Söyleşi: TUSAŞ Genel Müdürü Muharrem Dörtkaşlı – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

Söyleşi: TUSAŞ Genel Müdürü Muharrem Dörtkaşlı

9 Ağustos 2016
siteye

TUSAŞ Genel Müdürü Muharrem Dörtkaşlı’nın MSI Dergisi’nin 129’uncu sayısında yayımlanan söyleşisinin tam metnine aşağıdan ulaşabilirsiniz.

Havacılık ve uzay alanında Türkiye’nin ana yüklenici firması olan TUSAŞ, bir yandan ANKA, HÜRKUŞ ve ATAK üzerindeki çalışmalarına devam ederken bir yandan da muharip uçak, helikopter ve uydu platformlarını özgün olarak geliştirmek için kollarını sıvamış durumda. Millileştirilmesinin ardından, bugüne kadar seyrettiği dalgalı denizlerde TUSAŞ’a kaptanlık eden TUSAŞ Genel Müdürü Muharrem Dörtkaşlı ile firmanın kısa vadeli hedeflerini ve çalışmalarının mevcut durumunu konuştuk.

MSI Dergisi: TUSAŞ, 2014 yılında, ilk defa 1 milyar dolarlık ciro rakamını geçti. Bu paralelde, size, öncelikle ana gündem maddelerinizi sormak istiyoruz. Şu anda TUSAŞ’ın öncelik verdiği ilk 3 konuyu nasıl sıralarsınız?

Muharrem DÖRTKAŞLI: Havacılık ve uzay sanayisi; stratejik öneme haiz, yüksek maliyetli büyük yatırımlar gerektiren ve üstelik ticari açıdan uzun dönemde geri dönüş sağlanabilen bir sektördür. Bu nedenle dünyada ileri teknolojiler üreten ülkelerde bile bu sanayiye doğrudan ya da dolaylı devlet desteği sağlanmakta olduğu görülüyor. Ülkemiz de mevcut olanaklar içinde bizlere destek olmak için politikalar geliştiriyor.

Şirketimizin stratejik ana hedeflerini;

  • Dünya Pazarında Rekabet Edebilecek Ürünlere Sahip Olmak
  • Sürdürülebilir Büyüme ve Kazanç Sağlamak
  • Paydaşların Beklentilerini Karşılamak

olarak belirledik.

Hedefimiz, önümüzdeki dönemde yüksek teknolojili ürünler tasarlayıp geliştirebilen ve üreten, küresel bir havacılık şirketi olmak. Bunu gerçekleştirmek için ana gündemimiz ise hem teknik altyapımızı hem de insan kaynağımızı geliştirerek, bu zor coğrafyada ülkemizin ihtiyaç duyduğu sistemleri tasarlayıp üretmek ve uluslararası piyasada rekabetçi olmak.

MSI Dergisi: Bu tabloda halka arz konusunu nereye konumlandırıyorsunuz? Bu konu, gündemde arka sıralara mı geriledi?

Muharrem DÖRTKAŞLI: Hisselerimizin bir bölümünün halka arzı için çalışmalarımıza 2012 yılında başladık; fakat piyasa şartları ve mali piyasalarda oluşan olumsuz koşullar nedeniyle ertelemek zorunda kaldık. Şu anda mali ve hukuki bütün hazırlıklarımızı tamamlamış durumdayız. Gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Hissedarlarımızın olumlu görüşlerini takiben, uygun piyasa koşullarının ve TUSAŞ’ın değerini bulacağı uygun aralığın oluşmasıyla süreci yeniden başlatmayı planlıyoruz.

MSI Dergisi: TUSAŞ, şu anda, Türkiye’de, sivil ve askeri amaçlara yönelik olarak yürütülen ve sözleşmesi imzalanmış özgün hava aracı geliştirme projelerinin ana yüklenicisi konumunda. Uluslararası arenada ise A400M ve A350 programlarında olduğu gibi, risk ortağı olarak tasarım ve üretim yapan, diğer pek çok programda ise parça üreten bir firma. Önümüzdeki 5-10 yıllık süreçte, bu tablonun ne yönde değişmesini hedefliyorsunuz? Örneğin, ciroda sivil işlerin payı ne olabilir?

