Söyleşi: Nero Endüstri Yönetim Kurulu Başkanı Alican ÖKÇÜN – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: Nero Endüstri Yönetim Kurulu Başkanı Alican ÖKÇÜN

6 Mart 2019

“Kara araçları alanında, Türkiye’nin en büyük alt sistem sağlayıcısı hâline geldik.”

 

MSI Dergisi’nin 172’nci sayısında yayımlanan söyleşi, derginin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

 

Türk savunma sanayisinin son dönemde ürettiği pek çok kara aracında, kendi geliştirdiği farklı alt sistemlerle yer alan Nero Endüstri, ihracat konusunda da cesur adımlar atmaya başladı. Yurt içinde ve yurt dışında gerçekleştirdiği satışlarla başarılı bir yılı geride bırakan firma, bir süredir üzerine odaklandığı Standart Test firması gibi yatırımlarının da meyvelerini toplama aşamasına geldi. Firmanın yürütmekte olduğu projelerin yanı sıra yeni yatırımları ve ürünleri hakkında, Nero Endüstri Yönetim Kurulu Başkanı Alican Ökçün ve Standart Test Genel Müdürü Öznur Ökçün’den bilgi aldık.

 

MSI Dergisi: Alican Bey, öncelikle Nero Endüstri’nin Türk savunma ve havacılık sanayisindeki konumuna ilişkin değerlendirmelerinizi paylaşır mısınız?

Alican ÖKÇÜN: Bu konuda çok sayıda değerlendirme yapmak mümkün; ancak hepsi bizi aynı sonuca ulaştıracaktır. Örneğin, ciro açısından ele aldığımızda, Nero Endüstri, geçtiğimiz yıl, 150 milyon liralık büyüklüğe ulaştı. Üretim rakamları açısından ele alacak olursak da 2018’de, toplamda 6.000’in üzerinde alt sistem ürettik. Konuya ihracat cephesinden baktığımızda ise toplam 18 ülkeye doğrudan ihracat gerçekleştirdik. İstihdam açısından da 200 kişilik bir büyüklük görüyoruz. Dolayısıyla sorunuza cevap olarak, Nero Endüstri, kara araçları alanında Türkiye’nin en büyük alt sistem tedarikçisi hâline geldi diyebilirim. Bu başarımızın arkasında, Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB)’nın yerlileşme politikalarının etkisinin çok büyük olduğunu da eklemeliyim.

 

Nero Endüstri, ARMA ürün ailesinin güç dağıtım ünitelerinin deniz türevlerini de geliştirdi.

MSI Dergisi: Bu hızlı büyümenizi neye borçlusunuz?

Alican ÖKÇÜN: Bu büyüme aslında, bir süredir devam eden istikrarlı bir yükseliş. Bunu da ARES, ARMA ve MARS isimleri altında ortaya koyduğumuz ürünlerimize borçluyuz. Bunlardan ARES infilak bastırma sistemleri, bizim amiral gemimiz konumuna yükseldi ve kendi başarı hikâyesini yazan bir ürün ailesine dönüştü. Şu anda bu tip sistemleri üreten, dünya üzerindeki 3 firmadan birisiyiz. Bu ürünümüze paralel olarak da ARMA güç sistem çözümleri ve MARS KBRN filtrasyon ve algılama sistemlerimizi ortaya koyduk. Gelişimini sürekli sürdüren bu ürünler sayesinde, kurulduğumuz günden itibaren, 210 farklı projenin altına imza attık ve bunların 60 adedini yurt dışında gerçekleştirdik.

 

MSI Dergisi: Bu hızlı büyüme, şu anda nasıl bir yönde ilerliyor. Bundan sonra önünüzdeki yol haritasında ne var?

Alican ÖKÇÜN: Elde ettiğimiz kazanımlarla yine bu sektörde yatırımlar yapıyoruz. Örneğin, Sakarya’da kurmakta olduğumuz, 60.000 metrekarelik yeni bir fabrikamız var. Bu fabrikamızda, bir yandan kendi üretim faaliyetlerimizi desteklerken bir yandan da daha önce Türkiye’de olmayan teknolojileri ülkemize kazandıracağız. Bu yatırımımıza paralel olarak, Ankara’daki yeni fabrikamızın kurulumunu tamamladık. Nero Endüstri ile aynı grup bünyesinde kurduğumuz; ancak tamamen bağımsız bir firma olan Standart Test firması da faaliyetlerine başladı ve yatırımları devam ediyor. Ayrıca ihracat projelerimizi desteklemek maksadıyla ABD ve Bulgaristan’da da birer ofis açıyoruz.

ARES sistemlerinin yakın zamanda kullanıldığı araçlardan birisi de Nurol Makina’nın ürettiği EJDER YALÇIN araçları oldu.

 

MSI Dergisi: Yatırımlar, Ar-Ge ve ihracat konusuna tekrar geri döneceğiz; ancak öncelikle ARES, ARMA ve MARS ürünleriniz hakkında konuşmak istiyoruz. ARES infilak bastırma ve yangın söndürme sistemleri ile başlayacak olursak bu ürün ailesinin rakiplerine göre öne çıkan özellikleri neler?

