Söyleşi: Meteksan Savunma Genel Müdürü Tunç Batum – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: Meteksan Savunma Genel Müdürü Tunç Batum

1 Mart 2018

“Ürünleri ortaya çıkmaya başlayan Meteksan Savunma, cirosunda ihracatın payını, %30’lar seviyesine getirecek.”

 

Meteksan Savunma Genel Müdürü Tunç Batum ile yapılan ve MSI Dergisi’nin 155’inci sayısında yayımlanan “Ürünleri ortaya çıkmaya başlayan Meteksan Savunma, cirosunda ihracatın payını, %30’lar seviyesine getirecek.” başlıklı söyleşi, MSI Dergisi’nin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

 

2017 yılını, yurt içi projelerinde önemli gelişmelerle ve 3 farklı ürünü için ihracat sözleşmeleri imzalayarak geride bırakan Meteksan Savunma, 2018 yılına, daha yüksek hedeflerle giriyor. Ürün odaklı bir yapılanmaya giderek yeni bir dönemin kapılarını açan firma, ihracatta da çıtayı yükseltmeyi hedefliyor. Firma açısından 2017 yılının değerlendirmesi ve 2018 yılı ile ilgili öngörüleri hakkında, Meteksan Savunma Genel Müdürü Tunç Batum’dan bilgi aldık.

 

MSI Dergisi: Tunç Bey, projelerle ilgili daha ayrıntılı sorular soracağız, ama bunların öncesinde, 2017 yılının genel bir değerlendirmesini yapar mısınız? Meteksan Savunma, nasıl bir yılı geride bıraktı? Neler hedeflemişti, neleri başardı? Bunları; ciro, Ar-Ge harcaması, ihracatın cirodaki payı gibi rakamsal bilgilerle de destekleyebilir misiniz?

Tunç BATUM: Meteksan Savunma, 2016 yılını, hedeflerinin üzerinde tamamlamıştı. 2017 yılına, bunun morali ve motivasyonu ile başladık. Her şirkette olduğu gibi, Meteksan Savunma’nın da finansal hedefleri var. Bu hedefler, sadece ciro ve kâr bazlı değil; nakit akışı planlarına uyum, alacak-borç dengesi, kredi kullanımı gibi farklı finansal hedeflerle de performansımızı takip ediyoruz. Mevcut durumda, daha çok üstlendiği projeler kapsamında, geliştirme faaliyetleri yapan bir şirketiz. 2017’de de bu cari projelerimizin çok aktif olacağını; yeni projelerin ise daha az olacağını öngörmüştük; nitekim böyle oldu. Cari projelerimizdeki performansımız, ciromuza olumlu yansıdı. Muhtemel proje beklentilerimiz ise çoğunlukla milli deniz ve hava platformlarımızın ve mühimmat projelerimizin seri üretimleri için vereceğimiz alt sistemlere bağlıydı. Bu anlamda, pek çok proje, 2018 yılına sarktı. Fakat devam eden projelerimizden gelen, ilave seri üretim siparişleri oldu. Sonuçta, 2017 yılını da hedeflerimizin hepsine ulaşarak, başarıyla kapattık. Tüm bu hedeflerin dışında, proje zamanlarına uyum, iş süreçlerimizi verimliliği, öğrenme ve gelişme gibi pek çok somut performans hedefinde de istediğimiz sonuçlara ulaşma başarısını gösterdik.

Ciro bazında, 2017’de, 2016’ya göre, yaklaşık %20’lik bir büyüme kaydettik. 2016 yılını, 96 milyon lira ciro ile kapatmıştık. 2017’de ise 120 milyon liranın biraz üzerine çıktık.

MİLGEM projesinde geliştirilen YAKAMOS sonarının, hem sualtı (wet-end) hem de suüstü (dry-end) birimlerinden oluşan bütününün sanayileşmesini, Meteksan Savunma yaptı.

2017 yılının önemli bir farkı, ihracat performansımız oldu. Bu yılın öncesinde, cirodaki payı %5’i bulmayan ihracatımız, arka arkaya imzaladığımız sözleşmelerle birlikte, %10’un üzerine çıktı. Bunu da Türk savunma ve havacılık sanayisinin, geçmişte hiç iş yapmadığı ya da çok az iş bağlantısının bulunduğu ülkelerde imzaladığımız sözleşmelerle başardık. Bu başarımız; pazar araştırması ve ülke seçimi konularındaki yetkinliğimizin de bir göstergesi oldu. Tabii ihracat hedeflerimiz de büyüdü. Kısa vadede, ihracatın ciromuzdaki payını %15-20 bandına çekmeyi hedefliyoruz. Savunma ve havacılık sanayisinde sürdürülebilirlik için ise ihracatın cirodaki payının, en az %30 mertebesinde olması gerektiğini değerlendiriyoruz ve bizim hedefimiz de bu.

2017’de, şunu gördük: Meteksan Savunma’nın, gelecek dönem için bir değişim ve dönüşüm geçirmesi gerekiyor. Sektörümüzde, geçmiş dönemde olduğu kadar çok sayıda platform projesi yok. Milli Muharip Uçak (MMU) gibi projeler devam ediyor; diğer yandan, sayı olarak baktığımızda, platform projelerinde, başlatılanların tamamlanması ile doğal olarak bir azalma var. Meteksan Savunma, bugüne kadar, özellikle platformların alt sistemleri için proje geliştiren, ileri teknolojiler konusunda Ar-Ge yapan bir firma oldu. Gelecek dönemde ise tüm bu birikimlerin sonucunda, ürünleri ortaya çıkmış bir firmaya dönüşecek. Aslında, 2017’de ihracatta yakaladığımız başarı da bunun ipuçlarını veriyor. İmzaladığımız 3 sözleşmede de hazır ürünlerimizle ipi göğüsledik. 2018 yılında, firmanın kurgusunu değiştirip ürün odaklı bir yapılanmaya geçeceğiz; proje yapma yeteneklerimizi de koruyacağız ve kullanmaya devam edeceğiz. Geçmiş dönemde, projeleri üstlenirken, Türkiye’nin el atmadığı, niş alanlarda çalışan bir firmaydık. Ürünleşme sürecinde de benzer bir yaklaşımız olacak. Her ürünümüzün mutlaka bir fark yaratması, niş bir alana hitap etmesi, piyasada bulunan muadillerinden bir adım önde olması, ana kriterlerimiz olacak.

Ar-Ge cephesinde, ürünleşme stratejilerimiz doğrultusunda, kendi kaynaklarımız ile projeler yürüteceğiz. Şu anda yürümekte olan, 3 Ar-Ge projemiz var. 2018 yılında projelendirilmesini beklediğimiz bir takım ürünlerin temel yapı taşlarını oluşturmak üzere; veri bağı, radar ve sonar konularında yatırımlar yaptık.

 

MSI Dergisi: 2018’de, proje odaklı firmadan ürün odaklı firmaya geçerken kurumsal yapınızda hangi değişiklikler olacak?