Muharrem DÖRTKAŞLI: Şirketimiz, yıllar içinde önde gelen uçak üreticilerinden takip eden siparişler almaya ve satış adetleri giderek artan yeni nesil ticari uçaklara ana tedarikçi olarak üretim yapmaya devam ediyor. Bu kapsamda, bugün olduğu gibi, önümüzdeki 10 yılda da ticari uçaklara yönelik projelerimizin toplam portföyümüzde önemli bir pay almaya devam edeceğini değerlendiriyoruz. Öte yandan, gelecek vadede uluslararası yeni geliştirme projelerine risk paylaşımcı ortak olarak katılım sağlamayı, satışlarımızda sivil-askeri ve yurt içi-yurt dışı dengeli portföy yaklaşımımızı sürdürmeyi hedefliyoruz.

MSI Dergisi: TUSAŞ, alt yüklenici kullanımı konusunda, son yıllarda önemli mesafe kaydetti ve bir anlamda, Türkiye’de kendi ekosistemini oluşturdu. TUSAŞ’ın bu konudaki performansını, siz de sıklıkla rakamlarla ortaya koyuyorsunuz. Bardağın dolu tarafını vurguladıktan sonra, daha iyiye ulaşmak adına bir soru sormak istiyoruz. TUSAŞ’ın beslediği bu ekosistem, doğrudan Airbus, Boeing ve diğer uluslararası oyuncularla iş yapabilecek bir noktaya geldi mi? Sizce ne zaman bu yönde haberler duymaya başlayabiliriz? Ekosistemin hangi konularda kendini geliştirmesi gerekiyor?

Muharrem DÖRTKAŞLI: Son 10 yılda yardımcı sanayi firmalarımızda, hem sayısal olarak hem de yetkinlik anlamında önemli ilerlemeler kaydedildi. İmalat yöntemleri ve teknolojileri, malzeme ve proses gereksinimleri ve kalite teminatı sistemi gereklilikleri gibi birçok önemli konuda gelişmeler yaşandı ve bu firmalar, ana müşteri isterlerini karşılayacak düzeye ulaştı.

TUSAŞ, son yıllarda artan iş yükü çerçevesinde, yardımcı sanayi firmalarına 2 milyon saatin üzerinde iş aktarımı yapar hale geldi. Hedefimiz, 2025 yılına kadar, tüm detay parça üretim işini TUSAŞ dışına aktarabilmek ve yardımcı sanayimizle birlikte, yeni nesil uçaklardaki daha büyük komponentlerin seri imalatçısı konumuna gelebilmek.

Hedef, A320 ve B737’nin Mirasçıları

MSI Dergisi: TUSAŞ bugün; Airbus, Boeing, Bombardier, AgustaWestland ve Northrop Grumman gibi sabit ve döner kanatlı hava araçlarının başlıca üreticilerinin, ilk seviye alt yüklenicisi konumunda, geniş bir ürün portföyüne katkı sağlıyor. Diğer yandan, bu üreticiler, yeni ürünler üzerinde de çalışıyor. TUSAŞ, bu yeni ürünlerde de rol alabilmek için neler yapıyor? Risk ortağı olarak katılmak istediğiniz projelerden bahsedebilir misiniz? Bu konuda Türkiye, tüm kurumları ile TUSAŞ’a nasıl destek olabilir?

Muharrem DÖRTKAŞLI: Airbus, Boeing ve Norhtrop Grumman gibi platform üreticilerinin ilk seviye alt yüklenicisi olmak çok büyük bir sorumluluk, çok önemli bir seviye. En büyük firmaların liginde oynuyor konumundasınız. Sorumluluğunuzda bulunan ürünün teslimatını yapamadığınız anda, müşteriniz uçağını teslim edemiyor, yüksek cezalar ile karşı karşıya kalıyor. Bu nedenle tüm faaliyetlerinizle müşterinizin isteklerine zamanında ve kalitesinde cevap vermek durumundasınız. Müşteri firmanın onlarca kişiden oluşan ekipleri sürekli performansınızı takip ediyor. İşte, bahsettiğiniz yeni ürünlerde rol alabilmek için en önemli kural bu: Mevcut işlerin, ürünlerin altından alnınızın akıyla kalkıyor olabilmeniz. Bu üreticilerin çalışmalarını yakından takip ediyor, ürün geliştirme faaliyetleri hakkında sürekli girişimlerde bulunuyoruz. Risk ortağı olarak, yeni geliştirilen platformlarda uzmanlaşma alanlarımızdaki tasarım ve üretim paketlerine talibiz. Örneğin, Airbus ve Boeing firmaları A320 ve B737 ailelerinden sonraki tek koridorlu uçakların kavramsal tasarım çalışmalarını yürütüyor. Bu paketlerde yer alabilmek için, ortak tasarım şirketi kurmaya kadar her türlü seçeneği değerlendiriyoruz.

