Söyleşi: Turaç Genel Müdürü Fatih ALTUNBAŞ – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: Turaç Genel Müdürü Fatih ALTUNBAŞ

27 Aralık 2018

MSI Dergisi’nin 170’inci sayısında yayımlanan söyleşi, derginin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

 

“İlkleri başarmak için çıktığımız bu yolda, piyade tüfeği fişeği üretiminden sonra atacağımız adım, Türkiye’nin, barut ve kapsüldeki dışa bağımlılığını sona erdirmek olacak.”

 

Türk savunma ve havacılık sanayisinde, hafif silah mühimmatı alandaki ilkleri ile adını duyuran Turaç, geçtiğimiz aylarda, iki yeni gelişmenin altına imza attı. Milli Savunma Bakanlığı (MSB)’ndan; 5,56×45, 7,62×39 ve 7,62×51 mm çapındaki piyade tüfeği fişeklerini kapsayan “Üretim İzin Belgesi”ni 29 Mayıs’ta alan firma, bu alanda, özel sektördeki ilk üretici unvanını kazandı. Ağustos ayında ise bir diğer ilki gerçekleştiren Turaç, Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM)’ne, 100.000 adet tabanca fişeği hibe etti. Bu iki gelişmeyle ilgili süreçler ve firmanın yeni üretim kabiliyetleri ile elde ettiği kazanımlar hakkında, Turaç Genel Müdürü Fatih Altunbaş’tan bilgi aldık.

MSI Dergisi: Fatih Bey, öncelikle piyade tüfeği fişeği üretimi konusunda, MSB’den aldığınız Üretim İzin Belgesi ile ilgili süreci sormak istiyoruz. Bu süreçte hangi aşamalardan geçtiniz?

Fatih ALTUNBAŞ: Aslında bu süreç, bizim tahmin ettiğimizden çok daha uzun sürdü. MSB’ye, Üretim İzin Belgesi alma konusundaki başvurumuzu, 2014 yılında yaptık ve bu süreçte, çok sayıda resmi yazışma yaptık. Hem “Milli” hem de “NATO” gizlilik dereceli “Tesis Güvenlik Belgesi”ne ve tabanca fişeği için Üretim İzin Belgesi’ne sahip olmamıza rağmen, 12-13 klasörü dolduracak kadar evrak teslim ettik. Fabrikalarımız, defalarca ziyaret edildi. Normal şartlarda, 1-1,5 yılda tamamlanmasını beklediğimiz bu süreç, 4 yıl sürdü.

Bu sürecin neden 4 yıl sürdüğünün cevabı ise Türkiye’nin, 15 Temmuz 2016’da atlattığı darbe girişiminde yatıyor. Bu girişim öncesinde, devletin her türlü kademesine sızan FETÖ mensupları, ülkeye verdikleri zararın yanı sıra bizim de önümüzü kesmek için ellerinden geleni yapmışlar. Biz tabii bu süreçte, sürekli karşımıza çıkarılan yeni problemleri çözmeye çalıştığımız ve evrak peşinde koşturduğumuz için, o dönem bunu anlayamadık. Bu yavaşlığın, bürokrasiden kaynaklandığını düşünüyorduk. Bu zorlukları şimdi daha sağlıklı değerlendirebiliyoruz. Ancak neticede, süreci tamamladık ve belgemizi aldık.

Üretim İzin Belgesi’ni almamızın sonrasında, “Siz bu belgeyi alırken çok zorlu bir süreçten geçtiniz. Sizden sonra gelenlerin de bu kadar zorlanması, ticari olarak sizin menfaatinize olur.” şeklinde yorumlarla karşılaştık. Fakat biz, her şeye rağmen, bu süreçlerin daha da kolay olması gerektiğini düşünüyoruz. Sonuçta ülkemizin menfaati, bizim menfaatlerimizin çok önünde geliyor.

MÜSİAD Ankara ve Turaç yetkilileri, Özel Harekât Dairesi Başkanlığına gerçekleştirilecek fişek hibesi öncesinde, o tarihte İçişleri Bakanlığı Müsteşarı olan Muhterem İnce’yi ziyaret etti. Soldan Sağa: MÜSİAD Ankara Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Hakan Tokaç, İçişleri Bakan Yardımcısı Muhterem İnce, MÜSİAD Ankara Yönetim Kurulu Başkanı İlhan Erdal ve Turaç Genel Müdürü Fatih Altunbaş.

Tüm Testler Tamam

MSI Dergisi: Turaç, piyade tüfeği fişeklerinin seri üretiminde hangi aşamada?

Fatih ALTUNBAŞ: 2017’nin Ağustos ayında, her 3 kalibredeki fişeğin deneme üretimlerini yapmaya başladık. Fonksiyon testlerini ve atış testlerini, kendi balistik laboratuvarlarımızda yapıyoruz. Şu anda, seri üretime başlayabilecek durumdayız. Bir yandan da dünyanın her yerinden, bu kalibrelerdeki farklı marka ve tipteki silahlardan, az sayıda da olsa getirtiyoruz. Çünkü hafif silah mühimmatı konusundaki en önemli şeylerden bir tanesi, ürettiğiniz belirli bir kalibredeki fişeğin, dünyanın herhangi bir yerinde, herhangi bir yılda üretilmiş, o kalibredeki tüm silahlar tarafından, düzgün şekilde ateşlenebilmesi ve her seferinde, aynı performansı verebilmesidir. Yani, namlu çıkış hızının, enerjisinin, basıncının, barutunun yanma süresinin ve alev uzunluğu gibi değerlerinin, standart olmasıdır.

