SSM, Ömür Devri Yönetimini, 3’üncü Kez Masaya Yatırdı: Kamu-Özel Sektör İş Birliği Artacak – MSI Dergisi: Türk Savunma ve Havacılık Sanayisinin Güncel Referans Bilgi Kaynağı ve Yenilik Habercisi

SSM, Ömür Devri Yönetimini, 3’üncü Kez Masaya Yatırdı: Kamu-Özel Sektör İş Birliği Artacak

20 Kasım 2017

MSI Dergisi’nin, 147’nci sayısında yayımlanan “SSM, Ömür Devri Yönetimini, 3’üncü Kez Masaya Yatırdı: Kamu-Özel Sektör İş Birliği Artacak” başlıklı özel haber, MSI Dergisi’nin İnternet sitesinde paylaşılmıştır:

 

Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) tarafından organize edilen, Ömür Devri Yönetimi Konferansı’nın 3’üncüsü, “Desteği Tasarla, Tasarımı Destekle” teması ile 30 Mayıs’ta, Ankara’da gerçekleştirildi. Konferansta, bir ana muharebe sisteminin ömür devri sürecinde yer alan; tedarik makamından, son kullanıcıya kadar tüm paydaşlar temsil edildi. Milli Savunma Bakanlığı (MSB), SSM, kuvvet komutanlıkları ve savunma ve havacılık sanayisini temsil eden katılımcılar, ömür devri yönetimi konusundaki yaklaşımlarını anlattılar. Konferans boyunca en çok üzerinde durulan konu ise kamu-özel sektör iş birliği oldu.

Prof. Dr. İsmail Demir

 

Ahmet Mithat Ertuğ

 

İlk ikisi 2009 ve 2012 yıllarında düzenlenen konferans:

– Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) envanterine girecek olan ana muharebe sistemlerinin, ömür devri yönetimi yaklaşımı ile tedarik edilmesi,

– TSK envanterinde bulunan ve envantere girecek sistemlerin yüksek harbe hazırlık seviyesinde ve maliyet etkin olarak bakım ve idamesinin sağlanması,

– Bu süreçlerde, TSK’nın organik kabiliyetleri ile savunma ve havacılık sanayisinin yetkinliklerinin bir arada kullanılması konularında, tüm paydaşlar arasında bilgi alışverişi sağlanması ve geleceğe yönelik somut adımlar atılması hedefleriyle gerçekleştirildi.

Açılış konuşmaları ile başlayan konferansta, 4 ana panel gerçekleştirildi. Bu 4 panelin ardından düzenlenen kapanış panelinde ise ilk 4 panelin moderatörlerinden de konuşmacı olarak katılanlar oldu ve konferansın genel değerlendirmesi yapıldı.

 

Planlı Bir Lojistik Destek Yaklaşımı Şart

Konferansın açılış konuşmasını yapan, Savunma ve Havacılık Sanayii İmalatçılar Derneği (SASAD) Yönetim Kurulu Başkan Vekili Ahmet Mithat Ertuğ, şunları söyledi: “Bugün itibarıyla sahadaki ürünler için yürütülmeye çalışılan ürün destek sisteminin, takdir edilen performansı sağlayamadığı hususu dikkate alındığında, planlı bir lojistik destek yaklaşımı ile güncelleştirilmesinin kaçınılmaz olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır… [Ömür devri yönetimi sürecinin] ağırlık merkezi, tasarım fazından başlamak üzere; maliyet etkinlik, performans ve ürün destek dengesinden taviz vermemek olmalıdır. Diğer yandan, entegre lojistik destek yaklaşımı ile sahadaki mevcut ürünler için, özel sektör ve devlet imkânları birlikte kullanılarak, uygulanabilir, tekrarlanmayan [mükerrer olmayan], birbiri ile entegre destek altyapısına geçilmelidir.”

Serdar Demirel

 