Alican ÖKÇÜN: ARES sistemi, adından da anlaşılacağı üzere, araçları infilak ve yangınlara karşı koruyan bir sistem. Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve İçişleri Bakanlığının pek çok aracında yer alan bu ürün, son dönemde, özellikle Zeytin Dalı ve Fırat Kalkanı harekâtları sırasında, RPG tipi silahlarla yapılan saldırıları bertaraf etmede ve araç personelini korumada çok büyük başarı gösterdi. Sistem, araç içerisinde oluşan yangın ya da patlamanın; önce hızlı bir şekilde tespiti, ardından da yangın söndürme tüplerinin devreye alınması prensibi ile çalışıyor. Bu noktada, olası bir yanlış anlaşılmayı engellemek adında, bu tüplerdeki söndürücü malzemenin, insan sağlığı açısından hiçbir kalıcı olumsuz etkisi olmadığını söylemeliyim. ARES sistemi, patlamayı 3 milisaniye (ms)’den kısa sürede tespit ederek 5 ms içerisinde yangın söndürme tüplerini devreye sokuyor ve 250 ms içerisinde de infilak bastırma işlemini gerçekleştiriyor. Ürünümüz, bu açıdan dünyadaki benzerleri içerisinde, en hızlı tespiti yapan infilak bastırma sistemi olarak öne çıkıyor. Bu da şu açıdan önemli: RPG mühimmatı, araç zırhını deldiğinde, içeride bir alev topu oluşmaya başlıyor. Bu alev topunun büyüklüğü, ilk 1 ms’de golf topu kadarken 4 ms’de futbol topu büyüklüğüne ulaşıyor. 8 ms’de ise söndürülemeyecek bir şey hâline geliyor. Ayrıca, sistemin her seferinde doğru karar verebilmesi de çok önemli. STANAG 4317 uyumlu algılayıcılarımız ve MIL PRF 62546C uyumlu algılayıcılarımız sayesinde ARES, araç içinde içilen bir sigaranın alevini veya karanlık araçta aniden açılan bir kapı sebebiyle içeriye dolan ışığı, gerçek bir patlamadan ayırt edebiliyor. Bu iki özellik, sistemlerimize sahada duyulan güveni de arttırıyor. Ürünün bu başarısı sayesinde, şu anda ARES çözümlerinin kullanıldığı sahadaki zırhlı araç sayısı 2.500’e ulaştı.

MSI Dergisi: ARES sistemleri ile ilgili kullanıcıdan ne gibi geri dönüşler alıyorsunuz?

Alican ÖKÇÜN: Teslim ettiğimiz sistemlerin, sahada başarıyla görev yaptıklarını biliyoruz. Kullanıcılar, görevlerini yaptıktan sonra boşalan yangın söndürme tüplerini bize geri getirerek yeniden doldurulmasını talep ediyorlar. Bu taleplerini, TSK bünyesine kazandırmış olduğumuz YSC atölyesi altyapısı ile gerçekleştirebiliyorlar. 10 yıllık tecrübemizi ve edinmiş olduğumuz bilgi birikimimizi, tamamen milli çıkarlarımızı gözeterek Çorlu’daki 43’üncü Bakım Fabrika Müdürlüğü için tüp dolum hattı altyapısını kurarak silahlı kuvvetlerimize de aktarmış olduk. Bu altyapı sayesinde, ordumuz tüp dolumu için otomasyon sistemi ile daha verimli, hata riski düşük bir üretim kabiliyeti kazanmış oldu ve ürettiği ürünlerin takibini bir sistem üzerinden gerçekleştirebildiği yüksek teknolojili bir altyapıya geçiş yaptı.

Bir taraftan da yurt içindeki tedarik makamlarından yeni siparişler almaya devam ediyoruz.

Aslında sadece bu bile, bizim için en önemli geri besleme ve aynı zamanda gurur kaynağımız. Ayrıca, özellikle askerlerimizin, ARES sistemlerinin bulunduğu araçlara güvenle bindiklerini de çeşitli kaynaklardan duyuyoruz.

 

 

ZMA’lara ARES Entegrasyonunu Bedelsiz Yapmak İstiyoruz

MSI Dergisi: Bu ürün ailesi ile ilgili yurt içinde takip ettiğiniz projeler var mı?

Alican ÖKÇÜN: Kara Kuvvetleri Komutanlığı envanterinde bulunan Zırhlı Muharebe Araçları (ZMA’lar) için, SSB tarafından bir modernizasyon projesi başlatılması gündemde. Henüz proje bütçesi belli değil. Ancak bu araçlar, aktif olarak operasyonlarda kullanılıyor ve askerimiz, hayatını bu araçlara emanet ediyor. Biz de SSB’ye şöyle bir teklifte bulunduk. Nero Endüstri olarak, ihtiyaç duyulan tüm ZMA’lara, ARES sistemlerimizi bedelsiz olarak takalım. Projenin bütçesi netleştiğinde de maddi konuları değerlendiririz. Eğer proje başlamasa da devletimize katkıda bulunmuş olmaktan dolayı mutluluk duyarız. Sonuçta Nero Endüstri’nin bugünkü konumuna gelmesinde, devletimizin çok büyük katkıları oldu. Biz de fırsat verilirse devletimize olan borcumuzun bir kısmını bu şekilde ödemek isteriz.

 

Nero Endüstri’nin geliştirdiği PTO alternatörü, yeni nesil askeri kara araçlarında, jeneratörlerin yerini almaya aday.

MSI Dergisi: ARMA güç sistem çözümlerinizin gelişim sürecini anlatır mısınız?