Türkiye’deki kurumların, bizi, ülkemizdeki havacılık sanayisinin bayrak taşıyıcısı olarak görmelerini bekliyoruz. Bize verecekleri her türlü destek, yalnızca şirketimize değer katmıyor, kendi üreteceğimiz uçaklarımıza giden yolda bilgi birikimimizi daha da pekiştiriyor. Bunun yanında yerli yardımcı sanayi firmalarımızı, uçak yapısalları üretebilir kabiliyet ve sertifikaya sahip firmalar olarak geliştirmemizi sağlıyor. Açıkçası, milli havayolumuz ve kurumlarımızdan; Airbus, Boeing gibi firmalar ile yaptıkları anlaşmalar kapsamında, ülkemize kazandıracakları her türlü katkıyı bekliyoruz.

MSI Dergisi: Milli Muharip Uçak Geliştirilmesi (TF-X) projesi, havacılık alanında, Türkiye’nin tüm projeleri arasında, kuşkusuz en zorlu ve en prestijlisi konumunda. Ama biz önce bu ve diğer tüm projeleri gerçekleştirecek tecrübenin oluşturulduğu ve çekirdek ekibin yetiştiği proje ile başlamak istiyoruz: HÜRKUŞ. HÜRKUŞ’ta planlar, A sürümü için EASA sertifikasyonunun 2015 yılı içinde tamamlanması yönündeydi. Bu plandan herhangi bir sapma öngörülüyor mu? Sertifikasyon sonrasında, A sürümünün satışı ile ilgili çalışmalarınız olacak mı, yoksa gündem artık sadece B sürümünün geliştirileceği Yeni Nesil Temel Eğitim Uçağı Tedarik projesi mi olacak?

Muharrem DÖRTKAŞLI: HÜRKUŞ-A uçağının sertifikasyon faaliyetleri devam ediyor. Üretilen iki statik uçaktan ilki, testlerini başarı ile tamamladı. Önümüzdeki aylarda, malzeme yorgunluğuna tabi tutacağımız ikinci test uçağı da plana uygun şekilde testlere başlayacak.

Proje kapsamındaki uçuş test programımız, iki adet uçağımız ile hemen her gün uçularak devam ediyor. 4 Ekim 2015 itibarı ile ilk prototip 161, ikinci prototip 120 sorti uçuş yaptı. Önümüzdeki en kritik testler olarak vril (spin) testleri bizi bekliyor. Burada ilk 10 vril test uçuşu için uçağa roketle geriye fırlatılan bir kuyruk paraşütü entegre ediyoruz. Uçağın vrile girip kendi dümeniyle çıkabilecek kuyruğu zaten hesaplamış idik; rüzgâr tünelinde de test ettik. Ancak sertifikasyon otoriteleri olan SHGM ve EASA, bu testin Türkiye’de ilk kez yapılacak olması nedeniyle yine de emniyet olsun diye bu paraşütü istedi. Ön testler sırasında, roketli paraşüt alt yüklenicimizden kaynaklı bir gecikme yaşadık. Yeni ve daha küçük boy bir roket ihtiyacı oluşunca da testlerimizi ötelemek durumunda kaldık.

2015 yılında otoriteye sunmamız gereken yaklaşık 500 dokümanın %90’ını da son 3 aya girmeden tamamladık. Ekibimiz, yıl boyunca, hafta sonları dahil müthiş bir mesai yaptı; yapmaya da devam ediyor. Yoruldular; ancak çok özel bir zamandan geçtiklerini de biliyorlar. HÜRKUŞ-A, aviyonikleri nedeniyle B’ye nazaran daha düşük maliyetli. İlgilenen ülkelere, bunu da seçenek olarak öneriyoruz. Ancak herkesin gözü, Hava Kuvvetlerimizin alacağı uçakta ve yakından takip ediyorlar.