Konuşulan Konular Takip Edilmeli

Ertuğ’un ardından, Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir söz aldı ve konu ile ilgili değerlendirmelerini şöyle iletti: “[Ömür devri yönetimi] Bir ürünün temini sonrasında, en az ürünün temini kadar; hatta ondan daha fazla önem taşıyan bir husustur. Özellikle yabancı menşeli ürünlerin temini sonrasında, idamesinin ve sürdürülebilirliğinin ne kadar meşakkatli olduğunu, son toplantılarımızdan gayet iyi biliyoruz. Bu sebepten dolayı, öngörülen veya öngörülemeyen bir dizi maliyetin hangi noktalara eriştiğini ve bunun operasyonel hazır olma seviyesinde ne kadar etkili olduğunu çok net tecrübe etmiş arkadaşlarımız, bu salonda oturuyorlar… [Bu konudaki ilk] Çalışmaların başladığı tarihlerin 6-7 yıl öncesine gittiğini düşünürsek bu konuda biraz daha hızlanmamız gerektiği aşikârdır. Bunu belirtme sebebim, konunun çok taraflı olarak ele alınması, tarafların bir ortamda buluşturulması, konuşturulması ve ortak bir strateji oluşturulması ile ilgili olan eksikliktir. Konunun tüm paydaşlarının fikirlerini paylaştığı bir ortam oluşturmaktan memnunum. Bu tür ortamların sürekli olması ve kavramların olgunlaştırılması aşamasında her paydaşın katkısının sunulması gerektiği kaçınılmaz bir gerçektir. Uygulamaların harekete geçmesi aşamasında da yine tüm paydaşların koordineli çalışması ve bunun sistematiğinin oluşturulması, başarının olmazsa olmaz şartıdır. Bu konferansta bir araya gelip, konuları konuşup, bir daha takibini yapmaz isek yine başka bir konferansta burada buluşup, tekrar aynı konuları tartışmanın bir anlamı olmayacaktır… Kuvvetlerimizin asıl amacı, harbe hazır olmaktır… [Harekât] öncesindeki aşamalarda onların yükünü ne kadar alırsak, onlara ne kadar destek verebilirsek, herhâlde harbe hazırlığımız ve operasyonel yetkinliğimiz o kadar fazla olacaktır… Bu konferanstan beklediğimiz en önemli konulardan biri, bu meselenin takviminin oluşturulması. Bundan sonra nasıl adım atacağız, burada konuştuğumuz gündeme getirdiğimiz konuların takibini nasıl yapacağız, iş paylaşımı nasıl olacak, nasıl bir sistem dâhilinde biz son kullanıcıyı dertsiz, kaygısız, kafası rahat bir şekilde ürünü kullanmaktan başka bir derdi olmayan bir konuma getireceğiz, bunu düşünmemiz gerekiyor. Tabii bunu da en maliyet etkin bir şekilde yapmanın yollarını bulmamız gerekiyor.”

 

SSM’nin Ömür Devri Yönetimi Yaklaşımı

Açılış konuşmalarını ardından, Savunma Sanayii Müsteşar Yardımcısı Serdar Demirel’in moderatörlüğündeki ilk panelde, SSM ve TÜBİTAK’ta çeşitli seviyelerde yönetici olarak çalışan personel, kurumlarının ömür devri yönetimi yaklaşımını anlatan sunumlar yaptılar. Panel açılışında konuşan Demirel, TSK’nın kendi bünyesindeki bakım kuruluşlarını kast ederek, “Doğrudur, TSK’nın bir organik yapısı var ve bu çok da başarılı bir örnek. Böyle olmaya devam etmesini umuyoruz. Öte yandan da bir de Türk savunma ve havacılık sanayisi var. Bunun da desteğini almamak düşünülemez.” diyerek paneli başlattı.


Bu paneldeki konuşmacılardan:


  • SSM Lojistik Daire Başkanı Abdullah Erol Aydın
    ; konferansın amacını, bu konuda geçmişte yapılan çalışmaları, Şekil 1’de görülen 5 Paydaş (5P) Modeli’ni ve Şekil 2’de görülen Kamu Özel Sektör İş Birliği (KÖİ) kavramını anlattı. Aydın, İngiliz Kraliyet Hava Kuvvetlerine ait C-130 uçaklarının bakım ve idame faaliyetlerinin KÖİ yaklaşımı ile yürütülmesi sayesinde, toplamda 321 milyon dolar tasarruf edildiğinden bahisle TSK envanterinde bulunan veya envantere girecek olan yaklaşık 300 genel maksat helikopterinin bakım ve idamesinin benzer bir bakış açısı ile yürütülebileceğini belirtti. Aydın, paydaşların ortak çalışmaları ile Türkiye’nin milli bünyesine uygun ömür devri yönetimi modelleri ile süreçler, yöntemler, analizler, standartlar, maliyetler ve kamu-özel sektör iş birlikleri gibi konular üzerinde çalışma yapmak üzere, SSM çatısı altında, “Türk Savunma Sanayii Ömür Devri Yönetimi Platformu”nun kurulmasının planlandığını açıkladı. Bu platforma, tüm paydaşların vereceği destek ile ömür devri yönetiminde daha etkin sonuçlar alınabileceğini de ifade etti.

  • SSM Hava ve Kara Lojistik Müdürü Demir Çiğdemoğlu;
    sözleşmeye bağlanmış Lojistik Destek Projeleri ve hazırlık aşamasındaki projeler hakkında bilgiler verdi. THY Teknik A.Ş.’nin ana yüklenici olduğu projede dönemsel değerlendirmenin tamamlandığını ve hedeflenen başarı oranının çok üzerinde bir başarı elde edildiğini, bu hususun hem kullanıcıda hem de Müsteşarlık bünyesinde, Lojistik Destek Hizmeti Sözleşmelerinde örnek bir başarı olarak ele alındığını belirtti. Yetenek Matrisi Konsepti konusuna, yürütülen lojistik destek projelerine ve bu projelerde uygulanmakta olan destek başarı oranı ve ceza sistemine değindi. Yetenek Matrisi Konsepti depo seviyesinde bakım yapabilecek teşkiller ile yüklenici firmalardaki kabiliyetlerin ortaya konularak, gerekli yatırımların planlanması ve mükerrer yatırımların önlenmesi prensibi üzerine kurulu. Lojistik destek projelerinde uygulanan destek başarı oranı ise projedeki ana yüklenicinin, yükümlülüklerini yerine getirme seviyesini ifade ediyor. Ana yüklenici, beklenen performansın altında kalırsa çeşitli cezalar söz konusu oluyor. SSM, gelecek dönemlerde, beklentilerin üzerine çıkan firmaları ise ödüllendirmeyi planlıyor.