Alican ÖKÇÜN: 2011’de geliştirmeye başladığımız ve ilk başta standart bir jeneratör olarak kurguladığımız bu ürün ailesi, standart bir jeneratörün çok ötesine geçti. Üzerine entegre ettiğimiz araçlar ve bu araçların kullanıcıları açısından, ARMA sistemleri, adeta acil durum kurtarıcılarına dönüştü. Şu anda bu sistemlerimiz, sahada, hangi koşul altında olursa olsun çalışabilen ve aracın görevini ifa etmesini mümkün kılan sistemler olarak kullanılıyor. Biz bu ürünü, el fenerlerine benzetiyoruz. El fenerine, elektrikler kesildiğinde ihtiyaç duyarsınız ve bu durumda çalışmazsa sizin açınızdan çöpten farksızdır. Bizim sistemlerimiz, bu problemi aşmak için, kendi bünyelerinde, pek çok açıdan yedekler veya alternatif çalıştırma yöntemleri bulunduruyorlar. Örneğin, sahadaki askerin en çok karşılaştığı sorunlardan birisi, araç üzerindeki, söz gelimi füze fırlatma sistemlerini besleyen jeneratörün aküsünün, soğuk havalarda, geceleyin boşalması problemidir. Akü bitince jeneratör çalışmaz; jeneratör çalışmayınca füze ateşlenemez. Biz bu tip durumlara karşı, tek bir düğme vasıtasıyla araç aküleri kullanılarak jeneratörü başlatabilecek bir sistem geliştirdik. Jeneratörün elektronik beyninin arızalanması riskine karşı da bir çeşit elle çalıştırma özelliği ekledik. Buna benzer ilave özelliklerin de imzaladığımız tüm sözleşmelerin şartnamelerine eklenmesini sağlıyoruz. Bu durum, getireceği ilave yükümlülüklerden dolayı, üreticilerin çok tercih edeceği bir şey değildir.

 

MSI Dergisi: ARMA ürün ailesinden şu ana kadar toplamda kaç adet teslimat gerçekleştirdiniz?

Alican ÖKÇÜN: ARMA ailesinin tüm üyelerini dikkate aldığımızda, yurt içine ve yurt dışına, yaklaşık 2.500 farklı ürün teslim ettik diyebilirim.

 

MSI Dergisi: Bu ürün ailesinin öne çıkan özellikleri neler?

Alican ÖKÇÜN: Türkiye’de pek çok firma, standart bir dizel motora, standart bir alternatör bağlayarak jeneratör üretebiliyor. Ancak dediğim gibi, biz, özellikle askeri gereksinimleri düşünerek, gerektiğinde silahlı bir platforma güç verebilecek sistemler geliştirdik. 2011’den günümüze kadar geçen süreç içerisinde de ürünümüzü çok daha kompakt bir yapıya kavuşturduk. Bu süreçte, ARMA güç sistemlerinin toplam boyutlarını, ağırlıklarını ve maliyetlerini, neredeyse 4’te 1’ine kadar azaltmayı başardık. Yürüttüğümüz uzun Ar-Ge çalışmalarının ardından, örneğin, güç dağıtım ünitesi içerisinde 8 km olan kablo uzunluğunu, 2,5 kilometreye düşürdük. Bu da doğrudan; hacmi, ağırlığı ve maliyeti etkiledi. Ayrıca ürünlerimize eklediğimiz sayısız sensör sayesinde, kullanıcı, sistem üzerindeki en küçük problemleri dâhi henüz arızaya dönüşmeden tespit edebiliyor. Ayrıca ARMA ürün ailesinin her durumda çalışabilme kabiliyetini, son dönemde, ilk kez bizim kurguladığımız bir ürün olan “Power Take Off (PTO)” alternatörleri ile bir adım öteye taşıdık.

 

MSI Dergisi: PTO alternatörü hakkında biraz daha detaylı bilgi verir misiniz?

Alican ÖKÇÜN: Aslında bu sistemi, ARMA sistemlerinin, az önce bahsettiğim akü boşalması sorunundan dolayı çalışmaması ihtimaline karşı geliştirdik. Yaklaşık 50 kg ağırlığındaki bu alternatörleri, aracın şanzımanındaki PTO çıkışına bağlamak suretiyle çok basit bir jeneratör alternatifi geliştirmiş olduk. Bu alternatör, tıpkı bir jeneratör gibi, 220 volt elektrik üretebiliyor. Kullanıcı, gerektiği durumlarda, aracı PTO vitesine takıp aracın motorunu çalıştırarak bu sistemi devreye sokuyor. IP65 standartlarındaki sistem, dayanıklılık açısından askeri gereksinimleri de sağlıyor.

Başta da söylediğim gibi, bu sistemi, jeneratörün akülerinin soğuk havalarda boşalması durumunda, araç motorunun çalıştırılarak, jeneratör akülerinin beslenebilmesi için geliştirmiştik. Ancak PTO alternatörü, kullanıcı tarafından beklediğimizin üzerinde bir ilgi gördü. Öyle ki; kısa bir süre önce geliştirdiğimiz bu ürün, şu anda, sahadaki 150 araç üzerinde kullanılıyor. Sahadan aldığımız geri beslemelerden, araç personelinin, zaman zaman jeneratörleri çalıştırmaya bile ihtiyaç duymaksızın, araç üzerindeki tüm sistemleri PTO alternatörü ile beslediğini öğrendik.

ARES sisteminin dikey yangın söndürücü tüpleri (solda) mürettebat bölümünde; yatay yangın söndürücü tüpleri (sağda) ise araç dışı uygulamalarında ve lastiklerde kullanılıyor.

 

MSI Dergisi: Jeneratörlerde kullandığınız alternatörlere yönelik olarak iyileştirme çalışmalarınız var mı?

Alican ÖKÇÜN: Alternatörleri hazır olarak alıyoruz ve kendimize uygun hâle getirmek için ciddi bir mesai harcıyoruz. Bu ürünleri, dünyadaki en iyi üreticilerden almaya çalışıyoruz; ancak tabii ki de gönlümüzden, yurt içindeki üreticilerden almak geçiyor. Ancak ne yazık ki Türkiye’de alternatörler, hâlen daha elle sarım yöntemi ile üretiliyor ve bizim gereksinimlerimize kıyasla çok ağırlar. Bu ürünleri tercih edecek olsak sözleşmelerdeki yükümlülüklerimizi yerine getiremeyiz. Ama uygun standartlarda alternatör geliştirebilecek tüm yerli firmalarla iş birliğine de kapılarımız sonuna kadar açık. Türkiye’de alternatör üreten firmalar bizim ihtiyaç duyduğumuz alternatörleri ürettikleri zaman, tercihimizi onlardan yana kullanacağımızı taahhüt ediyoruz.