Fişekleri, belirli bir ülkenin güvenlik güçleri için ürettiğiniz zaman, o kurumun envanterindeki silahları, az çok tanırsınız. Ancak diyelim ki bu fişekler, bir poligonda ya da müsabakada kullanılacaksa silah çeşitliliği, inanılmaz derecede artabilir. Bu noktada, bizim de silah beğenmemek gibi bir lüksümüz olamaz. Bu yüzden, envanterimizdeki silah çeşitliliğini de sürekli arttırmaya çalışıyoruz.

Turaç’ın, av tüfeği fişekleri konusunda da çok geniş bir ürün yelpazesi var.

 

İlk Yurt İçi Sipariş

MSI Dergisi: Hâlihazırda yurt içinden aldığınız siparişler var mı?

Fatih ALTUNBAŞ: Evet, yurt içindeki ilk sözleşmemizi, Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) ile Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK)’nin 5,56×45 mm çapında fişek ihtiyacına yönelik olarak imzaladık. Fakat seri üretime başlamak için, çok da acele etmek istemiyoruz. Hata yapmadan, adım adım gitmeyi tercih ediyoruz. Diğer kalibreler için de görüşmelerimiz sürüyor.

 

MSI Dergisi: Bu üretim kabiliyetini, Türk savunma ve havacılık sektörü penceresinden nasıl yorumlamalıyız?

Fatih ALTUNBAŞ: Biz, Türk savunma ve havacılık sanayisi olarak, gözümüzü biraz göğe dikmişiz. Bir taraftan TF-X projemiz yürüyor, bir taraftan F-35’in ortaklarından birisiyiz; diğer taraftan, kendi ürettiğimiz İHA’larımız ve SİHA’larımız, her an her dakika göklerdeler. ATAK helikopterinin başarıları ortada. Özgün helikopterimiz T625, geçtiğimiz günlerde ilk kez havalandı. Kara araçlarımızı, tüm dünyaya satıyoruz. FNSS, Endonezya’da, PT Pindad ile beraber, orta ağırlık sınıfı bir tank geliştirdi ve yakın zamanda, seri üretime başlanması söz konusu. Bu firmamızla da gerçekten gurur duyuyoruz. Ülkemiz ve savunma sanayimiz, yapılamaz denileni yaparken ve en zorlarını başarırken, en yakınımızda olan ve en çok kullandığımız şeyi, hafif silah mühimmatını, aslında göz ardı etti. Evet, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK), bu fişekleri üretiyordu; ancak üretim miktarları yetersiz kaldığı için, yurt içindeki asker ve polisin, tabanca ve piyade tüfeği fişeği ihtiyacı, ithalatla karşılanıyordu. Bu, bizim için bir körlüktü ve bir an önce tedavi edilmesi gerekiyordu. Biz de bir kalibrede fişek üretimi ile başladık; yanına 3 kalibre daha ekledik ve bugün, toplamda 4 kalibreye ulaştık.

 

Türkiye, İlk Kez AK-47 Fişeği Üretecek

MSI Dergisi: Turaç’ın bu kazanımının, TSK ve EGM gibi yurt içindeki resmi kullanıcılar açısından ne gibi yansımaları olacak?

Fatih ALTUNBAŞ: Yurt içindeki kullanıcılar açısından bakıldığında, bu konunun en çok öne çıkan tarafı, ülkemizin, bu fişekler için yurt dışına bağımlılığının, önemli ölçüde azaltılmış olmasıdır. Türkiye’nin, 7,62×51 mm fişek ihtiyacının önemli bir bölümü, yurt içinde üretiliyordu. Fakat 5,56×45 mm fişek ihtiyacının büyük bir bölümü ve 7,62×39 mm fişek ihtiyacının tamamı, yurt dışından karşılanıyordu.

MKEK, 5,56×45 mm fişekleri üretiyordu; ancak bu kurumun 7,62×39 mm fişekleri üretmesi, kabiliyeti dâhilinde olmasına rağmen, siyasi olarak uzun yıllar istenmedi. Biliyorsunuz bu kalibre, Rus menşeli AK-47 piyade tüfeğinin kalibresidir. Türkiye, bir NATO üyesi olduğu için, siyasi açıdan yanlış anlaşılma korkusuyla envanterinde, neredeyse 300.000 adet AK-47 bulunmasına rağmen, bu silahın fişeğinin üretiminden, çok uzun yıllar, şiddetle uzak durmuş.

Türkiye’de hafif silah mühimmatı alnındaki ilkleri ile bilinen Turaç, AK-47 piyade tüfeklerinde kullanılan 7,62×39 mm çapındaki fişekleri, Türkiye’de üreten ilk imalatçı olacak.

En düşük olduğu zamanlarda, yıllık 6 milyon adet ihtiyaç duyulan bu fişeklerin ithalatı, 2015 yılındaki Hendek Operasyonları ile birlikte, yıllık 100 milyon adede ulaştı. Bunun maddi karşılığı da yaklaşık 30 milyon dolar gibi, çok ciddi bir rakam. Biz de bu fişeğin üretiminin üzerinde, özellikle durduk; çünkü hem MSB’den hem de İçişleri Bakanlığından, bu konuda çok yoğun talepler geldi. Benzer şekilde, 5,56×45 mm fişeklerin ithalatı da yıllık 30 milyon adet gibi bir rakam. Dolayısıyla Türkiye’nin, özellikle bu iki fişekteki dışa bağımlığını azalttık; 7,62×51 mm fişekte de alternatif bir üretici konumuna geldik. Güvenlik güçlerimiz, artık bundan sonra, yoğun operasyonların etkisiyle depolarındaki fişeklerin biteceği endişesini asla yaşamayacaklar.

 

Turaç’ın, kendisine ait Sterling markası altında ürettiği piyade tüfeği fişekleri.