Tunç BATUM: Ürün odaklı olmak, başka bir felsefe gerektiriyor. Bu felsefeye uyacak bir yapıya geçiyoruz. Bu yapıda, ürün ailelerine adanmış gruplar olacak. Bu gruplar, tasarımdan projeye, iş geliştirmeden sistem mühendisliğine kadar, ürün ailesinin her şeyiyle ilgilenecek. Bir anlamda, ürün ailesiyle yatıp kalkacaklar. Böyle bir çalışma, sinerjiyi gerektiriyor; yapılanmamız da bunu sağlayacak şekilde olacak.

Baktığımızda, Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM), yakında nihai hâlinin yayınlanmasını beklediğimiz 2018-2022 Sektörel Strateji Dokümanı’nda, kurumsallaşmaya ve ürün sahipliğine vurgu yapıyor. Bunu, ürün odaklı olma öngörümüzün ne kadar yerinde olduğunun bir başka göstergesi olarak yorumluyoruz.

Şunu da vurgulamam gerekir: Meteksan Savunma; proje üstelenip bunu sonuçlandırmak ve proje yönetimi konularında hâlâ iddialı bir firma. Bize rol düştükçe, projeleri üstlenmeye devam edeceğiz.

 

MİLDAR, 3 Koldan Geliyor

MSI Dergisi: Geçtiğimiz yılın önemli gelişmelerinden biri de Helikopter MİLDAR’ın kabulünün, başarıyla gerçekleştirilmesi oldu. Süreç, bundan sonra nasıl işleyecek? Meteksan Savunma’nın hazırlıkları ve beklentileri neler?

Tunç BATUM: Hava Platformları için Milimetre Dalga Radarı Geliştirilmesi (MİLDAR) projesinin ilk fazı kapsamında; bir atış kontrol ve arazi profili radarı olan Helikopter MİLDAR ile ilgili çalışmaları başarıyla tamamladık. 2007 yılından beri devam eden, teknik olarak zorlu, onlarca mühendisin gece gündüz çalıştığı bir süreç yaşandı. Radarın T129 ATAK helikopteri üzerinde uçuş testleri dâhil geliştirilmesi ile ilgili tüm süreçleri tamamlandı.

Helikopter MİLDAR, ülke olarak önemli teknolojik kazanımlar elde ettiğimiz bir proje oldu. İkinci fazında, Otomatik Kalkış ve İniş Sistemi (OKİS) ve üçüncü fazında da İHA MİLDAR’ın geliştirilmesinin önünü açtı.

Helikopter MİLDAR’ın, operasyonel sahadan alacağı geri bildirimlerle olgunlaşacağını ve milli taarruz helikopterlerimizin, beka ve taarruz gücünü önemli ölçüde arttıracağını değerlendiriyoruz. Sadece Meteksan Savunma ve çalışanları değil, bu radarın geliştirilmesinde bize destek olmuş olan tüm alt yüklenicilerimiz, danışman öğretim üyelerimiz, SSM proje ekibi, TUSAŞ yetkilileri; hepimiz, bu radarın muhakkak operasyonel olarak kullanıldığını görmek istiyoruz.

MİLDAR’ın, T129 ATAK helikopteri üzerinde uçuş testleri dâhil geliştirilmesi ile ilgili tüm süreçleri tamamlandı.

Helikopter MİLDAR’ın denemelerini, ATAK helikopteri ile yaptık; diğer yandan ATAK üzerinde kullanım, farklı etmenlerin bir araya gelmesi ile oluşacak bir karar. Helikopterin orijinal konfigürasyonunda, MİLDAR gibi bir radar bulunmuyor. Tek bir helikopteri düşündüğümüzde, MİLDAR’ın sağ kanat altında, silah taşıma noktalarından birinde bulunması, helikopterin taşıyabileceği toplam silah yükünü azaltıyor. Bununla birlikte, birlikte görev yapan bir grup helikopterden birinde MİLDAR bulunması; bu görev kuvvetinin, tek bir radarla angajman sağlaması için yeterli. Şu anda bu kullanım konsepti çalışılıyor. Bu konsept geçerlilik kazanırsa MİLDAR’ın ATAK helikopteri üzerindeki mevcut yerleşimi, ideal bir yerleşim; çünkü görev gerektirirse takılabiliyor, ihtiyaç olmazsa kolayca sökülebiliyor.

ATAK-2’de ise çok farklı bir noktadayız. MİLDAR, ilk günden itibaren ATAK-2’nin konfigürasyonunda yer alıyor. Radar; ana rotorun üzerinde mi olacak, gövde altına mı takılacak yoksa burunda mı bulunacak, bu karar henüz verilmedi. SSM’nin bizi görevlendirmesi ile Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve TUSAŞ ile birlikte, bu konu üzerinde çalışıyoruz.

 

MSI Dergisi: Helikopter MİLDAR ile en bilinen muadili olan Lockheed Martin’in Longbow radarı, sıklıkla karşılaştırılıyor. Bu karşılaştırma ile ilgili siz neler söylemek istersiniz?

Tunç BATUM: Helikopter MİLDAR’ın sözleşme görüşmeleri sırasında, mukayeseli olarak Longbow radarının teknik özelliklerinin üstünden gereksinimlerin belirlendiğini söyleyebiliriz. Helikopter MİLDAR; ağırlık, azami menzil ve çoklu hedef takip yeteneği gibi özellikleri açısından, daha üstün kabiliyetlere sahip olduğunu, saha testleriyle ispatlamış durumda. Longbow’un, diğer aviyonik ve silah sistemleriyle entegrasyonu üzerinden, platformun var olan kabiliyet setini büyük oranda genişletebildiğini; yetkinliğini arttırdığını gözlemliyoruz. Benzer şekilde, Helikopter MİLDAR’ın, hem milli silah sistemleriyle hem de milli elektronik harp sistemleriyle entegrasyonu, toplamda, taarruz helikopterlerimizin kabiliyet setini genişletecektir.

OKİS radar birimi

 

MSI Dergisi: Geçtiğimiz günlerde, OKİS’i, Baykar Makina’nın BAYRAKTAR TB2 İHA’sı üzerinde başarıyla test ettiniz. Bildiğimiz kadarı ile TUSAŞ ile ANKA platformu için de testler gerçekleştiriliyor. OKİS’in bu test ve deneme süreçleri ile ilgili neler söyleyebilirsiniz? OKİS’i ne zaman bir platformda göreceğiz?

Tunç BATUM: OKİS, yurt dışından ithal edilen bir sistemin, milli imkânlarla geliştirilmesi ve bu konudaki yurt dışı bağımlılığımızı ortadan kaldırmak için başlatılmış bir proje. Radar tabanlı bir sistem ve pistin çevresinde, yaklaşık 10-15 km’lik bir dairede İHA ile iletişime geçerek kalkış ve inişlerin emniyetli bir şekilde gerçekleştirilmesini sağlıyor. GPS sistemlerinin; aldatılma, karıştırılma gibi dezavantajlarına sahip olmaması, OKİS’i öne çıkartıyor.

