Söyleşi: Nurol Makina Genel Müdürü Engin AYKOL – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: Nurol Makina Genel Müdürü Engin AYKOL

1 Mayıs 2019

“Nurol Makina, IDEF 2019’a, dünya markası olma yolunda sağlam adımlarla ilerleyen bir firma kimliği ile katılıyor.”

 

Nurol Makina, IDEF 2019’a, Türkiye’deki başarılarını uluslararası platformlara da taşıyarak bir dünya markası haline gelmiş bir firma olarak katılıyor. Son dönemde, uluslararası pazarlarda önemli başarılar elde eden Nurol Makina’nın geliştirdiği araçlar, henüz seri üretime geçmeden ya da Türkiye’deki kullanıcılar tarafından seçilmeden, yurt dışından sipariş almaya başladı. Firmanın artan ihracatını ve gelişen ürün ailesi hakkında, Nurol Makina Genel Müdürü Engin Aykol’dan bilgi aldık.

 

MSI Dergisi: Engin Bey, IDEF fuarları, sektörün geldiği noktayı gözlemlemek açısından da birer referans noktası oluşturuyor. Nurol Makina, IDEF 2017’den IDEF 2019’a, nasıl bir gelişim ve değişim gösterdi?

Engin AYKOL: IDEF 2017’den IDEF 2019’a geldiğimizde, Nurol Makina’nın, uluslararası bir marka olma yolunda sağlam adımlarla ilerlediğini görüyoruz. Geride bıraktığımız 2 yıl içerisinde, yabancı kullanıcılarımızın sayısında önemli bir artış oldu.  Bunların arasında, henüz seri üretime geçmemiş bir aracımız için imzaladığımız sözleşmeler olduğunu da belirtmeliyim. Dolayısıyla bugün geldiğimiz nokta itibarıyla uluslararası arenada, hem kurumsal olarak bir Nurol Makina algısı ve markası oluşturabildiğimizi hem de araçlarımızın kendi başlarına bir marka haline geldiğini rahatlıkla söyleyebilirim.

IDEF 2019’da öne çıkan bir diğer konu, araçlarımıza entegre ettiğimiz farklı görev yükleri ile oluşan konfigürasyon çeşitliliği. 2018’in özellikle ilk yarısında, yoğun olarak farklı görev yüklerinin araçlarımıza entegrasyonu üzerinde çalıştık. Ciddi tasarım işgücü sarf ettik. EJDER YALÇIN’ın 5 farklı konfigürasyonu ortaya çıktı. Bunların seri üretim çalışmaları da başladı ve hatta araç teslimatlarına başladık. Fuarda, EJDER YALÇIN’ın yeni konfigürasyonlarından biri olan ambulans konfigürasyonunu da sergileyeceğiz. Ortaya koyduğumuz bazı konfigürasyonlar, dünya genelinde yer alan araçlardan çok ileri bir noktada bulunuyor. Hatta bazı kullanıcılarımız, bu araçların IDEF 2019’da sergilenmesini bile istemedi.

Tüm bunları alt alta sıraladığımızda; Nurol Makina, IDEF 2019’a, dünya markası olma yolunda sağlam adımlarla ilerleyen bir firma kimliği ile katılıyor diyebilirim.

Nurol Makina, 2018’in özellikle ilk yarısında, yoğun olarak farklı görev yüklerinin EJDER YALÇIN araçlarına entegrasyonu üzerinde çalıştı ve 5 farklı konfigürasyon ortaya çıkarttı.

 

MSI Dergisi: Son dönemde, yurt dışı pazarlarda elde ettiğiniz başarının arkasındaki etmenler neler?

Engin AYKOL: Sektörün sürdürülebilirliği için sadece Türkiye’ye değil, uluslararası kullanıcılara da hizmet vermeye başlaması gerektiğini, hepimiz görüyoruz. Biz de Nurol Makina olarak, özgün çözümlerimizi, dünya standartlarında ve en zorlu görevler için tasarlıyoruz. Böylece, hem Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü gibi sistemlerini faal olarak kullanan ve standartları çok yüksek olan kullanıcılarımızın hem de dost ve müttefik ülkelerin ihtiyaçlarını, eksiksiz karşılayan araçlar ortaya çıkıyor.