 

MSI Dergisi: Peki, ortada bu kadar büyük bir iş potansiyeli varken, ticari açıdan bu sektöre girmek isteyen kimse olmadı mı yurt içinde?

Fatih ALTUNBAŞ: Türkiye’de, hafif silah mühimmatı üretimi yapan, toplam 3 kuruluş var: Yıllardan beridir bizim büyüğümüz ve duayenimiz konumunda olan devlet kuruluşumuz MKEK, Balıkesir’deki bir özel sektör firması ve biz. Devlet büyüklerimiz, elbette ki bu üçlünün haricindeki pek çok yatırımcıyı, bu işe girmeleri konusunda teşvik ettiler. Bildiğim kadarıyla da bugüne kadar 25 firma, Üretim İzin Belgesi konusunda resmi olarak başvuruda bulunmuş. Ama 2011 yılında, ilk kez bizim başlattığımız süreçten bugüne kadar geçen 7 yılda, en başta saydığım 3 oyuncudan başka ortada kimse yok. Çünkü Türkiye’de, patlayıcı madde içeren bir şey üretmek, gerçekten çok zor ve çok riskli. Bunun yanında, katlandığınız bu riske rağmen, kâr marjı çok düşük. Dolayısıyla hiç kimse, bu alana yatırım yapmak istemiyordu. Bunun yerine, işlerin çok daha kolay yürüdüğü ve getirinin daha yüksek olduğu, inşaat sektörü daha çok ilgi çekiyordu.

Ama bugün, iyi şeyler duyuyoruz. Artık devletin tüm kademeleri, aydınlık geleceğimizin sanayi ve ihracattan geçtiğini söylüyorlar. Bunu duymak da bizi hem sevindiriyor hem de teşvik ediyor. Gittiğimiz yolun, doğru bir yol olduğunu görüyoruz.

 

Hedef: %80 Oranında Yerlilik

MSI Dergisi: Aklımıza bu noktada, yerlilik oranınızın ne olacağı sorusu geliyor. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

Fatih ALTUNBAŞ: Bu sorunuza, geçmişe bakarak cevap vermek istiyorum. 2013 yılında, 9×19 mm tabanca fişeği üretimine ilk başladığımızda, yerlilik oranımız, %20’ler seviyesindeydi; yani çok düşüktü. Ama yurt içindeki sanayicileri cesaretlendirerek, onlara alım garantisi vererek, kendimize, sıfırdan bir tedarikçi ağı yarattık. Bu firmaların birçoğu, bizim sayemizde, Üretim İzin Belgesi aldılar. Şu anda, kovan ve çekirdekleri, hem kendimiz üretmeye hem de yan sanayimize ürettirmeye başladık. Yurt dışından ise sadece barut ve kapsülü alıyoruz. Bugün, aradan geçen 5 yılın ardından, yerlilik oranı konusunda geldiğimiz seviye ise %80 civarında. Yerli/yabancı oranını, tamamen tersine çevirmiş durumdayız.

Piyade tüfeği fişekleri için de yerlilik seviyemiz aynı şekilde düşük oranlarla başlayacak. Başlangıçtaki yerli katkı payı, %20-%30 seviyelerinde olacak. Ama bu çok uzun sürmeyecek. Daha önce yaptığımız gibi, yan sanayimize, piyade tüfeği fişeğinde de daha önce yaptığımıza benzer imkânları sunacağız ve alım garantisi vereceğiz. İzlediğimiz metot belli; sonucu da olumlu. Takım olarak, yan sanayimizle birlikte büyümeye devam edeceğiz ve en geç 2 ya da 3 yıl içerisinde, buradaki yerlilik oranını da %80 seviyesine çıkaracağız.

 

MSI Dergisi: Şu anda, Türkiye’nin gündemine en çok oturan konulardan birisi de yerlilik ve millilik. Kamuoyunda, her şeyin %100 milli kaynaklarla üretilmesi gerektiğine dair bir algı var. Bununla ilgili neler söylemek istersiniz?

Fatih ALTUNBAŞ: Bu soruda da otomobil üretimi örneğinden gidelim. Yurt içinde, sıfırdan otomobil üretmek istediğinizde, önce sadece montajından başlarsınız; sonra, mesela lastiğini yaparsınız. Sırasıyla jantını, şasisini, elektroniğini… Derken bakmışsınız bir gün, o otomobil %100 yerli olmuş. %100 yerli otomobil üretemiyoruz diyerek otomobil üretmeye hiç başlamamak, bana göre en büyük yenilgi ve en büyük hatadır. Bizim çocukluğumuzda, F-16 savaş uçakları Türkiye’de üretilirken, %90’ının ithal olduğu, sadece montajının burada yapıldığı şeklinde eleştiriler gelirdi. Büyüklerimiz o dönem, “Bu uçağın çoğunluğunu biz yapamıyorsak hiç başlamayalım.” demiş olsalardı, bugün ne HÜRKUŞ’tan, ne ATAK’tan, ne T625’ten, ne SİHA’dan ne de ne TF-X’ten bahsedebiliyor olurduk. Önemli olan, orada çalışan işçinin Türk işçisi, mühendisin Türk mühendisi olması. Bir yerden başlamamız lazım. Bizim işlerimizdeki bakış açımız da hep böyle olmuştur: Önce asgari bir yerli katkı payı ile başlamak; daha sonra da o seviyeyi azamiye çekmek. Mühimmat için de aynı şey geçerli. Bugün en düşük seviyede yerlilik oranıyla başlasak da sonra ürünün bir bölümünü daha yerlileştiririz ve yerlilik oranımızı yavaş yavaş arttırırız. Sonra bir bakmışsınız tamamen yerli olmuş. Uzun vadede, biliyorsunuz bizim bir amacımız ve bir hedefimiz var: Dünyaya, özgün bir Türk kalibresi kazandırmak. Ama bu Türk kalibresini ortaya koyabilmemiz için, önce mevcut kalibreleri üretebiliyor olmamız lazım. Burada önemli olan da başlamak.

