Söyleşi: RTÜK Üyesi Taha YÜCEL: “Türkiye, yapay zekâ yazılımları alanında öncü olabilir.” – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: RTÜK Üyesi Taha YÜCEL: “Türkiye, yapay zekâ yazılımları alanında öncü olabilir.”

31 Mayıs 2018

 

Melike Beykoz’un RTÜK Üyesi Taha Yücel ile yaptığı ve MSI Dergisi’nin 159’uncu sayısında yayımlanan “Türkiye, yapay zekâ yazılımları alanında öncü olabilir” başlıklı söyleşi, MSI Dergisi’nin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

Melike BEYKOZ / zmbeykoz@gmail.com

Avrupa Konseyi bünyesindeki Yapay Zekâ ve İnsan Hakları Uzmanlar Komitesi’nin ilk toplantısı, 6-7 Mart tarihlerinde, Strazburg’da; Stanford, MIT, Oxford gibi üniversitelerden akademisyenlerin, sektör ve sivil toplum kuruluşları uzmanlarının ve Avrupa Konseyi üyesi devletlerin, davetli temsilcilerinin katılımıyla yapıldı. Bu toplantıda ülkemizi temsil eden, RTÜK (Radyo ve Televizyon Üst Kurulu) üyesi Taha Yücel, yapay zekâ üzerine bir sunum yapmış ve sunumunda, gelecekte oluşabilecek, insan hakları ile ilgili risklere ve düzenleme eksikliklerine dikkat çekmişti. Bu sunumdan kısa bir süre sonra, 18 Mart’ta, Yücel’in sunumunda belirttiği düzenleme eksiklerine ilişkin tespitinin doğruluğunu ortaya koyan bir gelişme yaşanmış ve UBER’in sürücüsüz aracının yaptığı kazada, bir kişi hayatını kaybetmişti. Yücel ile kurulda yaptığı sunum ve yapay zekâ üzerine bir söyleşi yaptık.

Melike BEYKOZ: Yapay zekâ, eski Yunan’dan beri konuşulan; ancak 1950’lerde, Alan Turing ile modern anlamda tanımlanan bir kavram. Yapay zekânın, bugünlerde gündemin üst sıralarına çıkmasının sebepleri neler?

Taha YÜCEL: Yapay zekâyı, insan gibi düşünen, insan gibi karar veren, kendini geliştirip öğrenen ve kendini düzelten sistemler veya makineler olarak tanımlayabiliriz. Yaklaşık 60 yıllık bir konudan bahsediyoruz. İlk bilgisayarlar, “mainframe” denilen ana makinelerdi; Çok yer kaplıyorlardı ve bugüne kıyasla çok yavaştılar. Zamanla, bilgisayarların işlem kapasiteleri arttı, küçüldüler, güçlendiler ve hızlandılar. İkincisi, kayıt kapasiteleri arttı. Eskiden kilobyte’lar konuşulurken şimdi, USB belleklerde, terabyte kapasitelerden söz ediyoruz. Üçüncüsü, bulut teknolojileri ile ağ tabanlı kullanım başladı. Geleceğimizin telekomünikasyon teknolojisi de ağ tabanlı olacak. Cihaz bağımlı, yerel yapıların yerini, ağ teknolojileri alacak. Mimaride de açık sisteme (Open Network Architecture) dönülüyor. Bizim operatörlerimiz de muhtemelen bu yapılara hazırlanıyorlardır. 5G ile birlikte, kullanımı artacak olan IoT (Internet of Things) ile neredeyse tüm nesneler, İnternet’e bağlanacak ve tabii geniş bant (broadband) kapasiteleri de artacak. İnternet’in yaygınlaşması ile de milyarlarca cihaz ağa bağlanacak.

Teknolojideki bu gelişimle birlikte, yapay zekâ ile insansız kara, hava ve deniz araçları, uçaklar, gemiler, silahlar hayatımıza girecek. Sadece ulaşım ve savunma sanayisinde değil tarım, sağlık, yargı gibi alanlarda da yapay zekâ kullanımını göreceğiz.

 

Melike BEYKOZ: Teknolojinin gelişmesiyle kullanım alanı artacak olan yapay zekâyı en çok nerelerde göreceğiz?

Taha YÜCEL: Ben, tabii ki teknolojilerin, barışçıl ve iyi amaçlarla kullanılmasını savunuyorum. Teknoloji, bir araçtır. Örneğin, bir bıçak… Doğru kullanılırsa bir doktorun elinde neşter olur, hayat kurtarır; ama kötüye kullanılırsa bir katilin elinde, ölüme sebep olur.

