Söyleşi: Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri Direktörü Dr. Hakan BAŞARAN – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri Direktörü Dr. Hakan BAŞARAN

16 Ağustos 2018

MSI Dergisi’nin 163’üncü sayısında yayımlanan söyleşi, derginin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

 

“Uzmanlık alanlarımızda, teknolojinin integralini; ürünlerimizin ise türevini alıyoruz.”

Çalışmalarını, sualtı akustiği alanına odaklayan Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri A.Ş., hem teorik bilginin hem de uygulama bilgisinin büyük fark yarattığı bu alanda, yenilikçi ve rekabetçi çözümleri ile öne çıkıyor. Sualtı akustiği alanı, suyun özelliklerinin, bulunulan coğrafi alana ve yılın dönemine göre değişkenlik göstermesi nedeniyle düzenli, planlı ve zamana yayılan bir çalışma gerektiriyor. Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri de projelerini, benzer şekilde, sabırlı ve aşamalı bir yaklaşımla ele alıyor. Geçtiğimiz yıl, kuruluşunun 10’uncu yıldönümünü kutlayan Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri’nin, başta sualtı akustiği alanındakiler olmak üzere, yürüttüğü çalışmalar hakkında, Savunma Teknolojileri Direktörü Dr. Hakan Başaran’dan bilgi aldık.

 

MSI Dergisi: Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri, geçtiğimiz yıl, kuruluşunun 10’uncu yıldönümünü geride bıraktı. Bugün geldiğiniz noktada, Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri’nin sektördeki konumunu nasıl görüyorsunuz? Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB)’nın hep kullandığı piramitte, hangi konumda bulunuyorsunuz?

Dr. Hakan BAŞARAN: Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri, sınırları belli bir alanda faaliyet gösterip uzmanlaşmayı hedefleyerek bugünlere geldi. İlk başta, sualtı akustiği, komuta-kontrol ve simülasyon alanlarında faaliyet gösterme planlarımız vardı. Komuta-kontrol ve simülasyon alanlarının daha kalabalık olduğunu ve geliştirme aşamasında ürünler olduğunu görünce, sualtı akustiğine ağırlık vermeyi tercih ettik.

Tüm çözümlerimizi, özgün Ar-Ge çalışmaları yaparak ortaya koyduk. Hem ihtiyaç duyduğumuz bazı altyapıları oluşturmada hem de bazı projeleri yürütmede, TÜBİTAK’ın önemli desteklerini gördük ve dengeli ve planlı bir şekilde büyüdük.

Böylece, geçen 10 yıl içinde, ulusal pazarda, deniz platformlarında ve sualtı harbinde, bağımsız bir sistem olarak kullanılan ya da daha büyük bir sistemin parçası olan çeşitli özgün çözümler geliştirdik. Milli Savunma Bakanlığı (MSB), Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), SSB ve ana entegratörlerle iş ilişkileri kurduk. Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri ismi ve çözümleri, sektörde tanınan ve bilinen bir marka hâline geldi. Bu süreçte, insan kaynağımızı da hep geliştirdik.

Sektördeki konum konusuna, biz, sürdürülebilirlik açısından bakıyoruz. Savunma ve havacılık sektörü, farklı sektörlerde faaliyet gösteren sanayicilerin de ilgisini çeken, özel bir çalışma alanı. Fakat bu sektörün, kendine has nitelikleri var. Biz, her zaman, ilk planda tutulması gereken şeyin, sürdürülebilir bir yapı kurmak olduğunu düşünüyoruz. Konu, sadece finansal sürdürülebilirlik de değil. Örneğin, 2-3 yetenekli kişinin bir araya gelmesi, eğer kurumsal bir yapı oluşturulmaz ve bir ekip yetiştirilmezse sürdürülebilir bir yapı değildir; birinin başına bir şey gelse, yapı çökebilir.

Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri tarafından geliştirilen ve tespit ve izleme maksatlı kullanılan akıllı şamandıralar, çok farklı uygulamalar için bir platform olma potansiyelini taşıyor

Sürekli sürdürülebilir ekosistemin bir parçası olmak için çalışıyoruz. Bu yapının bir parçası olabilmek için, kurumsal standartlara uyumlu olmalısınız. ISO belgelerine, CMMI belgesine sahip olmalısınız. Her şeyi kendiniz yapmayacaksınız; ekosistem ile birlikte çalışacaksınız. Örneğin, bizim iş yaptırdığımız bir sürü OSTİM firması var. Bir diğer örnek de transdüser üretimi ve sanayileşmesi konusunda, 2 üniversite öğretim üyesinin yetişmesine katkıda bulunmamız.

Sürdürülebilir ekosistemin moderatörü de devlet olmalı. Bizim sektör özelinde, bu görevi, ağırlıklı olarak SSB üstleniyor.

Sorunuzdaki piramide gelecek olursak… Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri, TÜBİTAK’ın da destekleriyle ürün odaklı Ar-Ge projeleri yaparak ve ana entegratör, ana platform üreticisine veya ana yüklenici için ürün geliştirerek tedarikçi konumunda taşın altına elini sokuyor. Bizim için piramitteki konumumuzdan çok, sürdürülebilir ekosistemin bir parçası olmak hususu daha öncelikli.

 

.

Resimde, Akıllı Şamandıralar, denize indirilmeden önce görülüyor.

MSI Dergisi: Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri’nin mevcut durumu hakkında; ciro, çalışan sayısı, proje sayısı, ihracat gibi bazı sayısal bilgileri paylaşabilir misiniz?

Dr. Hakan BAŞARAN: Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri, Koç Şirketler Grubu bünyesinde faaliyet gösteriyor. Aynı çatıda bulunan KoçSistem’in bir iştiraki olarak; mali işler, insan kaynakları, kurumsal iletişim, idari işler ve hukuk gibi konularda, KoçSistem’den, 15-20 kişilik bir ekipten destek alıyoruz.

Bu hibrit yapı içinde, Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri bünyesinde, büyük bir kısmı elektronik, bilgisayar ve makine mühendislikleri ile akustik, fizik, malzeme ve endüstri mühendisliği alanlarında çalışan, 50 kişilik bir mühendis ve teknisyen ekibi görev yapıyor. Bu ekip, alanlarında son derece birikimli ve tecrübeli. Eğitim seviyesi açısından baktığımızda da personelimizin yarısından fazlası, alanlarında doktora ve yüksek lisans derecelerine sahip.

Hâlihazırda, 15 civarında proje yürütüyoruz. Bu projelerin yarısı, gemiye entegre edilecek milli ve özgün ürünler; diğer yarısı ise müstakil deniz silah ve savunma sistemleri veya deniz akustik test sahası sistemleri.

Sektöre baktığımızda, biz de dâhil, firmaların sunduğu ürünler, genellikle Ar-Ge safhası tamamlanmış, ürün geliştirme (Ür-Ge) safhasında sona gelinmiş sistemlerden oluşuyor. Bunlar seri üretime geçtikçe, hem bizim hem de sektörün cirosunun artacağını değerlendiriyorum. Şu anda, 25-30 milyon lira düzeyinde olan yıllık ciromuzun, bu süreçte, 3-4 kat artmasını bekliyoruz.

İhracat tarafında ise sistemlerimizin seri üretime geçmesi ile birlikte, önümüzdeki 4-5 yıllık süreçte, büyük bir hareketlenme olacağını öngörüyorum.

MSI Dergisi: Koç Holding bünyesinde hizmet veriyor olmanız, nasıl bir fark yaratıyor?

Dr. Hakan BAŞARAN: Koç Holding, ülkemizin en büyük şirketler grubu ve böyle bir yapıda çalışmak, bizlere onur veriyor. Holdingin çok büyük bir marka değeri var ve bu değeri taşımanın da ağır bir sorumluluğu bulunuyor. Sorumluluğumuzu yerine getirme isteği, daha fazla çalışmak ve daha fazla üretmek konusunda bizleri motive ediyor.

 

Teknolojinin İntegrali, Ürünlerin Türevi

MSI Dergisi: Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri’nin öz yetkinliklerini nasıl sıralarsınız? Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri, hangi konularda, neleri, rakiplerine göre daha iyi yapıyor; Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri’ni hangi özellikleri öne çıkartıyor?