  • SSM Deniz ve Simülatör Lojistik Müdürü Özgür Özdemir;
    lojistik destek projeleri ve Teklife Çağrı Dosyası (TÇD) hazırlanmakta olan projeler hakkında bilgiler verdi. SSM Lojistik Daire Başkanlığına bağlı Hava ve Kara Lojistik Müdürlüğü ile Deniz ve Simülatör Lojistik Müdürlüğü tarafından; Özgün Helikopter, ALTAY Tankı, HÜRKUŞ B ve C , KARAOK Silah Sistemi, Silah Taşıyıcı Araçlar, AKYA ve SGRS Geliştirme / Seri Üretim projelerinde, ömür devri, bir bütün hâlinde kurgulanıyor. Envanterde bulunan ya da yakın zamanda envantere girecek olan Komuta Kontrol Uçakları, 2. TİHA-Gözcü, JAİKU-İKU, HÜRKUŞ-B TEU, STAMP, HİK Uçakları, PT-6 Motorları, BORA Füze Sistemi, Kornet-E Tanksavar Silah Sistemi, EHTES, Uzun Ufuk, Simülasyon Sistemleri, EHDM ve DEHTES sistemlerinin yanında diğer bazı projeler için de lojistik destek sözleşmeleri ve sözleşme hazırlıkları kapsamında çalışmalar yürütülüyor.

  • SSM Sanayileşme Daire Başkanı Bilal Aktaş,
    şunları kaydetti: “Sanayicinin lojistik destek vermek üzere desteklenmesi çok önemli. SSM, kaynak tahsisine yönelik bir planlama yapıyor. Büyük bir lojistik destek projesi çıktığında, ilgili sahanın desteklenmesine yönelik kredi mekanizmalarının, ilgili Savunma Sanayii İcra Komitesi (SSİK) kararı içerisinde yer almasını hedefliyoruz. Lojistik desteklenebilirliğe etki eden alt sistem komponentlerinin yerlileştirilmesi hususu, yine önümüzdeki dönem önem vereceğimiz konulardan bir tanesi. Yerlileştirilen alt sistem ve komponentlerin sertifikasyonu ve kalifikasyonu, en kritik noktalardan biri. Önümüzdeki süreçte, bu faaliyetlerin de offset, kredi ve EYDEP mekanizmaları ile desteklenmesi konusu üzerinde duracağız.”

  • SSM Kurumsal Kalite ve İştirakler Yönetimi Daire Başkanlığı Proje Takip ve Değerlendirme Müdürü Bilkutay Yılmaz;
    ömür devri yönetiminde maliyetlerin ortaya çıkarılması için kullanılan analiz yöntemlerinin öneminden, rakamlar vererek bahsetti. Bir ana muharebe sisteminin toplam maliyeti içerisinde, Tasarım ve geliştirme maliyetinin %7’ye, üretim ve yatırım maliyetinin %23’e, işletme ve idame maliyetinin %68’e ve elden çıkarma maliyetinin %2’ye karşılık geldiğini kaydetti.

 

 


  • TÜBİTAK BİLGEM Yazılım Teknolojileri Araştırma Enstitüsü (YTE) Müdürü Cemil Sağıroğlu;
    sürdürülebilir bir ömür devri yönetimi modeli geliştirilmesi konusunda, TÜBİTAK BİLGEM YTE’nin sağlayabileceği katkıları anlattı.

 

 

 

 

Sektörün Bakım ve İdame Kabiliyetleri

Hüseyin Baysak

Konferansın ikinci panelinde, savunma ve havacılık sanayisindeki çeşitli firmaların temsilcileri sunumlar yaptılar. Üzerinde konuşulan ortak konular; kamu özel sektör iş birliği, ürün destek stratejileri için model önerileri, ortaya çıkan problemlerin çözümüne yönelik teklifler ve firmaların beklentileri ile kısa, orta ve uzun vadeli hedefleri oldu. Panelin moderatörlüğünü ise SASAD Genel Sekreteri Hüseyin Baysak yaptı. Panel açılışında konuşan Baysak, şöyle konuştu: “Böyle bir düzenlemenin yapılmasından dolayı, sanayiciler olarak SSM’ye gerçekten teşekkür ediyoruz. Çünkü biz entegre lojistik destek, bütünleşik lojistik destek veya performansa dayalı lojistik desteğin, sektörün sürdürülebilirliği açısından önemli bir etkisi olacağını değerlendiriyoruz. Örnek olarak uygulanmaya başlanan ve az önceki panelde de anlatılan projeler konusunda deneyim kazanmaya başladık, sanayiciler olarak. Sanayicilerimizin biraz sonra yapacakları takdimlerde, kendilerinin bu konuda oldukça iyi bir yapılanmaya gittiklerini, hazırlık seviyelerinin oldukça yukarda olduklarını göreceğiz.” İkinci panelin konuşmacıları ve yaptıkları sunumlara ilişkin satır başları, sırası ile şunlar oldu:


  • ASELSAN Su Üstü Sistemleri Program Direktörü Behçet Karataş,
    şunları vurguladı: “TSK ve sanayi arasında lojistik bilişim altyapısının kurulması da bizim isteklerimiz arasında. ‘Bu nedir?’ derseniz, depo yönetimi, arıza ihbarları… Bunların hepsinin, elektronik ortam üzerinden ve ortak bir arayüz üzerinden yapılmasını istiyoruz. ASELSAN olarak, Müşteri İlişkileri Yönetimi adı altında bir uygulamamız var. Şu anda, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı (Dz.K.K.lığı) ile bunu yoğun şekilde kullanıyoruz. Arıza ihbarları, bu uygulama üzerinden geri bildirilmekte ve biz gerekli aktivitelerin bölünmesini ortadan kaldırarak, hızlı şekilde müdahale edebilmekteyiz… Ambarda bulunan yedek malzemelerin, TSK ile ortaklaşa ulaşabileceğimiz ve herhangi bir yerde arıza olduğunda, anında bu malzemeleri de kullanıma alabileceğimiz ortak bir bilişim altyapısının olması gerektiğini düşünüyoruz.”

  • TUSAŞ Lojistik Hizmetleri Başkanı Muammer Akpınar;
    “Sonuç olarak;

    • Tüm tedarik süreçlerinde, özellikle millileştirme süreçlerinde, hedeflerin tüm paydaşlar tarafından daha net anlaşılabilmesi ve hedefe tam ve zamanında ulaşılabilmesi için, SSM’nin yurt içi savunma sanayisi firmaları ve TSK kabiliyetlerini kapsayacak şekilde, müşterek Entegre Lojistik Destek (ELD) Direktifi’nin yayınlanmasının,
    • Tedarik sözleşmelerinde, her seviyede ürün için, ürün ömür devri yönetimi yaklaşımı doğrultusunda, ürün sürdürülebilirliğinin en baştan dikkate alınarak, ELD sözleşmelerinin tanımlanması ve gerçekleşmesinin takip ve kontrol edilmesinin,
    • Bütünleşik faaliyetlerdeki performans paketi ile ürün destek sürecinin uzun dönem destek anlaşmaları ile sağlanmasının uygun olacağını değerlendiriyoruz.” şeklinde konuştu.

  • HAVELSAN Genel Müdür Yardımcısı Savaş Yanık;
    Genelkurmay Başkanlığı, kuvvet komutanlıkları ve MSB tarafından ayrı ayrı kullanılmakta olan lojistik bilgi sistemlerinin, HAVELSAN tarafından geliştirilebilecek bir platform olan Entegre Lojistik Bilgi Sistemi (ELBS) çatısı altında toplanabileceğini dile getirdi. ELBS hayata geçirilecek olursa kullanıcılar açısından çıktıları; etkin stok yönetimi; etkin performans yönetimi ve ekonomik ve hızlı tedarik olacak. Sistemin firmalar açısından faydalı yanları ise şu şekilde sıralanıyor:

    • Öngörülebilir ve sürdürülebilir bir pazar yapısı oluşacak,
    • Tedarik ve teslimat süreleri kısalacak,
    • Stok maliyetleri azalacak ve
    • Rekabet avantajı sağlanacak.

  • ROKETSAN Genel Müdür Yardımcısı Dr. Mehmet Yavuz Aka;
    bir ana muharebe sistemi lojistik desteği maksadıyla imzalanan, ana tedarik sözleşmesi de dâhil olmak üzere, toplamda 10’dan fazla çeşit sözleşme olabildiğini; bunun çok karmaşık bir yapı olduğunu ve tüm hizmetleri kapsayacak tek bir Tedarik ve Ömür Devri Yönetim Sözleşmesi ile sürecin yönetilmesinin çok daha kolay olacağını belirtti. Alt yüklenicilerin de ELD içerisinde önemli bir faktör olduğunu ve buna yönelik eğitimlere olan ihtiyacı hatırlatan Dr. Aka, hâlihazırda ELD ile ilgili kullanılmakta olan standartlar, el kitapları ve kılavuzlar gibi dokümantasyonun Amerikan menşeli olduğunu ve yerlileştirilmeleri gerektiğini vurguladı.