 

Tedarikçi Olmak İsteyen Herkesi Teşvik Ediyoruz

MSI Dergisi: Peki bu satırları okumakta olan ve fişek bileşeni üretmek konusunda niyetleri olan sanayiciler için neler söylemek istersiniz?

Fatih ALTUNBAŞ: Biz herkesi teşvik ediyoruz ve onlara alım garantisi de veriyoruz. Ancak şunu da söylemeliyim: Bu iş, çok zor bir iş. Şu ana kadar taliplisi çok; ancak başaranı az oldu. Ama sonuçta, başaranlar oldu. Bu başarılı sanayicilerimizin, piyade tüfeği fişeklerinde de benzer başarılar elde edeceğini ümit ediyoruz. Biz, her şeyi kendi başına yapmak isteyen bir firma değiliz. En nihayetinde, yurt içinde 6 milyar dolarlık bir pazardan söz ediyoruz. Yurt dışındaki pazarın büyüklüğü ise trilyon dolarları bulur. Dolayısıyla yapılacak çok fazla iş var. Yan sanayimizi en verimli şekilde sürece dâhil ederek nihai ürünü ortaya çıkarıp, bu ürünün, hem içeride hem de dışarıda pazarlanmasına odaklanmak istiyoruz. İşin bu kısmını da çok seviyoruz. Yan sanayi firmalarının büyüyerek güçlenmesinden ve bize rakip olmasından çekinmiyoruz. Hatta bu güç, Türkiye’nin gücü olacağı için, bu güçten gurur da duyarız.

 

Raflardaki kutular, Turaç’ın geniş ürün yelpazesini gözler önüne seriyor. En üst rafta, firmanın hâlihazırda ürettiği fişekler ile gelecekte üretmesi muhtemel mühimmatlar bir arada sergileniyor.

Kovan ve Çekirdek Tamam, Sırada Barut ve Kapsül Var

MSI Dergisi: Yerlilik konusunda, devlet yetkililerine iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

Fatih ALTUNBAŞ: Bugün, Türkiye’nin, platformlar konusundaki kanayan yarası nasıl ki güç grubu ise mühimmat alanındaki en büyük yarası da yıllardır barut ve kapsüldür. Öyle ki MKEK, her ne kadar bu iki bileşenin üretimini yapsa da ihtiyaçların tamamını karşılayamadığı için, bir kısmını, aynı bizim yaptığımız gibi, ithal etmek durumunda kalmıştır. Bu tabii hiç arzu ettiğimiz bir durum değil. Çözüm olarak da öncelikle MKEK’nin, mevcut üretim kapasitelerinin arttırılmasını bekliyoruz. Bunun için, MKEK ile irtibat halindeyiz ve genel müdür seviyesinde girişimlerde bulunduk. Umarız iyi gelişmeler olur ve Türkiye’nin, kapsül ve barut konusundaki yurt dışı bağımlılığının önü kesilir.

Bunun bir an önce düzelmesi için, biz de elimizden gelen gayreti gösteriyor ve girişimlerde bulunuyoruz. Ancak takdir edersiniz ki; kapsül ve barutla alakalı yatırımlar, çok büyük yatırımlar. Bir yandan da çok ciddi know-how ve teknik bilgi isteyen konular. Ayrıca risk çok yüksek olduğu için, kurumsal hafıza ve tecrübenin en üst seviyelerde olması lazım ki; üretime başladığınızda, can kaybı yaşanabilecek olaylarla karşılaşılmasın. O yüzden, bize göre, öncelikli olarak mevcut tesislerin tam kapasite ile çalıştırılması lazım. Bunların yetersiz kalması ve 7,62×39 mm fişeklerde olduğu gibi görevin bize verilmesi halinde; kısa vadede kapsül, uzun vadede de barut imalatı işine girmeyi de düşünüyoruz. Öncelikle ülkemiz, sonrasında da kendimiz için, gerekirse bu kritik malzemelerin üretimini de üstlenmeye hazırız.

 

Turaç, TSK’nın da Ana Tedarikçilerinden Biri Oldu

MSI Dergisi: Peki piyade tüfeği fişeği üretim kabiliyetini, Turaç açısından yorumlar mısınız? Bu kabiliyet, sektörde sizi nereye konumlandırdı?

Fatih ALTUNBAŞ: Turaç, geçmişte, daha çok EGM gibi İçişleri Bakanlığı bağlılarının ana tedarikçilerinden biri pozisyonundaydı. Şu anda ise TSK’nın da ana mühimmat sağlayıcılarından birisi konumuna geldi. Çünkü EGM’nin en çok kullandığı fişek, 9×19 mm tabanca fişeğidir. Biz bundan sonraki süreçte, polis ve jandarma teşkilatında olduğumuz gibi, TSK’nın da yerli mühimmat tedarikçilerinden birisi olmayı umuyoruz.

 

İlk Piyade Tüfeği Fişeği İhracatı için Gün Sayıyoruz

MSI Dergisi: Hâlihazırda ihracat için yurt dışında görüştüğünüz kullanıcılar var mı? İlk piyade tüfeği fişeği ihracatını ne zaman yapacak Turaç?

