SÖYLEŞİ: STM Genel Müdürü Murat İKİNCİ – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

SÖYLEŞİ: STM Genel Müdürü Murat İKİNCİ

26 Ağustos 2019

MSI Dergisi’nin 182’nci sayısında yayımlanan söyleşi, derginin internet sitesinde paylaşılmıştır:

 

“İlgi alanımız sadece ülkemiz değil, dünya pazarlarını da hedefliyoruz.”

 

IDEF 2019’da; deniz sistemleri, otonom dronlar, siber güvenlik çözümleri ve uydu sistemlerini öne çıkaran STM’nin odağında ise ihracat yer aldı. STM Genel Müdürü Murat İkinci, firma açısından imza törenleri, görüşmeler ve heyet ziyaretleriyle dolu dolu geçen fuarın ardından sorularımızı yanıtladı ve STM’nin, önümüzdeki dönem için hedefleri ile ilgili ipuçlarını verdi.

 

MSI Dergisi: Murat Bey, öncelikle IDEF 2019 ile ilgili değerlendirmelerinizi paylaşır mısınız? STM açısından nasıl bir fuar oldu IDEF 2019?

Murat İKİNCİ: IDEF 2019’u, sonuç odaklı bir bakış açısıyla değerlendiriyoruz. Harcadığımız maddi kaynağın, zamanın, iş gücünün birer çıktısı var. Tüm bu faktörleri değerlendirdiğimizde, IDEF’in bizim açımızdan başarılı ve verimli bir fuar olduğunu söyleyebilirim.

STM olarak, Türk savunma ve havacılık sanayisinin iç pazarla sınırlı kalmayıp ihracatla kendine daha geniş bir kaynak yaratabileceğini düşünüyoruz. Baktığımız zaman, bizim müşteri portföyümüzde; başta Pakistan, Malezya, Endonezya, Peru, Şili, Romanya olmak üzere, gelişmekte olan ülkeler bulunuyor. IDEF, bu ülkelere ulaşmak ve ilişkilerimizi geliştirmek açısından bize iyi bir zemin hazırladı.

Fuarla ilgili vurgulamam gereken bir diğer önemli nokta ise önceki IDEF’lerde hiç görmediğimiz kadar fazla sayıda KOBİ katılımına şahit olmamızdı. Tüm bu KOBİ’lerimizin ürün sergileme gayreti, beni şahsen sevindirdi. Çünkü biz ihracat yaparken tek başına STM’nin ürünlerini ihraç etmiyoruz. STM’nin, kurulduğu 1991 yılından beri en önemli görevleri arasında, KOBİ düzeyindeki şirketler de dâhil olmak üzere, Türk savunma ve havacılık sanayisi firmalarının ürün sahibi olmasına katkı sağlamak ve bu ürünleri, ana platformlar üzerinden ihraç etmek yer alıyor. Örneğin, MİLGEM projesi ilk başladığında %35 olan yerlilik seviyesini, bu çalışmalar neticesinde %70’lere ulaştırmayı başardık.

Sonuç odaklı yaklaşarak hem ihracat görüşmeleri hem de iş ortaklarımızla olan iletişim açısından baktığımızda, IDEF’te çabalarımızın karşılığını aldık.

MSI Dergisi: STM, IDEF 2019’a, dünyanın en büyük 100 savunma şirketi listesine girmiş bir firma olarak katıldı. Geçen yıl, 5 Aralık’ta düzenlediğiniz basın toplantısında da STM’nin en önemli hedeflerinden birini, 2023’te, dünyanın ilk 50 savunma şirketinden biri olmak şeklinde ortaya koymuştunuz. IDEF 2019, sizi 2023 hedeflerinize ne ölçüde yaklaştırdı?

