Söyleşi: ROKETSAN Genel Müdürü Selçuk Yaşar – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: ROKETSAN Genel Müdürü Selçuk Yaşar

6 Haziran 2017

“Yenilikçi ve özgün ürünlerle fark yaratmaya devam ediyoruz.”

 

Müşterilerine sunduğu yeni ürünlerle son dönemin en hareketli firmalarından biri olan ROKETSAN, IDEF 2017’de, daha da genişleyen ürün ailesini sergiliyor. ROKETSAN Genel Müdürü Selçuk Yaşar, ürünlerini nasıl geliştirdiklerini, ürünlerinin mevcut durumunu ve gelecek planlarını, MSI Dergisi’ne anlattı.

 

MSI Dergisi: ROKETSAN, bazıları gizlilik nedeniyle kamuoyuyla çok paylaşılmayan; ipuçları SSM raporları gibi kamuoyuna açık dokümanlarda zaman zaman görülen, farklı ihtiyaçlara yönelik geniş bir ürün yelpazesi üzerinde çalışıyor. Sizden, ayrıntılarına belki giremeseniz de bu geniş ürün ailesinin kapsamı hakkında; üye sayısı, uygulama alanları gibi genel göstergelerle bilgi alabilir miyiz?

Selçuk YAŞAR: ROKETSAN’ın vizyonunu, “Denizlerin altından uzaya kadar, roket ve füze sistemlerinde lider kuruluş olmak.” şeklinde ifade ediyoruz. Bu vizyonun gereği olan çalışmaları da başarılı bir şekilde sürdürüyoruz.

ROKETSAN’ın ilk ürünleri, 107 mm ve 122 mm topçu roketleri oldu. Bunlar, dünya genelinde kullanılan sistemlerdi; ama bizim farkımız, bunlarda ilk defa kompozit katı yakıt kullanmak oldu. Bu sistemlerimizi, hem Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’ne hem de yurt dışı müşterilerimize teslim ettik. O günlerin üzerinden 21 yıl geçti ve ROKETSAN, hâlâ yenilikçi ve özgün ürünlerin peşinde. Yenilikçi ve özgün ürünlerle fark yaratmaya devam ediyoruz.

Topçu roketleri ürün kategorisinde, daha sonra KASIRGA roketini ve YILDIRIM füzesini ürettik. Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) için, onların ihtiyaçlarını karşılayan ve dünyada bir eşi daha olmayan JOBARIA sistemini geliştirdik. KASIRGA’nın güdümlü sürümünü geliştirdik ve geçen yıl, ilk teslimatını yaptık. Sırada 122 mm’nin güdümlüsü var, onun da kalifikasyonunu tamamlamak üzereyiz. Proaktif davranarak, kendimizin geliştirdiği bir ürün. Hazır olduğunda, ilk etapta TSK’dan sipariş alacağımızı öngörüyoruz.

Tüm bu süreçte, roket ve füzelerimize, farklı harp başlıkları ve tapalar da geliştirdik.

Topçu roketleri alanında, KASIRGA ile 122 mm arasında, yaklaşık 60-70 km menzilli, düşük maliyetli bir güdümlü sistem geliştirme düşüncemiz de var.

Havadan yere taktik füzelere geldiğimizde, çalışmalarımız, CİRİT’le başladı. 2011 yılında kalifikasyonu tamamlanan CİRİT’i de hem TSK’ya teslim ettik hem ihraç ettik. Tanksavar UMTAS ve OMTAS füzelerimizin kalifikasyonu tamamlandı. Kendi öz kaynaklarımızla lazer güdümlü L-UMTAS füzesini geliştirdik. Yine 2016 yılı içinde, kalifiye ettiğimiz bir türev ürünümüz de Mini Akıllı Mühimmat (MAM). L-UMTAS’ın türevi olan MAM-L, şu anda kullanımda ve ihracat potansiyeli çok yüksek olan bir ürün. CİRİT’in türevi olan MAM-C’nin de kalifikasyonu devam ediyor.

Lazer güdüm kitimiz TEBER, bu yıl seri üretime giriyor. Bu ürün için de yurt içi ve yurt dışından ciddi sipariş bekliyoruz; görüşmelerimiz devam ediyor. Bu da yine kendi öz kaynağımızla geliştirdiğimiz bir ürün.