Yapay zekânın barışçıl amaçlarla kullanılabileceği, pek çok alan var. Örneğin, tarım. Yapay zekâ ile donatılmış bir insansız hava aracını düşünün. Büyük bir arazinin analizinin, akıllı sistemlerle yapıldığını; nerenin daha verimli olduğunun tespit edildiğini; insansız traktörlerle bu arsanın sürüldüğünü düşünün. Yine insansız bir araçla gerekli bölgelerin, ilk analize bağlı olarak gübrelendiğini; gereken yerlerin taşlardan arındırıldığını ve toprağın daha verimli hâle getirildiğini; nereye hangi ürünün ekileceğine karar veren akıllı sistemlerle uygun ekim yapıldığını hayal edin. Sadece gereken yerlerin sulandığını ve problemli yerlerin ilaçlandığını düşünün. Bu sayede, ekonomik bir gübreleme; insan sağlığına uygun bir ilaçlama ve sonucunda da verimli bir tarım yapmış oluyorsunuz. Ayrıca bu sistemler, ürünün gelişmesini de izleyip gerekli önlemleri alabiliyorlar.

Yapay zekâ, yargıda da kullanılabilir. Örneğin, Avrupa Konseyi’nde yaptığım sunumda da belirttiğim gibi, yapay zekâ, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)’nde, kararları verirken yardımcı olarak kullanılabilir. Bu sayede, hem kararların alınması hem de kararları alırken ön yeterlilik şartlarının değerlendirilmesinin hızlanmasına yardımcı olabilir. Benzer şekilde, bizde de Anayasa Mahkemesi, Danıştay, Yargıtay ve hatta mahkemeler de yapay zekâyı kullanmalıdır. Sonuçta, kararı hâkimler verecektir; ancak yapay zekâ, karara yardımcı olacak ve adaleti şeffaflaştıracaktır.

Avrupa Konseyi’nde yaptığım konuşmada, insansız araçlar kullanılırken olabilecek kazalar için de düzenlemeler yapılması konusunda bir uyarıda bulunmuştum. Olası bir kazada, kimin sorumlu olduğu konusunda düzenlemeler yapılarak AİHM’ye yol gösterilmelidir. 18 Mart’ta, Uber’in sürücüsüz aracıyla yaşanılan kazada, Uber’in, araç üreticisinin ve aracı satın alan kişinin, sorumluluk alanları belirlenmelidir. Yapay zekânın doğru kullanılması için, bu düzenlemelerin yapılması şarttır. Nitekim maalesef böyle bir kaza oldu ve Uber’in sürücüsüz aracı, ölümle sonuçlanan bir kaza yaptı. Bunun üzerine, Uber’in sürücüsüz araç kullanma servisi durduruldu. Bu, kötü bir durum olmakla beraber, iyi bir öngörü oldu. Bu öngörünün doğruluğu ve faydası konusunda, birçok olumlu mesaj da aldım.

Yapay zekânın barışçıl amaçla kullanılmasını diliyoruz; ama savunma ve terörle mücadele için, insansız tanklar ve savaş araçları da yapılmalıdır. Bunların kontrolden çıkmaması için de gerekli önlemler, titizlikle alınmalıdır.

 

Melike BEYKOZ: Avrupa Konseyi’nde sunum yaptığınız, Yapay Zekâ ve İnsan Hakları Uzmanlar Komitesi hakkında da bilgi verebilir misiniz? Bu komite ne amaçla kuruldu, kimlerden oluşur, görevleri nelerdir?

Taha YÜCEL: Avrupa Konseyi, 47 ülkeden oluşan bir birlik ve Türkiye de ilk üyeleri arasında yer alıyor. Avrupa Konseyi, daha çok insan haklarına odaklanır. AİHM de Avrupa Konseyi’nin bir parçasıdır.

Avrupa Konseyi’nde; bilgi toplumu ve medya, İnternet ve bilgi güvenliği gibi konularda çalışan uzmanlık komiteleri var. Hak ihlalleri, kişilik hakları, ifade özgürlükleri gibi konulardaki uyuşmazlıklar da AİHM’ye geliyor. Türkiye de bu tarz komisyonlara katılıyor ve katkı veriyor. Türkiye’den de Yargıtay’dan, Danıştay’dan, Hâkimler ve Savcılar Kurulu’ndan ve diğer kurumlardan, sınavlara girip kazanarak gelen 100’den fazla çalışan uzman var.