OKİS, hava aracına takılan bir terminal ve antenden; yerde ise radar birimlerden oluşuyor. Hava terminali ve antenin düşük hacme ve ağrılığa sahip olması, düşük güç tüketimi ve entegrasyon kolaylığı, OKİS’in hitap ettiği İHA yelpazesini oldukça genişletiyor. OKİS’i, BAYRAKTAR TB2 ve ANKA’ya entegre ederek test etme şansı yakaladık. Çok başarılı sonuçlar elde ettik. Baktığımızda, ANKA gibi daha büyük boyutlu İHA’larda, OKİS benzeri sistemler kullanılıyor. Diğer yandan, OKİS’in, boyut olarak taktik İHA sınıfına giren BAYRAKTAR TB2’de de başarıyla kullanılması, tasarımımızın üstün özelliklerini gözler önüne seriyor.

OKİS’in kabul muayene testleri tamamlanmak üzere. Seri üretime hazır, nihai ürünü, Eurasia Airshow’da sergilemeyi planlıyoruz. OKİS’in, yurt içinde geliştirilen İHA’lar için envantere alınmasını sağlayabilirsek eminim ki önemli bir ihracat potansiyeli de yakalayacak ve yabancı İHA üreticileri için de önemli bir alternatif olacak. Ayrıca, Gemiye Konuşlu İHA ve AKINCI projelerinde de OKİS’in kullanılması için uzun süredir çalışmalar yapıyoruz.

MSI Dergisi: MİLDAR ürün ailesinin bir diğer üyesi olan İHA MİLDAR ile ilgili çalışmalarınız hangi aşamada? Bu radarın hangi platformlara entegre edileceği belirlendi mi?

Tunç BATUM: İHA MİLDAR, İHA platformları için geliştirdiğimiz, küçük hacim ve düşük ağırlığa sahip, sentetik açıklıklı görüntüleme (SAR) ve yerde hareketli hedef tespit (GMTI) radarı. Birkaç ay içinde, kritik tasarım sürecini sonlandırmayı hedefliyoruz.

Önümüzdeki dönemde, sabit olmayan ve operasyonel ihtiyaçlara göre değişken konfigürasyonlardaki taktik İHA’ların kullanımının artacağını tahmin ediyoruz. Elektro-optik sensörlerin yetersiz kaldığı operasyonel şartlarda, taktik seviye İHA’larda kullanılabilecek küçüklükte SAR-GMTI sistemlerinin, keşif ve gözetleme operasyonlarının kesintisiz sürdürülmesine katkı sağlayacağını değerlendiriyoruz. İHA MİLDAR da düşük hacim, ağrılık ve güç gereksinimi özellikleri ile temel olarak taktik seviye İHA’ları hedefliyor. Benzer SAR sistemlerinin, keşif ve gözetleme için kullanılan helikopter platformlarında da kullanıldığını biliyoruz.

 

MSI Dergisi: Burada, İHA’lar için bir parantez açacak olursak Meteksan Savunma, İHA’lar için hangi çözümleri sunuyor?

Tunç BATUM: Türkiye’nin terörle mücadeledeki başarısında, özellikle İHA’ların yoğun ve etkin kullanımının rolü büyük. Biz de OKİS, İHA MİLDAR ve radar altimetre gibi ürünlerimizle İHA’ların farklı ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir konuma ulaştık. Buna, şu anda yurt dışından tedarik edilen veri linki çözümlerini de eklemek istiyoruz. Veri linki konusunda, çok yetkin bir firmayız. TÜBİTAK tarafından da desteklenen bir iç Ar-Ge çalışması ile İHA’larda kullanılabilecek, C-bantta çalışan, elektronik harbe dayanıklı, frekans atlamalı bir veri linki geliştirmek için kolları sıvadık. 2018’in ikinci yarısında da bu ürünü ortaya çıkarmayı hedefliyoruz.

Meteksan Savunma, sualtı akustiği ile ilgili bazı testleri, Bilkent Göleti Açık Su Test ve Kalibrasyon Tesisi’nde gerçekleştiriyor.

Türkiye’nin sualtı akustiği mükemmeliyet merkezi olan Meteksan Savunma, akustik vektör sensör gibi teknolojileri de geliştiriyor.

 

MSI Dergisi: 2017’de, yurt içi pazarda başka hangi gelişmeler oldu? Hangi sözleşmeleri imzaladınız, hangi teslimatları yaptınız?

Tunç BATUM: Devam eden KEMENT projemizin çok önemli bir gösterimini gerçekleştirdik. Bu projede, SOM ve ATMACA mühimmatlarının, ağ tabanlı yönetilmesini sağlayacak haberleşme terminallerini geliştiriyoruz. Ağ tabanlı mühimmat ve ağ tabanlı muhabere, artık modern orduların vazgeçilmez bir konsepti. Projede, bu terminalleri, milli kripto ve milli dalga şekli ile geliştirmeyi başardık. KEMENT terminallerinin, aynı zamanda, Milli Taktik Veri Ağı Projesi kapsamında kullanılacak olgunlukta olduğunu düşünüyoruz. Önümüzdeki dönemde, en önemli hedeflerimizden biri de bu.

HİSAR projesinde, yer ve füze üstü veri bağı sistemlerinin teslimatına, planlandığı şekilde devam ettik. Her başarılı atıştan sonra, bizler de bu projenin bir parçası olmanın gururunu yaşıyoruz.

2016 yılında, çok önemli ve büyük hacimli projeler imzalamıştık. 2017 yılında, bu projelerimizin takvimlerinde, kilometre taşı tarihleri vardı. Örneğin, bir lazer elektronik karşı tedbir sistemi olacak Lazer Kamaştırıcı Projesi’nde, bir ara prototip ürettik ve 2017 yılı sonunda yapılan bir tatbikatta, %100 başarı ile kullanıldı. Eminim ki bu proje tamamlandığında, özellikle yurt dışında çok ses getirecek.

MİLGEM’in, 3’üncü gemisinin gemi birimleri ve deniz birimlerinin fabrika kabul testlerini, takvimine uygun olarak bitirdik.

IPS/IDRS Denizaltı Sonar Projesi’nin, prototip testlerini başarıyla tamamladık.

AKYA Özgün Torpido Projesi kapsamında, Akustik Başlık Geliştirilmesi ve Dümensuyu Dedektörü Geliştirilmesi Projelerimiz, takvimlerine uygun olarak ilerliyor.

2017 yılında, yeni projelere de başladık. Bir Ar-Ge projesi olan MOGAN’da, Bilkent NANOTAM ile birlikte, Milimetre Dalga GaN tabanlı, yüksek performanslı tümleşik devre geliştiriyoruz. Projenin çıktısı ile özellikle MİLDAR gibi radar sistemlerimizin yerlilik oranını arttırmış olacağız.

ANKA SATCOM Radom için de seri üretim siparişleri almaya devam ettik.

