Söyleşi: SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk BAYRAKTAR – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk BAYRAKTAR

12 Eylül 2018

“Misyonumuz, yerli ve milli savunma ve havacılık sanayisinin itici gücü olmak.”

SAHA İstanbul Savunma, Havacılık ve Uzay Kümelenmesi Derneği, sektörün, başarılı platform projelerinin ardından, kritik teknolojiler, bileşenler ve alt sistemleri geliştirmeye yöneldiği bir dönemde, 2015 yılında kuruldu. İstanbul ve çevresinde yerleşik firmalarla yola çıkan SAHA İstanbul, kısa zamanda, Türkiye’nin çeşitli illerinde yerleşik üyeleri de bünyesine katarak büyüdü ve savunma ve havacılık sektöründeki, önemli oyunculardan birisi ve Türkiye’nin en büyük kümesi haline geldi. SAHA İstanbul’un çalışmaları ve hedefleri hakkında, Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar’dan bilgi aldık.

 

MSI Dergisi: Haluk Bey, SAHA İstanbul, 3’üncü yılını geride bıraktı. SAHA İstanbul, bu süreçte, Türk savunma ve havacılık sektöründe, kendine nasıl bir yer edindi?

Haluk BAYRAKTAR: SAHA İstanbul, çok kritik bir misyonla kuruldu. Bu misyonu; “Sanayicilerimizin kabiliyetleri ile savunma ve havacılıkta, yerli ve milli ürünler ortaya koymak. Stratejik açıdan önemli ve katma değeri yüksek sistem ve alt sistemleri geliştirilmesi için katalizör olmak.” cümlesi ile özetleyebiliriz.

SAHA İstanbul’un faaliyet alanı olarak kabul ettiğimiz; Tekirdağ-İstanbul-Kocaeli-Sakarya hattına baktığımızda, bu bölgede faaliyet gösteren sanayicilerimizin, gayrisafi sanayi hasılasının, %40’nı üretmekte olduğunu görüyoruz. Savunma ve havacılık sanayisi alanında, özellikle 2004 yılından bu yana süregelen yerlileşme hamlesine, bu bölgedeki firmalarımız nasıl katkı sunabilir düşüncesiyle yola çıktık.

Fakat bu bölgedeki sanayiciler, genellikle Ankara’nın savunma ve havacılık sektörüne dair gündeminden ve savunma ve havacılık sanayisindeki gelişmelerden uzak kalmıştı. Bizim temel fonksiyonumuz, aradaki bağlantıyı kurmak ve bu potansiyeli, savunma ve havacılık sanayisi için devreye sokmak ekseninde gelişti.

Kuruluşumuzda, 27 üyemiz vardı. Hepsi farklı sektörlerde faaliyet gösterseler de savunma ve havacılık sanayisinin yerlileştirilmesine ve millileştirilmesine inanmış arkadaşlarımızdı. Kendimize bir yol haritası çıkardık. Hangi alanlarda yer alacağımızı belirledik.

SAHA İstanbul, bugün, 11 üniversite ve 302 sanayici üyeye ulaştı ve Türkiye’nin, en büyük sanayi kümesi haline geldi. Ayda bir yaptığımız yönetim kurulu toplantılarımızda, her seferinde 8-10 yeni üye müracaat dosyasını ele alıyoruz.

