Söyleşi: METEKSAN Savunma Genel Müdürü Tunç Batum – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: METEKSAN Savunma Genel Müdürü Tunç Batum

12 Ağustos 2016
meteksan siteye

METEKSAN Savunma Genel Müdürü Tunç Batum’un, MSI Dergisi’nin 131’inci sayısında yayımlanan söyleşisinin tam metnine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Türkiye’nin iddialı platform ve sistem projelerinde, özgün olarak geliştirdiği kritik alt sistemlerle yer alan Meteksan Savunma, önümüzdeki dönem için yol haritasını, hazırlıklarını sürdürdüğü yeni stratejik planı ile belirleyecek. Şubat ayı başında yeni koltuğuna oturan Meteksan Savunma Genel Müdürü Tunç Batum ile firmanın projelerini ve gelecek planlarını konuştuk.

MSI Dergisi: Meteksan Savunma, kuşkusuz kurumsal bir şirket ve faaliyetleri, belirlenmiş stratejiler üzerinden gidiyor. Göreve gelmeniz, bu stratejiler ya da onların uygulanması noktasında bir farklılık getirecek mi? Bundan sonraki süreçte Meteksan Savunma’nın öncelikli gündem maddeleri neler olacak?

Tunç BATUM: Meteksan Savunma, 2013 yılının sonunda, 2014-2017 Stratejik Planı’nı hazırlamıştı. Bu, büyümeyi adresleyen bir plandı; hatta bu planla eş zamanlı olarak bir organizasyon değişikliği de yapmıştık. 3 ana faaliyet alanını, bir de platform simülatörlerini, odak alanlarımız olarak belirlemiştik.  Gerek organizasyon değişikliği gerekse odak alanları, stratejik plan doğrultusunda büyümeyi adresliyordu. Fakat biz stratejik planımızı ortaya koyduktan sonra, 2014-2015 döneminde, sektör beklediğimiz ölçüde genişlemedi. Platform projelerinin tamamlanması ile sektörde bir daralma bekliyorduk, ama bu daralma beklentimizin üzerinde gerçekleşti. Tabii bu duraksama ile stratejik planımız çok örtüşmedi ve aradaki mesafe açılmaya başladı. Bu da bizi kontrollu ve temkinli büyüme noktasına getirdi. Şimdi hedefimiz, bu yılın sonuna doğru, 2017-2020 Stratejik Planı’nı yapmak. Şunu fark ettik ki sürdürülebilirlik ve sinerji, bizim stratejik planımızın temel unsurları olmalı. Yeni planla birlikte, bir organizasyon değişikliği de gündeme gelebilir. Ben, firmaların her zaman bir sorun veya büyüme hedefi karşısında organizasyon değişikliği yaptığına inanmıyorum. Firmalar dinamik olmalı, ortama göre değişikliğe gidebilmeli, dolayısıyla da organizasyonlarını değiştirebilmeli.

Yeni planımızın temel unsurlarından sinerjinin, sektörde git gide azaldığını gözlemliyoruz ve bu durumun da Türk savunma sanayisinin menfaatine olmadığını değerlendiriyoruz.

Sürdürülebilirlik tarafında ise tek müşteri ile çalışmanın ötesine geçmeyi hedefliyoruz. Şu anda müşterimiz hapşırsa biz nezle oluyoruz. Bu durum, sürdürülebilirlik açısından çok da sağlıklı değil. Yetkinliklerimizi, başka hangi alanlarda, hangi müşterilerin hizmetine sunabiliriz diye bakıyoruz. Burada da anayurt güvenliği konusu öne çıkıyor. Meteksan Savunma’nın önümüzdeki dönemde bu alanda faaliyetleri olacak. Diğer yandan, yetkinlik alanlarımızı genişletip yeni alanlar açmayı, şu anda uygun bulmuyoruz.

MSI Dergisi: Bilkent Holding’in savunma ve havacılık sanayisine bakışında, süreç içerisinde bir değişme oldu mu?