Yapay Zekâ ve İnsan Hakları Uzmanlar Komitesi’nde de Harvard, MIT, Oxford’dan doktoralı akademisyenler var. Felsefe, hukuk gibi açılardan da yapay zekâyı değerlendiren bu grup, senede 2 kez toplanıyor. Bu grup, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ne, yapay zekâ ve büyük verinin kullanımının, insan haklarına etkilerinin değerlendirilmesine dair bir doküman hazırlayacak.

 

Melike BEYKOZ: Avrupa Konseyi Yapay Zekâ ve İnsan Hakları Uzmanlar Kurulu’nda yapılan bu çalışmanın, Türkiye’de de yansımaları olacak mı; kararlar burada da paylaşılacak mı?

Taha YÜCEL: Bu doküman, Avrupa Konseyi’nde kabul edildikten sonra, üye 47 ülkeye de tavsiye kararı olarak gönderilecek. Ülkeler, yapay zekâ kullanımı konusunda özgür olmakla beraber, bu kararlardan da yararlanabilecekler. AİHM de karar alırken bu önerilerden istifade edecek.

 

Melike BEYKOZ: Türkiye’de, hangi kurumlara yapay zekâ anlamında görüş bildiriyorsunuz? Örneğin, Birleşik Arap Emirlikleri’nde, yapay zekâ bakanlığı var. Bizde, hangi bakanlık bu konuda doğrudan sorumlu?

Taha YÜCEL: Bizde bu konu ile daha çok, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ilgileniyor. Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) da yapay zekânın, savunma sanayisinde kullanımı için projeler geliştiriyor. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu da konu ile ilgili çalışmalar yürütüyor. Üniversitelerimizde de çalışmalar olmakla beraber, henüz yeterli değil. Endüstri 4.0 ile birlikte, sanayimizde bu tür tartışmalar başlamış olmakla birlikte, yeterince gündem olmadı ve hâlâ işin başındayız. Türkiye, çok genç bir nüfusa sahip ve yapay zekâ yazılımları alanında öncü olabilir. Bu fırsatı kaçırmamalıyız.

Melike BEYKOZ: Yapay zekânın kullanımı konusundaki farkındalık nasıl arttırılabilir? Bu teknolojinin, çağımızı değiştirebilecek, verimliliği arttıracak ve hayatımızı kolaylaştıracak bir değişime neden olacağı nasıl anlatılabilir?

Taha YÜCEL: Bu konuda en büyük görev, bilim adamlarımıza düşüyor. Üniversitelerimizin, bu alanda uzmanlık branşları oluşturması lazım. Örneğin, bir üniversitemiz, tarım alanında yapay zekâ kullanımı konusunda, bilgisayar mühendisliği ve ziraat mühendisliği gibi farklı bölümleri bir araya getirerek bir çalışma başlatmalı, tezler hazırlatmalı, uzmanlar yetiştirmeli ve sonrasında da bu bilgileri, endüstriye aktarmalı. Aksi takdirde, sadece hazır ürünleri alan ve kullanan bir konumda kalırız ki; bu tehlikeli ve sakıncalı. Bu, maalesef birçok teknolojik yenilikte böyle oldu. Örneğin, bugün kullandığımız cep telefonlarında, aşağı yukarı herkeste belli markalar var. Yerli markalarımız da var; ama az kullanılıyor. Baz istasyonlarımız, neredeyse tamamen ithal. Zamanında teknolojiyi yakalayamazsak çok geç kalıyoruz. Yapay zekâ konusunda, henüz geç kalmış değiliz. 5G teknolojisi de gelirken Türkiye, bu konuda çok daha etkin olmalı; çünkü yapay zekâ, telekomünikasyon altyapısı ile birlikte büyüyecek ve hızlanacak. Bu nedenle Türkiye’nin, teknolojiyi sadece tüketen değil, aynı zamanda üreten bir konumda olması lazım.

Melike BEYKOZ: Yapay zekânın önemli kullanım alanlarından biri de görüntü işleme. Bu da genellikle güvenlik alanında, insanları tanıma amacıyla kullanılıyor. Ülkemizde bu anlamda neler yapılıyor ya da yapılabilir?

Taha YÜCEL: Güvenlik alanında görüntü işleme konusu, bir süredir ülkemizde de gündemde. Kameralarla kaydedilen ve büyük miktarda veri oluşturan bu görüntüler, yapay zekâ yoluyla işleniyor ve analiz ediliyor. Hâlihazırda, plaka tanıma sistemi, başarılı bir şekilde kullanılıyor. Buna ilave olarak, sahipsiz bir çanta veya paket, bu yolla tespit edilip alarm üretilebilir. Başka bir örnek ise aranılan bir kişinin, kamera görüntüleri üzerinden, yüz tanıma ile tespit edilip yakalanması olabilir. TV yayınlarında da müstehcen veya cinsellik içeren görüntülerin, yapay zekâ ile tespit edilmesi için, TÜBİTAK ile birlikte, RTÜK bünyesinde çalışma devam ediyor.