MSI Dergisi: TUSAŞ cephesinden baktığınızda, Milli Muharip Uçak Geliştirilmesi (TF-X) projesinin son durumu ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Muharrem DÖRTKAŞLI: TUSAŞ, 27 Nisan 2015 tarihli Savunma Sanayii İcra Kurulu (SSİK) toplantısı ile Milli Muharip Uçak (MMU) Geliştirilmesi Projesi’nde ana yüklenici olarak görevlendirildi. Proje kapsamında, Kavramsal Tasarım Fazı sonrasında projenin ikinci ayağı olan Ön Tasarım Fazının sözleşme hazırlık çalışmalarına Hava Kuvvetleri Komutanlığı (Hv.K.K.lığı) ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) koordinasyonu ile devam ediliyor.

TUSAŞ ana yükleniciliğinde, TUSAŞ ile birlikte çalışabilecek, muharip uçak geliştirme deneyimine sahip bir firmanın seçimi için Mart ayında Bilgi İstek Dokümanı (BİD) yayımlandı. Ardından Hv.K.K.lığı, SSM ve TUSAŞ’ın ortak çalışmaları ile BİD’e yanıt veren firmalara Haziran ayında Teklife Çağrı Dokümanı (TÇD) yayımlandı. TÇD’ye tekliflerini sunan Airbus Defense & Space, BAE Systems ve Saab firmaları ile müzakereler ve teklif değerlendirme çalışmalarının ardından, öncelikli olarak görüşülecek Yabancı İşbirliği Firması (YİF) adayı, BAE Systems olarak belirlendi. Görüşmelerin tamamlanmasının ardından, projenin, 2016 yılının ilk yarısında başlaması planlanıyor.

Proje başlangıç hedefi ile uyumlu olarak mühendislik ve test altyapıları ihtiyaçlarının belirlenmesine, bu ihtiyaçların detaylandırılmasına ve altyapıların kurulmasına yönelik çalışmalara da başlandı. Diğer taraftan, belirlenen kritik teknolojilerin çalışılması ve geliştirilmesi için, MMU Projesi ile paralel yürüyecek ilgili teknoloji geliştirme projelerinin, proje kurgularının oluşturulması için çalışmalar da yürütülüyor.

Sözleşme görüşmelerinin yanı sıra motor ve konfigürasyon seçimi için de çalışmalar, Hv.K.K.lığı ve SSM ile birlikte devam ediyor.

Yolcu Uçağının Kendi Dinamikleri Var

MSI Dergisi: Havacılık alanında Türkiye’nin bir diğer dönüm noktasının da Bölgesel Uçak projesi olması bekleniyor. TUSAŞ, şu anda Bölgesel Uçak projesinin neresinde? TUSAŞ, bu proje kapsamında neler yapmak istiyor; hangi iş paketlerini üstlenmeyi amaçlıyor?

Muharrem DÖRTKAŞLI: Projenin en düşük maliyet ve riskle tamamlanabilmesi için geçmişte oluşan TUSAŞ birikim ve yatırımlarının azami kullanılması amacıyla yetkililerle görüşmelerimize devam ediyoruz.

Yolcu uçağı üretim sektörü kendine özgü dinamikleri olan bir sektördür: Pazarlama, kiralama (leasing), işletme yöntemlerinin yanı sıra her havayolunun kendine özgü talep ettiği kabin içi ve mutfak donanımları ile koltuk, iç aydınlatma gibi sistemler, TUSAŞ’ın ana faaliyet alanı dışında olan alanlar. Bu nedenle kurulan şirkete, uçağı, havacılıkta “yeşil uçak” olarak anılan; “uçabilir ama yolcu bölümü donatılmamış” seviyede vermeyi öneriyoruz. Projenin ilerleyen aşamalarında, yeni geliştirilecek TRJ628 versiyonunun tasarımında ise daha büyük rol alabilmeyi hedefliyoruz.

MSI Dergisi: C-130E/B Aviyonik Modernizasyonu (ERCİYES) projesi kapsamında geliştirilen modernizasyon çözümünün ihraç edilmesi ile ilgili çalışmaların son durumu hakkında bilgi verir misiniz?

Muharrem DÖRTKAŞLI: Hava Kuvvetlerimizin gereksinmelerine uygun geliştirilen C-130 Erciyes aviyonik sistemi, benzerine ancak ABD’li modernizasyon projelerinde rast geldiğimiz, karmaşık ve 120’ye yakın yeni cihazı içeren bir sistem. Kokpit tümüyle değiştiği için her yönüyle uçuş kritik bir sistem özelliği taşıyor. Tüm bu sistemleri yöneten Merkezi Kontrol Bilgisayar Yazılımı da yine TUSAŞ mühendisleri tarafından geliştirildi.