Fatih ALTUNBAŞ: Bu ürünlerimizin ilk ihracatını, teslimatı da dâhil olmak üzere, 2018 yılı içerisinde kesinlikle gerçekleştireceğimize inanıyorum. Hâlihazırda, elimizde yurt dışından gelen siparişlerimiz ve imzalanmış sözleşmelerimiz var. Üretimimizi tamamladığımız anda, hemen göndereceğimiz bir pozisyondayız. O yüzden, kendimize güvenle diyoruz ki; bu yıl, kesinlikle piyade tüfeği fişeği ihracatı gerçekleştiririz ve bu, yıllara sâri olarak devam eder. Biz, ihracatı gerçekten önemseyen bir firmayız. Fabrikamızdan günlük olarak çıkan toplam mamul ve yarı mamul miktarı, 800.000 ila 1.000.000 adet arasında bir rakama ulaşmış durumda ve bu üretimin, %40-45’i de yurt dışına ihraç ediliyor. İhracatta, 10 yıl gibi çok kısa bir zamanda, 56 ülkeye ulaştık ve bu sayı daha da artacak. İhracat yaptığımız ülke sayısını arttırırken, ürün çeşidimizi de arttırıyoruz. Diğer taraftan, satış tutarları da yükseliyor. Dolayısıyla toplam ihracat rakamımız da döviz bazında sürekli yukarı çıkıyor. Yeni fişeklerimizle birlikte, bu yükseliş, adeta bir sıçrayışa geçecek inşallah. Şu an içinde olduğumuz koşullarda, Türkiye’nin en çok ihtiyacı olan şey de biliyorsunuz ki ihracat yaparak ülkemize döviz getirilmesi. Onun için de gece gündüz, canla başla çalışıyoruz. Dünyanın her yerinde fuarlara katılıyoruz. Kendimizi ve ülkemizi tanıtmaya çalışıyoruz.

 

Turaç, sivil pazar için üretimine başladığı 9×19 mm Luger FMJ tipi tabanca fişeklerini, Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) üzerinden, Kasım ayında satışa sundu.

MSI Dergisi: Peki bu ürünler size, ihracat anlamında yeni pazarların kapısını açacak mı?

Fatih ALTUNBAŞ: Bizim sektörde, mühimmat takımları olarak da adlandırabileceğimiz bir olgu var. Burada takımdan kastımız şu: Yurt içinde de yurt dışında da pek çok kullanıcı, mühimmat alımı konusunda bir ihale açtığında, genellikle 3 farklı fişek kalibresini birden, tek seferde almak ister. Bu 3 kalibre de batı ülkelerinde; 9×19, 5,56×45 ve 7,62×51 mm’dir. Biz, şu ana kadar, sadece 9×19 mm tabanca fişeği üretimi yapıyorduk ve ihalelere de bu fişekle katılıyorduk. Ancak her ne kadar bizim tabanca fişeğimiz, hem performans hem de fiyat olarak diğerlerinin önüne geçse de diğer iki kalibreyi üretmediğimiz için, ihaleleri kaçırıyorduk. Bu ihalelerde telaffuz edilen rakamlar da örneğin 10 milyon adet tabanca fişeğine ilave olarak 500.000 adet piyade tüfeği fişeğidir. Uzun lafın kısası, 500.000 adet fişeği üretemediğimiz için, 10 milyon adetlik iş fırsatını da kaçırıyorduk. Biz tabanca fişeği üretimine 2013 yılında başladık; 1 yıl sonra da bu gerçekle yüzleştik ve 2014 yılında, diğer fişekler için başvurularımızı yaptık. Bugün artık, bu ihalelere, rahatlıkla tek başımıza teklif verebileceğiz.

Bu ihalelerde, eskiye göre 4 kat daha avantajlı olacağımızı düşünüyorum. Sıçramamızı sağlayacak noktalardan birisi bu olacak. Bir de tabii katma değer hususu var. Tabanca fişeği, bu işin nispeten daha az katma değerli, dolayısıyla daha düşük getiri sağlayan kısmıdır. Piyade tüfeği fişeği ise çok daha değerli bir üründür. Sıçramamızı sağlayacak ikinci husus da bu olacak.

 

MSI Dergisi: Turaç’ın, yurt içindeki piyade tüfeği üreticileri ile ilişkileri nasıl?

Fatih ALTUNBAŞ: Bu üreticiler, aslında bizim ihracattaki bir diğer kozumuz. Bu üreticilerin sayısı, her geçen gün artıyor. Şu anda, MPT-76’nın 3 farklı üreticisi var. Ayrıca, Sarsılmaz, TİSAŞ ve GİRSAN’ın da kendi geliştirdikleri modelleri mevcut. Tabanca üreticisi olarak yola çıkan bu firmalarımız, artık piyade tüfeği üretiyorlar ve ümit ediyorum ki yakın zamanda, ihracat haberlerini duyacağız. Biz de tabanca fişeği üreticisi olarak adım attığımız bu yolculukta, artık piyade tüfeği fişeği üretmeye başladık. Bu firmalarımızla birlikte, geçmişte tabanca ve tabanca fişeği ihracatı konusunda yakaladığımız başarıların aynısını, piyade tüfeği ve bunun fişeği konusunda da yakalayacağımızı düşünüyorum. Ayrıca, özellikle MPT-76 gibi, TSK’nın da kullandığı Türk yapımı piyade tüfekleri ihraç edildiğinde, bizim mühimmatımızın da satılma şansının artacağına inanıyorum. Çünkü bu silahlarla en iyi performansı veren mühimmatı biz üretiyor olacağız.

 

Sırada .45 ACP ve 12,7×99 mm Var

MSI Dergisi: Av tüfeği fişeği üretimi ile başladığınız, sonrasında tabanca fişeği ve son olarak piyade tüfeği fişeği üretimi gerçekleştirdiğiniz bu yolculukta, bir sonraki aşamada neler var?