Tunç BATUM: Biliyorsunuz, aslında bizim sahibimiz, en tepede, Bilkent Üniversitesi. Rahmetli İhsan Doğramacı hocamız Bilkent’i, kâr amacı gütmeyen bir vakfın üniversitesi olarak kurmuş. Bu, ABD haricinde pek görülmeyen bir oluşum. Vakfın altında bir holding var ve bu holdingin de 30’a yakın şirketi ve iştirakleri mevcut. Hepsinin amacı Bilkent Üniversitesi’ne fon sağlamak. Sonuçta Üniversitenin ve şirketlerin bütün misyonu daha kaliteli bir eğitim ve maddi imkânı olmayan gençlere sağlanan bursu maksimize etmek. Meteksan Savunma, holding altındaki şirketler arasında teknoloji geliştiren tek şirket. Dolayısıyla Meteksan Savunma’nın başarılarının, holdinge ve üniversiteye sağladığı önemli bir prestij var.

Vakfın ve holdingin desteği, bizim için çok önemli. Nitekim Bilkent Holding, Meteksan Savunma’nın Mart ayında gerçekleştirilen genel kurulunda, öz sermaye arttırımı kararı aldı. Bu, sektöre ve Meteksan Savunma’ya duyulan güvenin bir göstergesi. Aynı zamanda, sektöre de önemli bir mesaj veriyor.

MSI Dergisi: Bulunduğunuz noktadan baktığınız zaman sektörün bugünkü durumuna ilişkin neler söylemek istersiniz?

Tunç BATUM: Türk savunma ve havacılık sanayisi, son 12 yılda çok önemli adımlar attı. Başka ülkelerde 30-40 senede gelinen noktaya, bu kadar kısa sürede geldik. Dışarıdan belki çok uzun gibi gözüküyor; ama 12 senede platform geliştirebiliyor hâle gelebilmek, çok önemli bir başarı. Bundan sonra, artık alt sistemlerin yerlileştirilmesine odaklanmamız gerekiyor. Bu süreç, biraz sekteye uğradı. Özgün bir sanayi geliştirmek için ortaya konulan bu kadar çabanın ardından, yurt içi yetkinliğimiz olduğu alanlarda bile bizim hâlâ ithalat yapıyor olmamız, bence bu süreçte emek harcayanları çok üzen bir durum. Tam bağımsızlık için alt sistemleri de tamamen kendimiz yapıyor olmalıyız. Biraz soluklanıp, vakit kaybetmeden bu koşuyu tamamlamamız gerekiyor.

Geride bıraktığımız dönemde, rekabet kavramı çok öne çıktı. Rekabet iyi bir şeydir; ama fazla öne çıkınca da bu sefer sinerjiyi kaybettik. Kurumlar arasındaki her seviyede; ana yükleniciler, yan sanayi, KOBİ’ler arasındaki sinerji biraz ortadan kayboldu, iletişim kesildi. Tabii “Rekabet ne zaman yapılmalı, nasıl yapılmalı?” dediğimiz zaman, resmi kurumların bazı kaygıları öne çıkıyor. Mevzuat ve bazı denetimler, endişe kaynağı olabiliyor. Ama amaç; işi, yetkin ve sürdürülebilir bir sanayi ile yapmaksa gerektiğinde farklı oyuncular bir masanın etrafına oturtulup, iş dağılımı yapılabilmeli. Amerikan Savunma Bakanlığı bunu yapabiliyor. Rekabet için sinerji çok törpülendi. Şimdi onu tekrar yapılandırmak lazım. Meteksan Savunma, yeni dönemde bütün paydaşlarında bu konunun farkındalığını arttırmak için çaba gösterecek.

Teknoloji Seviyesinde Rekabet

MSI Dergisi: Meteksan Savunma’nın sektördeki yerini nerede görüyorsunuz? Diğer firmalara göre farklılıklarınızı ve sektöre ne gibi yenilikler getirdiğinizi anlatır mısınız?

Tunç BATUM: 2 sene önceki yeniden yapılanma sürecinde, odak alanlarımızı belirledik: Haberleşme Sistemleri, Algılayıcı Sistemler, Su Altı Akustiği ve Platform Simülatörleri. Baktığınızda, haberleşme, çok geniş bir alan. Bunun bir takım segmentleri var. Biz niş teknoloji olan bazı segmentlerde yetkinliğimizi derinleştirdik. Algılayıcılarda ve su altı akustiğinde aynı yaklaşımı sergiledik. Önümüzdeki dönemde, teknolojik seviyemizi daha da yukarı taşıyarak, rekabeti teknoloji seviyesinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Böylece, bu alanlardaki rakiplerimizden teknolojik olarak farklılaşacağız.

