşık yüzde 2 seviyesindeyiz. Bu yıl çok fazla ürün ortaya koyduğumuz için, Ar-Ge harcamamız bu kadar yüksek oldu diyebiliriz.

Ar-Ge harcaması, bize göre bir kumbara gibi. Kumbaraya şu anda para atıyoruz. Bu yıl 5,8 milyon atmışız. Yarın olmasa bile ileride, mutlaka bunun bir geri dönüşü olacak. Firmanızı ileriki kuşaklara aktarmak istiyorsanız bu Ar-Ge harcamalarının kısa zamanda, hemen bir artıya dönüşmesini beklememelisiniz. Bunun bilincindeyiz.

 

 

MSI Dergisi: Savunma ve güvenlik tarafına baktığımızda, bazı alt sistemlerde, platformcular; “Ben platformcuyum, alt sistemle uğraşmam” diyor. Diğer yandan, kritik alt sistemler yerli olmayınca, ihracat yapamayabiliyorsunuz. Alt sistem geliştirme konusuna siz nasıl yaklaşıyorsunuz?

Furkan KATMERCİ: Alt sistemlere bu bakış, daha önce Ar-Ge için de geçerliydi. Alt sistem konusu kritik. Neden? Her şeyi yaparsınız ama motoru alamazsanız, araç yürümez. Dingili, şanzımanı, transfer kutusunu alamazsanız yürümez.

Biz, sanayici bir firmayız. Bizde şöyle bir dürtü var: Mesela şurada bir bardak duruyor; gözünüze kestiriyorsunuz. “Şurası şöyle yapılmış, biz de bunu yapabiliriz” şeklinde bir dürtünüz oluyor. Savunma tarafında da “Biz bunu yapabiliriz!” diye yola çıktık. Bu kapsamda, alt sistemler için de benzer bir vizyonumuz var. Tabii burada da sivil taraf ön planda olmalı. Çünkü yaptığınız bir motoru, sadece savunma sanayisine satarsanız kimseyle rekabet edemezsiniz. Yılda 400-500 tane satılacak bir motoru üretmek, çok da sürdürülebilir değil. Bu nedenle alt sistemlerde, sivil tarafla askeri tarafı birleştirmeliyiz. Mesela hibrit motor yapabiliriz. Elektrik motoru yapabiliriz. Bunlar, yerli araba projelerinde de kullanılabilir. Bunlar daha uzun vadeli düşünceler aslında.

 

TOMA’daki Başarımızı Tekrarlayacağız

MSI Dergisi: Katmercilerin, zaten kalabalık bir pazara girmeye çalıştığı yönünde eleştiriler var. Siz bu konuya nasıl yaklaşıyorsunuz?

Furkan KATMERCİ: Bir Körfez ülkesinde, zırhlama ve zırhlı personel taşıyıcı konularında çalışan, 30’dan fazla firma var. Dünyanın her yerine satıyorlar. Biz onların birçoğunu gezdik. Onların tesisleriyle Türkiye’deki tesisler, birbirinden çok farklı. Orada belki 3 firma, bizim çalıştığımız standartlara yaklaşıyordur. Şimdi orada böyle bir yapılanma varken, Türkiye’de de bu kadar imkân varken, Türkiye’nin bir üretim merkezi olarak öne çıkması gerekiyor. İşte biz buradan yola çıktık. Hem ihtiyaçlara baktık hem de bize göre oyuncu sayısı azdı. Ürün bazında yapılacak rekabet, ülkeyi de bir adım öne taşır. Bu rekabetten kamu da kazanır. İki firma rekabet ederken bir fiyat oluşur, 3’üncü firma geldiğinde, daha farklı bir fiyat oluşur.

Sektördeki firmaların yaptıklarını ve büyüklüklerini küçümsemiyoruz; ama biz kendimizi, farklı bir yerde görüyoruz. Bizim kendimizi, gidip Oshkosh ile benzeştirmemiz lazım, gidip Rosenbauer ile benzeştirmemiz lazım.