Meteksan Savunma, Sualtı Akustiğinde Arayı Açıyor

MSI Dergisi: SSM tarafından Türkiye’nin Sualtı Akustiği Mükemmeliyet Merkezi olarak belirlenen Meteksan Savunma, bu alanda, hem önemli projeler hem de kritik Ar-Ge çalışmaları yürütüyor. Bunlara zaman zaman değiniyoruz; ama aslında, belki de sektör, resmin tamamını tam olarak bilmiyor. Bu alandaki çalışmalarınızı anlatır mısınız?

Tunç BATUM: Sualtı akustiği alanında, neredeyse Meteksan Savunma’nın kurulduğu yıllardan itibaren faaliyet gösteriyoruz. O yıllardan itibaren imzaladığımız sözleşmeler ile faaliyetlerimizi, 3 temel noktada odaklandırdık: Sonar Sistemleri, Sualtı Silah Sistemi Sonarları ve Sualtı Haberleşme ve Sensör Ağları. Tüm bu alanlarda, adım adım, SSM ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı (Dz.K.K.lığı) ile birlikte çalışarak ilerledik. Örnek vermek gerekirse önce MİDAS projesi ile piezo-elektrik seramik üretimini öğrendik; ardından, MİLGEM projesinin ikinci gemisinde, transdüser üretmeyi ve bunları, önce bir dizin, sonra bir karkasa entegre etmeyi öğrendik. Şimdi de ARMERKOM üzerinden yapılan teknoloji transferi ile elektronik sistemler ve algoritmaları dâhil, sonar sisteminin tümünü kapsayan bilgi birikimine sahip olduk. MİLGEM projesinin 3’üncü ve 4’üncü gemilerinde, bu birikimin üzerine koyduğumuz iyileştirmeler ve geliştirmeler ile birlikte, ürün teslimatı yapıyoruz. Çalışmalarımızın arkasında, 10 yıllık deneyim, yetişmiş mühendis gücü ve büyük bir altyapı var. Malzemeden sisteme kadar, çok derin bir uzmanlık oluştu. Buradan denizaltı sistemlerine uzandık ve ilk yerli denizaltı sonarı olan, IPS/IDRS sonarını, TÜBİTAK BİLGEM ile birlikte geliştirmeye başladık. Bu deneyim ile denizaltı modernizasyon projeleri için hazır yapı taşları ürettik ve bunları kullanarak teklifler verdik.

Bir sonar şirketi için en iddialı işlerden birisi olan, “Akustik Başlık” geliştirme alanına da girdik. Önce başlığın algılayıcı birimlerini geliştirdik ve teslim ettik. Şimdi ise elektronik kartlarını ve algoritmalarını geliştiriyoruz. Türkiye’de, yeni nesil sualtı sensörlerinin geliştirilmesi ve sayısal haberleşme konusunda, neredeyse tek firmayız ve bu konularda, dünya ile aynı seviyede bir bilgi birikimine sahibiz. Bu bilgi birikimi ile deniz sınırlarımızın güvenliği ve MİLDEN (Milli Denizaltı) projesi gibi konularda, önemli görevler alacağımızı ve fark yaratan bir değer katacağımıza inanıyoruz.

Daha geniş perspektifte ise hedefimiz, önümüzdeki 10 yıllık süreçte, dünya çapında bir sonar firması olmak. Bu hedefe ulaşmamız için, SSM, Dz.K.K.lığı ve tersanelerimizin büyük desteğini arkamızda görmek istiyoruz ve göreceğimizden eminiz.

Füze veri bağları, Meteksan Savunma’nın, yurt içi ve yurt dışında iddialı olduğu faaliyet alanları arasında yer alıyor.

MSI Dergisi: MİLGEM projesinde geliştirilen YAKAMOS sonarının, hem sualtı (wet-end) hem de suüstü (dry-end) birimlerinden oluşan bütününün sanayileşmesini, Meteksan Savunma yaptı. Çalışmalarınıza ara vermeden, sonarda, hem iyileştirme hem de geliştirme faaliyetlerinizi de sürdürüyorsunuz. Sektörde başka firmaların da karinaya monteli sonar geliştirmesi konusunda çalışmalar yaptığı, son Deniz Sistemleri Semineri’nde de üst düzey yetkililer tarafından dile getirildi. Sektördeki bu rekabet hakkında neler söylemek istersiniz?

Tunç BATUM: Rekabetin, kişilerin, şirketlerin, sektörlerin ve hatta ülkelerin gelişimine katkısı tartışılmaz. Fakat bu kuralın çalışmadığı alanlar vardır ki birisi de sualtı akustiği dünyasıdır diyebiliriz. Bunun en büyük sebebi ise sektörün, dünya ölçeğinde dahi oldukça dar bir pazarının olması. Sektör raporlarına baktığınızda, dünya sonar pazarının, 4 milyar dolar civarında olduğu tahmin ediliyor. Bu rakam; sivil, bilimsel ve askeri satışların tamamını temsil ediyor. Türkiye sonar pazarının ise dünya pazarının, neredeyse %1-2’si seviyesinde olduğu tahmin ediliyor. Bu açıdan bakıldığında, her ülkenin, sadece bir sonar şirketi çıkarabilmiş olmasının neden tesadüf olmadığı da görülebilir. Üstelik dünya ölçeğinde rekabetçi bir sonar şirketi olmanız için, yıllık 200 milyon dolarlık ciroların üstüne çıkmanız gerekiyor. Bu rakama ulaşmak için de yıllık ihracatınızın toplam cironuza oranının, %60-70 seviyelerine çıkması gerekiyor. Yani sadece iç pazarla da yaşayamazsınız. Bu şartları yerine getiremeyen şirketlerin, hayatta kalması mümkün değil. Meteksan Savunma olarak, geçen 10 yıl içinde imzaladığımız sualtı akustiği projelerine ait sözleşme hacmimiz, 60 milyon avro civarında. Devam eden işlerimize ait gelecek dönem tahsilatlarımız, yani backlog hacmimiz ise 30 milyon avronun üzerinde.

Meteksan Savunma’nın bugünkü konumuna gelmesi, 10 yıllık bir sürecin sonu. Bu süreçte, Meteksan Savunma’nın yaptığı özkaynak harcamalarının yanı sıra devletimiz de buraya önemli bir yatırım yaptı. SSM ve Dz.K.K.lığının önemli destekleri oldu. Meteksan Savunma’da bir ekip yetişti; bu ekip, yüksek lisans ve doktora çalışmaları yaptı, makaleler yazdı, akademik bildiriler sundu.

YAKAMOS özelinde baktığımızda, bu sonar, TCG HEYBELİDADA ve TCG BÜYÜKADA ile dünya denizlerini dolaştı; Ümit Burnu’nu geçti. Sonarı, proje süreçlerinde, yetkin bir sistem olarak ortaya çıkarmak tabii ki önemli. Diğer yandan, su altı dünyasının değişken fiziksel şartları nedeniyle, ancak ciddi saha denemeleri yapılan sonarlar, olgun ve etkin birer algılayıcı hâline geliyor. YAKAMOS da Dz.K.K.lığı envanterinde, böyle bir ürün hâline geldi.