Yurt dışında başarılı olabilmek, gerçekten kendini kanıtlamış ürünlerle mümkün. Kimse, test etmeden karar vermiyor. Dünyanın önde gelen araç üreticileri ile rekabet ederek çok ciddi testlerden geçiyoruz. Bu testlerin ciddiyetini anlatabilmek için, şunu belirtebilirim: Öyle bir aşamaya geliyorsunuz ki artık aracınızın, kendi ülkenizin envanterinde olup olmadığı, çok da önemli olmuyor. O testleri geçmeniz, aracınızla ilgili her şeyi söylüyor. YÖRÜK’te ve ILGAZ II’de bu durumu yaşadık. Araçlarımız, testlerde çok başarılı oluyor, bu da bize, sözleşme olarak geri dönüyor. Son dönemde, yurt dışında, büyük boyutlu projelere imza atıyoruz. Sipariş miktarları, ciddi rakamlara ulaştı. İlgili ülkelerde yatırım yapmamıza olanak sağlayacak kadar iş hacmi yarattı. Üretim hatlarımız sürekli dolu ve yoğun bir çalışma ile işlerimizi zamanında yetiştiriyoruz.

Siparişlerdeki artış, seri üretim bandındaki araçlarımızın, sahada gösterdiği yüksek performanstan ve kurumsal duruşumuz ve projeler kapsamında verdiğimiz hizmet gibi birçok etmenin toplamında, Nurol Makina’ya duyulan güvenden kaynaklanıyor.

Bir diğer önemli farkımız, araçlarımızı, başta mobilite ve beka olmak üzere, gelecekte gündeme geleceğini öngördüğümüz gereksinimlere göre tasarlıyor oluşumuz. Böylece, o öngörüler gerçekleştiğinde, hazır bir çözümü, kullanıcımızın önüne koyabiliyoruz. Rakiplerimizin de daima birkaç adım önünde oluyoruz.

Bizim açımızdan, kullanıcı sayımızın artması kadar önemli bir diğer gösterge de hangi kullanıcı ile çalışsak muhakkak devamının geliyor oluşu. Demek ki ürünlerimiz çok kaliteli; kullanıcı çok memnun; satış sonrası desteğimiz tatmin edici ve etkin. Bahsettiğim devam siparişler de ilk sözleşmenin opsiyonları değil; ilk başta masada olmayan, yeni siparişler. Tüm bunlar, ihracat tarafında doğru yolda olduğumuzu gösteriyor.

Ürünlerimizi kullanmaya başlayan bir ülkenin, kendi çevresindeki kullanıcıları da etkilediğini görüyoruz.  Bir ülkeye girdiğiniz zaman aslında o bölgeye de girmiş oluyorsunuz. Bir anda o bölgedeki hedef kitlenizin ve kullanıcılarınızın sayısı artıyor.

Yurt içindeki kullanıcıya yaklaşımımız, aynen, yurt dışında da devam ediyor. “Ürünümüz bu, bu şekilde alırsınız.” gibi bir yaklaşımımız, hiçbir zaman olmadı. İhtiyaçlar, muhakkak tarafımızdan çalışılıyor ve araçlarımız üzerinde ona göre değişiklikler yapılıyor. Ve bu durum, bir süreklilik arz ediyor. Araçlarımız envantere girdikten sonra, kullanılırken de değişiklik talepleri olabiliyor. Biz, bunlara da cevap veriyoruz.