Dr. Hakan BAŞARAN: Alanında yetkin insan kaynağımızı, öz yetkinliklerimizin en başına yerleştiriyorum. Ekibimiz; sualtı sistemleri, akustik sinyal işleme, sualtı ortamı modelleme, akustik tespit teşhis ve sınıflandırma bağlamında, farkındalık düzeyinde teorik bilgiye ve uygulama düzeyinde tecrübeye sahip. Elektronik sistem tasarımı, gömülü yazılım uygulamaları, sinyal işleme, veri füzyonu, mekanik ürün tasarımı ve modelleme ve simülasyon konularında, yenilikçi ve rekabetçi çözümler ortaya koyuyorlar. Özellikle gemilerin elektro akustik sistemlerinde, %70’lere varan millilik oranını yakalayabiliyoruz. Bu özgün katkıyı, gemi entegrasyonu tecrübesiyle de pekiştirerek pazarda farkındalık yarattığımızı düşünüyorum. Yeni Tip Denizaltı Projesi’ne sağladığımız Sonar Beacon ve BAMS (Breathing Air Monitoring System / Solunan Hava İzleme Sistemi); Deniz Kuvvetlerimizin muhtelif muharip ve destek gemilerinde kullanılmak üzere ürettiğimiz Akustik Ortam Modelleri; Akustik Yakalama ve İzleme Sistemleri ile ülkemize hizmet vermenin gururunu yaşıyoruz.

Geliştirdiğimiz çözümleri, farklı şekillerde bir araya getirerek türev sistemler geliştirebiliyoruz ve bu da bir öz yetkinlik olarak öne çıkıyor. Uzmanlık alanlarımızda, teknolojinin integralini; ürünlerimizin ise türevini alıyoruz. Bu yaklaşımı, teknoloji-pazar-üretim üçgeninin denge noktası olarak görüyoruz. Özellikle akustik sistemlerin saha testleri ile kalifiye edilmesinde kullandığımız, çoklu akıllı akustik sistemler ile tespit ve izleme yeteneğimizin, bizi, modüler dağıtık mimaride saha kaplaması (Wide Area Network) ve veri füzyonu konularında, özel bir konuma getirdiğini değerlendiriyoruz.

Son olarak, sahada ölçüm yapma ve veri toplama konularındaki birikimimiz, bir öz yetkinlik olarak öne çıkıyor. Bu alanlarda, çok ciddi bir birikimimiz var. Sistemlerimizi, suya girdiklerinde nelerle karşılaşacaklarını bilerek tasarlıyoruz.

Echorium Dalgıç Tespit Sonarı

MSI Dergisi: Sahada ölçüm yapma konusunda biraz daha ayrıntı verebilir misiniz?

Dr. Hakan BAŞARAN: Diğer alanlarda olduğu gibi, sualtı harbinde; daha geniş ifade ile denizaltı harbi, denizaltı savunma harbi ve mayın harbinde de müşteri isterleri ile teknoloji trendlerinin optimize edilerek maliyet ve performans etkin milli çözümlerin geliştirilmesi, çok önemli. Bu süreçte, en önemli noktalarda biri, gereksinim analizinden tasarıma geçerken yazılım çevriminde ve donanım çevriminde, kavramsal analizler yapılabilmek. Ama bunun da ötesinde, çok sayıda saha testinin, özgün bir altyapı ile gerçekleştirilip kalifikasyona yönelik ölçümlerin alınabilmesi, kritik bir kabiliyet.

Sualtı sistemlerini, diğer teknolojilere havi ürünlerden ayıran en önemli nokta, çalışılan sahanın, yani denizin karmaşık durumudur. Bu karmaşık durumla baş edebilmenin tek çözümü ise çok miktarda ölçüm ve veri toplanması ve bunların toplanması ile ilgili özgün bir altyapıya sahip olmak.

Bu nedenle özellikle sualtı akustik sistemlerinin milli ve özgün üretimi, sadece teorik bilgi yetkinliğine bağı değildir. Kalifikasyon sürecindeki deniz testlerinin, etkin ve yetkin bir şekilde yapılabilmesi gerekir. Bunun için de kullanılacak deniz ortamının çok iyi modellenmesi ve uygun altyapının oluşturularak uzun soluklu saha ölçümlerinin gerçekleştirilmesi gerekir. Bu süreç, aynı zamanda derin bir deneyim ister. Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri, deniz ile haşır neşirliğin ötesine geçerek, adanmış modelleme ve saha testleri çalışmaları gerçekleştirebilmesiyle burada fark yaratıyor.

