Söyleşi: TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Emrullah İşler – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Emrullah İşler

26 Nisan 2017

TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Emrullah İşler’in MSI Dergisi’nin 134’üncü sayısında yayımlanan söyleşisinin tam metnine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

 

“Savunma ve güvenlik sektöründeki yerli firmalarımız, çalışmalarını arttırarak devam ettirsinler.”

TBMM’de yeni oluşturulmuş bir ihtisas komisyonu olan Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu, güvenlik ve savunma sektörlerini de yakından ilgilendiren faaliyetlerde bulunuyor. Komisyonun kuruluşunu, amaçlarını ve sektörle ilgili değerlendirmelerini, TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu Başkanı, Ankara Milletvekili Prof. Dr. Emrullah İşler’den dinledik.

 

MSI Dergisi: Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu, 2014 yılında kurulan, yeni sayılabilecek bir komisyon. Komisyonun ne gibi bir ihtiyaçtan doğduğu ve sistemde ne gibi bir açığı kapattığı hakkında bilgi verebilir misiniz? Güvenlik ve istihbarat hizmetlerinin parlamento tarafından denetlenmesi ile ilgili vizyonunuzu öğrenebilir miyiz?

Prof. Dr. Emrullah İŞLER: Eşitlik, katılımcılık, çoğulculuk, şeffaflık, hesap verebilirlik, hukukun üstünlüğü, insan hakları, etkinlik ve verimlilik, sürdürülebilirlik gibi iyi yönetişim ilkeleri, demokratik bir toplumda kamu hizmetinin görülmesinin sınırlarının çizilmesi açısından önemlidir. İyi yönetişim, hükümetin ve bürokrasinin öngörülebilir, açık, kamu yararı gözeten, şeffaf bir anlayışa sahip olması ile mümkün olabilir. Kamu kaynaklarını kullanan her kurum, vatandaşlar önünde hesap verebilir olmak zorundadır. Hesap verebilirlik çerçevesinde, kurumların eylemlerinin; öngörülen amaçlar ve hukuka uygunluğunun ve etkinliği ile verimliliğinin toplum tarafından denetlenebilmesi gerekir.

Demokratik ülkelerde, tüm kamu kurumları gibi güvenlik ve istihbarat servisleri de insan hakları, hukukun üstünlüğü, hesap verebilirlik ve şeffaflık ilkelerine uygun hareket etmek zorundadır. Nitekim kendilerine kanunla verilmiş görevleri yerine getirirken; kişisel bilgilerin toplanması, gözetleme, iletişime müdahale ve gizli eylemlerde bulunma gibi geniş yetkiler ile devleti, vatandaşlarını ve demokratik düzeni korumakla görevlendirilmiş olan bu örgütlerin mezkûr yetkilerini kullanımı, iyi denetlenmediği takdirde; suistimal, hak ihlalleri ve demokratik düzenin zarar görmesi risklerini taşımaktadır. Aynı zamanda kamu kaynaklarını kullanan kurumlar olan güvenlik ve istihbarat servislerinin, bu kaynakları, amaç ve kanunlara uygun ve etkin biçimde harcadıklarının tespit edilebilmesi amacıyla denetlenmesi de gerekmektedir.

İşte, istihbarat ve güvenlik örgütlerinin yetki ve eylemlerinin teşkil ettiği demokratik çelişkiyi gidermek adına demokratik devletler, bu örgütlerin faaliyetlerine ilişkin olarak hesap verebilirliğin gerçekleşmesi ve hukuki denetim ile etkinlik denetiminin tesis edilebilmesi için, çeşitli demokratik denetim sistemleri oluşturmuşlardır. Güvenlik ve istihbarat faaliyetlerine yönelik olarak oluşturulan denetim sistemleri, çeşitli unsurlardan oluşmaktadır. Bunlar; istihbarat kurumlarının iç denetim sistemleri, hükümet tarafından yürütülen denetim, parlamento denetimi, Kamu Denetçiliği ve Sayıştay gibi genel denetim organlarının faaliyetleri ve yalnızca istihbarat faaliyetlerine yönelik olarak oluşturulmuş özel denetim organlarıdır. Bunların dışında; mahkemeler, sivil toplum örgütleri ve medyanın da bu sistem içerisinde oynadığı önemli roller vardır.