 


  • FNSS İş Geliştirme Müdürü Haldun Olgun;
    FNSS’nin, ürün desteği ile ilgili saha tecrübelerini anlattı. FNSS, bu kapsamda; Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Suudi Arabistan ve Belçika silahlı kuvvetlerine ait zırhlı araçların lojistik desteğine ilişkin çeşitli faaliyetler yürütüyor; benzer şekilde, Umman’a yakın zamanda ihraç edilen zırhlı araçların desteklenmesine yönelik olarak da görüşmeleri sürdürüyor. FNSS’nin BAE’de uyguladığı modelde, yedek parça satışı gerçekleşiyor; ardından, FNSS’nin kendi personeli, bakım ve arıza onarımını yürütüyor. Suudi Arabistan örneğinde ise FNSS, bu ülkenin ordusuna ait askeri bir fabrikayı işleterek, burada zırhlı araçların yarı ömür modernizasyonunu yapıyor. FNSS, Belçika ordusunun zırhlı araçları için ise yedek parça tedariki yapıyor. Umman’da yürütülmesi planlanan model de BAE’dekine benziyor; ancak Umman, bakım süreçlerine, kendi personelini de dâhil etmek istiyor. FNSS, Türkiye’de ise SAMUR ve KUNDUZ araçları için, çeşitli performans kriterleri dâhilinde lojistik destek sağlıyor.

  • OTOKAR Zırhlı Araçlar Sistem Mühendisliği Direktörü Oğuz Korkut Kibaroğlu;
    ALTAY tankının geliştirilmesi sürecinde, kolay idame ve düşük sahip olma maliyeti hedefleri için, 4.000 adamxsaatlik mühendislik işgücünün harcandığını; 100 adedin üzerinde bakım destek teçhizatı tasarlandığını; 250 adet analiz ve 150 adet tasarım değişikliği yapıldığını belirtti. Kibaroğlu, bu konuda yürütülecek kamu özel sektör iş birliği faaliyetlerini, “Özel sektörün sahip olduğu personel gücü ve tecrübe birikimi dâhilinde, özel sektörün envantere giren ürünlerinin işletme, bakım ve idamesi amacıyla askeri fabrikalarda bulunan ilgili atölyelerin, kamu-özel sektör iş birliği ile ya da özel sektör tarafından kullanılabileceği ya da işletilebileceğini değerlendiriyoruz.” şeklinde özetledi.

 


  • BMC ELD Müdürü Deniz Şişlioğlu;
    özgün bir ürün destek stratejisi geliştirilmesindeki ana adımları; güvenilirlik artışının sağlanması, görev yapar asgari ekipman listelerinin hazırlanması ve harekâta odaklı tedarik zinciri oluşturulması olarak sıraladı ve bu adımları, detaylı olarak açıkladı.

 

 

 

 


  • TAİS Savunma Sanayisi Projeleri Müdürü M. Selim Buğdanoğlu;
    gemilerin ömür devri maliyetlerine etki eden faktörleri; ilk inşa, personel, yakıt, bakım, tutum, sarfı süratli malzeme ve hizmet dışına çıkış giderleri olarak sıraladı. Bu gider kalemlerinden personel sayısının, gemi tasarımı safhasında girdi olarak kullanıldığını; yaşam yeri ihtiyacının azalması ile gemi boyutlarının küçüldüğünü; bunun sonucunda da hem ihtiyaç duyulan motor gücünün hem de personel maliyetinin azaldığını hatırlattı. Buğdanoğlu, ayrıca şunları iletti: “Müteakip dönemde yapılacak gemi inşa sözleşmelerinde, planlı bakım onarımlar ile arıza onarımlarına yönelik usul ve yöntemlerin de tedarik şartnamelerinde yer almasının gerektiğini değerlendiriyoruz.”

 

Son Kullanıcı Açısından Ömür Devri

Tümg. Veli Tarakçı

Kara, Hava ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı temsilcileri ile Emniyet Genel Müdürlüğü temsilcisinin, son kullanıcılar açısından ömür devri yönetimi hakkında konuştukları konferansın 3’üncü paneline, etkinlik sırasında MSB Müsteşar Yardımcılığı görevini yürüten Tümg. Veli Tarakçı moderatörlük yaptı ve şunları söyledi: “Biliyorsunuz, son dönemde, özellikle güneydoğu bölgemizde olan aşırı hareketlenmeler ve devletimizin bekasına yönelik bazı tehditlerden sonra, artık tüm harekât ve istihbarat sistemlerinde olduğu gibi, bazı lojistik sistemlerin de yeni baştan ele alınması ve yeni baştan değerlendirmesi gerektiği ortaya çıktı. Bunlardan bir tanesi de şu anda tartıştığımız ömür devri yönetimi. Ama bu kapsamda dikkat ettiğimiz en önemli şey, eski kurgularla tasarlanmış olan lojistik sistemlerin, artık 21’inci yüzyıldaki asimetrik tehdit ışığı altında, hibrit savaş koşullarına yönelebilen yapılanmalara olan ihtiyacıdır. MSB, bu yönde çalışmalar başlatmıştır.”