2014’te Tamamlayıcı Tip Sertifikasını aldık ve ilk prototipimizi teslim ettik. İkinci prototip ile ilk seri üretim uçağımız da teslime hazırlanıyor. Çalışmalarımıza başlarken dünyada kullanılmakta olan yaklaşık 2.000 adet C-130 uçağının oluşturduğu pazardan pay almayı hedefleyerek sistemimizi modüler bir yapıda tasarlamıştık. Sistemimiz, Hava Kuvvetlerimizin istediği gibi komple yapıda alınabildiği gibi, sadece çekirdek bir bilgisayar ve pilot ekranları mimarisinden (glass cockpit) başlayıp, ihtiyaca göre eklenebilen radar, otopilot, ses ve veri kayıt cihazı (karakutu), gece görüşe uygun ışıklandırma gibi alt sistemlerle de genişletilebiliyor.

Uçağın tüm normal ve acil durum prosedürleri -3 motor ve 2 motor performansı gibi- yazılıma gömülü olarak tasarlandı. Yaklaşık 10.000 sayfalık İngilizce pilot, teknisyen ve elbakım kitapları da (Pilot/Teknisyen T-O Technical Order) hazırlandı. Sistem, sadece C-130’lara değil, ufak-tefek yazılım değişiklikleriyle CN235 ve diğer nakliye uçaklarına da uyarlanabilir.

İhracata yönelik çalışmalarımız kapsamında da potansiyel ülkelerle görüşmelerimiz devam ediyor. Savunma sanayisi ihracatlarında kredilendirme sisteminin, özellikle devlet kredisi sisteminin kurulması ile ürünlerimize yurt dışı pazarlarda talebin artacağını değerlendiriyoruz. Bu konuda SSM ile çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Helikopter Alanında Mihenk Taşı Projeler

MSI Dergisi: T129 ATAK helikopterlerinin EDH sürümünün teslimatı tamamlandı. Şimdi gözler, B sürümüne çevrildi. Bu sürüm ile ilgili test ve kalifikasyon takvimi ile ilgili bilgi verebilir misiniz?

Muharrem DÖRTKAŞLI: İlk 9 helikopterlik T129A EDH (Erken Duhul Helikopteri) paketi TSK envanterine teslim edildi ve bu helikopterler operasyonel saha koşullarında görevlerini başarıyla icra ediyorlar. T129B versiyonu kapsamındaki kabul faaliyetleri ise Eylül 2015’te başladı.

 

MSI Dergisi: TUSAŞ cephesinden baktığınızda, Genel Maksat Helikopter projesinin son durumu ile ilgili neler söyleyebilirsiniz?

Muharrem DÖRTKAŞLI: Önümüzdeki 10 yıl içerisinde, 2 farklı konfigürasyonda toplam 109 adet helikopterin üretilmesini kapsayan Genel Maksat Helikopteri Programı’nda takvimin başlaması için, Sikorsky Aircraft firmasının ihraç lisansı sürecini tamamlaması bekleniyor.

MSI Dergisi: Özgün Helikopter projesinde hangi aşamaya geldiniz? Bu proje kapsamında, Döner Kanat Teknolojileri Merkezi (DKTM)’nde üzerinde çalışılan başlıca teknolojiler ve Özgün Helikopter’e ne şekilde katkıları olacağı konusunda detaylı bilgi verir misiniz?

Muharrem DÖRTKAŞLI: Özgün Helikopter Programı, belirlenen takvim ve bütçeye uygun bir şekilde ilerliyor. Hâlihazırda ön tasarım safhası tamamlanan projede, SSM koordinasyonunda geliştirme sürecinde kullanılacak motor seçimi yapıldı ve T129 ATAK helikopterinde de kullanılan LHTEC CTS800-4A motorunun kullanılmasına karar verildi.

Özgün Helikopter Programı, bir helikopter üreticisinde bulunması gereken tüm kabiliyetlerin kazanımını içeriyor. Transmisyon Sistemleri, Rotor ve Pal Sistemleri, Otomatik Uçuş Kontrol Sistemi, Gövde Alt Sistemleri gibi kritik öneme haiz sistemlerin üretim ve testleri proje kapsamında yerli sanayimizin katılımıyla gerçekleştirilecek.