Son dönemde yaşadıklarımız, yerli ve milli bir savunma ve havacılık sanayisinin önemini, bir kere daha gözler önüne serdi. Özellikle başarıyla sonuçlandırdığımız Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtları, savunma ve havacılık sanayisi alanında atılan adımların, aslında ne kadar kritik öneme sahip olduğunu açıkça gösterdi. Örneğin, tamamen milli olarak geliştirilen ve %93 gibi rekor sayılabilecek bir seviyede yerlilik oranına sahip olan BAYRAKTAR TB2 silahlı İHA (SİHA) sistemleri, bu harekâtlarda, sahada uçuşlar icra etti. Nokta tespiti, alan kontrolü, terörist unsurların imha edilmesi, bölgedeki sivillerin emniyetli şekilde bir bölgeden diğerine intikalinin sağlanması gibi onlarca farklı görevde, sahada, kuvvet çarpanı olarak kullanıldı. 6 bin saatin üzerinde, o bölgede uçuş yaptı. Özellikle harekâtların icra edildiği dönemlerdeki; kar, fırtına ve dolu gibi olumsuz hava şartlarına rağmen, uçuşlar kesintisiz devam etti. Milli SİHA’larımız, yaklaşık 1.150 teröristin bertaraf edilmesinde, aktif rol aldı.

Aslında milli açılımın en somut başarılı sonuçları arasında yer alan bu örnekleri, mutlaka çoğaltmamız gerekiyor. SAHA İstanbul da bugün, Türk sanayisinin, bu alanda yapacağı atılımın merkezi haline geldi diyebilirim.

Savunma ve havacılık sanayisi, ülkemizde, teknoloji anlamında en ileri seviyede ve derinlikte çalışmaların yürütüldüğü alan olarak öne çıkıyor. Halen Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) tarafından, toplam büyüklüğü 150 milyar lira civarında olan, 600’ün üzerinde proje yürütülüyor. Özellikle ana platform bazında ortaya konulan sonuçların; ana alt sistem, bileşen ve teknolojiler anlamında da devam ettirilmesi önem arz ediyor. Bu alanlarda atılacak çok adımımız var. Mutlak suretle sistematik ve öncelikler odaklı bir metodoloji ile bu alandaki faaliyetlerimizi, hızlı bir şekilde sürdürmeye gayret ediyoruz.

Burada elde edilen başarıların, diğer sektörlerimiz için örnek teşkil ediyor olması da ayrıca önemli.

Boeing, SAHA İstanbul’un iş birliğini daha da geliştirmeyi hedeflediği firmalardan biri. Yolcu uçakları, Türkiye’de yoğun olarak kullanılan firma, Teknopark İstanbul’da bir ofis açacak.

 

MSI Dergisi: SAHA İstanbul’un, üyeliğe kabul ve büyüme stratejileri hakkında bilgi verir misiniz?

Haluk BAYRAKTAR: SAHA İstanbul olarak, belirli alanlara odaklanan teknik komiteler oluşturduk ve her firma, ilgili komite veya komiteler altında konumlandı. Büyümemizi de bu komite yapılanması üzerinden gerçekleştiriyoruz. Komitelerin ihtiyaç duydukları firmaları, üyeliğe kabul ediyoruz.

Amacımız, sektöre gerçekten üretim yapabilecek, katkı sağlayabilecek firmalarla büyümek. Bu nedenle üyelerimizi titizlikle seçiyoruz. Mevcut projelerimize ya da ileride karşımıza çıkacak projelere katkı verecek firmalar arıyoruz. Dolayısı ile firmaları tanımak, neler yaptıklarını anlamak, niteliklerini ölçmek, bizim için çok önemli. Bu nedenle SSB’nin başlattığı, Endüstriyel Yetkinlik Değerlendirme ve Destekleme Programı (EYDEP)’nı, kritik bir ihtiyacı karşılayacak bir gelişme olarak görüyoruz. SAHA İstanbul olarak, bölgemizdeki firmaların EYDEP denetimlerini, SSB adına biz yapıyor olacağız. EYDEP sayesinde, yetkin firmaları bünyemize alabilmemiz de kolaylaşacak.

Diğer yandan, üyemiz olmayan firmalar da kısıtlı da olsa çalışmalarımızdan faydalanabiliyor; örneğin, konferanslarımıza katılabiliyor.