Araçlarımız için sağladığımız entegre lojistik destek de çok önem verdiğimiz bir konu. 2016 yılı içinde bu konuda ciddi bir yapılanmaya gittik. Bu faaliyetlerimizin de önemli bir kâr merkezi haline geleceğini ve ciromuzda, %10-15’lik bir paya sahip olacağını öngörüyoruz. Yurt dışında, merkezi lojistik uygulamalarının yanı sıra yerel uygulama ortaklarımız var. Teknolojinin getirdiği imkânlardan yaralanıp uzaktan bakım-onarım gerçekleştirme planlarımız da gündemde.

EJDER YALÇIN, yurt dışında popüler bir araç olmaya devam ediyor.

 

MSI Dergisi: Bu bilgiler ışığında, yurt dışı satışların cironuzdaki payının ne mertebeye ulaştığını söyler misiniz?

Engin AYKOL: 2014’ten bu yana, ihracatımızın cirodaki payı, önemli bir artış kaydetti. Bu oran, %10-15’lerdeyken geçen sene %75’e yükseldi. Bu sene de %90’ın üzerinde olacağını öngörüyoruz.

 

MSI Dergisi: Şimdiye kadar yurt dışından hangi araçlarınız için sipariş aldınız?

Engin AYKOL: Kullanıcılarımızın hassasiyetleri nedeniyle projelerin tek tek ayrıntısına giremeyeceğim; ancak ürün ailemizdeki araçların biri hariç, hepsi için imzalanmış bir sözleşmemiz olduğunu söyleyebilirim. Henüz anlaşma imzalamadığımız aracımız için de çok yakınca bir sözleşme imzalamayı bekliyoruz. Görüşmelerimiz son aşamaya geldi. Sayısal bilgi vermek gerekirse bugüne kadar araçlarımız 10 ülkenin envanterine girdi ve 2019’un sonunda, bir kaç ülke ile daha sözleşme imzalamayı bekliyoruz. Türkiye’de, yaklaşık 1.000 aracımız envanterde.

EJDER YALÇIN’ın yeni konfigürasyonlarından biri olan ambulans konfigürasyonu, ilk kez IDEF 2019’da sergileniyor.

 

İhracatta Ezberler Bozuluyor

MSI Dergisi: İhracat konuşulurken zaman zaman maliyet avantajına da vurgu yapılıyor. Nurol Makina, rekabetin maliyet tarafında hangi konumda peki?

Engin AYKOL: Şunu çok açık ifade edebilirim: Araçlarımız, birçok rakibine göre daha yüksek bir fiyat etiketine sahip; ama tüm rakiplerinden daha maliyet-etkin. Asker, jandarma ve polis taşıyoruz ve onların can güvenliğinin parasal bir karşılığı olmadığını çok iyi biliyoruz. O yüzden, görev neyi gerektiriyorsa araçlarımız o özelliklere sahip. YÖRÜK’ü ele alalım. Bu aracımızı, meskûn mahalde de görev yapabilecek şekilde geliştirdik. Düşük silüeti ve yüksek hızının yanı sıra koruma seviyesi de bu kullanım senaryosunun tüm gereksinimlerini karşılıyor. YÖRÜK’ün mayın ve el yapımı patlayıcılara karşı sunduğu koruma seviyesini, kendi sınıfında sunabilen başka bir araç yok. Çünkü YÖRÜK, askeri standartlarda şekillendirildi ve bu da doğal olarak aracın ilk alım maliyetini yükseltiyor. Askeri standartlarda olmayan bir aracın maliyetine inmemiz mümkün değil. Ama askeri standartlarda olmayan bir araç da YÖRÜK’ün yüksek koruma seviyesini sunamaz. Bu yüksek koruma seviyesine ihtiyaç olup olmadığına kullanıcı karar verecek. Dünya genelindeki çoğu kullanıcının bu seviyelerde koruma talep ettiğini; bunun henüz farkında olmayan kullanıcıların da yakın zamanda talep edeceğini biliyoruz. Karşımıza, bu durumun farkında olan bir kullanıcı çıktığında, YÖRÜK’ü, daha kalifikasyonu tamamlanmadan sipariş ettiğini de hep birlikte gördük.