Murat İKİNCİ: İlk 50 şirket arasına girmek için stratejik bir plan çerçevesinde ilerlemeye devam ediyoruz. Bu plan altında işleyen, üzerinde çalıştığımız ve önemli ihracat potansiyeline sahip birçok proje var. Her birini, ülke ve pazar şartlarını analiz ederek özel olarak yürütüyoruz. IDEF 2019, bu anlamda, müşterilerimizle yeniden sıcak temas kurmamız ve atılan adımların sağlamasını yapmamız için de güzel bir fırsat sundu. Bunun yanı sıra bu müşterilerimizin başka ihtiyaçlarının da olduğunu ve bizim diğer kabiliyetlerimizin de o müşteriler nezdinde değerlendirilebileceğini gördük.

STM, KARGU ile icra edilen çoklu dron harekâtının ilk örneklerini de IDEF’19’da sergiledi. STM’nin ziyaretçileri, 20’den fazla KARGU platformu ile yapılan sürü intikalleri ve dalışların videolarını izleme fırsatı buldular.

 

STM’nin Dronları, Birçok Ülkenin Radarında

MSI Dergisi: İhracat hedefleriniz açısından, IDEF’te en çok hangi ürünleriniz ya da kabiliyetleriniz öne çıktı?

Murat İKİNCİ: STM, mühendislik ve deniz platformları ihracatı konusunda Türkiye’nin en önde gelen kuruluşu konumunda yer alıyor. Bunların dışında, fuarda ihracat potansiyeli yüksek dronlarımız da ilgi gördü. Sürekli olarak mühendislik yatırımı ve teknolojik yatırım yaptığımız otonom sistemlerimiz, özellikle Güneydoğu Asya ve Güney Amerika pazarında birçok ülkenin radarında yer alıyor. Dronlarımızın ihracı konusunda, bu ülkelerle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu platformlar, sağladıkları faydalara kıyasla görece düşük maliyetli oldukları için, aslında ciddi bir ihracat potansiyelini de beraberinde getiriyor. IDEF’in ardından, ilişkilerimizin de iyi olduğu bir ülkeye, çok başarılı bir gösterim yaptık ve şu an netleşmiş olan bir sipariş sürecini yaşıyoruz. Bu alana yatırımlarımız devam edecek ve STM’nin yeni dönemdeki ihracat potansiyelinde, bu sistemler önemli bir yer teşkil edecek.

IDEF 2019’da diğer öne çıkan alanımız ise siber güvenlik oldu. Siber güvenlik konusundaki kabiliyetlerimizi, bugüne kadar uluslararası aktörlerle yeterince paylaşabildiğimizi düşünmüyorum. IDEF 2019, deniz projelerinde sahip olduğumuz müşteri ağını, siber güvenlik tarafına da geçirebilmemiz için çok etkili bir platform oldu. Küresel pazarlardan, siber güvenlikle ilgili ciddi talep alıyoruz.

Bunların hepsini bir arada değerlendirdiğimizde, ülkemiz için üzerinde çalıştığımız ve ortaya koyduğumuz ürünlerin ilgi çektiğini görmek, bizi daha da motive ediyor ve gayretlendiriyor.

 

IDEF 2019, STM’nin deniz projelerinde sahip olduğu müşteri ağını, siber güvenlik tarafına da geçirebilmesi için çok etkili bir platform oldu.

 

,MSI Dergisi: IDEF’te dikkat çeken konulardan bir tanesi de STM’nin dronlarının, sürü olarak görev yapabilme kabiliyeti kazanmış olmalarıydı. Cümle içinde çok kolay ifade edebildiğimiz bu kabiliyetin arkasında yatan teknolojik zorlukları ve yoğun çalışmayı, kısacası STM’nin bu alanda neleri başardığını sizden dinleyebilir miyiz?

Murat İKİNCİ: Öncelikle neyi farklı yapıyoruz, oradan başlamak lazım. Fiziksel olarak bizim dronlarımızın görünümü zaman içinde değişmiyor olsa da birçok performans parametresinde kayda değer iyileşmeler gerçekleştirdik. Bu konuda verebileceğim ilk örnek, dronlarımızın havada kalış süresini, ilk başladığımız noktaya göre, 3 katına kadar arttırmış olmamız.

