Söyleşi: TSKGV Genel Müdür Vekili Sadık Piyade – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: TSKGV Genel Müdür Vekili Sadık Piyade

4 Aralık 2017

Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) Genel Müdür Vekili Sadık Piyade ile yapılan ve MSI Dergisi’nin 149’uncu sayısında yayımlanan söyleşi, derginin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

 

“Türk savunma sanayisinin, hızlı ve sürdürülebilir gelişiminin devam ettirilmesine katkı sağlamaya devam edeceğiz.”

Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı (TSKGV) Genel Müdür Vekili Sadık Piyade, kuruluşunun 30’uncu yılını kutlayan TSKGV’nin, ulaştığı konumu ve gelecek hedeflerini, MSI Dergisi’ne anlattı.

Büyük Türk Milletinin Vakfı TSKGV’nin, kuruluşuna ve şirketlerinin Türk ve Dünya savunma sanayisindeki yerine yönelik bilgi verir misiniz?

TSKGV’nin kuruluşu, Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında karşılaşılan silah ambargosunun bir sonucu olarak, 1970’li yılların sonlarına kadar uzanmaktadır. Harekât sonrasında, gelişmiş ülkeler tarafından Türkiye’ye uygulanan silah ambargosu, savunma ihtiyaçlarının yerli imkânlarla karşılanmasının öneminin, bir kez daha kavranmasını sağlamıştır.

Böylelikle modern milli savunma sanayisinin ilk adımları bu dönemde atılarak; Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakıfları kurulmuştur. Anılan vakıfların ana amacı, Büyük Türk Milleti ile Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) arasında manevi bir bağ, bir gönül köprüsü oluşturmak suretiyle sağlanacak bağışlarla savunma sanayisi şirketleri kurmaktır. Bu şirketler tarafından, TSK’nın, silah ve sistemlerinin yenilenmesi veya modernizasyonu için ihtiyaç duyduğu, milli ve kritik teknolojilerin geliştirilmesi; böylece sistem, alt sistem, ürün ve malzemelerin karşılanması hedeflenmiştir. Anılan Vakıflar, faaliyetlerine, 1987 yılına kadar başarıyla devam etmişlerdir. Bildiğiniz üzere, 26 Eylül 1987 tarihinde, bu vakıfların 3388 Sayılı Kanun ile birleştirilmesi sonucunda, TSKGV kurulmuştur.

Özel bir yasayla kurulmuş ilk vakıf olma özelliğine sahip olan TSKGV’nin “Ana Senedi”nde yer alan Kuruluş Amacı:

  • “Milli harp sanayimizin geliştirilmesi,
  • Yeni harp sanayi dallarının kurulması,
  • Harp silah araç ve gereçlerinin satın alınması suretiyle TSK’nın savaş gücünün arttırılmasına katkıda bulunmak üzere milletimizin maddi ve manevi desteğini sağlamak” olarak belirlenmiştir.

 

Bu kapsamda; Aziz Türk Milleti’nin kıt kaynakları ile kurduğu ve bağışları ile bugüne getirdiği TSKGV, TSK için stratejik imkân ve kabiliyet sağlayıcıdır. En üst yönetim organı olan Mütevelli Heyeti’nin stratejik kararları ve TSKGV Genel Müdürlüğü’ne verdiği yetki ile TSKGV, kuruluşundan bugüne kadar, ulusal savunma sanayisi alanında stratejik yatırımlar gerçekleştirmiş ve gerçekleştirmeye devam etmektedir. TSKGV, söz konusu yatırımlarını, 5’er yıllık, performansa dayalı Stratejik Plan Esasları doğrultusunda, etkin bir gözetim ve stratejik yönlendirme ile yönetmiş ve her birini, Dünya’da ve ulusal alanda söz sahibi; hem yerli hem de milli şirketler konumuna ulaştırmıştır. Bugün itibarıyla TSKGV’nin;

  • %84,6 hissesine sahip olduğu ASELSAN, özgün ürünleri ile bir elektronik devi hâline gelmiş,
  • %54,5 hissesine sahip olduğu TUSAŞ, Türkiye’de havacılık, uydu ve uzay alanının öncüsü konumuna ulaşmış,
  • %55,3 hissesine sahip olduğu ROKETSAN, Türkiye’de roket ve füze sistemlerinin tek tasarım ve üreticisi olmuş,
  • %99,4 hissesine sahip olduğu HAVELSAN, Türkiye’nin yazılım, bilişim ve sistem entegrasyon lideri konumuna erişmiş,
  • %99,8 hissesine sahip olduğu İŞBİR , önemli savunma ve kamu projelerine, jeneratör ve alternatör temin eder seviyeye ulaşmış,
  • %97,7 hissesine sahip olduğu ASPİLSAN ise önemli savunma sanayisi sistemleri için, özgün pil ve batarya bloğu ürünleri geliştirme yeteneği kazanmıştır.