 

MSI Dergisi: SAHA İstanbul’un, Türkiye’deki ve yurt dışındaki kümelenmelerle ilişkileri hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Haluk BAYRAKTAR: SAHA İstanbul, İstanbul ve çevresinin yanı sıra Türkiye’nin çeşitli illerinden de üyelere sahip. Bu genişleme, gelen talepler ve teknik komitelerimizin ihtiyaçları doğrultusunda gerçekleşiyor. Ankara, Bursa ve Eskişehir’deki kümelerle yakın çalışıyoruz. ODTÜ TSSK ile 17 Ocak 2017’de, bir iş birliği protokolü imzaladık. Önümüzdeki dönemde de diğer kümelenmelerle yakın bir şekilde iş birliği yapmaya devam edeceğiz.

Yurt dışındaki kümelerle de iletişim halindeyiz. Marsilya’da konuşlu havacılık kümesi ile bir mutabakat muhtırası imzaladık. SAHA EXPO’da, yabancı partnerlerimiz de olacak ve yeni iş birliklerini görüşeceğiz.

SAHA İstanbul üyesi firmalar, başta ALTAY tankı olmak üzere, kara platformu projelerinde de rol almayı hedefliyor.

 

Baykar Makina, platform üreticisi kimliğinin yanı sıra birçok alt sistemi de kendisi tasarlayıp üretiyor ve bu özelliği ile SAHA İstanbul’un örnek firmaları arasında yer alıyor.

Yetkin Firmalarla, Alt Sistem Entegratörlüğü

MSI Dergisi: SAHA İstanbul’un, kuruluşundan itibaren, Türk savunma ve havacılık sanayisine katkılarını özetleyebilir misiniz?

Haluk BAYRAKTAR: SAHA İstanbul’un, sektöre katkılarını, iki ana başlık altında toplamak mümkün. Sektöre katkı alanlarından birincisi, çok sayıda firmayı sektöre çekmemiz. Üyemiz olan ya da yakın temasta olduğumuz firmalar, savunma ve havacılık dışındaki sektörlerde, zaten dünya ile entegre bir şekilde faaliyetlerini sürdürüyorlar. Çok önemli yetenekleri var. Firmaların yaptıkları ile savunma ve havacılık sektörünün taleplerini yan yana getirdiğimizde, bazen, o talep edilenin de üstünde yetenekler olduğunu görüyoruz. Ya da bazı ek çalışmalarla talep edilen noktaya gelebilecek, benzer yetenekler olduğuna şahit oluyoruz.

Biz, parça üretimine değil, alt sistemler sağlama işine talip oluyoruz. Alt sistem seviyesinde, sistem entegratörü olmak istiyoruz. Firmalarımızın da iş birliği halinde, bu alanlara girmesini teşvik ediyoruz; önlerinin açılması için gerekli adımları atıyoruz.

 

Örneğin, uçağın hidrolik sisteminin pompalarını değil, o sistemin bütününü sağlamakla ilgileniyoruz. Görüyoruz ki; tedarik makamlarının da ana entegratörlerin de talepleri bu yönde.

Milli sistemler geliştirmede, iki aşamalı hal tarzını dikkate alırsak bunlardan birisi, bir ana sistemi ya da platformu tasarlamak ve üretmek üzere entegratörlük yapmak. Bu kapsamda, gurur duyduğumuz çok sayıda proje kapsamında geliştirilen ürünlerimiz, birer birer envantere giriyor. Platform üreticisi vakıf şirketlerimiz ve özel şirketlerimiz, piramidin tepesinde, bu konuda oldukça başarılı çalışmalar yürütüyorlar. Dünyanın en büyük 100 savunma firması sıralamasında, 4 firmamız var. İnşallah bunlara, yenileri de eklenecek. Bunlar, milli savunma sanayimizin önünü açacak önemli kilometre taşları.

İkinci aşama ise bu ana sistemlerin ya da platformların parçalarını üretmek. Bu konuda da daha çok yolumuz olmasına rağmen, önemli mesafeler kat etmiş durumdayız.