Fatih ALTUNBAŞ: Aslında hem yatay hem de dikey anlamda kabiliyet kazanımı olarak tanımlayabileceğimiz, birkaç tane hedefimiz var. Yatay genişlemeden kastımız, tabanca alanında üretmemiz gereken kalibreler. 9×19 mm, dünya üzerindeki en yaygın tabanca kalibresi; ancak bunun haricinde, Türkiye’nin ciddi manada ithal ettiği kalibreler de var. Mesela her yıl, .45 ACP fişeğinden, Türkiye 10 milyon adet ithal ediyor. Ayrıca 3-5 milyon adet mertebelerinde ithal edilen; 6,35, 7,65 ve 9×17 mm ile .38 ve .357 kalibre tabanca fişekleri var. İthal edilen .45 ACP’nin mali değeri ise 4-4,5 milyon dolar civarında. Özellikle bu fişeği, 2019’da piyasaya sürmeyi hedefliyoruz. 2019’dan itibaren, bu mühimmatın ithalatının önünü keseceğiz. Turaç’ın, önümüzdeki dönemde, yatay genişleme anlamında kısa vadeli planı budur. Bunun haricinde, bir sonraki adım olarak daha büyük kalibrelere yönelmeyi ve 12,7×99 mm’lik ağır makineli tüfek fişeğini üretmeyi düşünüyoruz.

Dikey yöndeki derinleşme hedefimiz de az önce bahsettiğim, kapsül ve barut imalatı konusu. Bu konuda da yakın vadedeki hedeflerimizden birisi, öncelikle Türkiye’nin, daha sonra da firmamızın, kapsül konusundaki dışa bağımlılığını sona erdirmek. Yeni fişeklerin imalat kabiliyetini kazanırken kapsül imalatı da bizim için en öncelikli konulardan birisi olacak.

 

MSI Dergisi: Askeri niteliklerinden dolayı, piyade tüfeği fişeklerinin genellikle pek çok alt türü var. Turaç, bu farklı tipteki fişeklerden hangilerini üretmeyi planlıyor?

Fatih ALTUNBAŞ: Ürettiğimiz 3 piyade tüfeği fişeği kalibresi, dünya üzerinde en yaygın olanlar. O yüzden, bu kalibreler üzerinde, uzunca bir süre yoğun bir mesai harcayacağız. Sadece 5,56×45 mm’nin bile; yaklaşık 10 farklı tipi var. Ball Type olarak da bilinen normal fişeklerin yanı sıra bunlar arasında en bilinenleri; manevra fişekleri ile zırh delici, yangın çıkarıcı ve izli fişekler. Bunlardan Ball Type, dünya üzerindeki hemen her ordunun standart olarak kullandığı, genel maksatlı fişek tipi. Bir de bunların daha çok avcılıkta tercih edilen, sivil nitelikli bir türevleri olan, yumuşak uçlu fişekler var. Dolayısıyla 3 farklı fişek kalibresini ve bu fişek çeşitliliğini düşündüğümüzde, önümüze çok geniş bir ürün gamı çıkıyor. Biz ilk olarak, her bir kalibrenin, iki tip fişeğine odaklanacağız: Askeri tarafta Ball Type ve sivil tarafta yumuşak uçlu fişekler. Bunların hemen arkasından da izli fişekleri ve zırh delici, yani çelik çekirdekli fişekleri tamamlayacağız. Dolayısıyla her 3 kalibre için de ana fişek serilerini hazır hale getirmiş olacağız. Bunların tamamını da MSB ile de koordine ettiğimiz bir takvim dahilinde, 2021 yılına kadar bitireceğiz.

Turaç, öldürücü olmayan mühimmat çözümlerini, 2-3 Ekim’de, Ankara’da gerçekleştirilen, I. Uluslararası Askeri Radar ve Sınır Güvenliği Zirvesi’nde sergiledi.

MSI Dergisi: Tabanca fişeği üretiminin yanına piyade tüfeği fişeği üretimini de ekleyebilmek için, ne gibi yeni yatırımlar yaptınız?

Fatih ALTUNBAŞ: Bu konunun, 3 farklı boyutu var aslında: Üretim kabiliyeti, test kabiliyeti ve kapasite. Turaç olarak, bu alanların hepsinde yatırımlar yaptık. Öncelikle üretim kabiliyeti kazanabilmek adına, makina parkurumuza yeni tezgâhlar ekledik. Ürettiğimiz ürünlerin her türlü testini yapabilmek adına da mevcut laboratuvarlarımızın test kabiliyetlerini geliştirdik. Seri üretim aşamasına geçtiğimizde, bu tezgâhların bize yetmeyeceğini bildiğimiz için de kapalı alan yatırımı yaparak fabrikamızı genişlettik. Bu yatırımlardan sonra, öngörümüz, 2019’un başlarından itibaren, bu yeni kapasitenin de bize yetmeyeceği ve yeni yatırımlara ihtiyaç duyacağımız yönünde. Dolayısıyla önümüzdeki yıl, bu 3 kalibre için, yeni yeni yatırımlar yapmak zorunda kalacağız. Elbette hepsini planladık ve sadece gerekli şartların oluşmasını bekliyoruz.

 

Turaç, öldürücü olmayan mühimmatlar sınıfında, 5,56×45 mm çapındaki kauçuk çekirdekli fişeklerin üretimine de yakın zamanda başlamayı planlıyor.

MSI Dergisi: Yaptığınız ve yapmayı planladığınız yeni yatırımların istihdama katkısı ne olacak?