2016 yılı itibarıyla, Savunma ve Havacılık Sanayi İmalatçılar Derneği (SaSaD) verilerine göre, Türk savunma sanayisinin;

  • Toplam cirosunun %43’ü,
  • Toplam ihracatının %41’i,
  • Toplam Ar-Ge harcamalarının %60’ı,
  • Toplam çalışan sayısının ise %40’ı, TSKGV Bağlı Ortaklıkları (VBO)’na aittir.

VBO’nun dünya savunma sanayisindeki konumları analiz edildiğinde ise dünyadaki en büyük 100 savunma sanayisi şirketini, o yıl gerçekleştirdikleri satış rakamlarına göre sıralayan; bu alanda, dünyadaki en prestijli yayın organlarından birisi olarak kabul edilen Defense News’in sıralamasında, şu tablo görülmektedir:

  • 2015 yılında 58’inci sırada yer alan ASELSAN, 2016 itibarıyla 57’nci sıraya yükselmiş,
  • TUSAŞ, 2015 yılında 72’nci sıradayken, 2016 yılında 9 basamak daha yükselerek 61’inci sırada yer almış,
  • ROKETSAN, listeye, 2016 yılında, 98’inci sıradan giriş yapmıştır.

VBO’nun satışlarını incelediğimizde; 2013 yılında 4 milyar lira düzeyinde kaydedilen toplam net satışların, 2016 yılsonu itibarıyla 7,8 milyar liraya ulaştığı görülmektedir. (%95 artış).

Bu kapsamda, VBO’nun Türk sanayisindeki konumu ile ilgili önemli bir gösterge de İstanbul Sanayi Odası (İSO)’nın, her yıl Türkiye’deki en büyük şirketleri, üretimden satış verilerine göre sıraladığı İSO 500 sıralamasındaki yerleridir. 2015 yılında:

  • 23’üncü sırada yer alan ASELSAN, 2016 yılında 20’nci sıraya,
  • 36’ncı sırada yer alan TUSAŞ, 2016 yılında 29’uncu sıraya,
  • 127’nci sırada yer alan ROKETSAN, 2016 yılında 89’uncu sıraya yükselmiştir.
  • 218’inci sırada yer alan HAVELSAN ise 2016 yılı sıralamasında 293’üncü sırada yer almıştır.

2016’da, ülkemizde; İSO sıralamasındaki 500 büyük firmanın üretimden satışları, cari fiyatlarla %8,8 oranında artmış; ancak bu oran enflasyondan arındırılmış rakamlarla, %0,2 olarak gerçekleşmiştir. Diğer taraftan; VBO ise satışlarını %24 oranında arttırmış olup, bu oran, enflasyondan arındırılmış rakamlarla %15’dir.

Son yıllarda, ülkelerin savunma bütçelerini azaltmaları nedeniyle savunma satışlarında daha yoğun rekabet yaşanmaktadır. Savunma sanayisinin doğası gereği, savunmaya yönelik ürün ve sistemlerin ihracatında kısıtlarla (ekonomik-politik nedenler, ihraç lisansı engelleri, kendi ülkesinin envanterine girmeyen ürünlerin diğer ülkelere satışında referans zorlukları yaşanması gibi) karşılaşılabildiğinden, VBO tarafından, ihraç lisansına tabi kritik alt malzemelerin milli imkânlarla geliştirilmesine odaklanılmaktadır.

VBO’nun yurt dışı satışları hakkında da bilgi vermek gerekirse; 2013 yılında, 1,4 milyar lira olarak gerçekleşen toplam yurt dışı satışları, 2016 yılı sonu itibarıyla 2,4 milyar liraya yükselmiştir. (%70 artış)

Türkiye’deki en büyük ihracatçı şirketleri sıralayan Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM)’nin çalışmasına göre, 2016 yılında; ASELSAN 108’inci, TUSAŞ 20’inci, ROKETSAN 221’inci ve HAVELSAN 589’uncu en büyük ihracatçı Türk firmalarıdır.