Doğrudan istihbaratın denetimi amacıyla oluşturulmuş denetim mekanizmalarına bakıldığında, bunların en yaygın biçimlerinden birinin, parlamentolar içerisinde oluşturulmuş denetim komisyonları olduğu görülmektedir. İlke olarak da hiçbir kurumun, halkın temsilcisi olan parlamentonun denetiminin dışında kalmaması gerektiği için, parlamentolar, istihbarat faaliyetlerinin denetimi açısından önemli ve uygun bir mecra teşkil etmektedir. Bu anlamda, özellikle Soğuk Savaş sonrasında, gelişmiş ülke parlamentolarında kurulmaya başlayan bu komisyonlar; istihbarat servislerinin oluşum ve faaliyetlerini düzenleyen yasal çerçevenin belirlenmesi, istihbarat örgütlerine mali kaynakların tahsisi ve bu kaynaklarının kullanımının denetimi, hükümetin istihbarat alanındaki siyaset ve eylemlerinin denetimi gibi vazifeleri icra etmektedir.

Ülkemiz de detaylıca zikrettiğim bu ihtiyaçlar bağlamında, 17.04.2014 tarihli ve 6532 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Millî İstihbarat Teşkilatı Kanunu’nda kapsamlı değişikliklere gidilerek TBMM bünyesinde, Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu adı ile yeni bir ihtisas komisyonu kurulmuştur. Komisyonumuz, ülkemizin şartları doğrultusunda, kendine has yetkilerle kurulmuştur ve yeni bir komisyon olması hasebiyle kendi yürüteceği çalışmalarla bir teamül oluşturup güvenlik ve istihbarat faaliyetlerimizin değerlendirilmesinde yeni bir alan açacaktır. Zaman içerisinde gündeme gelebilecek yeni yasal düzenlemeler ile de Komisyonumuz, daha da tekâmül ederek kamuoyunda bu alanlarda olduğu iddia edilen gözetim sorunlarını ortadan kaldıracaktır diye düşünüyorum. Tabi bu süreç, toplumumuzun demokratik gelişimiyle eş güdümlü olarak yürüyecektir.

 

MSI Dergisi: Güvenlik ve istihbarat alanlarında özgün, Türkiye’nin özel ihtiyaçlarına hitap edebilecek, zamanında teslim edilecek ve ihracat ve kullanım kısıtlarına maruz kalmayacak çözümlerin geliştirilmesi için yerli sanayinin oluşturulması gerektiği, uzmanlarca değerlendiriliyor. Siz bu değerlendirmeye katılıyor musunuz? Bu kapsamda, Komisyonunuz bu konuda nasıl roller üstlenebilir, neler yapabilir? Güvenlik ve istihbarat alanında ürün ve çözümler geliştiren kurum ve kuruluşlara buradan nasıl bir mesaj vermek istersiniz?

Prof. Dr. Emrullah İŞLER: Böylesi bir değerlendirmeye katılmamak mümkün değil. Sadece savunma sanayisi ve teknolojisinde değil, ülkemizin, katma değeri yüksek bütün ileri teknoloji alanlarında yerli sanayisinin olmasını arzu ediyoruz. Zira Hükümetimiz, hem savunma sanayisinin hem de değindiğim daha geniş perspektif içinde yerli sanayinin oluşması ve güçlenmesi için gün be gün projelerine devam etmektedir. İnsansız hava araçları, MİLGEM korveti, ALTAY tankı, GÖKTÜRK serisi milli uydular, yerli otomobil, Bölgesel Uçak ve HÜRKUŞ, bu anlamda aklıma gelen önemli çalışmalarımız.