Devletimizin bize verdiği çeşitli görevler ve bu görevler uyarınca yürüttüğümüz projeler de var. ROKETSAN, ilgi alanlarında, yetkin ürün aileleri oluşturmak için çalışmalarına devam ediyor.

 

MSI Dergisi: Baktığımızda, ROKETSAN’ın, bu süreçte yeni ürünlerinin bir bölümünü, öz kaynakları ile geliştirdiğini görüyoruz. Yeni ürün geliştirme yaklaşımınızdan bahsedebilir misiniz?

Selçuk YAŞAR: ROKETSAN, sürekli cirosunu arttıran ve kâr eden bir şirket. Yeni ürünlerimizi geliştirirken TSK ile sürekli irtibat hâlindeyiz. Onların ihtiyaçlarını anlayıp, proaktif yaklaşmaya çalışıyoruz. Yaklaşımımızda 3 nokta öne çıkıyor:

  1. İnovatif olmanız lazım,
  2. Gerektiğinde öz kaynaklarınızla geliştirme yapmanız lazım ve
  3. Hızlı olmanız lazım.

Böylece, çoğu zaman, TSK’ya danışıp; ama resmi bir proje başlatılmasını beklemeden, ihtiyaçlar doğrultusunda, ileri teknoloji içeren, yenilikçi ürünler geliştirebiliyoruz. Bunda da başarılı olduğumuza inanıyoruz. Bizim için başarı ölçütleri; ürünün TSK tarafından kullanılması, inovatif olması ve yerli ve milli olması. ROKETSAN’ın ürünlerinin tamamı yerli ve millidir; kimseye sormadan, donanımını ve yazılımını değiştirebiliriz, lojistik destek verebiliriz.

ROKETSAN, kendisine verilen görevlerin yanında en az o kadar sayıda ürünü, kendi öz kaynağı ile geliştirdi. Böylece, 2016 yılında, MAM-L için sözleşme imzaladığımız ay, teslimat yapabildik. Bakın, bu çok önemli: MAM-L’nin bir geliştirme sözleşmesi olmadı; imzaladığımız sözleşme, MAM-L için attığımız ilk imzaydı. Bu, Türk savunma ve havacılık sanayisinde, benzerine az görülür bir durumdur; belki de ilktir. Tabii bunun için, geriye dönük çok ciddi bir hazırlığınızın olması gerekiyor. Yönetim Kurulumuzun bize verdiği yetki ile malzemelerimizi almıştık ve üretime başlamıştık. Bu sayede, sözleşme imzalar imzalamaz da teslimatı hemen yapabildik.

Aslında burada, bu geliştirme sürecini biraz daha açmak isterim. Bir ürünü ortaya çıkarabilmeniz için, önce alt sistemlerini hazır etmeniz gerekir. Örneğin, biz yaklaşık 10 sene önce; CİRİT, UMTAS ve OMTAS üzerinde çalışmaya başladığımızda, ihtiyaç duyduğumuz alt sistemlerin birçoğu elimizde yoktu. Bunların önemli kısmını, projelendirip geliştirdik. Bu nedenle bu ürünler özelinde, geliştirme sürecimiz daha uzun sürdü. Alt sistemler hazır olduğunda ise ürünü çok hızlı çıkartabiliyorsunuz.

Alt sistemlerle ilgili yol haritalarımız var. 5-10 sene sonra, hangi teknolojilere ihtiyaç duyacağımızın öngörüsünü yapıp, yine öz kaynaklarımızla yatırımlar yapıyoruz; bir kısmı için de devletimize projeler sunuyoruz. Böylece, 7-8 sene süren geliştirme süreçlerini, 3-4 seneye kadar kısaltabiliyoruz artık.

 

MSI Dergisi: Bu tablonun ihracat çalışmalarına yansıması nasıl oluyor?

Selçuk YAŞAR: Ürün geliştirirken proaktif davranıyoruz, ilkleri yapıyoruz. Ama bu sürecin sonunda ortaya çıkan ürünlerin, aynı zamanda maliyet etkin olması gerekiyor. Çünkü sadece TSK’ya vermek yeterli değil. Bir ülkenin silahlı kuvveti, ürün pahalı da olsa, kabiliyetleri yeterli olmasa da kendi ülkesinin firmasından satın alabilir. Gerçek kıyaslamaların yapılabileceği yerler ise uluslararası pazarlar. Dolayısı ile yurt dışında rekabet edebilmek de bizim için bir başarı kriteri.