Dronlarımızın rakiplerinden en temel farklılığı ise bilgisayarlı görü, yapay zekâ ve görüntü işleme kabiliyetlerine sahip olmaları. Genelde, dronlarda bu kabiliyetler olmaz; çünkü bu kabiliyetleri kazandırmak zor ve pahalıdır. Dronlar, yerden yönetilir ve dronla irtibatınız kesildiğinde araç akılsız hale gelir, görevini yerine getiremez. Bizim dronlarımız, otonom olarak görev yapabilecek şekilde geliştirildi. Yani kendi başına karar verebilecek, kendi başına görecek ve görevini kendi başına yerine getirebilecek kabiliyete sahip.

IDEF öncesinde gerçekleştirdiğimiz bir gösterimle 20’den fazla dronu, hiçbir kullanıcı etkileşimi olmadan, kendi aralarında sürü halinde görev paylaşımı yapacak şekilde hareket ettirip onları bir göreve angaje etmeyi başardık. Bu, “Türkiye’nin ilk sürü dron uygulaması” olması nedeniyle son derece önemli bir gelişme. Bu kabiliyet, maliyeti çok yüksek olan çeşitli platformları, sürü saldırılarıyla son derece basit, etkili ve ucuz bir şekilde bertaraf etmenizi ve etkisiz hale getirmenizi sağlayacak gücü de beraberinde getiriyor. Dronlar sürü halinde hareket edebildikleri için, birkaç tanesinin görevde başarısız olması durumunda, geri planda bulunanlar o görevi alıp yerine getirebiliyor. O görev tamamlanana kadar da sürünün içindeki diğer dronlar, kullanıcı etkileşimine gerek kalmadan aynı göreve angaje olup yerine getirme kabiliyetine sahip oluyorlar.

STM, dron ürün ailesinin geldiği son noktayı, IDEF 2019’da gözler önüne serdi.

 

Sürü halinde hareket eden dronlar sayesinde, artık savaş alanına farklı bir konsept geliyor. Ana platformların ve sistemlerin, ucuz ve etkili teknolojik çözümlerle bertaraf edilebileceği bir devir yaklaşıyor. Dünyada, sürü teknolojileri konusunda çalışan belli başlı ülkeler ve şirketler var. Bu konuda sağlayacağımız başarılar ve sahadan alacağımız başarılı geri bildirimler, bizim önümüzde devasa bir alan açacak. Çünkü bu alanda, uluslararası alandaki bütün şirketlerle aynı aşamadayız. Farkımız ise burada ortaya çıkacak. Çünkü onlar mevcut anlayışlarını değiştirmeden, hedef pazar olarak gördüğümüz ülkelere, bu ürünleri kolay kolay sunmayacaklar. Bu firmaların geçmişteki reflekslerine baktığımız zaman, ürünlerini, belli bir olgunluğa eriştikten sonra ve ancak bir sonraki ürünü geliştirecekleri yeni teknolojilerin ortaya çıkmasıyla dış pazarlara sunuyorlar. Elde ettiğimiz yeni teknolojilerle bu konuda öncülük yaparak pazarın büyük bir kısmını kendi lehimize kapatabiliriz.

STM, MİLGEM korvetlerinin Pakistan’a ihracatında, kendisinden talep edilecek her türlü desteği vermeye hazır.

 

“Türk Tipi Hücumbot için Çalışmaya Devam Edeceğiz”

MSI Dergisi: IDEF’te, Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ile “Hücumbot Geliştirme Projesi İşbirliği Protokolü”nü; ASELSAN ile “Süratli Botlarda Elektrikli Tahrik Sisteminin Geliştirilmesi” konusunda iyi niyet anlaşmasını imzaladınız. Tüm bunlar, Türk Tipi Hücumbot Projesi için neler ifade ediyor?