YÖRÜK, tıpkı EJDER YALÇIN gibi sektörde benzeri olmayan bir araç. Eklemeli zırh (add-on armour) teknolojisi sayesinde, balistik koruması Seviye 1’den Seviye 4’e kadar çıkartılabiliyor ve tüm bu işlemler, sahada, kullanıcı tarafından yapılabiliyor.

 

MSI Dergisi: Sektörde Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Asya pazarları dışında ihracat yapmanın, Türk firmaları açısından kategorik olarak zor olduğu ile ilgili bir algı var. Diğer yandan, bir Avrupa ülkesinde imza aşamasına çok yakın olduğunuzu biliyoruz. Sizin bu konuya bakışınız nasıl?

Engin AYKOL: Tüm ihalelere bir Türk firması olarak giriyoruz ve Türk firmalarının, bazı dış pazarlarda çeşitli nedenlerle dezavantajlı bir konumda olduğu, doğruluk payı olan bir değerlendirme. Bununla beraber, üzerinde konuştuğumuz araçlar da mühendislik ürünleri. Somut olarak ölçülebilir niteliklere sahipler. Standartlar ve teknik şartnameler, belli ve açık. Bu ortamda, çözümünüz ve ürününüz ne kadar yüksek performans sunabiliyorsa aslında o kadar şansınız var.

Örneğin Avrupa’da, oldukça kapsamlı, NATO standartlarında testler talep ediyorlar. Bu tür ihale süreçleri, aslında tam da bizim olmasını istediğimiz süreçler. Çünkü araçlarımızı tam da test edilen bu koşullar için tasarladık ve testler, bunu çok açık bir şekilde gösteriyor. Araçlarımızın farklılığı ve üstünlüğü ortaya çıkıyor. Katıldığımız ihalelerde bunu görüyoruz. Bu özgüvenle şuna bile inanıyoruz: Herkese açık bir ihale olduğunda, araçlarımızı, askeri kara araçları sektörleri çok gelişmiş ve iddialı ülkelere bile satabiliriz.

Düşük silüet ve yüksek hız, YÖRÜK’ü öne çıkartan nitelikleri arasında yer alıyor.

 

MSI Dergisi: Nurol Makina, bir platform üreticisi olarak, Türk savunma ve havacılık sanayisindeki firmaları, yurt dışında yaptığı projelere ne ölçüde dâhil ediyor?

Engin AYKOL: Platform olarak baktığımızda, araçlarımızın üzerinde, yaklaşık 300 Türk firmasının sistemleri ve parçaları var. Bu firmalar, bizimle birlikte yurt dışına yönelik üretim yapıyorlar. Bir de araçların üzerindeki çeşitli görevlerden sorumlu alt sistemler var. Gittiğimiz bir ülkede, sadece araçlarımızı teklif etmiyoruz; araçları, üzerindeki görev yükü ile birlikte konuşuyoruz. Görev yükü olarak da Türk firmalarının çözümlerini öneriyoruz. Bu firmalarımıza da ciddi bir katma değer sağlıyoruz.

 

MSI Dergisi: Nurol Makina’nın kurumsal gelişimi ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Engin AYKOL: Son dönemde, kayda değer bir büyüme kaydettik. Ankara’daki, ciro ve ihracat açısından en büyük 5’inci savunma sanayisi firmasıyız. Son 2 yıldır, Türkiye’deki en büyük 500 sanayi firması arasında yer alıyoruz. Büyümeyi de gayet sağlıklı yürütüyoruz. Önemli yatırımlarımız var. Bu yatırımlarımız, sadece bina ve makina yatırımı değil. Dijital altyapımızı da çok ciddi bir şekilde ele alıyoruz. Geçtiğimiz yıl, iki büyük karar aldık. Bir yandan Kurumsal Kaynak Yönetimi sistemimizi değiştiriyoruz bir yandan da Ürün Ömür Devri Yönetimi sistemimizi kuruyoruz. Her ikisinde de modül modül canlı kullanıma geçiyoruz. Bunlar, verimliliğimizi ve kalitemizi daha da arttıran gelişmeler. Geçen yıl, savunma sanayisinde bir ilke imza attık ve Kaizen ödülü kazandık. Tüm bunlar, hem verimliliğimizi ve etkinliğimizi artırıyor hem de Nurol Makina markasının değerini arttırıyor.