İhracatla ilgili bir diğer nokta, pazar büyüklüğü. İç pazara satışınız, ancak sınırlı rakamlara ulaşabiliyor. Uluslararası pazarda ise bunun birkaç katı mertebesinde satış yapabiliyorsunuz. Burada, devletlerarası ilişkiler de devreye giriyor.

Ürünlerimizin, ITAR gibi regülasyonlara tabi olmaması için, alternatifler yaratıyoruz. Yurt dışından aldığımız bazı bileşenler var. Bunları, birkaç kaynaktan tedarik edebilecek şekilde seçiyoruz. Sadece regülasyonlar değil tedarikçilerden kaynaklanan riskler de olabiliyor. Fiyat yükseliyor, üretim kapasitesi yetersiz kalabiliyor. Tüm bunlara karşı da çözümler üretip, tedbirler alıyoruz.

Önümüzdeki dönemde, Türk savunma ve havacılık sanayisinin kabına sığmayacağını ve taşacağını öngörüyoruz. İngilizce tabiri ile bir “spill-over” yaşayacak. Artık platformlar ortaya çıkmaya başladı. ATAK helikopterinde; ANKA, BAYRAKTAR ve KARAYEL İHA’larında ve HÜRKUŞ’ta ROKETSAN ürünleri kullanılıyor. TEBER’in kalifikasyonu bittiğinde, pazarda özel bir yeri olacak. Tüm bu platformlar ve ürünler, bu taşmayı tetikleyecek.

 

Sürekli Gelişim

MSI Dergisi: ROKETSAN, şu anda geliştirme ve üretim konularında nasıl bir tempo içinde?

Selçuk YAŞAR: Biz, ürünlerimizdeki tüm alt sistemlerle ilgili millileştirme çalışması yürütüyoruz. Bu konuda, çözüm ortaklarımız da katkı veriyor. Ürünlerimizi, uzun yıllar üretmeye devam edeceğiz. Örneğin, UMTAS’ı, en az 30 yıl daha üreteceğimizi öngörüyoruz. Ama füze aynı kalmayacak, sürekli geliştireceğiz; iyileştirmeler yapacağız, yeni yetenekler ekleyeceğiz. Donanımı ve yazılımı farklılaşacak. Yeni sürümleri çıkacak. Tüm bunlar için, şimdiden hazırlık yapıyoruz. Dolayısı ile şu anda, 300 civarında alt sistem ve teknoloji geliştiriyoruz. Bu konuda tempomuz, hiç düşmüyor. Teknoloji geliştikçe, yetenekler geliştikçe, yeni çalışmalar başlatıyoruz. Belki şu anda dışarıdan aldığımız bir bileşeni, 5 yıl sonra yerlileştireceğiz; her şey plan ve programlarımıza göre yürüyor.

Ürün geliştirme ve iyileştirme projelerine baktığımızda, şu anda 60 civarında projemiz var. Bunlar bir füze gibi komple ürün de olabilir; roket motoru gibi alt sistem olarak teslim ettiğimiz ürünler de olabilir. Şu anda, tapa gibi küçük bileşenleri dâhil etmezsek, 25 civarında ürünümüz var. Önümüzdeki 6-7 yıl içinde, en az 20-25 ürün daha bunlara katılacak. Bu açıdan baktığımızda, kuruluşumuzdan beri, 29 senede çıkarttığımız sayıda ürünü, gelecek 6-7 yıl içinde çıkartacağız. 29 senede 25 ürün yapmışsınız; önünüzdeki 7-8 senede, 25 ürün daha çıkacak. Bu nasıl oluyor? Hem geçmiş tecrübelerimiz sayesinde hem de yükselen teknolojik hazırlık seviyelerimiz sayesinde, daha hızlı ve daha kısa sürede ürün çıkartabiliyoruz.