Murat İKİNCİ: Dünyada, hantal ve pahalı sistemlerden ziyade; operasyonel ihtiyaçları yerine getirecek, küçük, etkin ve ucuz sistemler ağırlık kazanmaya başladı. Türk Tipi Hücumbot da birçok kabiliyeti, üzerinde ana sistemler olarak barındıran, çok hızlı hareket edebilen, maliyet-etkin bir çözüm oluşturuyor. Dronların barındırdığı ihracat potansiyelini, Türk Tipi Hücumbot da barındırıyor. Türkiye’de denizcilik mühendisliği alanında çalışan en büyük grubu bünyesinde barındıran STM de bu konuda çok ciddi çalışmalar yapıyor. Bu çalışmaları, öz kaynaklarımızla yaptık ve bir konsept tasarım ortaya çıkardık. IDEF sırasında, SSB ve ASELSAN ile bu konuya yönelik attığımız imzalar önemli. Bu konudaki çalışmalarımıza öz kaynaklarımızla devam ediyoruz. SSB ile imzaladığımız anlaşma da SSB’nin destekleriyle çalışmalarımızın doğru yolda olduğunu bize gösterdi.

Şunu da eklemek isterim: Türk Tipi Hücumbot ile daha konsept aşamasındayken birçok ülke ilgileniyor. Konu hakkında görüşme talebinde bulunmamamıza rağmen, bizim müşteri portföyümüzde olan birkaç ülke bu çalışmamızla ilgilendiklerini, kendilerinin de benzer ihtiyaçları olduğunu ve bu konuda da bilgilendirme istediklerini söylediler.

 

MSI Dergisi: Daha genel çerçeveden baktığımızda, bu gelişmeler STM’yi askeri denizcilik alanında nasıl bir konuma getiriyor?

Murat İKİNCİ: Bizim hedefimiz, uluslararası arenada büyük bir oyuncu olmak. Şu anda, askeri denizcilik alanı; denizaltı teknolojileri ve su üstü platformları da dâhil olmak üzere, belli başlı ülkelerin tekelinde bulunuyor. Türkiye, bu alanda oyun bozucu olarak sahaya çıktı. Oyun bozucu özelliğini de son dönemde aldığı iddialı projelerle gösteriyor. Bu oyun bozucu özelliğine, kendisine uluslararası pazarda hatırı sayılır bir pay elde edene kadar da devam etmesi gerekiyor. STM, Türkiye’nin bu konudaki en büyük oyuncularından biri olarak, küresel pazarlarda, ülkemizi iddialı temsil eden firmalar arasında yer alıyor.

İlgi alanımız sadece ülkemiz değil, dünya pazarlarını da hedefliyoruz. Dünyadaki rakiplerimizle yarışacak bir noktaya gelemediğimiz sürece, doğru noktaya ulaşmış sayılmayız. Bunun için de plan ve programlar dâhilinde, ciddi adımlar atıyoruz. Bunu da ancak üretim yapan firmalarımız, KOBİ’lerimiz, üniversitelerimiz dâhil sektörün tamamını topyekûn daha üst seviyeye çıkartabilecek aksiyonlar içerisinde başarabiliriz.

Bu hedefler doğrultusunda, STM olarak insan kaynağımızı da geliştirmeye çalışıyoruz. “Derin Arayışlar” programımız, gelecekte milli denizaltı projesinde çalışabilecek deneyime ve birikime sahip, deniz mühendislerinin yetiştirilmesini amaçlıyor. Bunun için de hiçbir beklenti kaygısı içerisinde olmadan üniversitelere gidip dersler veriyoruz ve yarışmalar düzenliyoruz. Benzer çalışmaları, siber güvenlik ve otonom hava araçları konusunda da yapıyoruz.

Pakistan’ın Agosta 90B sınıfı denizaltılarının modernizasyonu STM’ye emanet.