Dolayısı ile gerek Meteksan Savunma’nın yetkinliği gerekse YAKAMOS’un ulaştığı olgunluk açısından baktığımızda, bunun arkasında, 10 yıllık bir birikim ve devletin yaptığı önemli bir yatırım olduğunu görüyoruz. Başka bir firmanın sonar geliştirebilmesi için de benzer bir birikimin, benzer bir yatırımla oluşturulması gerekir ki; dünyada, hiçbir ülkenin birden fazla sonar firması yokken Türkiye’nin de kaynaklarını bu şekilde harcama lüksü olmadığını değerlendiriyoruz.

Bizce, ülkemizde sualtı akustiği, alanında değer yaratan üniversite, araştırma kurumu, özel sektör ve Dz.K.K.lığı dâhil tüm kurum ve kuruluşlar, tek bir çatı altına koordine edilmeli  ve var olan pastanın içinde, kendilerine bir yer bulmalı. Bunlar, Türkiye’nin sonar şirketi olan Meteksan Savunma’nın ekosistemini oluşturmalı. Böylece, yurt içinde rekabet etmek yerine, yurt dışındaki 200 milyon dolar ihracat hedefine koşabiliriz. Eğer bugün bu ortak akıl ile birleşemezsek ileride, sürdürülebilirlik baskısı, bizleri er ya da geç yine bu noktaya getirecek; ama bugünkünden daha zor bir süreç olacak. Bu yüzden, doğru olanın, yurt dışında rekabet; yurt içinde sinerji olduğuna inanıyorum.

 

 

MSI Dergisi: YAKAMOS sonarının uluslararası piyasada rekabetçiliğini nasıl değerlendiriyorsunuz? MİLGEM korvetlerinin ihraç edilmesi gündeme geldiğinde, YAKAMOS da üzerlerinde olacak mı?

Tunç BATUM: YAKAMOS, Dz.K.K.lığı envanterindeki en iyi karinaya monteli sonar (HMS) sistemi. Bunu, kuvvetin yaptığı poligon testleri ile de ispat etti. Sistem, TCG HEYBELİADA ve TCG BÜYÜKADA ile birlikte, NATO görevleri dâhil, dünya denizlerinde ve farklı coğrafi koşullarda başarıyla çalıştı.

Dünyada, sonar konusunda önde gelen firmalar, yıllar önce geliştirdikleri ve iyi çalışan sonarlarını, güncelleyerek ilerliyor. YAKAMOS, bunların arasında, daha sonra geliştirildiği için, teknolojisinin daha yeni olması ile öne çıkıyor.

Kuşkusuz, teknoloji olduğu yerde kalmıyor. Biz de YAKAMOS’u, geleceğe taşımak için şimdiden yol haritamızı oluşturduk. Teknoloji trendlerini ve müşteri beklentilerini analiz ettik; geleceğin rekabet koşullarını inceledik. Yapacağımız geliştirmeleri, yurt içindeki platform modernizasyon ve üretim projeleri ile de takvimsel olarak eşleştirmeye çalıştık. Amacımız, YAKAMOS sonarını, ürün yaşam döngüsü içinde, sürekli geliştirmek. Geriye dönük uyumluluk kaygılarını göz ardı etmeden, sürekli performansını arttırmak ve yurt dışındaki rekabette fark yaratacak özellikler katmak. Bu yol haritasını, SSM ve Dz.K.K.lığı ile de koordine ediyoruz.

Yurt içinde, YAKAMOS’un, kullanılabileceği tüm platformlarda yer alacağını öngörüyoruz. Yurt dışında ise ilk aşamada, MİLGEM’in ihracat faaliyetlerinde, STM ile beraber çalışıyoruz. Bir sonarın, üzerinde yer alacağı platformla tam entegre olması; o platformun gürültü kaynaklarına göre optimize edilmiş olması çok önemli. Başka bir gemide başarılı olmuş bir sonarı MİLGEM’e taktığınızda, bu optimizasyon çalışmaları yapılmadan aynı performansı göstermesini bekleyemezsiniz. YAKAMOS da MİLGEM’de en iyi performansı gösterecek sonar olduğundan, MİLGEM ihraç edildiğinde, mutlaka üzerinde olacaktır diye düşünüyoruz. İhracat pazarlarında, orta ve uzun vadede, MİLGEM dışında platformlarda da sonar ailemizle yer almayı hedefliyoruz.

 

Projeler ve Sistemler Çeşitleniyor

MSI Dergisi: Haberleşme Sistemleri faaliyet alanında, füze üstü veri bağları dışında, farklı platformlar ve sistemler için planlarınız, hedefleriniz var mı?

Tunç BATUM: Bildiğiniz gibi günümüz harekât konseptleri, ağ temelli harekâtı; gerçek zamanlı veya gerçeğe yakın zamanlı unsurlar arası güvenli veri aktarımını sağlayan veri bağlarını vazgeçilmez kılıyor. Meteksan Savunma olarak füze ile platformlar arasında sunduğumuz özgün, güvenilir ve yüksek bant genişlikli veri bağı sistem çözümlerimizi; kara, deniz ve hava platformları arasındaki ihtiyaç duyulan haberleşme sistemlerine taşımak, hedeflerimiz arasında. Bu kapsamda, daha önce de belirttiğim gibi, başta İHA’lar olmak üzere, döner ve sabit kanatlı insanlı keşif, gözetleme ve saldırı hava araçlarının ihtiyaç duyduğu veri bağları için, C-Bant Veri Bağı Sistemi geliştirme çalışmalarına başladık ve sistemimizi, bu yılın ikinci çeyreğinde, kullanıcılara sunmayı hedefliyoruz.

Seyir füzeleri için, Türkiye’nin, ilk milli ve özgün taktik veri bağı terminallerini geliştiren bir kurum olarak; mevcut taktik veri bağlarının bilinen zafiyetlerini ortadan kaldıran, hızlı, güvenilir, elektronik karıştırmalara dirençli, platformların ve harekât ihtiyaçlarını tam olarak karşılayan milli bir taktik veri bağı çözümü sunmak, bir diğer hedefimiz. Bu bağlamda, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), SSM ve platform sahibi veya entegratör firmalarımızla birlikte, çalışmalarımıza hızla devam ediyoruz ve kısa sürede, maliyet etkin bir sistem çözümünü kullanıma sunacağımıza inanıyoruz. Taktik sahada; veri, ses ve görüntü gibi yüksek bant genişliği içeren ve ölçeklenebilir kanal yapısına sahip haberleşme sistemlerini, kara platformları için üretmiş ve kullanıma sunmuş durumdayız. Bu altyapıya ihtiyaç duyan; mevcut, modernize edilecek veya geliştirilecek hava platformları için de sistem çözümü sunmak arzusuyla faaliyetlerimizi sürdürüyoruz.