 

MSI Dergisi: UMTAS ve OMTAS, son dönemde, dünya pazarındaki, tüm kalifikasyon çalışmaları tamamlanarak envantere giren tek füze ailesi. Bu avantaj, ihracat çalışmalarınıza nasıl yansıyacak? UMTAS ve OMTAS’ın pazardaki konumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Selçuk YAŞAR: UMTAS ve OMTAS, pazardaki en güncel tanksavar füzeler. Modern muharebe sahasının gereksinimleri uyarınca, modern ürün geliştirme süreçleriyle geliştirildi ve en son teknolojiler kullanıldı. İlk müşterimiz olan TSK, bu füzelerle ilgili gereksinimlerini belirlerken, piyasadaki farklı ürünleri inceledi; hepsinin en iyi özelliklerini aldı. Bu durum, rakiplerimize karşı bize büyük bir avantaj sağlıyor.

Yakında, kendimizin organize ettiği bir atış denemesinde, füzelerimizin yeteneklerini, 5-6 ülkeden gelen temsilcilere göstereceğiz.

 

MSI Dergisi: ROKETSAN, müşterilerine kapsamı ve yetenekleri sabit ürünler önermiyor; ürünlerini, müşteri taleplerine göre değiştirmek konusunda da çok açık. Bu, pek çok firmanın yapmadığı ya da yapmayı göze alamadığı bir şey. ROKETSAN’ın bu yaklaşımında elini rahatlatan etmen nedir? Ürünlerinizi, özelleştirmeye uygun olacak şekilde modüler bir şekilde mi tasarlıyorsunuz, mühendislik ekibinizin esnekliğiyle mi bu hizmeti sunabiliyorsunuz?

Selçuk YAŞAR: Bu noktayı, yurt dışı müşterilerimiz de bize söylüyor. Diğer firmaların, ROKETSAN’ın gösterdiği esnekliği gösteremediğini belirtiyorlar. Biz, müşterimizi dinliyoruz ve hızlı reaksiyon gösteriyoruz. Örneğin, BAE’de, bizden 2 ay içerisinde CİRİT ile sabit kanatlı uçaktan atışlı test yapmamız istendi ve bunu başarıyla gerçekleştirdik. Oradaki platform üreticisi firma ile çok yakın çalıştık. JOBARIA örneğinde görüldüğü gibi, müşterilerimize özel ürünler de geliştiriyoruz. Tüm bunlar, ciddi bir mühendislik yeteneği gerektiriyor.

Bizi, bu özelliklerimiz için tercih eden müşterilerimiz var. Biz de bu avantajı kullanmak istiyoruz. Tabii en büyük avantajımız, ürünlerimizin ROKETSAN’ın özgün tasarımı olması. Böylece farklı sürümleri ortaya çıkartmak ve ürünün özelliklerini değiştirmek mümkün hâle geliyor. Terzi usulü çözümler getirebiliyoruz.

 

MSI Dergisi: SOM-J’nin geliştirme çalışmaları hızlı bir şekilde devam ediyor. SOM-J’nin rakiplerine göre avantajları neler? F-35 kullanıcıları, SOM-J’yi neden beklemeli?

Selçuk YAŞAR: SOM füzesinin farklı sürümleri üzerindeki çalışmalarımız, diğer ürünlerimizde olduğu gibi, durmadan devam ediyor. Yeni sürümlerin yanı sıra mevcut sürümlerin dışarıdan alınan bazı alt sistemlerinin yerlileştirilmesi konusunda da çalışıyoruz.

SOM-J konusunda bir rakibimiz var. Çalışmaya bizden çok daha önce başladılar; ama onları yakaladığımızı söyleyebilirim. Bizim en büyük avantajımız, F-35 uçağını geliştiren firma, Lockheed Martin ile çalışıyor olmamız. SOM-J’nin, F-35 uçağına entegrasyonu çalışmasına, Lockheed Martin de maddi destek vererek katılıyor. Hedef müşterilerimiz arasında, Amerikan Hava Kuvvetleri de var. Uçağın üreticisi ile füzenini üreticisinin bir araya gelmesi ile doğan sinerjinin, SOM-J’nin, teknik özelliklerinin yanı sıra en büyük avantajlarından birisi olduğunu değerlendiriyoruz.

 

İş Birliklerine Açığız

MSI Dergisi: Geçmiş dönemde; CİRİT, UMTAS, TEBER ve SOM gibi çeşitli füze ve mühimmatınızın farklı platformlara entegrasyonu ile ilgili farklı mutabakat muhtırası ve sözleşmeler imzaladınız. Son dönemde benzer bir iş birliği çalışmanız oldu mu?