5 yıl önce kişi başı satışımız, 70.000 dolar civarındaydı. Bugün, sektör hedefinin çok üstünde bir rakama, 350.000 dolara yaklaştı. Bu süreçte, personel sayımız ise ciromuzla aynı oranda büyümedi. Daha çok mühendislik tarafına yatırım yapıyoruz. Bu da aslında şunu söylüyor: Büyürken yan sanayimizi de büyütüyoruz. Yan sanayimize aktardığımız iş hacmimiz, her geçen yıl misliyle artıyor. Yerlilik oranını arttırma çalışmalarımız da bunda çok etkili oluyor.

İnsan kaynakları konusuna yaklaşımımızda da farklılık gösteriyoruz. Ekibimize kattığımız genç arkadaşlarımızın ait olduğu nesil, eski idari yöntemlerle yönetilebilecek bir nesil değil. Önceki nesillerden farklı, bir anlam peşinde koşan, katkı vermek isteyen bir nesil var. Bu neslin beklentilerini iyi anlayıp onları doğru yönlendirerek ve motivasyonlarını üst düzeyde tutarak Nurol Makina’nın çizgisini daha yukarı taşımak istiyoruz. Bu kapsamda, gerek yönetim gerekse liderlik anlayışımızla fark yaratmaya çalışıyoruz. Nurol Makina’da, hakikaten bağlılığı yüksek ve sürekli araştırıp sorgulayan bir ekip oluşturduğumuzu düşünüyorum. Son 5 yıl içinde, ciromuz 12 kat büyürken personel sayımız ise sadece 3 kat büyüdü.

EJDER TOMA, artık olgunluk seviyesine ulaşmış bir araç olarak öne çıkıyor.

 

IDEF 2019’da, Araçlardaki Gelişim Sergilenecek

MSI Dergisi: Nurol Makina, IDEF 2019’da nasıl bir standa sahip olacak? Hangi araçlar sergilenecek?

Engin AYKOL: Bu sene, hem kapalı hem de açık alanda yerimiz olacak. Açık alanda EJDER TOMA ve EJDER KUNTER’i sergileyeceğiz. Kapalı alandaki standımızda ise iki tane EJDER YALÇIN, bir tane YÖRÜK ve bir tane ILGAZ II olacak. EJDER YALÇIN’lardan biri, SARP uzaktan komutalı silah istasyonu ile sergilenecek. Diğeri ise ilk defa sergileyeceğimiz, ambulans konfigürasyonunda olacak. YÖRÜK, kalifikasyon testlerinin sonuna gelmiş, 3 farklı ülkede test edilmiş ve bunlardan geçmiş bir araç olarak, SARP ZAFER kulesi ile ziyaretçilerin karşısına çıkacak.

Araçlarımızın üzerinde, iş ortaklarımızın sistemleri de görünür olacak. Böylece, Türk savunma sanayisi olarak yarattığımız pozitif sinerjiyi de sergilemiş olacağız.

 

MSI Dergisi: EJDER YALÇIN’ın ambulans sürümü üzerinde nasıl bir çalışma yaptınız?

Engin AYKOL: Her şeyden önce, bu özel bir araç. Bir ambulansı alıp zırh uygulaması yapmadık. Sınıfında en üstün beka kabiliyetini sunan bir aracı, ambulans görevine uyarladık. Aracımızın tüm işlevleri ve ekipmanları, uluslararası ambulans standartlarına uyumlu. Bu uyumu sağlayabilmek için de bazı sistemlerin, aracımıza uyarlanması gerekiyordu. Pazarda, hazır çözümlerin ve bu hazır çözümleri sunabilecek firmaların olmadığı noktalarda, bu uyumlandırma çalışmalarının bazılarını biz yaptık. Sonuçta ortaya, yüksek çatışma riski olan alanların gerektirdiği mobilite ve koruma seviyesinde ve uluslararası standartlarda ambulans donanımına sahip bir araç çıktı.