Bilindiği üzere, DKTM, Özgün Helikopter Programı’na doğrudan girdi teşkil etmek üzere değil, daha çok gelecekte tasarlanacak, geliştirilecek veya bir sonraki nesil helikopterlerde bulunabilecek “mümkün kılan (enabling) teknolojiler” geliştirmek üzere faaliyet gösteriyor. Helikopter endüstrisinin sürdürülebilir olması için, bu tip çalışmaların önemli olduğu değerlendiriyoruz ve  çalışmalarımızı bu yönde dürdürüyoruz.

MSI Dergisi: TUSAŞ, yurt dışında bir helikopter modernizasyon ihalesi aldı. Pek çok açıdan kritik önem taşıyan bu proje hakkında bilgi verir misiniz?

Muharrem DÖRTKAŞLI: Ülkemiz savunma ve havacılık sanayisinde bir mihenk taşı olarak da adlandırılabilecek proje kapsamında, sözleşme gereği ismi paylaşılamayan bir ülkenin envanterinde yer alan Cobra AH-1E modeli helikopterlerin; aviyonik suit, silah sistemleri ve bunların entegrasyonunu da kapsayan modernizasyonu, yerli olanaklarla TUSAŞ ana yükleniciliğinde, ASELSAN ve ROKETSAN’ın alt yükleniciliğiyle yapılıyor.

Program kapsamında;

  • Helikopterlerin Aviyonik ve Görev Sistemleri modernizasyonuna ilişkin tasarım, test ve kalifikasyon faaliyetleri,
  • Helikopterler için kit üretimi,
  • CİRİT füzesi entegrasyonu
  • Prototip helikopterlerin Türkiye’de ve yurtdışında Aviyonik ve Görev Sistemlerinin montaj faaliyetleri,
  • Pilot ve bakımcı eğitimleri, ELD Veri Paketi ve ELD malları teslimatı

gerçekleştirilecek. Bu açıdan bakıldığında, T129 ATAK helikopterinin benzeri bir konfigürasyon ile modernizasyonu yapılacak. Proje faaliyetleri başladı ve sorunsuz bir şekilde devam ediyor.

ANKA’da İşler Yolunda

MSI Dergisi: ANKA, kamuoyunun çok yakından takip ettiği bir proje. ANKA-B ve ANKA-S ile ilgili son durum hakkında bilgi verir misiniz?

Muharrem DÖRTKAŞLI: 2004 yılında imzalanan ancak isterleri 2007 sonunda dondurulabilen Özgün Türk İnsansız Hava Aracı Geliştirme Projesi’nde ANKA İHA Sistemi Blok-A ve Blok-B olmak üzere iki farklı konfigürasyon olarak tanımlandı. 2010 yılında ilk uçuşu gerçekleştirilen Blok-A, geliştirme testlerinin ardından SSM ve Hv.K.K.lığı tarafından Eylül 2012’de başlanılan resmi kabul faaliyetleri ile 1 Şubat 2013’te kalifiye oldu.

Blok-B konfigürasyonunda, Blok-A’da bulunan ASELFLIR 300T’nin yanı sıra yine ASELSAN tarafından geliştirilen Yapay Açıklıklı Radar Sistemi (SAR/GMTI) yer alıyor. Entegre edilecek SAR ile ANKA, bulut arkasından dahi hedeflerin geometrik benzetimini yaparak tanımlama yeteneğine kavuşacak. Aynı performansı her iki faydalı yükü birden taşırken gösterecek şekilde tasarım çalışmaları tamamlanan ANKA-B, 2015 yılının Ocak ayında ilk uçuşunu başarıyla tamamladı. İlk uçuştan beri, test faaliyetleri başarı ile devam ediyor.

2013 yılında SSM ile imzalanan seri üretim sözleşmesi kapsamında, 10 adet ANKA-S sisteminde; mevcut Blok-A ve Blok-B özelliklerine ilave olarak uydu bağlantısı (SATCOM), kriptolu veri linki, milli uçuş kontrol bilgisayarı ve HD özellikli kameranın yer alması planlanıyor. 20015 yılının Nisan ayında Kritik Tasarım Gözden Geçirme (CDR) süreci başarıyla tamamlandı. Bu projemizde de çalışmalara devam ediliyor.

MSI Dergisi: Türkiye’nin çeşitli uydu projeleri, farklı modellerde ve farklı ortaklık yapıları ile devam ediyor. Diğer yandan, pek çoğu ilk olan bu projeleri izleyen projelerde, artık modellerin ve ortaklıkların oturması gerekiyor. Bu tabloda, TUSAŞ’ı gelecekte nasıl konumlandırıyorsunuz? Havacılıkta olduğu gibi, TUSAŞ, uzay alanında da ana yüklenici ve tek adres olmaya aday mı?