Sorunuzla aynı yönde, güvenlik ve istihbarat kurumlarımızdan Komisyonumuza iletilen bilgilerde; özellikle ulusal güvenlik bağlamında, dışa bağımlılığın kurumlarımızın elini kolunu bağladığı; yabancı ülkelerce üretilen ve sektörde ihtiyaç duyulan alet ve cihazların temininde sorunlar yaşandığı; temin edilse bile teknolojisinin hiçbir şekilde transfer edilmediği; ikili ilişkilere bağımlı olarak tedarik zincirinde sıkıntılar oluşabildiği ifade edilmiştir. Bu kapsamda, ulusal güvenlik alanında sistem geliştiren, Ar-Ge faaliyetleri yürüten ve bu minvalde teçhizat üreten yerli ve milli firmaların desteklenmesi, güvenlik ve istihbarat kurumlarımızla iş birliği içerisinde bu faaliyetlerin yürütülmesi, ülkemizin önemli ve acil ihtiyaçlarından birisidir. Komisyon olarak biz de hazırlayacağımız raporlarla ve Hükümetimize sunacağımız görüş ve önerilerle ulusal güvenlik alanındaki eksikliklerimizin giderilerek sektördeki dışa bağımlılığın asgari seviyelere çekilmesine ve yerli firmalarımızın desteklemesine gayret edeceğiz.

Savunma ve güvenlik sektöründeki yerli firmalarımıza da çalışmalarını arttırarak devam ettirmeleri mesajını iletmek istiyorum. Nitekim devletimizin, ilgili kurumları aracılığıyla, yerel imkân ve kabiliyetlerle donatılmış bu firmalarımıza desteğini ve firmalarla yaptığı iş birliğini giderek arttıracağını ifade etmekte yarar görüyorum.

 

Uzman ve Yayın Sayısı Artmalı

MSI Dergisi: Komisyonunuzun görevleri arasında “Güvenlik ve istihbarat konularında uluslararası alanda kabul gören gelişmeleri izlemek” de bulunuyor. Bu görevi yerine getirirken ne gibi araçlardan ve mekanizmalardan yararlanıyorsunuz? Bu kapsamda, Türkiye’de bu konuda uzmanlaşmış düşünce kuruluşu ve yayın organlarının nitelikleri ve yeterlilikleri ile ilgili görüşlerinizi de alabilir miyiz?

Prof. Dr. Emrullah İŞLER: Az önce de bahsettiğim gibi Komisyonumuz henüz çok yeni. Kurulduğu tarihten bugüne kadar geçen süre zarfında, ülkemizde iki milletvekili genel seçimi yapılmış olmasından dolayı, tam anlamı ile faaliyetlerini sürdürememiştir. Bunun yanı sıra gerek TBMM Genel Kurulu’nun yoğun gündemi gerekse de Komisyonu kuran kanun hükümleri uyarınca, kendisine havale edilen ve 90 günlük süreye bağlı olarak görüşmek zorunda olduğu 2014 ve 2015 yılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ile Güvenlik ve İstihbari Nitelikteki Faaliyetlere İlişkin Raporlara yönelik görüşmeler nedeniyle henüz kanun ile kendisine verilen diğer görevlere yoğunlaşamamıştır. Ülkemizin içinde bulunduğu bu sıkıntılı dönemde, siyasetin ve dolayısıyla Komisyonun gündemine, daha çok gündelik anlamda karşılaşılan güvenlik ve istihbarat sorunları sıklıkla gelmekte ve çalışmaları da bu yöne kaymaktadır. Tabii, zamanla Komisyonumuz, sorunuza konu olan görevi kapsamında oluşturacağı yöntemlerle faaliyetlerini yürütecektir.

Savunma sanayisi, güvenlik ve istihbarat konularında hazırlanan yayınların yeterli olduğunu düşünmüyorum. Savunma ve havacılık alanında, başta sizin yönetiminizdeki MSI Dergisi olmak üzere, birkaç tane dergi ve süreli yayın faaliyetlerini sürdürüyor. Düşünce enstitülülerinden SETA, SDE, ASEM, ORSAM düzenli olarak yayınlar hazırlıyor. Bunların hepsini komisyon olarak yakından takip ediyoruz. Bununla birlikte, bu alanlarda ne kadar çok nitelikli yayın hazırlanabilirse ülkemiz için o kadar çok faydalı olacağını düşünüyorum.

 

MSI Dergisi: Son zamanlarda, savunma ile ilgili konularda sivil uzman açığı olduğu sıklıkla dile getiriliyor. Güvenlik ve istihbarat ile ilgili konularda sivil uzmanlık ile ilgili durumu nasıl görüyorsunuz?