Pakistan ile Örnek İş Birliği

MSI Dergisi: STM’nin en önemli ihracat pazarı, Pakistan olarak öne çıkıyor. Bu ülkedeki çalışmalarınızın güncel durumu nedir?

Murat İKİNCİ: Pakistan’daki mevcut işlerimiz başarıyla devam ediyor. Pakistan Deniz Kuvvetleri ile çok iyi ilişkilerimiz var ve yeni projeleri konuşuyoruz. Bunlar arasında, özellikle küçük denizaltı tipleriyle ilgili ciddi çalışmalarımız var. Normalde, bu kadar çok projede birlikte çalışan iki tarafın ilişkilerinde bir aşınma yaşanması beklenir. Ama bizim ilişkilerimiz, sürekli çok daha iyi bir seviyeye doğru ilerliyor. Pakistan Deniz Kuvvetleri ve Türk Deniz Kuvvetleri arasında da çok ciddi bir iş birlikteliği var. Bu da bizi pozitif etkiliyor. MİLGEM’lerin Pakistan’a ihraç edilmesi konusunda ise görev ASFAT’ta. Bu sürece STM’den ne destek bekleniyorsa karşılıksız, koşulsuz katkı vermeye hazırız; çünkü biz buna, Türkiye’nin ihracatı olarak bakıyoruz.

Pakistan Denizde İkmal Gemisi’nin Karaçi Tersanesi’nde inşa edilmesi, STM’nin, tasarladığı gemileri farklı tersanelerde inşa ettirebilme yeteneğinin de bir göstergesi oldu.

 

MSI Dergisi: STM’nin ana faaliyet alanlarından birini de siber güvenlik oluşturuyor. IDEF’te, bu konuda ne gibi gelişmeler oldu?

Murat İKİNCİ: Biz, siber güvenliği, proaktif bir yaklaşımla ve bütüncül olarak ele alıyoruz. Geliştirdiğimiz ürün ve hizmetler, daha tehdit oluşmadan ya da oluşan tehdidi bir zafiyet yaratmadan önce tespit etmek ve gerekli önlemleri almak üzere şekilleniyor. Alanında önemli bir görev üstlenen ve Türkiye’de bir ilk olan Siber Füzyon Merkezimiz ise bu kapsamda Siber Tehdit İstihbaratı, Siber Operasyon ve Zararlı Yazılım Analizi hizmetleri sunuyor. Siber güvenlik, çağımızda yeni bir çekim merkezi oluşturan yapay zekânın yoğun olarak kullanılacağı alanlardan biri. Yetişmiş insan kaynağının kısıtlı olduğu konularda -örneğin; çok basit anlamda öğrenmeyi gerektiren, sistemlerin zafiyet analizi gibi konularda- gerekli analizleri, insanların yerine çok hızlı bir şekilde yapabilecek yapay zekâ algoritmaları üzerinde çalışılıyor. Biz de bu alana yönelik olarak, Siber Güvenlik Karar Destek Sistemi (CyDecSys)’ni geliştirdik. IDEF’te de gündemin üst sıralarında yer alan bu ürünümüz, yüksek bir ihracat potansiyeli barındırmasıyla dünyadaki sayılı ürünlerden bir tanesi haline gelebilecek mertebede. Aslında çok fazla yetişmiş insan gücüne sahip olmasanız bile siber güvenlik alanında size iyi bir çözüm oluşturabiliyor. Geliştireceğimiz diğer ürünlerimiz de bunu takip edecek.

Bunun dışında önem verdiğimiz bir diğer çalışmamız ise bilişim teknolojileri güvenliğinde uluslararası standart olarak kabul edilen Ortak Kriterler kapsamında kurduğumuz bağımsız test laboratuvarı ITSEF (Information Technology Security Evaluation Facility / Bilgi Teknolojileri Güvenliği Değerlendirme Tesisi). Bu laboratuvarda yazılım ürünlerinin siber güvenlik konusundaki yeterlilik derecesi ölçülüyor. Bu sertifikasyon, yaklaşık 30 ülkede resmi olarak tanınıyor. STM de bu alanda EAL4+ seviyesine kadar sertifikasyon verebiliyor.

