Söyleşi: Teknopark İstanbul Genel Müdürü Bilal Macit – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: Teknopark İstanbul Genel Müdürü Bilal Macit

13 Ağustos 2017

MSI Dergisi’nin 145’inci sayısında yayımlanan, Teknopark İstanbul Genel Müdürü Bilal Macit’le yapılan söyleşinin tam metnine aşağıdan ulaşabilirsiniz:

 

“Teknopark İstanbul, Avrupa’nın en büyük ve en nitelikli teknoparklarından birisi olacak.”

Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) tarafından yürütülen İleri Teknoloji Endüstri Parkı ve Havaalanı Projesi (İTEP) kapsamında kurulan Teknopark İstanbul, Türkiye’nin önemli vizyon projeleri arasında yer alıyor. İlk bloklarının 2013 yılının sonunda devreye alınmasının ardından hızlı bir gelişim gösteren Teknopark İstanbul’un güncel durumunu, Teknopark İstanbul Genel Müdürü Bilal Macit’ten dinledik.

 

MSI Dergisi: Şubat ayında, görevinizde ilk yılınızı tamamladınız. Geride kalan sürecin genel bir değerlendirmesini yapar mısınız?

Bilal MACİT: Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu 2023 hedeflerine ulaşmak için, katma değeri yüksek ürünler geliştirmemiz gerektiğinin ve bu anlamda Teknopark İstanbul’a büyük sorumluluk düştüğünün farkındayız. Teknoparklar, yüksek teknoloji tasarım ve üretimi için planlamış özel bölgeler. Türkiye, son 1 yılda yaşadığı; başarısız darbe girişimi, ekonomik baskılar, not düşürme kararları gibi dış müdahalelere karşı en iyi cevabı, ekonomisini büyüterek verecektir. Biz de bu doğrultuda yatırımlarımıza hız verdik. Desteklediğimiz 170 Ar-Ge firması ve 2.750 Ar-Ge personeli sayısını ikiye katlamak için, 84.000 m²lik yeni bloklarımızı hızla tamamlıyoruz ve 2. etabımızı, Haziran ayında devreye alıyoruz. Tahsislerin %90’ı tamamlandı. Ayrıca Boğaziçi Üniversitesi iş birliği ile 4 adet temiz odayı hizmete açtık ve yeni girişimcilere tahsis ettik. Sanayi-sanayi ve üniversite-sanayi iş birliklerimizi ve etkinliklerimizi arttırdık. Ürün, patent, ihracat ve risk sermayesi alanlarında, pek çok başarı hikâyesi çıkmaya başladı. Son 1 yıl içinde, 2 girişimcimiz, toplamda 10 milyon liranın üzerinde yatırım aldılar.

 

MSI Dergisi: Teknopark İstanbul’un güncel durumu ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

Bilal MACİT: Mevcutta, 170 Ar-Ge firmasına, 2.750 Ar-Ge personeline ve 50 kuluçka girişimcisine ev sahipliği yapıyoruz. Kuruluşumuzun üzerinden henüz 3 sene geçmiş olmasına rağmen, Teknopark İstanbul’da; 362 proje yürütülüyor, 282 proje başarıyla tamamlandı ve 17 patent başvurusu yapıldı. 84.000 m²lik ikinci aşama bloklarla birlikte, Ar-Ge firma sayısı 300’e, kuluçka girişimci sayısı 250’ye ve Ar-Ge personel istihdamı 4.000’e çıkacak. Ayrıca kendi mükemmeliyet merkezini kuran KordSA Global ve Intertech gibi firmalar tarafından yapılan 35.000 m²ye yakın inşaat, 2016 yılında tamamlandı. İkinci aşama yapılara ek olarak odak alanlarımızda faaliyet gösteren üniversitelerle ve firmalarla 40.000 m²ye yakın inşaatın sözleşmesi imzalandı. Diğer etaplar da tamamlandığında, Teknopark İstanbul, Avrupa’nın en büyük ve en nitelikli teknoparklarından birisi olacak. Teknopark İstanbul’un 10 yıllık gelişim döneminde, 950.000 m²lik kapalı alana, 1.000’in üzerinde yüksek teknoloji şirketine, 30.000’in üzerinde yüksek nitelikli çalışana ve yüzlerce kuluçka girişimcisine ev sahipliği yapması ve yıllık 10 milyar dolar mertebesinde bir ciro yaratması öngörülüyor.

 

MSI Dergisi: Savunma, havacılık ve uzay sektörü özelinde, Teknopark İstanbul’da neler yapılıyor? Bir önceki soruda verdiğiniz rakamsal bilgileri, savunma, havacılık ve uzay sektörü özelinde de verebilir misiniz; şu anda kaç firma var, toplam çalışan sayısı, ciro ve ihracat rakamları neler?