Rakiplerimizin envantere girmiş araçları var. Bunların kullanılıyor olması, bizim için bir dezavantaj gibi görülebilir. Bunu teknik kabiliyet ve maliyet etkinlikle ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. Biz TOMA’larda şunu gördük; kamunun maliyetleri aşağı çekildi. Aynı senaryoyu, 4×4 zırhlı araçlarda da tekrarlayabiliriz. Sektör oyuncularının çoğunun ortada mevcut bir fiyatı var, yaptıkları işler var, kesmiş oldukları faturalar var. Katmerciler olarak, bizim bu ürünle ilgili kesmiş olduğumuz bir fatura veya yapmış olduğumuz bir iş yok. Kim rekabetçi fiyatı veriyorsa buyursun gelsin; ama biz eminiz ki burada en rekabetçi fiyatı verip TOMA’larda yaptığımız gibi, bu başarıyı tekrarlayacağız.

 

MSI Dergisi: Sektörün en güncel konularından, ALTAY tankının seri üretimine yaklaşımınız hakkında neler söylemek istersiniz?

Furkan KATMERCİ: Altay ülkemizin ihtiyacı ve en kısa zamanda üretime geçilmesini arzu ederiz. Biz yürümeden koşmayı aklına getiren bir firma değiliz. Önce, bahsettiğim çalışmalarda kendimizi kanıtlamak istiyoruz. İlerideki dönemlerde ise ALTAY seri üretimi gibi çalışmalarda tabii ki olmak isteriz. Şöyle bir durum var: 5 yılda 250 tanktan bahsediliyor. Ülkemizin ne 5 yılı var ne de 250 tank yeterli. Çok daha fazlasına ihtiyacı var. İhtiyaçlar sürekli artıyor. Bunların yanında bizim gibi firmalar da geliyor. Adetleri arttıralım, maliyetleri aşağı çekelim. Belki tankın bir kısmıyla ilgili üretim paketlerini üstlenebiliriz. Kendimiz de girebiliriz. Biz şu an çıkarttığımız ürün gamında iddialıyız. Önce ürünlerimizle sektörü bir tatmin edelim, ondan sonrası zaten gelecektir.

 

MSI Dergisi: İhracat çalışmalarınızı nasıl yürütüyorsunuz?

Furkan KATMERCİ: Her şeyden önce, 30 farklı ürünümüz olması büyük bir avantaj. Bir ülkede bir kamu kurumu ya da özel sektör firması, örneğin, çöp ekipmanına ihtiyaç duyduysa gidiyorsunuz, oranın güçlü firmalarıyla ya da ilgili kurumlarla temasa geçiyorsunuz. Bugün çöp ekipmanı satıyorsunuz, yarın tanker gündeme geliyor, öbür gün vidanjör, öbür gün itfaiye. Bu ürünlere baktığınızda, yaşamın her noktasında olması gereken ürünler. “Vidanjörü aldım, çöp ekipmanını almayayım” diyemezsiniz. Böylece ilişkilerimiz gelişiyor. Biz 51 ülkeye ihracat yaptık, hepsi ile ilişkilerimiz var. Böylece, yarın, gidip kapılarını savunma ve güvenlik ürünlerimiz için de çalabiliriz.

Bizim şu andaki hedefimiz, savunma ve güvenlik alanındaki ürünlerimizi, kendi kullanıcılarımızın envanterine sokabilmek. Sonrasında, aynı yıl içerisinde, bunların ihracatını da gerçekleştirebiliriz; bu konuda kendimize çok güveniyoruz.

TOMA ve Koruma Kalkanı ürünlerimizi ihraç ettik. TOMA’nın; Azerbaycan, Tunus, Kosova, Irak ve birkaç farklı ülkeye daha satışını gerçekleştirdik. Koruma Kalkanı’nın ilk müşterisi de Azerbaycan oldu.

 

MSI Dergisi: Savunma tarafındaki ürün aileniz nasıl şekillenecek?

Furkan KATMERCİ: IDEF 2017’de, NEFER zırh sisteminin entegre edildiği HIZIR ile tasarımını yeni tamamladığımız zırhlı ambulansımızı sergileyeceğiz. Zamanla 6×6, 8×8 tekerlekli araçlarla paletli araçlar da geliştirmeyi planlıyoruz. 5 yıl içinde, ürün ailemizi büyük ölçüde tamamlamayı hedefliyoruz.

HIZIR’ın testlerini tamamlayınca, aracı, Jandarma Genel Komutanlığına hibe edeceğiz.