Prof. Dr. Emrullah İŞLER: Üç kıtanın birleştiği, küresel güçlerin hâkimiyet kurmak için vekâlet savaşları yürüttüğü bir coğrafyada yaşıyoruz. Böylesine stratejik öneme haiz bir bölgede ayakta kalmak istiyorsanız her açıdan güçlü olmak zorundasınız. Güvenlik ve istihbarat da bunun en önemli ayaklarından biri. Ben bu alanda daha çok mesafe almamız gerektiği kanısındayım. Son yıllarda ülkemizde; güvenlik, istihbarat, strateji, savunma ve enerji alanlarında çalışmalar ve araştırmalar yürüten birçok düşünce kuruluşu kuruldu. Gerçekten alanlarında çok kıymetli çalışmalar yürütüyorlar. Ancak, ülkemizin içinde bulunduğu jeopolitik durum göz önüne alındığında, bu tarz kurumların, gerek sayıları gerekse çalışmaları arttırılmalı, nitelikli eleman yetiştirilmesine odaklanılmalıdır. Kurumlarımızın, bu alanlarda yetişmiş personele çok ihtiyacı var.

 

MSI Dergisi: Siber güvenlik konusuna yaklaşımınız ile ilgili bilgi verir misiniz? Türkiye’nin bu konudaki durumunu nasıl görüyorsunuz?

Prof. Dr. Emrullah İŞLER: Günümüzde siber tehditler, bir ülkeyi kargaşa ortamına sürüklemede kullanılabilecek temel enstrümanların başında gelmektedir. Nitekim geçenlerde, benim de twitter hesabımın hacklenerek başıma geldiği gibi, hem bireysel hem de tüm toplumu etkileyecek şekilde; İnternet altyapısına, her türlü sektördeki bilişim sistemlerine ve kritik altyapılara yönelik siber saldırıların arttığı gözlenmektedir. Bir ulus devlete bağlı olan veya devlet dışı aktörler tarafından yönlendirilen, hacker olarak adlandırdığımız bilgisayar korsanları, devletlere ve kurumlara, sistematik ve düzenli saldırılar yöneltebilmektedirler. Kısacası siber savaş, yeniçağda, devletlerin yeni alanı olacaktır. Son dönemde, çeşitli tarafların, bu yöntemle birbirine saldırılarda bulunduğuna hepimiz şahit olduk. Zaman zaman bizim kurumlarımız ve şirketlerimiz de çeşitli tür saldırılara maruz kalıyorlar.

Bu bağlamda, son dönemlerde, ilgili kurumlarımız tarafından, kendi içlerinde siber güvenlikle ilgili birimler kurulduğunu; siber tehditlerle mücadele kabiliyetini ve siber saldırılara cevap verme kapasitesini arttırmaya yönelik adımlar atıldığını biliyoruz. Ayrıca istihbarat birimlerimiz tarafından, kamu kurum ve kurumlarımızın, gerek İnternet sistemlerinde bulunan açıklara karşı uyarıldığını gerekse de siber saldırılarda kullanılan teknik ve yöntemler ile bunlara karşı alınabilecek tedbirler anlamında bilgilendirildiğini biliyoruz. Tabii burada konu yine, yukarıda değindiğimiz gibi, milli yazılım ve donanım geliştirilmesinin önemine geliyor. Bu yönde atacağımız her adımın, siber saldırıların etkinliğini azaltacak en başat unsurlardan biri olacağını düşünüyorum. Ayrıca üniversitelerimizde, siber faaliyetler ve bu kapsamda şifreleme konularında da uzmanlaşmanın sağlanması adına, lisansüstü programların arttırılmasını ve desteklenmesini önemli görüyorum. Zikredilen ve benzeri adımlarla ülkemizin, siber güvenlik konusunda da gün be gün daha ileri seviyelerde olacağı konusunda hiç şüphem bulunmuyor.

 

TBMM Güvenlik ve İstihbarat Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Emrullah İşler’e, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

483 toplam görüntüleme, 1 bugünkü görüntüleme