 

MSI Dergisi: Meteksan Savunma, lazer kamaştırıcı konusunda da çalışmalar yapıyor. Bu çalışmalar ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Tunç BATUM: Lazer sistemlerine yönelik olarak, geçtiğimiz yıllarda başarıyla tamamladığımız projelerden elde ettiğimiz tecrübe ve bilgi birikimini, endüstriyelleştirmeye -nihai ürün ve sisteme dönüştürmeye- yönelik yoğun çalışmalar yürütüyoruz. Deniz platformları için yürüttüğümüz lazer kamaştırıcı çalışmalarımız, bunlara örnek teşkil ediyor. Böylece, çeşitli askeri platformlara karşı tehdit oluşturan güdümlü mermi ve füzelerin, işlevsel olarak imhasına ya da bertaraf edilmesine yönelik bir çözüm oluşturacağız.

Meteksan Savunma, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterindeki Yangın ve Yara Savunma Simülatörlerinin işletme ve bakım faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin sorumluluğu da üstlendi.

MSI Dergisi: Platform Simülatörleri faaliyet alanında, önemli ihracat projeleriniz var. Diğer yandan, yurt içinde, Yara Savunma ve Yangın Eğitim Simülatörlerinden sonra, yeni bir proje imzalamadınız. Bu alanda, yurt içi pazarı nasıl değerlendiriyorsunuz? Bu pazarda, Meteksan Savunma’yı nasıl konumlandırıyorsunuz?

Tunç BATUM: Platform Simülatörleri, bizim ihracat pazarındaki en önemli alanımız. Hâlihazırda memnuniyetlerini ifade ederek eğitim faaliyetleri sürdüren Umman Deniz Kuvvetleri için tesis ettiğimiz Yara Savunma Eğitim Simülatörü, şirketimizin ve aynı zamanda savunma sanayimizin, Umman’a ilk ihracatı. Başarı ile tamamlanan bu proje, gerek bölgede gerekse uluslararası alanda, yara savunma simülatörü vasıtasıyla tanınırlığımızı sağladı. Geçen yıl da Kore Cumhuriyeti’nin Yara Savunma Simülatörü ihalesini, yerel ortağımızla kazandık ve bu proje de takvimine uygun olarak devam ediyor.

Yurt içinde ise Yara Savunma ve Yangın Eğitim Simülatörleri projemizin kabulü sonrası, 2017 yılı Ocak ayında, yine bir ilk uygulamada yer aldık ve söz konusu simülatörlerin, işletme ve bakım faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin sorumluluğu da üstlendik. Bu, Deniz Kuvvetlerimiz için, ilk niteliği taşıyan bir uygulamaydı.

Meteksan Savunma’nın Yara Savunma Simülatörü’nde, gerçekçi eğitimler gerçekleştiriliyor.

2017’de, SSM’nin, yine elektromekanik ağırlıklı bir projesine teklif verdik; şu anda değerlendirme aşamasında. Önümüzdeki dönemde, platform simülatörleri alanında, bir dizi yeni fırsat olduğunu değerlendiriyoruz. Yurt içinde ve dışında, yeni yangın ve yara savunma simülatörleri yanı sıra farklı ihtiyaçlara yönelik platform simülatörleri ve sivil uygulamalarında görev almayı hedefledik. Dört bir koldan yürüttüğümüz faaliyetlerle, platform simülatörleri konusunda, geleceğe umutla bakıyoruz.

 

MSI Dergisi: Retinar ürün ailesinin, ilk ihracatını gerçekleştirdiniz. Yurt içinde ise potansiyel müşterilerinizin değerlendirmeleri devam ediyor. Bu konuda, 2018 yılında yeni gelişmeler olacak mı?

Meteksan Savunma, Retinar OPUS’un elektro-optik kamerası için bir Türk firmasının ürününü kullanmaya başlayarak hem yerlilik oranını arttırdı hem de sistemin maliyetini düşürdü.

Tunç BATUM: Retinar Çevre Gözetleme Radarı ailesi, milimetre dalga radar teknolojilerinde elde ettiğimiz tecrübe ile kendi özkaynaklarımızı kullanarak geliştirdiğimiz; muadili pek olmayan bir ürün. 2017 yılına kadar, bu ürün ailemizin herhangi bir üyesinin yurt içinde envantere girmemiş olması, motivasyonumuzu biraz düşürmüştü ve ağırlığı, yurt dışı pazarlara vermemize neden olmuştu. 2017’de de ilk ihracat sözleşmemizi imzaladık. 2018’in ilk yarısında da teslimat yapacağız. Bu arada, yurt içinde de TSK ve İçişleri Bakanlığı nezdinde güzel gelişmeler oldu. Ürünlerimiz, bir süredir, zorlu koşullarda test ediliyor. Çok olumlu geri dönüşler alıyoruz. Özellikle elektro-optik sistemlerin yetersiz kaldığı durumlarda, Retinar’ın bir kurtarıcı olduğu vurgulanıyor. Bu testler, bizim için de çok yararlı oluyor; biz de ürünümüz daha da geliştiriyoruz. Şu anda çok olumlu bir noktaya geldik. Retinar’ın, 2018’de, çok daha fazla ses getirecek bir ürün olacağını tahmin ediyorum.

 

 

Retinar PTR

MSI Dergisi: Retinar ürün ailesine yeni eklenecek sistemler var mı?

Tunç BATUM: Özellikle yurt dışındaki mevcut rekabet ortamı ve gelişen teknolojileri dikkate alarak, ürünlerimizi sürekli geliştirmek zorunda olduğumuzun farkındayız. Bunun bilinci ile çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu çalışmaların yanı sıra Meteksan Savunma’nın doğrudan ana faaliyet alanlarında olmayan bileşenlerin yerlileştirilmesi için de arayış içindeyiz. Örneğin, Retinar OPUS’ta kullandığımız elektro-optik kamerayı, yurt dışından alıyorduk. Şimdi, bir Türk firmasının ürünün kullanacağız. Böylece, kameranın maliyetini de düşürdük; sistemin toplam maliyetinde de %30’a varan bir iyileştirme sağladık.

Retinar ürün ailesi ile ilgili yeniliklerimizi de bu yıl içerisinde katılacağımız fuarlarda, ziyaretçilerimizin ilgisine sunacağız.

MSI Dergisi: Meteksan Savunma, hava ve deniz platformlarına çeşitli sistemler sağlıyor. Kara platformlarında ise hava ve deniz tarafına göre daha düşük bir profil görüyoruz. Kara platformlarına yönelik açılımınız olacak mı?

Tunç BATUM: Bu, doğru bir tespit. Kara platformu üreticilerimizin çeşitliliği ve yurt dışı ihracat potansiyeli düşünüldüğünde, kesinlikle odaklanmamız gereken bir alan olduğunun farkındayız. Kara platformlarına değer katabilecek ürünlerimizin ortaya çıkması ile birlikte, var olan konsantrasyonumuzu daha da arttırdık ve platform üreticileri ile daha fazla zaman geçirmeye başladık. Örneğin, Retinar çevre gözetleme radarı gibi ürünler ile kara platformları için çözümler sağlayabiliriz. Retinar, boyutları ve gereksinimleri ile insansız kara araçlarında da rahatlıkla ve etkin bir şekilde kullanılabilecek bir ürün. Lazer kamaştırıcı gibi işlevsel imha çözümü ya da KEMENT gibi taktik haberleşme terminalleri de benzer şekilde, kara platformlarında kullanılabilir. Platform simülatörleri alanında da projeler olabilir. Örneğin, ALTAY tankının simülatöründe yer almak istiyoruz; burada üzerimize düşecek görevlere talibiz ve hazırız.