Meteksan Savunma, sektörde, ayrı bir konuma sahip. Ne olursa olsun doğruyu söyleyen ve işini iyi yapan bir firma. Sektörden farklılaştığımız bir diğer önemli nokta da zaman disiplini. Maalesef savunma sanayisi sektöründe zaman disiplini konusunda sıkıntılar var. Zaman disiplini bizim için en önemli konulardan birisi. Dolayısı ile işini doğru yapan, doğruyu söyleyen ve mutlaka zamanında yapan firma konumundayız. Bunlar, bizi biz yapan değerlerden en önemlileri. Bunların gereğini yapmaya devam edeceğiz.

MSI Dergisi: Meteksan Savunma, yakın zamanda simülasyon yazılımları iş alanından çıktı. Bu kararın arkasında yatan nedenleri anlatır mısınız? Bu kararın uygulaması nasıl oldu, biraz ayrıntı verebilir misiniz?

Tunç BATUM: Yazılım dünyası çok farklı bir dünya. Biraz önce bahsettim, “Doğru zamanda doğru işi yapan firma.” olarak özetleyebileceğimiz bir imajımız var. Yazılım ise bu imajla çok bağdaşmayan bir alan. Çünkü proje başlarken sizin için çok net olan şartlar, süreç içerisinde değişebiliyor. Kullanıcı gereksinimleri değişiyor, teknolojik yenilikler oluyor ve belki 1 yılda tamamlayabileceğiniz bir çalışma birkaç yıla yayılabiliyor. Yazılım, daha esnek ve farklı bir yapı gerektiriyor; bu yapı da Meteksan Savunma’ya çok uymuyor. Yazılım alanında üstlendiğimiz bazı projelerde, bu tecrübeyi yaşadık ve simülasyon yazılımları alanından çıkmaya karar verdik.

Bu kararımızın uygulama aşamasında da biraz olağan dışı davrandık. Her şeyden önce, kararımızı gizlemedik ve sektöre ilan ettik. Daha sonra da müşterilerimiz için oluşabilecek riskleri ortadan kaldırdıktan sonra, bazı firmalarla görüşmeler yaptık. En sonunda, sektörde olmayan ama sektöre yeni girmek isteyen bir firma ile anlaştık. Tüm ekibimiz bu firmaya geçti. Böylece, sektöre de bir firma kazandırmış olduk. Hukuki olarak müşterimize karşı sorumluluğumuz devam ediyor; biz bu firmadan proje ile ilgili hizmet alımı yapıyoruz. Sektörde bir spin-off uygulaması gerçekleştirmiş olduk da diyebilirim. Bunun örnek olmasını dilerim.

MSI Dergisi: Mevcut iş kanallarınızı; “Algılayıcı Sistemler Programı”, “Haberleşme Sistemleri Programı”, “Sualtı Akustik Sistemleri Programı” ve “Platform Simülatörleri ” olarak gruplandırıyorsunuz. Önümüzdeki dönemde bu iş kanallarında değişiklikler olacak mı? Yeni iş kanalları oluşturacak mısınız ya da çıkacağınız başka bir iş alanı olacak mı?

Tunç BATUM: Biz bu odak alanlarını, bu yıl 10’uncu yılını dolduran Meteksan Savunma’nın edindiği yetkinliği, derinliği hesaplayarak belirlemiştik. Biz, doğru seçilmiş bu alanlarda daha da derinleşmenin gayretindeyiz. Platform simülatörlerinden de çıkacakmışız gibi bir söylem duyuyoruz. Öyle bir niyetimiz yok. Bunu niş bir alan olarak görüyoruz. Benzer simülatörler konusunda Türkiye’de daha çok sisteme ihtiyaç olduğunu biliyoruz; ayrıca ihracat pazarının da hareketli olacağını değerlendiriyoruz.

MSI Dergisi: Genel Müdür olarak sizi bugünlerde en çok heyecanlandıran proje ya da kurumsal çalışma hangisi?

Tunç BATUM: Şu anda Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM)’nda onay bekleyen bir projemiz var: Lazer Kamaştırıcı Projesi. Bu bizi çok heyecanlandırıyor; çünkü teknolojik olarak bulunduğumuz seviyeyi bir tık üste çıkartacak, çok güncel bir teknoloji. ABD’de de son 4 yıldır bu konuda bir takım Ar-Ge projeleri yürütülüyor. Dünya ile aynı zamanda bu çalışmayı yapıyor olmak bizim için çok heyecan verici. Bu projenin bir de üniversite-sanayi iş birliği yönü var.