Bu alanda firmalarımıza pazar sağlamak üzere; ASELSAN, MKEK, ROKETSAN, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TUSAŞ), askeri fabrikalar ve askeri tersaneler ile BMC, FNSS, Katmerciler ve Otokar gibi kurum ve kuruluşlar ile firmalarımızı bir araya getiriyor ve B2B’ler yaptırıyoruz.

 

SAHA İstanbul, T625’in, yurt dışından alınan bazı sistem ve bileşenlerinin millileştirilmesi ile ilgili üretim grupları oluşturuyor.

 

Deniz projelerinde; MİLGEM, Çok Maksatlı Amfibi Hücum Gemisi ve Yeni Tip Denizaltı gibi önemli projelerde, firmalarımızla yer almaya çalışıyoruz. Tersanelerimizin, oldukça uzun yabancı tedarik listeleri var. Gerek parça gerek alt sistem bazında, bunların yerli tedariki için devrede olmaya gayret ediyoruz.

SAHA İstanbul üyeleri, MİLGEM projesinde, gelen taleplere ve ihtiyaçlara cevap verebildiklerini gösterdi.

 

Fakat eksik olduğumuz en önemli nokta, platformlar için alt sistem ve sistem üreticisi firmalar ortaya çıkarmak konusu. Biz SAHA İstanbul olarak, bu eksikliği gidermek adına, proje bileşenlerini belirliyor ve değişik sektörlerden, alt sistem üretebilecek firmaları, bir konsorsiyum yapısı altında toplayıp alt sistem ürettirmeye çalışıyoruz. Bu yöntem, aynı zamanda, çok eksik olduğumuzu düşündüğümüz; birlikte iş yapma, birleşerek büyüme kültürünün gelişmesine de hizmet ediyor. Sinerjinin olumlu tesirlerini gören firmalar, birlikte iş yapmaya daha da motive oluyorlar.

Alt sistem tasarlama ve üretim yeteneği kazanılınca, bunun dünyaya pazarlanması da daha kolay ve gelir getirici oluyor. Zira alt sistem üretimindeki global oyuncu sayısı, parça üreticisi sayısına göre, çok daha az.

Bu durum, aynı zamanda yan sanayi için de bir paradigma değişikliği anlamına geliyor. Bu çalışmaya ROKETSAN ile başladık ve 33 firmamızı, ROKETSAN’a çözüm ortağı olarak akredite ettik. Şimdi de TUSAŞ ile benzeri bir çalışmayı HÜRKUŞ için yürütüyoruz. Oluşturduğumuz 6 firmalı bir konsorsiyum ile HÜRKUŞ’un iklimlendirme sistemlerinin geliştirilmesi konusunda çalışıyoruz.

Sektöre ikinci katkı alanımız ise eksik olduğumuz konularda, hangi yeni yeteneği, hangi firmayla ve ne tür bir katkıyla geliştirebileceğimiz konusunda gerekli bilgiye sahip olmamız ve doğru parametrelerle doğru sanayi stratejileri oluşturabilmemiz. Sanayi firmalarımızın üretim yetkinlik düzeylerinin tespiti; kendi yeteneklerimizi tanıma, neyi yapıp neyi yapamadığımızı bilme ve projelerle doğru yetenekleri karşılaştırma açısından çok önemli. Bu konuda yaptığımız çalışmalara somut örnekler de verebilirim. Örneğin;

  • LAZER silahı geliştirilmesi,
  • Titanyum ingot ve dövme yeteneği kazanılması,
  • Titanyum 3D printer ve atomize toz kürecikleri,
  • Fiber sensörler,
  • Özel ısıl işlem prosesleri,
  • Görüntü işleme teknolojileri,
  • Sanal gerçeklik,
  • İnsansız platformlar ve sistemler,
  • Platform simülatörleri ve gömülü simülatörler,
  • Taktik veri linki sistemleri,
  • Radara yakalanmayan boyalar, buzlanmayı engelleyici kaplamalar,
  • Aerojel üretimi gibi…

THY Teknik, ihtiyaç duyduğu parça ve bileşenler için, SAHA İstanbul ile çalışıyor.