İsterlerden gereksinim analizine, oradan da tasarıma geçerken, kavramsal tasarım sonrası yaptığımız deniz ölçümleri ile tasarımın, gerçek ortama uyumunu arttırıyoruz. Ürünlerimizi, kritik tasarım öncesi ve sonrası, çevre deniz şartlarında, yılın farklı zamanlarında ve farklı konumlarda, çok miktarda teste tabi tutularak nihayetlendiriyoruz.

Bu birikimimiz sayesinde, bazı ürünlerimizde, büyük veri ve analitik temelli akıllı ve gömülü bileşenlerimiz; bazılarında ise gerçek zamanlı GPS, RF ve akustik tespit ile konumlandırma ve izleme özelliği yer alıyor. Bazı ürünlerimizde de tespit, teşhis ve izleme işlevleri bir arada bulunuyor.

Çalışmalarımız, denizcilik alanında, dünyanın önde gelen firmalarının da dikkatini çekiyor. Örneğin, Yeni Tip Denizaltı Projesi’nin ana yüklenicisi ThyssenKrupp Marine Systems (TKMS), uzun süre bizimle çalıştıktan sonra, altyapı ile ilgili ihtiyaçlarını bize ürettirdi ve bu konuda bizi, kalifiye alt yüklenici listesine dâhil etti.

Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri, BAMS sistemini, Yeni Tip Denizaltı Projesi’nin 3’üncü gemisi için teslimata hazır hâle getirdi.

MSI Dergisi: Son bir yıl içinde, projelerinizle ilgili gerçekleşen önemli gelişmeleri sıralayabilir misiniz?

Dr. Hakan BAŞARAN: Sualtı sistemleri üretiminde en büyük meydan okuma, kalifikasyon testlerinin milli imkan ve kabiliyetlerle gerçekleştirilmesidir ve bu yıl, bu konuda güzel bir örneği, hep birlikte yaşıyoruz. ROKETSAN ana yükleniciliğinde yürütülen bir projede, özgün tasarımımızın deniz ortamında test edilmesi aşamasına geldik. Bu aşama, çok emek yoğun ve tecrübe gerektiren, karmaşık bir süreç ve onlarca, belki yüzlerce deneme yapılmasını gerektiriyor. Şimdi bu sürece girdik. Adrenalini yüksek, heyecanlı, takım ruhu ile mesai kavramı olmaksızın çalışmayı gerektiren, diğer yandan her bir adımda başarının zevkini yudum yudum çıkarmakta olduğumuz bu çalışma, bence en önemli gelişme olarak belirtilebilir.

Bir dip mayınının geliştirileceği MALAMAN projesi kapsamında, milli akıllı mayın üretimi çalışmalarının, Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri proje yöneticiliğinde, TÜBİTAK SAGE ve MKEK ile başlatılması, bu sene içindeki en önemli gelişmelerden bir diğeri.

Bu çalışmalar sırasında, test alanlarında, akıllı gömülü sisteme sahip akustik şamandıralarımız kullanılıyor. Bunların, müşteri isterleri çerçevesinde, mermi tarassut sistemi olarak türevlenmesi ve 5/54” (127 mm)’lik milli top için tasarlanması da bizim için ayrı bir heyecan ve gurur kaynağı oldu.

Yeni Tip Denizaltı Projesi’nde, Sonar Beacon ve BAMS sistemlerinin, 3’üncü gemi için teslimatlara hazır hâle getirilmesi de şirketimiz için önemli gelişmelerden bir diğeri olarak sıralanabilir.

Bu senenin, bizim için fark yaratan gelişmelerden biri de Deniz Kuvvetlerimiz için, Desan Tersanesi’nin inşa edeceği Acil Müdahale Botu’na sağlayacağımız, milli Akustik Yakalama İzleme (Sonar Beacon Tespit) Sistemi. Böylece, Sonar Beacon Sistemi’ni ürettiğimiz gibi, onu tespit eden sistemin de üreticisi olma mutluluğunu yaşıyoruz.