Nero Endüstri, yerli bir araç üreticisinin Rusya Federasyonu için geliştirdiği zırhlı araca, ARES sistemlerini 4 günde entegre etti.

 

MSI Dergisi: MARS KBRN filtrasyon ve algılama sistemleri ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Alican ÖKÇÜN: Kara araçlarına yönelik olarak geliştirdiğimiz MARS ürün ailesinin, hem pozitif basınçlı tipi hem de maskeli tipi mevcut. MARS sistemlerini de diğer ürünlerimizde olduğu gibi, güvenilirliği ön planda tutarak tasarladık. Sonuçta bu ürünün, tüm ömrü boyunca, belki de sadece bir kez çalışması gerekecek; ancak o esnada görevini yerine getiremezse mürettebat hayatını kaybedecek. O yüzden MARS sistemlerinde, her şeyin mutlaka bir yedeği var. Örneğin, basınç sensörleri, debi sensörleri veya kimyasal gaz sensörleri, MARS sistemlerinde ikişer adet bulunur. Ayrıca bu ürünü, herhangi bir olağandışı durumda personeli uyaracak şekilde tasarladık. Burada sadece kimyasal saldırı durumundan söz etmiyorum. Söz gelimi filtrelerin yerine oturmaması, araç kapılarından birisinin açık kalması, içeride yüksek basınç sağlanamaması gibi durumların tamamında, ürün farklı bir uyarı sinyali veriyor. Cihaz içi test özelliği sayesinde sistem, sürekli kendini test edip kullanıcıya bilgi veriyor. Kullanıcı, sistemde yeşil ışığı gördüğü sürece, sisteme güvenebileceğini biliyor. Bunların tamamını otomatik olacak şekilde tasarladık. Ama sisteme, diğer ürünlerimizdekine benzer bir şekilde, her ihtimale karşı mekanik bir açma kapama anahtarı da ekledik. Hatta eğer bir şekilde aracın tüm elektrik sistemi çökse dâhi araç personeli, aküye bağlı direk bir hat üzerinden, MARS sistemini devreye sokabiliyor. Bu ürünümüz ise yaklaşık 500 civarı yerli araçta aktif olarak kullanılıyor.

 

MSI Dergisi: Bu ürün ailesine özel bir yerlileştirme çalışmanız oldu mu?

Alican ÖKÇÜN: MARS ürün ailesi için, özellikle kimyasal gaz sensörlerini kendimiz üretmeye başladık. Bu sensörler, herhangi bir kimyasal saldırı durumunu tespit ederek tüm MARS sistemini otomatik olarak devreye sokuyor.

Her ne kadar bu ürünlerin filtrelerini kendimiz üretiyor olsak da filtre kâğıdını ve aktif karbonu, ne yazık ki yurt dışından temin ediyoruz. Ancak aktif karbonu yurt içinde ürettirme konusunda, çeşitli kurumlarla temaslarımız devam ediyor.

Bizim açımızdan filtrelerle ilgili bir başka kritik kabiliyet ise test alt yapıları. Hâlihazırda filtrelerin testleri de yurt dışında yapılıyor; ancak biz bu alt yapıyı da Türkiye’de, Standart Test bünyesinde kuracağız.

 

MSI Dergisi: ARES, ARMA ve MARS sistemlerini, farklı tipteki araçlar için üretiyorsunuz. Farklı ürün ailesinden üyelerin birlikte entegre edildiği araçlar var mı?

Alican ÖKÇÜN: Yaklaşık 1.000’in üzerinde araçta, hem ARES hem de ARMA sistemlerimiz mevcut.

Nero Endüstri, ARES çözümlerini, birbirine entegre bir ürün ailesi şeklinde sunuyor. Sistemdeki bileşen sayısı değiştirilerek sistem, kullanılacak araca göre ölçeklenebiliyor.

 

Kritik Sistemler için Gelişmiş Güvenilirlik

MSI Dergisi: Her bir ürün aileniz için ayrı ayrı değindiniz; ancak Nero Endüstri’yi bir bütün olarak ele alırsak en çok hangi özellikleriniz öne çıkıyor?

Alican ÖKÇÜN: Öncelikle ürünlerimizde, aynı zamanda sloganımız olan “Gelişmiş Güvenilirlik” prensibini ön planda tutuyoruz. Nero Endüstri’nin tüm ürünleri, taktik açıdan kritik öneme sahip sistemler. Bir kara aracının motorunu ele alalım: Aracın motorunun arızalanması durumunda, araç işlevini önemli ölçüde yitirecektir; ama yine de motoru çalışan bir başka araçla motoru arızalı olan aracı yedekleyerek de olsa sürükleyerek de olsa bir yerden bir yere götürebilirsiniz. Hatta eğer aracın silah sistemleri faal ise araç bu esnada, bir ölçüde muharebe kabiliyetine bile sahiptir. Ancak ARES, ARMA ve MARS sistemleri için böyle bir durum söz konusu değil. Eğer bir personel taşıyıcı araç üzerindeki infilak bastırma veya KBRN sistemleri çalışmazsa hem aracı hem de mürettebatı kaybedersiniz. Eğer bir hava savunma aracı veya füze fırlatma sisteminin jeneratörleri çalışmazsa araç, mevcudiyetinin temel nedeni olan silah sistemlerini veya radarlarını kullanamaz. O yüzden tüm ürünlerimizde, güvenilirliği ön planda tutmak durumundayız. Ne şart altında olursa olsun, ihtiyaç duyulduğunda, sistemlerimiz öyle ya da böyle çalışmak ve görevini yerine getirmek zorunda. Bu, taviz verebileceğimiz bir şey değil.