Kurumsal anlamda da Bilkent Holding’in “Hep Birlikte 4B” çalışması bizi heyecanlandırıyor. Buradaki 4B; birikim, bilgi, beceri ve başarı kelimelerinin ilk harflerinden oluşuyor. Proje ile Bilkent Holding’in altındaki şirketlerde; organizasyonel verimliliğin strateji ile uyumu sorgulanıyor ve insan kaynakları yönetimi ele alınıyor. Amaçlardan bir tanesi, geleceğin yöneticilerini ve onların kariyer yol haritalarını belirlemek. Geçtiğimiz Aralık ayında başlanan projenin yaz aylarında tamamlanması hedefleniyor.

MSI Dergisi: Bahsettiğiniz Lazer Kamaştırıcı Projesi ile ilgili beklentiniz neler? Bu projenin sizi nereye götüreceğini öngörüyorsunuz?

Tunç BATUM: Bu proje, 4 yıllık bir çalışmanın eseri. İhtiyaç sahibi kuvvetle “Sistem nasıl olmalı? Teknoloji neleri içermeli?” gibi soruların cevaplarını aradık ve proje öyle gündeme geldi. Bu proje, belki Meteksan Savunma’ya yeni bir odak alanı açacak. Daha önce fiber lazer konusunda bazı çalışmalar yapmıştık. Hatta, helikopterin yüksek gerilim hattına çarparak kırıma uğramasını engelleyen “Helikopter Engel Tespit Sistemi” isimli prototip bir ürün de ortaya çıkmıştı. Ama o projenin bir sonraki fazı henüz başlamadı. Bu yeni proje, belki o çalışmaları da tetikler. Kamaştırıcının ötesinde, lazer teknolojisine sahip olmak önemli; çünkü haberleşme gibi değişik uygulamaları olan bir teknoloji. Bu sebeple Lazer Kamaştırıcı Projesi’ni en kısa zamanda imzalayarak çalışmalara başlamak konusunda çok motiveyiz.

MSI Dergisi: Meteksan Savunma hep çözüm ortakları ile büyümeyi hedefleyen; personel mevcudunu ve genel giderlerini kontrol altında tutup kişi başı ciroyu yükseltmeyi hedefleyen bir şirket oldu. Bu konularda geldiğiniz noktayı nasıl görüyorsunuz? Genel giderler, personel mevcudu ve kişi başı ciro ile ilgili son durumu özetler misiniz?

Tunç BATUM: 2013 yılının sonunda hazırladığımız stratejik planımız ve bu plan doğrultusunda gerçekleştirdiğimiz organizasyon değişikliği ile büyümeyi adreslemiştik. Sektörün henüz yeterince farkında olmadığı konularda da hedeflerimiz vardı: Kişi başı ciro, kişi başı likidite, genel giderlerin projelerden arındırılması gibi. Bunların çoğunda hedef tutturmamıza rağmen, bir kısmında hedefin altında kaldık.  Şu anda 220 kişiyiz. 2013’te ortaya koyduğumuz büyüme stratejisi, 400 kişiyi adresliyordu. 400 kişilik bir şirketin altyapısını oluşturma gayreti vardı. Bu büyüklükte bir şirkete yönelik birimler kurmuştuk. Bunların da doğal olarak genel giderlerimizi arttıran yan etkileri oldu. Geldiğimiz noktada biraz frene bastık. Rasyolarımızı revize edeceğiz ve sürdürülebilirliği daha da pekiştirecek değerlere çekeceğiz.

Meteksan Savunma’nın, yıllık 150 milyon liralık bir ortalama ciroya sahip olması gerekiyor. Bu rakam bir yıl 50 milyon lira olabilir, diğer yıl 300 milyon liraya çıkabilir. Şunu rahatlıkla söyleyebiliriz: Meteksan Savunma güçlü bir şekilde sektörde varlığını koruyacak.

Retinar PTR’de Rota Yurt Dışı

MSI Dergisi: Meteksan Savunma, yenilikçi bir yaklaşımla Retinar PTR Çevre Gözetleme Radarı’nı geliştirdi. Bu yenilikçi yaklaşımı, aynı zamanda iş geliştirme alanında da sergiledi ve pazar potansiyeli görerek bu ürünü, henüz bir müşterisi olmadan ortaya koydu. Retinar PTR ile ilgili yaşadığınız süreçten ne gibi dersler çıkarttınız? Türkiye’deki düzenleyici kuruluşlara ve diğer Türk firmalarına ne gibi mesajlar vermek istersiniz?