 

MSI Dergisi: STM’nin konsept uydu çalışmaları LAGARİ ve PİRİSAT projelerinizde son durum ve gelecek planlarınız nedir? Uzay alanında tamamlayıcı ilave çalışmalarınız var mı?

Murat İKİNCİ: LAGARİ “Yüksek Çözünürlüklü Mikro Yer Gözlem Uydusu” ve PİRİSAT “Uzay Tabanlı OTS Uygulaması” projelerinde, tasarım süreçlerimizi tamamladık; alt sistem ile ekipman üretimlerimiz sürüyor. PİRİSAT projesi özelinde, uydu yeterlilik modeli entegrasyon faaliyetlerimize başladık. Her iki uydumuz da 2020 yılının ikinci yarısında fırlatılacak ve veri sağlamaya başlayacak. Bu uydular ile takım uydu görevlerinde ihtiyacımız olacak uydu teknolojilerine yönelik altyapı kazanımlarımızı arttırmayı ve bu büyüklükteki, maliyet etkin uydular ile yüksek performanslı yer gözlem görevlerinin başarılabileceğini göstermeyi hedefliyoruz.

Veriye hızlı ulaşma ihtiyaçlarının arttığı bir dönemde uydu tabanlı servisler için LEO (Low Earth Orbital / Alçak Yörünge) yörüngenin cazip bir hale gelmesi, kaçınılmaz bir durum olarak ortaya çıkıyor. Buradan yola çıkarak GEO (Geostationary Earth Orbit / Eşzamanlı Uydu Yörüngesi) yörüngedeki bir uyduya göre 35 kat yere daha yakın olan ve mesafenin azalmasıyla uydu-yer iletişimini hızlandıran LEO yörüngede görev yapan uydular üzerinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.

Yakın gelecekte takım uydular ile çoklu yer istasyonu kullandığını, uydulardan elde edilen verilerin özelleştirilmiş servis olarak müşterilere sunulduğunu, daha yaygın olarak göreceğiz. Biz de STM’yi bu yönde geleceğe hazırlayarak, LEO sınıfı uydu/takım uydular için Servis Sağlayıcı olarak konumlandırıyoruz.

STM, kendisini, gelecekte LEO sınıfı uydu/takım uydular için “Servis Sağlayıcı” olarak konumlandırıyor.

 

ThinkTech, Küresel Düşünce Kuruluşu Olma Yolunda İlerliyor.

MSI Dergisi: IDEF’te, STM’nin Teknolojik Düşünce Merkezi ThinkTech’in ne gibi çalışmaları oldu?

Murat İKİNCİ: ThinkTech, hiç bir kâr amacı gütmeden oluşturduğumuz bir düşünce merkezi. Bu merkezin temel gayesi; devletin stratejik karar vericilerine; mühendislik ve matematik alt yapısı olan, objektif raporlar sunmak. ThinkTech, istediğimiz seviyeye geldiği zaman STM’nin dışında devam edecek; sadece Türkiye için değil bölgesel bir strateji merkezi haline gelecek.

 

MSI Dergisi: Eklemek istediğiniz başka bir konu var mı?

Murat İKİNCİ: MSI Dergisi hakkında da birkaç şey söylemek istiyorum. MSI Dergisi, çok uzun süredir sektörde yer alan bir yayın ve ben de düzenli olarak takip ediyorum. Başarılısınız, bu şekilde devam etmenizi temenni ediyorum. Sektöre yeni giren oyuncular da var; ancak sizin, şu ana kadar edindiğiniz tecrübeler ışığında kendinizi geliştirmeyi sürdürerek daha güzel çalışmalar ortaya koyacağınıza inancım tam.

 

STM Genel Müdürü Murat İkinci’ye, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

1,716 toplam görüntüleme, 2 bugünkü görüntüleme