Selçuk YAŞAR: Bu konudaki en güncel gelişme, Nisan ayında HÜRKUŞ’un, L-UMTAS füzesi ile yaptığı başarılı atış testi oldu. Yine Nisan ayında, Brezilya’da gerçekleştirilen LAAD fuarında, Embraer ile çeşitli ROKETSAN mühimmatının, Super Tucano uçağında entegrasyonu konusunu görüştük.

Bu alanda şöyle bir avantajımız var: Uçak üreticisi firmalar, sadece kendi uçaklarını biliyorlar; ama biz insanlı ve insansız pek çok uçak üzerinde çalıştık. Dolayısı ile entegrasyon konusunda derin bir tecrübe sahibiyiz.

 

MSI Dergisi: Yurt dışı iş birlikleri konusunda önümüzdeki dönemde somutlaşacak gelişmeler var mı?

Selçuk YAŞAR: ROKETSAN bir teknoloji firması ve ürünlerinin yerel üretimi, ortak girişim şirketi kurulması, birlikte ürün geliştirilmesi gibi farklı modellerde iş birlikleri yapabilir. Bunların örneklerini de geçmişte yaşadık. Örneğin, şu anda, BAE’de, 3 ayrı ürünümüz için entegrasyon tesisi kurduk.. Bu tesisleri biz kurduk ve işletecek personele, işin nasıl yapılacağı ile ilgili eğitimler de verdik.

Ortak bir şirket kurulması, açık olduğumuz bir model; ama işin hacmine ve sürekliliğine bağlı bir konu. Böyle bir şey yaptığınızda, o ülkenin yerel bir firması oluyorsunuz ve ayakta kalabilmeniz için, oradan iş almanız gerekiyor. 100 milyon dolarlık yatırım yapıp 50 milyon dolarlık iş alırsanız, sürdürülebilir olmaz.

Bir diğer model de konsorsiyum kurulması olabilir. Burada da ihtiyaçlar, işin hacmi gibi konular devreye giriyor.

 

MSI Dergisi: ROKETSAN’ın yurt içindeki iş ortakları ve ekosisteminin boyutları hakkında bilgi verebilir misiniz?

Selçuk YAŞAR: Geçtiğimiz aylarda, Ankara’da, birlikte çalıştığımız firmalarla çok başarılı bir çalıştay yaptık. 280 civarında firma katıldı. Bu çalıştayda şunu söyledik: Çözüm ortağı dediğimizde; bizimle birlikte taşın altına elini koyabilecek, tasarım yapabilecek, Ar-Ge yapabilecek, bizim alt sistemlerimizi veya bizim ihtiyacımız olan komponentleri geliştirebilecek, bunları kalifiye edebilecek ve bize bunları üretebilecek firmaları kastediyoruz. Böyle firmaların, illa ki sıfırdan kurulmaları da gerekmiyor. Çözüm ortağı ekosistemimizi genişletmek için, Türkiye genelinde, 70 civarında firmayı gezdik. Şu anda birlikte çalışmadığımız; ama gelecekte çalışabileceğimiz, çok ciddi yetenekleri olan firmalarla tanıştık.

Baktığımızda, en altta bize bileşen üreten firmalar var. Küçük elektrik motorları olabilir, talaşlı imalat olabilir. Bu alanlarda çok yetenekli KOBİ’ler var. Bunun bir üst kategorisindeki alt yüklenicilerimiz, sadece komponent vermiyor; montaj da yapıyor. Bunun bir üstünde, tasarım yapan ya da yapılmış bir tasarımı alıp iyileştiren firmalarımız var. Bunları, çözüm ortağı olarak tanımlıyoruz. Bu 3 kategoride, Türkiye’deki firmaların hepsi ile çalışmaya açığız. Tabii savunma ve havacılık sektöründe, üretimler parti parti gerçekleşiyor; rafa ürün koyma gibi bir kavram, bu sektörde yok. Dolayısı ile firmalar inişler-çıkışlar yaşayabiliyor; 5 yıl bizim için üretim yapıp 2 yıl bizden iş almayabiliyor. Ama sonra, yine iş almaya başlayabiliyor. Tüm bu şartlara uyum sağlayabilecek firmalara ihtiyacımız var.