Fatih ALTUNBAŞ: Şu ana kadar yaptıklarımızın çok büyük katkısı oldu bir kere. Geçtiğimiz yıl, tam bu zamanlarda, fabrikamızda çalışan işçi sayımız 70 kadardı. Şu anda ise fabrikadaki mavi yakalı çalışan sayımız 180’e; toplam çalışan sayımız da 250’ye ulaştı. Bunda tabanca fişeği üretiminin de bir miktar katkısı var; ancak sonuçta, 2,5 kattan fazla büyümüş durumdayız. Şu anda aldığımız piyade tüfeği fişeği siparişleri ile birlikte, gece gündüz hiç durmadan, 3 vardiya çalışıyoruz. Önümüzdeki dönemde yapacağımız yeni yatırımlarla birlikte de işçi sayımızın 220 civarına kadar çıkacağını öngörüyoruz.

 

MSI Dergisi: Bu yeni kabiliyetin, üretim kapasitenize ve cironuza ne gibi bir katkısı olacak?

Fatih ALTUNBAŞ: Aslında üretim kapasitemiz arttı. Geçtiğimiz yıl, toplamda 150 milyon fişek üretmiştik; katıldığımız ihalelerin olumlu sonuçlanması halinde, bu yılın sonlarına doğru da 200 milyon adede yaklaşacağımızı ümit ediyoruz. Bu artış ciromuza da yansıyacaktır. Ayrıca bir de bu fişekleri üretemediğimiz için, daha öncelerde kaçırdığımız ihaleler vardı. Bunlar da ciromuzdaki artışa katkı sağlayacaktır.

MSI Dergisi: Bu son izinlerle birlikte, Turaç’ın ürün gamına, av fişeği ve tabanca fişeğinin yanında piyade tüfeği fişeği de eklendi. Turaç açısından, bu 3 farklı ürün arasında, nasıl bir bağ ve denge var?

Fatih ALTUNBAŞ: Biz bu sürece, av fişeği üretimi ile başladık. Eğer av fişeği üretimi yapmasaydık tabanca fişeğini üretemezdik. Tabanca fişeği üretmeden de piyade tüfeği fişeğini üretemezdik. Aralarındaki bağı bu şekilde özetleyebilirim.

Denge konusuna gelecek olursak… Bu 3 ürünün hiçbirinin, tek başına ayakta durması mümkün değil. Çünkü bu ürünlerle ilgili talebin, çok dalgalı ve değişken bir dinamiği var. Öncelikle pazar, iç ve dış olmak üzere ikiye ayrılıyor. Ürünlerimizin %40’ı yurt dışında; %60’ı da içerde tüketiliyor. Ayrıca üretimimizin bir kısmı sivil piyasaya bir kısmı da resmi kullanıcılara gidiyor. Bu 3 ürünle ilgili talepler, çok dalgalı seyredebiliyor. Eğer sadece tek bir pazara veya kullanıcıya ürün sunuyor olsaydık söz gelimi yurt içindeki ihtiyaçlar arttığında, üretimimiz tavan yapar; azaldığında ise çok düşerdi. Özel sektör, böyle bir durumu kaldırmaz. O yüzden bu çeşitlilik, bizi bir kademe daha güçlü kılıyor.

 

MSI Dergisi: Üreteceğiniz fişekleri, dünya üzerindeki rakiplerine kıyasla nereye konumlandırıyorsunuz? Bu konudaki hedefleriniz neler?

Fatih ALTUNBAŞ: Biz tabanca fişeği üretimine başladığımızda, ürünlerimizin kalitesi, eski Doğu Bloku ülkelerinin fişeklerinin kalitesi ile neredeyse aynıydı. Şu anda ise tabanca fişeklerimizin kalitesi, en üst seviyelere yakın ve isimleri; Alman, Amerikalı ve İtalyan üreticilerin fişekleri ile birlikte anılıyor. Tabanca fişeği anlamında, 2011 yılından bugüne, çok ciddi bir yol kat ettik. Piyade tüfeği fişeğinde de aynı şeyleri yaşayacağımızı ve en fazla 2-3 yıl içerisinde, dünya liderleri ile yarışacağımızı düşünüyorum. Her zaman, her türlü eleştirilere açık ve her gün kendisini geliştirmeyi seven bir firma olduk. O yüzden ürettiğimiz her ürün, bir öncekinden daha iyi olacaktır. Bunun için elimizden gelen tüm gayreti göstereceğiz.

 

MSI Dergisi: Yurt içindeki pazar payı hedefiniz nedir?

Fatih ALTUNBAŞ: İç pazarda, 2018 ve 2019 yılları için, %10-20 arasında bir pazar payı öngörüyoruz. Ancak daha uzun vadede, diğer ürünlerimizde olduğu gibi, %30’luk bir pay alırız diye düşünüyoruz.

 

Fişek hibesinin ardından, Özel Harekât Dairesi Başkanı Selami Türker, Turaç Genel Müdürü Fatih Altunbaş’a bir plaket takdim etti.

EGM’ye 100.000 Adet Hibe Fişek

MSI Dergisi: Geçtiğimiz günlerde, EGM Özel Harekât Dairesi Başkanlığına, 100.000 adet fişek hibe ettiniz. Öncelikle neden böyle bir girişimde bulunduğunuzu sormak istiyoruz.

Fatih ALTUNBAŞ: Biliyorsunuz bu yılın ilk aylarında, Zeytin Dalı Harekâtı başlatıldı. Harekâtla ilgili gelişmeleri televizyondan izlerken şunu gördük: Mehmetçik, harekât için uğurlanırken Anadolu insanımız, askerlere; börekler, baklavalar, zeytinyağlı dolmalar veriyor. Sadece askerimizin morali yerinde olsun diye. Biz de kendi kendimize, “Eğer bir köyde, bir göz odada yaşayan insanlarımız, ellerinden geleni ortaya koyup bunları yapabiliyorsa bizim de aynı nispette elimizi taşın altına koymamız lazım.” diye düşündük. Sonuçta biz mühimmat üretiyoruz ve harekâta da katkımızın mühimmatımızla olmasını istedik.