Nero Endüstri’nin bir başka özelliği de birden fazla alanda uzmanlığa sahip olması. Aynı anda, birbirinden çok farklı mimarilere sahip ürünleri bir arada üretebiliyoruz ve araçlara entegre ediyoruz. Bu da bize, hem çok ciddi bir entegrasyon kabiliyeti hem de farklı bakış açıları sunuyor. ARES sistemleri ile ilgili yeni bir şey öğrendiğimizde, ARMA ve MARS sistemlerine de bunu hemen uyguluyoruz. Tamamladığımız her bir entegrasyon projesi sayesinde, farklı bir tecrübe ediniyoruz. Bunu da sonraki projelere aktarıyoruz. Dolayısıyla ürün ailelerimiz, aslında birbirlerini destekleyerek gelişiyorlar.

 

ARES ürün ailesinin UV-IR Optik Dedektör’ü, yangın veya patlamayı, 3 milisaniyeden kısa sürede algılıyor.

MSI Dergisi: Tamamladığınız proje sayısı, akıllara iki konuyu getiriyor: Entegrasyon kabiliyetiniz ve üretim kapasiteniz. Öncelikle entegrasyon konusunu sormak istiyoruz. Bu konu hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Alican ÖKÇÜN: Tamamladığımız onlarca başarılı projenin ardından, entegrasyon bizim için gündelik bir aktivite haline geldi. Örneğin, geçtiğimiz aylarda, Mersin’de yer alan yerli bir firmanın aracına, 4 gün içerisinde sistemlerimizi entegre ettik.

Firmalar da hem entegrasyon hem de Ar-Ge kabiliyetimizi gördükçe, bize daha çok proje vermek istiyorlar. Biz de özellikle entegrasyon konusunda onlara daha fazla destek verebilmek için, gerekirse ekiplerimizi onların tesislerinde görevlendiriyoruz. Şu anda sistemlerimizi entegre ettiğimiz kuruluşların tesislerinde birer ekibimiz var.

 

MSI Dergisi: Üretim kapasitesiniz hakkında neler söylemek istersiniz?

Alican ÖKÇÜN: 2018 rakamlarını referans alacak olursak infilak bastırma sistemleri için yıllık üretim adedimiz, yaklaşık 3.000. Ancak bu sene, yeni bir otomatik üretim sistemi kurmaya başladık. Dolayısıyla bu sayı artacak. Yardımcı güç ünitesi ve jeneratörlerde ise toplam üretim adedimiz 2.500 oldu. Yine ARMA ürün ailesi altında, güç dağıtım birimi ve güç anahtarlama birimlerinden, 120 adet ürettik. 500 adet de KBRN filtrasyon sistemi imal ettik. Bir de tabii klima üretimlerimiz var ve bu sistemlerden de yaklaşık 60 tanesini tamamladık.

 

Nero Endüstri, MARS KBRN filtrasyon sistemlerinin filtrelerini de kendisi üretiyor.

İnfilak Bastırma Sistemleri Pazarında Liderlik

MSI Dergisi: Nero Endüstri’nin gelecek hedeflerini nasıl tanımlarsınız?

Alican ÖKÇÜN: İnfilak bastırma sistemleri alanında, şu an dünyadaki ilk 3 firmadan birisiyiz. Dünya infilak bastırma sistemleri pazarının ciro açısından büyüklüğü de 300 milyon dolar civarında seyrediyor. Bizim bu pastadan aldığımız pay, şu anda %10 seviyesinde. Rakiplerimizden birisinin personel sayısının, yaklaşık 40 kişi civarında olduğu söyleniyor. Bizim ise gece gündüz canla başla çalışan 200 kişilik bir kadromuz var. Sahip olduğumuz bu güçle rakiplerimizi yakalayıp geçmemiz için hiçbir engel yok. Önümüzdeki 3-4 yıllık dönemde de bu pazardaki en büyük paya sahip oyuncu olmayı hedefliyoruz.

 

Her Araca Lazer Uyarı Sistemi

MSI Dergisi: Mevcut ürünlerinizde yürüttüğünüz iyileştirme faaliyetlerinin yanında, yeni ürün geliştirme konusunda da çalışmalarınız var mı?

Alican ÖKÇÜN: Var; hatta bunlardan bazılarının dünya üzerinde eşi benzeri olmadığı için, bu ürünleri olgunlaştırdıktan sonra patent başvurusunda bulunmayı düşünüyoruz. Bu sebeple geliştirmekte olduğumuz tüm ürünleri açıklayamıyorum; ancak gururla bahsedebileceğim ve özellikle kullanıcı tarafında çok etkili olacağına inandığım iki ürünümüz var: Lazer Uyarı Sistemi ve Taşınabilir Kimyasal Dedektör. Lazer Uyarı Sistemi’ni, zırhlı kara araçlarının, lazer güdümlü füzelere karşı savunma kabiliyetini, maliyet etkin bir çözümle arttırmak maksadıyla geliştirdik. Sistem, araca yöneltilmiş lazer sinyallerini algılayarak araç üzerindeki sis havanlarını, lazerin geldiği ve dolayısıyla potansiyel bir tehdidin bulunduğu yöne doğru otomatik olarak ateşliyor. Böylelikle lazerin araçla temasını keserek füzenin güdüm özelliğini bertaraf ediyor. Bu sistemin ilk prototiplerini tamamladık. Şu anda saha testleri devam ediyor. Bir kullanıcı ile de seri üretim sözleşmesi konusunda görüşmelerimiz sürüyor. Piyasada bu tip pek çok ürün bulunuyor; ancak bizim ürünümüz, rakiplerinden farklı olarak, çok daha maliyet etkin bir sistem. Öyle ki; rakiplerinden 4-5 kat daha düşük maliyetli olduğunu söyleyebilirim. Dolayısıyla bizim ürünümüz, rakiplerinin aksine, sadece ana muharebe tankı gibi kritik platformların ötesinde, her türlü kara aracına entegre edilebilecek kadar efektif bir çözüm haline geliyor.