Lojistik, Barıştaki Kadar Seferde de Gerekli

“TSK’nın lojistiği, barış zamanında başlayan, seferberlik ve savaş hâlinde de devam eden bir sistemdir. Barış zamanda mükemmel işleyen bir sistemden ziyade, savaş zamanında da mükemmel işleyen bir sisteme ihtiyacımız var. Barışta bakınca her şey güzeldir, her şey süt limandır. Ama savaş şartlarında, aynı esaslarda, aynı koşullarda, sürdürülebilirlik bizim için önemlidir. Dolayısı ile çok açık ve net olarak ifade etmem gerekirse beni savaşta yarı yolda bırakmayacak sistemlere ve güvenilir bir sürece ihtiyacım var.” şeklinde sözlerini sürdüren Tümg. Tarakçı, şunları ekledi: “Ömür devrini yöneteceğim herhangi bir ana malzeme ve teçhizatı [bakım ve idame konularında] özel sektöre devredebilmem için, elimde bulundurduğum eşit imkân ve kabiliyeti lağvetmem gerekir. Lağvetmem için de sıkıştığım yer ve zamanda, yani seferde, bu desteğin sürekliliğinden emin olmam gerekir. Yani profesyonelleşme gerekir.”

Konferansın 3’üncü panelinin moderatörü ve konuşmacıları (soldan sağa): Yb. Cenk Yaman, Alb. Zafer Kardan, Tümg. Veli Tarakçı, Yb. Ufuk Canöz ve 3’üncü Sınıf Emniyet Müdürü Erdal Kılınç.

 

TSK’nın ömür devri yönetimine bakış açısını bu şekilde özetleyen Tümg. Tarakçı’nın ardından;

  • Kara Kuvvetleri Komutanlığı adına Alb. Zafer Kardan; tedarik projelerinde, sistemlerin alt parçalarına ait arızalar arası ortalama süre değerleri temin edilemediğinden, sistemlerin stok yönetiminde zorluklar yaşandığını; yurt dışından tedarik edilen sistemlerin bilgi paketlerinin bulunmadığını; kodlandırma işlemi esnasında yaşanan problemlerden dolayı, aynı malzemenin envanterde birden fazla stok numarası ile bulunabildiği ifade etti.
  • Deniz Kuvvetleri Komutanlığı adına Yb. Ufuk Canöz; firmaların, çoğunlukla malzeme üreticisi ya da tedarikçisi olmayıp “ana yüklenici” olmaları nedeniyle bazı taleplerde, ilgili alt yüklenici veya tedarikçiden cevap almak durumunda kaldıklarına; sözleşme ve taahhütlerde, verilecek yedek parça desteğine ilişkin detaylı bir ifade ya da açıklama bulunmadığına dikkat çekti.
  • Hava Kuvvetleri Komutanlığı adına Yb. Cenk Yaman; şu sorunlara değindi:
    • Klasik idame işletme modelinde, faaliyet oranlarının olumsuz yönde etkilenmemesi amacıyla yüksek depo miktarlarına ihtiyaç duyulması,
    • Demode malzemelerin üretim bantlarının kapatılmış olması ve üretici firmaların tekrar üretim için yüksek ücretler talep etmesi,
    • Tedarikçiler için yüksek yatırım ihtiyacı,
    • Garanti sonrası idame-işletme modeli öngörülmemesi,
    • Demode malzeme yönetimine ilişkin sözleşmesel zorunlulukların bulunmaması veya uygulanmaması,
    • Proje süreci içinde ortaya çıkan bütçe kısıtlarını aşmak amacıyla ilk olarak lojistik bölümlerden feragat edilmesi ve lojistik bütçenin azaltılması,
    • Malzeme tedarik yönteminin oluşturulma sürecinin uzaması sonucu sistem faaliyet oranlarının düşmesi ve
    • Proje kapsamında tedarik edilen çevrim yedeği miktarının yetersiz olması.
  • Emniyet Genel Müdürlüğü adına Şube Müdürü Erdal Kılınç tarafından, Emniyet Genel Müdürlüğü Bakım Onarım İş Akışı ile ömür devri mevzuatı ve teknik altyapısı hakkında bilgi verildi ve iyileştirme talepleri sıralandı.

 

MSB Genel Müdürlükleri ve MKEK

Dündar Talazan

Konferanstaki 4 ana panelden sonuncusunda, MSB’ye bağlı kuruluşlar temsil edildi. Panel moderatörlüğünü ise MSB Tersaneler Genel Müdürü Dündar Talazan yaptı.

 

 

 

 

 

 

 

Bu paneldeki katılımcılar, şu hususlara değindiler:


  • MSB Lojistik Genel Müdürlüğü temsilcisi Alb. Mehmet Tahtabiçen;
    mevcut lojistik destek sisteminde, ana tedarik sözleşme aşamasında, ana yüklenici ile kullanıcı ve bakım personelinin eğitimini kapsayan eğitim planları oluşturulması gerekliliğine vurgu yaptı.