Muharrem DÖRTKAŞLI: Teknolojik ve stratejik planlama açısından bakıldığında uzay, gelişmiş ülkelerin üzerinde çalıştığı en ileri ve en geleceğe dönük niş alanlardan birisidir. Ulusal uzay endüstrimizin, bu alanın beklentilerini karşılayacak şekilde yapılandırılması için güçlü bir kamu, endüstri ve üniversite iş birliği ortamının yaratılması ve sürekliliğinin sağlanması gerekiyor. TUSAŞ, uzay alanına ilk adımını, 2002 yılında, Milli Savunma Bakanığı ARGE ve Teknoloji Dairesi Başkanlığı’nca yürütülen ve uydu fizibilite raporu hazırlanmasını hedefleyen Uzay ARGE-1 Projesi ile attı.

Ülkemizin ilk yüksek çözünürlüklü elektro-optik yer gözlem uydusu olan GÖKTÜRK-2 uydusunun tüm tasarım, üretim, montaj, entegrasyon ve test işlemleri; TUSAŞ ve TÜBİTAK Uzay İş Ortaklığı tarafından 2007-2012 yılları arasında gerçekleştirildi. GÖKTÜRK-2 uydusu, TUSAŞ tesislerinde üretilerek fırlatma üssüne buradan gönderildi. Uydu, Hv.K.K.lığı tarafından 3 yıldır başarıyla kullanılıyor.

TUSAŞ; GÖKTÜRK-2 uydusunun teknolojik kazanımlarına ilave olarak, halen Akıncı tesislerinde test süreci devam eden GÖKTÜRK-1, ana yükleniciliğini yaptığı ülkemizin ilk sentetik açıklıklı radar uydusu GÖKTÜRK-3 ve endüstriyel çözüm ortağı olduğu TÜRKSAT 6A projeleri ile uzay alanındaki merkezi konumunu her geçen gün güçlendiriyor.

Şirketimiz; tasarım, üretim, montaj, entegrasyon ve test işlemleri ile program yönetimi, sistem mühendisliği, kalite ve ürün teminatı, uzay kalifiye alt sistem, ekipman ve malzeme tedarik faaliyetleri gibi uzmanlık gerektiren bir çok alanda önemli bilgi birikimi sağladı ve her geçen gün yetkinliklerini geliştiriyor ve daha ileriye taşıyor.

TUSAŞ, Uzay Sistemleri Entegrasyon ve Test (USET) Merkezi ile, uzay sistemleri montaj, entegrasyon ve test hizmetleri sağlayan uluslararası bir oyuncu konumuna doğru ilerliyor. GÖKTÜRK-1 Projesi kapsamında halen devam eden uydu testlerine aktif katılım sağlayan alanında uzmanlaşmış personeli ile TUSAŞ, USET Merkezi’nin işletme sorumluluğunu üstlenmiş bulunuyor.

TUSAŞ, ulusal anlamda uzay ve uydu alanında teknolojik derinliğin sağlanması ve teknoloji hazırlık seviyelerinin yükseltilmesi amacıyla yan sanayinin eş zamanlı gelişmesine ve yaygınlaşmasına da büyük önem veriyor. İşte bu yaklaşım, deneyim, bilgi birikimi, altyapı ve yetişmiş insan kaynağı ile ülkemizde ihtiyaç duyulan sivil ve askeri amaçlı tüm uydu projelerinde TUSAŞ, kendisini ana yüklenici ve ana entegratör olarak konumlandırıyor.

Uzay sektöründe öncü ve yönlendirici rol oynayan TUSAŞ; ülkemizin uzay sanayisine liderlik yapma imkân ve kabiliyetine sahiptir ve buna da isteklidir. Son 10 yılda geliştirdiği özgün ürünler ile dünyada söz sahibi bir havacılık şirketi haline gelmiş olan TUSAŞ, ülkemizde her yıl ihracat rekorları kırıyor. TUSAŞ; havacılıkta olduğu gibi uzay alanında da ileride dünyada söz sahibi bir uzay şirketi olmayı hedefliyor.