Dalgıç tespit sonarları konusunda, Echorium ürünümüzle çok yetkin bir çözüme sahibiz. Bunu, henüz askeri bir uygulama için sağlama fırsatımız olmadı; ancak TÜPRAŞ, bu çözümümüzle ilgilendi ve 2 adedinin kurulumunu tamamladık. Şu anda, TÜPRAŞ’ın su altından korunması konusunda, başarı ile görev yapıyorlar. Yıl sonundan önce, 3’üncü sistemi de kuracağız ve bunlar, entegre olarak çalışmaya başlayacak. Böylece, TÜPRAŞ, dünyanın en etkin dalgıç tespit sistemlerinden birine sahip olacak.

Ürünlerimizle SSB’nin 2017-2021 Stratejik Planı’nda yer alan iki önemli stratejik hedefe (STRATEJİK HEDEF 1.1.9. Hassas tesislerin korunmasına yönelik olarak, teknolojiye dayalı entegre çözümler oluşturmak ve uygulamak; STRATEJİK HEDEF 2.2.1. Savunma sanayii sektörüne hizmet edecek test ve değerlendirme organizasyonunu oluşturmak) katkıda bulunmanın gururunu yaşıyoruz.

MSI Dergisi: IDEF 2017 sırasında, TÜBİTAK BİLGEM ile Genel Çerçeve İş Birliği Protokolü imzalamıştınız. 5 yıl süreli protokol; Sualtı Telefonu, Mesaj İşletim Sistemi, Sualtı Savaş Yönetim Sistemleri ve Modelleme ve Simülasyon Sistemleri ile ilgili ortak çalışmalar yapılmasını öngörüyordu. Bu protokol kapsamındaki çalışmalarınızın son durumu hakkında bilgi verir misiniz?

Dr. Hakan BAŞARAN: Gayet verimli beyin fırtınalarımız devam ediyor. Bu konudaki ilk adımlarımızı, Sualtı Telefonu’nun satışına yönelik bir lisans anlaşması yaparak attık. Bu sistemle ilgili, üretimden kalkmış bazı bileşenlerin yenilenmesi ile ilgili çalışmalar yapıyoruz. Ayrıca, sistemin transdüserlerini de üreterek tümleşik ürün satışını biz sağlıyoruz.

Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri’nin, basınç tankı ve akustik test havuzu altyapısı.

MSI Dergisi: Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri çalışanlarının, akademik faaliyetlerde de etkin olduğunu ve yayınlar yaptığını görüyoruz. Bunlarla ilgili rakamsal bilgiler verebilir misiniz? Bu faaliyetler, Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri’ne ve sektöre nasıl katma değer sağlıyor?

Dr. Hakan BAŞARAN: Önce rakamları verecek olursam; 4 adet ulusal patentimiz, 3 marka ailesi tescilimiz var. 6 adet uluslararası; 19 adet de ulusal bildiri sunduk.

Patent, savunma sektöründe, neyi nasıl yaptığınızı anlatmanızı gerektirdiği için çok tercih edilmiyor. Diğer yandan, markalaşma çok önemli ve biz de buna ağırlık veriyoruz. Ar-Ge’den Ür-Ge’ye geçerken, marka tescili başvurularımızı yapıyor ve ürünleşmenin tamamlanması ile tescillerimiz alıyoruz.

 

MSI Dergisi: Ürünlerinizin ömür devirlerine yönelik çalışmalarınız var mı?

Dr. Hakan BAŞARAN: Son dönemde SSB, entegre lojistik destek çalışmalarına öncülük ediyor. Seri üretime geçiş sürecinde, şirketlerin, artık bu konuya da eğilmeleri gerekiyor. Biz de benzer çalışmalar içindeyiz. Sahada da destek verebilecek bir ekip kuruyoruz.

 

Gelecek, Yeni Fırsatlara Açık

MSI Dergisi: Vizyon ve misyon ifadelerinizde, “deniz platform elektronik sistemleri genelinde ve akustik sistemleri özelinde” faaliyet gösterdiğinizi belirtiyorsunuz. Gelecekte, faaliyet alanlarınızın genişlemesi ve çeşitlenmesi söz konusu olacak mı?