Tüm savunma sanayisinde, 2015 yılında istihdam edilen 31.000 kişinin %40’ı, VBO’da çalışmaktadır. 2016 yılında ise %13 artış ile bu rakam 35.000’e ulaşmış olup bunun içinde 14.096 kişi VBO’da çalışmaktadır. Savunma sanayisi genelinde, %21 satış artışına karşın %13 istihdam artarken, VBO’da, %11 satış artışına karşılık, %6 istihdam artışı olmuştur.

İstihdam artışına, verimlilik artışı açısından bakılmasının uygun olacağı değerlendirilmektedir. Verimlilik açısından bakıldığında; 2013 yılında, VBO’da kişi başı satışlarının ortalaması 323.988 lira iken bu rakam, 2016 yılında, bir önceki yıla göre %14 oranında artarak 553.092 liraya yükselmiştir. Diğer bir deyişle son 3 sene içinde, şirketlerimizdeki verimlilik artışı %70’tir.

VBO’nun savunma sanayisinde artan önemi; toplam savunma sanayisi üretiminde sürekli artan payı, yükselen ihracat geliri, Ar-Ge harcamaları, özgün tasarımları ve seri üretime dönüşen ürünleri, sağladıkları istihdam ve alt yüklenicilerle KOBİ’lere aktardıkları iş payları, özellikle son 10 yıla yönelik analiz edildiğinde, daha da net ortaya çıkmaktadır.

VBO tarafından yürütülen yoğun Ar-Ge faaliyetleri, yurt içinde teknolojinin tabana yayılması maksadıyla giderek artan seviyede alt yüklenici kullanımı ve bunun yanı sıra şirketlerimiz tarafından geliştirilen özgün ürün ve sistemlerin yurt dışına artan miktarda ihraç edilmesi sayesinde, gerek Türk savunma sanayisine gerekse Türk sanayine büyük katkı ve katma değer sağladığımızı değerlendiriyoruz.

Geriye dönüp, kuruluşumuzdan bugüne kadar geçirdiğimiz süreçleri incelediğimizde, bu başarının nedenleri olarak değerlendirdiğimiz önemli hususları, sizlerle de paylaşmak istiyorum.

  • VBO’nun kârlarının %75’i kendilerine bırakılmakta; bununla TSK’nın modernizasyonu kapsamında yatırım ve Ar-Ge harcamaları yapılmakta; TSKGV’nin aldığı kâr payı ise yine Vakıf Senedi gereğince, Mütevelli Heyeti onayı ile savunma sanayisi alanlarındaki yeni yatırımlarına yönlendirilmektedir.
  • Kritik teknoloji alanları tespit edilerek, bu alanlarda Ar-Ge projeleri ve yenilikçi projeler oluşturulmuştur.
  • VBO’nun verimliliklerine önem verilerek, faaliyetlerde maliyet-etkinliğe odaklanılması sağlanmaktadır.
  • Hedef yurt dışı pazarlar belirlenerek, ihracatın arttırılması hedeflenmektedir.
  • Ar-Ge kaynaklarının arttırılmasına, özgün ve milli teknolojiye sahip platform, sistem, alt sistem ve ürünlerin geliştirilmesine odaklanılmaktadır.
  • Stratejik yatırımların, hızlı ve zamanında yapılmasına katkıda bulunulmaktadır.

 

TSKGV şirketlerinin yerli sanayiye katkıları hakkında bilgi verir misiniz?

TSKGV tarafından, gerek elde edilen kaynakların TSK projeleri için Savunma Sanayii Müsteşarlığının Savunma Sanayii Destekleme Fonu’na aktarılması gerekse hisse sahibi olunan şirketler ile Türk savunma sanayisinin geliştirilmesine katkı sağlanması yoluyla, ülke ekonomisine, doğrudan ve dolaylı olarak katma değer yaratılmaktadır.

Savunma projelerinin özellikleri itibarıyla genellikle yıllara sâri uzun bir sürece yayılmaları, VBO tarafından, çeşitli araştırma kuruluşları ve üniversitelerin yanı sıra çok sayıda altyüklenici firma ile söz konusu projelerde birlikte ve yakın koordine içerisinde çalışmayı gerekli kılmaktadır.