ILGAZ II, bir iç güvenlik aracı ve hitap ettiği kullanım senaryosunun gereksinimleri uyarınca, hazır bir şasi üzerine geliştirildi.

 

MSI Dergisi: Söyleşimizin başında, çok sayıda araç konfigürasyonu üzerinde çalıştığınızı belirtmiştiniz. Ülke ve araç sayısı artınca, araç konfigürasyonlarının da arttığını görüyoruz. Toplam kaç farklı konfigürasyon üzerinde çalışıyorsunuz?

Engin AYKOL: Sözleşmeye bağlanmış konfigürasyonlar olarak baktığımızda, 9 farklı konfigürasyon üzerinde çalışıyoruz ve bunların 5 tanesi kullanıcısının envanterinde görev yapıyor. Diğer yandan, aracın görevini belirleyen konfigürasyon – örneğin zırhlı personel taşıyıcı ya da zırhlı muharebe aracı – isim olarak aynı kalsa da her kullanıcının farklı alt sistem tercihleri oluyor. “Farklı konfigürasyonlar” sayısına, bunları dâhil etmiyorum.

 

MSI Dergisi: Bu kadar farklı konfigürasyonun geliştirilmesini ve üretimini nasıl yönetiyorsunuz?

Engin AYKOL: Bu, bizim için heyecan verici bir gelişim alanı. Mühendislik altyapısı ile ilgili yatırımlarımızın büyük bölümünü tamamladık ve yeni yatırımlar yapmaya da devam ediyoruz. Aslında konfigürasyon sayısının artmasının nedeni, biraz da bizim iş geliştirme faaliyetlerimiz. Farklı konfigürasyonlar araca değer kattığı için, muhakkak kullanıcılara bunları da öneriyoruz. Tasarım ve ürün geliştirime konusundaki kabiliyetimizi anlatıyoruz; Türk savunma sanayisinin ürünleriyle ortaya çıkarttığımız konfigürasyonları, ziyaretlerde gösterip tanıtıyoruz. Kullanıcının seçiminin o yönde olması için de elimizden geleni yapıyoruz.

Tüm bu çalışmaların altında yatan neden kullanıcılarımıza, tüm ihtiyaçlarına tek elden çözüm sunan anahtar teslim bir platform vermek.

EJDER KUNTER, EFES 2016 tatbikatında, ambulans konfigürasyonunda görülüyor.

 

MSI Dergisi: IDEF 2019’da sergilenen YÖRÜK ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Engin AYKOL: Ziyaretçilerimiz, önümüzdeki döneme damga vuracak bir araç olan YÖRÜK’ü, ilk siparişlerini almış, kalifikasyon testlerinin sonuna gelmiş ve bu yıl içinde seri üretime geçecek bir araç olarak görecekler.

YÖRÜK, tıpkı EJDER YALÇIN gibi sektörde benzeri olmayan bir araç. Eklemeli zırh (add-on armour) teknolojisi sayesinde, balistik koruması Seviye 1’den Seviye 4’e kadar çıkartılabiliyor ve tüm bu işlemler, sahada, kullanıcı tarafından yapılabiliyor. Türkiye’de, envantere girmiş bu özellikte bir araç bulunmuyor. Bu özellik, aracın tasarımına etki ettiği için de tasarımı tamamlanmış bir aracı, eklenebilir zırh kullanabilen bir araca dönüştürmek pek mümkün olmuyor. YÖRÜK, düşük silueti, küçük dönüş yarıçapı ve yüksek hızı ile özellikle meskûn mahal muharebelerinde fark yaratacak bir araç.