Dr. Hakan BAŞARAN: Faaliyet alanlarımızda, kısa vadede bir değişiklik olmayacak. Ancak 2020’den sonra, genişlemeler gündeme gelebilir. Bu genişleme; pazara, pazardaki paydaşlarımıza ve girmek isteyeceğimiz segmentlerin Türkiye’deki durumuna bağlı. Önceliğimiz, ürünlerimizi seri üretime geçirmek, ürünleşme çalışmalarını rayına oturtmak ve sürdürülebilir ekosistemimizin devamlılığını baki kılmak. Bunun ardından, ihracat yapabilen, uluslararası projelerde ortak olabilen bir noktaya gelmek istiyoruz. İhracat ve iş birliği konusunda da ilk hedefimiz, Avrupa Birliği. Çünkü dünyanın neresine gidersek gidelim onlarla rekabet edeceğiz.

Diğer yandan, mevcut projelerimiz seri üretime geçtiğinde, ekibimizi, yeni projelerle beslememiz gerekecek. Sinyal işleme ve akustik alanlarında, savunma sektörünün dışında da projelere imza atabiliriz. TURMEPA ile deniz kirliliğini ölçecek akıllı şamandıra konusunda çalışabiliriz. Ticari sensörleri; bizim şamandıra tasarımımız, sinyal işleme kabiliyetimiz ve dağıtık sistem yönetimi tecrübemiz ile birleştirebiliriz ve sürekli olarak kirlilik takibi yapacak bir sistem ortaya koyabiliriz. Gemilerin pervane izlerini takip ederek, liman ve marinalara giriş ve çıkış yapan gemilerin sayısını sürekli izleyebiliriz. Yat limanlarının korunması için, dalgıç tespit sonarımızı önerebiliriz. Tüm bunlar, gündemimizde olan çalışmalar.

Akustik alanındaki bilgimizi karaya taşıyıp belediyeler için gürültü haritaları da çıkartabiliriz.

 

MSI Dergisi: Son dönemde, sektörde vurgu yapılan konulardan biri de ürünleşme. Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri, ürünleşme konusunda neler yapıyor? Gelecekte hangi ürünler gündeminizde olacak?

Dr. Hakan BAŞARAN: Şirketimizin adındaki bilgi, “veri”den geliyor. Biz, yaptığımız projelerde, ürünlerin yanı sıra veri tabanları da oluşturuyoruz. Sürekli ölçüm yapıyoruz ve bunları, veri tabanlarında topluyoruz. Bu veri tabanları, daha sonra farklı analizlerin yapılmasına imkân sağlıyor ve bu imkân, yeni bir iş alanı olabiliyor. Bu veriler ve analizler, özellikle sualtı akustiği çalışmaları için çok değerli.

Savunma uygulamaları, bundan sonra tek sensörle tasarlanmayacak. Uygulamaların, alan kaplamasına sahip olması isteniyor. Bu tür uygulamaların akıllı modüllerini, şimdiden yaratıyoruz; bunlar, birbiri ile haberleşerek, veri transferi yaparak bir ağ oluşturabilecek. Ürünleşme çalışmalarının bir sonraki adımı bu olabilir. Belli bir alanı kaplayacak ağlar ya da bu ağların modüllerinin satılması, bir pazar olabilir. Bunların, sivil alanda da uygulamaları olabilir.

 

MSI Dergisi: Eklemek istediğiniz başka bir konu var mı?

Dr. Hakan BAŞARAN: Türkiye, yaklaşık 25 senedir, sualtı akustiği alanında, sayısal teknolojiler üzerinde çalışıyor. Zaman ve tecrübe isteyen bu alanda, seri üretim aşamasında ulaştı. Seri üretim aşamasını da geçip artık yüzümüzü yurt dışına dönmeliyiz. Devletimiz de sektöre desteğini sürdürüyor. Biz de Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri olarak, tüm bu süreçlere katkı vermeye devam edeceğiz.

Koç Bilgi ve Savunma Teknolojileri Direktörü Dr. Hakan Başaran’a, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

1,271 toplam görüntüleme, 2 bugünkü görüntüleme