Tunç BATUM: Retinar PTR bizim için öğrenilmiş derslerin yoğunlaştığı bir proje oldu. Sonuçta Meteksan Savunma’nın kendi başına, öz kaynakları ile yapabileceği işlerin boyutu belli. Evet, Retinar PTR, hava platformaları için radar geliştirdiğimiz MİLDAR projesinde elde ettiğimiz bilgi ve tecrübeye dayanarak geliştirildi; ama yine de ürünü ortaya çıkartabilmek için ciddi bir kaynak harcadık. Tüm bu süreçte de Türkiye’nin gerçeklerini göz önüne aldık. Retinar PTR’yi kullanabilecek paydaşlarımızla ihtiyaçlarını ve isterlerini konuştuk. Fakat ne yazık ki Türkiye’nin bazı mevzuat problemlerinden ötürü, Retinar PTR’nin pazarlama ve satış faaliyetleri henüz istediğimiz noktaya gelemedi. Bugün Türkiye’de bir çevre gözetleme ve personel tespit radarına ihtiyaç yok mu? Kesinlikle var; hatta en çok ihtiyaç duyulan dönem olduğunu iddia edebiliriz. Bu ortamda, ilgili kurumlarımıza şu teklifi yaptık: “Ürünümüzü size bedelsiz veriyoruz, lütfen alın ve radarımızı kullanın, bizim beklentimiz sadece ürünü mükemmelleştirmek için sizlerden geri bildirimler almaktır.” Fakat mevzuatta böyle bir çalışma yöntemi olmadığından, bu teklifi uygulamaya koyamadık. Bu konuda çok üzgün olduğumuzu belirtmeliyim.

Yurt içinde bu kapılar kapanınca, yurt dışına gidelim dedik ve önemli adımlar attık. Tabii ki “Kendi silahlı kuvvetleriniz ya da emniyet güçleriniz bu ürünü kullanıyor mu?” soruları ile karşılaştık ve bu sorulara olumlu cevap veremediğimiz için zorlandık. Bunun üzerine çalışmalarımızı, anayurt güvenliği ve tesis güvenliği alanlarına da kaydırmaya karar verdik. Belirli bir ilerleme kaydettik, önümüzdeki dönemde bazı iyi haberlerimiz olabilir.

Özet olarak; bu ürünü ortaya çıkartırken esas olarak hedef aldığımız kullanıcı kesimine ulaşamadık. Ve bu süreçte, ilgili kurumlardan yeterince destek göremediğimizi de üzülerek belirtmem gerekiyor.

Şunun da altını çizmeliyiz: Meteksan Savunma, Retinar PTR’yi ortaya çıkartmadan önce, pazarda böyle bir ürün yoktu; bu anlamda Türkiye’de bir boşluğu doldurdu. Dolayısı ile Retinar PTR, mevcut bir pazara giriş yapma çabası değil, yeni bir pazar yaratma çalışması oldu. Zaman zaman bu gerçeğin göz ardı edildiğine, bazı firmalarımızın kendini savunma refleksi gösterdiğine de şahit olduk. Biz, belirttiğim gibi, rekabetten önce sinerjiye önem veriyoruz. Gerekirse biz OEM olarak ürün teslim etmeye de hazırız. Özellikle sınır güvenliği, kritik tesis güvenliği konularında çalışan Ana Yüklenici firmalarımızın Retinar PTR’yi hem yurt içinde hem de yurt dışında yürütmekte oldukları projelerde değerlendirmelerini arzu ediyoruz.

MSI Dergisi: Stratejik plandan bahsederken de vurgu yapmıştınız, şimdi Retinar PTR ile tekrar gündeme geldi: Anayurt güvenliği konusunda yapmayı planladığınız çalışmaları biraz ayrıntılandırabilir misiniz? Bu, yeni bir odak alanı mı olacak?

Tunç BATUM: Aslında yetkinlik havuzumuza baktığımız zaman, anayurt güvenliği konusunda ortaya çıkarabileceğimiz çeşitli çözümlerimizin olduğunu görüyoruz. Örneğin, su altı akustiği alanında geliştirdiğimiz sensörler. Bunların karada da kullanım alanları var, petrol boru hatları gibi. Bu konularda Savunma Sanayii Müsteşarlığımızda çalışmaları devam eden projelerde geliştirdiğimiz toprakaltı sensörler ile yer almak istiyoruz. Radar artı bu tür sensörlerle tümleşik çözümler ortaya çıkartılabiliriz. Anayurt güvenliği alanındaki projelerin seyrine göre ayrı bir odak alanı ortaya çıkabilir; organizasyonumuza ayrı bir grup eklenebilir. Bunları tabii zaman gösterecek.