Burada İstanbul’dan elektrik motoru üreten bir firmayı  örnek verebilirim. MAM-L, UMTAS ve OMTAS’ta kullandığımız elektrik motorlarını dışarıdan alıyorduk; çünkü Türkiye’de üreten yoktu. Firmayı biz bulduk. Firma da bunları kendi öz kaynakları ile geliştirebileceğini söyledi. Tabii kolay bir süreç olmadı, bazı gecikmeler de yaşadık; ama başardılar ve bu bileşen yerlileştirildi. Böylece, biz de bu motoru kullanan ürünleri, eski üreticinin ülkesinden izin almamıza gerek kalmadan satabilecek hâle geldik. Bu firma belki ileride bu ürününü tek başına ihraç edecek.

ROKETSAN olarak, ürünlerimizde, %70’in üzerinde yerlilik oranını rahatlıkla yakalıyoruz. Bunu, önümüzdeki dönemde daha da yukarıya çekmek istiyoruz.

 

MSI Dergisi: Savunma Sanayi İçin Araştırmacı Yetiştirme Programı (SAYP) kapsamındaki çalışmalarınızın son durumu hakkında bilgi verebilir misiniz?

Selçuk YAŞAR: SAYP genelinde, şu an 44 proje yürütülüyor. Bunların 24’ü, ROKETSAN’ın projeleri. Tüm sektörün katıldığı bu programdaki projelerin yarıdan fazlasının ROKETSAN tarafından gerçekleştirilmesi, Ar-Ge’ye ve üniversite iş birliklerine verdiğimiz önemi gösteriyor ve bundan gurur duyuyoruz. Bu sayıyı daha da arttırmak istiyoruz.

 

Büyüme Devam Edecek

MSI Dergisi: Okuyucularımız, gelecek dönemde, ROKETSAN’dan neler beklemeli? 5 yıl sonra nasıl bir ROKETSAN göreceğiz? Ciro, çalışan sayısı, ihracat gibi rakamlar paylaşabilir misiniz?

Selçuk YAŞAR: ROKETSAN, son 12-13 yılda, ciro olarak yaklaşık 8 kat büyüdü. Çalışan sayısı olarak da neredeyse 3 kat büyüdü. Ciromuzda ihracatın payı, yıllara göre değişiyor. Son 3 yılın ortalaması %50. Biz, daha uzun vadeli baktığımızda, ihracatın en azından %25-30 bandında olmasını istiyoruz. Geliştirdiğimiz sistemlerin teknolojik özellikleri arttıkça, kullanım esnasında ihtiyaç duyulan uzmanlık da artıyor; bu durum da ihracat çalışmalarımızın hızını etkiliyor. Tabanca mermisini çok hızlı satabilirsiniz; ama CİRİT gibi bir füze için; onu fırlatacak platforma ve uzman kullanıcılara ihtiyacınız var.

Daha yüksek katma değerli ürünler geliştiriyoruz. Ürün ailemizin genişlemesi ve dış pazarlarda elde edeceğimiz başarılarla dünyanın ilk 100 savunma firması listesine, kısa bir zaman içerisinde, belki de 2017 yılında giriş yapabileceğimizi değerlendiriyoruz.

Çalışan sayımız, şu anda 2.200’ün üzerinde. Bunun yarıdan fazlası mühendis. Ar-Ge merkezimizde çalışan sayımız ise ağırlığı mühendis olmak üzere 800. Gelecekte, çok kritik operasyonlar dışında, üretimimizin alt yüklenicilerimiz ve çözüm ortaklarımız tarafından yapılmasını hedefliyoruz. Geçtiğimiz yıl, Türkiye genelinde çalıştaylar yaptık; çeşitli kümelerle, organize sanayi bölgeleriyle, teknoparklarla bir araya geldik. Şunu çok açık vurguladık: Birisinde bir yetenek varsa, bir şey yapıyorsa, biz kesinlikle bunu tekrarlamıyoruz; yapanı destekliyoruz. Dolayısı ile personel konusunda çok büyük artışlarımız olmayacak; ekosistemimizle büyüyeceğiz.