2017 yılında, bu stratejilerimizi hayata geçirecek şekilde, ekibimizi de genişlettik. 2018 yılı içinde, kara platformu üreticileri ile daha çok bir araya gelmeyi ve akabinde, önümüzdeki dönemde de ilk siparişlerimizi almayı hedefliyoruz.

 

Geleceğe Umutla Bakıyoruz

MSI Dergisi: Uluslararası pazarda, 2017 yılında 3 sözleşme imzalayarak önemli bir başarı elde ettiniz. Bu başarının arkasında neler var; uluslararası satış faaliyetlerini nasıl yürütüyorsunuz? 2018’de yeni ihracat haberleri duyacak mıyız?

Tunç BATUM: 2017 yılı içerisinde, ilk olarak Kore Cumhuriyeti ile Yara Savunma Simülatörü anlaşması imzaladık. Arkasından da Retinar PTR Çevre Gözetleme Radarı’nın dost bir ülkeye ihracatını ve son olarak da geliştirdiğimiz milli aviyonik sistemlerin, bir Uzak Doğu ülkesine ihracatını gerçekleştirdik.

Meteksan Savunma olarak, ihraç edebileceğimiz ürünlerimiz için, detaylı bir şekilde pazar analizleri yapıyoruz ve bunun ardından da kendimize hedef ülkeler belirliyoruz. Ülkelerin savunma bütçeleri, Türkiye ile savunma sanayisi ürünleri ticareti, siyasi ilişkiler, ilgili kuvvetin büyüklüğü, envanterde bizim ürünün benzerlerinin olup olmadığı, yakın zamanda tedarik edip etmedikleri gibi birçok kriteri bir araya getirip, detaylı bir pazar analizi yapıyoruz. Tüm bu çalışmalar, bizim ölçeğimizdeki şirketler için önemli; çünkü ihracat çalışmaları için, kısıtlı bütçe ve insan kaynağı ayırabiliyoruz. O yüzden, bu faaliyetleri çok doğru koordine etmemiz; önceden stratejilerimizi oluşturmamız lazım. Uluslararası satış faaliyetleri de doğası itibarıyla uzun soluklu ve finansman gerektiren çalışmalar.

İhracat şampiyonumuz olan Yara Savunma Simülatörü için, 2018 yılında, yeni bir sözleşme imzalama hedefimiz var. Meteksan Savunma, Yara Savunma Simülatörü konusunda, en fazla ülkede sözleşme imzalayan  -Türkiye, Umman ve Kore Cumhuriyeti-, bu alanda en güncel simülatörü geliştirmiş ve en yeni teknolojiyi kullanan bir dünya markası hâline geldi. Bu alanda, her sene yeni bir ülkeyi müşterilerimiz arasına katma gibi bir hedefimiz de var.

Dost bir ülkeye gerçekleştirdiğimiz Retinar PTR ihracatı, bizim için ayrı bir anlam ve önem taşıyor. Henüz yurt içinde envantere girmemiş bir ürünün yurt dışına satılması, sektörümüzde çok fazla örneği olmayan bir durum. Retinar ürün ailesinin yurt dışında tanıtım faaliyetlerine devam ediyoruz. Önümüzdeki 2 yıllık süreçte, sözleşme imzalamayı hedeflediğimiz en az 2 ülke var.

Gerçekleştirdiğimiz ihracatların hiçbirinin offset kapsamında olmadığını; rakiplerimizi, yapılan ihalelerde, hem teknik performans hem de fiyat açısından eleyerek bu başarıları elde ettiğimizi ayrıca vurgulamak isterim.

OKİS, YAKAMOS ve PELİKAN güdümlü mermi simülatörü gibi yeni ürünlerimizin de 2018 yılı içerisinde yurt dışı tanıtım ve pazarlama faaliyetlerine başlamayı planlıyoruz. Yeni ürünlerimiz de ortaya çıkmaya başlıyor ve bunlar da 2019 ve sonrasına, büyük beklentilerle bakmamızı sağlıyor. Tabii tüm bu ihracat faaliyetlerinin, zorlu ve uzun soluklu süreçler olduğunun farkındayız.

 

MSI Dergisi: Meteksan Savunma’yı nasıl bir 2018 bekliyor? Hedefleriniz neler?

Tunç BATUM: Öncelikle 2017 yılından daha iyi bir 2018 yılı geçirmeyi bekliyoruz. Performans hedeflerimizi de bu yönde koyduk. 2017 yılında sağladığımız büyümeye yakın bir hedef ile 2018 yılına giriyoruz. Kastedilen finansal bir büyüme. İnsan kaynağında ise verimliliğimizi bozmayacak şekilde, sınırlı bir büyümeyi hedefliyoruz. Bizi motive eden birinci konu, 2017 yılında başlamayan platform projelerinin, 2018 yılında başlayabilecek olması. Bizim farklı alt sistemlerimizle yer almayı hedeflediğimiz bu projelerin, 2018 yılında sağlanacak ilave bütçe kaynakları ile önünün açılacağını düşünüyoruz. Seri üretim siparişlerimizin de 2018 yılında artacağını öngörüyoruz.

2018 yılı ihracatımız, 2017’nin, en az 2 katı olacak diyebilirim. İhracatın ciromuzdaki payını, %15 seviyesine çıkartmak istiyoruz.

PELİKAN Projesi kapsamında, Meteksan Savunma ve ROKETSAN iş ortaklığı modeli ile geliştirilen RF Güdümlü Mermi Simülatörü.

 

MSI Dergisi: Daha uzun vadeli baktığımızda, Türkiye’nin önünde iddialı projeler var. Bunlardan biri de MMU. Meteksan Savunma, MMU için hangi görevleri üstlenmeye hazır?

Tunç BATUM: Ülkemiz havacılık tarihinin en önemli adımlarından olan ve sektörümüzü bir üst kademeye taşıması beklenen MMU projesi, Meteksan Savunma için de önem ve öncelik arz eden bir konumda. Silahlı Kuvvetlerimizin ve Müsteşarlığımızın önderliğinde edindiğimiz bilgi, birikim ve tecrübeyi kullanarak ve başta iştiraki olduğumuz Bilkent Üniversitesi olmak üzere, üniversite-sanayi iş birliğini sağlayarak MMU’nun, haberleşme ve algılayıcılar alanında ihtiyacı olan sistem çözümlerini sunmak için, her türlü görevi alma azim ve arzusundayız. Bu kapsamda, maliyet ve takvim etkin sistem çözüm önerilerimizi oluşturup MMU proje ekibinin değerlendirmelerine sunduk. Mevcut sistem çözüm önerilerimizin, MMU öncesinde, mevcut hava araçlarımıza kazandırılması konusunda da gerek TSK gerekse TUSAŞ ile görüşmelerimiz ayrıca devam ediyor.