 

MSI Dergisi: Taşınabilir Kimyasal Dedektör’den de biraz bahseder misiniz?

Alican ÖKÇÜN: Bu ürünü, piyade birliklerine pratik bir kimyasal tespit cihazı sunabilmek maksadıyla geliştiriyoruz. Aslında bizim MARS sistemlerimiz içerisinde, KBRN taarruzlarına karşı kimyasal algılayıcılar mevcut. Ancak bu ürün, piyadenin elinde taşıyabileceği kadar hafif ve ergonomik bir sistem olacak. Cihaz, çok düşük bir güç tüketimine sahip olacağı için, ticari pillerle bile çalışabilecek. Hatta bu ürünü, araç üzerindeki MARS sistemlerine entegre şekilde çalışabilecek bir yapıda tasarlıyoruz. Böylelikle mekanize piyade birlikleri, zırhlı araçtan indiklerinde, araç üzerindeki tespit cihazını kolayca yerinden çıkartıp ellerinde taşıyabilecekler. Bu sayede askerlerin, araç içerisinde ilave bir dedektör taşımalarına gerek kalmayacak. Bu ürünle ilgili bir başka hayalimiz de ürünü, araç üzerine konuşlandıracağımız bir meteorolojik tespit sistemine entegre edebilmek. Kimyasal tespit bilgisini dedektörden alan meteorolojik sistem, kendi ürettiği sıcaklık, rüzgâr yönü ve hava basıncı gibi bilgileri kullanarak kimyasal saldırının nereye doğru yayılacağını ve ne kadar etki yaratacağını hesaplayabilecek. Bu konudaki çalışmalarımız da hâlen devam ediyor.

 

MSI Dergisi: Nero Endüstri’nin, önümüzdeki dönemde, deniz ve hava platformları konusunda da çalışmaları olacak mı?

Alican ÖKÇÜN: Deniz ve hava platformlarına yönelik çalışmalarımız da var. Gizlilik dolayısıyla bunların hepsinden şu anda bahsetmem mümkün değil. Ancak, örneğin, Türkiye’nin ilk özgün helikopteri GÖKBEY için, ARES sistemlerinin bir türevini sağlamaya talibiz. Tabii bunun için yeni tip sensörler ve söndürme tüpleri geliştirmemiz gerekiyor. Bu yeni tip sensörler, helikopter üzerinde; motor kompartımanında, iniş takımlarında, kabinde ve kargo bölümünde yer alacak.

Ayrıca sivil deniz araçlarına yönelik olarak da ARMA ürün ailemizin akü yönetim sistemi ve AC/DC dönüştürücülerinin de deniz türevini geliştirdik. Bu ürünlerle birlikte, sivil sektöre giriş yapmayı planlıyoruz. Hatta bu yıl içerisinde yapacağımız satışlarla ciromuzdaki sivil sektör payının %5 civarında gerçekleşmesini hedefliyoruz.

 

MSI Dergisi: Son dönemde, sektörün en çok konuştuğu konulardan birisi de yerlilik. Ürünlerinizde yerlilik oranı açısından hangi seviyelere ulaştınız?

Alican ÖKÇÜN: Yerlilik oranımız; ARES ürünlerinde %87, ARMA’da %72, MARS’ta ise %75’e yakın diyebilirim.

 

Nero Endüstri, Yan Sanayisini de Büyütüyor

MSI Dergisi: Yerlileşmeden konu açılmışken sanayileşme politikanızdan da bahsedebilir misiniz? Nero Endüstri’nin tedarikçileri ile ilişkileri nasıl?

Alican ÖKÇÜN: Hâlihazırda yurt içinde, komponent tedarikçisi anlamında, 450 civarında firma ile çalışıyoruz ve bu firmaların sayısı, sürekli artıyor. Bu firmalar, bizim için tedarik ettikleri komponentlerin bir kısmını, mecburen yurt dışından getiriyorlar. Ancak bizim yoğun çabalarımız sayesinde, yabancı menşeli ürünlerin sayısı da her geçen gün azalıyor. Ayrıca, Nero Endüstri’nin ana merkezinin Ankara’ya taşınmış olması ile birlikte, bu firmalardan Ankaralı olanların sayısı da artmaya başladı. Bu taşınma işlemini de sanayileşme açısından SSB’ye verdiğimiz bir söz çerçevesinde gerçekleştirdik. Geçtiğimiz yıl, Ankara sanayisinden, 60 milyon lira değerinde parça tedarik ettik. Bir taraftan kendimiz büyürken, bir taraftan da yan sanayimizi geliştiriyoruz. Bu gelişim, sadece parasal açıdan da olmuyor. Örneğin, elimizden geldiğince, tedarikçilerimizin kalite sistemlerini de iyileştirmeye çalışıyoruz.

 

Kendini İhraç Eden Ürün: ARES

MSI Dergisi: İhracat konusuna gelecek olursak… Nero Endüstri’nin, 18 ülkeye doğrudan ihracat yaptığından bahsetmiştiniz. İhracat konusundaki değerlendirmelerinizi paylaşır mısınız?