 

 

MSI Dergisi: Bu girişiminizin, sektörde örneğini hiç görmedik. Bu yüzden, hibe sürecinde nasıl bir tecrübe yaşadığınızı anlatır mısınız?

Turaç, Ağustos ayında, Özel Harekât Dairesi Başkanlığına, 100.000 adet Sterling marka 9×19 mm Parabellum tip fişek hibe etti.

Fatih ALTUNBAŞ: 100.000 adet 9×19 mm tabanca fişeğini hazırladıktan sonra, bunları, bilfiil harekâtta veya harekâta yönelik eğitimlerde kullanılmak üzere, Özel Harekât Dairesi Başkanlığına hibe etmek istediğimizi, resmi makamlara ilettik. Ancak Türkiye’de daha önce, hiç kimse mühimmat hibesi girişiminde bulunmadığı için, nasıl bir yol izleneceğine başta karar verilemedi. “Şartnamesi olmadan, bunu teslim alamayız. Şartnamesi olması için ihalesi olması lazım, onun için de ödenek lazım.” gibi çok farklı yaklaşımlar ortaya çıktı. Biz de İçişleri Bakanlığı Müsteşarımız Sayın Muhterem İnce’yi, konuyla ilgili ziyaret etmeye karar verdik. Sağ olsun kendisi süreci hızlandırdı ve bu sayede, fişeklerimizi, Özel Harekât Dairesi Başkanlığına hibe etmeyi başardık. Böylece, Türkiye’de ilk defa bir özel firma, mühimmat hibe etmiş oldu.

Bir de tabii harekât sınır ötesinde gerçekleştirildiği için, tam o sıralarda, çeşitli ülkelerin, Türkiye’ye ambargo uygulaması gündemdeydi. Biz de bu ülkelere, “Sizin parasıyla vermediğiniz mühimmatı, biz hibe ediyoruz.” şeklinde bir mesaj da vermiş olduk. Böylelikle mühimmat hibesi süreci de bir ilk olarak literatüre girdi. Bu girişimimiz, belki başka örneklere de vesile olur…

 

MSI Dergisi: Kullanıcının bu talebinize tepkisi ne oldu?

Fatih ALTUNBAŞ: Resmi süreçleri bir yana bırakacak olursak son kullanıcı, mühimmat hibe talebimizden çok memnun oldu. Hatta teslimatın ardından 15 gün geçtikten sonra, sağ olsunlar fabrikamıza resmi bir ziyarette de bulundular.

 

MSI Dergisi: 100.000 adet fişek, kullanıcı açısından ne anlam ifade ediyor?

Fatih ALTUNBAŞ: İyi bir nişancının, attığını vurabilecek şekilde, her an hazır durumda olabilmesi için, her yıl, asgari 1.000 atış yapması gerekiyor. Dolayısıyla 100.000 adet fişek, 100 iyi nişancının, bir yıllık eğitiminde kullanacağı fişek miktarına tekabül ediyor. Bir başka deyişle Özel Harekât Dairesi Başkanlığının 100 iyi nişancısının, bir yıllık eğitimine katkı sağladık diyebilirim. Standart bir nişancı açısından baktığımızda ise bu miktar, 300 kişinin bir yıllık eğitimi sırasında kullanacağı fişek miktarıdır.

 

MSI Dergisi: Eklemek istediğiniz başka bir konu var mı?

Fatih ALTUNBAŞ: Turaç olarak, Türkiye’de mühimmat üretimi sürecine yaptığımız katkılara da değinmek istiyorum. Devletimize sağladığımız en önemli katkının, özel sektörün fişek üretimine yönelik mevzuatın hazırlanması ve sonrasında güncellenmesi noktasında olduğunu düşünüyorum. Sonuçta, bu alanda pek çok konuda olduğu gibi, başvuru aşamasından itibaren, neredeyse tüm ilkleri biz gerçekleştirdik. Dolayısıyla biz bu işe soyunduğumuzda, ortada mevzuat veya teamül anlamında hiçbir şey yoktu. Bu mevzuatın hazırlanma sürecinin tamamına dâhil olduk. Çok zor olan bu sürecin ardından, mevzuatta gördüğümüz ve kötü niyetli insanlar tarafından suistimal edilebilecek pek çok boşluğun ortadan kaldırılmasına yönelik, çeşitli girişimlerde bulunduk. Bu girişimlerimiz sonucunda oluşturulan çalışma grubu, hâlen faaliyetlerine devam ediyor. Biz de bu grubun bir parçası olarak, elimizi taşın altına koyuyoruz.

Bunun haricinde, bir başka önemli katkımız da laboratuvar ve test konusundaki tüm kabiliyetlerimizi, hem emniyetin hem de jandarma teşkilatının kriminâl birimlerinin kullanımına açmış olmamız. Zaman zaman bu kurumlarımız, ihtiyaç duydukları bazı kritik testleri, yüksek miktarda paralar ödeyerek, yurt dışında yaptırmak zorunda kalıyorlardı. Artık bu testlerin tamamını, kendi laboratuvarlarımızda yapabiliyoruz ve böylelikle önemli bir kaynak tasarrufu da sağladık. Tabii bu test süreçleri, bizim için de faydalı oluyor ve bize yeni şeyler öğretiyor. Bu yönde, iki kurumla da çok güzel çalışmalarımız oldu.

 

Turaç Genel Müdürü Fatih Altunbaş’a, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

1,086 toplam görüntüleme, 1 bugünkü görüntüleme