VBO tarafından, özellikle kritik teknolojilere sahip şirketlerin yanı sıra KOBİ niteliğinde alt yüklenicilere aktarılan iş payları ile yerli sanayinin büyümesine doğrudan katkıda bulunulmaktadır. Söz konusu alt yüklenicilere yeni teknolojik yetenekler kazandırılması ve idari destek ile finans, insan kaynağı ve iş geliştirme desteği verilmesi suretiyle farklı iş modelleri geliştirilmekte ve iş ekosistemi oluşturulmakta; böylelikle sektörün ve yerli sanayinin gelişmesine de katkıda bulunulmaktadır.

2015 yılında, VBO’nun iş birliği yaptığı yurt içi alt yüklenici sayısı 2.365 iken 2016 yılında, söz konusu sayı %41 artarak 3.332 adede; yurt dışında çalışılan alt yüklenici sayısı ise 2015 yılında 2.022 iken 2016 yılında %14 artarak 2.302 adede ulaşmıştır. Bu rakamlar, alt yüklenici kullanımına odaklanılarak yerli sanayiye sağlanan katkının önemli göstergeleridir.

Vakıf, kuruluşundan bugüne kadar, ulusal savunma sanayisi alanında stratejik yatırımlar gerçekleştirmiş ve gerçekleştirmeye devam etmektedir. Ancak günümüzde, savunma sanayisine ayrılan bütçe gelirleri de gittikçe azalmaktadır.

Bu durum göz önüne alındığında; VBO’nun savunma sanayisi alanında, bilimsel bilgiyi ürüne dönüştürme yeteneği olan “Ulusal Tasarım Teknolojisi”; tasarlanan ürünün teminini sağlayan “Ulusal Üretim Teknolojisi” ve her iki süreç için planlama ve kontrol çalışmalarını kapsayan “Ulusal Yönetim Teknolojisi”ni kazanarak, yurt içinde, özellikle de kritik teknolojilere sahip şirketler ile faaliyet göstermeleri hedef alınmaktadır.

Güvenlik güçlerimizin savaş gücünün arttırılması temel amacına yönelik VBO’nun milli ve ileri teknoloji uygulamaları geliştirme ve yerli katkı payını arttırmaya yönelik çalışmaları, TSKGV tarafından Stratejik Plan hedefleri kapsamında yakından takip edilmektedir.

 

TSKGV şirketlerinin Ar-Ge çalışmaları hakkında bilgi verir misiniz?

TSKGV tarafından, VBO’ya yönelik stratejik planlama kapsamında; teknoloji geliştirme, Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinin planlamasına ve performans ölçümüne de özel olarak odaklanıldığını vurgulamak isterim. Bu kapsamda, VBO tarafından sorumlu olunan faaliyet alanlarında; TSK’nın gelecekte ihtiyaç duyacağı teknolojilerin ve sistemlerin, temininde risk öngörülen bütün alt sistem ve bileşenleri ile birlikte, stratejik harekât ihtiyacını da şekillendirerek yenilik felsefesi ile ulusal olarak geliştirilmesi, TSKGV’nin teknoloji geliştirme stratejisinin özünü oluşturmaktadır.

Bu strateji aracılığı ile şirketlerin, değer ve fark yaratabilecek teknolojileri geliştirerek, küresel pazarda da dengeli iş birliği yapabilecek konuma ulaşmaları ve rekabet güçlerini arttırmaları yönünde faaliyetler sürdürülmektedir.

TSKGV’nin en son hazırladığı, 2017-2021 Stratejik Planı’nda yer alan ve az önce vurguladığım teknoloji geliştirme stratejisinin bir gereği olarak, ilk defa hayata geçirilecek uygulamalardan söz edecek olursak:

  • Araştırma ve teknoloji geliştirme faaliyetlerinin şirketler arasında ortak bir zeminde sistematik hâle getirilerek planlanması; şirketler arasında tekrar eden Ar-Ge ve yenilik faaliyetlerinin önlenmesi için, ilk defa TSKGV 2017-2021 Stratejik Planı içinde, “TSKGV Araştırma ve Teknoloji Geliştirme Uygulama Planı” hazırlanmış,
  • Söz konusu Uygulama Planı’nın hazırlanması ve uygulanmasından sorumlu bir “TSKGV Teknoloji Üst Kurulu’’ oluşturulmuş; bu Uygulama Planı içerisinde, Ar-Ge ve yenilik performansının objektif ölçülmesi için Savunma Sanayii Müsteşarlığımız ve üniversiteler ile ortaklaşa özel bir ölçüm tekniği de geliştirilmiştir.
  • Tüm bu yeni uygulamaların yanı sıra şirketlerimizin, 30 yıllık uzun vadede; Ar-Ge, yenilik ve teknoloji stratejik yönünün belirlenmesine katkıda bulunulması ve Ar-Ge projelerine yön verilmesi, geleceğin teknoloji alanlarının şimdiden öngörülebilmesi amaçlarıyla, şirketlerin üst yönetimi ve sektörel alanında, dünyada ve Türkiye’de söz sahibi bağımsız bilim adamları, akademisyenlerden oluşan “Sektör Çalışma Grupları”nın da kurulması sağlanmıştır.

Ülke çapında, savunma sanayisi şirketlerinin toplam Ar-Ge harcamalarında, 2015 yılına göre, 2016 yılında, %39 artış kaydedilmişken (yaklaşık 1,3 milyar dolar); bunun içinde VBO’nun Ar-Ge harcamaları ise %40 artış göstererek 787 milyon dolara ulaşmıştır. Diğer bir deyişle VBO’nun Ar-Ge harcaması, yerli savunma sanayisinin Ar-Ge harcamalarının %63’ünü oluşturmaktadır.

Şirketlerimizin Ar-Ge seviyesine yönelik gösterge olması açısından, bir başka örnek olarak Turkish Time dergisinin her yıl yayımladığı, “Ar-Ge 250 Araştırması”nın sonuçlarını vurgulamak istiyorum. Ar-Ge harcamalarına göre yapılan bu sıralamada, ASELSAN, 2014 ve 2015 yıllarında, Türkiye’de, 1’inci sırada yer almıştır. 2015 yılında, bir önceki yıla göre, TUSAŞ bir basamak yükselerek 3’üncü sırayı; ROKETSAN bir basamak yükselerek 5’inci sırayı elde etmiştir. HAVELSAN da ilk defa bu sıralamaya, 2015 yılında, 8’inci sıradan girmiştir.

ASELSAN, TUSAŞ, ROKETSAN, HAVELSAN ve ASPİLSAN’ın, 2016 yılı sonu itibarıyla aşağıda yer alan tabloda görüldüğü gibi, toplam 6 teknokent ofisi ve 12 Ar-Ge merkezi bulunmaktadır. Bu yerleşkelerde, 6.177 Ar-Ge mühendisi istihdam edilmektedir. Önemli bir gösterge olarak; Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, 2015 yılı Ar-Ge Merkezleri Performans Değerlendirmesi sıralamasında, savunma sanayisi sektöründe, ilk sırayı ASELSAN elde etmiştir.

Alınan iş paketleri ve projeler içerisinde yürütülen Ar-Ge faaliyetlerine ilave olarak 2015 yılı sonu itibarıyla VBO’nun, kendi öz kaynakları ile ayrıca yürüttüğü, 161 adet Ar-Ge projesi bulunmaktadır. VBO tarafından, öz kaynaklardan Ar-Ge’ye harcanan miktar, 2016 yılında da ortalama net satışların %4’ü seviyesinde gerçekleştirilmiştir. Türkiye ortalamasının %1 olduğu dikkate alındığında, bu seviyenin önemli olduğunu kıymetlendiriyoruz.

Bu bağlamda, VBO tarafından öz kaynaklarla yürütülen Ar-Ge projelerinin, özgün ürün ve yurt içi-yurt dışı satışa dönüştürülmesi ve VBO’nun özgün ürünler geliştirmesi için, milli ve kritik teknolojilere dayalı Ar-Ge yapılması hususlarına özel önem verilmektedir.

TSKGV 2017-2021 Stratejik Planı’nda, VBO’ya verilen hedefler doğrultusunda, hâlihazırda Türkiye’nin kendi öz kaynaklarından en çok Ar-Ge harcaması yapan şirketler arasında yer alan VBO’nun, bu konumlarını sürdürmelerini hedeflemekteyiz.