Alican ÖKÇÜN: Aslında cevap, yine ürünlerimizde yatıyor. Elimizde ARES gibi güçlü ve sahada kendini kanıtlamış bir ürün ailesi olunca, ihracattaki başarı da kendiliğinden gerçekleşiyor. ARES’in bu başarısı da ARMA ve MARS sistemlerimize olan güveni arttırıyor. Özellikle MARS, ARES’in açtığı yoldan kararlı adımlarla ilerliyor. Bu alandaki bir sonraki hedefimiz de ARMA ürünlerimizin ihracatını gerçekleştirmek olacak. Şu anda ürün satmayı başardığımız ülke sayısı 18; ancak önümüzdeki dönemde, bu rakamı büyük ölçüde arttıracağız. Bunu da yeni yeni kurmaya başladığımız, 20 kişilik iş geliştirme ekibimiz ile başaracağız. Bu ekip kurulalı sadece birkaç ay olmasına rağmen, son 2 ayda, toplam 6 milyon lira değerinde ihracat gerçekleştirdiler. İhracatın, ciromuzdaki mevcut payı ise %15 civarında. Bu seneki toplam ihracat beklentimiz ise 100 milyon lira. Biz hedeflerimizi tutturdukça, ciromuzdaki ihracat payı da artacak. Bunu başarabilmek için de farklı ihracat yöntemleri izliyoruz.

Nero Endüstri, Türkiye’nin ilk özgün helikopteri GÖKBEY için, ARES sistemlerinin bir türevini sağlamaya talip.

 

İnovatif İhracat Stratejileri

MSI Dergisi: Nasıl bir stratejiden bahsediyorsunuz? Ticari bir sır değilse okuyucularımız için bizimle de paylaşabilir misiniz?

Alican ÖKÇÜN: Bildiğiniz üzere, dünyadaki her ülke, söz konusu savunma sanayisi olduğunda, öyle ya da böyle kendi ülkesinde üretilen ürünleri alma eğiliminde oluyor. Bizim için de infilak bastırma sistemleri alanında, en önemli ve zorlu iki pazar, ABD ve Avrupa pazarı. Bu iki pazara girebilmenin yolu da bahsettiğim gibi yerel bir tesiste üretim yapmaktan geçiyor. Bu maksatla ABD ve Bulgaristan’da birer şirket kuruyoruz. Bu şirketlerin ticari unvanları, Nero Endüstri’den tamamen farklı isimler. Bu iki ülkede, üretim anlamında şöyle bir strateji izleyeceğiz: ARES infilak bastırma sistemlerinin tüm alt bileşenlerini, kapalı bir kutu içerisinde, bu tesislere yollayacağız ve ürünlerin nihai montajını orada yapacağız. Bu strateji, şimdiden meyvelerini vermeye başladı ve geçtiğimiz ay hem ABD’ye hem de Kanada’ya ürün satmayı başardık.

 

MSI Dergisi: ABD ve Avrupa pazarlarının haricinde, ihracat anlamında devam eden veya takip ettiğiniz projeler var mı?

Alican ÖKÇÜN: Güney Doğu Asya’da bir firmanın ürettiği, farklı tiplerde 4.000 tane araç var. Bu araçlara ARES sistemlerinin entegrasyonu konusunda, aslında anlaşmaya vardık. Ancak projelerden 3 tanesi, ekonomik durgunluk yüzünden ertelendi; sadece 1 tanesi devam ediyor. 2019 için bu ülkeden ciro beklentimiz ise 4 milyon avro civarında. Takip ettiğimiz projeler arasında ise Kazakistan’daki tank modernizasyonu projesi var.

 

Dev Yatırımla Gelen Stratejik Kabiliyet

MSI Dergisi: Sakarya’da, 60.000 metrekarelik yeni bir fabrika kurmakta olduğunuzu söylediniz. Çalışmalarınızın geldiği nokta ve bu fabrikada ne gibi faaliyetler yürüteceğiniz konusunda bilgi verir misiniz?

Alican ÖKÇÜN: 150 personelin çalışacağı tesisle ilgili yatırımlarımızın 1’inci fazını tamamladık ve 2’nci faza geçtik. 2’nci faz kapsamında, tüm inşaat faaliyetlerini 2019 yılı sonunda bitirmeyi planlıyoruz. Tesisteki toplam kapalı alan miktarı, 40.000 metrekare olacak. Ayrıca tesiste, Türkiye’nin en büyük temiz odasını kuracağız.

Bu tesiste esas olarak, tek pikselli kızılötesi algılayıcıların üretim ve Ar-Ge’sine odaklanacağız. Bu algılayıcı, bizim, özellikle ARES infilak bastırma sistemlerinde ve MARS KBRN filtrasyon sistemlerinde kullandığımız, çok kritik bir bileşen. Çünkü bu sensörler; kimyasal gaz algılama, lazer algılama ve kızılötesi algılama alanında kullanılıyorlar. Bizim sadece ARES sistemlerimiz için yıllık sensör ihtiyacımız, yaklaşık 30.000 adet.

 

Yerli Kızılötesi Sensör Üretimi

MSI Dergisi: Mevcut durumda, bu alanda yürüttüğünüz Ar-Ge çalışmalarınız var mı?

Alican ÖKÇÜN: 6 kişilik ekibimizle ve çeşitli üniversitelerin desteğini alarak yürüttüğümüz Ar-Ge çalışmaları neticesinde, geride bıraktığımız 4 yılda, bu bileşenlerle ilgili bir takım önemli kabiliyetler kazandık. Artık kendi ihtiyaçlarımıza göre, tek pikselli kızılötesi sensör tasarlayabilir hâle geldik. Yarı iletken imalâtı ise Türkiye’de zaten yapılıyor. Buradan gönderdiğimiz bileşenleri kullanarak ve paketleme işlemini Tayvan’da yaptırarak deneme üretimleri de gerçekleştirdik. Ürünleri kendi sistemlerimizde kullandık, hassasiyetlerini test ettik ve olumlu sonuçlar aldık.