MSI Dergisi: Önümüzdeki dönemde ürünleşme ile ilgili nasıl bir strateji izleyeceksiniz? Örneğin, şu anda yürütmekte olduğunuz, OKİS ya da MİLDAR gibi projeler, Retinar PTR gibi tek başına pazarlanabilecek ürünlere dönüşecek mi?

Tunç BATUM: MİLDAR biliyorsunuz program olarak ele alınıyor. MİLDAR-1, milimetre dalga radar konusunda bir gösterim projesiydi. Onun başarısı, MİLDAR-2’yi getirdi ve artık radarın platforma entegrasyonunu konuşmaya başladık. Umuyoruz, MİLDAR-2’nin başarısı da MİLDAR-3’ü başlatacak. ATAK helikopterinde MİLDAR entegrasyonunda, bize gösterilen ilk yer, kanat altında. Şu anda kanat altında mı kalsın, ana rotor üstüne mi geçsin, bunun görüşmeleri sürüyor. Yine biliyorsunuz İHA platformları için de MİLDAR projesi kapsamında SAR/ISAR radar sistemi geliştiriyoruz.

Yine MİLDAR ile ilişkili olarak Otomatik Kalkış ve İniş Sistemi (OKİS)’ni başlattık. OKİS, özellikle gelişen İHA dünyasında bizim önem atfettiğimiz bir proje. Burada TUSAŞ ile iyi yürüyen bir iş birliğimiz var. OKİS’i, ANKA’dan başlayarak İHA’ların bir sistemi hâline getirme hedefimiz var.

MSI Dergisi: OMTAS/UMTAS, ATMACA/SOM ve HİSAR projelerinde veri bağı sistemlerinin sorumluluğunu alan Meteksan Savunma, uzun menzilli hava savunma sistemi geliştirilmesinde de benzer rolü oynamayı hedeflediğini açıkladı. Bu konuda nasıl bir yol haritası öngörüyorsunuz? Örneğin, Meteksan Savunma inisiyatif alıp şimdiden bazı çalışmalar yürütüyor mu?

Tunç BATUM: Biz OMTAS/UMTAS ile başlayan, sonra ATMACA, SOM ve HİSAR ile devam eden çalışmalarda, veri bağı konusunda önemli bir tecrübe kazandık. Teknolojik seviyenin her projede arttığını gördük. Bu çalışmalarda, ASELSAN HBT Sektör Başkanlığının alt yüklenicisi konumundayız ve iş birliğimiz çok güzel ilerliyor.

Burada önemli bir mihenk taşı, KEMENT projesi. KEMENT ile ağ destekli veri bağı teknolojilerini geliştirdik. Tabii projenin başlangıcı ile gelinen nokta arasında farkındalığımız çok arttı, çok iyi bir yere geldik. Ağ destekli veri bağı konusunda yurt dışı bağımlılığı tamamen ortadan kaldıracak bir takım türev ürünler geliştirebileceğimizi de gördük ve bunları müzakere ediyoruz. Ayrıca inisiyatif alarak, hammadde seviyesinde olmasa da modül seviyesinde yurt dışı bağımlılığı ortadan kaldıracak adımları da atıyoruz.

Uzun menzilli hava savunma sisteminde vermek istediğimiz mesaj ise şu: Öncelikle, yürütülmekte olan projenin kısmen iptal edilip ibrenin yurt içine döndürülmesi, bizce çok olumlu bir karardır. Çünkü Türkiye’de, bu sistemi yapacak yetkinlik havuzu oluşmuştur. Bugün Türkiye’nin ASELSAN gibi elektronik alanında dünya seviyesinde bir firması var. Belki geliştirme süresini kısaltmak için dışarıdan teknolojik bir destek almak da gerekebilir. Yine de Türkiye’nin yapamayacağı bir şey değil. Biz, ASELSAN ile birlikte kendi üzerimize düşen kısımda, “Veri bağı konusunda bize güvenin; ihtiyaç duyulan sistemi layıkıyla geliştirebiliriz.” diyoruz.