KHAN, sınıfında, hem iç hacmi hem manevra kabiliyetleri daha yüksek ve daha konforlu bir araç. Ayrıca, yan zırh sacını, balistik açıdan daha güçlü olması amacıyla ekleme değil yekpare yaptık.

İnsansız kara araçları ile ilgili gelişmeleri de takip ediyoruz. Hendek Kapatıcılarımızın uzaktan kumandalı sürümü konusunda talep oldu; 3 ay içerisinde çıkarttık, patentini aldık, teslimatlarını yaptık. Koşullara göre değişmekle beraber, en az 2 kilometreden kumanda edilebiliyor. İzleyen çalışmalar konusunda, çok aceleci davranmak istemiyoruz. “4×4’leri insansız hâle ne zaman getirebilirsiniz?” diye sorular geliyor. Olacak; ama bir zamanı var. Bizim öncelikli hedefimiz modülerlik. Modüler bir araç tasarlayalım, modülleri değiştikçe; ambulans olsun, zırhlı personel taşıyıcı olsun, farklı görev modülleri olsun istiyoruz.

 

Ankara’ya İş Birliklerini Arttırmak için Geliyoruz

MSI Dergisi: Sektörün diğer alanlarındaki firmalarla iş birliği konusuna nasıl yaklaşıyorsunuz?

Furkan KATMERCİ: Ankara’da olma nedenlerimizden biri de bu iş birliklerini arttırmak. ASELSAN ve ROKETSAN, bizim yaptığımız işlere daha yakın firmalar. Onlarla irtibat halindeyiz. Bazen talepleri oluyor, onlara cevap veriyoruz. Eminiz ki zaman içerisinde, onlarla da iş yapacağız. Onların çözüm ortağı olmak istiyoruz.

 

MSI Dergisi: Ankara’daki teknoloji geliştirme bölgelerinde bir ofis açmayı düşünüyor musunuz?

Furkan KATMERCİ: Olabilir; ama Katmerciler olarak bizim önceliğimiz, eğitim. Ortalama her çalışanımızın yıllık en az 8 saat eğitim almasını istiyoruz. Buna paralel olarak çalışanlarımızdan yüksek lisans yapmak isteyen olursa bütün masraflarını biz karşılıyoruz. Teşvik ediyoruz. Katmerciler olarak bilimsel yayınlarda yer almak da istiyoruz.

Bizim en büyük sıkıntılarımızdan birisi de ara eleman. Belki 7-8 sene sonra, bir meslek lisesi açmak hayalimiz var. Hem sektöre hem kendimize eleman yetiştiririz hem de ülkeye bir katkısı olur. Bize göre, üniversiteler kadar meslek liseleri de çok önemli. Şu anda belki bir hayal; ama olursa İzmir’de kurmayı düşünüyoruz.

Ankara’daki tesislerimizde, daha hafif zırhlı cam geliştirmek konusunda da çalışmayı hedefliyoruz. TÜBİTAK’a başvurduk. Mevcutlara göre, camı %30 hafifletmeyi amaçlıyoruz.

 

MSI Dergisi: Katmerciler, yıllardır, hem yurt içinde hem yurt dışında, araç üstü ekipmanların satışını yaptı. Bunlarla birlikte, bir lojistik altyapı da oluştu. Bu altyapının savunma tarafındaki faaliyetlerinize ne gibi katkıları olacak?

Furkan KATMERCİ: Türkiye’de, 81 ilde anlaşmalı servislerimiz var. Türkiye’nin her yerindeki araçlarımıza hızla müdahale edebiliyoruz. Sivil tarafta, bütün kamyon üreticileriyle çalışıyoruz. Dolayısıyla onların servis ağını da kullanabiliyoruz. Hangi servis nerede, ne iş yapıyor biliyoruz ve ona göre servis ağımızı kurduk. Ortalama 48 saat içerisinde araçlarımıza müdahale edebiliyoruz. Ekiplerimiz de sağ olsunlar, araçlarımızı faal hâle getirmek için her yere gidiyorlar.

 

Katmerciler İcra Kurulu Başkan Vekili Furkan Katmerci’ye, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

529 toplam görüntüleme, 1 bugünkü görüntüleme