 

 

 


  • MSB Tedarik Hizmetleri Genel Müdürlüğü temsilcisi Alb. Faruk Bidev;
    “Kalite yönetim sistemi gerekliliklerine ilave özel süreçlerin geçerli kılınması kapsamında, ana yüklenicilerimizin her biri, ayrı ayrı kendi alt yüklenicilerinin yeterliliğini onaylamakta; zaman para ve insan kaynağı boşa gitmektedir. Bakanlık tarafından, savunma sanayisindeki özel süreçlerin denetlenerek belgelendirilmesi hâlinde; gereksinimler, ilgili standartlara bağlı olarak en sıkı şekilde karşılanacak; denetim ve onay uygulamaları standartlaştırılacak; özel süreçlerin denetim ve onay işlemleri iyileştirilecek; yükleniciler sıkı denetime tabi tutulacak ve zaman ve kaynak tasarrufu sağlanacaktır.” şeklinde konuştu.

  • MSB Askeri Fabrikalar Genel Müdürlüğü temsilcisi Yb. Numan Yöner;
    Türkiye’deki askeri fabrikaların varlığının zorunlu oluşunu açıklarken, Amerikan Silahlı Kuvvetlerine bağlı askeri fabrikaların varlıklarının korunmasına yönelik hukuki düzenlemeleri örnek gösterdi. Bu düzenlemeler gereğince;

    • Bazı stratejik depo seviyesi bakım (DSB) yeteneklerinin, askeri fabrikalarda muhafaza edilmesi,
    • Bir yılda DSB için ayrılan toplam bütçenin, en az %50’sinin askeri fabrikalarda harcanması ve
    • Her yıl askeri fabrikalarda yürütülecek bakım faaliyetleri için ayrılan bütçenin bir kısmının, buradaki altyapı, teçhizat ve süreç iyileştirmeleri için ayrılması zorunlu.

Yb. Yöner, son olarak, askeri fabrikalar ve firmaların, birbirlerinin alternatifi değil, bir bütünün tamamlayıcı unsurları olduğunu; birlikte ve koordineli çalışmalarından sinerji doğacağını hatırlattı.


  • MSB Tersaneler Genel Müdürlüğü temsilcisi Yb. Burak Gökalp;
    askeri tersanelerin, çok kritik işlevleri olduğunu ve kesinlikle kapatılmamaları gerektiğine; Gölcük Tersanesi Komutanlığının, Türkiye’de denizaltı inşa edebilecek tek tesis olduğuna; İstanbul Tersanesi Komutanlığı tarafından inşa edilen ADA sınıfı korvet (MİLGEM)’lerin, dünyada, son 10-15 yılda, planlandığı zamanda ve bütçede tamamlanan tek proje olduğuna ve bu başarının, dünyada örnek gösterildiğine vurgu yaptı.

  • Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu (MKEK) temsilcisi Başmühendis Alper Tol;
    MKEK tarafından başlatılan ve SSM onayına sunulan ATIŞSAYAR projesinden bahsetti. MPT-76 Modern Piyade Tüfeği’nin ömür devri yönetimini oldukça kolaylaştırabilecek olan bu projede, tüfeğin kabzası içerisine yerleştirilecek bir cihaz vasıtası ile tüfeğin yaptığı atım sayısı ve hangi tarihte, hangi parçasının değiştiği gibi değerli verilerin kayıt ve analiz edilmesi hedefleniyor.

        

 

Konferansın Genel Görünümü

Dr. Orkun Hasekioğlu

Konferansın kapanış paneli, genel değerlendirmelerin yapılması amacıyla düzenlendi ve moderatörlüğünü de Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir yaptı. Panelin ilk konuşmacısı, TÜBİTAK Başkan Yardımcısı Dr. Orkun Hasekioğlu, şunları iletti: “TÜBİTAK’ın, 3 açıdan, SSM ömür devri yönetimi programına katkı sağlayabileceğini düşünüyorum. Birincisi, TÜBİTAK, referans ürün ve firma mimarisini oluşturabilir. Bu çerçevede, mevcut süreç devam ettirilebilir. Olması gereken modern mimari ile farklılıkları ortaya koyarak, bu farklılıkların yerine, optimum süreçlerin elde edilebilmesi için bir yol haritası çıkarabilir… İkinci olarak TÜBİTAK, ömür devri yönetimi ile ilgili eğitim ve sertifika programları oluşturabilir. Son kullanıcı ve diğer paydaşları eğitebiliriz. TÜSSİDE enstitümüz, bunun için çok ideal bir yer. Üçüncü olarak ise TÜBİTAK destek programları ile ömür devri yönetimine uygun tasarımlar teşvik edilebilir. Bu, proje çağrılarında mecburi bir iş paketi hâline getirilebilir veya değerlendirme kriterlerinden birisi de ömür devri yönetimine uygunluk olabilir.”