MSI Dergisi: Meteksan Savunma, radar altimetre geliştirilmesi konusunda da çalışmalar yürütüyor. Bu çalışmalarınızın son durumu hakkında bilgi verebilir misiniz?

Tunç BATUM: İHA’lar için radar ve lazer altimetreler geliştirdik. Bunlar 2.500 ve 5.000 ft’ye kadar ölçüm yapabilen ürünler. Bir sonraki aşama olarak, insanlı platformlarda kullanılabilecek ürünler geliştirmek istiyoruz. Tabii bu tür ürünler ortaya çıkartmak için bir sertifikasyon süreci yaşanması gerekiyor. Bu çalışmaları yürütecek kaynağa ihtiyacımız var. Öz kaynakla mı yapacağız, paydaşlarımızın aktardığı kaynakları mı kullanacağız, bunun görüşmelerini yapıyoruz. İnsanlı hava araçlarına yönelik ürünümüzle birlikte radar altimetre ürün gamını tamamlayacağız. Bu ürünümüzün, şu anda Türkiye’nin geliştirmekte olduğu, Özgün Helikopter gibi projelerde de kullanılacağını öngörüyoruz. Bir diğer hedefimiz de ihracat.

Türkiye’nin Sonar Firması: Meteksan Savunma

MSI Dergisi: Meteksan Savunma, SSM tarafından su altı akustiği mükemmeliyet merkezi olarak belirlenmişti. Meteksan Savunma’nın bu rolü ile ilgili faaliyetlerinin son durumu hakkında bilgi verebilir misiniz?

Tunç BATUM: Meteksan Savunma, Türkiye’nin sonar firmasıdır. Biliyorsunuz, MİLGEM projesi kapsamında inşa edilen gemilerin sonarlarının su altında kalan kısmını (wet-end) Meteksan Savunma üretiyordu. Gemi içerisinde kalan kısım (dry-end) henüz sanayileştirilmemişti. Yine ARMERKOM tarafından geliştirilen dry-end’in sanayileştirilmesi için de Meteksan Savunma görevlendirildi. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, ARMERKOM ve Meteksan Savunma arasında güzel bir sinerji yakaladık. Şu anda 12 kişilik bir ekibimiz, ARMERKOM’da, dry-end ile ilgili eğitim alıyor. Böylece sonarın tüm teknolojilerine hâkim olacağız. İlk planda, MİLGEM projesinin 3’üncü ve 4’üncü gemileri için sonarları üreterek teslim edeceğiz. Orta vadeli planımız ise dünyada rekabet edebilecek yeni nesil bir sonar geliştirmek. Bunları yaparken de sektörde su altı akustiği konusunda çalışan diğer firmalarla sinerji yaratmaya devam etmek istiyoruz. Bu çok niş bir alan. Özellikle birlikte çalıştığımız alt yüklenicilerimiz zaman zaman sürdürülebilirlik konusunda zorlanıyor ve onları böyle durumlarda destekliyoruz.

Bahsettiğim yeni nesil sonarı ortaya çıkartınca, gerektiğinde uluslararası iş ortakları ile birlikte, dünya genelinde pazarlamayı da öngörüyoruz.

MSI Dergisi: Meteksan Savunma, ilk ihracatını, Yara Savunma Simülatörü ile Umman’a yaptı. İhracat cephesinde önümüzdeki dönemde ne gibi gelişmeler olmasını bekliyorsunuz?

Tunç BATUM: Bizim programlarımızın hepsinde hedef, ürünleşmek. Bunlardan bazıları ihraç edilebilir ürünler, bazıları ise görevi ve gizliliği gereği yurt içinde kalması gereken ürünler. Biz, sadece geliştirme projesi yapan bir firma olmak istemiyoruz. Ürünleri olan, bunları kendi markası ile pazarlayan ama gerektiğinde OEM olarak da teslim edebilecek bir firma olmak istiyoruz.

Umman Yara Savunma Simülatörü, bir başarı hikâyesidir. Çok kısa sürede, problemsiz olarak teslim edildi. Bunun bir sonraki aşamasında, Yangın Simülatörü’nün tedarik edilmesini bekliyorduk; fakat özellikle ekonomik gelişmeler, Umman’da bu konuyu gündemin daha arka sıralarına attı.