Üstlenmek istediğimiz görevleri, şöyle özetleyebilirim:

  • nesil bir muharip uçağın yanı sıra çoklu İHA’ların da yer aldığı; kara, hava ve deniz unsurlarının bir arada ortak harekâtını sağlayan, yüksek ölçeklenebilir bant genişliğine sahip, tasarsız ağ yeteneği içeren, çoklu frekans bandı ve dalga şeklini içeren ağ tabanlı haberleşme altyapısını oluşturma,
  • Radar altimetre sistemlerinin tasarımı ve üretimi konusundaki altyapımızın, MMU projesinin yanı sıra diğer füze sistemleri de dâhil tüm hava platformlarında kullanılmasını sağlama,
  • 40 GHz’e kadar olan RF sistem, alt sistem, ekipman ve teçhizat tasarım, üretim, test ve entegrasyon kabiliyetimizi; radar, seyrüsefer, kendini koruma gibi sistemlere aktarma ve
  • Ürün ömür döngüsü içinde, Entegre Lojistik Destek faaliyetlerini eksiksiz yerine getirme.

Bu kapsamda, tüm ekip arkadaşlarımın, büyük bir fedakârlık, azim ve kararlılıkla çalıştıklarını özellikle vurgulamak isterim.

 

MSI Dergisi: Bir diğer zorlu proje, uzun menzilli hava savunma sistemi. Türkiye’de, milli olarak geliştirilen füze projelerinde, veri bağı birimlerini siz üretiyorsunuz. Bu çalışmalarınız nasıl ilerliyor? Milli Uzun Menzilli Hava ve Füze Savunma Sistemi için hedefleriniz var mı?

Tunç BATUM: Öncelikle füze projelerindeki durumumuz hakkında özet bir bilgi vermek uygun olacaktır diye düşünüyorum. Hava savunma sistem projeleri başta olmak üzere, ülkemizde geliştirilen akıllı mühimmat projeleri de dâhil tüm füze projelerinde, kullanıcılarımıza; veri bağları, telemetre sistemleri ve anten sistem çözümleri sağlıyoruz. Geliştirme süreci tamamlanan birçok sistem için, TSK ihtiyacı doğrultusunda, seri üretim sözleşmeleri imzalandı veya önümüzdeki dönem içinde imzalanması bekleniyor. İmzalanan projelerimiz için, üretim çalışmalarımız devam ediyor. İmzada bekleyen projeler kapsamında da üretim altyapımızı hazırladık, planlamalarımızı tamamladık ve ön çalışmalarımızı başlattık. Farklı platformlara entegrasyon gibi fazlar içeren projeler için de tekliflerimizi oluşturduk; her an görev verilecek şekilde, tüm organizasyonumuzu düzenledik ve hazırlıklarımızı tamamladık. Projelerimizin ürün ömür döngüsü içinde, Entegre Lojistik Destek faaliyetlerini eksiksiz yerine getirmek için de tüm altyapımızı hazırladık.

Milli Uzun Menzilli Hava Savunma Sistemi Projesi kapsamında:

  • Alçak ve Orta İrtifa Hava Savunma Sistemlerinde görev aldığımız haberleşme çözümü başta olmak üzere, füze üstünde telemetre ve arayıcı başlık,
  • Karaya konuşlu sistemlerde ise radar ve algılayıcı sistem ve alt sistemler; kurulacak batarya ve komuta kontrol merkezlerinin güvenliğini sağlanması amaçlı ise EO/IR kamera entegre personel tespit radarı, elektro-optik güdümlü füze ve İHA’lardan koruyacak karşı tedbir sistemlerinin tasarımı ve üretimi konularında görev almak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Meteksan Savunma, sosyal medyadaki faaliyetlerine de büyük önem veriyor.

 

MSI Dergisi: Meteksan Savunma’yı, son 1 yıldır, sosyal medyada da çok aktif görüyoruz. Sektördeki, en çok takip edilen, haberleri paylaşılan şirketlerden birisiniz. İletişimin bu tarafında sergilediğiniz başarınızın arkasındaki etmenler neler? Meteksan Savunma, sosyal medyadaki görünürlüğü ile neleri hedefliyor?

Tunç BATUM: Yaptığınız işte iyi olmak, odaklanma ve önemseme ile ilgili. Ben iletişime, özellikle de sosyal medya konusuna büyük önem veriyorum; çünkü iletişim çağında yaşıyoruz. Yeni kuşaklar, sürekli iletişim hâlinde. Siz de bu dünyaya ayak uydurmak için, doğru bilgilerinizi, size ilgi duyan, sizden haber bekleyen kitlerle, en kısa sürede iletmelisiniz. Bugün, özellikle gençler, çalışmak için, sosyal medyada aktif olan şirketleri öncelikli olarak tercih ediyor. Biz de sosyal medyadaki faaliyetlerimizi, 2 yıldır çok üst seviyeye çıkarttık. İlgili arkadaşlarımızın, yoğun ve titiz çalışmaları ile hedeflerimizin de üzerine çıktık.

2017 yılının son aylarında, İngilizce Twitter hesabımızı da açtık. 2018 yılında, oradan da paylaşımlarımızı arttırmayı ve marka ve ürünlerimizin, yurt dışındaki bilinirliğine katkı sağlamayı hedefliyoruz.

 

MSI Dergisi: Eklemek istediğiniz başka bir konu var mı?

Tunç BATUM: Meteksan Savunma olarak, özellikle platformlara yönelik ileri teknoloji içeren alt sistemler tasarlıyor, geliştiriyor ve üretiyoruz. Savunma alanında, örtülü ambargoların uygulandığı bir dönemde, platform üreticileri ve ana entegratörler ile daha fazla çalışmak; sektördeki sinerjiyi arttırmak arzusundayız. Faaliyet gösterdiğimiz alanlarda, milli savunma sanayimizin gelişmesi ve yerli ürünlerin sayısının attırılması için, elimizden gelen her şeyi yapmaya hazırız.

Sektördeki sinerjiyi arttırmaktan bahsederken dikkat çekmek istediğimiz bir konu var. Sektörümüzün en önemli sorunu, sürdürülebilirlik. Sürdürülebilirlik, sinerji ile gelişirken, yıkıcı rekabet ile geriliyor. Son dönemde, savunma ve havacılık sektörünün, pek çok firmaya cazip göründüğünü ve firmaları çektiğini gözlemliyoruz. Bu firmaların sektöre girişi, zaman zaman yıkıcı rekabeti de beraberinde getiriyor. Sektörümüzün, tüm paydaşları ile bu konuyu dikkate almaları gerektiğini düşünüyoruz.

Son olarak, MSI Dergisi’ne, sektörümüzün iletişimine ve gelişmesine yaptığı katkılardan dolayı teşekkür ediyoruz ve başarılar diliyoruz.

 

Meteksan Savunma Genel Müdürü Tunç Batum’a, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

1,412 toplam görüntüleme, 1 bugünkü görüntüleme