 

SSB tarafından, tedariklerde yan sanayiyi desteklemek adına, çok başarılı bir şekilde ve tavizsiz uygulanan offset uygulamaları, faaliyetlerimizde, elimizi rahatlatan önemli kalemlerden biri. Ancak bir taraftan offset imkânı tanınırken bir taraftan da firmalarımızın, o offseti kullanabilecek teknolojik üretim yeteneklerine kavuşturulmasının sağlanması gerekiyor. Aksi takdirde, offsetin altı üretimle doldurulamayınca, Offset Kategori A’dan Kategori B’ye aktarımlar yapılmak mecburiyetinde kalınıyor ve ilgili alanda, yeterince yetenek ve pazar yaratılamıyor.

Biz de bu alanda firmalarımıza katkı sağlamak adına, havacılıkta ürün üretebilme kalifikasyon düzeyi olan AS 9100 standardını kazandırmak üzere, Ticaret Bakanlığının UR-GE desteğinden istifade ediyoruz. Halen 32 firmamızla iki UR-GE projemiz yürüyor.

 

SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve Baykar Makina Genel Müdürü Haluk Bayraktar (solda) ve Baykar Makina Teknik Müdürü Selçuk Bayraktar

 

Burada önemli bir diğer konu da “milli kritiklik” konusu. Sınırlı zaman ve kaynaklara sahip olduğumuz dikkate alındığında, yapacaklarımızı önceliklendirmek zorundayız. Sıkıştığımız ya da ambargo uygulandığı zaman tedarik edemeyeceklerimizden başlayarak daha az öncelikli olanlara doğru giden bir strateji uygulamak zorundayız. Kritik olan sistemlerde, maliyetten bağımsız, stratejik ürün yaklaşımı; kritik olmayanlarda ise ekonomiklik ön plana alınabilir. Bunun ayırımını yaparak bizi yönlendirecek olan kurum SSB’dir ki onlar da bu çalışmaları yaptılar ve sürekli güncelliyorlar.

Burada diğer önemli bir parametre de üniversitelerimiz. Üniversitelerimizi, sanayi ile daha iç içe çalışır hale getirmeli ve sanayinin ihtiyaçlarına uygun insan yetiştirilmesinin yanı sıra sanayinin bilimsel ve teknolojik sorunlarına çözüm üreten mekanizmaları geliştirmiş kurumlara dönüştürmeliyiz. İki alanda da ciddi problemlerimiz olduğu saklanamaz. Bunu giderebilmek adına, malumunuz Savunma Sanayii İçin Araştırmacı Yetiştirme Programı (SAYP) uygulanıyor. 25 üniversite, 36 firma ile 45 proje üzerinde, bu kapsamda, sözleşmeye bağlanmış çalışmalar yapıyorlar.

SAHA İstanbul olarak, bünyemizde 11 üniversite üyemiz var. Onlarla birlikte proje yapma; master, doktora programları oluşturma; laboratuvarların firmalar tarafından kullanılmasını sağlama; kampüs tesislerinin SAHA İstanbul tarafından kullanılması gibi, somut konuları içeren protokollerimiz var. Bu üniversiteler arasında; İTÜ, Yıldız Teknik, Marmara, Gebze Teknik ve Sabancı gibi sanayiye yakın önemli üniversiteler de yer alıyor.

 

MSI Dergisi: Sanayileşmenin tabana yayılması ve KOBİ’lerin durumu, sektör içerisinde uzun süredir tartışılagelen konulardan bir tanesini teşkil ediyor. Peki siz, bugün KOBİ’lerin savunma ve havacılık alanında karşılaştıkları başlıca sorunlar, bu sorunların çözümleri ve söz konusu firmaların güçlendirilmesi hususunda neler söylemek istersiniz?