MSI Dergisi: Bu yıl içinde, A400M ve CN235 uçaklarının bakımları ile ilgili önemli imzalar atıldı. TUSAŞ, bu çalışmalara katkı verecek mi? Envanterde bulunan çeşitli havacılık sistemlerinin bakım ve modernizasyonları ile ilgili işlerde, TUSAŞ, daha fazla rol almayı hedefliyor mu?

Muharrem DÖRTKAŞLI: Sorunuza, platform bazında cevap vermek istiyorum. CN235 uçakları ile başlayacak olursam… Airbus Defence & Space (AD&S) firması, geçtiğimiz yıl, Türk Hava Kuvvetlerinin Kayseri’deki 2. Hava İkmal Bakım Merkezi (HİBM)’ni, CN235 uçakları için bölgesel destek merkezi olarak yetkilendirerek gerekli sertifikasyon sürecini başlattı. Bu çerçevede AD&S firmasının HİBM’de gerçekleştireceği bakım ve modernizasyon faaliyetlerinde ihtiyaç duyulabilecek ve TUSAŞ’ın yetki ve faaliyetleri kapsamında bulunan tüm parça ve ana parçalar için, talep edilmesi halinde, üretim ve tedarik desteği sağlayacağız.

Ön Orta Gövde, Arka Gövde Üst Bölümü, Paraşütçü Kapıları, Acil Çıkış Kapısı, Arka Üst Kaçış Kapağı ve Kuyruk Konisi gibi ana yapısal parçalarının yanı sıra uçuş kontrol yüzeylerinden olan Kanatçık (Aileron) ve Sürat Frenleri (Spoiler)’nin tasarım ve üretimi TUSAŞ tarafından gerçekleştirilen A400M projesinde, ayrıca uçağın kokpit hariç, tüm iç ve dış aydınlatma sistemleri ile atık/temiz su sistemlerinin birinci derece tasarım ve tedarik sorumluluğu da şirketimize aittir.

A400M Entegre Lojistik Destek Fonksiyon faaliyetleri kapsamda, programın başlangıcından teslimatına kadar;

  • Lojistik Destek Analizi
  • İdame Edilebilirlik Analizi
  • Teknik Dokümantasyon Üretimi
  • Yedek Parça Belirleme
  • Yer Destek ve Test Ekipmanı Tasarımı ve Üretimi

çalışmalarını gerçekleştirdik.

Bunlara ek olarak, A400M kullanıcısı ülkelerin hava kuvvetlerine, A400M uçağı ömür döngüsünde idame ve işletme konularında kesintisiz hizmet verebilmek için, AD&S ile 2013 yılında; malzeme tamir, teknik destek, eğitim ve teknik dokümantasyon güncelleme konularını kapsayan Hizmette Destek (In Service Support / ISS) Dönemi Hizmet Sözleşmesi (Service Level Agreement / SLA) imzalandı. Bu anlaşma kapsamında TUSAŞ, AD&S’nin bir parçası olarak, 7/24 müşteriden gelen teknik mühendislik sorularına cevap veriyor; 1.000’in üzerinde “Hatta Değiştirilebilir Ünite” (LRU) ve yer destek ekipmanı için sözleşme yönetiminden başlayarak dağıtımı da kapsayan “Tedarik Zincir Yönetimi” yapıyor. Bu noktadaki katkımız, programın yapısı itibarıyla, AD&S’nin performansına paralel yürüyor.

Hava platformu kullanıcılarımızın ömür döngüsünde ihtiyaç duyabilecekleri idame desteği için önceliğimiz ise kendi programlarımız; özgün üretim ve modernizasyon kapsamında teslim ettiğimiz ürünlerimizdir. Bu ürünler için hem klasik ürün desteği verebilecek hem de Performansa Dayalı Entegre Ürün Destek modellerini uygulayabilecek kabiliyete sahibiz.

Lojistik Hizmetler Başkanlığımız, kullanıcılarımıza, TUSAŞ tarafından teslim edilen ürünlerin idame desteğinin eksiksiz yerine getirilebilmesi için organizasyonel süreçlerini, yapısal ve altyapı dönüşümünü tamamladı.

Ayrıca, hedef uçak segmentinde, kullanıcının, platform satın almadan hizmet talebinin karşılanması da hedeflerimiz arasında yer alıyor.

TUSAŞ Genel Müdürü Muharrem Dörtkaşlı’ya, zaman ayırıp sorularımızı cevaplandırdığı ve verdiği bilgiler için, okuyucularımız adına teşekkür ediyoruz.

890 toplam görüntüleme, 4 bugünkü görüntüleme