 

Melike BEYKOZ: Yapay zekâ, savunma ve güvenlik teknolojilerinde kritik bir öneme sahip. Savunma sanayimizde, bu anlamda neler yapılıyor? Milli ürünlerimiz yapay zekâ ile destekleniyor mu?

Taha YÜCEL: Bildiğiniz üzere, savunma sanayimiz, SSM öncülüğünde, birçok milli projeye imza attı. Milli askeri araçlarımız, helikopterimiz, gemilerimiz, insansız hava araçlarımız, silah sistemlerimiz ve muharebe sahasında ihtiyaç duyulan birçok ürün, milli imkânlar ile geliştirildi ve bunlar, operasyonlarda aktif görev üstleniyor.

Bu ürünlerimizi tek tek incelersek her birinde, onlarca yapay zekâ teknolojisinin yer aldığını görebiliriz.

Haberleşme sistemleri, radar sistemleri, kripto teknolojileri, elektronik harp sistemleri, görüntü işleme, güdüm sistemleri, dost-düşman tanıma sistemleri, görev bilgisayarları, akıllı mühimmatlar gibi yapa zekâ teknolojilerini kullanan ürünler, platformlarımızda yer alarak savunma sistemlerimizin işlevlerinin yerine getirilmesinde, aktif rol üstleniyor.

Muharebe sahasına bir bütün olarak baktığımızda da bahsettiğimiz sistemler, yapay zekâ teknolojisinin kullanımının gittikçe arttığı, komuta kontrol sistemlerimize bağlı, uç birimler olarak görev alıyor.

Öte yandan, savunma ve güvenlik sistemlerinde kullanılan, kamera ve radar gibi ürünlerin sayılarının on binler seviyesinde olması, bu sistemlerin, operatör bazlı kullanımını, neredeyse imkânsız hâle getiriyor. Bu aşamada, görüntü işleme, sinyal işleme ve akıllı öğrenen algoritmaların kullanımı, hem operatör ihtiyacını azaltıyor hem de insan kaynaklı hataların önüne geçmeye yardımcı oluyor.

 

Melike BEYKOZ: Yapay zekâ ile bazı mesleklerin de yok olacağı öngörülüyor. Örneğin, sürücüsüz araçlarla şoförlük mesleğinin yok olması ya da yine yapay zekâ kullanımı sonrası, çiftçilik mesleğine ihtiyaç kalmaması gibi. Bunun ekonomiye yansıması ile ilgili ne tür önlemler alınabilir? İnsanlar, yok olan meslekler yerine, ne gibi işlere yönlendirilmeliler?

Taha YÜCEL: Ülke olarak, genç, dinamik bir nüfusa sahibiz. Teknolojideki yeniliklerle bazı meslekler yok olmakla birlikte, yeni meslekler de oluşuyor. Çocuklarımızı, daralan alanlardan çok, yeni genişleyen bu alanlara yönlendirmemiz lazım. Örneğin, yazılım böyle bir alan. Gençlerimizi, yapay zekâ, arttırılmış gerçeklik (Augmented Reality), sanal gerçeklik (Virtual Reality), içerik üretme gibi konularda eğitmemiz ve gençlerimizin, bu alanlarda uzmanlaşmalarını sağlamamız lazım. İyi bir eğitimle çocuklarımızı, ilkokuldan başlayarak yetiştirmemiz ve yazılımda iyi bir noktaya gelmemiz mümkün. Çocuklarımızı, bilgisayarla sadece oyun oynayan değil aynı zamanda üretebilen bir noktaya getirmemiz gerekir.

 

Melike BEYKOZ: Yapay zekâ, bu kadar çok geniş bir alanı etkilerken devlet bu konuya nasıl destek olabilir ve neler yapabilir?

Taha YÜCEL: Belki yapay zekâyı da içine alan, Yeni Teknolojiler Bakanlığı kurulabilir. Bu bakanlığın görevi de gerek üniversiteler gerek sektörler gerekse devlet kurumlarının iş birliğinin organize edilmesi; Türkiye’de, bu tür projelerin başlatılması ve yönetilmesi olabilir.

 

RTÜK Üyesi Taha Yücel’e, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

763 toplam görüntüleme, 2 bugünkü görüntüleme