 

Özel Sektör, İş Birliğine Sıcak Bakıyor

SASAD Genel Sekreteri Hüseyin Baysak, konferansla ilgili genel değerlendirmelerini şu şekilde paylaştı: “Olaya tepeden baktığımız zaman, envanterde bulunan veya alınacak olan sistemlerle ilgili, 3 modeli değerlendirmemiz gerekir. Bunlardan bir tanesi, yeni sözleşmeler kapsamında tedarik edilecek sistemlerin desteklenmesine ilişkin olan model. İkincisi, hâlen TSK’nın envanterinde, yerli üreticiler ve sektör oyuncuları tarafından üretilmiş olan sistemlerin desteklenmesi ihtiyacı ile ilgili olan model. Üçüncüsü ise yabancı kaynaklardan tedarik edilmiş olan ve bakım-idame güçlüğü yaşanan sistemlerin nasıl destekleneceğini tanımlayan model… Bu kapsamda, söz konusu ihtiyaçların karşılanmasına yönelik olarak geliştirilecek yeni bir yaklaşım ile entegre lojistik desteğin, SSM tarafından yapılacak sözleşmeler eliyle, yurt içi firmalardan hizmet alımı şeklinde yürütülmesinin doğru bir yöntem olacağını değerlendiriyoruz. Özellikle hizmet alımı için, özel, basit ve modern bir tip sözleşmesi hazırlanması ve SSM bünyesinde geliştirilmesine ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz… Yine TSK’da ciddi bir organik altyapının olduğunu, bu konuda yaratılacak sinerji ile bu organik varlığın değerlendirilmesi ile pek çok başarının elde edileceğini düşünüyoruz.”

MSB Tersaneler Genel Müdürü Dündar Talazan ise “Son kullanıcı olan TSK ve MSB’nin ömür devri yönetiminin ne kadar önemli olduğu görüldü. Bu doğrultuda, ömür devri yönetimi ve maliyetlerin düşürülmesi bakımından neler yapılabileceğine ilişkin çalışmaların, hep birlikte gözden geçirilmesi gerekiyor.” şeklinde konuştu.

Konferansa sponsor olan toplam 12 firma, etkinlik süresince birer stant açtılar. Etkinliğin stant ve isimlik sponsoru olan AYESAŞ, standında; başta Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir, Müsteşar Yardımcıları Serdar Demirel ve Dr. Celal Sami Tüfekçi ile Lojistik Daire Başkanı Abdullah Erol Aydın olmak üzere, sektör temsilcilerini ağırladı.

 

Askeri Fabrikalar, Özel Sektöre İhtiyaç Duyuyor

Savunma Sanayii Müsteşar Yardımcısı Serdar Demirel; “Bizim bugüne kadar, aslında tam olarak kullanamadığımız bir güç var; çok büyük firmalarımız var… Bir silah sistemini en iyi tanıyan, onun üreticisidir. Bu kapsamda da burada hep beraber, Türkiye’nin bekası ve bağımsızlığı için çaba veriyoruz. Nitekim gerek askeri fabrikalar gerekse kuvvet komutanlıklarımızın yaptığı sunumlarda, bu mesajı gördüm. ‘Beraber yapmamız lazım. Sanayinin gücünü arkamıza almamız lazım. Bunun formülünü bulmamız lazım.’ şeklinde. Uzun yıllardır aradığımız sinerjinin ve iş birliği mesajlarının burada oluştuğunu sevinerek gördüm. Fakat şu anda yapılması gereken, çalışma metodolojisinin belirlenmesi. Bu da belirli bir şekilde evrilecek, olgunlaştırılacak.” dedi.

 

Yeni Yapılanmada Özel Sektörün Rolü Önemli

Panel moderatörü Prof. Dr. Demir de kapanış değerlendirmelerini şöyle aktardı: “Genelde performansa dayalı hizmet anlayışına geçtiğimizde, memnuniyet seviyesinin yükseldiğini görüyoruz. Geçenlerde, bir Orta Doğu gezisinde, bir ürünümüzü kullanan ülkenin yetkilisi, üründen çok memnun olduklarını; memnuniyetin ötesinde, ürün sahibi firmanın verdiği hizmetten çok memnun kaldıklarından bahsetti… Kuvvetlerimizin de son kullanıcılarımızın da bu seviyede hizmet almaları önemli; onun için de hizmet veren tarafın, belirli bir performans garantisi ile kendini bağlı hissetmesi ve varlığının buna bağlı olduğunu çok net anlaması gerekiyor. Burada, özel sektörle devletin çok yakın bir iş birliği gerekli. Yeni yapılanmada; askeri fabrikaların ve tersanelerin yapılanması sürecinde, özel sektörün rolünün ne olabileceğinin çok iyi analiz edilmesi gerekiyor. Özel sektörle iş birliği konusunda, askeri fabrikalar ve tersanelerimizin de büyük kazanımları olacaktır. Önemli kabiliyetlerin, çok daha fazla katma değer sağlayan bir ölçeğe ulaşacağını düşünüyorum.”

293 toplam görüntüleme, 5 bugünkü görüntüleme