TSKGV’nin, 5’er yıllık Stratejik Planları kapsamında, gelecekte de özgün ürünler geliştirilerek milli savunma sanayisinde dışa bağımlılığı azaltmak maksadıyla, VBO’nun teknoloji olgunluk seviyelerinin yükseltilmesini ve ihraç lisansına tabi kritik alt malzemelerin milli imkânlarla geliştirilmesini amaçlamaktayız.

2017-2021 döneminde; Ar-Ge, yenilik, teknoloji geliştirme ve özgün ürün elde etmeye yönelik faaliyetlere daha fazla odaklanılarak, söz konusu faaliyetlerin performans ölçümünün yapılarak etkinliklerinin değerlendirilmesini hedeflemekteyiz.

 

IDEF 2017 fuarı ile ilgili değerlendirmelerinizi paylaşır mısınız?

1993 yılından beri, tekli yıllarda icra edilen ve bir dünya markası hâline gelen IDEF fuarının 13’üncüsünü, 9-12 Mayıs 2017 tarihleri arasında, başarıyla tamamlamış bulunuyoruz. IDEF 2017 13’üncü Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı, T.C. Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Milli Savunma Bakanlığı ev sahipliğinde, Yüce Türk Milleti’nin bağışları ile kurulan TSKGV’nin yönetim ve sorumluluğunda, TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş.’nin organizasyonu ile İstanbul TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde icra edilmiştir.

Başbakanımız Sn. Binali YILDIRIM tarafından onurlandırılan Fuar Açılış Töreni’ne, Sn. Milli Savunma Bakanı, Sn. İçişleri Bakanı ve Bakanlar, Sierra Leone Cumhurbaşkanı, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanları, MSB Müsteşarı, Savunma Sanayii Müsteşarı başta olmak üzere, çok sayıda üst düzey sivil ve askeri erkân, misafir heyetler, katılımcı firma temsilcileri ve yabancı misyon temsilcileri katılmıştır.

Savunma sanayisi fuarlarının ana amacı, savunma sanayisi alanında iş birliği ve tanıtım platformu oluşturmaktır. Bu platformda, ana aktörler; tedarik makamları ve savunma sanayisi firmaları ile ihtiyaç makamlarıdır. Bu amaç doğrultusunda, IDEF 2017 fuarına, Genelkurmay Başkanlığımız, Milli Savunma Bakanlığımız, Kara, Deniz ve Hava Kuvvetleri Komutanlıklarımız ile Jandarma Genel Komutanlığımız tarafından, dost ve müttefik ülkelerin tedarik zincirinde yer alan yetkili makamları davet edilmiş ve fuara, 67 ülke ve 2 uluslararası kuruluştan, 133 heyete mensup 637 heyet üyesi katılmıştır. Fuara katılan üst düzey makamlar arasında; 1 Cumhurbaşkanı, 26 Bakan, 6 Genelkurmay Başkanı, 17 Bakan Yardımcısı, 5 Genelkurmay Başkan Yardımcısı, 10 Kuvvet Komutanı ve 14 Müsteşar bulunmaktadır. Fuarın en üst seviyede sivil ve askeri makamlarca ziyaret edilmesi, fuarın görünürlüğüne büyük katkı sağlamış; yerli ve yabancı katılımcılar tarafından olumlu karşılanmıştır.

 

IDEF 2017 fuarında; Genelkurmay Başkanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Kuvvet Komutanlıkları, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü ve Sahil Güvenlik Komutanlığının tedarikten sorumlu makamları tarafından, 28 görüşme ofisi açılmıştır.

Fuara, 50 ülkeden, 317’si yerli; 503’ü yabancı olmak üzere, toplam 820 firma ve firma temsilcisi katılmıştır. Bu itibarla Türkiye’nin tek savunma sanayisi fuarı olma ayrıcalığına sahip olan IDEF, dünyada düzenlenen, en büyük ilk 5 savunma sanayisi fuarından biri olma özelliğini de muhafaza etmiştir. Heyetler dikkate alındığında, IDEF fuarı, daha üst seviyede yer almaktadır.