Bilal MACİT: Türkiye’nin kendi markalarını yaratacak bir teknoloji üssü olmayı hedefleyen Teknopark İstanbul’da; ASELSAN, ROKETSAN, STM, TEI, TUSAŞ, YALTES, Pavo, CTech, Kale Havacılık, Altınay, Vestel, Dearsan, FİGES, Hexagon ve BMC gibi yerli savunma firmalarına ev sahipliği yapıyoruz. Ayrıca ülkemize ilave katma değer yaratacak GE, SAP gibi dünya devlerine ofis tahsisi yaptık. Denizcilik sektöründeki firmalar, genelde savunma sanayisi projeleri de gerçekleştiriyorlar. Onları da eklediğimizde, firmalarımızın %60’ı bu alanda faaliyet gösteriyor diyebiliriz. Yine odak alanlarımız olan; enerji, sağlık ve endüstriyel yazılım sektörlerinde de firmalarımız var. Firmalarımızın toplam ihracatı, 32 milyon dolarını geçti.

Bildiğiniz gibi, milli projelerimizin ve platformlarımızın, çeşitli küçük ya da büyük parçaları, teknoparkımızda yapılıyor. Proje detaylarına girmek mümkün değil ancak örneğin, Altınay, 6 Eksenli Hareket Platformu Geliştirme Projesi’ni; SEFT, MTA Turkuaz Yerli Sismik Araştırma Gemisi Projesi’ni; CTech, milli insansız hava araçları için geliştirilen özgün SATCOM Projesi’ni teknoparkımızda tamamladılar.

 

Kümelenme Çalışmaları Hız Kesmiyor

MSI Dergisi: SAHA İstanbul ile ilişkinizi nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizce teknopark-küme iş birliğinin avantajları neler? Bu iş birliği, Türkiye genelinde bir model olabilir mi?

Bilal MACİT: SAHA İstanbul’un öncelikli kuruluş amacı, İstanbul ve çevre illerdeki savunma, havacılık, uzay konularında çalışan veya çalışma potansiyeli olan firmalar arasındaki iş birliği ve iletişimin arttırılmasını sağlamak. Ayrıca, havacılık sektörüne giriş için bariyer olarak görülen, sertifikasyon ve akreditasyon süreçlerinde de yerinde destek ve rehberlik edilmesi amaçlanıyor. SAHA İstanbul’a ev sahipliği yapıyoruz, kuruluş süreçlerinde de yer aldık ve destekliyoruz.

Odak teknolojilerimiz olan; savunma, uzay, havacılık, denizcilik ve biyomedikal alanlarında kümelenme çalışmalarının, ekosistemin gelişmesi için çok önemli olduğunuz düşünüyoruz. Ar-Ge’ye dayalı inovasyon ve tasarımda, akademik alandan, bilim dünyasından ve sanayi iş birliklerinden oluşan beraberliklerde, çok verimli dönüşler ve somut çıktılar gelebiliyor. Bu nedenle buradaki en önemli misyonlarımızdan biri, kar amacı gütmeden bu organizasyonları koordine etmek.

Bu çerçevede, ulusal ve uluslararası iş birliği günleri organize ediyor, teknoparktaki firmalarımızı odak alanlarında bir araya getiriyor ve sektörel iş birliği günleri düzenliyoruz. SSM hedefleri doğrultusunda, ekosistemimizdeki firmalarla arz-talep dengesi doğrultusunda, ana yüklenici-alt yüklenici etkinlikleri düzenliyoruz.

Ayrıca sağlık alanındaki inovasyon çalışmalarını koordine etmek amacıyla, İSEK (İstanbul Sağlık Endüstri Kümelenmesi)’e destek veriyoruz. Bunun yanı sıra Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarının yer aldığı, ARGEMİP (Ar-Ge Merkezleri İletişim ve İşbirliği Platformu)’e ev sahipliği yapıyor, etkinliklerini koordine ediyoruz. Bir diğer odak alanımız olan denizcilik sektöründe, bir mükemmeliyet merkezi kurulması çalışmalarını, ilgili paydaşlarla yürütüyoruz. Denizcilik sektörü ile ilgili olarak, ayrıca bir kümelenme oluşumunun temellerini de attık. Ülkemiz gemi ihracatının %90’ından fazlasını tek başına gerçekleştiren Tuzla Tersaneler Bölgesi’nde inşa edilen gemilerin tasarımını yapan ve mühendislik hizmeti sağlayan firmalar, Teknopark İstanbul’da bulunuyor. Sektörün Ar-Ge gücünün bir araya geldiği bu oluşumu, Ekonomi Bakanlığımız da destekleme kararı aldı. Henüz çok yeni bir haber, bunu da ilk defa burada paylaşmış olalım.