Haluk BAYRAKTAR: Bünyemizde; THY Teknik, Baykar Makina, KORDSA, Kale Havacılık, DOWAKSA, PETLAS, Ermaksan, Durmazlar, BMC gibi büyük firmaların yanı sıra TSE ve Türk Loydu gibi belgelendirme kurumları olduğu gibi, daha küçük ve inovatif teknopark firmaları da var. Üyelerimizin büyük bölümünü, KOBİ’ler oluşturuyor.

KOBİ’lerin yaşadığı sorunların başında, talep geliyor. Sanayinin gelişmesinin motoru talep; destekler ise ikincil önemde. Talepte de önemli olan, kamunun ya da vakıf firmalarımızın yarattığı talep. Kamunun, bu talebi, öncelikle yurt dışı alımlardan yurt içine çevirmesi gerekiyor. Mili üretimin önceliklendirilmesi konusunda, uzun zamandır Hükümetimizin ciddi bir irade ortaya koyduğu ve gelinen noktada, bu iradenin çok önemli bir payı olduğu muhakkak. Ama bu iradenin, aynı hassasiyetle aşağılarda vücut bulduğunu söylemek, çok da kolay değil. Siyasi iradeye, toplumsal iradeye, basının hassasiyetine ve somut olarak yaşadığımız harp durumuna ve ambargolara rağmen milli ürün geliştirilmesine direnen; bunun için acil alım, projeyi riske etmeme gibi bahanelere sığınan bakış açıları, KOBİ’lerimizin en büyük sorunu.

KOBİ’lerin diğer bir sorunu da finansmana erişim. Bu noktada, devletin ciddi teşvikleri var. Fakat bu teşviklerin de iki problemi var. Birincisi, bürokratlarımızın destekten yararlanmak isteyenleri evrak savaşına sokmaları ve projeye harcadığı enerjiden daha fazlasını, bürokrasinin istekleri için harcamak zorunda bırakmaları. Hâlbuki beyan esas alınsa ve hatası tespit edilenler için caydırıcılığı sağlayacak düzeyde cezaların uygulanacağı bir sistem oluşturulsa işlemler çok daha hızlı yürür diye değerlendiriyorum.

Silikon vadisini terk etmiş, ülkemde bir şeyler yapayım diye gelmiş, en değerli sermaye kabul edilen beyninden başka hiçbir sermayesi olmayan genç mühendislerimiz, proje yapıyor, tamamlıyor; ama bu projelerin sonuçlarını ticari ürüne dönüştürmek ayrı bir süreç. Geliştirenin de hakkını koruyacak, ürünün de dünya piyasalarına çıkabilmesini sağlayacak; gerçekten işleyen mekanizmalar kurulmalı.

Diğer önemli bir sorun da ürünlerin sertifiye edilmesi. Bu alanda, KOSGEB aracılığı ile birtakım iyileştirmeler oldu. Ancak sivil havacılık için üretimin önündeki en büyük bariyer, Avrupa ve Amerika sivil havacılık otoriteleri olan; EASA ve FAA sertifikalarının alınması problemi. Bunu milli olarak çözebilmek adına; Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, SSB, TÜRKAK, İTÜ ve Anadolu Üniversitesi ile müşterek bir çalışma yürütüyoruz. EASA’dan Akredite Test ve Sertifikasyon Merkezi kurulması konusunu, Sertifikasyon Komitemizde çalışıyoruz. Teknopark İstanbul’da böyle bir merkezin açılması için de çalışmalarımız devam ediyor.

 

MSI Dergisi: Yerli ana yüklenicilerden beklentileriniz neler?

Haluk BAYRAKTAR: Ana yükleniciler cephesinde, SAHA İstanbul konusunda önemli bir farkındalık var. Firmalarımız, ana yüklenicilerin çözüm ortakları ya da onaylı tedarikçileri oluyorlar. Başlatılan bazı projeler var. Bunların, artarak devam etmesini bekliyoruz. SAHA İstanbul olarak, elimizi taşın altına sokmaya hazırız. Ana yüklenici firmalarımız da bizim başarıya ulaşacağımıza güvenmeli; özellikle kritik teknolojilerin ve alt sistemlerin geliştirilmesi konusunda, bizimle daha yakın bir iş birliğine gitmeli. Vakıf firmalarımızla bu konuda önemli mesafeler kat ettik.