Bunun yanında, bu ürünlerin üretimindeki çok kritik bir aşama olan hermetik paketleme işlemi, hâlen daha maalesef yurt dışında yürütülmek zorunda. Yurt içindeki çeşitli kuruluşlarda buna yönelik alt yapılar bulunuyor; ancak bizim bu tesislerin kullanımı konusundaki tüm girişimlerimiz sonuçsuz kaldı. Biz de Sakarya’daki fabrikamızda, bu kabiliyeti kazanmaya yönelik olarak adım atmaya karar verdik. Ancak projenin bu aşaması, biraz uzun soluklu bir proje olacak.

 

MSI Dergisi: Bu ürünlerin sivil sektördeki kullanılabilirliği nedir?

Alican ÖKÇÜN: Bu ürünlerin, ev içi kullanımdan gıda sektörüne kadar çok geniş bir kullanım alanı var. Örneğin, evlerde kullanılan yangın dedektörlerinde bu tip sensörler yer alıyor. Benzer şekilde, bu sensörlerin türevleri, gıda sektöründe bozuk yiyeceklerin algılanmasında kullanılıyor. Biz sensörleri, öncelikle kendi ihtiyaçlarımızı karşılamak için üreteceğiz. Ancak bir sonraki aşamada, hem Türk savunma ve havacılık sanayisindeki hem de diğer sektörlerdeki firmalar için de üretmeyi hedefliyoruz. Bu alandaki toplam pazar payının büyüklüğünün 130-140 milyon dolar civarında olduğunu biliyoruz.

Standart Test, Tamamen Bağımsız Bir Firma

MSI Dergisi: Nero Endüstri, mevcut yatırımlarının yanı sıra Standart Test gibi firmalar kurarak yatay bir büyüme de sergiliyor. Standart Test’in Türk savunma ve havacılık sanayisindeki rolünden bahseder misiniz?

Öznur ÖKÇÜN: Standart Test’i, savunma ve havacılık sanayisinin ihtiyaç duyduğu test faaliyetlerinin, bağımsız bir kuruluş tarafından yürütülebilmesi maksadıyla Nero Endüstri ile aynı grup içerisinde, 2017 yılında kurduk. Standart Test, kesinlikle Nero Endüstri’ye bağlı bir kuruluş değil. Bunu böyle kurgulamamızın sebebi de Standart Test’i, Nero Endüstri de dâhil olmak üzere, sektördeki tüm firmalara eşit uzaklıkta bir yere konumlandırmak. Böylelikle burada yürüttüğümüz test faaliyetlerinin güvenilirliği de bir kat daha arttırmış olduk. Öyle ki Standart Test bünyesinde yürütülecek herhangi bir test faaliyetine, herhangi bir Nero Endüstri personelinin müdahale etmesi mümkün değil.

 

MSI Dergisi: Standart Test’in çalışmaları hakkında kısaca bilgi verir misiniz?

Öznur ÖKÇÜN: Standart Test, savunma ve havacılık sanayisine, pek çok farklı test hizmeti sunmaya odaklanmış bir firma. Bu testleri; MIL-STD 810G, MIL-STD 1275D ve MIL-STD 461F dokümanları çerçevesinde gerçekleştireceğiz. Standart Test tesislerine gelen, füze fırlatma sistemi boyutlarında bir kara aracını, gerek duyulan tüm çevresel testlere ve EMI/EMC testlerine tabi tutabileceğiz. Böylelikle herhangi bir firmanın, elindeki askeri nitelikli bir ürün için ihtiyaç duyduğu tüm testleri, bu tesiste tamamlayacağız. Tesiste ayrıca, daha önceden Türkiye’de gerçekleştirilemeyen testler de yapılabilecek. Örneğin, artık Türkiye’de, zırhlı araç boyutlarındaki bir platforma, güneş radyasyonu testleri uygulayabilmekteyiz. Ayrıca, hâlihazırda Türkiye’nin en yüksek ısıtma ve soğutma kapasitesine sahip çevresel test kabinine sahibiz. Bununla birlikte, TRTEST ile Ocak ayında imzaladığımız münhasırlık sözleşmesi çerçevesinde, test ihtiyacı bulunan firmaların, öncelikle TRTEST firmasına başvuruda bulunmaları gerekiyor.

 

MSI Dergisi: Eklemek istediğiniz başka bir konu var mı?

Alican ÖKÇÜN: Son olarak şunu belirtmek istiyorum: Geliştirdiğimiz ARES infilak bastırma ve yangın söndürme sistemlerini, 2012 yılında kullanıma sunduk. Özellikle SSB’nin yerlileşme politikaları sayesinde, ürünlerimiz, 2014 yılı itibariyle Türkiye’de kullanıma girmeye başladı. Şu ana kadar sahada kendini defalarca kanıtlayan ARES sistemleri, SSB’nin ve önde gelen birkaç sektör firmasının destekleri olmasaydı, belki de yurt içinde hiç kullanılamayacak ve Nero Endüstri, bugün kara araçları alanında, Türkiye’nin en büyük alt sistem sağlayıcısı hâline gelmeyecekti. Bu sebeple öncelikle, Savunma Sanayii Başkanımız Prof. Dr. İsmail Demir’e; Daire Başkanımız Ahmet Raci Yalçın’ın şahsında, tüm SSB Kara Araçları Daire Başkanlığına; BMC Yönetim Kurulu Üyesi T. Yasin Öztürk’e, FNSS Genel Müdürü ve CEO’su K. Nail Kurt’a ve Nurol Makina Genel Müdürü Engin Aykol’a, sizin aracılığınızla teşekkürlerimi iletmek istiyorum.

 

Nero Endüstri Yönetim Kurulu Başkanı Alican Ökçün’e ve Standart Test Genel Müdürü Öznur Ökçün’e, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

298 toplam görüntüleme, 34 bugünkü görüntüleme