Yürüttüğümüz ihracat çalışmalarında şunu görüyoruz: Yurt dışında satış ve pazarlama anlamında bir büyüğünüz olmadan, bir desteğiniz olmadan, Meteksan Savunma hacminde bir şirketin tüm çalışmaları tek başına yürütmesi kolay değil. Dolayısı ile ihracat başarısını yurt içinde geliştirilen platformlarda yer alan ürünlerimizle veya yurt dışında yerleşik ana yüklenicilerin sistemlerinde yer alarak desteklememiz gerektiğini değerlendiriyorum. Örneğin, veri bağı konusunda hem özgün ve rekabetçi çözümlerimizin olması hem de bu çözümlerin maliyet etkin olmaları nedeniyle bazı yabancı firmalar bizimle çalışmak istiyor. Milli Savunma Bakanlığının verdiği izinler çerçevesinde görüşmeler yürütüyoruz. Bu görüşmelerin, Meteksan Savunma’nın teknik kabiliyetlerine dayandığını, söz konusu ana yüklenici firmaların -varsa- offset yükümlülükleri ile ilgilisi olmadığını da özellikle belirtmek isterim.

Ürün bazında baktığımızda, kısa vadede; platform simülatörlerimizin, Retinar PTR’nin ve radar altimetre ürünlerimizin ihracat potansiyelinin yüksek olduğunu değerlendiriyoruz. Şu anda Yara Savunma Simülatörü konusunda görüşmelerimizin devam ettiği birkaç ülke var. Retinar PTR ile bir ülkede son 3’e kaldık, bu sene içinde teklifler alınacak.

MSI Dergisi: Meteksan Savunma’nın yürüttüğü bir Kalifiye Tedarikçi Programı bulunuyor. Türk savunma ve havacılık sanayisinde, iş hacmi olarak Meteksan Savunma’dan çok daha büyük şirketlerin alt yüklenicilerine ilişkin benzer programları bulunuyor ve belki de bu sebeple, bu tür uygulamaların firma büyüklüğü ile ilgili olduğu düşünülüyor. Meteksan Savunma gibi bir şirketin Kalifiye Tedarikçi Programı’na sahip olmasının nedenleri ve bu programın yararları konularında neler söylemek istersiniz?

Tunç BATUM: Biz bu programı, “Büyük şirketler yapıyor, biz de yapmalıyız.” mantığı ile başlatmadık. Bir ihtiyaçtan doğdu. Çok yüksek teknoloji ürünler yaptığımız için, bizimle çalışan tedarikçilerin de bizimle aynı anlayışta ve yetkinlikte olmasını bekliyoruz. Yoksa ne kadar mükemmel bir ürün ortaya koysanız da basit bir parça nedeniyle sorun yaşayabiliyorsunuz. Büyük bir firma, onaylı tedarikçi sürecini büyük bir ekiple yürütüyor; bizim boyutumuzdaki bir firma, daha küçük bir ekip kullanıyor. Çok başarılı sonuçlar alıyoruz. Hem bizde hem de tedarikçilerimizde bir kültür oluştu.

MSI Dergisi: Eklemek istediğiniz başka bir konu var mı?

Tunç BATUM: Yangın ve Yara Savunma Eğitim Simülatörleri projesinin son durumunu paylaşmak isterim. Bu proje, bir zamandır çeşitli nedenlerle uzamış bir projeydi. Paydaşlarımızla görüşmeler yaptık. Projenin uzamasını etkileyen faktörleri masaya yatırdığımızda, sorunların sinerji kaybından kaynaklandığını gördük. Bir an önce kullanıma alınması ile ilgili görüşmeler yaptık. Paydaşlarımız da bizimle aynı tutumu sergiledi. Mart ayı itibarıyla önümüzü tıkayan süreci aştık. Sistemin geçici kabulü yapıldı. Deniz Kuvvetleri Komutanlığı, tesisi bizim işletmemizi, bakım ve onarımını da bizim yapmamızı talep ediyor. Bu konuda uzun dönemli bir sözleşme yapmak üzereyiz. Yurt dışına hizmet verme opsiyonu da olacak. Deniz Kuvvetleri Komutanlığının sistemi kullanmadığı günlerde, komutanlığın onayladığı eğitimleri dışarıya vereceğiz. Tesisin resmi açılışının Mayıs ya da Haziran ayında gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Meteksan Savunma Genel Müdürü Tunç Batum’a, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

1,111 toplam görüntüleme, 2 bugünkü görüntüleme