Kümelenme çalışmalarının, uluslararası ölçekte rekabet gücümüzün arttırılabilmesi için, kritik önem taşıdığına inanıyoruz. Teknopark İstanbul merkezli oluşan kümelerin gelişimi için, tüm kurumsal desteğimizi veriyoruz. Çeşitli fonlara yönelik hazırladığımız projelerin, hemen hemen tamamı, kümelerimizin gelişimine yönelik gerçekleşiyor. Pek yakında, hem SAHA İstanbul hem de Denizcilik Kümelerimizin yönetişimi için önemli adımlar atacağız. Kümelerimizin uluslararası küme literatüründe tanımlanan şekilde değerlendirilebilmeleri için temaslar gerçekleştiriyoruz. Dünya çapında saygın kümelerin bir arada bulunduğu ağlara üyelikler yapıyor olacağız.

Tüm bunların dışında, bizim için, üniversitelerimizle ortak bir bağ oluşturarak, kazanılmış bilgi ve tecrübelerin paylaşılacağı bir ortam yaratmak da çok önemli. Üniversitelerimizin, bedelsiz arazi tahsisleriyle, sanayiyi destekleyecek nitelikteki laboratuvarları, yüksek lisans ve doktora programlarıyla Teknopark İstanbul’da en aktif şekilde yer almalarını sağlıyoruz.

 

MSI Dergisi: Teknopark İstanbul kurulurken; havaalanı ile tümleşik konumu, İstanbul sanayisine ve üniversitelere yakınlığı, çağdaş yönetim anlayışı ve benzeri avantajları sıklıkla dile getirildi. Faaliyete geçmesinden bu yana yaşanan gelişmeler ışığında, bu avantajlar hayata nasıl geçti; bu konuda örnekler ve anekdotlar aktarabilir misiniz?

Bilal MACİT: Bildiğiniz gibi Teknopark İstanbul, SSM ve İstanbul Ticaret Odası (İTO)’nın ortaklığında, Türkiye’nin teknoloji geliştirme kapasitesine katkı yapmak ve girişimciliğe açık, dinamik bir inovasyon ortamı yaratmak amacıyla kuruldu. Sabiha Gökçen Havalimanı’nı da içine alan, 1.300 hektarlık bir alan üzerinde kurulan İTEP projesinin en önemli etabıdır.

Güçlü ortaklarımızın kurumsal desteği ile firmalarımıza yatırımcı bulmak ve mali desteklere ve kaynaklara ulaşmalarını sağlamak noktasında yardımcı oluyoruz. İstanbul sanayisi ve üniversiteleri, Ankara’ya ve savunma sanayisine biraz uzak duruyor. Diğer yandan, bizim kanalımızla bu ilişkiler, çok efektif ve hızlı bir şekilde organize edilebiliyor. Örneğin SSM’de bir daireden randevu talep eden bir firmamız, Teknopark İstanbul’u ziyaret eden Daire Başkanımızı ofisinde ağırlama imkânına ulaşabiliyor veya Bilim Kurlumuza yeni Ar-Ge projesini sunan bir firmamız, vakıf şirketlerimize yönlendirilebiliyor. Firmalarımız, sektörel buluşmalarını, Teknopark Konferans Salonu’nda kolaylıkla düzenleyebiliyor. Örneğin, kompozit sektörünün önde gelen temsilcileri, sabah uçağıyla Ankara, İzmir, Konya, Gaziantep, Kayseri gibi şehirlerden, 09:00’da başlayacak toplantılarına kolaylıkla yetişip, tüm gün verimli bir çalıştay yaptıktan sonra, 17:00’da, tekrar uçakla şehirlerine dönebiliyorlar.

 

MSI Dergisi: Firmaların Teknopark İstanbul’a ilgilerini nasıl değerlendiriyorsunuz? Firma ve sektör bazında baktığınızda, hedeflenen katılım sayılarına ulaşılabildi mi?