 

MSI Dergisi: Üniversitelerle hangi çalışmaları yürütüyorsunuz?

Haluk BAYRAKTAR: Üyemiz üniversitelerle birlikte, çok farklı alanlarda iş birlikleri gerçekleştiriyoruz. Az önce değindiğim gibi proje yapma, yüksek lisans ve doktora programları oluşturma, laboratuvarların firmalar tarafından kullanılması, diğer altyapıların SAHA İstanbul üyeleri tarafından kullanılması gibi somut konuları içeren protokollerimiz var.

Bunların yanı sıra Marmara Üniversitemiz ile beraber, Teknopark İstanbul’da, Tasarım ve Analiz Merkezi kurma projemiz, İstanbul Kalkınma Ajansı tarafından kabul edildi. Bu merkez, yerli yazılım geliştirme konusunda bir füzyon merkezi olarak da değerlendirilecek.

 

MSI Dergisi: SAHA İstanbul’un, kamu kurumları ile ilişkileri nasıl?

Haluk BAYRAKTAR: Sektörle ilgili tüm kamu kurumları, SAHA İstanbul’u yakından tanıyor. Onlarla verimli bir iş birliğimiz var. Özellikle ihtiyaçların bize iletilmesi konusunda, çok verimli bir iletişime sahibiz. Kamu kurumları ile toplantılar yapıyoruz. Çeşitli ihtiyaçlarını, listeler halinde bize iletiyorlar. Biz de bu toplantılar ve listeler doğrultusunda, üyelerimizi yönlendiriyoruz.

 

MSI Dergisi: Saha İstanbul olarak, Türkiye’den şirketlerin, dünyanın önde gelen savunma ve havacılık firmalarının tedarik zincirlerine girmeleri için de çalışmalar yürütüyorsunuz. Bu çerçevede, icra ettiğiniz faaliyetleri bizlere kısaca anlatabilir misiniz?

Haluk BAYRAKTAR: Bu kapsamda, Boeing firması ile yakın çalışmalarımız devam ediyor. Geçen yıl, Boeing firması yetkililerini SAHA İstanbul’a davet ettik. ABD dışında bir ülkeye gittikleri, en kalabalık tedarikçi grubuyla geldiler. Firmalarımızı, teker teker görüştürdük. Ancak maalesef, sadece 4 firmamızı onaylı tedarikçi yapabildik. Firmalarımızın, teknolojik yeterlilik düzeylerinin yükseltilmesi ihtiyacının da somut bir örneğidir bu durum aslında.

Boeing ile ilerleyen dönemde daha yakın çalışabilmek adına, Boeing’den, Teknopark İstanbul’da bir ofis açmasını istemiştik. Kabul ettiler. Önümüzdeki günlerde, Boeing’in Teknopark İstanbul ofis açılışı yapılacak. Bazı ürünlerin tasarım süreçleri, burada yürütülecek. O ekibe, tedarikçilerin de dahil edilmesi ile ilgili temaslarımız devam ediyor.

Aynı şekilde, yeni tip denizaltılarımız için birlikte çalıştığımız Thyssenkrupp firması ile firmalarımızı görüştürdük. Onlar da 4 firmamızı onaylı tedarikçi yaptılar. Ancak onların, denizaltılardan dolayı çok ciddi offset borçları var. Şimdi onları nasıl karşılarız konusunda çalışmalar yapıyoruz.