Vakıf olarak, IDEF 2017 fuarı esnasında; FIDAE, TAIS Navy Shipbuilding, Ingun Prufmittelbau Gmbh, CSIR, Qinetiq, Lockheed Martin, Optix Co, Teksan Jeneratör İç ve Dış Tic. A.Ş., Unidef Birleşik Sav.San.Tic.A.Ş., vb. savunma sanayisi firmalarıyla görüşmeler yaparak, fuarımızın tanıtımı ve Vakıf şirketleriyle olası iş birlikteliklerine yönelik katkı sağladığımızı değerlendiriyoruz.

Fuara katılan heyetler, firmalar ve görüşme ofisi makamları arasında, titiz bir planlama ile görüşmeler ve stant ziyaretleri planlanmış; fuarın amacı olan iş birliği ve tanıtımın sağlanması için, azami gayret gösterilmiştir. Bu kapsamda, 2.240 görüşme ve stant ziyareti planlanmış ve planlamalar, %83 oranında gerçekleştirilmiştir.

Fuar; Sayın Başbakan, Sayın Milli Savunma Bakanı, üst düzey protokol, yabancı heyetler, sektör profesyonelleri, üniversite öğrencileri, gaziler, şehit ve gazi yakınları başta olmak üzere, 116 ülkeden, 60.754’ü yerli; 5.028’i yabancı, toplam 65.782 kişi tarafından ziyaret edilmiştir.

Bu fuarda, ilk defa olmak üzere; fuarın ikinci günü Kara Kuvvetleri Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığının, üçüncü günü Deniz Kuvvetleri Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığının, dördüncü günü ise Hava Kuvvetleri Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün tanıtım günü etkinlikleri gerçekleştirilmiş ve büyük beğeni kazanmıştır.

IDEF 2015 ve IDEF 2017 fuarlarına yönelik karşılaştırma, Tablo 1’de sunulmuştur.

 

Sonuç olarak;

30 yıldır Türk savunma sanayisine büyük katkılar sağlayan TSKGV, Türk Milleti’ne ve onların aziz ve fedakâr evlatları olan bağışçılarına olan borcunu, onlara olan minnet ve şükranlarını, dünya çapında değer verilen “Türk savunma sanayisinin inşasına” devam ederek ödemekte; faaliyetlerini TSK’nın caydırıcı gücünün arttırılması ana hedefi doğrultusunda sürdürmektedir.

Rekabet altında yurt dışında kazanılan ihaleler, uluslararası rakip şirketleri şirketlerimiz ile iş birliğine yönlendirmektedir. Söz konusu ivmenin, ülkemizin geleceğinin güvence altına alınmasında önemli bir kuvvet çarpanı olduğu değerlendirilmektedir. Şirketlerimiz, başlangıçta sadece donanım ve yazılım üreticisi şirketler konumunda iken bugün, özgün ürün portföylerini çeşitlendirerek; sistem tasarımcısı, entegratörü ve ihracatçısı konumuna erişmişlerdir.

VBO’nun yıllara sari kalan taahhüt bazında proje tutarı, 31 Aralık 2016 tarihi itibarıyla, bir önceki yıla göre yaklaşık %38 artarak, 22 milyar dolar seviyesine ulaşmıştır. Görüşmeleri devam eden projelerin sözleşmeleri imzalandıkça, bu rakam daha da artacaktır.

Mali konularda, TSKGV’nin manevi anlamı da göz önüne alınarak, kuruluşundan bugüne kadar elde edilen her kuruş, düşünülerek planlama yapılmakta ve uygulanmaktadır.

Büyük Türk Milleti’nin teveccühü ile Vakfımızın kuruluşundan bu güne kadar bağışlarıyla yarattığı değerin, kuruluş amacımıza uygun olarak kullanılması ve Aziz Millet’in bağışladığı her bir kuruşun; tarihimizden gelen milli anlayışımız ile örf ve adetlerimize uygun olarak TSK’nın güçlenmesi amacıyla kullanılması, en büyük çabamızdır.

TSKGV, TSK’yı güçlendirme amacından ayrılmayarak, manevi ve kurumsal yapısı ile Vakıf yönetimi ve Vakıf şirketlerinin etkin gözetim ve stratejik yönlendirilmesi fonksiyonlarını etkin bir şekilde yürüterek Türk savunma sanayisinin, hızlı ve sürdürülebilir gelişiminin devam ettirilmesine katkı sağlamaya devam edecektir.

189 toplam görüntüleme, 3 bugünkü görüntüleme