Çalışanlarımızın eğitimi için de çaba gösteriyoruz. Örneğin, mühendislik yöneticilerimizden, şu ana kadar 12 arkadaşımızı, ABD’nin en önde gelen bir kaç üniversitesinde, inovasyon yönetimi konusunda eğitimlere gönderdik. Bunların çok olumlu geri dönüşleri oldu. Bizi geleceğe, bu arkadaşlarımızın da aralarında bulunduğu, yeni nesiller taşıyacak. Kurum kültürümüzü korumaya ve geliştirmeye çalışıyoruz. Başkaları ne yaparak, nasıl yaparak başarılı oluyorsa biz de gerektiğinde o yöntemleri, o süreçleri uygulayarak dünyayı yakalayabiliriz. Bunlar yerinizde oturarak, İnternet’ten okuyarak olmaz. Oralara gidip görmeniz lazım. Dünyada, bizim alanımızdaki iyi firmalarla yarışıyoruz. Belki büyüklük olarak bir kısmından küçüğüz; ama vizyonumuza güveniyoruz.

 

MSI Dergisi: Türkiye’nin 2023 yılı ihracat hedefleri malumunuz. Siz burada kendinizi nasıl konumlandırıyorsunuz? ROKETSAN, Türkiye’nin 2023 yılı ihracat hedeflerine nasıl bir katkı verecek?

Selçuk YAŞAR: Şu anda, yurt içindeki ve yurt dışındaki projeler için verdiğimiz, toplam bedeli 6 milyar doları aşan teklifler var. Tabii özellikle ihracat cephesinde; ülkeler arası ilişkiler, kredi mekanizmaları gibi farklı dinamikler var. 2023’te, milyar dolar mertebesinde ciro gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Bunun da %25-30’unun ihracat kaynaklı olmasını öngörüyoruz. Dolayısı ile 250-300 milyon dolar bandında bir katkı verebileceğimizi tahmin ediyorum.

 

MSI Dergisi: ROKETSAN, Milli Muharip Uçak Geliştirilmesi (TF-X) projesinde kendini nereye konumlandırıyor?

Selçuk YAŞAR: Kuşkusuz bu projenin içerisindeyiz ve proje ekibi ile irtibat hâlindeyiz. TF-X, ROKETSAN’ın, hem şu anda sahip olduğu SOM-J gibi hem de gelecekte sahip olacağı füze ve mühimmatı kullanacak.

 

MSI Dergisi: IDEF gündeminiz ne olacak?

Selçuk YAŞAR: Biz her seferinde IDEF’te daha büyük bir yer kiralıyoruz. Çünkü artık ürünlerimiz sığmamaya başladı. Hem ürünlerin boyutları büyüyor hem de çeşit artıyor. Bu sene, bazı ürünleri içeride, bazı ürünleri dışarıda sergileyeceğiz.

Bu yıl, ürünlerimizi sadece standa koyup sergilemeyeceğiz; onları konseptleriyle birlikte ziyaretçilerin ilgisine sunacağız. Böylece, bu ürünlerin ne gibi yetenekler kazandırdığını gözler önüne sereceğiz. Ziyaretçilerimiz, ürününün konseptini, kullanımını kafasında canlandırabilecek.

Fuarda, birçok yabancı misafiri ağırlamayı planlıyoruz. Şu anda bunun hazırlıklarını yapıyoruz.

 

MSI Dergisi: Eklemek istediğiniz başka bir konu var mı?

Selçuk YAŞAR: Son 1,5 yılda, ROKETSAN 2035 vizyonumuzu çalıştık. Bu dokümanı ortaya çıkarttık ve devletimizin ilgili makamları ile paylaştık. 20 yıl sonrasının ürünleri hangileri olur, belki bunu tam olarak bilemeyiz; ama ürünleri ortaya çıkartacak kabiliyeti, bilgiyi, beceriyi, insan gücünü, yatırımı bu dokümanın içine koyduk. Bu doküman, ROKETSAN’ın önünde, geleceğe tutulmuş bir fener olacak.

 

ROKETSAN Genel Müdürü Selçuk Yaşar’a, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

 

Söyleşinin, dergimizde yayımlanan haline ulaşmak için:

http://www.milscint.com/tr/files/2017/06/64_73_144-idef2017-ROKETSAN-tr.pdf

1,168 toplam görüntüleme, 1 bugünkü görüntüleme