Sorun yaşadığımız; ama imalatının önemli bir parçası olduğumuz F-35 savaş uçaklarının, bakım sistemi geliştirme süreçlerini yürüten JSF Program Ofisi ile de bir çalışmamız oldu. F-35’in bakım malzemelerinin bir kısmının, bizim firmalarımız tarafından yapılması konusunu çalıştık. Sanırım 11 firmamız da bu konuda görev alacak.

Marsilya Havacılık Kümesi ile bir MOU imzaladık. Bu tür ilişkiler geliştirmeye çalışıyoruz. SAHA EXPO fuarımızda da yabancı partnerlerimiz olacak.

SAHA İstanbul’un, katkı vermeyi hedeflediği platformlar arasında, HÜRKUŞ da bulunuyor.

 

SAHA EXPO’da Geleceğin Temelleri Atılacak

MSI Dergisi: SAHA EXPO etkinliğinizi, bu yıl ilk defa düzenleyeceksiniz. SAHA İstanbul’un, neden böyle bir etkinlik düzenlediğini anlatır mısınız?

Haluk BAYRAKTAR: SAHA EXPO’da, üyelerimiz, yerli ve yabancı iş ortakları ile bir araya gelecek, işbirliği temalı görüşmeler yapacaklar. Bu süreçte, üyelerimiz, birbirleri ile de görüşecekler. Üyelerimiz için en büyük pazarlardan biri de birbirleri ile olan iş ilişkileri.

SAHA EXPO’da, 150-200 firmayı bir araya getireceğiz. Firmalar, birbirleri ile detaylı görüşmeler yapabilecek. Ayrıca tedarik makamları ve heyetler de olacak.

İnanıyorum ki SAHA EXPO’da, gelecekteki başarılı çalışmalarımızın temelleri atılacak.

 

 

MSI Dergisi: SAHA İstanbul’un gelecek hedefleri ile ilgili neler söylemek istersiniz?

Haluk BAYRAKTAR: Misyonumuzla doğru orantılı olarak, yakın bir gelecekte, alt sistemler için özgün çözümler arandığında, akla gelen ilk adres olmayı hedefliyoruz. Bu hedefle uyumlu olarak da bu görevi üstlenebilecek tüm firmalarımızın, üyemiz haline gelmesini bekliyoruz; bu doğrultuda çalışıyoruz. Bunları başardığımız zaman, yurt dışı iş birliklerimiz de artacak. Çözümlerimiz, uluslararası alanda da ilgi görecek ve Türkiye için, bir diğer önemli konu olan ihracatta da önemli bir paya sahip olacağız. Ayrıca, üye firmalarımızın, savunma ve havacılık alanına odaklı olarak, hem insan kaynaklarının gelişmesi hem proje yürütme süreçlerinde daha etkin olmaları adına, eğitim faaliyetlerine odaklanıyoruz. Örneğin, geçen sene, İSO ile birlikte, Mini MBA programı yürüttük. Bu gibi faaliyetlerimizin de artarak devam etmesini hedefliyoruz.

 

Türkiye’nin yolcu uçağı satın aldığı firmalardan Airbus, SAHA İstanbul’un, iş birliği görüşmeleri gerçekleştirdiği firmalar arasında yer alıyor.

 

MSI Dergisi: Eklemek istediğiniz başka bir konu var mı?

Haluk BAYRAKTAR: Türkiye’yi, savunma, havacılık ve uzay alanında, dünyanın en iddialı ülkeleri arasına yükseltme hedefi için, enerjimizi, SAHA İstanbul çatısı altında bir araya getirdik. Bu istikamette ilerleyebilmek için, bizler, dün olduğu gibi, bugün ve yarın da çok çalışmaya, araştırmaya, geliştirmeye, üretmeye ve bütün bunları, birlik ve beraberlik içinde yapmaya devam edeceğiz. Türkiye’yi, kendi savunma ve havacılık sanayisi araçları ile bölgesel ve küresel ölçekte kilit ülke yapma gayretlerimizde, hız kesmeyeceğiz.

 

SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar’a, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

688 toplam görüntüleme, 1 bugünkü görüntüleme