YÖRÜK için bugüne kadar aldığımız siparişler, hep yurt dışından oldu. Yurt içi projelerde talep edilen offset ya da teknoloji kazanım yükümlülüğümüz olmasa da Türk iş ortaklarımızla YÖRÜK’te de yoğun olarak çalıştık. Yurt içinde maliyet-etkin ve güvenilir bir alt sistem ya da parça alternatifimiz varsa daima onu tercih ettik.

 

MSI Dergisi: ILGAZ II, IDEF 2017’de geliştirme çalışmalarının sonuna gelmiş bir araç olarak sergilenmişti. Bu araçla ilgili çalışmalarınızın son durumu nedir?

Engin AYKOL: ILGAZ II, bir iç güvenlik aracı ve hitap ettiği kullanım senaryosunun gereksinimleri uyarınca, hazır bir şasi üzerine geliştirdiğimiz bir araç. ILGAZ II, yurt dışında bir kullanıcının hizmetine girdi. Yurt dışında farklı kullanıcılarla görüşmelerimiz devam ediyor. IDEF 2017’de, kalifikasyonu tamamlanmış aracımızı sergilemiştik. O zamandan bu yana, bize gelen talepler doğrultusunda, aracın görev sistemleri ile ilgili çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

 

MSI Dergisi: EJDER TOMA ve EJDER KUNTER ile ilgili ne gibi güncel bilgiler paylaşabilirsiniz?

Engin AYKOL: EJDER TOMA, artık olgunluk seviyesine ulaşmış bir araç. Birçok potansiyel kullanıcı geliyor, aracı inceliyor. “Şuraya da şunu ekleyelim.” dedikleri bir şey çıkmıyor. Hatta bu potansiyel kullanıcıların ihtiyaçlarının da üzerinde donanıma sahip. IDEF 2017’den bu yana EJDER TOMA’yı, iki ülkeye daha ihraç ettik. Bu sene sözleşme imzalamak üzere olduğumuz iki ülke daha var.

EJDER KUNTER’de ise potansiyel bir kullanıcının ihtiyacına göre revizyonlar yaptık. Görüştüğümüz başka ülkeler de var.

 

MSI Dergisi: Nurol Makina’dan, önümüzdeki dönemde araçlar cephesinde ne gibi yenilikler beklemeliyiz?

Engin AYKOL: EJDER YALÇIN ve YÖRÜK gibi fark yaratan, oyunun kurallarını değiştiren araçlar üzerinde çalışıyoruz. Ortaya çıktıklarında; “Evet, Nurol Makina yine farkını ortaya koymuş!” diyecek sektör. Var olanı yapmayacağız; yine çok farklı araçlarla sektörün karşısına çıkacağız.

 

Nurol Makina Genel Müdürü Engin Aykol’a, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

 

YÖRÜK İsminin Arkasındaki Anlam

Nurol Makina Genel Müdürü Engin Aykol, söyleşi sırasında, IDEF 2017’de lansmanı NMS ismiyle yapılan araçlarına YÖRÜK ismini nasıl verdiklerini de anlattı. Araca bir isim bulma çalışması kapsamında, çeşitli anketler gerçekleştirildi. YÖRÜK ismi ise Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözünden esinlenerek belirlendi: “Arkadaşlar! Gidip, Toros Dağları’na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez.” Aykol, aracın ismini, Atatürk’ün sözünden esinlenerek belirlemeleri ile ilgili şunları söyledi: “Yaptığımız her işte, Atatürk’ün çizdiği muasır medeniyetler seviyesine çıkma hedefini gözetiyoruz. Ülke savunmasına katkı verecek bir araca isim ararken baktığımız yerlerden biri de Atatürk’ün sözleri oldu ve hem aracımızı hem de Nurol Makina’nın duruşunu çok güzel özetleyen bir isim bulduk.”

1,643 toplam görüntüleme, 1 bugünkü görüntüleme