Bilal MACİT: Birinci etap yapılarımızda, 100 firmaya tahsis edilebilecek ofisimiz vardı; 600 firma başvuruda bulundu. Hatta sistemde, 1.400 başvuru vardı; yer olmadığını düşünen firmalarımız, diğer teknoparklara yöneldiler. Bu rakamların çok daha üzerine de çıkılabilirdi. Teknoparkımızın yeri çok değerli ve konum açısından, dünyadaki her teknoparkın isteyeceği lojistik imkânlara sahibiz. İkinci etap yapılarımızda da benzer bir durum var; ancak savunma, uzay, havacılık ve denizcilik firmalarımıza öncelik vermeye devam ediyoruz. Sadece savunma sanayisinde faaliyet gösteren, belli büyüklüğün üzerinde çok fazla şirket yok. Bu firmaların da önemli bir bölümü başvurmuş durumda. Odak teknoloji alanlarımızda, proje yapan veya yapma potansiyelinde olan firmalarımıza yer açmaya çalışıyoruz. Bu şirketlerin Teknopark İstanbul’a gelmeleri durumunda, ciddi bir fırsat yakalayacaklarını düşünüyoruz. Ar-Ge derinliği, kabiliyeti, isteği olan firmalarımızı savunma sanayisine katkı vermeye teşvik ediyoruz.

 

MSI Dergisi: Eklemek istediğiniz başka bir konu var mı?

Bilal MACİT: Teknopark İstanbul’un, uluslararası ölçekte IASP (Uluslararası Bilim Parkları ve Yenileşim Alanları Birliği) ve ASPA (Asya Bilim Parkları Birliği) adlı küresel organizasyonlara tam üyeliği bulunuyor. Bu kapsamda, IASP’de etkin rol alan Teknopark İstanbul, 26-29 Eylül 2017 tarihinde yapılacak olan, 34’üncü IASP Dünya Teknoparklar Kongresi’ne de ev sahipliği yapmaya hak kazandı. Yüzlerce ülkeden, bine yakın teknopark ve firma yöneticisini; ayrıca sektörel yatırımcıların katılımlarını bekliyoruz.

Avrupa, Kuzey Amerika ve Asya’daki teknoparklarla çeşitli ikili anlaşmalar da yapıyoruz. Bunlar sayesinde, tarafların Ar-Ge ve kuluçka firmalarının, diğer tarafta, belirli bir süre ücretsiz ofis alanına sahip olmasının yanı sıra teknoparkın sunduğu her türlü idari ve teknolojik altyapı hizmetlerinden de hiçbir ücret ödemeden faydalanması öngörülüyor. Şu an için; Almanya, İsviçre, ABD, Malezya ve Kore Cumhuriyeti pazarlarına erişmek isteyen firmalarımıza hizmet veriyoruz. Kapsamımız, beklenti ve ihtiyaçlara göre sürekli artış sergileyecek. Aynı zamanda firmalarımıza, yurt dışındaki firmalarla sektörel iş birliği günlerine ücretsiz katılım imkânı sağlıyoruz. Fuar katılımları konusunda da ayrı bir bütçe çalışması yapıyoruz. Özellikle milli katılımın olduğu, SSM’nin veya İTO’nun destek olduğu etkinliklerde, firmalarımıza destek olmaktayız. Sunduğumuz hizmetlerle; Ar-Ge faaliyetlerinin, inovasyonun ve teknolojik üretimin desteklendiği, bunların da girişimciliği ve ekonomiyi tetiklediği milli bir ekosistem yaratmayı amaçlıyoruz. Firmalarımızı, bu ekosistemin bir parçası olmaya davet ediyoruz.

İstanbul özelinde, bir Türkiye projesi yaratmak istiyoruz. Bu çerçevede, ülkemize ilave katma değer yaratacak uluslararası markalara, sektöründe lider dünya devlerine ev sahipliği yapmak kadar, Türkiye’nin kendi markalarını yaratacak bir teknoloji üssü olmayı da hedefliyoruz. Kısacası Teknopark İstanbul’un kısa vadeli planları yok. Bilakis Türkiye’nin teknolojik altyapısına katkı sağlayacak, yüksek teknolojilerin buluştuğu ve geliştirildiği bir bölge yaratma hedefiyle, uzun soluklu bir yola çıktık. Bu yolda hedefimiz, sunduğumuz hizmetler ile Ar-Ge faaliyetlerinin, inovasyonun ve teknolojik üretimin desteklendiği, bunların da girişimciliği ve ekonomiyi tetiklediği milli bir ekosistem yaratmak.

Bizlerin kapısı, aynı hedefi ve samimiyeti paylaşan tüm firmalarımıza açık. Onları, buraya, beraberce 2023 hedeflerine ulaşmaya çağırıyoruz.

 

Teknopark İstanbul Genel Müdürü Bilal Macit’e, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

 

Söyleşinin, dergimizde yayımlanan haline ulaşmak için:

MSI_Dergisi_Sayi_145_54_59_Teknopark_Istanbul_Soylesi.pdf

1,132 toplam görüntüleme, 6 bugünkü görüntüleme